GÜNDEM - 28 Nisan 2026 Salı 12:55

Canik Belediyesi’nden çölyak hastalarına destek

A
A
A
Canik Belediyesi’nden çölyak hastalarına destek

Samsun Canik Belediyesi, glütensiz gıda paketlerini çölyak hastalarına ulaştırmaya devam ediyor.


Glüten hassasiyeti taşıyan çölyak hastalarına, içerisinde glütensiz gıda ürünlerinin yer aldığı paketleri ulaştırmaya devam eden Canik Belediyesi, başvuru sürecinin ardından ilçede talepte bulunan tüm Çölyak hastalarına glütensiz gıda paketlerini teslim etmeyi sürdürüyor. Yüksek maliyetleriyle dikkat çeken glütensiz gıda ürünlerini Çölyak hastalarına ücretsiz bir şekilde ulaştıran Canik Belediyesi, birçok alanda sürdürdüğü sosyal destek programlarıyla gönüllere dokunuyor. çölyak hastalarına yönelik destekleri sürdürdüklerini ifade eden Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Çölyak’ın farkındayız, hemşehrilerimizin yanındayız" dedi.



Başvurular Başladı


Canik Belediyesi’nin glütensiz gıda paketi desteğinin yeni dönemi için başvuru süreci başladı. Canik’te ikamet eden çölyak hastası vatandaşlar, 5 Mayıs 2026 tarihine kadar belediyenin Kadın, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü üzerinden başvuru işlemlerini gerçekleştirebilecek. Glütensiz gıda paketi desteğine ilişkin bilgiler aktaran Başkan İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde gönül belediyeciliği anlayışıyla çalışmaya devam ediyoruz. Çölyak hastası hemşehrilerimize yönelik glütensiz gıda paketi desteğimizi sürdürüyoruz. Çölyak hastası hemşehrilerimizin glütensiz gıdaya erişimini kolaylaştırmak ve bütçelerine bir nebze destek olmak hedefiyle hayata geçirdiğimiz destek programımıza ara vermeden devam ediyoruz. Çölyak hastası hemşehrilerimize içerisinde glütensiz gıda ürünlerinin yer aldığı paketleri ulaştırmayı sürdürüyoruz. İlçemizde sosyal destek çalışmalarımızı hassasiyetle sürdürüyor, gönüllere ulaşmaya devam ediyoruz" şeklinde ifade etti.



Canik Belediyesi’nden çölyak hastalarına destek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Adem Soytekin: "Suç işlemediğimi kanıtlamak için etkin pişmanlık yaptım" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 28. oturumunda, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ifadesi veren tutuklu sanık Adem Soytekin savunma yaptı. Soytekin savunmasında "’Etkin pişmanlık yapan iftiracıdır, yalancıdır, önüne konulan belgeleri imzalayarak tahliye edildi’ sözlerini kendi adıma kesinlikle reddediyorum. Ben neden etkin pişmanlık yaptım? Suç işlemediğimi kanıtlamak için etkin pişmanlık yaptım. Yaptığım tüm işlerin, hak ediş olarak aldığım bedellerin rüşvet olarak algılanmasıyla etkin pişmanlık sürecim başladı" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 28. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Adem Soytekin savunma yaptı. İddianamede Adem Soytekin hakkında yapılan değerlendirmede, müteahhit olduğu, belediye içerisinde herhangi bir sıfat ya da sorumluluğu bulunmamasına rağmen örgütte yönetici pozisyonunda yer almasından dolayı İBB’ye bağlı iştiraklerden olan KİPTAŞ A.