ÇEVRE - 24 Mart 2026 Salı 17:57

Su için kritik uyarı: "Sadece yağmurun yağmasıyla birikmez, ciddi şekilde tasarruf yapmak zorundayız"

A
A
A
Su için kritik uyarı: "Sadece yağmurun yağmasıyla birikmez, ciddi şekilde tasarruf yapmak zorundayız"

Küresel ısınma, azalan yağışlar ve artan su stresi Türkiye genelinde alarm zillerini çaldırırken, 22 Mart Dünya Su Günü’nde Sakarya’dan dikkat çeken bir uyarı geldi. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) tarafından düzenlenen farkındalık programında, suyun korunmasının artık bir tercih değil zorunluluk olduğu vurgulandı.


Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), su kaynaklarının korunması, Sapanca Gölü’nün geleceği ve sürdürülebilir kullanımına dikkat çekmek amacıyla ’22 Mart Dünya Su Günü’ sebebiyle farkındalık programı düzenledi. Adapazarı Sosyal Gelişim Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve öğrenciler katıldı. Programda, su kaynaklarının sürdürülebilirliği ve gelecek nesillere aktarılması için toplumsal seferberlik çağrısı yapıldı. Su kaynaklarının korunması ile sürdürülebilir su yönetiminin önemine dikkat çeken Alemdar, küresel ısınma ve artan su stresinin oluşturduğu tehlikeyi hatırlatarak, "Su geleceğini güvence altına almak için altyapıdan üstyapıya yatırımlarımız aralıksız sürüyor" vurgusu yaptı.



"Tasarrufla yüzde 11 su kullanımı azaldı"


Alemdar, "Sürdürülebilir ve içilebilir su kaynaklarımız için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Şehrimizin ve gelecek nesillerimiz için altyapı ve üstyapı çalışmalarında gayretle çalışıyoruz. Özellikle son zamanlarda küresel ısınma ve su stresi artmaya devam etmektedir. Bizler suyu dengeli kullanmaz ve korumazsak su sorunuyla karşı karşıya kalacağız. Su sadece yağmurun yağmasıyla birikmez ve geleceğe taşınamaz, bu nedenle ciddi şekilde tasarruf yapmak zorundayız. Elimizdeki veriler şunu gösteriyor ki şu ana kadar sadece tasarrufla yüzde 11 oranında su kullanımını azalttık" dedi.



"Yeni kaynaklar için çalışmalarımıza devam ediyoruz"


Suyu ucuz ve doğru kullanan bir belediye olduklarını ifade eden Alemdar, "Bizler suyu en ucuz veren belediye olmanın yanı sıra suyumuzu en doğru kullanan bir belediye olma yolunda hızla ilerliyoruz. Özellikle Sapanca Gölü başta olmak üzere derelerimiz ve su sondajlarımızla yeni kaynaklar için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu şehir hepimizin sloganıyla çıktığımız bu yolda güvenli bir gelecek için kaynaklarımızı en doğru şekilde kıllanacağız" diye konuştu.



"Sadece bugünü değil geleceğimizi şekillendiriyoruz"


SASKİ Genel Müdürü Seyit Sakallıoğlu ise, "Su yalnızca bir doğal kaynak değil yaşamın kendisidir. İnsan suya muhtaçtır, su varsa hayat vardır. Su konusu sadece bölgesel anlamda değil küresel ölçekte oldukça hayati bir öneme sahiptir. SASKİ olarak suyun korunması ve kayıp kaçaklarla mücadele etmeye devam ediyoruz. Su meselesi sadece bugünü değil geleceğimizi etkiliyor. Yağış düzeyindeki düşüşler suyun sadece bir kaynak değil stratejik bir değer olduğunu bizlere göstermektedir. Aynı zamanda şehrimizin en önemli su kanyağı olan Sapanca Gölümüzle ilgilide gerekli önlemleri almaya devam ediyoruz. SASKİ olarak su kayıplarının önüne geçmek amacıyla 16 ilçemizde altyapımızı yenilemeye devam ediyoruz" şeklinde konuştu.



"Tasarruf konusunda bilinçli olmalıyız"


Sakarya Valisi Rahmi Doğan da, "Büyükşehir Belediye Başkanımız ve genel müdürümüzün konuşmalarından suyun ehemmiyetini bir kez daha gördük. Küresel ısınmayla başlayan süreç çevre kirliliğinin etkisiyle gittikçe büyüyor. Bu anlamda bizler su kaynaklarımıza sahip çıkıp tasarruf konusunda oldukça bilinçli davranmamız gerekiyor. Eğer kanyaklarımızı korumazsak hiç istemediğimiz durumlarla karşılaşabiliriz. Sakarya özelinde gerekli su kaynağımız varmış gibi görünse de su kaynaklarımızı korumaya devam edeceğiz. Özellikle Sapanca Gölü ve çevresi konusunda Büyükşehir Belediyemize destek verdik, bundan sonra da desteğimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.



