ASAYİŞ - 31 Ocak 2026 Cumartesi 21:30

Cizre’de trafik kazası: 5 yaralı

A
A
A
Cizre’de trafik kazası: 5 yaralı

Şırnak’ın Cizre ilçesinde virajı alamayan araç bariyerlere çarptı. Kazada 5 kişi yaralandı.

Kaza, Yeni Şırnak Yolu Bozalan toplu konutlar rampasında meydana geldi. Cizre’den Şırnak’a gitmekte olan M.N. yönetimindeki 34 DTY 832 plakalı otomobil, rampa yukarı çıkarken virajı alamayarak bariyerlere çarptı. Çarpmanın etkisiyle araçta bulunan 2’si kadın 5 kişi yaralandı. 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunması üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan 5 kişi olay yerinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından ambulansla Cizre Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Kaza ile ilgili inceleme başlatıldı.

Abidin Yel - Cüneyt Özkaya



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Görgün: "2026’da Kızıl Elma’nın ilk teslimatına başlayacağız" Antalya’da düzenlenen 5’inci Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı kapsamında gerçekleştirilen "2025 Yılı Gerçekleşmeler ve 2026 Yılı Hedefler Basın Buluşması"nda konuşan Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, 2025 ihracat performansını ve 2026 hedeflerini değerlendirdi. Görgün, 2026 yılına ilişkin en kritik eşiğin havacılık ve insansız sistemlerde olduğunu vurgulayarak, "2026 yılında Kızıl Elma insansız savaş uçağının ilk teslimatını son kullanıcılarımıza teslim etmeye başlayacağız" dedi. Antalya’nın Serik ilçesindeki Belek Turizm Merkezi’nde düzenlenen basın buluşmasına, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ile savunma sanayiinin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri katıldı. Toplantıda 2025 yılı performansı ve 2026 yol haritası ele alındı. Görgün, ihracatı bir satış kalemi olarak görmediklerine dikkat çekerek, "Bizim için ihracat; stratejik etki, sürdürülebilir üretim ve jeopolitik dayanıklılık anlamına geliyor. Savunma sanayi ihracatına bu perspektifle bakıyor ve tüm planlamamızı buna göre yapıyoruz" ifadelerini kullandı. "10 milyar dolar ihracat, 18 milyar dolar yeni sözleşme" 2025 yılı ihracat verilerini değerlendiren Görgün, ulaşılan seviyenin tarihi bir eşik olduğuna işaret etti. Son 20 yılda savunma sanayiinde yaşanan dönüşüme dikkat çeken Görgün, şunları söyledi: "10 milyar doların üzerindeki ihracat gerçekten çok önemli bir rakam. Yirmi yıl önce 250 milyon dolar seviyesinde olan bir ihracattan bugün bu noktaya gelmek, yaklaşık kırk katlık bir büyümeyi ifade ediyor. Bununla birlikte, 2025 yılında şirketlerimizin yaklaşık 18 milyar dolarlık yeni sözleşme imzalaması da sektörün sürdürülebilirliği açısından son derece kıymetlidir." "Ekosistem yönetimi" 2025 yılında sanayileşmeyi "ekosistem yönetimi" yaklaşımıyla ele aldıklarını belirten Görgün, tedarik zincirinin tamamına yayılan bir yapı oluşturduklarını söyledi. Yan sanayi ve KOBİ’lerin bu yapıdaki rolüne dikkat çeken Görgün, "Başkanlığımız yalnızca tedarik süreçlerini yönetmez; stratejik yönlendirme, kapasite geliştirme ve teknoloji transferini birlikte yürütür. Bu nedenle sözleşme bedellerinin en az yüzde 21’inin yan sanayi ve KOBİ’lere verilmesini zorunlu kılıyoruz. Ayrıca bu işlerin en az yüzde 70’inin EYDEP sertifikalı firmalar tarafından yapılmasını esas alıyoruz" diye konuştu. "22 adet Hürkuş teslimatını tamamlamayı planlıyoruz" 2026 yılı