ÇEVRE - 28 Temmuz 2025 Pazartesi 14:17

Tekirdağ’da lağım alarmı: 5 bin kişi tehlike altında

A
A
A
Tekirdağ’da lağım alarmı: 5 bin kişi tehlike altında

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesi Yenice Mahallesi sahil şeridindeki yaklaşık 20 site, yıllardır çözüm bekleyen kanalizasyon sorunuyla karşı karşıya. Site sakinleri, lağım sularının doğrudan denize aktığını ve özellikle son 10 gündür deşarj pompasının arızalı olması nedeniyle bu durumun daha da kötüleştiğini belirtti.


Tekirdağ-İstanbul kara yolu üzendeki Yenice Mahallesi’nde yaklaşık 4 ila 5 bin kişinin yaşadığı bölgede vatandaşlar, çocukların hastanelik olduğunu söyleyerek yetkililere acil çözüm çağrısında bulundu.


Site sakinlerinden Ahmet Ayan, sahilden geçen ana kanalizasyon hattının yaz aylarında yetersiz kaldığını, bu nedenle Altınkent ile Başak Sigorta sitesi arasında kanalizasyonun doğrudan denize aktığını ifade etti. Ayan, "TESKİ bu duruma yıllardır çözüm bulamadı. Şu anda bile akmaya devam ediyor. Burada yaşayan vatandaşların sağlığı doğrudan etkileniyor. Sitelerde oturan çocuklar arasında hastaneye yatanlar var. Bu sorunun bir an önce çözülmesi gerekiyor. Gerekirse katı atık deşarj istasyonuna daha büyük bir pompa takılmalı" dedi.


Aynı bölgede 12 yıldır yaşadığını belirten Mustafa Müjde ise deşarj pompasının arızalı olması nedeniyle lağımın 10 gündür sitelerin önünden denize doğru aktığını söyledi. Müjde, "Bu kanalizasyon hattı sadece son 10 gündür değil, 12 yıldır sorunlu. Daha büyük bir deşarj noktası da var ve o da sürekli akıyor. Yetkililer geliyor, tamir ediyoruz diyorlar ama çözüm yok. Deşarj kanalizasyon suyunu arıtma yerine gönderdiklerini söylüyorlar ama ya pompa arızalı ya da yetersiz kalıyor. Su taşınca da denize akıyor" diye konuştu.


Yıllar önce Trakya’daki sanayi atıkları için denizin 4,5 kilometre açığına ve 55 metre derinliğe bir boru hattı döşendiğini ancak bu çalışmanın sadece sanayi atıklarını kapsadığını, evsel atıklarla ilgili bir çözümün hâlâ olmadığını dile getiren Müjde, "Şu an denize akan su ev atığı ve insan sağlığını doğrudan etkiliyor. Sol tarafımızda hâlâ insanlar denize giriyor. Torunum geçen hafta denize girdi. Etkilenmemesi mümkün değil. Valilikten kolibasili tehlikesiyle ilgili uyarı yapıldığına dair bir duyum aldım" ifadelerini kullandı.


Bölgede yaklaşık 20 site bulunduğunu ve her birinde ortalama 55-60 hane olduğunu belirten site sakinleri, toplamda bin 200 kişinin yaşadığı bu alanda ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluştuğunu dile getirdi.


Vatandaşlar, hem çevresel hem de sağlık açısından büyüyen bu soruna karşı yetkililerden acil ve kalıcı bir çözüm bekliyor.



