SAĞLIK
MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi’nde Robotik Cerrahi dönemi başladı 13 Mart 2026 Cuma - 17:43:49 Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi’nde ileri teknolojiye sahip Da Vinci X Robotik Cerrahi Sistemi hizmete alındı. Sistemle birlikte hastanede minimal invaziv (kapalı) cerrahi uygulamaları ileri teknoloji desteğiyle yapılmaya başlandı. Kurulan sistem sayesinde MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi, Türkiye’de robotik cerrahi teknolojisini aktif olarak kullanan 10. kamu üniversite hastanesi olurken, Manisa da Da Vinci robotik cerrahi sistemi bulunan 12. il olarak robotik cerrahi altyapısına sahip şehirler arasına girdi. Robotik cerrahi teknolojisi sayesinde Manisa ve çevre illerde yaşayan hastalar, ileri teknoloji ile gerçekleştirilen kapalı ameliyatlara artık kendi bölgelerinde ulaşabilecek. Yüksek hassasiyetle gerçekleştirilen bu operasyonlar; daha küçük kesiler, daha az kan kaybı, hastanede daha kısa kalış süresi ve hızlı iyileşme gibi önemli avantajlar sağlıyor. Sistem başta üroloji, genel cerrahi ile kadın hastalıkları ve doğum branşları olmak üzere birçok cerrahi alanda kullanılabilecek. Böylece hastanenin ileri cerrahi teknoloji kapasitesi güçlenirken, verilen sağlık hizmetlerinin kalitesi de daha üst seviyeye taşınacak. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan MCBÜ Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, robotik cerrahi sisteminin üniversite hastanesi için önemli bir adım olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Hafsa Sultan Hastanesinde ilk kez uygulanan robotik cerrahi yöntemiyle böbrek alma ameliyatı (nefrektomi) başarıyla gerçekleştirildi. Daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve yüksek hassasiyet sağlayan bu ileri teknoloji artık Manisa’nın hizmetinde. Emeği geçen tüm sağlık ekibimizi kutluyoruz. Robotik cerrahi sisteminin hizmete alınması hem sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran hem de üniversitemizin bilimsel ve teknolojik altyapısını güçlendiren önemli bir yatırımdır. Bu altyapı aynı zamanda tıp fakültemizde yürütülen eğitim ve araştırma faaliyetlerine de katkı sağlayacaktır. Sürecin başından itibaren destek veren AK Parti Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekilimiz Sayın Bahadır Yenişehirlioğlu’na şehrimiz ve üniversitemiz adına teşekkür ediyorum."
13 Mart 2026 Cuma - 17:33 Selçuk Üniversitesinde 14 Mart Tıp Bayramı kutlandı Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen programda öğretim üyelerine cübbe giydirildi, bilimsel çalışmalarıyla öne çıkan akademisyenler ödüllendirildi. Rektör Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, 2026 Yatırım Programı’na alınan 800 yataklı yeni hastane projesinin Üniversite ve bölge için önemli bir sağlık merkezi olacağını söyledi. Sultan Alparslan Kültür Merkezinde düzenlenen programda akademisyenler, sağlık çalışanları ve öğrenciler bir araya geldi. Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, üniversitenin sağlık alanındaki gelişimine dikkat çekti. Yılmaz, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleri ile 2026 Yatırım Programı’na alınan 800 yataklı yeni hastane projesi, Üniversite ve bölge için önemli bir sağlık merkezi olacak" dedi. Rektör Prof. Dr. Yılmaz, ayrıca mevcut hastanede sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında 5 yeni ameliyathane, preoperatif polikliniği, yeni laboratuvar binası, çocuk ve yetişkin kan alma ünitesi, fizik tedavi polikliniği ve sterilizasyon ünitesinin hizmete alındığını kaydetti. 