Son Dakika
|
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
Beşiktaş’ta ikinci Sergen Yalçın dönemi sona erdi
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisi Hollanda'da
Tepebaşı’nda para trafiği ortaya çıktı
Yüzlerce metrelik yamaçtan yuvarlandı, hurdaya dönen araçtan sağ çıktı
Yasa dışı bahis operasyonunda 135 şüpheli tutuklandı
Antalya merkezli 20 ilde yasa dışı bahis operasyonu
İBB iştirak şirketine operasyon: 57 gözaltı
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Hakan Safi: "Fenerbahçe’nin şanlı tarihini tekrar geri getireceğiz"
Çağla Tuğaltay cinayetinde flaş gelişme: Ölen komşusunun mezarı açıldı
Bakan Fidan: "Almanya'yla iş birliğimizi kararlılıkla sürdüreceğiz"
Türk Telekom CEO’su Şahin: "Yerli ve milli haberleşme cihazı üretimi kırmızı çizgimizdir"
Pakistan İçişleri Bakanı Naqvi, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile bir araya geldi
Mersin’de 4 kişinin öldüğü silahlı saldırı anı kamerada
Beşiktaş’ta 39 maçlık ikinci Sergen Yalçın dönemi
SAĞLIK
Kastamonu’da geleceğin diyetisyenleri beyaz önlüklerini giydi
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:28:28
Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından düzenlenen "3. Kastamonu Diyetisyenler Günü" etkinliklerinde beyaz önlük giyme töreni yoğun ilgi gördü. Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmalarıyla başladı. Gün boyunca düzenlenen oturumlarda diyetisyenlik mesleğinin farklı alanları ele alındı. Etkinliğin ikinci oturumunda Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Müzikoloji Bölümü akademisyenleri ve öğrencileri tarafından müzik şöleni sunuldu. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Tuna, yaptığı konuşmada obezite, diyabet ve kalp damar hastalıkları gibi önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde doğru ve dengeli beslenmenin öneminin her geçen gün daha da arttığını belirtti. Diyetisyenlerin bilimsel bilgiye dayalı yaklaşımlarıyla bireylerin ve toplumun sağlıklı yaşama alışkanlıkları kazanmasında kritik bir rol ve görev üstlendiğini ifade eden Prof. Dr. Tuna, bölümün başarısına dikkat çekti. Tuna, "Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak bizler de bu bilinçle nitelikli ve donanımlı diyetisyenler yetiştirmeyi temel hedeflerimiz arasında görmekteyiz. Bu vesileyle gurur verici bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Beslenme ve diyetetik bölümümüz bu yıl akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayarak kalite mühendisliğini tescillemiştir. Bu önemli başarı bölümümüzün eğitim kalitesinin, akademik kadrosunun yetkinliğini ve öğrencilerimize sunduğumuz imkanların güçlü bir göstergesidir. Akreditasyon sadece bir sonuç değil aynı zamanda daha iyisini hedefleyen sürekli gelişim yolculuğunda bir parçasıdır. Diyetisyenlik insanı bütüncül olarak ele almayı gerektiren, bilimsel olduğu kadar da iletişim becerisini isteyen bir meslektir. Bu nedenle alan bilginizi güçlü tutarken insan ilişkileri, empati ve etkili iletişim bilgilerinizi de mutlaka geliştirmelisiniz" dedi. Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökmen Özel ise, diyetisyenlik bölümünün tarihi sürecine ve kontenjan sorunlarına değindi. 1998 yılına kadar başka bölüm olmadığını, 1988 yılında ilk Erciyes Üniversitesi’nin öğrenci almaya başladığını belirten Prof. Dr. Özel, "1999’da Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak kurulan ilk üniversite. 2007 yılından itibaren de diğer üniversiteler sürece katılıyoruz. 2023’den 2024’e bakın orada 11 üniversitede kontenjan azalırken, 11 yeni üniversite de öğrenci almaya başlıyor. Dolayısıyla biz aslında program olarak yeni programları, yeni açılacak programların kriterlerini ağırlaştırmadığımız sürece ve var olan programları, çekirdek eğitim programlarına uyumlu hale getirmediğimiz sürece kontenjan hiçbir zaman 10’a, 20’ye düşmeyecek. Çünkü her üniversite belli miktar almak zorunda. Şu an bütün devlet üniversiteleri 27’ye düştü. 