SAĞLIK
Kastamonu’da geleceğin diyetisyenleri beyaz önlüklerini giydi 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:28:28 Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından düzenlenen "3. Kastamonu Diyetisyenler Günü" etkinliklerinde beyaz önlük giyme töreni yoğun ilgi gördü. Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmalarıyla başladı. Gün boyunca düzenlenen oturumlarda diyetisyenlik mesleğinin farklı alanları ele alındı. Etkinliğin ikinci oturumunda Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Müzikoloji Bölümü akademisyenleri ve öğrencileri tarafından müzik şöleni sunuldu. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Tuna, yaptığı konuşmada obezite, diyabet ve kalp damar hastalıkları gibi önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde doğru ve dengeli beslenmenin öneminin her geçen gün daha da arttığını belirtti. Diyetisyenlerin bilimsel bilgiye dayalı yaklaşımlarıyla bireylerin ve toplumun sağlıklı yaşama alışkanlıkları kazanmasında kritik bir rol ve görev üstlendiğini ifade eden Prof. Dr. Tuna, bölümün başarısına dikkat çekti. Tuna, "Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak bizler de bu bilinçle nitelikli ve donanımlı diyetisyenler yetiştirmeyi temel hedeflerimiz arasında görmekteyiz. Bu vesileyle gurur verici bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Beslenme ve diyetetik bölümümüz bu yıl akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayarak kalite mühendisliğini tescillemiştir. Bu önemli başarı bölümümüzün eğitim kalitesinin, akademik kadrosunun yetkinliğini ve öğrencilerimize sunduğumuz imkanların güçlü bir göstergesidir. Akreditasyon sadece bir sonuç değil aynı zamanda daha iyisini hedefleyen sürekli gelişim yolculuğunda bir parçasıdır. Diyetisyenlik insanı bütüncül olarak ele almayı gerektiren, bilimsel olduğu kadar da iletişim becerisini isteyen bir meslektir. Bu nedenle alan bilginizi güçlü tutarken insan ilişkileri, empati ve etkili iletişim bilgilerinizi de mutlaka geliştirmelisiniz" dedi. Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökmen Özel ise, diyetisyenlik bölümünün tarihi sürecine ve kontenjan sorunlarına değindi. 1998 yılına kadar başka bölüm olmadığını, 1988 yılında ilk Erciyes Üniversitesi’nin öğrenci almaya başladığını belirten Prof. Dr. Özel, "1999’da Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak kurulan ilk üniversite. 2007 yılından itibaren de diğer üniversiteler sürece katılıyoruz. 2023’den 2024’e bakın orada 11 üniversitede kontenjan azalırken, 11 yeni üniversite de öğrenci almaya başlıyor. Dolayısıyla biz aslında program olarak yeni programları, yeni açılacak programların kriterlerini ağırlaştırmadığımız sürece ve var olan programları, çekirdek eğitim programlarına uyumlu hale getirmediğimiz sürece kontenjan hiçbir zaman 10’a, 20’ye düşmeyecek. Çünkü her üniversite belli miktar almak zorunda. Şu an bütün devlet üniversiteleri 27’ye düştü. 27’yi ben öğrenciliğimde bile hatırlamıyorum. Ne kadar kontenjan azaltılması yapılırsa yapılsın programlar bu şekilde fazla olmaya devam ettiği sürece benzer sorunları yaşıyor olacağız" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Özel, serbest çalışan diyetisyenlerin hakları için Sağlık Bakanlığı ile görüşme sürecinde olduklarını belirterek, "Biz önce yönetmeliği bir anladık, sonra sahadan arkadaşlarımızdan görüş topladık. Bayağı sahayla görüşmeler yaptık. Tabii bu arada bize çok fazla sorun. Biz oturduk o sorunları tek tek çözdük. Çünkü her belirtilen sorun, bazen objektif olarak iletilen sorun olmuyor. O kişinin şahsi sorunu oluyor ya da bazen kötü değil, kendi kazancı düşmesin diye iletilen sorunlar oluyor. Biz bunları oturduk çalıştık. Sonra en önemli yaptığımız şey biliyorsunuz hekimler var sürecin içerisinde. Bakanlık tarafından denetlenen muayenehane hekimleri. Onların bir yönetmeliği var, Ayaktan Tanı Tedavi Yönetmeliği diye. Oturduk o yönetmelikleri açtık. Bizim yönetmelikleri açtık. Serbest çalışan hekimlere hangi haklar verilmiş, neler yasaklanmış, bizimkinde hangi haklar var? Tabii ki hekimle haklarımız bir değil. Ama eğer fiziksel mekanla ilgili bir sorun doğurduğu bir hak verebilirse öbür tarafta o hakkı tabii talep edebilir. Sonuçta gün sonunda bakanlık, bir sağlık aracılığıyla da bunları denetleyecek. Orada