18 yataklı modern günübirlik servis, yeni onkoloji polikliniği, radyasyon onkolojisi ünitesi ile radyoloji görüntülüme sistemine yönelik de çalışmalarının sürdüğünü aktardı. 2025 yılında hastanede yaklaşık 1,5 milyon poliklinik hizmeti verildiğini ifade eden Yılmaz, "Elbette bu başarı tesadüf değildir. Bu başarı; hekimlerimizin emeğinin, sağlık çalışanlarımızın fedakarlığının ve akademisyenlerimizin bilimsel gayretinin bir sonucudur" diye konuştu. Programa katılan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz da hekimliğin insan hayatına doğrudan dokunan bir görev olduğunu belirterek "Hekimlik; yalnızca bir meslek değil, insanın en zor anında yanında olmayı gerektiren büyük bir sorumluluktur. İnsanların duasını almak, acılarını dindirmek ve hayatlarına dokunabilmek hekimliğin en kıymetli yönüdür" dedi. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsnü Alptekin ise 14 Mart Tıp Bayramı’nın tarihi arka planına değinerek tıp eğitiminin Osmanlı’dan günümüze uzanan gelişimini anlattı. Programda konuşmaların ardından bilimsel çalışmalarda en yüksek puanları alan öğretim elemanlarına ve ödüle değer görülen akademisyenlere teşekkür belgeleri takdim edildi. Profesör ve doçent ünvanı alan öğretim üyelerine cübbe giyme merasiminin de gerçekleştirildiği programda, 2024 - 2025 Eğitim Öğretim Yılı Gelişim Sınavı birincileri ile dönem birincilerine de teşekkür belgesi verildi. Programa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Ak, Genel Sekreter Mustafa Karakışla, Konya İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri, İlaç ve Tıbbi Cihaz Hizmetleri Başkanı Prof. Dr. Emre Korkut da katıldı.
13 Mart 2026 Cuma - 17:01 Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Çebi, sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutladı Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle ilçede faaliyet gösteren hastane ve sağlık merkezlerini ziyaret etti, sağlık çalışanlarının Tıp bayramını kutladı. Büyükçekmece Belediyesi, her yıl olduğu gibi bu yıl da sağlık çalışanlarının fedakarlıklarını unutturmamak ve günlerini kutlamak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenledi. Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle Büyükçekmece Belediye Meclis Üyesi Mustafa Büyükyılmaz, Büyükçekmece Belediyesi Koordinatörü Seçkin Özdemir ile birlikte ilçe genelinde faaliyet gösteren devlet hastaneleri, özel sağlık kuruluşlarını ziyaret etti. Hastanelerin başhekimleri tarafından karşılanan Başkan Vekili Çebi ve berberindeki heyet doktor, hemşire ve sağlık görevlilerine çiçek takdim ederek, günlerini kutladı. "İnsanlık için kutsal bir görevi üstleniyorlar" Sağlık alanında hizmet veren her sağlık çalışanının toplumlar için büyük bir önem taşıdığını belirten Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "İnsan sağlığını ve yaşam hakkını koruyan, her koşulda sorumluluğunun bilincinde olan hekimlerimiz ve tüm sağlık personelimiz, gece gündüz demeden insanlık için kutsal bir görevi üstleniyorlar. Bu vesileyle hayatımızın her anında yanımızda olan ve kendilerine çok şey borçlu olduğumuz hekimlerimizin ve tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor; tüm insanlığa sağlık, huzur ve esenlikler diliyorum" dedi.