27’yi ben öğrenciliğimde bile hatırlamıyorum. Ne kadar kontenjan azaltılması yapılırsa yapılsın programlar bu şekilde fazla olmaya devam ettiği sürece benzer sorunları yaşıyor olacağız" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Özel, serbest çalışan diyetisyenlerin hakları için Sağlık Bakanlığı ile görüşme sürecinde olduklarını belirterek, "Biz önce yönetmeliği bir anladık, sonra sahadan arkadaşlarımızdan görüş topladık. Bayağı sahayla görüşmeler yaptık. Tabii bu arada bize çok fazla sorun. Biz oturduk o sorunları tek tek çözdük. Çünkü her belirtilen sorun, bazen objektif olarak iletilen sorun olmuyor. O kişinin şahsi sorunu oluyor ya da bazen kötü değil, kendi kazancı düşmesin diye iletilen sorunlar oluyor. Biz bunları oturduk çalıştık. Sonra en önemli yaptığımız şey biliyorsunuz hekimler var sürecin içerisinde. Bakanlık tarafından denetlenen muayenehane hekimleri. Onların bir yönetmeliği var, Ayaktan Tanı Tedavi Yönetmeliği diye. Oturduk o yönetmelikleri açtık. Bizim yönetmelikleri açtık. Serbest çalışan hekimlere hangi haklar verilmiş, neler yasaklanmış, bizimkinde hangi haklar var? Tabii ki hekimle haklarımız bir değil. Ama eğer fiziksel mekanla ilgili bir sorun doğurduğu bir hak verebilirse öbür tarafta o hakkı tabii talep edebilir. Sonuçta gün sonunda bakanlık, bir sağlık aracılığıyla da bunları denetleyecek. Orada birtakım sıkıntılar tespit ettik ve onları bakanlıkla görüşmeye başladık" diye konuştu. Öğrenci ailelerinin de katıldığı beyaz önlük giyme töreninde duygusal anlar yaşanırken, alanda sergilenen ve her yaşa hitap edecek şekilde hazırlanan beslenme eğitimi materyalleri de yoğun ilgi gördü. İki oturum halinde gerçekleştirilen program, etkinliğe katkı sunan konuşmacılar ve katılımcılara teşekkür belgesi takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:29
Erzincan’da ileri ortopedik travma cerrahisi eğitimi düzenlendi
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesinde, ortopedi ve travmatoloji alanında uzman hekimlere yönelik "Asetabulum Kırıkları Kadavra Kursu" düzenlendi. Kemik ve Eklem Cerrahisi Derneği Başkanı ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nizamettin Koçkara koordinasyonunda gerçekleştirilen 2 günlük kursa, Türkiye’nin farklı illerinden uzman hekimler katıldı. Ortopedik travma cerrahisinin zorlu alanlarından biri olan asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisine yönelik düzenlenen eğitim programında, katılımcılara ileri düzey teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Kursun eğitmen kadrosunda Prof. Dr. Hakan Kınık, Prof. Dr. Güvenir Okçu ve Prof. Dr. Ahmet Aslan yer aldı. Program kapsamında uzman hekimlere asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisinde güncel yaklaşımlar, anatomik değerlendirme, cerrahi planlama, yaklaşım teknikleri, kırık tespit prensipleri ve komplikasyon yönetimi konularında bilgi aktarıldı. Kadavra uygulamalarıyla desteklenen eğitimlerde katılımcılar, cerrahi teknikleri uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Kursa Van, Erzurum, Samsun, Trabzon, Tokat, Sinop, Giresun, Ordu, Rize, Sivas ve İstanbul’dan ortopedi ve travmatoloji uzmanları katıldı. Prof. Dr. Nizamettin Koçkara, asetabulum kırıklarının yüksek düzey cerrahi bilgi ve deneyim gerektiren kompleks yaralanmalar olduğunu belirterek, uygulamalı eğitimlerin cerrahi becerilerin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. Koçkara, Erzincan’da gerçekleştirilen organizasyonun hem hekimlerin mesleki gelişimine hem de üniversitenin akademik görünürlüğüne katkı sunduğunu kaydetti.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:54
Dr. Hakseven: "Obezite, yalnızca fazla kilo meselesi değil, küresel bir salgın"
Memorail Diyarbakır Hastanesi Onkolojik Cerrahi Bölümü’nden Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu belirterek, "Dünya genelinde yüz milyonlarca insan bu durumla yaşıyor" dedi. Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu söyledi. Dünya genelinde yüz milyonlarca insanın bu durumla yaşadığını belirten Hakseven, daha da çarpıcı olanın ise bu artışın hız kesmemesi olduğunu ifade etti. Dr. Hakseven, artık mesele birkaç kilo fazlalığı değil, yaşam süresini kısaltan, yaşam kalitesini düşüren kronik bir hastalıkla karşı karşıya kalmak olduğunu belirterek, "Toplumda sıkça yapılan bir hata var. Obeziteyi çok yemek ya da irade eksikliği ile açıklamak. Oysa gerçek bundan çok daha karmaşık. İnsan vücudu, genetik yapısı, hormonal dengesi ve çevresel etkilerle birlikte çalışır. Bugün yaşadığımız şehirler, çalışma şartları, hatta gıda endüstrisinin sunduğu seçenekler bile kilo alımını kolaylaştıran bir ortam oluşturuyor. Ucuz, erişilebilir ve yüksek kalorili gıdalar, buna karşılık azalan hareket imkanı. Tüm bunlar bir araya geldiğinde obezite adeta kaçınılmaz bir son haline geliyor" dedi. Obezitenin tek başına bir hastalık olmanın ötesinde birçok ciddi hastalığın kapısını aralayan bir anahtar gibi davrandığına dikkat çeken Dr. Hakseven, "Kalp hastalıkları, hipertansiyon, tip 2 diyabet. Liste uzayıp gidiyor. Üstelik bazı kanser türleriyle olan ilişkisi de artık net bir şekilde ortaya konmuş durumda. Yani mesele sadece dış görünüş değil, doğrudan yaşam süresi ve sağlığın kendisi. Bir başka kritik nokta ise çocuklar. Eskiden ileri yaş hastalığı gibi görülen