SAĞLIK
Hastane çalışanları iftar sofrasında buluştu 14 Mart 2026 Cumartesi - 19:05:54 Kahramanmaraş’ta Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanları, iftar programında bir araya geldi. Hastane yönetiminin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda doktorlar, hemşireler, sağlık personeli ve idari çalışanlar aynı sofrada buluşarak oruçlarını birlikte açtı. Programa hastanenin yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler de katıldı. Programda konuşan Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Emir Sular, 15 yılı aşkın süredir sağlık sektöründe hizmet veren bir kurum olarak insan hayatına dokunmanın büyük bir sorumluluk ve onur olduğunu söyledi. Sağlık hizmetlerinin yalnızca bir meslek olmadığını, aynı zamanda özveri, sabır ve gönül isteyen kutsal bir görev olduğunu belirten Sular, "Doktorlarımızdan hemşirelerimize, sağlık personelimizden idari kadrolarımıza kadar herkesin katkısı kurumumuzun bugünlere gelmesinde büyük rol oynamıştır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor olsak da sağlık alanındaki hizmetlerimizin yeri her zaman ayrıdır. Çünkü yaptığımız her işin merkezinde insan vardır. Bu mübarek Ramazan akşamında aynı sofrayı paylaşmak birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendiren çok kıymetli bir vesiledir" dedi. Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sular ise Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu belirterek programa katılan çalışanlara teşekkür etti. Sular, "Depremden bu yana üç yıl geçti. Bu vesileyle deprem şehitlerimize ve hastanemizden depremde hayatını kaybeden 12 çalışma arkadaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Rabbim bu tür afetleri bir daha yaşatmasın. Ayrıca tüm hekimlerimizin ve sağlık camiamızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Yaklaşan bayramın da tüm çalışanlarımız ve aileleri için sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Program, sağlık çalışanlarının sohbet ederek Ramazan ayının birlik ve beraberlik atmosferini paylaşmasıyla sona erdi.
14 Mart 2026 Cumartesi - 14:46 14 Mart’ta hekimlere anlamlı teşekkür Samsun 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen özel etkinlikte hekimlerin sağlık hizmetine sunduğu özverili çalışmalar vurgulandı. "Yol gösteren bir çift gözün ışığında" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte hekimlere, emeklerine teşekkür amacıyla Samsunspor’dan ilhamla hazırlanan atkı ve şapka hediye edildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında hekimlerine yönelik anlamlı bir teşekkür etkinliği düzenledi. "Yol gösteren bir çift gözün ışığında" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte, hekimlerin insan hayatına dokunan özverili çalışmalarına dikkat çekildi. Sağlık hizmetinin en önemli yapı taşlarından olan hekimlerin fedakârlık ve sorumlulukla yürüttükleri mesleğin değerine vurgu yapılan etkinlikte, hastane yönetimi tarafından hekimlere anlamlı bir hediye takdim edildi. Şehrin simgelerinden biri olan ve Atatürk’lü armasıyla gurur duyulan Samsunspor’dan ilhamla hazırlanan atkı ve şapka, hekimlere teşekkür amacıyla sunuldu. "Hekimlerimiz toplum için umut ve güven kaynağı" VM Medical Park Samsun Hastanesi Genel Müdürü Dr. Şafak Aygül, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada hekimlerin toplum sağlığı için üstlendiği kritik role dikkat çekti. Dr. Aygül, "Yol gösteren bir çift gözün ışığında ilerleyen hekimlerimiz, yalnızca hastalarını tedavi eden değil; aynı zamanda topluma umut olan, güven veren ve insan hayatına dokunan en kıymetli meslek grubudur. Büyük bir özveriyle yürüttükleri bu onurlu meslekte hastanemize ve toplum sağlığına kattıkları değer için tüm hekimlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Biz büyük bir aileyiz ve hekimlerimiz bu ailenin en kıymetli parçalarıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘yol gösteren bir çift göz’ sözünden ilhamla hazırladığımız bu küçük armağanla emekleri için kendilerine teşekkür etmek istedik. Hekimlerimizin Atatürk’ün ışığında daha nice hayatlara dokunmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum" diye konuştu. 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla gerçekleştirilen etkinlikte, hekimlerin mesleki emekleri ve toplum sağlığı için verdikleri mücadele bir kez daha takdirle anıldı.