Ünlü zincir restoranda gıda zehirlenmesi iddiası
01 Şubat 2026 Pazar - 15:40 Ünlü zincir restoranda gıda zehirlenmesi iddiası Trabzon’un Yomra ilçesinde faaliyet gösteren bir zincir restoranda yedikleri tost sonrası rahatsızlanan karı koca hastaneye kaldırıldı. Çolak ailesinin şikayeti üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan incelemede işletmede son tüketim tarihi geçmiş ürün tespit edildi. Trabzon’un Arsin ilçesinde yaşayan Fatih Çolak (43) ile eşi Leman Banu Çolak (44), Yomra ilçesinde faaliyet gösteren MADO isimli zincir restoranda yedikleri tost sonrası mide bulantısı ve rahatsızlık şikâyetleri yaşadı. Hastanede yapılan kontrollerde çiftin gıda zehirlenmesi geçirdiği tespit edildi. Tedavilerinin ardından taburcu edilen Çolak ailesinden Leman Banu Çolak, rahatsızlığının yeniden artması üzerine KTÜ Farabi Hastanesi’ne başvurdu. Burada tedavi altına alınan Çolak, yapılan müdahalenin ardından taburcu edildi. "İşletmeye gerekli yasal işlemler uygulanmıştır" Yaşanan olayın ardından Çolak ailesi, ilgili kurumlara şikâyette bulundu. Şikâyet üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı ekiplerince işletmede inceleme başlatıldı. Yapılan denetimlerde, restoranda son tüketim tarihi geçmiş ürün kullanıldığı tespit edildi. Bakanlık tarafından Fatih Çolak’a yapılan yazılı geri dönüşte, gıda güvenliğine ilişkin denetimlerin 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında yürütüldüğü belirtilerek şu ifadelere yer verildi: "İlgili kayıtlı başvurunuza istinaden 28 Ocak 2026 tarihinde işletmede resmi kontrol gerçekleştirilmiştir. Yapılan denetimde iş yerinde son tüketim tarihi geçmiş ürün tespit edilmiş olup, işletmeye gerekli yasal işlemler uygulanmıştır."
Başkan Kocagöz, görme sorunu olan öğrencilere gözlüklerini teslim etti
01 Şubat 2026 Pazar - 13:31 Başkan Kocagöz, görme sorunu olan öğrencilere gözlüklerini teslim etti Kepez Belediyesi tarafından 2025-2026 eğitim ve öğretim yılında 140 okulda gerçekleştirilen göz sağlığı taramaları kapsamında, görme sorunu tespit edilen öğrenciler için temin edilen gözlükler, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz tarafından öğrencilere teslim edildi. Kepez Belediyesi, çocukların eğitim hayatını doğrudan etkileyen sağlık sorunlarının erken yaşta tespit edilmesi amacıyla okul çağındaki öğrencilere yönelik göz sağlığı taramalarını sürdürüyor. Bu kapsamda 2025-2026 eğitim ve öğretim yılında Kepez genelinde bulunan 140 okulda gerçekleştirilen taramalarda toplam 28 bin 245 öğrenci göz muayenesinden geçirildi. Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi ekipleri tarafından yapılan kontroller sonucunda 3 bin 95 öğrencide görme sorunu tespit edildi. Çalışmalarını yalnızca okullarla sınırlı tutmayan Kepez Belediyesi, Çocuk Evleri Sitesi’nde kalan 161 çocuğa da göz taraması hizmeti sundu. Kepez Belediyesi, görme problemi yaşayan öğrencilerin derslerini daha rahat takip edebilmesi ve eğitimden geri kalmaması amacıyla hayırseverlerin katkılarıyla da gözlük desteğinde bulundu. Temin edilen gözlükler, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, tarafından öğrencilere tek tek teslim edildi. Makamda gerçekleşen buluşmada öğrencilerle yakından ilgilenen Başkan Kocagöz, çocukların mutluluğu ve sağlığının her zaman öncelikleri olduğunu vurguladı. Erken yaşta yapılan göz taramalarının hem akademik başarıyı hem de yaşam kalitesini artırdığına dikkat çekti. Kepez Belediyesi, hayırsever desteğiyle bugüne kadar toplam 170 çocuğa gözlük hediye ederek, eğitim hayatlarına daha sağlıklı ve eşit şartlarda devam etmelerine katkı sağladı. Çocuk Evleri Sitesi’nde kalan ve göz sorunu tespit edilen 7 çocuğa da gözlükleri teslim edildi.
