EĞİTİM - 27 Mart 2026 Cuma 12:25

Toprakla buluşan minik ellerden renkli eserler

A
A
A
Toprakla buluşan minik ellerden renkli eserler

Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları Özel Günay Soluk Anaokulu’nda düzenlenen çömlek etkinliğinde minik öğrenciler hem üretmenin hem de öğrenmenin keyfini yaşadı


Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları bünyesinde faaliyet gösteren Özel Günay Soluk Anaokulu’nda gerçekleştirilen çömlek etkinliği, öğrencilerin hem el becerilerini geliştirdi hem de üretim sürecine aktif katılımlarını sağladı. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında düzenlenen etkinlikte minik öğrenciler, toprağa şekil vererek kendi ürünlerini ortaya koydu. Etkinlik boyunca çocuklar, üretmenin ve ortaya bir eser çıkarmanın mutluluğunu yaşarken aynı zamanda sabır, emek ve paylaşım gibi değerleri de deneyimledi.



Toprakla buluşan minik ellerden renkli eserler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Garanti BBVA "Yatırım Konuşuyoruz" serisine yeni bölümlerle devam ediyor Garanti BBVA’nın sosyal medya kanalında yayınlanan "Yatırım Konuşuyoruz" video serisi devam ediyor. Yatırım dünyasının temel kavramlarını sade bir anlatımla ele alan seri, her geçen gün zenginleşen içerikleriyle izleyicilerle buluşuyor. Garanti BBVA’nın yatırım dünyasının herkes tarafından anlaşılır olmasını sağlamak ve finansal geleceğini planlamak isteyenlere bilgilendirici içerikler sunmak için hazırladığı "Yatırım Konuşuyoruz" video serisi yeni içerikleriyle büyümeye devam ediyor. Bankanın YouTube kanalında yayınlanan seri, yatırım konularını sade bir anlatımla ele alarak finansal okuryazarlığın gelişmesine katkı sağlıyor. Serinin ilk aşamasında yatırımın temel taşlarını ele alan içeriklerin ardından yayınlanan yeni bölümlerde, yatırım dünyasının daha geniş başlıkları gündeme taşınıyor. Fonlardan halka arza yatırım dünyasının temel konuları bir arada Yapılan açıklamaya göre, "Yatırım Konuşuyoruz" serisinin yeni bölümlerinde, borsaya yeni adım atanların bile piyasayı kolayca kavrayabileceği içerikler sade bir dille sunuluyor. Al-sat işlemlerinden emir türlerine, vergilendirme ve stopajdan yatırım fonlarına kadar yatırımın temel başlıkları net ve anlaşılır şekilde ele alınıyor. Borsanın işleyişi, halka arzlar ve yurt dışı piyasalarına dair bilgiler ise herkesin takip edebileceği bir çerçevede aktarılıyor. Böylece seri, yatırım dünyasına yeni adım atanların temel kavramları öğrenmesine, mevcut yatırımcıların ise kararlarını daha bilinçli şekilde değerlendirmesine yardımcı oluyor. "Finansal okuryazarlığın gelişmesine katkı sağlamayı önemsiyoruz" Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik şunları söyledi: "Bugün yatırım dünyasına ilgi duyan kişi sayısının hızla arttığını görüyoruz. Ancak aynı hızda artan bilgi akışı içinde anlaşılır ve güvenilir bilgiye ulaşmak her zaman kolay olmayabiliyor. Yatırım kavramları, terimler ve süreçler pek çok kişi için karmaşık görünebiliyor. Banka olarak biz de bu tabloyu bir sorumluluk olarak ele aldık ve herkesin yatırım kararlarını destekleyecek doğru ve anlaşılır bilgiye erişimini kolaylaştırmak amacıyla ‘Yatırım Konuşuyoruz’ serisini hayata geçirdik. Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımımız doğrultusunda müşterilerimizi gerçekten dinleyerek ihtiyaçlarını anlamaya ve onlara güvenilir çözümler sunmaya odaklanıyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz ‘Yatırım Konuşuyoruz’ serisiyle herkesin yatırım kararlarını bilgiye dayalı şekilde ve riskleri doğru okuyarak değerlendirebilmesine destek olmayı amaçlıyoruz. Yatırım dünyasının temel kavramlarını sade ve anlaşılır bir dille ele alan içeriklerle finansal okuryazarlığın gelişmesine katkı sağlamayı ve müşterilerimizin kendi finansal geleceklerini planlarken daha bilinçli adımlar atmalarına destek olmayı hedefliyoruz." Yatırım dünyasının kavramları ‘Haftanın Terimi’ videolarında Ana videolara ek olarak, yatırım dünyasında sık kullanılan kavramları kısa ve anlaşılır şekilde açıklayan ‘Haftanın Terimi’ videoları ile kamera arkası içerikler de serinin parçası olmaya devam ediyor. Bu yapı sayesinde seri, farklı bilgi seviyelerindeki izleyicilerin yatırım dünyasını kendi hızlarında keşfetmelerine imkân tanıyor. Serinin yeni bölümlerinin başlıkları şöyle açıkladı: Borsaya Giriş: Al-Sat Nasıl Yapılır? Emirler Ne İşe Yarar? Vergileri Tanıyalım: Yatırımlarda Ne Kadar Stopaj Öderim? Yatırım Fonu Nedir? Türleri Nelerdir? Risk ve Getiri Dengesi Borsanın Yapısı: Pazarlar ve İşlem Saatleri Halka Arz Rehberi: Şirketler Neden Halka Arz Olur? Yurt Dışından Hisse Almak: Nasdaq, S&P500 ve ETF’ler Fon Dünyasını Yakından Tanıyoruz: Yatırım Fonları Rehberi Kim Bu Nitelikli Yatırımcı? Kimler Bu Statüye Girebilir?
Erzurum YÖK Başkan Prof. Dr. Erol Özvar, "Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesiyle alakalı daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde gerçekleşen Üniversitelerarası Kurul Toplantısı’nda katıldı. Özvar toplantının açılışında "Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesi çok boyutlu bir meseledir. Kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil, ülkemizin insan kaynağı planlamasının stratejik bir unsuru olarak ele almaktayız" dedi. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretim sisteminde son dönemde stratejik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşadıklarını ifade ederek, "Dünya değişiyor, Türkiye değişiyor. Bununla birlikte üniversitelerin oynayacakları roller, üstlenecekleri sorumluluklar da yeniden tanımlandı. Yükseköğretim sistemleri artık yalnızca eğitim-öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü yapılar olmaktan çıkmaya başladı. Üniversiteler bilgi üretiminin, ekonomik gelişmenin, toplumsal dönüşümün ve küresel rekabetin merkezinde yer alan stratejik kurumlar haline gelmeye başladı. Bu değişim üniversitelerimizi hem kendi iç yapılarını hem de toplumla ve dünyayla kurdukları ilişkiyi yeniden düşünmeye zorlamaktadır" dedi. "Lisans eğitiminin süresiyle alakalı çalışma başlattık" Yükseköğretim Kurulu olarak, yükseköğretim sistemini tüm paydaşlarıyla birlikte nicelik merkezli büyüme anlayışından çıkardıklarını vurgulayan Özvar, "Kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkıyı esas alan bir yaklaşımı kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Bu dönüşüm sürecinde önemli gündem maddelerimizden birisi bildiğiniz üzere lisans eğitiminin süresiyle alakalı yapılan çalışmaları başlatmak olmuştur. Geçtiğimiz yılın Ekim ayında düzenlenen Üniversitelerarası genel kurul toplantısında bu konudaki düşüncelerimi ayrıntılı bir biçimde paylaşmış, üniversitelerimizden bu konuda çalışma yapmalarını rica etmiştim. İlerleyen süreçte istişarelerimize ve değerlendirmelerimize devam etmekteyiz. ÜAK bünyesinde oluşturulan komisyon da bu konu üzerinde bir süredir çalışmalarına devam ediyor. Bu çalışmaların belirli bir olgunluğa ulaştığını ve artık bunların üzerinde tartışabileceğimizi düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil" Lisans eğitiminin üç yıla indirilmesinin çok boyutlu bir mesele olduğunu vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, şöyle" Müfredatların sadeleştirilmesi, program kredilerinin yeniden değerlendirilmesi ve mevzuat düzenlemeleri gibi pek çok hususun dikkatle ele alınması gereken bir alana işaret etmektedir. Kamuoyu tarafından büyük merakla beklenen bu konuyla ilgili çalışmalardan istifade ederek artık daha somut adımlar atabileceğimize inanmaktayım. Yürüttüğünüz stratejik dönüşümün önemli bir boyutu da yükseköğretim programlarına ilişkin son yıllarda hayata geçirdiğimiz kontenjan politikalarıdır. Bu konuyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerimi kısa bir süre önce hem kamuoyuyla paylaştım. Çok kısa şekilde bir