birtakım sıkıntılar tespit ettik ve onları bakanlıkla görüşmeye başladık" diye konuştu. Öğrenci ailelerinin de katıldığı beyaz önlük giyme töreninde duygusal anlar yaşanırken, alanda sergilenen ve her yaşa hitap edecek şekilde hazırlanan beslenme eğitimi materyalleri de yoğun ilgi gördü. İki oturum halinde gerçekleştirilen program, etkinliğe katkı sunan konuşmacılar ve katılımcılara teşekkür belgesi takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:29 Erzincan’da ileri ortopedik travma cerrahisi eğitimi düzenlendi Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesinde, ortopedi ve travmatoloji alanında uzman hekimlere yönelik "Asetabulum Kırıkları Kadavra Kursu" düzenlendi. Kemik ve Eklem Cerrahisi Derneği Başkanı ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nizamettin Koçkara koordinasyonunda gerçekleştirilen 2 günlük kursa, Türkiye’nin farklı illerinden uzman hekimler katıldı. Ortopedik travma cerrahisinin zorlu alanlarından biri olan asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisine yönelik düzenlenen eğitim programında, katılımcılara ileri düzey teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Kursun eğitmen kadrosunda Prof. Dr. Hakan Kınık, Prof. Dr. Güvenir Okçu ve Prof. Dr. Ahmet Aslan yer aldı. Program kapsamında uzman hekimlere asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisinde güncel yaklaşımlar, anatomik değerlendirme, cerrahi planlama, yaklaşım teknikleri, kırık tespit prensipleri ve komplikasyon yönetimi konularında bilgi aktarıldı. Kadavra uygulamalarıyla desteklenen eğitimlerde katılımcılar, cerrahi teknikleri uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Kursa Van, Erzurum, Samsun, Trabzon, Tokat, Sinop, Giresun, Ordu, Rize, Sivas ve İstanbul’dan ortopedi ve travmatoloji uzmanları katıldı. Prof. Dr. Nizamettin Koçkara, asetabulum kırıklarının yüksek düzey cerrahi bilgi ve deneyim gerektiren kompleks yaralanmalar olduğunu belirterek, uygulamalı eğitimlerin cerrahi becerilerin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. Koçkara, Erzincan’da gerçekleştirilen organizasyonun hem hekimlerin mesleki gelişimine hem de üniversitenin akademik görünürlüğüne katkı sunduğunu kaydetti.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:54 Dr. Hakseven: "Obezite, yalnızca fazla kilo meselesi değil, küresel bir salgın" Memorail Diyarbakır Hastanesi Onkolojik Cerrahi Bölümü’nden Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu belirterek, "Dünya genelinde yüz milyonlarca insan bu durumla yaşıyor" dedi. Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu söyledi. Dünya genelinde yüz milyonlarca insanın bu durumla yaşadığını belirten Hakseven, daha da çarpıcı olanın ise bu artışın hız kesmemesi olduğunu ifade etti. Dr. Hakseven, artık mesele birkaç kilo fazlalığı değil, yaşam süresini kısaltan, yaşam kalitesini düşüren kronik bir hastalıkla karşı karşıya kalmak olduğunu belirterek, "Toplumda sıkça yapılan bir hata var. Obeziteyi çok yemek ya da irade eksikliği ile açıklamak. Oysa gerçek bundan çok daha karmaşık. İnsan vücudu, genetik yapısı, hormonal dengesi ve çevresel etkilerle birlikte çalışır. Bugün yaşadığımız şehirler, çalışma şartları, hatta gıda endüstrisinin sunduğu seçenekler bile kilo alımını kolaylaştıran bir ortam oluşturuyor. Ucuz, erişilebilir ve yüksek kalorili gıdalar, buna karşılık azalan hareket imkanı. Tüm bunlar bir araya geldiğinde obezite adeta kaçınılmaz bir son haline geliyor" dedi. Obezitenin tek başına bir hastalık olmanın ötesinde birçok ciddi hastalığın kapısını aralayan bir anahtar gibi davrandığına dikkat çeken Dr. Hakseven, "Kalp hastalıkları, hipertansiyon, tip 2 diyabet. Liste uzayıp gidiyor. Üstelik bazı kanser türleriyle olan ilişkisi de artık net bir şekilde ortaya konmuş durumda. Yani mesele sadece dış görünüş değil, doğrudan yaşam süresi ve sağlığın kendisi. Bir başka kritik nokta ise çocuklar. Eskiden ileri yaş hastalığı gibi görülen obezite, artık çocukluk çağında da karşımıza çıkıyor. Tabletler, telefonlar, hareketsiz oyunlar ve değişen beslenme alışkanlıkları, çocukları daha erken yaşta risk altına sokuyor. Obez bir çocuk, büyük olasılıkla obez bir yetişkin oluyor. Bu da sorunun sadece bugünü değil, geleceği de tehdit ettiğini gösteriyor" diye konuştu. Obezitenin bir de görünmeyen