Kalp pili enfeksiyonu başarılı operasyonla giderildi
01 Şubat 2026 Pazar - 13:08 Kalp pili enfeksiyonu başarılı operasyonla giderildi Kahramanmaraş’ta HG Hospital’da tedavi gören bir hastada, 3 yıl önce takılan üç kablolu kalp piline bağlı gelişen enfeksiyon, yapılan başarılı operasyonla giderildi. Kalp yetmezliği tanısıyla daha önce kalp pili takılan 68 yaşındaki İbrahim Cebelier’de, zamanla pil kablolarının cilt üzerinden görünür hale geldiği ve enfeksiyon oluştuğu belirlendi. Enfeksiyon riskinin artması üzerine hasta değerlendirmeye alındı. Yapılan tetkiklerin ardından, kalp pili ve kablolarının tamamen çıkarılmasına karar verildi. Operasyonu gerçekleştiren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Kemal Göçer, işlemin nadir görülen ve yüksek risk taşıyan bir durum olduğunu belirterek, "Hastamızda kalp pili kablosu cilt üzerinden görünür hale gelmişti ve enfeksiyon mevcuttu. Hem kalp pilini hem de kablolarını, özel malzemeler ve uygun teknikler kullanarak başarıyla çıkardık. Bu tür işlemler oldukça risklidir ancak merkezimizde sorunsuz şekilde tamamladık" dedi. Operasyonun başarıyla sonuçlandığını ifade eden Doç. Dr. Göçer, hastaya geçmiş olsun dileklerini iletirken, operasyonda görev alan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Hasta yakını Zehra Cemile ise "Hastamız 3 kez anjiyo oldu, bir kez de bypass ameliyatı geçirdi. Hocamızın çok başarılı bir doktor olduğunu duyduk ona inandık ve güvendik. Operasyonu sorunsuz başarılı bir şekilde tamamladı. Hocamıza çok teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Kalp pili enfeksiyonu başarılı operasyonla giderildi
01 Şubat 2026 Pazar - 13:04 Kalp pili enfeksiyonu başarılı operasyonla giderildi Kahramanmaraş’ta HG Hospital’da tedavi gören bir hastada, 3 yıl önce takılan üç kablolu kalp piline bağlı gelişen enfeksiyon, yapılan başarılı operasyonla giderildi. Kalp yetmezliği tanısıyla daha önce kalp pili takılan 68 yaşındaki İbrahim Cebelier’de, zamanla pil kablolarının cilt üzerinden görünür hale geldiği ve enfeksiyon oluştuğu belirlendi. Enfeksiyon riskinin artması üzerine hasta değerlendirmeye alındı. Yapılan tetkiklerin ardından, kalp pili ve kablolarının tamamen çıkarılmasına karar verildi. Operasyonu gerçekleştiren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Kemal Göçer, işlemin nadir görülen ve yüksek risk taşıyan bir durum olduğunu belirterek, "Hastamızda kalp pili kablosu cilt üzerinden görünür hale gelmişti ve enfeksiyon mevcuttu. Hem kalp pilini hem de kablolarını, özel malzemeler ve uygun teknikler kullanarak başarıyla çıkardık. Bu tür işlemler oldukça risklidir ancak merkezimizde sorunsuz şekilde tamamladık" dedi. Operasyonun başarıyla sonuçlandığını ifade eden Doç. Dr. Göçer, hastaya geçmiş olsun dileklerini iletirken, operasyonda görev alan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Hasta yakını Zehra Cemile ise "Hastamız 3 kez anjiyo oldu, bir kez de bypass ameliyatı geçirdi. Hocamızın çok başarılı bir doktor olduğunu duyduk ona inandık ve güvendik. Operasyonu sorunsuz başarılı bir şekilde tamamladı. Hocamıza çok teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Eklem sağlığında ’Kitosan’ dönemi: Kıkırdak onarımına doğal destek