kez daha ifade etmek isterim; kontenjan konusunu yalnızca sayısal bir mesele olarak değil, ülkemizin insan kaynağı planlamasının stratejik bir unsuru olarak ele almaktayız. Üniversitelerimizin akademik ve fiziki kapasitesi, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve geleceğin meslek alanları birlikte değerlendirilerek çok dengeli ve rasyonel bir planlama yapmaktayız. Bu süreci ilgili tüm kamu kurumlarıyla, sektör temsilcileriyle ve sivil toplum örgütleriyle yakın iş birliği içerisinde yürüttüğümüzü ve yürüteceğimizi de bilmemizi isterim. Amacımız mezunlarımızın istihdam imkanlarını güçlendiren, ülkemizin kalkınma hedefleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yükseköğretim yapısı oluşturmaktır. Bu bakımdan başkanlığımıza ulaşan her türlü kontenjan ve yeni program açma taleplerini bu hususları göz önüne almak suretiyle değerlendirdiğimizi bilmenizi isterim" şeklinde konuştu. "Lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınması" Kontenjanlar konusunda yaptıkları yeni düzenlemelerin, yükseköğretim sistemimizin karakteristik bir kısım özelliklerine de zarar vermeden ilerlemesi gerektiğini vurgulayan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü, "Türk Yükseköğretim sistemimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın, Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetleri esnasında yükseköğretime yönelik yapmış olduğu yatırımlar sayesinde kazanmış olduğu erişilebilirlik vasfının zedelenmesini istemiyoruz. Yani üniversitelerimize hak eden, kazanan bütün gençlerimizin girebilmesini, okuyabilmesini fevkalade önemli bir öncelik olarak değerlendirdiğimizi de bilhassa ifade etmek isterim. Bizim kontenjanlar konusunda yapmış olduğumuz çalışma hiç şüphesiz birazdan da değineceğim gibi program ve bölüm açma ve kapatmayla yakından alakalıdır. Yükseköğretimdeki stratejik dönüşümün en önemli aşamalarından biri de biraz önce ifade ettiğim üzere lisans programlarının içerik yapısının yeniden ele alınmasıdır. Artık yalnızca teorik bilgiye dayalı bir eğitim anlayışının yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Öğrencilerimizi daha erken dönemde uygulama ile buluşturan, onları proje üretmeye teşvik eden ve gerçek hayat problemleriyle temas ettiren bir eğitim modeline geçişi gerekli görmekteyiz. Öğrencilerimizin çok sayıda ancak derinlik ve beceri kazandırmayan derslerle meşgul etmek yerine onların yeteneklerini ortaya koyabilecekleri, proje geliştirebilecekleri ve üretkenliklerini artırabilecekleri bir yapı kurmamız fevkalade önemlidir." "Öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı bir model" Günümüz dünyasında ve ülkemizde yükseköğretimin en önemli meselelerinden biri olan uygulamalı eğitime de özel bir önem verdiklerini söyleyen Özvar, " Daha önce detaylarını paylaştığım üzere kısa süreli ve çoğu zaman sembolik kalan staj uygulamaları yerine öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerine katıldığı, gerçek iş ortamlarında deneyim kazandığı bir modeli yaygınlaştırdığımızı, hep birlikte yaygınlaştırdığımızı burada kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bu dönüşümün merkezinde iş yeri temelli uygulamada mesleki eğitim anlayışı yatmaktadır. Daha önceki buluşmamızda ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alacağımızı ifade etmiştim. Bu konudaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz. Gördüğümüz tablo şudur, sadece ön lisansta değil, lisansta da uzun süreli iş yerine, mesleki eğitime ağırlık verilen program veya bölümlerden mezun olan öğrencilerimizin istihdam oranları yükselmektedir. Bu gerçek apaçık bir şekilde ortaya çıktığına göre bütün üniversitelerimizin artık ortaya koyduğumuz bu vizyon ve perspektifle 3 + 1 hatta 2 + 2, 7 + 1 hatta 6 + 2 modelini hayata geçirmek için gerekli çalışmaları başlatmaları gerektiğini kendilerinden beklediğimizi bu toplantı vesilesiyle sizlere sunmak isterim. Eğitim