yüzünün psikolojik ve sosyal etkiler olduğunu kaydeden Dr. Hakseven, "Toplumda hâlâ ciddi bir damgalama söz konusu. Obez bireyler çoğu zaman önyargılarla karşılaşıyor. Bu da depresyon ve sosyal izolasyonu beraberinde getirebiliyor. Yani obezite yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yük de taşıyor. Ekonomik boyutu da göz ardı edilemez. Artan sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve verimlilik düşüşü, obezitenin toplumlara getirdiği yükü katlayarak büyütüyor. Bu durum, sadece bireyin değil, tüm sistemin etkilendiği bir tabloyu ortaya koyuyor. Peki çözüm ne? Kısa ve net bir cevap vermek gerekirse tek bir çözüm yok. Çünkü sorun tek boyutlu değil. Elbette bireysel farkındalık önemli. Dengeli beslenme, düzenli hareket, yeterli uyku; bunlar işin temel taşları. Ancak bireyi suçlamak sorunu çözmüyor. Çünkü kişi ne kadar çabalarsa çabalasın, yaşadığı çevre sağlıksızsa mücadele zorlaşıyor" şeklinde konuştu. Obeziteyle mücadelenin bireyin ötesinde bir yaklaşım gerektirdiğini söyleyen Dr. Hakseven, konuşmasını şöyle tamamladı: "Okullarda sağlıklı beslenme eğitimi, şehirlerde yürüyüş ve spor alanlarının artırılması, gıda politikalarının yeniden düzenlenmesi. Kısacası, sağlıklı seçimlerin kolay olduğu bir yaşam ortamı oluşturmak gerekiyor. Belki de en önemli değişim bakış açımızda olmalı. Obeziteyi bir tercih değil, bir sonuç olarak görmek. Modern yaşamın, ekonomik sistemlerin ve sosyal alışkanlıkların bir sonucu. Bu gerçeği kabul etmeden atılacak adımlar eksik kalacaktır. Sonuç olarak obezite sessiz ilerleyen ama etkisi yüksek bir salgın. Gürültü yapmıyor, ani krizler oluşturmuyor ama yavaş yavaş toplumun sağlığını aşındırıyor. Bu yüzden fark etmek, konuşmak ve harekete geçmek zorundayız. Bugün alınacak önlemler, yarının sağlık yükünü belirleyecektir. Obeziteyle mücadele yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı bir toplum inşa etmek anlamına gelir. Çünkü mesele sadece kilo değil. Mesele, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimiz."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:05 "Sessiz katil" hipertansiyona dikkat Sivas Numune Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Dr. Gülşah Altun, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hipertansiyona ilişkin açıklamalarda bulundu. Hipertansiyonun erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Altun, "Hipertansiyon yani yüksek tansiyon kanın damar duvarına uyguladığı basıncın normal değerlerin üzerinde olması durumudur. Belirtileri baş ağrısı, ense kökünde gerginlik, kulak çınlaması ve ara sıra burun kanaması olsa da genellikle tehlikeli boyutlara çıkmadan bulgu vermediği için ‘sessiz katil’ olarak tanımlarız" dedi. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı Toplumda her 3 kişiden birinin yüksek tansiyon hastası olduğunu söyleyen Altun, "Hipertansiyon 65 yaş üstü kişilerde ve kadınlarda yüzde 40 oranında görülmektedir. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı, eğer ailede kalp hastalığı ve diyabet varsa bu ölçümleri 30 yaşın üzerinde herkes senede bir yaptırmalıdır. Kronik böbrek hastalığının diyabetten sonraki ikinci en sık sebebi hipertansiyondur. Her 5 diyaliz hastasında birinin diyalize girme sebebi hipertansiyondur. Yine inme kalp krizi felç görme kayıplarının en sık sebebi hipertansiyondur" dedi. Günlük tuz tüketimi bir çay kaşığını geçmemelidir Hipertansiyonun sebeplerini sıralayan Altun, "Genetik yatkınlığın yanı sıra aşırı tuz tüketimi, fazla kilolu olma, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol, kronik stres, diyabetik olma önemli sebeplerdir. Özellikle Türk toplumunda tuz tüketim oranı sağlıklı insanlara önerilen tuz tüketiminden 4 kat daha fazladır. Günlük tuz tüketimi toplamda 5 gram yani bir çay kaşığını geçmemelidir. Hipertansiyonun tedavisinde ise mutlaka düzenli hekim kontrolleri, verilen tedavinin geçici görülmeyip hastaların kendini iyi hissettiğinde dahi tedaviye devam etmesi çok kıymetlidir. Dünyada yıllık 10 milyon kişinin ölümünden doğrudan ya da dolaylı olarak hipertansiyon sorumludur" ifadelerine yer verdi. Düzenli fiziksel aktivite çok önemli Hastalıktan korunma yollarından bahseden Altun, "Hipertansiyondan korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıkları kilit rol oynar. Özellikle tuz tüketime dikkat edilmesi, düzenli fiziksel aktivite, ideal kiloda kalabilme, mümkün olduğunca sigara alkol ve stresten uzak kalınması önemlidir. Sonuç olarak hipertansiyon erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Toplumda farkındalığın artırılması ve düzenli sağlık kontrollerinin yaygınlaştırılması hipertansiyona bağlı ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşımaktadır" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Kenelerin evcil hayvanlarla yayılmasına karşı uyarı