Ş.’ye ait çıkılan ihalelerin kimlere verileceği, ödemelerin nasıl ve ne zaman yapılacağı, ihaleye davet edilecek firmanın kimler olacağı, daire satışlarının serbest bırakılması gibi önemli süreçleri yürüttüğü belirtilmişti. İddianamede Soytekin’in, iş adamlarının belediye ile olan görüşmelerinde kimi zaman aracılık ettiği kimi zaman da belediye görevlilerince talep edilen rüşvetin Soytekin’e ait olan Sulkar ya da Asoy İnşaat’a devrinin sağlanıp rüşvetin teminine aracılık ettiği de açıklanmıştı. Soytekin’in inşaat sahipleri ile belediye arasındaki rüşvet zincirinde köprü vazifesi gördüğü, örgütün sözde kamu binası yapmak için kişi ve firmalardan çek ya da paraları teslim aldığı, suça konu rüşvet eylemleri sonucu müteahhitlik işi yapıyormuş izlenimi vererek suç gelirlerini perdelemek ve illiyet bağını kesmek amacıyla fatura kestiği de aktarılmıştı. Adem Soytekin’in şirketlerinin bir nevi örgütün kasası işlevini yürüttüğü, bu şekilde kurulan ’’sisteme’’ para akışı sağlanması gibi önemli süreçleri yürüttüğü de iddianamede belirtilmişti. Soytekin’in genel olarak inşaat sektöründeki iş ve işlemlere dayanan eylemler gerçekleştirdiği, bu eylemlerde örgüt lideri adına rüşvet görüşmeleri yaptığı, örgütün para tahsilat ve çek tahsilatı işlemlerini şirketleri üzerinden akladığı, inşaat işlerinde usulsüzlükler yaparak kendi yararına menfaat temin ettiği, bu menfaatlerden örgütünde faydalanmasını sağladığı, örgüt adına çok sayıda eylemden sorumlu olduğu iddianamede kaydedilmişti. "Suç işlemediğimi kanıtlamak için etkin pişmanlık yaptım" Adem Soytekin savunmasında "Ben çocukluğumdan bu yana inşaat işi ile uğraşan bir iş insanıyım. Bugüne kadar ayıplı bir iş yapmadım. Bugüne kadar iş almak için kimsenin kapısına gitmedim. Bugün burada bulunmamın sebebi en iyi bildiğim iş olan inşaat yapmayı sürdürmüş olmamdır. Ortada hayali bir iş yoktur. Yapılar, binalar gerçektir. Kamunun kullanımındadır. Ben rüşvet organizasyonu kuran, yöneten biri değilim. İş yapan ve karşılığını alan biriyim. Hak edişlerimizi kimi zaman nakit, kimi zaman çek, kimi zaman daire ve dükkan devri şeklinde gerçekleştirdik. İmamoğlu İnşaat ile işler yaptık. Benim bu tesisleri yaptığım sabittir. Bizzat rüşvet alındığını iddia eden müşteki iş insanlarının beyanlarından da sabittir. Ben tek başıma yapmadım bu işi. Bizim belediye ile cari havuzumuz var. Bu havuzda belediyelerden gelen hak edişler birikir. Ben sadece yaptığım işlerin karşılığını alırım. Belediye ile işi olan müteahhitler olduğunu bilmekteyim. Benim hiç tanımadığım kişilerin soyut beyanları var dosyada. Ben bütün iddiaları açık ve kesin şekilde reddediyorum. Hayatımın tamamı, ticari geçmişim ortadadır. İş almak için nüfuz ticaretine ihtiyacım olmadığı açıktır. Biz ulusal ve uluslararası işler yapan bir şirketiz. Bugün huzurunuzda saklamadan, kaçmadan, çelişmeden anlatıyorum. Ben inşaat işi yaptım. Ne örgütsel iş yaptım ne menfaat temin ettim. ’Etkin pişmanlık yapan iftiracıdır, yalancıdır, önüne konulan belgeleri imzalayarak tahliye edildi’ sözlerini kendi adıma kesinlikle reddediyorum. Ben neden etkin pişmanlık yaptım? Suç işlemediğimi kanıtlamak için etkin pişmanlık yaptım" dedi. "Hak ediş olarak aldığım bedellerin rüşvet olarak algılanmasıyla etkin pişmanlık sürecim başladı" Etkin pişmanlık sürecini anlatmak istediğini belirten Adem Soytekin "Dosyada ifade veren müteahhitlerin ifadeleri basında yer almaya başladı. O dönem vekaletli avukatlarımdan birisi olan ve belediye tarafındaki vekillerle de irtibatı olan Onur Büyükhatipoğlu aracılığıyla bu durumun izah edilmesini istedim. Basında haberler çıktığını, bazı müteahhitlerin bana belediyeye yaptığım işlerin hak edişleri olarak verdikleri çek ve taşınmazları rüşvet olarak verdiklerini söylediklerini, bunun ise beni çok rahatsız ettiğini, bunun böyle olmadığını en iyi belediye vekillerinin bildiğini, gerekirse bununla ilgili tüm belgeleri, faturaları tablomu kendilerine gönderebileceğimizi