öğretimleri esnasında uygulamayla, meslekle tanışan henüz istihdam piyasasına iş aramaya çıkmadan önce işverenle, işletmeyle, firmalar, iş ortamıyla tanışan öğrencilerimizin iş yeri sahiplerince de, işletme sahiplerince de benimsendiği bütün bize intikal eden bilgilerden, verilerden, geri dönüşlerden anlaşılmaktadır. Bu artık üniversitelerimizin bilgi aktarma, bilgi sunma faaliyetlerinin yanı sıra beceri kazandıracak etkinliklere daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini de kıymetli arkadaşlarım göstermektedir. Bu konuda Üniversitelerarası Kurul olarak inşallah gerekli çalışmaları yapacağınıza canı gönülden inanmak lazım. Mesleki eğitimden bahsettiğimizde organize sanayi bölgeleri içinde kurduğumuz OSB-MYO’lar öne çıkan bir diğer başlıktır. OSB yani organize sanayi bölgelerindeki meslek yüksekokulu modelimiz eğitim ile üretim arasındaki bağı güçlendiren en başarılı örneklerden biri olarak yükseköğretim sistemimizde önemli bir seviyeye ulaşmış bulunmaktadır. Bu modeli daha da yaygınlaştırmak önceliklerimiz arasında bulunmaktadır. Bu yönde atılacak adımları görüşmek üzere şubat ayında OSBÜK yönetimi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkilileri ile üniversite temsilcilerimizin katılımlarıyla başkanlığımızda fevkalade verimli bir toplantı gerçekleştirdik. OSB-MYO modelini daha fazla yaygınlaştırmak ve güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğimizi ifade etmek isterim" dedi. "2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz var" Uluslararası sıralamaları tek başına bir hedef olarak, amaç alarak görmediklerini ve her vesileyle her platformda ifade etmeye çalıştıklarını söyleyen Özvar, "Ancak üniversitelerimizin bilimsel üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü göstermesi bakımından önemli de bulduğumuzu ifade etmek isterim. Bu alanda kaydettiğimiz yükselişin sürdürülebilir olması fevkalade önemli bir konudur. Bunun için tüm üniversitelerimizin gayret göstermesi hepimiz açısından beklenen bir faaliyettir. Bu konuda son dönemde memnuniyet verici neticeler aldığımızı gözlemlemekteyiz. Uluslararası bir sıralama kuruluşu tarafından bu hafta açıklanan 2026 alan bazlı dünya üniversite sıralamasında Türkiye’den 11 üniversitemiz bizim, farklı alanlarda ilk 500 içinde yer alması çok kıymetli bir gelişme veya haberdir. 100’ün üzerinde ülkeden yaklaşık 1.900 üniversitenin değerlendirmeye alındığı bu kapsamlı çalışmada elde edilen başarı üniversitelerimizin küresel akademik rekabette giderek daha güçlü bir konuma yükseldiğini ortaya koymaktadır. Üniversitelerimiz, bunu da ifade etmek isterim, küresel ölçekte sadece rekabetle öne çıkmamaktadır. Üniversitelerimiz belki ondan daha fazla oranda uluslararası iş birliği, ortak çalışmalarla temayüz etmektedir. Biz rekabetin iş birliğine bir alternatif olduğunu düşünmüyoruz. Tam aksine uluslararası iş birlikleri ve belki uluslararası rekabetten üniversiteler bakımından çok daha kıymetli olduğunu düşünüyoruz ve bütün gayretlerimizi bu çerçevede yoğunlaştırıyoruz. Mühendislik ve teknoloji alanında İstanbul Teknik Üniversitesi 91. sıraya yükselerek dünyada ilk 100’e girme başarısı göstermiş; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 103. , Boğaziçi Üniversitesi 236. , Koç Üniversitesi 243. , Sabancı Üniversitesi 266. , Yıldız Teknik Üniversitesi 273. , Bilkent Üniversitesi 290. ve Hacettepe Üniversitesi 364. sırada yer almıştır. Bu alanda toplam 8 üniversitemiz ilk 500 içerisindedir. Sanat ve beşeri bilimler alanında ise Ortadoğu Teknik Üniversitesi 242. , İstanbul Üniversitesi 279. , İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi 284. sırada yer almıştır. Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305. sırayı paylaşmış, Koç Üniversitesi 383. , Ankara Üniversitesi 391. sıradan listeye girmiştir. Bilkent Üniversitesi 401 - 450 , Gazi Üniversitesi ise 451 - 500 bandında yer almıştır. Bu alanda toplam 9 üniversitemiz ise ilk 500 içerisinde yer almayı başlamıştır. Sosyal bilimler ve işletme alanına gelince; Ortadoğu Teknik Üniversitesi 173. , Boğaziçi Üniversitesi 217. , Koç Üniversitesi 252. , Bilkent Üniversitesi 278. , İstanbul Üniversitesi 346. sırada yer almış; İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi 353. sırayı paylaşmıştır. Hacettepe Üniversitesinin 401 - 450 ve Ankara Üniversitesinin 451 - 500 bandında yer almasıyla bu kategoride, bu alanda 9 üniversite ile geniş bir temsil sağlanmıştır. Fen bilimleri ve tıp alanında da benzer bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek isterim. Hacettepe Üniversitesi 308. , Ankara Üniversitesi 390. sırada yer alırken; İstanbul Üniversitesi de 451 - 500 bandında listeye girmiştir. Bu alanda ilk 500’de yer alan toplam üniversite sayımız 3’tür. Son olarak doğa bilimleri alanında ise İstanbul Teknik Üniversitesi 251. , Ortadoğu Teknik Üniversitesi 300. sırada yerleşmiş; Ankara ve Hacettepe üniversiteleri de 451 - 500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 üniversite arasında yer almıştır" dedi. "Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler önemli" Tüm bu verilerin üniversitelerin farklı disiplinlerde uluslararası ölçekte görünürlük kazandığını ve alan bazlı değerlendirmelerde iyi bir seviyeye ulaştığını net bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, rektörlere seslenerek "Ancak daha iyi neticeler elde etmek için hep birlikte gayret göstermeye devam etmeliyiz. Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojiler gibi alanlarda çalışmalarımız yoğun bir biçimde devam etmektedir. Bu alanlarda açılan yeni programların sürdürülebilirliği için nitelikli akademik insan kaynağının yetiştirilmesi kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir. Buna dair kadro izinleri Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı strateji ve bütçe başkanlığından alınmış bulunmaktadır. Öğretim elemanı yetiştirmek için farklı disiplinlerden mezunların bu alanlara yönlendirilmesini sağlayacak lisansüstü eğitim imkanlarını genişleteceğimizi bu vesileyle kamuoyuyla paylaşmak isterim. Yakın zamanda yürürlüğe giren düzenlemelerle birlikte doktora eğitimine ilişkin önemli bir yapısal değişikliği de hayata geçirdiğimizi bu vesileyle dile getirmek isterim. Öncelikli alanlarda doktora öğrencisi seçimi için merkezi bir sınav sistemi getiriyoruz. Bu yıl inşallah bunu başlatmış olacağız. Bu düzenleme ile doktora eğitimine giriş sürecinin daha şeffaf, ölçülebilir ve nitelik odaklı bir yapıya kavuşturmayı hedeflemekteyiz. Aynı zamanda bu sistem araştırma görevlisi kadrolarının stratejik alanlara yönlendirilmesini sağlayarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının daha planlı bir şekilde yetişmesine katkı sunacaktır. Bununla birlikte lisansüstü eğitim mevzuatında gerçekleştirdiğimiz değişikliklerle doktora programlarına kabul süreçleriyle akademik kadro planlaması arasında daha bütüncül ve eşgüdümlü bir yapı oluşturuyoruz. Bu yaklaşım yükseköğretim sistemimizin uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından fevkalade önemli bir başlık olarak önümüzde durmaktadır. Eğitim programlarının yeniden yapılandırılması, uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi, kontenjan planlaması, akademik insan kaynağının geliştirilmesi ve kalite odaklı yönetim anlayışı gibi konular stratejik dönüşüm sürecinin tamamlayıcı unsurları arasında yer almaktadır. Bu süreçte Üniversitelerarası Kurulun ve siz kıymetli rektörlerimizin rolünün fevkalade önemli olduğu açıktır. Başkanlığımız tarafından ortaya konulan politikaların sahada karşılık bulması, üniversitelerimizin bu süreci sahiplenmesiyle ancak mümkün hale gelecektir. Bu nedenle sizlerden istirhamım bu dönüşüm gündemine güçlü bir şekilde sahip çıkmanızdır, belirlediğimiz hedeflere hep birlikte ortak akılla ulaşacağız" diye konuştu.