01 Şubat 2026 Pazar - 13:03 Eklem sağlığında ’Kitosan’ dönemi: Kıkırdak onarımına doğal destek Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, kabuklu deniz hayvanlarından elde edilen kitosan ile eklem hastalıklarının tedavisi ve kıkırdak iyileşmesinde yüz güldüren sonuçlar alındığını ifade etti. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, kabuklu deniz hayvanlarından elde edilen kitosan ile eklem hastalıklarının tedavisi ve kıkırdak iyileşmesinde yüz güldüren sonuçlar alındığını söyledi. Doç. Dr. İrfan Koca, kitosanın kas-iskelet sistemi üzerindeki "biyolojik sıva" etkisi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Kas-iskelet sistemine ‘biyolojik sıva’ etkisi Genellikle zayıflama alanındaki kullanımıyla bilinen deniz kaynaklı kitosanın, eklem sağlığı ve kıkırdak iyileşmesinde de umut verici etkileri olduğu ortaya çıktı. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, kitosanın kas-iskelet sistemi üzerindeki "biyolojik sıva" etkisini anlattı. Denizden gelen tedavi: Kitosan İlerleyen yaşla birlikte artan diz, kalça ve diğer eklem problemleri yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürüyor. Kireçlenme (osteoartrit) ve kıkırdak hasarlarında geleneksel tedavilere ek olarak, bilim dünyası doğal ve onarıcı (rejeneratif) destekler üzerinde yoğunlaşıyor. Bu alanda öne çıkan maddelerden biri de kabuklu deniz hayvanlarından elde edilen bir biyopolimer olan kitosan. Kıkırdak dokusunun doğal yapı taşına benziyor Konuyu kas-iskelet sistemi sağlığı açısından değerlendiren Doç. Dr. İrfan Koca, kitosanın insan vücuduyla gösterdiği yüksek uyuma (biyouyumluluk) dikkat çekti. Doç. Dr. Koca, kitosanın kimyasal yapısının eklemler açısından önemini anlatarak, "Sağlıklı bir eklemde kıkırdağa esneklik ve dayanıklılık kazandıran temel yapılar ‘glikozaminoglikan’ grubundadır. Kitosan, kimyasal olarak bu doğal yapı taşlarına benzerlik gösterir. Vücuda alındığında ya da bölgesel uygulandığında, eklem içi kayganlığı sağlayan hyalüronik asit üretimini destekleme potansiyeli taşır" dedi. "Eklemin biyolojik sıvası" Kitosanın kireçlenme sürecindeki rolünü bir benzetmeyle açıklayan Doç. Dr. Koca "Osteoartritte kıkırdak yüzeyi zamanla aşınır ve pürüzlü hale gelir. Kitosan bazlı yaklaşımlar, hasarlı bölge üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturma eğilimindedir. Bu nedenle buna ‘eklemin biyolojik sıvası’ demek mümkündür. Bu etki, sürtünmeyi azaltarak kıkırdak yıkımını yavaşlatmaya ve eklem fonksiyonlarını daha uzun süre korumaya yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı. Ağrı ve yangıyı baskılamada destek Fizik tedavi sürecinde ağrının kontrol altına alınmasının, hareket kabiliyetinin geri kazanılmasında kritik rol oynadığını belirten Doç. Dr. Koca, "Çalışmalar, kitosanın eklemdeki enflamasyonu (yangıyı) ve buna bağlı ağrıyı azaltıcı etkileri olabileceğini göstermektedir. Bu durum, hastaların rehabilitasyon egzersizlerine daha rahat uyum sağlamasına katkı sunabilir" şeklinde konuştu. "Hekim kontrolü şart" Doğal kaynaklı olsa bile her ürünün tıbbi değerlendirme gerektirdiğini vurgulayan Doç. Dr. İrfan Koca, uyarılarda bulunarak, "Kitosan genellikle kabuklu deniz ürünlerinden elde edilir. Bu nedenle deniz ürünü alerjisi olan kişilerde reaksiyon riski bulunur. Eklem sağlığı amacıyla kitosan kullanımı düşünülüyorsa, mutlaka bir Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanı kontrolünde değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Tanıda yapay zeka dönemi
