EĞİTİM - 04 Aralık 2025 Perşembe 09:23

Siirt’te bu okul fabrika gibi çalışıyor: Yıllık 2 milyon ciro

A
A
A

Siirt Abdülhamid Han Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, usta öğreticilerle birlikte günlük yaklaşık 14 bin ekmek üretimi sağlıyor. Öğrenciler, para kazanarak aile ekonomisine katkıda bulunurken, okul da yıllık 2 milyon lira ciro elde ediyor.

Siirt Abdülhamid Han Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde farklı bölümlerde okuyan 300 öğrenci bulunuyor. Okul bünyesinde 2022 yılında kurulan endüstriyel ekmek üretim yerinde öğrenciler, usta öğreticileri eşliğinde ekmek üretip birçok yere dağıtımları sağlanıyor. Öğrenciler, burada kalfalık ve ustalık belgelerini alırken para kazanarak aile ekonomilerine katkıda bulunuyor. Okul, öğrencileri meslek sahibi yapıp yıllık 2 milyona liraya yakın ciro sağlıyor. Siirt İl Milli Eğitim Müdürü İlhan Saz, lisede 14 bin kapasiteli üretim yerinde çıkartılan ekmeklerin yurtlara ve belediyenin satış noktalarına gönderildiğini söyledi. Saz, "Öğrencilerimiz, döner sermaye marifetiyle hem üretiyor, hem de kazanıyorlar. Bu da bize mutluluk veriyor. Bizlerde tümüyle bunu destekliyoruz. İnşallah daha fazla kapasiteyle ileriki zamanlarda kapasite artırımına başlayacağız. Bütün öğrencilerimizin buradan faydalanmasını istiyoruz" dedi. Abdülhamid Han Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Fevzi Yeşilkavak ise tesisin 2022 yılında faaliyete geçtiğini hatırlattı.

Siirt’te bu okul fabrika gibi çalışıyor: Yıllık 2 milyon ciro

Türkiye’de meslek liselerinde proje olarak ekmek üretimi fabrikaları kurulduğuna değinen Yeşilkavak, "Burası da bu kapsamda kuruldu. Burada hem öğretmenlerimiz, hem de öğrencilerimiz çalışmakta. Onlarda buradan para kazanmakta. Özellikle afetlerde, deprem zamanlarında günlük burada 30 bin civarı ekmek üretimimiz oldu. Döner sermaye kapsamında çocuklarımız burada gelir elde ediyorlar. Asgari ücretin brütü kadar para kazanabiliyorlar" diye konuştu.

Siirt’te bu okul fabrika gibi çalışıyor: Yıllık 2 milyon ciro

"Özelikle okulumuzdaki eksikleri de gidermiş oluyoruz"

Aynı zamanda usta öğretici çalıştırdıklarını ve öğrenci çalıştırıp maddi anlamda katkı sağladıklarını kaydeden Yeşilkavak, "Hem de burada kalfalık ve ustalık belgesi alıp belgelendirme süreçlerini de gerçekleştiriyoruz. Daha sonra hem burada çalışmaya devam edebiliyorlar. Hem de aldıkları belgelerle iş yeri açabiliyorlar. Okul bütçesine katkı sağlanıyor. Yıllık, net olarak 1,5-2 milyon gelirimiz var. Bu kapsamda özelikle okulumuzdaki eksikleri de gidermiş oluyoruz. Yiyecek, içecek ve konaklama hizmetleri bölümümüz var. Buraya da bu kapsamda destek sağlıyoruz" şeklinde konuştu.

Siirt’te bu okul fabrika gibi çalışıyor: Yıllık 2 milyon ciro

"Halkın ucuz ekmeğe ulaşımı sağlanmış oluyor"

Okulda 300 öğrenci bulunmakta olduğunu aktaran Yeşilkavak, şöyle konuştu:

"Yıllık 70-80 öğrenci çalıştırıyoruz. Her gün öğrencilerimizi dönüşümlü olarak ekmek üretim tesisimizde çalıştırıyoruz. Belediyeye veriyoruz. Belediye de, halk ekmeği olarak satıyor. Biz, 6.80 liradan satıyoruz. Onlarda 8 lira civarında satıyorlar. Halkın ucuz ekmeğe ulaşımı sağlanmış oluyor. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarımızın pansiyonları var.