Tekirdağ’da lağım alarmı: 5 bin kişi tehlike altında

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Bilim Yunusemre’den 3 büyük başarı Manisa’da faaliyet gösteren Bilim Yunusemre Bilim Merkezi, Fibonacci Uluslararası Robot Olimpiyatları Avrasya Şampiyonası’nda elde ettiği 1 şampiyonluk ve 2 jüri özel ödülüyle büyük bir başarıya imza attı. Bilim Yunusemre Bilim Merkezi takımları, uluslararası arenada önemli bir başarıya ulaşarak Manisa’nın gururu oldu. Organizasyonda üç farklı kategoride derece elde eden takımlar, hem performansları hem de projeleriyle dikkat çekti. Merkezin "Ares" takımı, FPV Drive Challenge kategorisinde tüm rakiplerini geride bırakarak Avrasya Şampiyonu oldu. Avrasya’nın birçok ülkesinden katılan takımlar arasında zirveye çıkan ekip, sergilediği üstün performansla büyük takdir topladı. Ares takımının bu başarısının temelinde ise İzmir’de düzenlenen Ege Bölge Turnuvası’nda elde edilen birincilik yer aldı. Bu başarıyla Avrasya Şampiyonası’na katılma hakkı kazanan ekip, uluslararası platformda da başarısını sürdürdü. Öte yandan Bilim Yunusemre’nin diğer takımları da şampiyonada önemli dereceler elde etti. "Futuru Makers" takımı, Lego çizgi izleyen robot kategorisinde 4’üncü olarak jüri özel ödülüne layık görüldü. "Akıncılar" takımı ise Lego sumo robot kategorisinde 5’inci olarak yine jüri özel ödülü kazandı. Toplamda üç ödülle Avrasya Şampiyonası’nı tamamlayan Bilim Yunusemre Bilim Merkezi, robotik ve teknoloji alanındaki başarısını bir kez daha gözler önüne serdi. Avrasya Şampiyonu olan "Ares" takımı ise İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenecek Dünya Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor.
Kütahya Tavşanlı Halk Eğitimi Merkezi’nden uluslararası tanıtım atağı Kütahya’nın Tavşanlı ilçesi, Avrupa Birliği Erasmus+ programı çerçevesinde anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. İtalya’nın Palermo şehrinde faaliyet gösteren CPIA Palermo Halk Eğitimi Merkezi’nden gelen heyet, ilçedeki eğitim kurumlarında incelemelerde bulunarak Türk meslektaşlarıyla bir araya geldi. Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan CPIA Palermo Direktörü Fabio Pipito, Tavşanlı’da gördükleri eğitim organizasyonundan çok etkilendiklerini belirtti. Pipito, "Türkiye’deki okul organizasyonu gerçekten çok başarılı. Özellikle pratik çalışma ile teorik eğitimin bir arada yürütülme biçimi bizler için çok önemli bir model. Bu deneyimi İtalya’daki sistemimize entegre etmek istiyoruz," ifadelerini kullandı. "Dünya savaşın gölgesindeyken biz kardeşliği gördük" Dünyanın içinden geçtiği zorlu sürece değinen Pipito, Tavşanlı halkının gösterdiği samimiyete vurgu yaparak şunları söyledi: "Dünyanın savaşla sarsıldığı bu dönemde, burada gerçek kardeşliği, dostluğu ve Türk halkının eşsiz misafirperverliğini tanıdık. Buraya profesyoneller ve meslektaşlarla tanışmaya geldik ancak gerçek dostlarla ayrılarak ülkemize dönüyoruz. Kalbimiz dolu, bilincimiz taze bir şekilde Palermo’ya dönüyoruz. Bu dostluk köprüsünün gelecekte yeni iş birlikleriyle güçleneceğine inanıyoruz." Sertifikalar törenle takdim edildi Programın sonunda, İtalyan heyetine katılım belgeleri ve sertifikaları takdim edildi. Sertifika törenine Tavşanlı İlçe Milli Eğitim Müdürü Raşit Refik Küçükkağnıcı, Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Abdullah Öztürk ve kurum idarecileri katıldı. Tavşanlı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, bu