KÜLTÜR SANAT - 05 Haziran 2023 Pazartesi 09:37

Trabzon’dan dünyaya açılan lezzet: Hamsiköy sütlacı

A
A
A
Trabzon’dan dünyaya açılan lezzet: Hamsiköy sütlacı

Tarihi İpek yolu güzergahındaki Zigana Dağı eteklerinde, bozulmamış doğasıyla ilgi gören Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı Hamsiköy’de tarihi 1924’li yıllara dayanan sütlaç, yerli ve yabancı turistlerin vazgeçemediği bir lezzet haline geldi.

Tarihi İpek yolu güzergahındaki Zigana Dağı eteklerinde, bozulmamış doğasıyla ilgi gören Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı Hamsiköy’de tarihi 1924’li yıllara dayanan sütlaç, yerli ve yabancı turistlerin vazgeçemediği bir lezzet haline geldi.


Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı Hamsiköy, son yıllarda yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası oldu. Zigana Dağı eteklerinde yer alan Hamsiköy, renk cümbüşü ve doyumsuz manzarasının yanı sıra tarihi 1924’li yıllara dayanan sütlacı ile misafirlerini cezbediyor. Farklı flora yapısından beslenen hayvanlardan elde edilen süt, pirinç ve şekerden yapılan Hamsiköy sütlacı özellikle Arap turistlerin ilgi odağı.


40 yıldır sütlaç imalatı yapan Nazmi Kayıkçı, sütlacın tarihinin çok uzun yıllara dayandığını belirterek “İran şahının buraya gelerek Atatürk ile anlaşma yaptıkları zamanda dahil hamsiköy sütlacı varmış. İran şahı gittikten sonra yazmış olduğu kitabında Hamsiköy süt aşı diye yazar. Tabi aslında Hamsiköy sütlacı ama onlar süt aşı diye yazmışlar. Arap turistler ise muhallebi diyor” dedi.


Sütlacın çok uzun bir tarifinin olmadığını dile getiren Kayıkçı, “Doğadaki çiçeğin çok oluşundan, sütümüzün yağlı olmasından ve birde yaparken ona vermiş olduğumuz hizmetten dolayı bir lezzeti yakalıyoruz. Bir sütlacı en az 4 saatte çıkartıyoruz. Herhangi bir katkı kullanmıyoruz. Süt, pirinç ve şeker. Ama 3-4 saat boyunca hiç bırakmadan karıştırıyoruz. Tamamen süt kendini alana kadar uğraşıyoruz” şeklinde konuştu.



Güveçte servis ediliyor


Sütlacın kremit güveç kaplarında servis edildiğini vurgulayan Kayıkçı, “Güveç şeklinde servis ediyoruz. Güvece fırınlama yaptığımız farklı bir lezzet katıyor. Üzerine hafif şekilde yakıyoruz. Daha sonra müşterinin isteğine göre fındık atıyoruz. Biz yöre halkı olarak fındıksız olarak tercih ediyoruz ama gelen müşterilerin çoğunluğu fındıklı tercih ediyor. Hamsiköy sütlacına son yıllarda inanılmaz bir ilgi var. Burada sütlaç yiyip gidenler kendi ülkelerinde bunu anlatıyorlar. Bu şekildeki tanıtımın ardından buraya her gelen sütlaç istiyor. Tabi bizde sütlaç onlar muhallebi. Arap turistlerin yanı sıra Avrupa’dan gelen müşterilerimiz de oluyor. Burası Alp’leri aldatmayacak bir yer. Burası İran transit yolu geçmiş yıllarda olduğu için buradan her devletin milletinden geçiyordu. Gittikleri yerlerde Hamsiköy sütlacını söylüyorlardı. Tabi artık daha kolaylaştı. Buradan Almanya’dan giden birisi paket yaparak getirebiliyor” diye konuştu.



“Nişasta katılmıyor”


Sütlaç ustası Murat Bülbül ise sütlaca kesinlikle nişasta katılmadığına dikkat çekerek, “Hamsiköy sütlacı bizim doğanın binbir çiçekleri ile beslenen hayvanlardan elde edilen sütten yapılıyor. Yayladan topluyoruz. Gelip burada imalatını ve dağıtımını yapıyoruz. Sadece süt, şeker ve pirinçten yapılır. Çoğu kişi nişasta katılır gibi şeyler söylüyorlar ama kesinlikle katılmıyor. Özellikle Arap turistlerin bu bölgede olması bizim için çok iyi. Bizden memnun kalıyorlar. Sütlacı sevgiyle yaptığımız için tadı güzel oluyor” ifadelerini kullandı.