Dicle’deki aile hekimliklerinde 1 yılda 42 bin 324 hasta muayene edildi
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:39 Dicle’deki aile hekimliklerinde 1 yılda 42 bin 324 hasta muayene edildi Diyarbakır’ın Dicle İlçe Kaymakamlığı, kentteki kamu kurumlarının 2025 yılı faaliyet çalışmalarına dair verileri paylaştı. Kaymakamlıktan yapılan paylaşımda Dicle İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı aile hekimliği birimlerinde 2025 yılında, 42 bin 324 hasta muayene edildi. Kaymakamlığın paylaştığı Dicle İlçe Sağlık Müdürlüğünün 2025 yılı faaliyet çalışmaları verilerine göre geçen yıl içerisinde toplamda 4 bin 830 eğitim verildi. 2025 yılı içerisinde toplamda bin 436 denetim yapıldı. Çevre sağlığı birimi tarafından Dicle’de 360 sigara denetimi, Eğil’de 720 sigara çapraz denetimi, Dicle’de kayıtlı iş yerlerinde 140 tütün denetimi, 36 biyosidal ürün denetimi yapıldı. 40 su eğitimi verildi, 42 noktadan numune alındı. 53 su numune deposu, 45 otomatik klor makinanın olduğu kaydedildi. Bulaşıcı hastalıkları birimince 2025 yılı içerisinde toplamda 13 bulaşıcı hastalık için filyasyon çalışması yapıldı. Dicle ilçesinde 89 bin 629,2 hektar genel alan, 49 bin 915,9 hektar ağaçsız ormanlık alan, 8 bin 300,1 hektar verimli orman alanı ve 31 bin 413,2 hektar açık alan olduğu kaydedildi. İlçe genelinde 2025 yılında 3 orman yangını meydana geldi. 16 dikiliden ağaç kesme suçu, 3 açma suçu ile 25 işgal ve faydalanma suçu işlendi. Dicle ilçesine bağlı 34 köyde 997 kişiye yangın önleme faaliyetleri eğitimi verildi. 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Gününde Dicle ilçesinde bulunan gençlik kampında bin 200 adet fidan dikimi ve dağıtımı yapıldı. Bozoba, Uluçeşme, Batur, Dedeköy ve Durabeyli mahallelerinde kadastro çalışmaları devam ederken, Arı, Baltacı, Başköy ve Yeşiltepe mahallelerinde kadastro çalışmaları tamamlandı. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Dicle İlçe Müdürlüğü 2025 faaliyet çalışmaları verilerine göre ise vakıf hizmetleri olarak 1 Ocak 31 Aralık 2025 tarihleri arasında 940 haneye ayni, 2 bin 216 haneye de nakdi yardım yapıldı. 2025 yılında merkezi ödemeler kapsamında, merkezi olarak 5 bin 314 hak sahibi vatandaşa nakdi yardım yapıldı. Vakfın öz kaynaklarından yapılan yardımlar ve 2 proje giderleri ile merkezi olarak yapılan yardımların toplamı ise 180 milyon 184 bin 830,5 lira olarak kaydedildi. Dicle ADEM’ de geçen sene açılmış olan 47 kursta 629 kursiyere eğitim verildi. Yaşlı ve Engelli Bakın Projesinde 203 bakıma muhtaç vatandaşa hizmet verildi. 2025 yılında vakfın bünyesinde 2 adet projenin bulunmakta olduğu belirtildi, projelerin toplam giderleri 7 milyon 491 bin 727,84 lira olarak kaydedildi.
