EĞİTİM - 07 Nisan 2026 Salı 11:18

Akademisyenin yürüttüğü özel eğitimde bilimsel müdahale araştırmaları, öğretmenlere yol gösteriyor

A
A
A
Akademisyenin yürüttüğü özel eğitimde bilimsel müdahale araştırmaları, öğretmenlere yol gösteriyor

Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü Zihin Engelliler Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serpil Alptekin’in yaptığı müdahale araştırmaları özel eğitimde öğretmenlere kanıt temelli yol haritası sunuyor.


Doç. Dr. Serpil Alptekin, özel eğitimde bilimsel çerçevede müdahale araştırmaları yürütüyor. Alptekin’in yürüttüğü çalışmalar, öğretmenlerin bilimsel verilere dayalı yöntemlerle öğrenciler üzerinde daha etkili ve kalıcı öğrenme sağlamasına imkân sunuyor.



"Veriye dayalı müdahale süreci yürütüyoruz"


Doç. Dr. Serpil Alptekin, "Özel eğitimde bilimsel çerçevede müdahale araştırmaları yürütüyoruz. Veriye ve kanıta dayalı yapılan çalışmalar, bilimsel temelli olma özelliği gösteriyor. Öncelikli olarak çocuğun performansı hakkında veri topluyoruz. Daha sonra uygun müdahaleyi seçerek bu müdahaleyi izliyoruz. Bu müdahalenin çocuğun davranışları üzerindeki yansımalarının neler olduğunu belirlemek için veri toplamaya devam ediyoruz" dedi.



"Kanıt temelli uygulamalar öğretimi güçlendiriyor"


Bu çalışmaların çocuklara, eğitim sistemine ve eğitim sisteminde çalışan uzmanlara çok ciddi anlamda yararları bulunduğunu söyleyen Doç. Dr. Serpil Alptekin, "Bu çalışmalar kanıt temelli uygulamaların ortaya çıkmasını sağlıyor. Bu uygulamalar çerçevesinde öğretmenlere, bilimsel verilere dayalı öğretim içerikleri sunulmasına katkı sağlanıyor. Bu sayede öğrencilerin davranışlarını daha hızlı değiştirmek istediğimizde, daha etkili müdahale yöntemleriyle daha hızlı öğrenmeler sağlayabiliyoruz. Öğrenilenler daha kalıcı hale gelebiliyor ve öğrenciler daha kolay başarı elde edebiliyor" diye konuştu.



"Her birey için farklı müdahale gerekiyor"


Özel eğitimde bireysel farklılıklar söz konusu olduğunu ifade eden Dr. Serpil Alptekin, "Her birey için farklı bir müdahale gerekebilir ve her bireye farklı bir yaklaşım uygulanmalıdır. Bizler, çocukta hangi müdahalelerin işe yaradığını belirlemek istediğimizde, müdahale araçlarından elde ettiğimiz sonuçlar çerçevesinde hareket ediyoruz. Bireyselleştirilmiş eğitim programları hazırlarken ve uygun içeriği çocuğun ihtiyaçlarına göre sunarken müdahale araçları bizim için yol gösterici olmaktadır" şeklinde konuştu.



"Öğretmenlere bilimsel rehberlik sağlıyor"


Alptekin şunları söyledi:


"Bu çalışmalar, öğretmenlerin gelişigüzel ya da sadece deneyime dayalı değil, bilimsel kanıtlara dayalı uygulamalar yapmasını sağlar. Aynı zamanda bilimsel verilere dayalı içeriklerin ortaya çıkmasına katkı sunar. Bu sayede öğretmenler, kanıt temelli uygulamalardan yararlanarak daha etkili öğretim yapma imkânı bulur. Sonuç olarak bu yaklaşım, öğretmenlerin çalıştıkları öğrencilere daha fazla katkı sağlamasına, onların davranışlarına daha etkili şekilde müdahale edebilmesine ve öğrencileri topluma daha iyi hazırlayan uygulamalar gerçekleştirmesine imkan tanır."