“Bütün Avrupa, Asya, Afrika dahil birçok noktadan buraya turist geliyor”


İşletme sorumlusu Uğur Aydemir de,Hamsiköy’ün dünyanın birçok ülkesinden misafiri olduğunu belirterek “5 senedir buradayım. Buraya Tayland’tan, Endonezya’dan, Japonya’dan, Kore’den hatta Kuzey Kore’den bile müşterimiz geliyor. Buranın tanıtımını daha çok Arap turistler yapıyor. Sosyal medyada özellikle Trabzon’un tanıtımı yapıyorlar. Bu bölgeye geldiklerinden ilk baştan meşhur Rus muhallip diyorlar. Hamsiköy sütlacının onlarda telaffuzu bu şekilde. Buraya gelen misafir buradan ayrıldıktan 1 sene sonra 50 aile olarak buraya dönüyor. 1 kişinin yanında 50 aile ile tekrar Hamsiköy’e geliyor. 3 gün önce İngiltere ve Amerika’dan misafirlerimiz vardı. Bütün Avrupa, Asya, Afrika dahil birçok noktadan buraya turist geliyor. Turizm sezonunun başlamasına kısa bir süre kaldı ama şuan yavaş yavaş bir hareketlilik var” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Bayram öncesi Tatvan’da yoğun güvenlik uygulaması Bitlis Emniyet Müdürlüğü koordinesinde, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla Tatvan genelinde geniş kapsamlı "Şok Aranan Şahıslar Uygulaması" gerçekleştirildi. İlçede meydana gelebilecek asayişe müessir olayların önlenmesi, aranan şahısların tespiti ve yakalanması amacıyla ilçe genelinde farklı noktalarda yoğun denetimler yapıldı. Saat 20.00 ile 22.00 arasında gerçekleştirilen uygulamalarda ekipler, hem trafik hem de asayiş yönünden kapsamlı kontroller gerçekleştirdi. Uygulamalar; ilçe genelindeki ana cadde ve sokaklar, bazı uygulama noktaları ile umuma açık alanlar ve sahil bandında bulunan işletmelerde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Toplam 13 ekip ve 82 personelin görev aldığı uygulamalarda 195 araç ve 1228 şahıs kontrol edildi. Yapılan denetimlerde 8 yoklama kaçağı şahsa gerekli tebligatlar yapılırken, trafik yönünden yapılan kontrollerde 20 araca toplam 315 bin 226 lira idari para cezası uygulandı. Ayrıca 1 şahıs hakkında 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet (bıçak bulundurma) suçundan işlem yapıldığı öğrenildi. Yetkililer, uygulama süresince bunların dışında herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığını bildirdi. Kurban Bayramı dolayısıyla ilçede trafik ve insan yoğunluğunun arttığını belirten Yiğit Yaşar Demir, vatandaşların huzurlu ve güvenli bir bayram geçirebilmesi adına emniyet güçlerinin sahada yoğun mesai yürüttüğünü söyledi. Kaymakam Demir, "9 günlük Kurban Bayramı tatiliyle birlikte ilçemizde hem şehir içi hem de transit araç yoğunluğu artmış durumda. Bayram süresince yaşanabilecek trafik kazalarının ve asayiş olaylarının önüne geçebilmek amacıyla emniyet güçlerimiz farklı noktalarda denetim ve rehberlik faaliyetlerini sürdürüyor. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği bizim önceliğimizdir. Tatvan’ın huzuru ve güvenliği için arkadaşlarımız büyük bir özveriyle görev yapmaktadır" dedi. Yetkililer, Kurban Bayramı boyunca vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini bildirdi.
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi’nde madde bağımlılığına karşı panel Kastamonu Üniversitesi, gençliği tehdit eden madde bağımlılığına karşı toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Üniversitenin kuruluşunun 20. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Madde Bağımlılığı ile Mücadele Paneli", öğrenci ve akademisyenlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Kastamonu Üniversitesi Teknokent Ilgaz Salonu’nda düzenlenen panel, katılımcılardan büyük ilgi gördü. Programın oturum başkanlığını, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Türkiye Coğrafyası Anabilim Dalı Başkanı ve geçmişte Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı bünyesinde görev yapan Doç. Dr. Evren Atış üstlendi. Panelde, bağımlılığın yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir tehdit olduğuna dikkat çekildi. Alanında uzman isimlerden Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ertuğrul Gök ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ömer Erdoğan, madde bağımlılığının fiziksel, psikolojik ve sosyal etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmalarda özellikle üniversite gençliğinin bilinçlendirilmesi, aile-üniversite işbirliği ve erken farkındalığın hayati önemi vurgulandı. Etkinliğe ayrıca, akademik danışmanlığını Doç. Dr. Evren Atış’ın yürüttüğü Doğa Spor ve Bağımlılıkla Mücadele Öğrenci Topluluğu da destek verdi. Topluluğun çalışmaları ve sosyal sorumluluk yaklaşımı, gençlerin sağlıklı yaşam bilinci kazanmasına yönelik örnek bir dayanışma modeli olarak değerlendirildi. Yoğun katılım ve güçlü mesajlarla tamamlanan panel, madde bağımlılığıyla mücadelenin yalnızca güvenlik veya sağlık boyutuyla değil; eğitim, bilinçlendirme ve toplumsal dayanışma çerçevesinde ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Üniversite yönetimi ve akademisyenler, benzer farkındalık çalışmalarının artarak devam edeceğini ifade etti.