Malazgirt’te "Serviks Kanseri Farkındalık Ayı" etkinliği
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:35 Malazgirt’te "Serviks Kanseri Farkındalık Ayı" etkinliği 31 Ocak Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken tanının hayati önemine dikkat çekmek amacıyla farkındalık çalışmaları gerçekleştirildi. Sağlık yetkilileri, serviks kanserinin erken dönemde belirti vermeyebileceğini, ancak düzenli tarama testleri sayesinde hastalığın erken evrede tespit edilebildiğini vurguladı. Bu kapsamda 30-65 yaş arasındaki kadınların 5 yılda bir HPV-DNA testi yaptırmasının büyük önem taşıdığı ifade edildi. Ücretsiz olarak yapılan tarama testlerinin; Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), KETEM’ler, Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve mobil kanser tarama araçları aracılığıyla vatandaşların hizmetine sunulduğu hatırlatıldı. İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda; Malazgirt Devlet Hastanesi, ADEM ve İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde bilgilendirme eğitimleri düzenlendi. Eğitimler Dr. Tuğçe Nur Özgen ve Dr. Ayşe Gökduman Turna tarafından verilirken, İlçe Sağlık Müdürlüğü personeli Yağmur Kılıç ve Seda Sarı da çalışmalara aktif olarak katıldı. Eğitimlerin ardından katılımcılara bilgilendirici broşürler dağıtılarak serviks kanseri, korunma yöntemleri ve tarama programları hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Yetkililer, "Erken tanı hayat kurtarır" mesajıyla tüm kadınları düzenli tarama testlerini yaptırmaya davet etti.
Kışın su tüketiminin azalması sağlığı tehdit ediyor
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:29 Kışın su tüketiminin azalması sağlığı tehdit ediyor Kış aylarında terlemenin azalmasıyla düşen su tüketiminin çeşitli sağlık problemlerine sebep olabileceğine değinen Diyetisyen Deniz Mutluer, "Günde ortalama 2-2 buçuk litre su içiminin normal olduğunu ve ideal olduğunu kabul ediyoruz" dedi. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Deniz Mutluer, özellikle kışın düşen terlemeye bağlı olarak kişinin tükettiği su miktarının oldukça azaldığına değindi. Susuz kalan insan vücudunun, birçok problemin başı olduğundan bahseden konunun uzmanı, günde en az 2 litre su tüketiminin gerektiğine değindi. Özellikle çocukların su yerine asitli ve şekerli meşrubatları tercih ettiğinin altını çizen Mutluer, su içme alışkanlığının küçük yaşlarda edinilmesi gerektiğini söyledi. Susuzluk sonrası, kişinin en çok yaşadığı sorunların başında kabızlık ve ciltteki kuruluklar geliyor. Öte yandan suyun tadını sevmeyen vatandaşlara da tavsiyelerde bulunan Mutluer, içine elma, salatalık, limon, çubuk tarçın gibi içerikler ekleyerek suyu daha lezzetli hale getirebileceğinden bahsetti. "Günde 2-2 buçuk litre su içiminin ideal olduğunu kabul ediyoruz" Konuyla alakalı konuşan Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Deniz Mutluer, "Bir anda içmektense saat başı bir su bardağı su içecek şekilde zamanlayıcı kurabiliriz ya da bunu hatırlatacak başka bir şey yapabiliriz. Bu şekilde vücuda aslında suyu kullanmayı öğretmeliyiz. Bir de bazı kişiler ’Ben su içemiyorum, suyun tadını sevmiyorum’ diyorsa, burada mesela bir su bardağı suyun içerisine elma, salatalık, limon, çubuk tarçın gibi içerikler ekleyerek suyu birazcık daha lezzetli hale getirebiliriz. Biz burada günde ortalama 2-2 buçuk litre su içiminin normal olduğunu ve ideal olduğunu kabul ediyoruz. Ama bu tabii ki de kişinin spor yapmasına, terlemesine ve idrara çıkmasına göre kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Eğer su tüketimini