obezite, artık çocukluk çağında da karşımıza çıkıyor. Tabletler, telefonlar, hareketsiz oyunlar ve değişen beslenme alışkanlıkları, çocukları daha erken yaşta risk altına sokuyor. Obez bir çocuk, büyük olasılıkla obez bir yetişkin oluyor. Bu da sorunun sadece bugünü değil, geleceği de tehdit ettiğini gösteriyor" diye konuştu. Obezitenin bir de görünmeyen yüzünün psikolojik ve sosyal etkiler olduğunu kaydeden Dr. Hakseven, "Toplumda hâlâ ciddi bir damgalama söz konusu. Obez bireyler çoğu zaman önyargılarla karşılaşıyor. Bu da depresyon ve sosyal izolasyonu beraberinde getirebiliyor. Yani obezite yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yük de taşıyor. Ekonomik boyutu da göz ardı edilemez. Artan sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve verimlilik düşüşü, obezitenin toplumlara getirdiği yükü katlayarak büyütüyor. Bu durum, sadece bireyin değil, tüm sistemin etkilendiği bir tabloyu ortaya koyuyor. Peki çözüm ne? Kısa ve net bir cevap vermek gerekirse tek bir çözüm yok. Çünkü sorun tek boyutlu değil. Elbette bireysel farkındalık önemli. Dengeli beslenme, düzenli hareket, yeterli uyku; bunlar işin temel taşları. Ancak bireyi suçlamak sorunu çözmüyor. Çünkü kişi ne kadar çabalarsa çabalasın, yaşadığı çevre sağlıksızsa mücadele zorlaşıyor" şeklinde konuştu. Obeziteyle mücadelenin bireyin ötesinde bir yaklaşım gerektirdiğini söyleyen Dr. Hakseven, konuşmasını şöyle tamamladı: "Okullarda sağlıklı beslenme eğitimi, şehirlerde yürüyüş ve spor alanlarının artırılması, gıda politikalarının yeniden düzenlenmesi. Kısacası, sağlıklı seçimlerin kolay olduğu bir yaşam ortamı oluşturmak gerekiyor. Belki de en önemli değişim bakış açımızda olmalı. Obeziteyi bir tercih değil, bir sonuç olarak görmek. Modern yaşamın, ekonomik sistemlerin ve sosyal alışkanlıkların bir sonucu. Bu gerçeği kabul etmeden atılacak adımlar eksik kalacaktır. Sonuç olarak obezite sessiz ilerleyen ama etkisi yüksek bir salgın. Gürültü yapmıyor, ani krizler oluşturmuyor ama yavaş yavaş toplumun sağlığını aşındırıyor. Bu yüzden fark etmek, konuşmak ve harekete geçmek zorundayız. Bugün alınacak önlemler, yarının sağlık yükünü belirleyecektir. Obeziteyle mücadele yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı bir toplum inşa etmek anlamına gelir. Çünkü mesele sadece kilo değil. Mesele, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimiz."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:05
"Sessiz katil" hipertansiyona dikkat
Sivas Numune Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Dr. Gülşah Altun, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hipertansiyona ilişkin açıklamalarda bulundu. Hipertansiyonun erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Altun, "Hipertansiyon yani yüksek tansiyon kanın damar duvarına uyguladığı basıncın normal değerlerin üzerinde olması durumudur. Belirtileri baş ağrısı, ense kökünde gerginlik, kulak çınlaması ve ara sıra burun kanaması olsa da genellikle tehlikeli boyutlara çıkmadan bulgu vermediği için ‘sessiz katil’ olarak tanımlarız" dedi. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı Toplumda her 3 kişiden birinin yüksek tansiyon hastası olduğunu söyleyen Altun, "Hipertansiyon 65 yaş üstü kişilerde ve kadınlarda yüzde 40 oranında görülmektedir. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı, eğer ailede kalp hastalığı ve diyabet varsa bu ölçümleri 30 yaşın üzerinde herkes senede bir yaptırmalıdır. Kronik böbrek hastalığının diyabetten sonraki ikinci en sık sebebi hipertansiyondur. Her 5 diyaliz hastasında birinin diyalize girme sebebi hipertansiyondur. Yine inme kalp krizi felç görme kayıplarının en sık sebebi hipertansiyondur" dedi. Günlük tuz tüketimi bir çay kaşığını geçmemelidir Hipertansiyonun sebeplerini sıralayan Altun, "Genetik yatkınlığın yanı sıra aşırı tuz tüketimi, fazla kilolu olma, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol, kronik stres, diyabetik olma önemli sebeplerdir. Özellikle Türk toplumunda tuz tüketim oranı sağlıklı insanlara önerilen tuz tüketiminden 4 kat daha fazladır. Günlük tuz tüketimi toplamda 5 gram yani bir çay kaşığını geçmemelidir. Hipertansiyonun tedavisinde ise mutlaka düzenli hekim kontrolleri, verilen tedavinin geçici görülmeyip hastaların kendini iyi hissettiğinde dahi tedaviye devam etmesi çok kıymetlidir. Dünyada yıllık 10 milyon kişinin ölümünden doğrudan ya da dolaylı olarak hipertansiyon sorumludur" ifadelerine yer verdi. Düzenli fiziksel aktivite çok önemli Hastalıktan korunma yollarından bahseden Altun, "Hipertansiyondan korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıkları kilit rol oynar. Özellikle tuz tüketime dikkat edilmesi, düzenli fiziksel aktivite, ideal kiloda kalabilme, mümkün olduğunca sigara alkol ve stresten uzak kalınması önemlidir. Sonuç olarak hipertansiyon erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Toplumda farkındalığın artırılması ve düzenli sağlık kontrollerinin yaygınlaştırılması hipertansiyona bağlı ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşımaktadır" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