ve bu konuda bir açıklama yapmaları gerektiğini söylemiştim. Böyle bir açıklama beni gerek ailem, gerek medya, gerekse kamuoyunun karşısına doğru şekilde konumlandıracaktı. Ancak Onur Bey belediye tarafıyla görüştüğünde böyle bir açıklamanın yapılmayacağını bana iletti. Ben de ‘neden yapılmayacak’ diye sorduğumda yapılmayacağını söyledi. Ben bunun üzerine ‘madem öyle, bunları kendim açıklarım’ dedim. İşte benim etkin pişmanlık sürecim böyle başladı. Yaptığım tüm işlerin, hak ediş olarak aldığım bedellerin rüşvet olarak algılanmasıyla etkin pişmanlık sürecim başladı" ifadelerini kullandı. "Daireler, o dönem yapımına devam ettiğimiz Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul il binasının tadilatı kapsamında verildi" Soytekin iddianamede suçlandığı eylemlere karşı yaptığı savunmasında "Eylem 5. Deniz İstanbul. Bu eylem kapsamında hakkımda ileri sürülen iddia, Deniz İstanbul projesinden adıma üç bağımsız bölüm üzerinde rüşvet ilişkisi kurulduğu yönündedir. Öncelikle açıkça ifade etmek isterim ki Deniz İstanbul projesinden adıma üç adet bağımsız bölüm devri yapılmıştır. Bu hususu hiçbir aşamada inkar etmedim. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadelerde de açıkça belirttim. Ancak bunun rüşvet olarak gösterilmesini kabul etmiyorum. Zira söz konusu daireler, diğer işlerde olduğu gibi, o dönemde yapımını yaptığım işlere karşılık alınmıştır. Bu daireler, o dönem yapımına devam ettiğimiz Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul il binasının tadilatı kapsamında verildi. Hakkımdaki iddia, esasen Dursun Keleş’in beyanlarına dayanmaktadır. Ben Dursun Keleş’i tanımıyorum. Kendisiyle hiçbir görüşmem de olmamıştır. Söyledikleri gerçeği yansıtmamaktadır. Bunu ona inanmayın bana inanın mantığıyla da söylememekteyim. Şimdi izah edeceğim üzere kendisi yalan beyanlarda bulunduğunu da ispatlayacağım. İlk olarak şununla başlamak istiyorum. Kendisi ifadesinde aynı gün kendisini aradığımı, akabinde kendisinin Deniz İstanbul projesindeki ofisine gittiğimizi, yanımdan Ekrem Bey’i arayarak telefonu hoparlöre verdiğimi iddia etmektedir. Böyle bir iddia doğruysa hem kendisini aradığım için bir HTS kaydı hem de o ofisine gittiğim için bir sıfır ortak baz kaydı bulunması gerekirdi. Oysa dosyada Dursun Keleş’i aradığıma dair hiçbir HTS kaydı yoktur. Olması da mümkün değildir. Ayrıca 2020 yılında ben Ekrem Bey’i hiç aramamışım. Dursun Keleş’in hakkımdaki ifadesi mesnetsiz söylemlerden ibarettir ve tamamen kurgudur. Bu yalan ifadesi sebebiyle beni, sanki Ekrem Bey adına baskı ve şantajla tahsilat yapan birisiymiş gibi göstererek, iddianamede yönetici yazılmama sebebiyet veren tek ifadedir" dedi. Soytekin savunmasının devamında "Mehmet Pehlivan benim söylediklerime ‘yalan ve hayal ürünü toplantı’ diyor. O toplantı yalan değil, bal gibi de yapılmış. Bunu ben değil kendi tarafları da söylüyor. Kendi vekilleri de çıkıp bu toplantının yapıldığını ve ayrıca benim yaptırdığımı söylüyorlar. Hem böyle toplantı yok diyeceksin hem de siz toplantı yapıldığını kabul edeceksiniz. Dönüp dolaşıp aynı yere geliyorsunuz. Ali Nuhoğlu ifadesinde, Pehlivan ile 4-5 kez görüştüğünü ve Pehlivan’ın mal varlığına tedbir olup olmadığı sorduğunu söyledi. Benim söylediğim şeyler doğrulanıyor. Buna rağmen çıkıp dediklerime yalan diyorsunuz. Ortaya yalan değil, sizin görmediğiniz bir gerçek var. Ali Nuhoğlu’na tedbir geldiğini söyleyen de Pehlivan’ın kendisi" şeklinde konuştu. Duruşmaya Adem Soytekin’in savunmasının ardından ara verildi.
