POLİTİKA - 05 Nisan 2023 Çarşamba 14:47

‘Karadeniz’in Değişen Jeopolitiği ve Türkiye’ Paneli

A
A
A
‘Karadeniz’in Değişen Jeopolitiği ve Türkiye’ Paneli

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü tarafından organize edilen ‘Karadeniz’in Değişen Jeopolitiği ve Türkiye’ konulu panel Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü tarafından organize edilen ‘Karadeniz’in Değişen Jeopolitiği ve Türkiye’ konulu panel Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.


Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İsmail Köse, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ve Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Altay Tayfun Özcan’ın konuşmacı olarak katıldığı panelde konuşan Rektör Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı “Doğu ve batı arasında köprü, kuzey ve güney arasında bir kavşak noktası olan Karadeniz, asırlardır doğu ile batı medeniyetlerinin odak ve çatışma noktası olmuştur. Özellikle 20. yüzyılın sonuna doğru Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte yeniden şekillenen Karadeniz, jeopolitik önemi nedeniyle bir kez daha küresel güçlerin ilgi alanına girmiştir. Karadeniz’in hâkimiyeti ve kontrolü; Avrupa, Balkanlar, Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Avrasya bölgeleri için jeostratejik önem taşımaktadır. Diğer taraftan yeni dünya düzeninde güvenlik, enerji, ekonomik ve siyasi rekabetin pekiştiği Karadeniz, dünyanın ticaret merkezlerinden biri olmakla birlikte jeopolitik konumuyla enerji koridoru görevini de üstlenmektedir. Türkiye’nin Karadeniz’deki rolü son derece kritiktir. Doğu ve batı arasında kalan Karadeniz’in anahtarı, jeopolitik konumu nedeniyle Türkiye’nin elindedir. Bölge ülkelerinin deniz yoluyla Afrika, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’ya çıkış kapısını Türk Boğazları oluşturmaktadır. Karadeniz’e kıyıdaş devletler, Türk boğazları ve Karadeniz, birbirleriyle bütünleşen stratejik geçiş noktalarıdır. Bu noktada Montreux Boğazlar Sözleşmesi ön plana çıkmaktadır. Montreux Boğazlar Sözleşmesi, kıyıdaş devletlerin güvenliği ve refahı bakımından önemli olmakla birlikte Türkiye’nin bölgede öne çıkan aktör olmasını da sağlamaktadır” diye konuştu.


Prof. Dr. İsmail Köse ise yaptığı konuşmada “Türk cihan mefkûresinde Boğazlar ve Karadeniz’in önemini anlayabilmek için 1453 yılındaki fetihten sonra buraların, Osmanlı’nın egemenliğine girdiği düşünülür ki esasında düzeltilmeye muhtaç bir bilgidir. 1484 yılında Kefe ve Taman’ın fethinden sonra Karadeniz artık bir Türk gölü olmuştur. 1453 sonrasında Osmanlı Devleti, 300 yıl Bağazlar’a hükmedebildi ta ki 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması’na kadar Boğazlar’ı kim kontrol ediyorsa Karadeniz’i de kontrol ediyordur. Bu Türk kontrolü, 1484 yılında başlayan mutlak kontrol, 1774 yılına kadar devam eden, bundan sonra da uluslararası politikanın gereği doğrultusunda dönem dönem paylaşılan dönem dönem Mondros Mütarekesi zamanında olduğu gibi işgal altında olan ve 1936 yılından itibaren de büyük oranda yine Türkiye’nin güvenlik kaygılarını Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile koruyacak şekilde gelişen bir kontrolden söz ediyoruz” dedi.