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:08 Kenelerin evcil hayvanlarla yayılmasına karşı uyarı Uzmanlar, evcil hayvanlarını ormanlık bölgelerde gezdirenlerin keneye karşı daha dikkatli olmaları uyarısında bulundu. Yabani hayvanların yanı sıra evcil hayvanların da keneyi bir bölgeden başka bir bölgeye taşıma riskine karşı uzmanlar uyardı. Veteriner Hekim Fatih Koç, evcil hayvanlarını yeşillik alanlarda, ormanlık bölgelerde gezdirenlerin keneye karşı daha dikkatli olması gerektiğini kaydetti. Koç, eve dönüşlerde insanların vücudunda kene olup olmadığı yönünde yaptığı kontrolü beslediği evcil hayvanına da yapması gerektiğini söyledi. Evcil hayvanların 1-2 ay arayla aşılanması gerektiğini belirten Koç, "Kedi ve köpeklerini dışarıda gezdirdiklerinde kene taşıma ihtimalleri olabilir. Bu amaçla onların iç dış parazitlerini yapmalarını ve kontrollerini yapmalarını öneririm. Kene taşıyıcıdır. Bakteri ve virüsleri taşırlar. Bu sebepten dolayı hem sevimli dostlarımıza hem de bizlere çok büyük zararlar verebiliyor" dedi. Evcil hayvanlara gezinti yaptırıldıktan sonra eve dönüldüğünde mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini belirten Koç, "Bahçe ve mesire alanlarında sevimli dostlarımızla gezinti yaptığımızda eve döndüğümüzde onların üzerinde, kendi üzerimizde, giysilerimizde kene olmuş olabilir. Bunları evimize taşıyor olabiliriz. Bu vesileyle sevdiğimiz dostlarımıza, eşimize, dostumuza zarar veriyor olabiliriz. Bu vesileyle hem onların kontrolünü hem de kendi kontrolümüzü yaparak koruma önlemini almış olabiliriz" diye konuştu. Kenenin olduğu her yerde risk olduğuna dikkat çeken Koç, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı ilk önce Kırım’da görülmüştür. Kenenin olduğu her yerde bu hastalık olabilir. İspanya’da binlerce insanın ölümüne sebep olmuş bir hastalık. Kene öldürücü değildir. Kenenin taşıdığı virüsler öldürücüdür. Bu vesileyle her kene de potansiyel bir mikrop taşıyıcı diyebiliriz. Bu sebepten dolayı da kendi kontrolümüzü yapmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Elazığ’da ’Ebeler Günü’ kutlandı
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 09:59 Elazığ’da ’Ebeler Günü’ kutlandı Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen etkinlikte Ebeler Günü kutlandı. Ebeler Günü, Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde yapılan etkinliklerle kutlandı. Başhekim Doç. Dr. Şüheda Kaya ve hastane idarecileri, hastanede görev yapan ebeler ile bir araya gelerek günlerini kutladı. Etkinlikte, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından koordine edilen Normal Doğum Eylem Planı eğitimleri kapsamında ‘Ebeleri Güçlendirme’ eğitimini başarıyla tamamlayan katılımcılara katılım belgeleri verilirken, eğitimcilere ve normal doğuma yönelik çalışmaları nedeniyle ebelere teşekkür belgesi takdim edildi. Başhekim Doç. Dr. Şüheda Kaya, "Bugün, hayatın en kutsal ve en güzel anlarına tanıklık eden, annelerin ve bebeklerin sağlığı için gece gündüz demeden emek veren ebelerimizin Ebeler Günü’nü kutlamak için buradayız. Ebeler, sağlık hizmetlerinin temel taşlarından biridir. Yeni doğan bir bebeğin dünyaya gelişinde ilk dokunuşu yapan, annelere güç ve umut veren, zorlu süreçlerde onların yanında duran kahramanlardır. Sevgili ebeler, sizin emeğiniz, sabrınız ve sevginiz olmasa, bu anlar eksik kalırdı. Bu anlamlı günde sizlere duyduğumuz minneti bir kez daha ifade etmek istiyorum. Mesleğinizi büyük bir fedakârlıkla ve içtenlikle yerine getirdiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum" dedi. Etkinlik kapsamında doğumhane ünitesinde görevli Uzman Ebe Büşra Kararslan, ebelik mesleğinin tarihçesi hakkında bir sunum yaptı. Doğumhane Sorumlusu Ebe Önser Demirbağ ise normal doğum eylem planı kapsamında hastanede yapılan çalışmaları sundu.