hedeflerinde havacılık ve insansız sistemlerin öne çıktığını belirten Görgün, Kızıl Elma, KAAN ve TB3 projelerine ilişkin takvimi paylaştı. Görgün, şu değerlendirmelerde bulundu: "2026 yılında Kızıl Elma insansız savaş uçağının ilk teslimatlarını son kullanıcılarımıza yapmayı hedefliyoruz. KAAN projesinde geliştirme ve prototip aşamalarına ilişkin sözleşmeleri daha önce imzalamıştık; bu kapsamda altı prototipin üretilmesine yönelik sürecimiz devam ediyor. Bu yıl içerisinde Savunma Sanayii İcra Kurulu’nda KAAN’ın seri üretimine ilişkin kararların alınmasını bekliyoruz ve çalışmalarımızı bu doğrultuda sürdürüyoruz. Gemiden kalkış ve iniş kabiliyetine sahip TB3 insansız hava araçlarımız, TCG Anadolu ile birlikte uluslararası tatbikatlara katılmaya başladı. TB3’ün, yapay zekâ yetenekleriyle desteklenen yapısı sayesinde hem ulusal hem de uluslararası görevlerde öne çıkacağını değerlendiriyoruz. Aynı şekilde TB2 platformunda da yapay zekâ destekli yeni kabiliyetler üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Gökbey helikopterimizde TS1400 turboşaft motorunun platform üzerindeki testlerini sürdüreceğiz. Hürkuş eğitim uçağımızın teslimatları bu yıl başlıyor; kullanıcılarımıza ilk uçakları teslim edeceğiz ve toplamda 22 adet Hürkuş teslimatını tamamlamayı planlıyoruz. KAAN’ın özgün motoru kapsamında ise 2026 yılı içerisinde PDR süreçlerini tamamlamayı ve CDR sözleşmesini imzalamayı hedefliyoruz." Deniz ve denizaltı platformları: AKYA, MİDLAS, Murat Reis Stratejik sistemlerde deniz ve denizaltı kabiliyetlerinin 2026 hedeflerinde önemli yer tuttuğunu vurgulayan Görgün, seri üretim ve teslimat sürecine girilecek projeleri şöyle anlattı: "Stratejik sistemlerde 2026 yılı hedeflerimiz, caydırıcılığı artıran kabiliyetlerde yüksek adetli teslimatların gerçekleştirilmesi ve kritik eşiklerin tamamlanması üzerine odaklanıyor. Seri üretim süreçlerine giren ürünlerimizin, daha önce imzalanan sözleşmeler kapsamında ordumuza teslimatları hız kazanacak; Roketsan başta olmak üzere ilgili şirketlerimiz bu teslimatları sözleşme takvimlerinden önce gerçekleştirmek üzere gerekli altyapı çalışmalarını yürütüyor. Bu altyapıların bir bölümü hâlihazırda faaliyete geçmiş durumda, kalan kısmının da bu yıl içerisinde tamamlanmasını öngörüyoruz. Hava savunma ve füze sistemleri projeleri kapsamında yüksek adetli teslimatlar yapılacak; bu süreçte Makine ve Kimya Endüstrisi de üretim kabiliyetleriyle önemli bir rol üstlenecek. Önemli seri üretim başlangıçlarımızdan biri olan AKYA torpidosunda 2026 yılı itibarıyla seri üretim sürecine fiilen geçilmiş olacak. Deniz ve denizaltı platformlarımız için kritik bir güç çarpanı olan torpido sistemlerinde, testleri tamamlanan ürünlerin seri üretime alındığı bir yıl yaşayacağız. Muharip gemilerimizde MİDLAS entegrasyonunu tamamlayarak bu kabiliyeti envantere kazandıracağız. Bunun yanı sıra, ihracat lisansına sahip farklı silah ve mühimmat sistemlerinin yerli ve milli olarak geliştirilmesine yönelik sözleşmeleri imzalayacağız. Geniş bir kalibre yelpazesinde yürüttüğümüz çalışmaların bir bölümü tamamlandı, kalan kısmında ise yerlileştirme süreçleri devam ediyor; prototip ve ön geliştirme aşamalarını tamamlayan projelerimizi seri üretime geçireceğiz. 