SAĞLIK - 29 Ekim 2025 Çarşamba 15:03

Samsun’da sağlık projelerinin yapımında sona geliniyor

A
A
A
Samsun’da sağlık projelerinin yapımında sona geliniyor

SAMSUN (İHA) – Sağlık Bakanlığı tarafından Samsun’da 5 milyar 746 milyon TL’lik sağlık yatırımlarının yapımında sona yaklaşılıyor.


Sağlık Bakanlığı tarafından Samsun’da 2024-2025 yıllarında tamamlanan sağlık yatırımları için 23 milyon 895 bin TL kaynak kullanıldı. İl genelinde yapımı devam eden sağlık yatırımlarından 1 milyar 69 milyon TL proje bedelli (maliyet bedeli değil) Samsun Şehir Hastanesi’nin yüzde 99,67’si tamamlanırken, 1 milyar 649 milyon TL proje bedelli Tekkeköy Devlet Hastanesi’nin yüzde 12’si tamamlandı. 40 milyon 890 bin TL proje bedelli Çarşamba Sağlıklı Hayat Merkezi ve eklentilerinin yüzde 87’si tamamlandı. 566 milyon TL proje bedelli Alaçam-Yakakent Devlet Hastanesi’nin yüzde 62’si, 350 yatak kapasiteli ve 2 milyar 420 milyon TL proje bedelli Atakum Devlet Hastanesi’nin de yüzde 25’i tamamlandı. Ayrıca 2 milyar 723 milyon TL proje bedelli Kavak Soğuksu 112 Acil Sağlık İstasyonu ile 21 milyon 172 bin TL proje bedelli Ayvacık Toplum Sağlığı Merkezi’nin yapımı tamamlanarak faaliyete alındı.