Panelde son olarak konuşan Ortadoğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ise “Bizim, Karadeniz’den Asya’ya ve oradan da bu tarafa doğru bakmamız; yeni dengeleri, yeni bakış açılarını ve yeni felsefi yaklaşımları da beraberinde getiriyor. O nedenle özellikle hem Osmanlı Devleti tarihini hem Rusya’yı hem de yeni aktörler olan ABD ve Çin’i iyi bilmek lazım. Bu açıdan değerlendirdiğimizde özellikle Karadeniz’in, bizim için ne anlam ifade ettiğine bakmamız gerekir. Bu nedenle gençlerimiz, öğrenci arkadaşlar, ne yapın yapın Montrö Antlaşması’nı iyi bilin. Bu antlaşma, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptığı en önemli antlaşmalardan biridir. Boğazlar’ın kontrolünün bizde olması, çok önemli bir şey. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı başladıktan sonra birdenbire Montrö Anlaşması’nın ve Karadeniz’in öneminin ne olduğunu ve ne olabileceğini daha iyi görmeye başladık” ifadelerini kullandı.


Panel panelistlere plaket takdim edilmesi ve çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Gülhan Ünlü oğlu Atlas’ın mezarı başında gözyaşlarını tutamadı: "Atlas’sız ikinci bayramımız, acımız gün gün katbekat artıyor" Güngören’de bıçaklanarak öldürülen Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü, bayramın ilk günü oğlunun mezarını ziyaret etti. Atlas’ın mezarı başında gözyaşlarını tutamayan Gülhan Ünlü, "Atlas’sız ikinci bayramımız. Acımız gün gün katbekat artıyor. En çok istediğimiz katil zanlısının yetişkin gibi yargılanması. Çünkü Atlas’ı katlederken maalesef ki gayet bilinçli, aklı başında. Bunları bilerek, o bıçağı cebine aldığında orada oğlumu katletmek için zaten yola çıkmış. Bunu da gayet bilinçli olarak yapmış. Beklentimiz gerçek bir adalet" dedi. Güngören Mehmet Nesih Özmen Mahallesi’nde 14 Ocak’ta tarihinde 14 yaşındaki E.Ç. tarafından bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü bayramın ilk gününde evladının kabrini ziyaret etti. Oğlunun mezarı başında dua eden acılı anne gözyaşlarını tutamadı. "9 Haziran’da ilk duruşmamız gerçekleşecek" Gözüyaşlı anne Gülhan Ünlü, evladının canına kıyan şüphelinin 9 Haziran’da hakim karşısına çıkacağını belirterek "Atlas’sız ikinci bayramımız. Acımız gün gün, katbekat artıyor zaten. Çok büyük bir özlem içerisindeyiz ona olan sevgimiz zaten çok büyük. Atlas’a karşı artık halkın da sevgisi çok büyük. Çok büyük destekleri oluyor. Bu en zor günlerimizde hep yanımızda oldular. 9 Haziran’da ilk duruşmamız gerçekleşecek. Her zaman şunu söylüyoruz eylemi gerçekleştiren mi sadece katil? Onun yanında diğer dört azmettirici için de şu ana kadar herhangi bir işlem yapılmadı. Bunun için beklentimiz var. Azmettiricilerin de ceza almasını istiyoruz" dedi. "Gerçek bir adalet istiyoruz" Mücadelerinin sonuna kadar devam edeceğini söyleyen anne Gülhan Ünlü, "Maalesef bir de şöyle bir durum var, katilin yaşı. Katilin yaşı maalesef 14 görünüyor. 15 yaşına girmesine 3 ay kaldığı için 9-15 yaştan yargılanıyor. En fazla alabileceği ceza yılı 15 yıl oluyor. 15 yıl cezanın da yatarı maalesef ki 5 yıl. Yani indirimlerle yatarı 5 yılı buluyor. İşte bunun belli bir kısmı kapalıda, belli bir kısmı da açıkta oluyor. Ve bu bizi çok yaralıyor. Gerçek bir adalet istiyoruz. Bunu adalet olarak sayamıyoruz. Maalesef bu katile verilmiş bir ceza değil, bizi cezalandırmak oluyor. Yani ailesini, bizi, annesini, babasını, dedesini, anneannesini, teyzesini cezalandırıyorsunuz eğer ki bu katile 5 yıl ceza verirseniz. Bizim mücadelemiz sonuna kadar devam edecek" şeklinde konuştu. "İddianamede olduğu gibi 21 yıl 7 ay yatmasını istiyoruz" Atlas’ın mezarı başında