2026 yılı, aynı zamanda yüksek güçlü lazer sistemlerine sahip ülkeler arasına katılacağımız bir dönem olacak. Bulut programı da bu hedefler arasında önemli bir yer tutuyor; tasarım çalışmalarını tamamlayarak pilot uygulamayı belirleyecek ve ilk merkezde bulut altyapısını faaliyete geçireceğiz." Radar ve elektronik harp Radar ve elektronik harp kabiliyetlerine ilişkin 2026 hedeflerini de paylaşan Görgün, yüksek adetli teslimatlara vurgu yaparak, "Katmanlı hava savunma konsepti kapsamında, ALP radarları serisinden 100G ve 300G radarlar ile erken ihbar radarlarımızı en az ikişer adet olmak üzere bu yıl envantere kazandırmayı planlıyoruz. ASELSAN, bu projelerde sözleşme sürecini beklemeden stoka üretim yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Elektronik harp alanında ise KORAL Harp Sistemi’nin gelişmiş versiyonu olan KORAL 200’ü bu yıl envantere dahil edeceğiz. Elektronik harp ve taarruz sistemlerimizden İLGAR’ın ikinci versiyonunun teslimatlarını tamamlayacağız. Kara sistemleri tarafında, seri üretim kapsamında çift haneli sayılarda tank üretimini gerçekleştirerek bu yıl Kara Kuvvetlerimize teslim edeceğiz. Ayrıca farklı konfigürasyonlara sahip orta sınıf insansız kara araçlarını envantere kazandıracak yeni projeleri de başlatacağız. Deniz Kuvvetlerimiz için Murat Reis denizaltısı envantere girecek; TCG 18 Mart denizaltısının modernizasyon süreci bu yıl tamamlanacak. Yerli füze ve radar sensörlerine sahip altıncı gemimiz TCG İzmir de bu kapsamda hizmete alınacak" şeklinde konuştu. Uzay, askeri 5G-6G ve ağ merkezli harp Uzay tabanlı kabiliyetler ile askeri haberleşmenin 2026 hedeflerinde belirleyici olduğunu belirten Görgün, Gökbağı projesine dikkat çekti. Görgün, "Yakın yörünge uydularında askeri 5G ve 6G haberleşme altyapısını hedefleyen Gökbağı projesini 2026 yılında başlatacağız. Bu proje, ağ merkezli harp, platformlar arası veri paylaşımı ve gerçek zamanlı komuta-kontrol açısından kritik öneme sahip. Uzay, savunma sanayiinde artık tamamlayıcı değil, ana bileşen haline gelmiştir" dedi. Kara sistemleri ve amfibi kabiliyetler Kara ve amfibi unsurlara ilişkin hedefleri de açıklayan Görgün, yeni platformların envantere gireceğini belirterek, "Farklı konfigürasyonlarda orta sınıf insansız kara araçlarını envantere kazandıracak projeleri başlatacağız. Seri üretim kapsamında tank üretimlerini hızlandırarak Kara Kuvvetlerimize teslim edeceğiz. Amfibi harekât için 4 adet LCT’yi Deniz Kuvvetlerimize, 70 botu da Kara Kuvvetlerimize teslim edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kuantum, lazer ve bulut programı Ar-Ge yönetimi kapsamında ileri teknoloji başlıklarına da değinen Görgün, 2026 yılında bu alanlarda önemli adımlar atılacağını söyleyerek, "Kuantum teknolojilerinde süperiletken kuantum işlemci birimi QPU geliştirme projesini başlatıyoruz. Yüksek güçlü lazer sistemlerine sahip ülkeler sınıfına giriş yapacağımız sözleşmeleri imzalayacağız. Bulut programında ise tasarım çalışmaları tamamlanacak ve pilot merkezde altyapı faaliyete geçecek" dedi. Roketsan: "750 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirdik" Basın buluşmasında ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de 2025 performansına ve küresel büyüme stratejisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sektör ihracatının 10 milyar doları aşmasının önemli bir eşik olduğunu vurgulayan İkinci, Roketsan’ın bu tabloya güçlü katkı sağladığını belirtti. İkinci, "10 milyar doları geçmiş bir sektör ihracatı var ve