İstanbul Bakan Bayraktar: ‘‘Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik mineraller var’’ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, kritik minerallere sahip olmanın yeterli olmadığını, bunları işlemek gerektiğini belirterek, "Detaylı bir yol haritasını nihayetlendiriyoruz. Yakında Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini açıklayacağız." dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, OECD İstanbul Merkezi tarafından düzenlenen Kritik Mineraller Forumu’nun açılış programına katıldı. Programda konuşan Bakan Bayraktar, dünyanın yakın tarihin en büyük enerji krizlerinden birini yaşadığına dikkat çekti. Bayraktar, "Son gelişmeler bize bölgesel çatışmaların etkilerinin yalnızca o bölgelerle sınırlı kalmadığını bir kez daha göstermiştir" dedi. Bayraktar, Türkiye’nin Kritik Ham Maddeler stratejisini de yakında açıklayacaklarını belirtti. ‘‘Küresel enerji talebi yüzde 1,3, elektrik talebi ise bu hızın iki katından fazla büyüdü’’ Bakan Bayraktar, küresel enerji sahnesinde halihazırda hızlı bir değişim yaşandığını dile getirerek "Dünyanın enerji talebi artıyor ve resmi olarak Elektrik Çağı’na giriyoruz. Geçtiğimiz yıl küresel enerji talebi yüzde 1,3 oranında arttı, elektrik talebi ise bu hızın iki katından fazla büyüdü" diye konuştu. ‘‘ OECD gibi kuruluşlar, küresel piyasalarda güven inşa etmede hayati bir rol oynamaktadır’’ Ülkelerin bugünün zorluklarıyla tek başına yüzleşemeyeceğini vurgulayan Bayraktar, "Uluslararası iş birliğine, değer zinciri şeffaflığına ve ortak sorumluluğa ihtiyacımız var. OECD gibi kuruluşlar burada, küresel piyasalarda güven inşa etmede hayati bir rol oynamaktadır" değerlendirmesini yaptı. ‘‘Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik mineraller var’’ Bakan Bayraktar, Türkiye’nin enerji dönüşümünün kalbinde kritik minerallerin yer aldığını belirterek, "Bu yeni dönemde, yalnızca kaynaklara sahip olmak yeterli değildir; bunları işleyebilmeniz gerekir. Türkiye tam olarak bunu inşa etmektedir: Kaynak çıkarımını, derin işleme kapasitesi ve yüksek teknolojili endüstriyel değer üretimi ile birleştiriyoruz" açıklamasında bulundu. ‘‘Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini yakında açıklayacağız’’ Bu vizyonun, 2025 Kritik ve Stratejik Mineraller Raporu’nda ana hatlarıyla belirtildiğine değinen Bayraktar, "Raporun bulgularına dayanarak detaylı bir yol haritasını nihayetlendiriyoruz. Yakında Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini resmi olarak açıklayacağız" şeklinde konuştu. Bayraktar, Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementleri sahasının Kritik Ham Maddeler stratejisinin temel taşı olduğunu vurguladı. Bayraktar, ‘‘Beylikova’nın dünyadaki en büyük nadir toprak elementleri yataklarından biri olduğuna inanıyoruz. ETİ Maden, ortaklarıyla birlikte bu konu üzerinde çok yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Beylikova’daki pilot tesis halihazırda faaliyettedir ve şu anda ayırma ve işleme kabiliyetlerini içerecek endüstriyel ölçekli üretime doğru ilerliyoruz. Rüzgâr türbinleri ve elektrikli araç motorlarındaki kalıcı mıknatıslar için gerekli olan nadir toprak oksitlerini üreteceğiz’’ ifadelerini kullandı.