gözyaşlarını tutamayan anne Ünlü, "En çok istediğimiz de yetişkin gibi yargılanmasını istiyoruz çünkü Atlas’ı katlederken maalesef ki gayet bilinçli, aklı başında. Bunları bilerek, o bıçağı cebine aldığında orada oğlumu katletmek için zaten yola çıkmış. Bunu da gayet bilinçli olarak yapmış. Beklentimiz gerçek bir adalet. İddianame 21 yıl 7 aydan açıldı. Sadece Atlas’ı katletmede 15 yıl, onun dışında suç aleti ve tehditten dolayı da aldığı farklı cezalar da var. İddianamede olduğu gibi 21 yıl 7 ay yatmasını istiyoruz. İşte benim oğlum burada. Kendisi de cezaevinde bir ömür sürünsün istiyorum, çürüsün istiyorum. Kabul etmiyorum, kabul etmeyeceğim. Hiçbir zaman da kabul etmeyeceğim" ifadelerini kullandı.
Edirne Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Edirne sınır hattındaki Mehmetçiğe bayram mesajı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı’nın ilk gününde Edirne’de Yunanistan sınırında görev yapan Mehmetçiklere telefonla hitap ederek bayramlarını kutladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Peygamber ocağımızın tüm mensuplarının bayramını canıgönülden kutluyorum" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi, bayramın ilk gününde 9’uncu Hudut Tugay Komutanlığına bağlı Arda Hudut Bölük Merkezi’ni ziyaret ederek, sınır hattında görev yapan askerlerle bir araya geldi. Bakan Güler, hudut tekmili ile karşılandıktan sonra beraberinde getirdiği Türk bayrağını öperek Arda Bölük Komutanı’na teslim etti. Bakan Güler, bayrağı teslim ederken, "Asil Türk milletinin namus ve şeref timsali şanlı Türk bayrağını öpüyor ve sana teslim ediyorum" ifadelerini kullandı. Bölük Komutanı da aynı sözlerle bayrağı teslim aldı. Selimiye’den hudut hattına bayram programı Bayramlaşma töreninin ardından Bakan Güler ve beraberindeki komutanlar Mehmetçiklerle bir araya geldi. Daha sonra telefonla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Bakan Güler, bayram namazını Selimiye Camii’nde kıldıklarını belirterek, serhat şehri Edirne’den Mehmetçiklerin bayramını kutladıklarını ifade etti. Arda Hudut Bölük Merkezi’nde görev yapan askerlerin sınır güvenliğini kararlı ve etkin şekilde sağladığını vurgulayan Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri adına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kurban Bayramı’nı tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Mehmetçiğe duygusal mesaj Telefon bağlantısıyla Mehmetçiklere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin ve ailelerinin Kurban Bayramı’nı kutladı. Erdoğan konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Milletimizin iftihar kaynağı olan tüm askerlerimizin ve kıymetli ailelerinin mübarek Kurban Bayramı’nı tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında ülkemizde, bölgemizde ve dünyanın farklı yerlerinde görev yapan, canımızdan aziz bildiğimiz bu vatan için gecesini gündüzüne katan peygamber ocağımızın tüm mensuplarının bayramını canıgönülden kutluyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatan uğruna hayatını kaybeden şehitleri rahmetle andığını belirterek gazilere de şükranlarını sundu. Şehit ve gazi ailelerine sağlıklı, huzurlu ve bereketli bir bayram temennisinde bulundu. "Türkiye güven ve istikrar üreten bir ülke" Konuşmasında sınır güvenliğinin önemine dikkat çeken Erdoğan, son dönemde yaşanan savaşlar ve bölgesel krizlerin hudut güvenliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdiğini söyledi. Türkiye’nin kara, hava ve deniz sınırlarının korunması konusunda bölgede örnek gösterilen bir ülke olduğunu ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Biz hamdolsun