Karadeniz’de ilk: Ciddi kalp kapak kaçağı olan hasta ’mandallama’ yöntemiyle sağlığına kavuştu
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 09:22 Karadeniz’de ilk: Ciddi kalp kapak kaçağı olan hasta ’mandallama’ yöntemiyle sağlığına kavuştu Samsun’da kalp kapakçıklarındaki kaçaklar nedeniyle vücudu şişen ve nefessiz kalan 69 yaşındaki Asiye Erol, Büyük Anadolu Samsun Hastanesi’ne başvurdu. Uygulanan özel yöntem sayesinde yeniden nefes aldı. Karadeniz Bölgesi’nde ilk kez gerçekleştirilen işlemle hasta sağlığına kavuştu. Samsun’da yaşayan 69 yaşındaki Asiye Erol, kalp yetmezliği nedeniyle ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Kalp kulakçıkları ve karıncıklarında büyüme görülen Erol’un, kulakçıklar ile karıncıklar arasında kan akışını sağlayan kapakçıklarında da aşırı genişlemeye bağlı olarak ileri derecede kaçaklar oluştu. Sol kulakçık ile sol karıncık arasındaki kapaktaki yoğun kaçak nedeniyle Erol’un akciğerlerinde sık sık su toplandı. Bu durum şiddetli nefes darlığına yol açarken, sağ kalp kapakçığındaki ileri derece kaçak da karnında ve bağırsaklarında ödem ile şişkinliğe neden oldu. Açık kalp ameliyatı riski yüksek bulundu Verilen ilaç tedavilerine rağmen istenilen yanıt alınamayınca Erol, Büyük Anadolu Hastanesi Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanlarından Doç. Dr. Sefa Gül tarafından yeniden değerlendirildi. Gül, hastanın ileri derecede kalp yetmezliği bulunması nedeniyle açık kalp ameliyatının yüksek risk taşıdığını belirtti. Kasık damarından girilerek mandallama işlemi yapıldı Doç. Dr. Sefa Gül, anjiyografik yöntemle kasık damarından girilerek her iki kapağa mandallama işlemi uygulanabileceğini hastaya ve yakınlarına anlattı. Onayın alınmasının ardından işlem, Karadeniz Bölgesi’nde ilk vaka olarak başarıyla gerçekleştirildi. "Kapaktaki kaçak ciddi şekilde azaldı" Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanlarından Doç. Dr. Gül, operasyon hakkında, "Asiye hanım, ileri derecede kalp yetmezliği olan, kalp kulakçıkları ve karıncıklarında büyüme bulunan bir hastaydı. Kapaklarda ciddi derecede kaçak vardı. Sol kalp kapağındaki yoğun kaçak, akciğerlerinde su toplanmasına ve ciddi nefes darlığına; sağ kapaktaki kaçak ise karın ve bağırsaklarda şişkinlik ile ödem oluşmasına neden oluyordu. Açık kalp ameliyatı riskli bulunduğu için kasıktan girilerek iki kapağa mandallama işlemi uyguladık. Bir saat içinde tamamladığımız işlemle kapaktaki kaçak dördüncü dereceden birinci dereceye geriledi. Hastamız artık rahatlıkla hareket edebiliyor, 5. kattan 1. kata yürüyerek inebiliyor" dedi. "Kuş gibi oldum" Ameliyat sonrası yaşadığı değişimi anlatan Asiye Erol ise şunları söyledi: "İki ay boyunca aşırı derecede şişkinlik yaşadım, patlayacak gibiydim. Başka hastanelerden netice alamadım. Tavsiye üzerine hocama geldim. Buraya geldiğimde adım atamıyordum. Artık son nefeslerimi veriyorum diyordum. 2 gün daha evde kalsam patlayacaktım. Şimdi kuş gibi oldum."