Erzurum ERVAK Kadın Kolları’ndan engelli öğrencilere gönül desteği Erzurum Kalkınma Vakfı (ERVAK) Kadın Kolları Başkanı Nuran Çelenk ve yönetim kurulu üyeleri, Palandöken Özel Eğitim Meslek Okulu’nu ziyaret ederek engelli öğrencilerle bir araya geldi. Gerçekleştirilen programda öğrencilerle yakından ilgilenen heyet, okulda yürütülen eğitim faaliyetlerini yerinde inceleyerek okul yönetiminden bilgi aldı. Palandöken Özel Eğitim Meslek Okulu Müdürü Uzman Psikolog Uğur Elmas, okul bünyesinde sürdürülen çalışmalar, öğrencilerin eğitim süreçleri ve özellikle el sanatları alanındaki faaliyetleri hakkında ERVAK Kadın Kolları üyelerine bilgi verdi. Sınıfları ve atölyeleri gezen heyet, öğrencilerin hazırladığı çalışmaları dikkatle inceleyerek onların üretim sürecine gösterdiği emeği takdir etti. Ziyaret kapsamında, özel gereksinimli bireylerin sosyal hayata daha güçlü katılım sağlamasının önemine dikkat çekildi. ERVAK Kadın Kolları üyeleri, öğrencilerin el sanatları alanında desteklenmesinin hem özgüvenlerine hem de üretkenliklerine önemli katkı sunduğunu ifade etti. Bu çerçevede öğrencilerin el sanatları çalışmalarında kullandıkları malzemelere destek verilerek eğitim süreçlerine katkı sağlandı. Okul Müdürü Uzman Psikolog Uğur Elmas, gerçekleştirilen buluşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, özel eğitim alanında yapılan bu tür desteklerin öğrenciler açısından son derece kıymetli olduğunu belirtti. Elmas, öğrencilere gösterilen ilgi ve sağlanan katkının hem eğitimcileri hem de öğrencileri mutlu ettiğini ifade etti. Öğrenciler de kendilerine gösterilen ilgiden ve sağlanan destekten dolayı memnuniyetlerini dile getirerek, bu buluşmanın kendileri için moral verici olduğunu söyledi. ERVAK Kadın Kolları Başkanı Nuran Çelenk ise amaçlarının özel gereksinimli bireylerin yanında olmak, onların eğitim ve üretim süreçlerine katkı sunmak ve bu alanda toplumsal farkındalığı artırmak olduğunu belirtti. Çelenk, benzer sosyal sorumluluk çalışmalarını sürdürmeye devam edeceklerini kaydetti.
İstanbul Ağaoğlu GYO halka arz için SPK’dan onay aldı Ağaoğlu Avrasya Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.’nin halka arz başvurusu Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylandı. Halka arz kapsamında payların 21,10 TL sabit fiyatla yatırımcılara sunulması planlanırken şirket, halka arz ile sermaye yapısını güçlendirmeyi ve yeni yatırımlar için kaynak oluşturmayı hedefliyor. Ağaoğlu Avrasya Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Ağaoğlu GYO)’nin halka arz başvurusu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından onaylandı. Bu onay ile şirket, paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmesine yönelik sürecin önemli bir aşamasını tamamlayarak halka arz hazırlıklarını hızlandırdı. Halka arzın, şirketin sermaye yapısını güçlendirmesi, kurumsal yönetim standartlarını daha ileri seviyeye taşıması ve sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda yeni yatırımlar için kaynak oluşturması hedefleniyor. Ağaoğlu GYO’nun portföyü; İstanbul’un hem Anadolu hem Avrupa yakasında, merkezi ve yüksek değer potansiyeline sahip lokasyonlarda konumlanan, tamamlanmış, kiracılı ve düzenli nakit akışı üreten nitelikli gayrimenkullerden oluşuyor. Bu portföy yapısı, yatırımcılara öngörülebilir ve sürdürülebilir getiri potansiyeli sunmayı amaçlıyor. Yapılan açıklamaya göre, halka arz edilecek payların nominal değeri toplamı 176 milyon TL olup 105 milyon 652 bin TL’lik kısmı, şirketin sermayesinin bedelli sermaye artırım yoluyla 595 milyon 348 bin TL’den 701 milyon TL’ye artırılması kapsamında, kalan 70 milyon 348 bin TL nominal değerli kısım ise ortak satışı yoluyla halka arz edilecektir. Halka arzda 1 TL nominal değerli paylar 21,10 TL sabit fiyat üzerinden yatırımcılara sunulacak. "Yeni yatırımlar için önemli bir eşik" Ağaoğlu Şirketler Grubu CEO’su Burak Kutluğ, halka arz sürecine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "SPK’dan aldığımız bu onay, büyüme yolculuğumuzda önemli bir eşiği temsil ediyor. Halka arz ile şeffaflık ve kurumsal yönetim standartlarımızı daha da güçlendirirken, güçlü ve gelir üreten portföyümüzden aldığımız ivmeyle yeni projelerimiz için gerekli finansman altyapısını oluşturmayı hedefliyoruz. Temettü dağıtan, karını yatırımcıları ile paylaşan ve akıllı büyüyen örnek bir GYO olmak ana hedefimiz."