Siirt’te bu okul fabrika gibi çalışıyor: Yıllık 2 milyon ciro

Bunlarında çocuğunun ekmek ihtiyacını biz karşılıyoruz. Üretim yaptığımız ekmek çeşidi fazla olduğundan ayrı fiyatlandırılmakta." 10’uncu sınıf öğrencisi Gülnur Erten de Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümü okuduğunu ifade ederek, "Burada staj görüyoruz, belirli bir maaşla çalışıyoruz. Kazandığım maaşla da aileme katkı sağlıyorum. Bu, benim için gurur verici bir şey. Okulun fırını olması çok iyi bir durum. Stajyer öğrenciler için rahatlıkla iş sağlanabiliyor" ifadelerinde bulundu.

Zehra Gayretli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Parkinsonla yaşamak Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı. Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı. Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı. Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi. 1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, "Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz" dedi. Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, "Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor" diye konuştu. Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, "Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir" dedi. Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, "Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz" şeklinde konuştu. Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı. Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, "Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz" diye konuştu. Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, "Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız" dedi. Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.
Ankara ‘Taşacak Bu Deniz’ oyuncuları Trabzon Günleri’nde hayranlarıyla buluştu Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri etkinliği, ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinin oyuncularını ağırladı. Etkinlik kapsamında Başkente gelen oyuncular, hayranlarıyla bir araya geldi. Gerçekleştirilen Trabzon Günleri etkinliği, Karadeniz kültürünü tanıtmanın yanı sıra sanat dünyasından isimleri de bir araya getiriyor. Etkinliğe katılan ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinde yer alan oyuncular, imza günü ve söyleşi programlarında vatandaşlarla buluştu. "Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar" Etkinliğe katılan oyunculardan Ava Yaman, Karadenizlilerin ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Karadeniz bence adeta bir cennet. İsviçre ya da İskoçya’yı görmek isteyenlerin Karadeniz’e de uğraması gerektiğini düşünüyorum. Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar, buna layık olmaya çalışıyorum" dedi. "Oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim" Sosyal medyada yapılan yorumlara da değinen Yaman, "Paylaşımlarımda kıyafetlerim ya da fotoğraflarım hakkında yorumlar yapılıyor. Ben ise oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim. Özgürlük var deniyor. Bu da benim özgürlüğüm değil mi" ifadelerini kullandı. "Olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim" Genç oyuncu, sözlerini Kurt Cobain’den duyduğu bir sözle tamamlayarak, "Olmadığım biri olarak sevilmektense, olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim. Sektörde yeniyim, öğreniyorum ama çok mutluyum. Herkese çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Edirne Edirne’de polis teşkilatı nostaljik sergisi ilgi gördü Türk Polis Teşkilatının kuruluşunun 181. yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde Saraçlar Caddesi’nde bilgilendirme stantları kuruldu. Stantlarda polis teşkilatının eski kıyafetleri ve ekipmanları sergilendi. Edirne’de Türk Polis Teşkilatının kuruluşunun 181. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde, geçmiş dönemlere ait polis kıyafetleri ve ekipmanlarının sergilendiği stantlar yoğun ilgi gördü. Saraçlar Caddesi’nde kurulan bilgilendirme alanları, hem nostaljik görüntülere sahne oldu, hem de vatandaşlara güvenlik konularında önemli bilgiler sunuldu. Edirne Emniyet Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren narkotik, siber suçlarla mücadele, asayiş ile trafik tescil ve denetleme şube müdürlükleri personelinin görev aldığı stantlarda, vatandaşlara teşkilatın çalışmaları anlatıldı. Kurulan alanlarda özellikle eski dönem polis üniformaları, ekipmanlar ve çeşitli materyaller sergilenerek Türk Polis Teşkilatı’nın köklü geçmişi gözler önüne serildi. Müdür Ayhan, alkol gözlüğü ile yürüyüş parkurunu denedi Polis ekiplerince uygulamalı olarak hazırlanan alkol gözlüğü ile yürüyüş parkuru da yoğun ilgi gördü. Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan da parkuru deneyimleyerek vatandaşlara örnek oldu. Vatandaşlar simülasyon gözlüğü aracılığıyla alkollü araç kullanımının tehlikesini deneyimledi. Etkinlikte ayrıca suçla mücadele yöntemleri, güvenli internet kullanımı ve trafik kuralları hakkında bilgilendirme yapılarak broşürler dağıtıldı. Stantları ziyaret eden İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan, Polis Haftası boyunca farklı etkinlikler gerçekleştirdiklerini belirterek, vatandaşların hem teşkilatın faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olmasını hem de geçmişten günümüze kullanılan ekipmanları yakından görmesini amaçladıklarını ifade etti. Müdür Ayhan, Türk Polis Teşkilatının 181 yıldır vatandaşların huzur ve güvenliği için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini söyledi.