bu ihracata büyük oranda katkı sağlayan Roketsan, 750 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirdi. 2025 yılı bizim için çok ciddi başarılar elde ettiğimiz bir yıl oldu; mevcut sipariş miktarımızı iki katına çıkardık. Hem ihracat hem de yeni sözleşmelerle proje büyüklüğümüz iki katına çıktı; yılı yüzde 55’in üzerinde artışla kapattık ve büyümemiz dolar bazında yüzde 50’nin üzerinde devam ediyor" dedi. İkinci, seri üretime geçen yeni ürünlerle birlikte teslimatların sürdüğünü, Ar-Ge ve test faaliyetlerinin de yoğun biçimde devam ettiğini belirterek, "AKATA ve Tayfun gibi yeni ürünlerin seri üretimlerine 2025 yılı içerisinde başladık; bu yıl da teslimatlar sürecek. Bununla birlikte yeni ürünlerimizin geliştirme faaliyetlerini de eş zamanlı yürütüyoruz. 2025 yılı boyunca 850 gün test gerçekleştirdik; ekiplerimizin sahada farklı testleri eş zamanlı yürüttüğü, son derece yoğun bir yılı geride bıraktık" ifadelerini kullandı. Küresel pazarlarda büyüme hedefinin altını çizen İkinci, uluslararası iş birliklerinin önemine dikkat çekerek, "Roketsan olarak en büyük stratejimiz globalde ve yurt dışında büyümek. Bu kapsamda birçok uluslararası şirketle iş birlikleri kurarak üretimlere başladık; bu üretimler müşteri portföyümüzü hızla genişletiyor. Ürünlerimiz Uzak Doğu’dan Amerika kıtasına kadar 40’tan fazla ülkede kullanılıyor; bazı bölgelerde üretim faaliyetleri de başlamış durumda. Orta Doğu, Afrika ve Uzak Doğu’da Avrupa ile birlikte hızlı bir büyüme potansiyeli yakalamış durumdayız" diye konuştu. MUGEM, TCG Anadolu’nun 3 katı büyüklüğünde Milli uçak gemisi projesi MUGEM’e ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Haluk Görgün, Türkiye’nin mevcut bayrak gemisi TCG Anadolu ile karşılaştırmalı değerlendirmede bulundu. Görgün, MUGEM’in ölçek ve kabiliyet açısından çok daha ileri bir platform olacağını belirterek, "Şu anda Türkiye’nin bayrak gemisi olan TCG Anadolu’nun yaklaşık üç katı büyüklüğünde, 60 bin tonluk bir geminin inşa edilmesini planlıyoruz" dedi. Projenin kurumlar arası eş güdümle yürütüldüğünü vurgulayan Görgün, "Savunma Sanayii Başkanlığımız, İstanbul Tersane Komutanlığımız ve Deniz Kuvvetleri Komutanımızın bizzat proje yönetiminde sorumluluk aldığı, son derece önem verdiğimiz platformlardan bir tanesidir. Denizcilik, askerî denizcilik ve tersanecilik alanlarında kabiliyeti bulunan, katkı sunabilecek tüm üreticilerle birlikte bu platformu mümkün olan en kısa sürede tamamlayarak donanmamıza teslim etmeyi hedefliyoruz" dedi.
İstanbul Altında sert dalgalanma Küresel piyasalarda cuma günü altın fiyatları son yılların en sert düşüşlerinden birini yaşadı. Uzun süredir rekor seviyelerde işlem gören ons altın, yoğun satışlarla karşılaşarak yaklaşık yüzde 11 oranında geriledi. Süreci değerlendiren DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, "Bu bir kriz değil, bu bir temizliktir. Altının hikayesi bitmedi, sadece kısa vadeli oyuncular masadan kalktı" dedi. Ocak ayı boyunca yükseliş trendinde olan ons altın, aybaşında 4 bin 400 dolar seviyelerinden başladığı yükselişini 29 Ocak Perşembe günü yaklaşık 5 bin 523 dolara kadar taşıdı. Ancak cuma günü yönünü aşağı çeviren altın, sert satışlarla 4 bin 886 dolar seviyelerine kadar düştü. Piyasalarda oluşan ilk algı, "Altın çöküyor mu?" sorusunu gündeme getirse de uzmanlar, yaşanan hareketin panikten ziyade büyük oyuncuların pozisyon değişimi olduğunu belirtiyor. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş ise cuma günü yaşanan süreci değerlendirerek yaşanan düşüşün bir kriz olmadığını, altının hikayesinin bitmediğini ve sadece kısa vadeli yatırımcıların piyasadan çekildiğini kaydetti. "Altının hikayesi bitmedi, sadece kısa vadeli oyuncular masadan kalktı" DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, cuma günü yaşanan süreci değerlendirerek, "Bu bir kriz değil, bu bir temizliktir. Altının hikayesi bitmedi, sadece kısa vadeli oyuncular masadan kalktı. Altın ons fiyatındaki sert düşüşün kaynağı küçük yatırımcılar ya da fiziki altın piyasası değil. Satışlar ağırlıklı olarak üç ana gruptan geldi. Uzun süredir altın taşıyan ve ciddi kar elde eden fonlar, zirve seviyelerde ‘karı cebe koyma’ refleksiyle satış yaptı. Altını fiziken değil, kontrat üzerinden alan profesyonel Trader’lar pozisyonlarını kapattı. Bu satışlar genelde hızlı ve toplu olur. Borçla altın alan bazı oyuncular, fiyat düşünce sistem tarafından otomatik olarak satışa zorlandı. Yani bu satışların önemli bir bölümü isteyerek değil, mecburen gerçekleşti. Altın düşerken satanlar altına inanmayanlar değil, altınla en çok para kazanmış olanlardır. Bu satışların arkasında tek bir sebep yok, aynı anda devreye giren üç temel dinamik var. İlki altın aşırı yükselmişti, uzun soluklu bir ralli sonrası büyük oyuncular için doğal bir düzeltme kaçınılmazdı. İkinci, ABD tarafında faiz ve dolar beklentileri kısa vadede değişti. Bu durum, fonları geçici olarak nakitte kalmaya yöneltti. Üçüncü, teknik seviyelerin kırılması algoritmaları devreye soktu. Belirli fiyatların altına inilmesiyle otomatik satışlar zincirleme etki oluşturdu ve ABD Başkanı Donald Trump’ın, Federal Reserve (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın yerine yeni bir aday göstereceği veya göstermeyi düşündüğü iddiası, piyasalarda ciddi bir etki oluşturdu. Bazen piyasada haber fiyatı değil, fiyat haberi oluşturur. Cuma günü olan tam olarak buydu" dedi. "Altın, ‘hikayesi bozulan’ değil, ‘fiyatı soğuyan’ bir varlık konumunda" Cuma günün yaşanan dalgalanma ilişkin altının yanı sıra gümüşte de değişiklik olduğunu belirten Kitiş, "Cuma günü yalnızca altın değil, gümüş ons fiyatı da çok daha sert bir satışla karşılaştı. Tarihi olarak gümüş, altına kıyasla daha oynak bir yapıya sahiptir ve bu tür düzeltmelerde genellikle altından daha hızlı ve daha derin hareket eder. Bu satışlarla birlikte altın-gümüş paritesi yukarı yönlü sıçradı. Bu da piyasaların, kısa vadede güvenli liman tercihini gümüşten ziyade altına kaydırdığını gösteriyor. Gümüş genelde rallinin öncüsüdür ama düzeltmenin bedelini daha ağır öder. Paritedeki bu hareket, altının yapısal gücünü hala koruduğunu net biçimde gösteriyor. Bu sert geri çekilme, orta ve uzun vadede altın için oyunun bittiğini değil, oyunun yeniden dengelendiğini işaret ediyor. Kısa vadede dalgalanma sürebilir. Ancak fiziki talep, merkez bankası alımları ve jeopolitik riskler masadan kalkmış değil. Altın, ‘hikayesi bozulan’ değil, ‘fiyatı soğuyan’ bir varlık konumunda. Altın, kısa vadeli dalgalanmalarda aceleci davrananları zorlar; uzun vadeli düşünenleri ise korur yani sabırlı yatırımcıyı ödüllendirir. Bugün yaşanan bir çöküş değil; güçlü ellerin zayıf ellerden pozisyon devraldığı klasik bir geçiş sürecidir" diye konuştu.