gerçekten çok kısıtlı tutarsak kabızlık problemi yaşayabiliyoruz, ciltte kuruluk ya da ödem gibi sağlık problemleriyle karşılaşabiliyoruz" dedi. "Su içmeyi düzenli bir alışkanlık haline getirmek öneme sahip" Çocuklara su içme alışkanlığının kazandırılması gerektiği hakkında konuşan Mutluer şöyle devam etti: "Aslında su içme alışkanlığı gerçekten çocukluk döneminden beri başlayan bir şeydir. Ama böyle 15-16 yaşında, okul çağındaki çocuklar genellikle su yerine birazcık daha asitli gıdalara ya da başka meşrubatlara yönelebiliyor. O yüzden onları gerçekten bu konuda bilgilendirmek ve bunu düzenli bir alışkanlık haline getirmek bizim için büyük bir öneme sahip. Burada kişinin en çok su içmeyi unuttuğu saatler, mesela öğlen arası, işteyken ya da okuldayken o saatlerde ilk birkaç gün su içmeye kendini zorlamasını isteyeceğiz; bir su bardağı su bile olsa. Bunu zaten 3-4 gün düzenli yaptığında sonradan otomatik olarak o saatlerde gerçekten büyük su içme isteği oluşacaktır kişide. Sindirim ve dolaşım bozulduğu için kabızlık problemi gözükebilir. Bunun dışında gerçekten metabolizmamız etkileniyor ve vücut daha çok yağlanmaya ve ödeme yol açabiliyor. Aynı zamanda tabii ki de özellikle kış aylarında az su tükettiğimiz için, özellikle yüz bölgesinde, dudaklarda kuruma ve ellerde kuruma ile çatlamalarla karşılaşabiliyoruz. Yazın tabii ki de su ihtiyacımız kışa göre daha fazla oluyor; çünkü terleme ve idrar artıyor. Fakat burada kişinin yaşı, boyu, kilosu ve metabolizması gerçekten ne kadar su içmemiz gerektiğinde çok fazla değişiklik gösteriyor. Ama ortalama 2-2,5 litre su içmek bizim için yeterli olur diyebiliriz."
Sürekli gözünüz kaşınıyorsa dikkat: Kirpik dibi paraziti olabilir
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:00 Sürekli gözünüz kaşınıyorsa dikkat: Kirpik dibi paraziti olabilir Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gözlerde geçmeyen kızarıklık, kaşıntı, yanma ve uzun süren kırmızı göz şikâyetlerinin arkasında kirpik diplerine yerleşen Demodeks (kirpik dibi paraziti) olabileceğini söyledi. Prof. Dr. Kılıç, "İğne ucundan bile küçük olan 8 bacaklı parazitler gözle görülemez. Göz kapaklarında ve kenarında kızarıklık, kaşıntı, batma, yabancı cisim hissi, kirpik diplerinde beyaz noktalar veya pul pul dökülme fark ettiyseniz zaman kaybetmeden bir uzmana başvurun. Özellikle sık göz ovuşturma alışkanlığı, parazitin çoğalmasını ve şikâyetlerin artmasını tetikliyor" uyarısında bulundu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gözlerde geçmeyen kızarıklık, kaşıntı, yanma hissi ve göz kızarıklığının çoğu zaman basit bir alerji olarak değerlendirildiğini söyledi. Mikroskobik boyuttaki bu akarların, özellikle kirpik köklerinde çoğalarak gözde kızarıklık, yanma, batma ve kaşıntıya yol açabildiğini aktaran Prof. Dr. Aylin Kılıç, sık göz ovuşturma alışkanlığının parazitin çoğalmasına ve şikâyetlerin artmasına neden olduğunu da aktardı. Kirpik dibi paraziti Demodeks’in insan derisinde ve gözlerinde en yaygın parazit olduğunu belirten Prof. Dr. Kılıç, yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin demodikozise (Demodex akarlarının bir gecede çoğalması) karşı daha savunmasız olduklarını ifade etti. Kaşıntı ve kızarıklığı ihmal etmeyin İğne ucundan bile küçük ve 8 bacaklı bu minik omurgasızların kıl köklerinin dış kısımlarında yaşadığını ve yağlı içeriklerle beslendiğini aktaran Prof. Dr. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Demodeks parazitinin farklı türleri olmakla insanda en çok Demodex folliculorum ve Demodex brevis türü görülür. Yaşam süreleri yaklaşık 15 gün kadar ancak bazı durumlarda 21 güne kadar uzayabilir. Çok hızlı çoğalır, birkaç hafta katlanarak artabilir. Sebum ve epitel içeriği ile beslenir. Demodeks akarları, kirpiklerinizin dibinde ve göz kapağı kenarındaki lipid salgılayan meibomian bezlerinde yaşar. Çoğu insanda bulunur ancak bazı durumlarda bu küçük yaratıklar, iltihaplanmaya ve tahrişe yol açan bir durum olan Demodex blefaritine neden olur. Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde akarların sayısı aşırı artabilir ve bu da çeşitli cilt ve göz rahatsızlıklarına yol açabilir. Eğer birinin kirpiklerinin dibinde beyaz noktalar veya pul pul dökülme fark ettiyseniz, kirpik akarlarının dışkısını görmüş olabilirsiniz. Çoğu insan bu kalıntıları kepek gibi algılar. Göz kapağı enfeksiyonu olan hastalarda bu birikim kuruluk, kaşıntı, kirpik dökülmesi ve hatta tekrarlayan arpacıkların yaygın bir nedenidir." Göz makyajını ve takma kirpiklerinizi çıkartın Prof. Dr. Kılıç, göz çevresindeki hassas dokuyu tahriş etmemek ve bölgeyi temiz tutmak için uyumadan önce göz kapaklarının düzenli olarak yıkanması, göz makyajının, takma kirpiklerin ve kontakt lenslerin çıkarılması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Kılıç, ayrıca göz akarlarının daha sık çoğaldığı yastık kılıflarının temizlenip haftada iki kere değiştirilmesi gerektiğini aktarırken düzenli ve yeterli uykunun da akarlar için besin kaynağı olan yağlı madde sebumun ciltte aşırı üretilmesini önlemek açısından önemli olduğunu söyledi.
Uzmanı uyardı: "Normal doğum iyileşmeyi hızlandırır, enfeksiyon riskini azaltır"
29 Ocak 2026 Perşembe - 09:54 Uzmanı uyardı: "Normal doğum iyileşmeyi hızlandırır, enfeksiyon riskini azaltır" Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sibel Atağ, "Anne ve bebeğin sağlık durumu normal doğuma uygunsa, önceliğimiz her zaman normal doğumdur. Normal doğum anne açısından daha hızlı iyileşme sağlar, bebekle erken temas imkânını artırır ve enfeksiyon gibi bazı risklerin daha düşük olmasını sağlar" dedi. Özel Medline Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Atağ, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olan doğum şekliyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Normal doğum ile sezaryen arasındaki kararın sanıldığı gibi basit olmadığını vurgulayan Atağ, "Sezaryen bir tercih değil, gerektiğinde hayat kurtaran bir ameliyattır" diye konuştu. Doğum şeklinin gebelik süreci boyunca birçok faktöre bağlı olarak belirlendiğini ifade eden Atağ, özellikle gebeliğin son aylarında yapılan çatı muayenesi ve bebeğin ultrason ölçümlerinin karar aşamasında kritik rol oynadığını belirtti. "Anne ve bebeğin sağlık durumu normal doğuma uygunsa, önceliğimiz her zaman normal doğumdur" diyen Atağ, normal doğumun anne açısından daha hızlı iyileşme sağladığını, bebekle erken temas imkânını artırdığını ve enfeksiyon gibi bazı risklerin daha düşük olduğunu söyledi. "Sezaryen sadece gerekli durumlarda uygulanmalı" Sezaryenin yalnızca gerekli durumlarda uygulanması gereken bir yöntem olduğunun altını çizen Atağ, "Anne ya da bebeğin hayati riski varsa sezaryen doğru ve güvenli bir adımdır. Bu durumda sezaryen hayat kurtarır" ifadelerini kullandı. Yurt dışı ve Türkiye arasındaki doğum oranlarına da değinen Op. Dr. Atağ, yurt dışında sezaryen doğum oranlarının yaklaşık yüzde 20, Türkiye’de ise yüzde 40-50 seviyelerinde olduğuna dikkat çekerek amaçlarının sağlıklı şartlarda normal doğumu teşvik etmek olduğunu söyledi. Atağ, "Günün sonunda en doğru karar, anne ve bebeğin sağlığı için en uygun olan doğum şeklidir" diyerek sözlerini tamamladı.