01 Şubat 2026 Pazar - 12:47 Tanıda yapay zeka dönemi Başta Bursa olmak üzere yaklaşık 15 ildeki tıbbi görüntüleme ve tanı merkezleri, tıp merkezleri ve diğer sağlık birimleriyle hizmet veren sektörünün güçlü markası BURTOM Sağlık Grubu, yapay zekâ destekli yeni nesil MR ve bilgisayarlı tomografi (BT) cihazlarıyla tanıda en teknolojik gelişmeleri hastalara sunuyor. Burtom Sağlık Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Özel BURTOM Nilüfer Görüntüleme Hizmetleri, yapay zeka destekli teknoloji yatırımıyla hastalara daha hızlı çekim, daha net görüntüler, daha düşük radyasyon dozu, daha doğru ve erken tanı ile çok daha konforlu bir görüntüleme deneyimi sunuyor. Özel BURTOM Nilüfer Görüntüleme Hizmetleri’nden yapılan açıklamada; modern tıpta görüntüleme cihazlarının hem hastalıkların önlenmesi hem de erken teşhisinde kritik rol oynadığına dikkat çekilerek, röntgen, ultrason, MR ve tomografi gibi yöntemlerin hastalıkların henüz başlangıç aşamasında tespit edilmesini sağladığı belirtildi. "Erken tanı en önemli adım" "Erken tanı, doğru tedavinin en önemli adımı" ifadesi kullanılan açıklamada, tıbbi cihaz teknolojisindeki gelişmelerin; erken tanıya imkan sağlayarak tedavi başarısını artırdığı, kısa ve etkili tedavi süreçleriyle iyileşme süresinin azaldığı, hastaların güvenli bir şekilde evlerinde de takip edilebildiği, yaşam kalitesinin arttığı ve hastalıkların önlendiği kaydedildi. BURTOM’un bu bilinçle, en güncel tıbbi teknolojileri hastalarla buluşturarak tanı süreçlerini daha güvenilir ve etkili hale getirdiği, böylelikle teknoloji odaklı büyümenin sağlandığı ifade edilen açıklama şöyle devam etti: "Merkezlerimizde en güncel medikal teknolojileri kullanmaya özen gösteriyoruz. Laboratuvar ve tanı süreçlerimizde bilimsel standartlara uygun, güvenilir sonuç üretmek temel ilkemizdir. Ayrıca evde bakım kapsamında kullanılan tıbbi cihazların temini, teknik destek, hasta eğitimi ve takip süreçlerini içeren özel hizmetler sunuyoruz. Teknolojik yatırımlar hem sağlıkta kaliteyi yükseltiyor, hem de hastaların yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlıyor. BURTOM Nilüfer bünyesine kazandırılan yapay zekâ destekli cihazlar, tanı doğruluğunu artıran ve hasta konforunu önceleyen birçok yenilik sunuyor. Akıllı görüntü rekonstrüksiyonu ile daha net, yüksek çözünürlüklü ve gürültüsüz görüntüler, MR’da yüzde 30-70’e varan hız artışı, BT’de daha hızlı spiral tarama, BT’de radyasyon dozunun otomatik optimizasyonu ile daha güvenli çekim, daha az kontrast madde kullanımı ile özellikle böbrek hastaları ve yaşlılar için güvenli tarama, hareket artefaktlarını azaltan yapay zekâ algoritmaları ile çocuk ve yaşlı hastalarda bile yüksek kalitede görüntü, küçük lezyonları tespit eden karar destek sistemleri sayesinde radyologlara ikinci göz desteği sağlanıyor. Bu avantajlar sayesinde görüntüleme süreçleri hem hızlı hem de daha güvenilir hale gelirken, gereksiz tekrar çekimlerin önüne geçiliyor, iş akışı hızlanıyor ve daha fazla hastaya etkin hizmet sunulabiliyor. Yapay zekâ destekli MR ve BT cihazlarımızla artık daha hızlı çekim, daha net görüntüler, daha düşük radyasyon, daha doğru ve erken tanı ve daha konforlu bir görüntüleme deneyimi sunuyoruz. Burtom Sağlık Grubu olarak Bursa’nın sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye devam ediyoruz."
Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ’dan kuş gribinde kritik uyarı
01 Şubat 2026 Pazar - 12:13 Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ’dan kuş gribinde kritik uyarı Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü ve tıbbi mikrobiyolog Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, kuş gribi vakalarının son yılların en yüksek seviyesine ulaştığına dikkat çekerek erken tanı, hızlı bildirim ve gelişmiş tanı kitlerinin pandemi hazırlığı ve ulusal sağlık güvenliği açısından stratejik bir öncelik haline geldiği uyarısında bulundu. Aynı zamanda tıbbi mikrobiyolog olan Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Avrupa genelinde kuş gribi vakalarında yaşanan hızlı artışın, hastalığın artık yalnızca dönemsel bir veterinerlik sorunu olmaktan çıktığını ve doğrudan halk sağlığı, gıda güvenliği ve biyogüvenlik boyutlarıyla ele alınması gereken çok yönlü bir tehdit haline geldiğini vurguladı. 2016’dan bu yana en yüksek vaka sayısına ulaşıldı EFSA ve ECDC tarafından yayımlanan son değerlendirme raporlarına dikkat çeken Prof. Dr. Şanlıdağ, yalnızca 2025 sonbaharında üç aylık süreçte 2 bin 896 yüksek patojeniteli kuş gribi vakasının raporlanmasının, Avrupa için 2016’dan bu yana kaydedilen en yüksek düzey olduğunu belirtti. Vakaların büyük bölümünün yabanıl kuşlarda görülmesinin, çevresel bulaş yoluyla kümes hayvanlarına geçiş riskini ciddi biçimde artırdığına işaret eden Şanlıdağ, 2025 sonbaharında bildirilen kümes hayvanı salgınlarının yaklaşık yüzde 80’inin doğrudan değil, dolaylı çevresel temas sonucu ortaya çıkmasının bu tabloyu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. İnsan sağlığı açısından mevcut riskin genel toplum için düşük düzeyde olduğunu, ancak hayvan-insan arayüzünde somut bir bulaş riskinin devam ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Şanlıdağ, "Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2024 yılının başından itibaren özellikle Amerika kıtasından elde edilen bulgular incelendiğinde, toplam 71 Influenza A (H5) insan vakası analiz edilmiştir. Bu vakalarda enfekte hayvanlar ya da bulaşmış çevre ile temas öyküsü bulunması dikkat çekici. Henüz insandan insana bulaş tespit edilmese de erken tanı ve hızlı bildirim mekanizmalarının hazırlıklı olmak adına hayati önem taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. Mesleki risk grupları için erken tanı hayati Prof. Dr. Şanlıdağ, Dünya Sağlık Örgütü’nün kuş popülasyonlarında virüs dolaşımının devam etmesi halinde insan maruziyetinin artabileceği ve özellikle hayvancılıkla uğraşanlar, çiftlik çalışanları, kuş avcılığı yapanlar, veterinerler ve laboratuvar personeli gibi mesleki risk gruplarında erken tespit, hızlı bildirim ve etkin tanı kapasitesinin hayati önem taşıdığına dikkat çektiğini de hatırlattı. DSÖ ve Avrupa referans laboratuvarlarının uyarılarına da değinen Prof. Dr. Şanlıdağ, aşılı kümes hayvanlarında dahi bazı bölgelerde vakaların görülmesinin, mevcut izleme ve tanı yaklaşımlarının tek başına yeterli olmadığını gösterdiğini belirterek, "Bu tablo, sahada uygulanabilir, hızlı ve aynı anda birden fazla alt tipi ayırt edebilen tanı sistemlerine duyulan ihtiyacı daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı. 2026 yılına ait resmi izlem verileri ile genom dizileme verileri arasındaki farkın, kuş gribi virüslerinin sessiz ve geniş ölçekli bir dolaşım potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Şanlıdağ, "GISAID veri tabanına yüklenen on binlerce genom dizisi, resmi bildirimlerin sahadaki gerçek epidemiyolojik yükü tam olarak yansıtamadığını göstermektedir. Bu durum, bildirilmeyen veya geç bildirilen vakaların, yeni varyantların ortaya çıkma riskini artırabileceğine işaret etmektedir" dedi. Prof. Dr. Şanlıdağ, bu nedenle kuş gribiyle mücadelenin yalnızca pasif bildirim sistemlerine dayandırılamayacağını vurgulayarak, üniversiteler ve araştırma merkezleri bünyesinde hızlı, duyarlı ve çoklu alt tipleri aynı anda saptayabilen tanı kitlerinin geliştirilmesinin, artık yalnızca bilimsel bir hedef değil; pandemi hazırlığı, biyogüvenlik ve ulusal sağlık güvenliği açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu sözlerine ekledi.