Bayburt Kop Kayak Merkezi’nde sömestir tatili yoğunluğu Bayburt’un kış turizminde önemli bir yeri olan 2 bin 400 rakımlı Kop Kayak Merkezi’nde sömestir tatilinin son gününde yoğunluk yaşanıyor. 17 Ocak’ta kayak sezonunun açıldığı merkez, tatil boyunca ailelerin ve çocukların uğrak noktası oldu. Sömestir tatilini fırsat bilen aileler, çocuklarıyla birlikte Kop Kayak Merkezi’ne gelerek kayağın ve kızağın keyfini çıkardı. Kar kalınlığının kayak yapmaya elverişli olduğu merkezde, pistlerde hareketlilik yaşandı. Kayak tutkunları, yüksek rakımlı merkezde temiz hava ve karın tadını doyasıya sürdü. "İyi ki burası yapılmış" Sömestir tatilinin son gününde ailesiyle birlikte kayak merkezine gelen Ümmügülsüm Köse, çok eğlendiklerini belirterek, "Sömestir tatili dolayısıyla kaymaya geldik. Kuzenlerimle birlikte hem kızakla kaydık hem de kayak yaparak tatilin tadını çıkardık" dedi. Kuzenleriyle birlikte ilk kez aktif olarak kayak yapma imkanı bulan Süleyman Musab Asyalı, "Şimdi sucuk ekmeğimizi yiyoruz ardından piste kayak yapmaya gideceğiz. Burası çok güzel bir yer, iyi ki yapılmış. Daha önce bir kez gelmiştik ama kayamamıştık, şimdi güzelce kaydık ve çok eğlendik" ifadelerini kullandı. Kayak yapmanın heyecanını yaşayan Esila Mercan ise, "Takımlarımı aldım, buraya geldim. Ailemle beraber çok güzel bir sömestir tatili geçiriyorum. Arkadaşlarımla beraber kayarken çok eğleniyoruz. Bu ikinci yılım olacak, iki yıldır kaymaya geliyoruz. Kayak yapmayı çok seviyorum, çok eğlenceli oluyor" diye konuştu. Kayak sezonu hafta sonları devam edecek Sömestir tatili boyunca haftanın 7 günü tam kapasite hizmet veren Kop Kayak Merkezi’nde, tatilin sona ermesiyle birlikte çalışma düzeninde değişiklik olacak. Merkez bundan sonraki süreçte kayak severleri sadece hafta sonları ağırlayacak.
Hatay Aile fotoğrafından geriye tek kalan Alye’nin doğum gününde babaannesi gözyaşlarına boğuldu Hatay’da depremde ailesini kaybeden ve enkazdan 9’uncu günde kurtulan Alye Dağlı’nın 4’üncü yaş gününde torununa hem anne hem de baba olan babaannesi gözyaşına boğuldu. Aile fotoğrafından geriye yalnız başına kalan Alye’nin doğum gününde "Keşke annesi ve babası bugün olsaydı, kardeşleri olsaydı" diyen babaanne yürekleri burktu. Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok yıkıma uğrayan Hatay’da, binlerce bina yerle bir olurken yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetti. Asrın felaketine Antakya ilçesi Narlıca Mahallesi’nde yakalanan Aliye Dağlı’nın çocukları; Emel Dinç, Rıfat Dağlı ve Medine Çınar enkaz altında kalarak hayatlarını kaybettiler. Depremde 3 evladını kaybeden Dağlı’ya oğlu Rıfat’tan enkazdan 9’uncu günde kurtulan Alye emanet kaldı. Depremde; annesini, babasını ve 2 kardeşini kaybeden Alye, asrın felaketinden bu yana babaannesi Aliye Dağlı ve dedesiyle birlikte yaşamaya devam ediyor. Depremi yaşadığında henüz 1 yaşında olan Alye, 4’üncü yaş gününü hayırsever Çilem Artan ve kendisine şefkatle bakan babaannesiyle birlikte kutladı. Artan’ın hediyeleriyle yüzü gülen Alye’nin mutlu gününde babaannesi burukluk içerisinde gözyaşlarına boğuldu. Aile fotoğrafından geriye yalnız başına kalan Alye’nin doğum gününde hüngür hüngür ağlayan babaanne Dağlı, yürekleri burktu. "Babannemiz bizi çok duygulandırdı, ağlaması içimizi daha da acıttı" Alye’nin yüzünü gülümsetebilmek için doğum günü kutlaması yaptığını ifade eden Çilem Artan, "Buruk ve acı dolu duygular içerisindeyiz. Babannemiz bizi çok duygulandırdı, ağlaması içimizi daha da acıttı. Alye’yi gülümsetebilmek mutlu ve umutlu geldik buraya ama 6 Şubat’a sayılı günler kala ister istemez babaannemiz tekrar o acıları yaşadı. Kolay değil, rabbim kimseye yaşatmasın. Biz Alye’yi hiç unutmayacağız ve yanında olacağız inşallah" dedi. "Sevinçliyim ama yüreğim yaralı, çok zor" Alye’nin doğum gününde yüreğinin yaralı olduğunu ifade eden Aliye Dağlı, "Keşke annesi ve babası bugün olsaydı, kardeşleri olsaydı. Sevinçliyim ama yüreğim yaralı, çok zor. Hayırlısıyla büyüsün, bir şey istemiyorum" diye konuştu.