Sağlıklı süt dişleri, geleceğin teminatı
29 Ocak 2026 Perşembe - 09:35 Sağlıklı süt dişleri, geleceğin teminatı Sömestr tatilinin çocuklar için sadece eğlence değil, ağız ve diş sağlığı kontrolleri için de kaçırılmayacak bir fırsat olduğunu belirten Çocuk Diş Hekimi Sena Çölgeçen, "Ağrı başladığında tedavi süreci çocuk için daha travmatik hale gelebilir" diyerek aileleri uyardı. Okulların tatile girmesiyle birlikte çocukların beslenme alışkanlıklarındaki değişimlere dikkat çeken Çocuk Diş Hekimi Sena Çölgeçen, tatil döneminde artan şekerli gıda tüketiminin diş çürüğü riskini tetiklediğini vurguladı. Ebeveynlere "vakit varken kontrol" çağrısında bulunan Çölgeçen, sürece dair önemli detaylar paylaştı. Pek çok ailenin, çocuk şikayet etmediği sürece diş hekimine gitmeyi ertelediğini ifade eden Sena Çölgeçen, "Diş çürükleri çoğu zaman sessiz ilerler. ’Ağrısı yoksa sorun yoktur’ düşüncesi büyük bir yanılgıdır. Ağrı başladığında süreç hem daha zor hem de çocuk için daha kaygı verici olabilir. Erken tespit edilen sorunlar, ağrısız ve basit işlemlerle çözülerek çocuğun diş hekimi korkusu yaşamasının önüne geçer" dedi. Okul dönemindeki yoğun temponun randevuları aksattığını belirten Çölgeçen, sömestr tatilinin avantajlarını şu sözlerle anlattı: "Çocuklar okul stresi yaşamadan, aileler ise acele etmeden bu süreci daha sakin yönetebilir. Tatilde yapılan kontroller genellikle ağrı şikayeti olmadan, sadece önlem amaçlı gerçekleştiği için çocuklarda ’diş hekimi eşittir acı’ algısı oluşmaz. Bu dönemde kurulan güven bağı, çocuğun tüm hayatı boyunca diş sağlığına bakış açısını olumlu etkiler" Sağlıklı süt dişleri, geleceğin teminatı Süt dişlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatan Çölgeçen, tedavi edilmeyen çürüklerin ileride diş dizilimi bozukluklarına ve daha karmaşık operasyonlara yol açabileceğini belirtti. Çölgeçen, "Sağlıklı süt dişleri, sağlıklı daimi dişlerin temelidir. Küçük bir kontrol, ileride büyük sorunların önüne geçebilir. Tatili çocuklarımızın sağlığına yatırım yapmak için değerlendirmek altın değerindedir" diyerek sözlerini tamamladı.