’İdeal kilonu öğren, sağlıklı yaşa’ kampanyası
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 07:04 ’İdeal kilonu öğren, sağlıklı yaşa’ kampanyası Sağlık Bakanlığı’nın yeni başlattığı ‘İdeal kilonu öğren, sağlıklı yaşa’ kampanyası başlattı. Kampanya çerçevesinde Muğla’da 10 ilçede ‘Sağlıklı Hayat Merkezleri’ ve İlçe Sağlık Müdürlüklerinde diyetisyen personel tarafından ücretsiz olarak sağlıklı beslenme danışmanlığı, 2 ilçede işe fizyoterapistler tarafından fiziksel aktivite danışmanlığı veriliyor. Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde en az 10 milyon vatandaşa ulaşılması hedeflenirken, ‘İdeal Kklonu öğren, sağlıklı yaşa’ kampanyası kapsamında Muğla genelinde 10 Mayıs- 10 Temmuz tarihleri arasında haftanın her günü ölçüm noktalarında İl Sağlık Müdürlüğümüzce oluşturulan ekip tarafından vatandaşlarımızın vücut ağırlığı ve boy ölçümleri yapılarak obezite ile mücadele konusunda farkındalık oluşturulması amaçlandı. Muğla’da 10 ilçede ‘Sağlıklı Hayat Merkezleri’ ve İlçe Sağlık Müdürlüklerinde diyetisyen personel tarafından ücretsiz olarak sağlıklı beslenme danışmanlığı, 2 ilçede işe fizyoterapistler tarafından fiziksel aktivite danışmanlığı veriliyor. Bakanlığın başlattığı kampanya ile vatandaşlar ağırlık ve boy ölçümlerini yaptırdıktan sonra beden kitle indeksleri hesaplanıyor, ölçüm sonuçları ile ilgili bilgilendirilerek risk durumlarına göre danışmanlık almak üzere sağlık kuruluşlarına yönlendiriliyorlar. Muğla İl Sağlık Müdürü Dr Ali Burak Mülayim, Sağlık Bakanlığı’nın yeni başlattığı ‘İdeal kilonu öğren, sağlıklı yaşa’ kampanyası ile ilgili açıklamalarda bulundu. Dr. Mülayim, "Ülkemizde Ölümlerin yüzde 90’ı bulaşıcı olmayan hastalıklar (Kalp Hastalıkları, Diyabet, Hipertansiyon, Kanser vb.) kaynaklı gerçekleşmektedir. Bu hastalıklar, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite yapma alışkanlığı kazanılarak önlenebilir ya da kronik hale gelmesi engellenebilir." Bakanlığımız ve Müdürlüğümüz tarafından yapılan tarama çalışmalarında halkımızın yüzde 70’inin obez ya da fazla kilolu olduğu ve yüzde 40’ının yetersiz fiziksel aktivite yaptığı görülmektedir" dedi.
Malatya’da "Sağlık için hareket et" günü yoğun katılımla gerçekleşti
11 Mayıs 2025 Pazar - 16:09 Malatya’da "Sağlık için hareket et" günü yoğun katılımla gerçekleşti Malatya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Sağlık İçin Hareket Et" günü kapsamında Battalgazi Kırkgöz Sahil Parkı’nda düzenlenen etkinlikler, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Battalgazi Kırkgöz Sahil Parkı’nda düzenlenen "Sağlık için hareket et" etkinliği, yürüyüşten bisiklet yarışına birçok faaliyete sahne olurken, Anneler Günü de çiçeklerle kutlandı. Program boyunca sağlıklı yaşam için hareketin önemine dikkat çekilirken, düzenlenen sportif aktivitelerle de farkındalık oluşturuldu. Etkinlikler kapsamında parkta yürüyüş, bisiklet yarışları, uçurma yarışmaları ve sağlık bilgilendirme stantları kuruldu. Katılımcılar hem spor yaptı hem de sağlıklı yaşam ve ideal kilo konusunda uzmanlardan bilgi aldı. Programın açılışında konuşan Battalgazi İlçe Sağlık Müdürü Dr. İbrahim Tak, sağlıklı bir toplum için düzenli hareket etmenin önemini vurguladı. Dr. Tak, "Bugün burada ’Sağlık İçin Hareket Et’ günü dolayısıyla vatandaşlarımızla bir aradayız. Amacımız obeziteyle mücadelede farkındalık oluşturmak ve hareketli yaşamı teşvik etmek. Sağlık için hareket etmek en güçlü ilaçtır. Katılım gösteren tüm kurumlara ve vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum." dedi. Anneler Günü dolayısıyla da anlamlı bir jest yapıldı. Etkinlik alanında bulunan kadınlara çiçek takdim edilerek, günleri kutlandı. Malatya İl Sağlık Müdürü Dr. Cezmi Karaca ve beraberindeki sağlık yöneticileri, Anneler Günü’nü kutlayarak kadınlara sağlıklı yaşam konusunda uyarılarda bulundu. Karaca, "Annelerimiz bizim baş tacımız. Hem bu özel günlerini kutluyor hem de sağlıklı bir yaşam için hareketin önemini hatırlatıyoruz. Günlük yaşamda harekete daha fazla yer vermeliyiz" diye konuştu. Program sonunda vatandaşlar hep birlikte sahil boyunca yürüyüş yaparak etkinliğe destek verdi. Katılımcılar, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek, bu tür farkındalık programlarının devam etmesini istedi. Etkinliklere İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileri, Battalgazi İlçe Sağlık Müdürlüğü personeli, kamu kurumlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Kartal’da düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturuldu
11 Mayıs 2025 Pazar - 11:28 Kartal’da düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturuldu Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda, uzman hekimler tarafından, diğer uzman hekimlere ve asistan doktorlara nadir hastalıklar hakkında bilgiler aktarıldı. Amaçlarının, nadir hastalıklara yakalanan hastaların geç tanı almasını engellemek ve doktorları nadir hastalıklara karşı hazırlamak olduğunu belirten Prof. Dr. Sabit Sarıkaya, "Amacımız, bu hastalıklardan muzdarip olan kişilerin kendilerine bir hekim arayışı içerisine girdikleri zaman çok ciddi problemler yaşaması nedeniyle hekimlerimizin bu hastalıkları daha iyi anlaması ve hastalara bir bakıma daha iyi hizmet sunması" dedi. Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde "Nadir Hastalıklar Sempozyumu" düzenlendi. Sempozyumda, çok sık rastlanmayan nadir hastalık sahibi olan hastalarla karşılaşmış ve tedavilerini sağlamış olan uzman hekimler tarafından diğer hekimlere ve asistan doktorlara, nadir hastalıklar ve tedavileri ile alakalı bilgi ve tecrübeler aktarıldı. Bu sayede nadir hastalıklara yakalanan hastaların yalnızlık psikolojisinden kurtularak daha iyi hizmet alabilmesi, geç tanı almasının engellenmesi, nadir hastalıklarla karşılaşan doktorların daha hazır halde olması ve tedavinin daha hızlı şekilde sağlanması hedeflendi. Sempozyumda, uzman hekimler tarafından Nutcracker Sendromu, May-Thurner Sendromu ve Superior Mesenterik Arter Sendromu gibi hastalıklar masaya yatırıldı. Ayrıca sempozyuma katılan doktorlar, nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturmak amacıyla özel baskılı tişörtler giydi. Erişkin Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabit Sarıkaya, "Vasküler hastalıklar dediğimiz hastalıkların nadir görülen formlarını bugün inceledik ve tartıştık. Bunları tartışma sebebimiz, bu hastalıklardan muzdarip olan kişilerin kendilerine bir hekim arayışı içerisine girdikleri zaman çok ciddi problemler yaşaması nedeniyle hekimlerimizin bu hastalıkları daha iyi anlaması ve hastalara bir bakıma daha iyi hizmet sunması ve daha bilgili bir şekilde hastalarımızı karşılaması. Bu nedenle bir farkındalık toplantısı oluşturduk. Bu hastalarımız yalnız değil, bu hastalarımıza sahip çıkan hekimlerimiz var. Amacımız hastaların geç tanı almasını ve hastanede vakit kaybetmesini engellemek. Ayrıca hekimlerimize bu hastalıkları düzgün şekilde anlatabilmek ve hekimlerimizde bu hastalıklara karşı farkındalık oluşturup bu konuya eğilmelerini de amaçlıyoruz. Dolayısıyla hekimlerimize bu tarzda bir hasta geldiğinde hastalığı bilmez pozisyonda olmamaları ve hastaları en azından gerektiğinde nasıl yönlendirileceklerine dair bilgi vermeleri sağlanmış olacak" dedi. Prof. Dr. Sarıkaya, "Hasta bu hastalıkla baş başa kaldığında ciddi bir arayışa girmekte. Etrafındakilerine bakmakta, günümüz ortamında sosyal medyaya girip bu hastalığa yakalananları araştırmakta, hastalığının grupları var mı diye aramakta, farklı doktorlara gitmekte. Yani bu hastalarımızda kavram ve kafa karışıklığı oluşuyor ve ne yapacaklarını bilemez pozisyona geliyorlar. Bu yüzden hastalar bu konuyla ilgili branş hekimlerimize gittiğinde özellikle branş hekimlerimizin bu konuda bilgili olması gerekir. Bizim birbirimizi ve hekimlerimizi bilgilendirmemiz, hastalarımızın ortada kalmamasını ve hastane köşelerinde mağduriyet yaşamamalarını sağlamak istiyoruz. Biz bu hastalıkları tedavi etmeye başladığımızda biz de aynı pozisyondaydık ama 5 yıl uğraş verdik ve bazı nadir hastalıkları bizim hastanemizde tedavi edilebilir pozisyona getirdik. Bu konuda Avrupa ve hatta Amerika dahil olmak üzere çok önemli bir merkez haline geldik" şeklinde konuştu.