18 Mayıs 2026 Pazartesi- 10:35
Şeker sanıp yuttu, pil olduğu filmde ortaya çıktı: "Ölüme kadar götürebiliyor"
2
18 Mayıs 2026 Pazartesi- 11:37
"Eski akciğer ve karın filmleri skolyoz teşhisinde ipucu olabilir"
3
18 Mayıs 2026 Pazartesi- 10:55
Silvan Devlet Hastanesi’nde endoskopi ve kolonoskopi hizmeti
4
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
5
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 08:28
Bayburt’ta obezite ile mücadele başladı
Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen ‘Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat’ programı kapsamında Bayburt’ta ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ etkinliği yapıldı. Etkinlikte, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri yapılarak, beden kütle indeksi hesaplandı. ’Türkiye Obezite ile Mücadele ve Fiziksel Aktivite Eylem Planı’ doğrultusunda bireylere doğrudan ulaşmak ve toplumda obezite ile mücadele konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla kentin işlek yerlerinde stant açıldı. Açılan stantta vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgiler verilerek, broşürler dağıtıldı. Bilgilendirmelerin ardından boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri yapılarak, vatandaşların beden kütle indeksi hesaplandı. Normal değerlerin altında ve üstünde çıkan vatandaşlar, diyetisyenlere ve obezite taramalarını yaptırmaları için kayıtlı oldukları aile hekimlerine başvurmaları için yönlendirildi.
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 08:08
Menteşe Devlet Hastanesinde sağlık sektörünün meleklerine pastalı kutlama
12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında Menteşe Devlet Hastanesinde kutlama etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte Başhekim Op. Dr. Şadi Ballı birlikte mesai yaptığı hemşirelerin günlerini tek tek kutlarken, pasta kesildi. ‘12-18 Mayıs Hemşireler Haftası’ kapsamında Menteşe Devlet Hastanesinde düzenlenen etkinlikte, Başhekim Op. Dr. Şadi Ballı ve idari personel, sağlık hizmetlerinin vazgeçilmez bir parçası olan hemşireler ile bir araya gelerek bu özel haftayı kutladılar. Başhekim Ballı, "Hayatın en zor anlarında hastalarımıza umut olan, şefkatleriyle iyileşme süreçlerine katkıda bulunan ve büyük bir özveriyle görev yapan başta kurumumuzun hemşireleri olmak üzere tüm hemşirelerimizin Hemşireler Haftasını en içten dileklerimizle kutluyor, sağlık sistemimize kattıkları değer, insan sevgileri ve emekleri için şükranlarımızı sunuyorum" dedi.
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 07:57
Muğla EAH’ta ‘Hemşireler Günü’ etkinliği
12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinde etkinlik düzenlendi. Etkinlikte geleneksel kalite ve emeklilikleri gelen hemşirelere de teşekkür belgeleri verildi. Programda konuşan başhekim yardımcısı Uz. Dr. Eda Özlek, "Sağlık hizmeti sunumunun vazgeçilmez birer parçası olarak pandemide, doğal afetlerde her zaman omuz omuza çalışmaktan gurur ve onur duyduğumuz, bireyin, ailenin ve toplumun sağlığını koruyan, geliştiren, hastaların tedavi, takip ve bakım uygulamalarında anahtar rol oynayan, azimle, sabırla ve fedakârca görevini yerine getiren tüm hemşirelerimizin gününü kutluyorum. Hemşirelik, birey, aile ve toplumun sağlığını koruyan, geliştiren, bozulan sağlığı yeniden kazandıran ve rehabilitasyonunu sağlayan profesyonel bir meslektir. Hemşireler bu mesleklerini bakım verme, yönetim, eğitim, araştırma ve danışmanlık gibi rolleri ile gerçekleştirmektedirler. Hemşirelerin vermiş oldukları bu hizmet ülkelerin sağlık standartlarını belirlemede altın bir rol oynamaktadır" dedi. Muğla EAH’ta düzenlenen etkinlikte ilgili tüm birim sorumlularına, göstermiş oldukları çözüm odaklı pozitif yaklaşım ve iş birliği çalışmaları kapsamında; Kalite Yönetim Birimi tarafından hazırlanan 4. Geleneksel Kalite Teşekkür belgesi töreni Başhekimlik Toplantı Salonunda gerçekleştirildi. Yatağan Ek Hizmet binasında görev yapan sağlık çalışanları da Hemşirelik Haftası kutlama programı kapsamında ziyaret edildi. Emekliliği hak eden hemşirelere Başhekim yardımcısı Uz. Dr. Hurşide Uslu ve yönetim ekibi tarafından teşekkür belgeleri verildi.