Su için kritik uyarı: "Sadece yağmurun yağmasıyla birikmez, ciddi şekilde tasarruf yapmak zorundayız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ’Yenidoğan Çetesi’ davasının 8’inci duruşmasının görülmesine devam edildi İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi’nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın 7’nci duruşması bugün görüldü. İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi’ne yönelik düzenlenen 2’nci dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı’yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şahıslara yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61’e yükselmişti. "Tape konuşmalarıyla cımbızlanan metinlerle mahkum edildik ve bu mahkumiyetimiz sürüyor" Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Fırat Sarı, "23 aydır cezaevindeyim. Bütün banka hesaplarıma bakıldı, yasa dışı bir harcama tespit edilemedi. Telefonlarım dinlendi, burada da olağan dışı bir durum görülmedi. İstanbul’da bebek yoğun bakım sorunu vardır. Bebekleri öldürmek için hastaneye yatırmadığımız ortaya çıktı. 1 Ekim’de savcı tehdit edildiğini söyledi. Sonra fiili tehdit gerçekleştiğini belirtti. Savcı tehdit sürecinde bizim dosyamız hazırlandı. Dosya incelendi ve tehdit olmadığı anlaşıldı. Başka suçtan ceza aldılar. Çok küçük cezalarla tahliye oldular. Savcı ise bu olayı, ‘Yenidoğan Çetesi var, bunlar bebek katili’ şeklinde lense etti. Savcıyı tehdit edenleri biz tanımıyoruz ama savcı kendini tehdit edenleri tanıyor. Savcı, bu davayı hukuksal bir süreçle hazırlamadı. Biz medya önünde linç edildik. Tape konuşmalarıyla cımbızlanan metinlerle mahkum edildik ve bu mahkumiyetimiz sürüyor. Bebek ölümlerinin yaşandığı hastanelerde, bütün Çorlu Reyap Hastanesi ’Yenidoğan’ sürecine dahil edildi. İstanbul Reyap Hastanesinde hiç bebek vefat etmedi ama hastane kapatıldı. Beylikdüzü Medilife Hastanesinde de hiç bebek vefat etmedi ama hastane kapatıldı. Bağcılar Medilife Hastanesinde en çok bebek kaybı yaşandı. Hastane başhekimi vardı ama buraya gelmedi. Biz şirket olarak oradan para bile almadık. Oradaki tıbbı olaylardan ben yargılanıyorum, hastane sahipleri yöneticileri nerede? Burada bir örgüt falan yok, benim hayatımı aldınız. Ben örgütüm olsa örgütüm var derdim. Bize iftira atıyorlar, beraatimi istiyorum" ifadelerini kullandı. Savunma yapan tutuklu sanık Zeki Ötünç ise, "Ben bebek katili değilim. 5 kuruş için birilerini öldürmeye kalkışmam" dedi. Savunma yapan diğer sanıklar da mahkemeden beraatlerini ve tahliyelerini talep ettiler. Duruşma yarın devam edecek Savunmaların ardından mahkeme, diğer sanıkların savunmalarının alınması için duruşmayı yarına erteledi.
Manisa Ramazan Avuşmak tahliye edildi Manisa’da Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ders sırasında Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ettiği iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilen İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde felsefe öğretmeni Ramazan Avuşmak hakkında başsavcılık, tahliye kararı verdi. Tahliye olan Avuşmak, Eğitim-Bir-Sen Manisa Şubesi tarafından Manisa E Tipi Cezaevi çıkışında karşılandı. Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı Ahmet Yasav yaptığı açıklamada, yaşanan süreci yakından takip ettiklerini ifade ederek, öğretmen Ramazan Avuşmak’ın maruz kaldığı sürecin kamuoyunda farklı şekillerde yansıtılmaya çalışıldığını söyledi. Sürecin başından itibaren gelişmeleri dikkatle izlediklerini belirten Yasav, "Olayın başladığı günden bu yana tüm aşamaları yakından takip ediyoruz. Kamuoyunu Ramazan Avuşmak öğretmenimiz aleyhine yönlendirmeye çalışanların art niyetlerini görüyoruz" dedi. Bazı öğrencilerin öğretmenleri hakkında şikayetçi olmaları için yönlendirildiğine yönelik iddiaların bulunduğunu dile getiren Yasav, velilerden gelen beyanların bu yönde olduğunu ifade etti. Yasav, "Velilerden edindiğimiz bilgilere göre öğrencilerin öğretmenlerini şikayet etmeleri için yönlendirildiği ve kendilerine dikte edilen cümlelerle dilekçeler yazdırıldığı yönünde iddialar bulunmaktadır" diye konuştu. Yaşanan sürecin eğitim ortamında gerginliğe neden olduğunu vurgulayan Yasav, eğitim kurumlarının tartışma ve çatışma alanına dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi. Yasav, "Eğitim-öğretim ortamlarının siyasi veya ideolojik tartışmaların merkezi haline getirilmesi doğru değildir. Bu tür gelişmeler eğitim iklimine zarar vermektedir" ifadelerini kullandı. Ramazan Avuşmak’ın gözaltı ve tutukluluk sürecine de değinen Yasav, tutuksuz yargılanabilecek bir konuda tutuklama uygulanmasının kamu vicdanında soru işaretleri oluşturduğunu belirtti. Öğretmen Ramazan Avuşmak’ın Manisa E Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildiğini kaydeden Yasav, "Sendika üyemiz Ramazan Avuşmak bugün Manisa E Tipi Kapalı Cezaevi’nden tahliye edilmiştir. Cezaevi çıkışında sendika üyelerimiz ve meslektaşları tarafından karşılanmıştır. Hukuki sürecin sağduyu içerisinde yürütülmesini temenni ediyoruz" dedi. Yasav, Eğitim-Bir-Sen olarak sürecin takipçisi olmaya devam edeceklerini belirterek, "Adaletin en kısa sürede tecelli edeceğine inanıyoruz. Öğretmenlerimizin haklarını ve hukukunu korumak adına süreci yakından izlemeyi sürdüreceğiz" diye konuştu. Bu arada, tahliye edilen Ramazan Avuşmak Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı Ahmet Yasav aracılığıyla telefonda sendika Genel Başkanı Ali Yalçın ile görüştü.