Akademisyenin yürüttüğü özel eğitimde bilimsel müdahale araştırmaları, öğretmenlere yol gösteriyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Eşini ve akrabasını ağır yaralamıştı: Mağdur kadın kezzap tehdidini anlattı Kocaeli’nin Körfez ilçesinde boşanma aşamasındaki eşi ile bir akrabasını silah ve bıçakla ağır yaralayan sanığın yargılanmasına devam edildi. Sanık savunmasında, "Eşim İstanbul’da çalışmak istemediğim için beni darp etti. Benim başıma ne geldiyse onun yüzünden geldi. Keşke böyle bir şey olmasaydı. Eşim ile aramızda hali hazırda boşanma davası var. Kendisinden boşanmak istediğimi söyledim ancak o boşanmak istemiyor" ifadelerini kullandı. Mağdur N.B.’nin ifadeleri de dosyaya girdi. Yıllarca şiddet gördüğünü ve kazandığı paranın eşi tarafından harcandığını belirten N.B., "Beni, ’Gitmeye kalkarsan suratına kezzap dökerek yakarım, insan içine çıkamazsın’ diyerek tehdit ediyordu" dedi. Hakkında 4 kez uzaklaştırma kararı bulunan M.S.B. (39), 17 Haziran 2024’te bayramda çocuklarını görmek için gittiği Yavuz Sultan Selim Mahallesi’ndeki evde, boşanma aşamasındaki eşi N.B.’yi (35) bıçakladıktan sonra tabancayla 5 el ateş ederek ağır yaraladı. Olay yerinden kaçan zanlı, daha sonra Çamlıtepe Mahallesi’ne giderek uzaktan akrabası A.K.’yi (40) de silahla vurarak yaraladı. Saldırılarına devam eden M.S.B., sırasıyla akrabası V.B.’nin ve A.K.’nin evlerine silahla ateş açtıktan sonra izini kaybettirmeye çalıştı. Ağır yaralanan N.B. ve A.K. ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Polis ekiplerinin çalışması sonucu saklandığı camide yakalanarak gözaltına alınan M.S.B., emniyetteki işlemlerinin ardından "tasarlayarak ve töre saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. "N.B.’den boşanmak istiyorum ama o istemiyor" Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, "tasarlayarak ve töre saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklu bulunan sanık M.S.B. ile avukatı katıldı. Duruşmada söz verilen sanık M.S.B., "Daha önce işten geldiğimde N.B. bana, ’Neden İstanbul’a gidip çalışmıyorsun?’ dedi. Ben de gidemeyeceğimi ve burada iş bulacağımı söyledim. Bunun üzerine N.B. beni darp etti ve polisi arayarak ’Eşim beni dövüyor’ dedi. Akabinde polisler geldi, ’Sana ne oldu?’ diye sordular. N.B’nin yaptığını söyledim. Şikayetçi olup olmadığımı sordular, olmadığımı söyledim. N.B. sürekli olarak çocuklarımı da dövüyordu, onlarla ilgilenmiyordu. Yine N.B., 5. çocuğumuzu doğurmak istemediğini söyledi. Ailemle görüştüm, onlar aldırmasına izin vermediler. Benim başıma ne geldiyse N.B. yüzünden gelmiştir. Keşke böyle bir şey olmasaydı. Eşim ile aramızda hali hazırda boşanma davası vardır. Kendisinden boşanmak istediğimi söyledim ancak o şu an boşanmak istemediğini beyan etmektedir. Kendisi ile Mersin 9. Aile Mahkemesi’nde boşanma davası vardır, gerekirse bu dosyamız getirilsin. Ben uzun süredir tutukluyum, tahliyemi istiyorum" dedi. Müştekilerin HTS kayıtları istendi Cumhuriyet savcısı mütalaasında, suçun vasıf ve mahiyetinin tam olarak belirlenebilmesi amacıyla müştekilerin olay tarihinden iki ay öncesine ait HTS kayıtlarının incelenmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, savcının taleplerini kabul ederek sanığın tutukluluğunun devamına hükmetti ve duruşmayı erteledi. Mağdurların ifadeleri dosyaya yansıdı Öte yandan, olayda ağır yaralanan mağdurların önceki celselerde alınan ifadeleri de dosyadaki yerini