13 Mayıs 2025 Salı - 19:11
Sivas’ta 8 kişiye KKKA tanısı konuldu, 1 kişi hayatını kaybetti
Sivas’ta nisan ayından itibaren 8 kişiye Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) tanısı konuldu. Tedavi altına alınan bir kişi hayatını kaybetti. Türkiye genelinde hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte özellikle Sivas, Tokat, Amasya, Erzincan, Gümüşhane, Giresun ve Yozgat gibi illerde yoğunlaşan kene vakaları, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı riskini de beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazif Elaldı, bölgede Hyalomma marginatum türü kenelerin yaygın olduğunu ve KKKA virüsünü bulaştırdığını söyledi. Kenelerin KKKA’nın yanı sıra Lyme hastalığı, Riketsiya enfeksiyonları, Anaplazmoz, Q ateşi ve Erlihiyoz gibi 200’den fazla hastalığı insanlara bulaştırabildiğini ifade eden Prof. Dr. Elaldı, Sivas Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde bu yıl Nisan ayından itibaren 8 erişkin hastaya KKKA tanısı konulduğunu belirtti. Tedavi gören hastalardan birisi ise hayatını kaybetti. Kene vakalarına ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Nazif Elaldı, "Kenelerden korunmak için ilk olarak kenelerin bulunduğu kırsal alanlara gitmemek en iyi çözüm olmakla birlikte, bu her zaman mümkün değildir. Eğer gidilecekse de gitmeden önce kenelerin kolaylıkla fark edilip görülebileceği açık renkli elbiseler giyilmelidir. Doğada bulunulduğu zamanlarda sık sık elbise yüzeyleri kene açısından kontrol edilmeli ve kenelerin çıplak deriye ulaşmasını engellemek için pantolon paçaları çorabın içine sokulmalıdır. Günümüzde insanlara kene yapışmasını etkili bir şekilde önleyecek bir kimyasal madde bulunmamaktadır. Kenelerden korunmanın en etkili yöntemi, riskli alanlardan dönüldüğünde evde ayna karşısında vücutta kene olup-olmadığının kontrol edilmesidir. Özellikle kenelerin yapışmak için tercih ettiği kasıklar ve koltukaltları kontrol edilmelidir. Kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden, çıplak el ile dokunmamak şartıyla, vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet ve eldiven gibi) çıkarılmalıdır. Çıkartılan kene aç olacağından bir başka canlıya yapışmasını önlemek için doğaya bırakılmamalıdır" dedi. KKKA’nın belirtileri ve erken teşhisin kritik rolü Erken teşhis ve tedavinin hayat kurtardığını ifade eden Prof. Dr. Elaldı, "KKKA, kene tutunmasından 1 ila 3 gün sonra halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık, baş ağrısı, kas-eklem ağrıları, ateş, üşüme ve titremeyle kendini gösteriyor. Bazı hastalarda bulantı, kusma, ishal ve yüzde 10-15 oranında burun, ağız içi, mide-bağırsak sistemi veya organ içi kanamalar da görülebiliyor. Doğru ve hızlı tanı, hastanın hayatını kurtarmanın yanı sıra hastalığın başkalarına bulaşmasını engeller. Sivas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bu konuda uzman kadrosu ve ileri tanı yöntemleriyle fark oluşturuyor. Türkiye’de tanı, Sağlık Bakanlığı KKKA Bilimsel Komitesi’nin olgu tanımı ve virolojik-serolojik testlerle konuluyor. Hastanemiz, bu testlerin uygulandığı önde gelen merkezlerden biri" dedi.