Dyt. Hilal Şahin Güneşsu’dan Laktoz intoleransında diyet açıklaması
01 Şubat 2026 Pazar - 11:00 Dyt. Hilal Şahin Güneşsu’dan Laktoz intoleransında diyet açıklaması Diyetisyen Hilal Şahin Güneşsu, laktoz intoleransı olan insanların beslenme şekillerini nasıl değiştirmeleri gerektiğiyle ilgili önerilerde bulundu. Laktoz intoleransında diyet hakkında açıklamalarda bulunan Güneşsu, "Laktoz intoleransı, süt ve süt ürünlerinde bulunan karbonhidrat olan laktozun sindiriminde gerekli olan laktaz enziminin eksikliği ya da enzim aktivitesinde yetersizlik sonucu sindirilememesi sonucu gelişen durumdur. Bu durum sonucunda karın ağrısı, kramp, bulantı, kusma, ishal gibi çeşitli belirtiler ortaya çıkabilir" dedi. Güneşsu, "Laktoz intoleransı olan bireylerde uygulanan tıbbi beslenme tedavisindeki amaç, diyetle alınan laktoz miktarını azaltmaktır. Bu esnada diyetin örüntüsü oluşturulurken; laktoz içeren besinlerin diyetten çıkarılması, düşük laktoz içeren besinleri tüketmek, laktozsuz süt ve laktoz içeriği düşük yoğurt laktoz içeren besinlerle birlikte laktaz enzimi tüketmek, süt yerine yoğurt tüketmek gibi birtakım yollar izlenebilir. Beslenme tedavisinde en etkili yöntem, laktoz içeren besinleri diyetten çıkarmaktır. Ancak diyetten süt ve süt ürünlerinin çıkarılması başta kalsiyum olmak üzere birçok elzem besin ögesi eksikliklerine neden olabilmektedir. Kalsiyum alımındaki azalmanın osteoporoz, hipertansiyon ve bazı kanser türleri gibi önemli sağlık sorunları ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle diyete laktozu azaltılmış besinler eklenmeli veya laktoz içeriği daha düşük olan besinler ile kişinin genel durumu izlenmelidir" diye konuştu. Güneşsu, daha sonra şunları söyledi: "Diyet tedavisindeki temel amaç, laktoz içeren besinlerden uzak durmak ile büyüme ve gelişimi sağlamak olduğuna dikkat çeken . Laktoz intoleransında diyetten laktoz içeren besinlerin çıkarılması ile hastalık belirtileri tedavi edilirken, süt ve süt ürünlerinin diyetten çıkarılması; kaliteli protein kaynağının azalmasına, elzem vitamin ve mineral eksiklikleri sonucu uzun dönemde kemik mineralizasyonunun bozulmasına, osteoporoza sebep olabilir. Bu nedenle uygulanacak diyet, besin ögesi içeriği açısından da değerlendirilmeli, hastanın yeterli kalsiyum, riboflavin, D vitamini aldığından emin olunmalı ve gerekli durumlarda dışarıdan takviye gereklidir. Dolayısıyla hastanın elzem besin ögesi ihtiyaçları karşılanmalıdır."