Uzmandan uyarı: "Bitki çayları ilaç gibi etki edebiliyor"
29 Ocak 2026 Perşembe - 09:22 Uzmandan uyarı: "Bitki çayları ilaç gibi etki edebiliyor" Uzmanlara göre bitki çaylarının aşırı tüketimi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Pınar Seymen zayıflama, detoks ve bağışıklık amacıyla kontrolsüz tüketilen bitki çaylarının ‘doğal’ algısıyla masum sanıldığını ancak bazı türlerin ilaç etkisi gösterebildiğini, aşırı tüketimin karaciğer yükünden demir eksikliğine kadar pek çok riski beraberinde getirdiğini söyledi. Uzmanlar, özellikle ‘zayıflatır’, ‘ödem attırır’ iddiasıyla satılan karışım çayların içeriğinin çoğu zaman doğruyu yansıtmadığına dikkat çekiyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Pınar Seymen, "Yanlış lanse edilen bu bitki çayları böbrek hasarından, bağırsak tembelliği, sıvı-elektrolit dengesizliği ve kalp problemlerine neden olabiliyor" açıklaması yaptı. Prof. Dr. Seymen ayrıca, kafein ve tanin içeriği yüksek olan çay türlerinde, aşırı tüketim halinde uyku bozukluğu, demir emiliminde düşüş, çarpıntı ve anksiyete artışı gibi yan etkiler gözlenebildiğini belirtti. Bitki çaylarının aşırısı tehlikeli Yaygın bitki çayları papatya, adaçayı, sinameki, yeşil çay, rezene ve matenin aşırı tüketiminin ciddi sorunlara yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Seymen, "Böbrek ve karaciğer hasarına neden oluyor. Yoğun veya uzun süreli bitki çayı tüketimi karaciğer enzimlerinde yükselme ve böbrek üzerine ek yük oluşturabiliyor. Kalp ritim bozukluğu ve Tansiyon problemleri öne çıkıyor. Örneğin meyan kökü gibi bitkiler yüksek tüketildiğinde hipertansiyon ve potasyum düşüklüğü gibi sorunlara yol açabiliyor. Hormon dengesizlikleri, mide ve bağırsak sorunları öne çıkıyor. Bitki çaylarının aşırı tüketimi özellikle hassas bireylerde alerji, uyku bozulması, çarpıntı ve huzursuzluk yapabiliyor" vurgusunu yaptı. Bitki çayları ilaç değiller Prof. Dr. Seymen, bitki çaylarının yanlış ve uzun süreli kullanımının olauştarabileceği riskleri şöyle sıraladı: "Karaciğer: Özellikle yeşil çay ekstresi, sinameki ve bazı zayıflama çayları karaciğer enzimlerini yükseltebilir. Uzun süreli kullanım karaciğer toksisitesine kadar ilerleyebilir. Böbrekler: İdrar söktürücü etkisi olan kiraz sapı, mısır püskülü gibi çayların aşırı tüketimi sıvı-elektrolit dengesini bozarak böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Kalp ve Damar Sistemi: Adaçayı, ginseng ve meyan kökü gibi bazı bitkiler tansiyonu yükseltebilir ya da kalp ritmini etkileyebilir. Özellikle kalp hastaları dikkatli olmalı. Mide ve Bağırsaklar: Sinameki ve aloe vera gibi bağırsak hareketlerini artıran bitkiler, bağımlılığa yol açabilir ve uzun vadede bağırsak tembelliğine neden olabilir. Sinir Sistemi: Kafein içeriği yüksek bitki çayları (mate, yeşil çay gibi) aşırı tüketildiğinde çarpıntı, huzursuzluk ve uyku bozukluklarına yol açabilir. Hormon Dengesi: Rezene, soya içerikli bitkiler ve bazı karışım çaylar hormonal dengeyi etkileyebilir." Prof. Dr. Seymen, "İlaç kullanıyorsanız, kronik hastalığınız varsa veya hamileyseniz, bitki çayı tüketimi öncesinde mutlaka doktora danışın" uyarısında bulundu.