hem sınır güvenliği hem de kara, hava ve deniz sahalarımızın emniyetini temin etme noktasında bölgemizde ve dünyada temayüz eden güven ve istikrar üreten bir ülkeyiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca geçtiğimiz hafta düzenlenen Efes-2026 Tatbikatı’na 50 farklı ülkeden personelin katıldığını hatırlatarak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücünü ve koordinasyon kabiliyetini tüm dünyaya gösterdiğini ifade etti. "Hudut namustur" Arda Hudut Bölüğü’nün "Hudut namustur" anlayışıyla görev yaptığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınır hattında görev yapan Mehmetçiklerin bayram günlerinde dahi büyük bir fedakârlıkla görevlerini sürdürdüğünü söyledi. Erdoğan, "Sizler sınırlarımızı her türlü tehdit ve tehlikeden başarıyla koruyor, bayram günlerinde dahi görevlerinizi özveriyle yerine getiriyorsunuz. Bunun için hepinize şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum" dedi. Konuşmasının sonunda Mehmetçiklere dua eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb’im sizleri her türlü beladan ve musibetten muhafaza eylesin. Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, her birinizin gözlerinden öpüyorum" ifadelerini kullandı.
İstanbul Bayramda İstanbul’da kalanlar sahiller ve parkların tadını çıkardı Kurban Bayramı tatilini fırsat bilen İstanbulluların büyük bir kısmı şehirden ayrılırken, megakentte kalan vatandaş ise güneşli havanın tadını park ile sahillerde çıkardı. 9 günlük Kurban Bayramı tatilini değerlendirmek isteyen İstanbullular, memleketlerine ya da tatil beldelerine akın etti. Şehir dışına çıkmayarak İstanbul’da kalmayı tercih eden vatandaşlar ise bu durumu fırsata çevirdi. Trafikten ve kalabalıktan büyük çoğunlukta arınan şehrin keyfini çıkarmak isteyenler, sabahın erken saatlerinden itibaren park, bahçe ve sahil şeritlerine yöneldi. Emirgan Korusu ve sahili vatandaşların uğrak noktası oldu. Kimileri deniz kenarında yürüyüş yapıp balık tutmayı tercih ederken, kimileri ise ağaç gölgelerinde aileleriyle birlikte piknik yaparak doğanın ve sakinliğin tadını çıkardı. "Gidenler gitti, İstanbul bize kaldı" Sahile yürüyüşe gelen Süleyman Özsepet, İstanbul’un kendilerine kaldığını ifade ederek, "Bayramın ilk gününde İstanbul’un boşluğundan faydalandık. Ailecek sahile boğaz havası almaya geldik. Memlekete gidemedik. Gidenler gitti, İstanbul bize kaldı. İstanbul’un güzelliğini yaşıyoruz. Hava güzel inşallah bayram boyunca böyle devam eder. Herkesin bayramı mübarek olsun" dedi. "Bu bayramı dinlenmek için kendime ayırdım" Sahile balık tutmaya gelen Şenol Şahintürk, bu bayramı kendine ayırdığını söyleyerek, "Güzel havayı fırsat bildik, bayramda Emirgan sahile gidip balık tutalım dedik. Hava çok güzel. Deniz’de turkuaz olmuş. Hem oturalım hem de balık tutalım dedik. Bu bayramı dinlenmek için kendime ayırdım" diye konuştu. "İstanbul bugün boş, yollar da boş" Emirgan Korusu’na gelen Muhsin Yarar, İstanbul’un boş olduğunu ve bu durumun bazı aileler için fırsat olduğuna değinerek, "Bugün etraf boş ve güzel. Burada kalanlar içinde güzel bir gün. En azından ailesiyle burada bayram geçirenler için de büyük bir fırsat oldu. İstanbul bugün boş, yollar da boş" şeklinde konuştu. "İnsan kalabalığı çok az" Emirgan Korusu’na gelen Ufuk Çelik ise insan kalabalığının oldukça az olduğunu ifade ederek, "Bu bayram çok güzel geçiyor. Şuan İstanbul’un boş hali. Birçok insan kendi memleketine gitti. Trafikte yok. Biz bu bayram memlekete gidemedik ama İstanbul’un tadını çıkarıyoruz. Emirgan Korosu’ndayız, insan kalabalığı çok az. Gerçekten bayram güzel geçiyor" ifadelerini kullandı.