13 Mayıs 2025 Salı - 17:47
Kocaeli Üniversitesi’nde "Hemşirelik Haftası" etkinlikleri başladı
Kocaeli Üniversitesi, Hemşirelik Haftası’nda farkındalığı geliştirmek ve topluma mesleğin değerini yeniden hatırlatmak için birçok etkinlik planladı. İlk olarak Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan hemşireler, kurdukları koroyla hastane çalışanları ve öğrenciler için konser verecek, deneyimlerini birbirleriyle paylaşacak Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Hastanesi, her yıl 12-18 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Dünya Hemşirelik Haftası dolayısıyla etkinlik takvimi hazırladı. ‘Doğumdan Şifaya Uzanan Yolculukta Ebeler ve Hemşireler’ temasıyla planlanan etkinlikler akademik ve sosyal içeriklerle zenginleştirildi. Etkinliklerle; hemşirelik ve ebelik mesleğinin önemine dikkat çekilmek, sağlık çalışanlarının bilimsel gelişimine katkı sağlamak ve motivasyonunu artırmak amaçlandı. "Mesleğimizin değerini toplumla paylaşmak istiyoruz" Hemşirelik Haftası’nın açılışı İzmit Atatürk Anıtı’na çelenk sunularak başladı. KOÜ Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Gonca İlter’in organizasyon liderliğindeki programa çok sayıda hemşire, ebe, KOÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın söylenmesinin ardından müdür İlter, hemşirelik mesleğinin geçmişten bugüne kazandığı evrensel değere dikkat çekti. İlter, "Bizler, doğumundan ölümüne kadar insan yaşamının her aşamasında varız. Bu anlamlı haftada, mesleğimizin değerini bir kez daha toplumla paylaşmak istiyoruz" dedi. Mesleki deneyimler ve gelişimi konuşulacak Etkinlikler 15 Mayıs Perşembe günü saat 13.30’da KOÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenecek olan bilimsel programla sürecek. Protokol konuşmalarıyla resmi açılış yapılacak etkinlikte; uzman hemşire Kadriye Öztürk moderatörlüğünde; hemşire Hilmi Altunbaş ile uzman ebe Emel Yazlı Savcı konuşmacı olarak konferans verecek. Her iki sağlık çalışanı, mesleki deneyimlerini ve mesleğin gelişimi üzerine değerlendirmelerini paylaşacak. Konferansta; pandemi sonrası artan iş yükü, sağlıkta dönüşüm süreci, hemşirelikte uzmanlaşma ve ebelik hizmetlerinin güçlendirilmesi gibi konulara da değinilecek. Sağlık çalışanları ve hemşireler için konserler verilecek Bilimsel programın ardından saat 15.30’da hemşirelerden oluşan koro mini konser verecek. Müzik aracılığıyla stresin azaltılması ve ekip içi moralin artırılması hedeflenen konsere hastane çalışanları katılacak. Hemşirelik haftası etkinlikleri, 20 Mayıs Salı günü saat 12.00’de düzenlenecek hemşireler korosunun Türk Halk Müziği Konseri ile sona erecek. KOÜ Hastanesi Konferans Salonu’nda verilecek konser, sağlık çalışanlarına ve öğrencilere açık olacak. Hemşirelik haftasına özel programın sanatla bütünleşmesi ve sağlık çalışanlarının emeklerinin kutlanması amaçlanıyor. "Hemşireliğin insani ve vicdani yönünü korumalıyız" Etkinlik takvimiyle ilgili bilgi veren Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Gonca İlter, hemşirelik ve ebelik mesleklerinin insan yaşamındaki vazgeçilmez rolüne dikkat çekti. İlter, "Bu hafta, hem meslektaşlarımızı emeklerini görünür kılmak hem de mesleğimizin değerini topluma anlatmak için önemli bir fırsat. Bilimsel yönüyle gelişen hemşirelik mesleğinin aynı zamanda insani ve vicdani yönünü de korumak zorundayız. Bu etkinlikler sayesinde, çalışanlarımız arasındaki bağları güçlendiriyor, mesleki dayanışmayı büyütüyoruz" sözlerini kaydetti.
13 Mayıs 2025 Salı - 15:15
Öğrencilere Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve el hijyeni eğitimi
Manisa’nın Kula ilçesinde, öğrenciler kene yoluyla bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ve el hijyeninin önemi konusunda bilgilendirildi. Kula İlçe Sağlık Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Birimi’nde görevli Hemşire Hanife Can tarafından Gökçeören İlkokulu ve Ortaokulu’nda gerçekleştirilen eğitimde, öğrencilerin sağlık konularında bilinçlenmesi hedeflendi. Hemşire Can, yaptığı sunumda özellikle bahar ve yaz aylarında görülme sıklığı artan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hakkında detaylı bilgiler verirken, hastalıktan korunma yollarını da video destekli anlatımla aktardı. Eğitimde, KKKA’nın belirtileri, kenelerle temastan nasıl korunulması gerektiği ve olası bir kene ısırığında neler yapılması gerektiği konularına dikkat çekildi. Eğitim kapsamında ayrıca, günlük yaşamda hastalıklardan korunmanın temel adımı olan el hijyeninin önemi vurgulandı. Öğrencilere doğru el yıkama teknikleri uygulamalı olarak gösterildi ve sağlıklı birey olmanın yolları anlatıldı. Kula İlçe Sağlık Müdürlüğünce benzer bilinçlendirme faaliyetlerinin ilçedeki diğer okullarda da sürdürüleceği belirtildi.