Kartal’da düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturuldu
11 Mayıs 2025 Pazar - 11:22 Kartal’da düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturuldu Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu"nda, uzman hekimler tarafından, diğer uzman hekimlere ve asistan doktorlara nadir hastalıklar hakkında bilgiler aktarıldı. Amaçlarının, nadir hastalıklara yakalanan hastaların geç tanı almasını engellemek ve doktorları nadir hastalıklara karşı hazırlamak olduğunu belirten Prof. Dr. Sabit Sarıkaya, "Amacımız, bu hastalıklardan muzdarip olan kişilerin kendilerine bir hekim arayışı içerisine girdikleri zaman çok ciddi problemler yaşaması nedeniyle hekimlerimizin bu hastalıkları daha iyi anlaması ve hastalara bir bakıma daha iyi hizmet sunması" dedi. Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde "Nadir Hastalıklar Sempozyumu" düzenlendi. Sempozyumda, çok sık rastlanmayan nadir hastalık sahibi olan hastalarla karşılaşmış ve tedavilerini sağlamış olan uzman hekimler tarafından diğer hekimlere ve asistan doktorlara, nadir hastalıklar ve tedavileri ile alakalı bilgi ve tecrübeler aktarıldı. Bu sayede nadir hastalıklara yakalanan hastaların yalnızlık psikolojisinden kurtularak daha iyi hizmet alabilmesi, geç tanı almasının engellenmesi, nadir hastalıklarla karşılaşan doktorların daha hazır halde olması ve tedavinin daha hızlı şekilde sağlanması hedeflendi. Sempozyumda, uzman hekimler tarafından Nutcracker Sendromu, May-Thurner Sendromu ve Superior Mesenterik Arter Sendromu gibi hastalıklar masaya yatırıldı. Ayrıca sempozyuma katılan doktorlar, nadir hastalıklara karşı farkındalık oluşturmak amacıyla özel baskılı tişörtler giydi. Erişkin Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sabit Sarıkaya, "Vasküler hastalıklar dediğimiz hastalıkların nadir görülen formlarını bugün inceledik ve tartıştık. Bunları tartışma sebebimiz, bu hastalıklardan muzdarip olan kişilerin kendilerine bir hekim arayışı içerisine girdikleri zaman çok ciddi problemler yaşaması nedeniyle hekimlerimizin bu hastalıkları daha iyi anlaması ve hastalara bir bakıma daha iyi hizmet sunması ve daha bilgili bir şekilde hastalarımızı karşılaması. Bu nedenle bir farkındalık toplantısı oluşturduk. Bu hastalarımız yalnız değil, bu hastalarımızı sahip çıkan hekimlerimiz var. Amacımız hastaların geç tanı almasını ve hastanede vakit kaybetmesini engellemek. Ayrıca hekimlerimize bu hastalıkları düzgün şekilde anlatabilmek ve hekimlerimizde bu hastalıklara karşı farkındalık oluşturup bu konuya eğilmelerini de amaçlıyoruz. Dolayısıyla hekimlerimize bu tarzda bir hasta geldiğinde hastalığı bilmez pozisyonda olmamaları ve hastaları en azından gerektiğinde nasıl yönlendirileceklerine dair bilgi vermeleri sağlanmış olacak" dedi. Prof. Dr. Sarıkaya, "Hasta bu hastalıkla baş başa kaldığında ciddi bir arayışa girmekte. Etrafındakilerine bakmakta, günümüz ortamında sosyal medyaya girip bu hastalığa yakalananları araştırmakta, hastalığının grupları var mı diye aramakta, farklı doktorlar gitmekte. Yani bu hastalarımızda kavram ve kafa karışıklığı oluşuyor ve ne yapacaklarını bilemez pozisyona geliyorlar. Bu yüzden hastalar bu konuyla ilgili branş hekimlerimize gittiğinde özellikle branş hekimlerimizin bu konuda bilgili olması gerekir. Bizim birbirimizi ve hekimlerimizi bilgilendirmemiz , hastalarımızın ortada kalmamasını ve hastane köşelerinde mağduriyet yaşamamalarını sağlamak istiyoruz. Biz bu hastalıkları tedavi etmeye başladığımızda biz de aynı pozisyondaydık ama 5 yıl uğraş verdik ve bazı nadir hastalıkları bizim hastanemizde tedavi edilebilir pozisyona getirdik. Bu konuda Avrupa ve hatta Amerika dahil olmak üzere çok önemli bir merkez haline geldik" şeklinde konuştu. (CGK- GÇ-