aldı. Sanığın eşiyle ilişkisi olduğunu iddia ettiği ve silahla yaraladığı akrabası A.K. ifadesinde, iddiaların tamamen iftira olduğunu belirtti. Olay günü sanığın yanına gelip çay içtiğini, ardından aracına yöneldiğinde sanığın silahla ateş ettiğini anlatan A.K., "Çayımı içtikten sonra masadan kalkarak, pastanenin karşısında bulunan kasaptan et alarak aracıma doğru gittim. Bu sırada sanık silahını çekerek ateşledi. Kendimi korumak için üzerine atıldım. Şahıstan kurtularak ana cadde istikametine doğru kaçtım peşimden ateş etmeye çalıştı ancak silahı patlamadı. Bu arbede sırasında öncesinde ve sonrasında M.S.B. ile aramızda yukarıda bahsettiklerim dışında hiçbir konuşma geçmedi. Benim bu şahsın eşiyle hiçbir ilişkim yoktur. Şahsın bu yöndeki suçlamaları asılsızdır, söyledikleri yalan ve iftiradan ibarettir. Bunları kendi kafasında uydurarak çevreden yalan yanlış duyarak uydurup benim üzerime bu şekilde saldırdığını düşünüyorum. Yaşanan olay ile ilgili ailelerimiz arısında konuşarak barıştık. Husumet yaşanmasını istemediğim için şu an için kendisi ile ilgili herhangi bir dava ve şikayetim yoktur" dedi. "Kazandığım parayı harcardı" Boşanma aşamasındaki eş N.B. ise sanığın hiçbir işte çalışmadığını ve evin geçimini kendisinin gündelik temizlik işleriyle sağladığını ifade etti. N.B., "M.S.B. 12 yıllık eşim olur. Eşim ile evliliğimizden 5 çocuğum vardır. Eşimin babası ve benim babam amca çocukları olurlar. Evlendikten kısa bir sonra eşim ile benim aramda yoğun tartışmalar ve kavgalar yaşanmaya başlamıştı. Bu tartışma ve kavgaların sebebi eşimin hiçbir işte çalışmaması, bana ve çocuklarıma bakmamasıdır. Eşimin hiçbir işte çalışmamasından dolayı ben gündelik olarak temizlik işlerinde çalışırım. Eşim ise bu duruma aldırış etmeden benim kazandığım parayı harcamaya devam eder ev ekonomisine hiçbir şekilde katkı sağlamazdı. 2023 yılı içerisinde bu ve benzer sebeplerle eşim beni şiddetli şekilde dövmüştü. Ben ise bu durum üzerine tek başıma Mersin’de ikamet eden ailemin yanına gittim ve yaklaşık olarak 1 ay kadar kaldım. Bu olay yaşandıktan sonra polis ekiplerine bilgi verdim" diye konuştu. "Senin suratını kezzap dökerek yakarım" Şiddet gördüğü için kadın sığınma evinde kaldığını ve uzaklaştırma kararı aldırdığını anlatan N.B., eşinin kendisini defalarca ölümle ve yüzüne kezzap dökmekle tehdit ettiğini kaydetti. N.B., "Eşim hakkında uzaklaştırma kararı almıştım. Bir gün beni aradığında, ’Geri dön yoksa birbirimize düşeriz, sonu güzel yerlere gitmiyor’ şeklinde konuşma yapmıştı. Benim bu konuşmadan anladığım, eşimin beni kendi canımla veya ailemin canıyla tehdit etmesidir. Eşim beni evliliğimiz boyunca darp ettiği zamanlarda ve normal zamanlarda olmak üzere, kıskançlığından kaynaklı olarak ’Ben seni dövüyorum ya, sen gitmeye kalkarsan bu suratla gidemezsin. Senin suratını kezzap dökerek yakarım, insan içine çıkamaz hale gelirsin’ diyerek tehdit etmişti. Beni dövdükten sonra polis çağırmamam için, ’Seni, V’yi veya M’yi öldürürüm’ diyerek tehdit ediyordu. Bu tehditler üzerine polis çağırmaktan korkuyordum" şeklinde konuştu. Sanık M.S.B.’nin iddianamede yer alan ifadesinde ise saldırıyı planlamadığını söyleyerek şu iddialarda bulunduğu öğrenildi: "Eşim bana boşanma davası açtıktan sonra A.K.’nin telefonunda eşimle müstehcen görüntüler olduğunu duydum. Akrabalar da biliyormuş. 