13 Mayıs 2025 Salı - 13:50
Kalp sağlığında yeni nesil görüntüleme yöntemi: Koroner BT Anjiyografi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Davut Ünsal Çapkan, kalp ve damar hastalıklarında erken tanının önemine dikkat çekerek, "Koroner BT Anjiyografi sayesinde kalp krizi riski erkenden belirlenebiliyor" dedi. Radyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Davut Ünsal Çapkan, "Kalp ve damar hastalıkları, Türkiye’de ve dünyada en yaygın ölüm nedenlerinin başında geliyor. Ancak gelişen teknoloji, bu hastalıkların erken teşhisini mümkün kılıyor. Bu alanda çığır açan yöntemlerden biri ise Koroner BT Anjiyografi, yani halk arasında bilinen adıyla Koroner Tomografi" dedi. Koroner Tomografi Radyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Davut Ünsal Çapkan, "Koroner BT Anjiyografi, kalbi besleyen damarların (koroner arterlerin) üç boyutlu ve detaylı görüntülerini sağlayan ileri düzey bir bilgisayarlı tomografi yöntemidir. Damardan verilen kontrast madde (boya) ile kalp atımlarıyla senkronize şekilde görüntüleme yapılır. Bu sayede damar tıkanıklıkları invaziv (girişimsel) bir işleme gerek kalmadan yüksek hassasiyetle saptanabilir" şeklinde konuştu. Yöntemin avantajları Yöntemin avantajları hakkında bilgiler veren Dr. Çapkan, "Non-invazivdir: Bıçak altına yatmadan damar yapısı analiz edilebilir. Hızlı ve güvenlidir: Çekim süresi 10-15 saniye arasında değişir. Yüksek doğruluk oranına sahiptir: Kalp damar hastalıklarının erken teşhisinde etkilidir. Gereksiz klasik anjiyografilerin önüne geçer: Hasta konforunu artırır, sağlık sistemine ekonomik katkı sağlar. Açıklanamayan göğüs ağrılarında önemli bir tanı aracıdır" ifadelerini kullandı. Kimler için uygundur Dr. Çapkan, "Kalp hastalığı riski taşıyan ancak kesin tanı konulamayan hastalar. Ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan bireyler. Göğüs ağrısı yaşayan, ancak EKG ve efor testleri normal çıkan kişiler. Daha önce stent takılmış, damar açıklığı değerlendirilmesi gereken hastalar" ifadelerine yer verdi. Radyasyon riski var mı Dr. Çapkan, "Modern cihazlarla yapılan Koroner BT Anjiyografi, düşük dozda radyasyon içerir. Hasta için en uygun yöntemin belirlenmesi amacıyla, işlem öncesinde radyoloji uzmanı tarafından kapsamlı bir değerlendirme yapılır" dedi. "Hayat kurtarıcı bir yöntem" Dr. Davut Ünsal Çapkan, "Artık kalp damarlarındaki tıkanıklığı belirlemek için her zaman klasik anjiyografiye ihtiyaç duymuyoruz. Koroner BT Anjiyografi, özellikle risk grubundaki hastalarda erken müdahale imkânı sunarak hayat kurtarıcı olabiliyor. Bu yöntem sayesinde birçok hastayı erken dönemde tedaviye yönlendirebiliyoruz" şeklinde konuştu. Gelecekte daha yaygın olacak Koroner Tomografi’nin önümüzdeki yıllarda kalp sağlığı taramalarında daha sık kullanılacağını belirten Dr. Çapkan, şunları söyledi: "Yapay zekâ destekli analizlerin de bu alana entegre edilmesiyle birlikte, tanı doğruluğunun daha da artacağını öngörüyoruz. Koroner BT Anjiyografi, kalp damar hastalıklarının erken teşhisinde devrim niteliğinde bir yöntem. Özellikle risk grubundaki bireylerin bu yöntemi kardiyoloji uzmanı danışmanlığında değerlendirmesi, muhtemel kalp krizlerinin önlenmesinde hayati önem taşıyor."
13 Mayıs 2025 Salı - 13:49
Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde Hemşirelik Haftasında çifte bayram
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Hemşirelik Fakültesi tarafından, 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası nedeniyle Uluslararası Hemşireler Konseyi tarafından 2025 yılı için belirlenen "Hemşirelerimiz Geleceğimiz: Hemşireliğe Önem Vermek Ekonomileri Güçlendirir" temasıyla, Hemşireler Haftası Programı ve Akreditasyon Takdim Töreni düzenlendi. NEÜ Tıp Fakültesi Asım Duman Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır Feyzioğlu, NEÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emel Ege, Hemşirelik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği Hemşirelik Eğitimi Akreditasyon Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emine Ümit Seviğ, NEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Nail Güler, NEÜ Diş Hekimliği Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, NEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Hasan Küçükkendirci, NEÜ Kalite ve Akreditasyon Koordinatörü Prof. Dr. Ahmet Türkan ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. "Hemşireler, sağlık bakımının vazgeçilmez meslek üyeleridir" Programın açılış konuşmasında hemşirelik mesleğinin öneminden, sorunlarından ve geleceğinden bahseden NEÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emel Ege, "Dünya Hemşireler Günü, hemşirelerin topluma yaptıkları katkıları onurlandırmak üzere her yıl dünya genelinde Florence Nightingale’in doğum günü olan 12 Mayıs tarihinde kutlanmaktadır. Hemşireler, doğumdan ölüme kadar yaşamın bütün dönemlerinde, hayatın en değerli ve trajik anlarına tanıklık eden, sağlık bakımının vazgeçilmez meslek üyeleridir. İnsan sevgisi, bakım ve emek üzerine temellenen hemşirelik mesleğinin potansiyel gücünün sağlıkla ilgili tüm kararlara daha etkili yansıması ve sesinin daha güçlü duyulması oldukça önemlidir" dedi. NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır Feyzioğlu da, fedakarlığın ve disiplinin timsali olan hemşirelerin Hemşirelik Haftası’nı kutladı. 12 Mayıs Hemşireler Günü’nü kutlayarak konuşmasına başlayan Hemşirelik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği Hemşirelik Eğitimi Akreditasyon Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emine Ümit Seviğ de, "2 yıl önce başarılı çalışmalarınızın neticesi olarak elde ettiğiniz akreditasyon mutluluğunu sizinle yaşama fırsatı bulmuştum. Ara değerlendirme sonrasında elde ettiğiniz artı 3 yıllık akreditasyonunuza da şahitlik etmekten sonra derece memnunum. Necmettin Erbakan Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, eğitime başladığı yıldan itibaren çağdaş ve kaliteli eğitimin öncülüğünü yaptığını 2 yıl süreyle akredite edilmesinin ardından ekip olarak kararlı çalışmalarla, iyileştirilmesi gereken alanları kısa sürede tamamlamasıyla gösterdi. Sizler akreditasyon gerekliliklerini yerine getirerek eğitimde mükemmelleşmenin kurumsallaşması konusunda çok önemli bir adım attınız" diye konuştu. Konuşmaların ardından program; akreditasyon belge takdimi, 2024 yılında unvan alan öğretim üyelerine biniş giydirme, başarılı akademisyenlere ve öğrencilere belge takdimi ile son buldu.