Samsun’da sağlık projelerinin yapımında sona geliniyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum TSKGV Erzurum Bölge Temsilcisi Ahmet Avcı, ETB meclisine konuk oldu Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Erzurum Bölge Temsilcisi Ahmet Avcı, Erzurum Ticaret Borsası Meclisi’ne konuk olarak önemli açıklamalarda bulundu. Gerçekleştirilen toplantıda, vakfın faaliyetleri, yürüttüğü projeler ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sağladığı katkılar ele alındı. Toplantıda konuşan TSKGV Erzurum Bölge Temsilcisi Ahmet Avcı, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın kuruluş amacı ve tarihçesi hakkında bilgi vererek, vakfın savunma sanayinin güçlendirilmesinde üstlendiği kritik role dikkat çekti. Bölge Temsilcisi Ahmet Avcı, Vakfın amacının Yerli ve Milli Harp sanayine dayalı güçlü bir silahlı kuvvetler oluşturulmasına katkı sağlamak üzere milletimizin maddi ve manevi desteğini sağlamak olduğunu belirtti. Bu amacını ortağı olduğu savunma sanayinin belkemiği olan ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, İŞBİR ve ASPİLSAN" vasıtasıyla gerçekleştirdiklerini ifade etti. Avcı, konuşmasında ayrıca TSKGV’nin yalnızca savunma alanında değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve milli bilinç oluşturulması noktasında da önemli faaliyetler yürüttüğünü belirtti. Bu çerçevede hayata geçirilen "Senede Bir Gün" kampanyası hakkında da bilgi veren Avcı, kampanyanın amacının toplumun tüm kesimlerini vakfa destek olmaya teşvik etmek olduğunu ifade etti. Erzurum Ticaret Borsası Meclis üyelerinin yoğun ilgi gösterdiği toplantıda, vakfın çalışmaları hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulunulurken, iş dünyasının bu tür milli projelere vereceği desteğin önemine dikkat çekildi. Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral ise TSKGV Erzurum Bölge Temsilcisi Sn. Ahmet Avcı’nın açıklamalarının çok kıymetli olduğunu vurgulayarak, Savunma Sanayimize yönelik olarak yapılan çalışmaların ülkemizin milli ve yerli kalkınma hamlesinin en güzel örneklerini oluşturduğu ifade ederek, Ahmet Avcı’ya yapmış olduğu sunum ve açıklamalardan dolayı teşekkürlerini sundu. Meclis Başkanı Yavuz Güney ise, Meclis toplantımızda yapılan sunumun , İş dünyası ile Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı arasındaki iş birliğinin artırılmasına vesile olacağını ve, özellikle milli projelerin desteklenmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, benzer bilgilendirme toplantılarının ilerleyen süreçte de devam edeceğini ve üyelerin yürütülen çalışmalar hakkında bilgilendirilmesine yönelik faaliyetlerin süreceğini kaydetti.
İzmir Kısa bir egzersizle sarkmayı önlemek mümkün Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gültekin Koçun, kadınların korkulu rüyası olan rahim sarkmasının önlenebileceğini vurgulayarak, pelvik tabanı güçlendiren egzersizlerin korunmada kritik rol oynadığını ifade etti. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Günde yalnızca 5 dakika ayrılarak yapılacak Kegel egzersizleri sarkma riskini azaltabilir. Ayrıca düzenli egzersiz ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla süreç kontrol altına alınabilir" dedi. Rahim sarkması, kadınların özellikle ilerleyen yaşlarda karşılaştığı ancak çoğu zaman dile getirmekte zorlandığı önemli sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Günlük yaşamı, sosyal hayatı ve organ fonksiyonlarını etkileyebilen bu durum, erken dönemde fark edildiğinde ameliyatsız yöntemlerle dahi yönetilebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, rahim sarkmasının temelinde pelvik taban kasları ve bağ dokuların zayıflamasının yattığını belirterek, "Rahim sarkması (uterus prolapsusu), rahmi yerinde tutan kasların ve bağ dokuların zayıflaması sonucu rahmin vajina içine ya da dışına doğru kayması durumudur. Bu tablo çoğunlukla pelvik taban dediğimiz destek yapının hasar görmesiyle ortaya çıkar. Özellikle çok sayıda ve zor vajinal doğumlar, menopoz sonrası östrojen azalması, kronik kabızlık, ağır yük kaldırma, kronik öksürük ve obezite gibi faktörler pelvik dokular üzerinde sürekli baskı oluşturarak sarkmaya zemin hazırlar" diye konuştu. 