Bursa Nilüfer Belediye Başkanı Özdemir: "Nilüfer’de gelişen bölgelere hastane planlanmalı" Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Balkan, Görükle, Kayapa, Hasanağa bölgelerine hastane ihtiyacı var. Nüfus çok hızla büyüyen bu bölgedeki insanların, hastaneye ulaşımı çok zor" dedi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, belediye olarak yapılan iki yıllık çalışmaları değerlendirilirken, yeni dönem hedefleriyle ilgili de bilgiler verdi. Son günlerde önemli konu maddesi olan hastane alanlarının satışıyla da alakalı konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Özdemir, "Hastane alanları mevzunu hepimizin duyarlılığı belli. Nilüfer’de de baktığınızda her zaman, mitinglerimizi yaptığımız, aynı zamanda deprem toplanma alanı olan hastane alanıyla birlikte yine 6 ayrı noktadaki hastane alanının satışının hedeflenmesi son derece yanlış bir şey. Yıldırım ilçemizi düşünün, zaten alanı yok. Sokakları bile zor var. Orada yalnızca Eski Tıp Fakültesinin alanın var boş olarak. Bir de Devlet Su İşleri’nin alanı. Şimdi burayı satmaya kalkmak demek Yıldırım’a ihanettir. Ben inanıyorum ki Yıldırım Belediye Başkanı da orayı kurtarmak için mücadele ediyordur. Hastane alanı hiçbir AK Partili arkadaşımızın da buranın satılmasından yana olacağı kanaatinde değilim. Ama bu kararlar merkezden alınıyor ve hepimiz buna direnmeliyiz" dedi. Başkan Özdemir Nilüfer ilçesindeki hastane alanıyla da ilgili şu ifadelere yer verdi: "Eski devlet hastanesini de bu kapsama aldılar. Yani gerçekten sağlığa erişilebilirliği ortadan kaldıracak noktaya gidiyor bu. Bizim devlet hastanelerine, kamu hastanelerine ihtiyacımız var. Hasta olmayan hasta bile yapabilir. O nedenle karşı olmamız lazım. Bizim hastane alanı diye açtığımız alan aslında etrafında 150 bin nüfusun yaşadığı bir alan ve bizim başka bir alanımız yok. Dolayısıyla burada hastane alanı diye planlandığı dönemde orada hastane de yok. Bugün hem Şevket Yılmaz Hastanemiz var orada, hem bir kilometre çap içinde belki 20 tane özel hastane var. Şehir hastanemiz var. Bence Nilüfer’e hastane alanlarına ihtiyaç var. Devlet hastanelerine ihtiyaç var. Ama şehrin ortasında ve batısında ihtiyaç var. Buradaki alanın aslında bir toplumun hizmetine açıp Balkan’da, Görükle’de ya da o oraların etrafında uygun bir alan geliştirip hastaneyi de orada yapmak lazım diye düşünüyorum." "Yeni projeler trafiği daha da artırır" Nilüfer’de devlet hastanesine ihtiyaç olduğunu dile getiren Başkan Özdemir, "Balkan, Görükle, Kayapa, Hasanağa bölgelerini düşünürseniz nüfus çok hızla büyüyor. Bu insanların hastaneye ulaşımı çok zor. Birkaç vasıta ile ulaşmak durumunda kalıyor. Zaten sorunlar var. Dolayısıyla orada hastane yapıp burayı hastane alanı dışına taşımak lazım ve belediyeye burasını bence tahsis etmesi lazım. İster Büyükşehir’e ister bize" diye konuştu.