tür projelerin kültürel etkileşim kadar eğitimde iyi uygulama örneklerinin paylaşılması açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayarak, İtalyan heyeti ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Ziyaret, karşılıklı hediye takdimleri ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Bolu Bolu’daki vahşet sebebi Lohusa Depresyonu mu Bolu’da bir annenin 2 aylık bebeğini katletmesinin ardından uzmanlar, gebelik ve doğum sonrası psikolojik süreçlere dikkat çekti. Uzman Psikolog Çağın Mert Öğüt, lohusalık döneminde annelerin suçluluk ve yetersizlik duyguları yaşayabileceğine dikkat çekerek, "Yeni anne olmuş kişiye destek olurken aşırı işine karışmak ve ’şunu şöyle yap, böyle daha iyi anne olursun’ gibi onu yetersiz hissettirecek söylemlerden kesinlikle kaçınılmalıdır" uyarısında bulundu. Geçtiğimiz günlerde Bolu’nun Gerede ilçesinde bir annenin henüz 2 aylık bebeğini boğazını keserek öldürmesi kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Yaşanan bu vahim olayın ardından gebelik sürecinin ve sonrasının zorluklarına dikkat çeken Uzman Psikolog Çağın Mert Öğüt, lohusalık döneminde istenmeyen psikolojik durumların ortaya çıkabileceğini belirterek uyarılarda bulundu. "Kendini yetersiz bir anne gibi görmek gibi etkiler de ortaya çıkabiliyor" Gebelik sürecinin etkilerine değinen Psikolog Çağın Mert Öğüt, "Gebelik süreci başlı başına zor bir süreç olduğu gibi, doğum sonrası da lohusalık dönemi yine başlı başına zor bir süreç oluyor. Bu durumda tabii istenmeyen durumlar da ortaya çıkabiliyor. Doğum sonrası depresyon dediğimiz, postpartum depresyon, dünya genelinde yüzde 10’la yüzde 20 arası bir oranda görülebiliyor. Burada anne, yeni anne olmuş kişi; suçluluk duyguları, değersizlik duyguları, yetersizlik duyguları, hayata karşı ilgisini kaybetme, kendine karşı ilgisini kaybetme gibi depresif süreçler yaşayabiliyor. Bu dönemde çocuğundan soğumak, çevresinden soğumak, kendini yetersiz bir anne gibi görmek gibi etkiler de ortaya çıkabiliyor" dedi. "Sosyal desteği çok önemsiyoruz" Sosyal desteğin çok önemli olduğunu ifade eden Psikolog Öğüt, "Bu kadar sert olmayan bir de lohusalık hüznü dediğimiz, ’baby blues’ dediğimiz bir durum var. Burada da bu da yüzde 50, yüzde 40 civarında görülebiliyor dünya genelinde. Daha hafif ruhsal dalgalanmalarla kendini gösteriyor ve genelde kendi kendine geçen, düzene giren bir durum oluyor. Bu dönemde, lohusalık döneminde eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa mutlaka destek alınmasını, profesyonel destek alınmasını öneriyoruz. Ama bu kadar ileri olmasa bile mutlaka sosyal desteği çok önemsiyoruz" ifadelerine yer verdi. "Kendini yalnız hissettirmemek çok önemli" Yeni anne olan kişilere destek olunmasının önemine değinen Öğüt, "Yeni anne olmuş kişinin yanında olmak, ona destek vermek, yardım etmek, onu takdir etmek, kendini yalnız hissettirmemek çok önemli. Ama bunu yaparken bir şeye çok dikkat etmemiz gerekiyor: Ona kendini yetersiz hissettirecek telkinlerden kaçınmamız gerekiyor. Aşırı işine karışmak, ’bunu böyle yap, şunu şöyle yap, böyle yapmalısın, böyle daha iyi anne olursun’ gibi söylemlerden kaçınmamız gerekiyor. Zaten zor bir süreçten geçen anne bu durumda kendini yetersiz görebilir, ’acaba ben iyi bir anne değil miyim’ diye görebilir. Bu tarz söylemlerden ve yaklaşımlardan kaçınmak en doğrusu olur" diye konuştu.