İstanbul Fatih’te tartıştığı eşini döverek öldürdü Fatih’te bir kişi, tartıştığı eşini döverek öldürdü. Saldırgan koca ve evdeki 3 kişi gözaltına alınırken, olaya ilişkin soruşturma başlatıldı. Koca tutuklanırken, beraberindekiler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olay 23 Mart’ta saat 03.00 sıralarında Fatih İskender Paşa Mahallesi Sofular Caddesi’nde bulunan 4 katlı binanın bodrum katındaki kiralık bir dairede meydana geldi. İddiaya göre Cezayir uyruklu olduğu öğrenilen Veli Cıngılea ile eşi Nasıra Saigi arasında henüz bilinmeyen bir nedenle tartıştı. Çıkan tartışmanın büyümesi üzerine Cıngılea, eşini darbederek ağır yaraladı. Kadının sesi duyanlar polise ihbarda bulundu. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Nasıra Saigi’nin yerde hareketsiz olarak yattığını görüldü. Sağlık ekiplerinin kontrolünde Saigi’nin yaşamını yitirdiği tespit edildi. Kadının cansız bedeni olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarının ardından Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Şüpheli koca tutuklandı Polis ekipleri, Cıngılea ile birlikte evdeki 3 kişiye de gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Cıngılea, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Gözaltına alınan 3 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Aynı apartmanda yaşayan bir kadın ise polisleri gördüğünü belirterek, "Bir de ambulans gördüm. Ben çok korktum" dedi.
Ankara AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur ve her zaman onlarla beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu ifade etmek isteriz" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, ATO Congresium’da düzenlenen ArtAnkara’yı ziyaret etti. Burada sergi alanlarını gezdikten sonra açıklamalarda bulunan Yayman, fuarın yalnızca Ankara’nın değil, coğrafyanın en önemli fuarlarından biri olduğunu anlattı. Yayman, "Sanat, kültür bizi bir arada tutan en önemli enstrümanların başında geliyor. Ülkemizde de hepimiz çok fazla siyaset konuşuyoruz. Hepimiz çok fazla savaş konuşuyoruz. Hepimiz çok fazla dış politika konuşuyoruz. İşte bir anlamda gündelik hayatımızda bizi bir nefes aldıracak sanat faaliyetlerinde bulunmak, kültürel faaliyetlerde bulunmak çok kıymetli, çok değerli. Herkes mühendis olabilir, çiftçi olabilir, marangoz olabilir ama herkes sanatçı olamaz" ifadelerini kullandı. "Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur" Sanatın en önemli başlıklardan biri olduğunu belirten Yayman, "Tüm sanatçılarımızın yanındayız. Sanatçılarımızın sorunu bizim sorunumuzdur ve her zaman onlarla beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumuzu ifade etmek isteriz. Türkiye 86 milyon olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde pek çok başarıyı yakalamıştır. Şimdi artık kültür zamanıdır, şimdi artık sanatın zamanıdır, şimdi artık müziğin zamanıdır. Şimdi artık gerçekten kreatif sanatlarda büyük atılımlar yapma zamanıdır" açıklamasında bulundu. "Tüm faaliyetlerimizi çok önemsiyoruz" Yayman, Türkiye’yi ileriye taşıyacak faaliyetlerin içinde olmayı önemsediklerine dikkati çekerek, "Millet kütüphanelerinden sanat galerilerine, müzik dinletilerinden resitallere, AKM’den CSO’ya ve bütün Anadolu’ya yayılan tüm sanat faaliyetlerinin yanındayız ve yanında olmaya devam edeceğiz. Hem bakanlığımız hem partimiz hem tüm faaliyetlerimizi çok önemsiyoruz" diye konuştu.