50 yaş sonrası çok sık görülüyor Rahim sarkmasının her yaşta görülebileceğini ancak özellikle menopoz sonrası dönemde belirgin şekilde arttığını ifade eden Op. Dr. Gültekin Koçun, "Rahim sarkması özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda daha sık görülür. En yoğun görüldüğü dönem 50-60 yaş aralığıdır. Klinik verilere göre 60 yaşın üzerindeki her üç kadından birinde farklı derecelerde sarkma görülebilir. Menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması, pelvik taban dokularının zayıflamasına neden olur ve risk belirgin şekilde artar. Bununla birlikte çok sayıda doğum yapmış ya da bağ dokusu zayıf olan kadınlarda daha genç yaşlarda da görülebilir" dedi. Her rahim sarkmasının ameliyat gerektirmediğinin altını çizen Op. Dr. Gültekin Koçun, tedavi kararının hastaya özel verilmesi gerektiğini belirterek, "Tedavi planı sarkmanın derecesine ve hastanın yaşam kalitesini ne ölçüde etkilediğine göre şekillenir. Özellikle erken ve orta evrelerde ameliyatsız yöntemlerle oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilir" ifadelerini kullandı. Cerrahi hangi durumlarda kaçınılmaz olur İleri evre sarkmalarda cerrahinin ön plana çıktığını belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, sözlerine şöyle devam etti: "Rahmin vajina dışına çıktığı ileri evre sarkmalarda, şiddetli idrar ve bağırsak problemleri geliştiğinde, vajinal yaralar ve enfeksiyonlar oluştuğunda ya da hastanın yaşam kalitesi ciddi şekilde bozulduğunda cerrahi kaçınılmaz hale gelir. Ayrıca ameliyatsız yöntemlerden fayda görmeyen hastalarda da cerrahi planlanmaktadır. Günümüzde rahim sarkması ameliyatları büyük oranda kapalı yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemlerde karın bölgesine büyük kesi yapılmaz. Küçük kesilerden girilerek rahim asma işlemi gerçekleştirilir. Bu yöntemler sayesinde hastalar daha az ağrı hisseder, kan kaybı minimum olur ve genellikle kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler. Ameliyat sonrası iyileşme süreci genellikle 4 ila 6 hafta sürmektedir. Ameliyat sonrası ilk günlerde erken mobilizasyon çok önemlidir. Evde dinlenme sürecinde hafif ağrılar normaldir ve kontrol altına alınabilir. Ancak ilk 6 hafta ağır kaldırmamak, cinsel ilişkiden kaçınmak, kabız kalmamak ve enfeksiyon riskine karşı dikkatli olmak gerekir. Bu kurallara uyum, ameliyatın başarısını doğrudan etkiler." Tekrarlama riski yaşam tarzıyla ilişkili Rahim sarkmasının cerrahi sonrası tekrar edebileceğine dikkat çeken Op. Dr. Gültekin Koçun, "Bilimsel veriler, ameliyat sonrası hastaların yaklaşık yüzde 10 ile yüzde 30’unda ilerleyen yıllarda yeniden sarkma gelişebileceğini göstermektedir. Bu noktada en önemli faktör hastanın yaşam tarzıdır. Ağır kaldırmak, kronik kabızlık, fazla kilo ve sigara kullanımına bağlı öksürük gibi durumlar pelvik tabana yük bindirerek sarkmanın tekrarına neden olabilir. Ayrıca bağ dokusunun genetik olarak zayıf olması ve menopoz sonrası hormonal değişimler de riski artırır" diye konuştu. Güçlü kas, düşük basınç ile korunmak mümkün Ameliyatsız tedavi seçeneklerinin özellikle başlangıç ve orta evrelerde etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. Gültekin Koçun, rahim sarkmasının tamamen önlenemese de büyük ölçüde engellenebileceğini de kaydetti. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Düzenli pelvik taban egzersizleri yapmak, ideal kiloyu korumak, kabızlığı önlemek ve ağır kaldırmaktan kaçınmak en önemli koruyucu adımlardır. Sigaranın bırakılması ve kronik öksürüğün tedavi edilmesi de pelvik taban sağlığı açısından kritiktir. Menopoz döneminde uygun hastalarda lokal östrojen tedavileri dokuların gücünü korumaya yardımcı olabilir. Özetle; güçlü kas yapısı ve düşük karın içi basıncı sağlandığında sarkma riski önemli ölçüde azaltılabilir" dedi. Op. Dr. Gültekin Koçun, pelvik taban kas egzersizleri yani Kegel egzersizlerinin, rahim sarkmasını önlemede en temel ve etkili yöntem olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Kegel egzersizi, pelvik taban kaslarını doğru şekilde çalıştırmaya dayanmaktadır. Bu kaslar, idrar yaparken akışı durdurmaya yarayan kaslardır. Egzersiz sırasında bu kaslar sıkılır, 3-5 saniye boyunca tutulur ve ardından gevşetilir. Bu hareket gün içinde düzenli aralıklarla tekrarlanmalı ve zamanla alışkanlık haline getirilmelidir. Düzenli uygulandığında pelvik tabanı güçlendirerek rahmi destekleyen yapıyı korur, sarkmanın ilerlemesini yavaşlatabilir ve idrar kaçırma gibi şikayetlerin azalmasına katkı sağlar. Bunun yanı sıra vajinal pesser dediğimiz destek halkaları rahmi mekanik olarak yukarıda tutar ve ameliyata güçlü bir alternatif oluşturabilir. Pelvik taban fizyoterapisi, biofeedback ve elektriksel stimülasyon gibi yöntemler de kasların güçlenmesine katkı sağlar."