2019’da aldığım silahı kömürlükte saklıyordum. Eşimi A.K’den uzaklaştırmak istedim, korkutmak için gittim. A.K.’ye beni hastaneye bırakmasını söyledim. Arabaya bindikten sonra ’Eşimle ilişkin varmış’ dedim. Kabul etti. Öfkelenip bıçakla saldırdım, sonra silah ateş aldı. Eve dönünce eşimle tartıştık, ’Senin yüzünden A.K.’yi vurdum’ dedim. O da bana kızdı. O anda eşimi bıçaklayıp, ardından silahla ateş ettim. Amacım öldürmek değildi, pişmanım. Eşimin telefonunda A.K.’nin numarasını yakaladım, mesajlarını gördüm. Ben eşimle ayrılmak istemiyordum, yuvamı dağıtmak istemiyordum. Ben A.K’yi korkutursam eşimden uzaklaşır zannediyordum."
Şanlıurfa Şanlıurfa’da kaçak elektrik kullanımına müdahale eden ekiplere saldırı Dicle Elektrik ekipleri, kaçak elektrikle mücadele kapsamında sahada yürütülen denetimlerde bir kez daha saldırıyla karşı karşıya kaldı. Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde yapılan kontroller sırasında kaçak kullanımda bulunduğu tespit edilen bazı kişiler, görevli ekiplere sözlü ve fiziki saldırıda bulundu. Olayda yaralanan olmazken, konuyla ilgili jandarmaya şikayette bulunuldu. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, kaçak elektrikle mücadele kapsamında saha denetimlerine aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda Şanlıurfa’nın Harran ilçesine bağlı kırsal Minare Mahallesi’nde denetim gerçekleştiren ekipler, bölgedeki bitişik evlerde yaptığı kontrollerde 5 konuttan 4’ünde kaçak elektrik kullanıldığını tespit etti. Sözlü sataşma fiziki saldırıya dönüştü Denetimler sırasında kaçak kullanım tespit edilen konutlarda bulunan bazı kişiler, görevli iki personele önce sözlü olarak sataştı. Ekiplerin görevlerini sürdürmesi üzerine gerginlik artarken, şahıslar bu kez fiziki saldırıda bulundu. Olay sırasında çevrede bulunan bazı kişilerin araya girmesiyle saldırganlar uzaklaştırıldı ve daha büyük bir olayın yaşanması önlendi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı Saldırıdan yara almadan kurtulan Dicle Elektrik personeli, güvenlik sebebiyle bölgeden ayrıldı. Konuyla ilgili jandarmaya şikayette bulunuldu. Yaşanan olayın ardından jandarma ekipleri tarafından inceleme başlatılırken, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi. Çalışmalar kararlılıkla sürecek Dicle Elektrik yetkilileri, sahada görev yapan ekiplerin güvenliğinin öncelikli olduğunu vurgulayarak, kaçak elektrik kullanımının hem enerji altyapısına zarar verdiğini hem de kamu kaynaklarının adil kullanımını olumsuz etkilediğini belirtti. Şirket, bu tür olumsuzluklara rağmen mücadele çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini ifade etti.
Bilecik Üyelerin istediği ’İhale ve doğrudan temin dosyaları’ gelmemesi tartışması Meclise taşındı Bilecik Belediye Meclisi’nin Nisan ayı birinci birleşiminde, Denetim Komisyonu üyelerin yetkili müdürlükten istediği ve taleplerin karşılanmadığı ’Doğrudan temin dosyaları’ istediğinin karşılanmaması gerginliğe sebep oldu, MHP Grubu Meclisi terk etti. Bilecik Belediyesi Nisan ayı birinci birleşiminde Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı başkanlığı Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezinde yapıldı. Toplantıda 2025 yılı Denetim Komisyonu raporunun okunmasının ardından komisyon üyesi AK Partili İbrahim Rafet Sünetci bir söz aldı. "Elzem olan bazı bilgi ve belgeler tarafımıza sunulmamış veya eksik iletilmiştir" Sünetci, Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı’na yazılı bir soru sorarak, "Komisyon üyelerimizin şahsi gayretlerine rağmen, denetim sürecinin işleyişi ile ilgili meclisimizle paylaşmak zorunda olduğum ciddi sıkıntılar mevcuttur. Denetim çalışmalarımız esnasında, sağlıklı bir inceleme yapabilmemiz için elzem olan bazı bilgi ve belgeler tarafımıza sunulmamış veya eksik iletilmiştir. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle bağdaşmayan bu evrak eksiklikleri ve yaşanan yönetimsel aksaklıklar nedeniyle, belediyenin mali tablolarının tam ve doğru bir şekilde denetlenmesi mümkün olmamıştır. Bu sebeple, komisyon raporuna olumsuz görüş (muhalefet şerhi) bildirdiğimi meclisimizin ve Bilecik kamuoyunun bilgilerine sunarım" dedi. "Belediyemizin Kayı A.Ş.’ye yüzde 11 oranında kâr payı verdiğini görmüş bulunmaktayız" Denetim Komisyonu Üyesi AK Partili İbrahim Rafet Sünetci açıklamasının devamında, "Eksik bilgi akışına rağmen ulaşabildiğimiz veriler üzerinden yaptığımız incelemelerde dikkat çekici bir husus tespit ettik. İncelemelerimiz sırasında, belediyemizin Kayı A.Ş.’ye yüzde 11 oranında kâr payı verdiğini görmüş bulunmaktayız. Bu noktada, kamu kaynaklarının kullanımı konusunda şeffaflığı sağlamak adına AK Parti Grubu olarak yönetime şu soruyu açıkça yöneltmek istiyoruz. Belediyemiz tarafından son 3 yıl içerisinde Kayı A.Ş.’ye toplamda kaç Türk Lirası kâr payı aktarılmıştır? Bilecik halkının bütçesini ilgilendiren bu önemli sorunun, rakamlarla ve net bir şekilde cevaplandırılmasını talep ediyoruz" dedi. Başkan Subaşı’dan "Ters köşe" cevabı Bu soru üzerinde Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, Sünetci’ye, "Dosya gelmedi. Neden bir belediye başkanının kapısı çalınmadı, neden herhangi bir dilekçeniz yok? 45 günün sonunu bekleyip bu şerhi yazmayı mı beklediniz? Ben de sorarım şimdi. Bununla ilgili tüm arkadaşlarıma gerekli soruları sordum. Bu şerhi gördükten sonra ’Başkanım, böyle bir şey söz konusu olmadı’ dendi. Bunu keşke kanıtlasaydınız, keşke bu evrakı size götürmediğimizin kanıtını sunsaydınız" dedi. MHP Grubu Meclisi terk etti Denetim Komisyonu Üyesi MHP’li Kadir Harmandar’ın, "Doğrudan temin evraklar incelenmek üzere istenilmesine rağmen Komisyonumuza sunulmamıştır" sözüne karşılık Başkan Subaşı, ilgili müdürlüklerine sorduğu ve böyle bir talep olmadığı söyledi. Harmandar, "Biz yalan mı söylüyoruz?, Onun hesabını vermeyin, bunun hesabını vermeyin, neyin hesabını vereceğiz ben anladım" diyerek tepki gösterdi. Ardından MHP grubu meclisi terk etti. Denetim Komisyonu raporuna ’Şerh’ koydu Denetim Komisyonu Üyesi AK Partili İbrahim Rafet Sünetci, 2025 yılı Denetim Komisyonu raporuna bir ’Şerh’ koyarak, "Oyçokluğu ile alınan işbu rapor inceleme sırasındaki tespitlerimi görüşlerimi yansıtmadığından çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum ve komisyon raporuna ve karşı oy olarak ret görüşlerimi belirtiyorum. Doğrudan temin evraklar incelenmek üzere istenilmesine rağmen Komisyonumuza sunulmamıştır. Emlak ve İstimlâk Müdürlüğünce ’eleman yok’ denilerek zamanın da Komisyonumuza ihale evrakları teslim edilmemiştir" dedi. Komisyon başkanı istifa etmişti? Öte yandan 26 Mart günü Denetim Komisyonu Başkanı ve aynı zamanda Meclis 1. Başkan Vekili olan Nevin Tan, hem komisyon başkanlığı hem de üyeliğinden istifa etmişti. Tan’ın istifasının ardında komisyon olarak belediyenin yaptıkları ihalelerin dosyalarını talep ettikleri ve ilgili müdürlükten istenilen evrakların gelmemesine de tepki göstermek için olduğu öğrenilmişti.