13 Mayıs 2025 Salı - 13:17
HBB filosuna 2 gezici sağlık aracı katıldı
Hatay Büyükşehir Belediyesi araç filosuna katılan 2 gezici sağlık aracı ilgili birime teslim edildi. Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB), ulusal ve uluslararası kuruluşlarla yaptığı işbirlikleri ile hizmetlerini ve araç filosunu genişletmeye devam ediyor. Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı tarafından geliştirilen proje kapsamında 2 adet Gezici Sağlık Aracı’nın Almanya ASB kurumundan Hatay Büyükşehir Belediyesine devredilmesi hususunda protokol imzalandı. HBB Genel Sekreteri Hayrettin Güngör ve Almanya ASB Kurumu tarafından imzalanan protokol törenine Genel Sekreter Yardımcıları Mehmet Öktem ve Uğur Kandemir, Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Mehmet Mursaloğlu, İnsan Kaynakları Dairesi Başkanı Bahattin Toptaş, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Nejdet Yeşildal, Alman ASB Kurumu Hatay Proje Koordinatörü Melis Hayriye Rocksien ve Danışman Olaf Rocksien yetkilileri katıldı. Törenin ardından Alman heyeti tarafından hibe edilen iki adet Gezici Sağlık Aracı Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi yetkililerine teslim edildi.
13 Mayıs 2025 Salı - 12:46
Erzurum’da vatandaşlara "zehirli mantar" uyarısı
Acil Tıp Uzmanı Dr. Ömer Faruk İşleyen, bahar mevsimi ile birlikte vatandaşları doğada topladıkları mantarlarla ilgili uyararak, "Doğadan toplanan mantarların bilinçsizce tüketilmesi son derece tehlikelidir" dedi. Erzurum’un Oltu ilçesinde, doğadan toplanan mantarların tüketimi sonrası zehirlenme vakalarında artış yaşanması üzerine açıklama yapan Oltu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Acil Tıp Uzmanı Dr. Ömer Faruk İşleyen, vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. Başhekim Dr. İşleyen, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında doğada kendiliğinden yetişen yabani mantarların tüketilmesinin halk sağlığı açısından büyük tehlike oluşturduğunu vurguladı. "Bazı mantarlar masum görünse de içerdikleri toksinler nedeniyle ölümcül olabilmektedir" diyen İşleyen, bu konuda vatandaşların daha bilinçli davranmaları gerektiğini belirtti. Mantar zehirlenmeleriyle ilgili bilgi veren İşleyen, mantarların içeriğinde bulunan bazı toksik maddelerin başta karaciğer ve böbrekler olmak üzere hayati organlara ciddi zararlar verebileceğine dikkat çekti. Özellikle amatoksin maddesi içeren türlerin karaciğer yetmezliğine yol açabileceğini ve bu durumun çoğu zaman ölümle sonuçlanabileceğini ifade etti. Ayrıca bazı mantar türlerinin merkezi sinir sistemini etkileyerek bilinç değişiklikleri, halüsinasyonlar ve nöbetlere neden olabileceğini belirten İşleyen, vatandaşlara doğadan mantar toplamak yerine güvenilir ve denetimli kaynaklardan temin etmeleri çağrısında bulundu. Dr. İşleyen, muhtemel mantar zehirlenmelerinde zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlatarak, bu tür vakaların ciddiye alınması gerektiğini vurguladı.
13 Mayıs 2025 Salı - 12:40
Erzurum’da vatandaşlara "zehirli mantar" uyarısı
Uzmanlar, bahar mevsimi ile birlikte vatandaşları doğada topladıkları mantarlar ile ilgili uyardılar, "Doğadan toplanan mantarların bilinçsizce tüketilmesi son derece tehlikelidir" dediler. Erzurum’un Oltu ilçesinde, doğadan toplanan mantarların tüketimi sonrası zehirlenme vakalarında artış yaşanması üzerine Oltu Devlet Hastanesi harekete geçti. Başhekim ve Acil Tıp Uzmanı Dr. Ömer Faruk İşleyen, kamuoyuna önemli bir uyarıda bulunarak vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. Başhekim Dr. İşleyen, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında doğada kendiliğinden yetişen yabani mantarların tüketilmesinin halk sağlığı açısından büyük tehlike oluşturduğunu vurguladı. "Bazı mantarlar masum görünse de içerdikleri toksinler nedeniyle ölümcül olabilmektedir" diyen Dr. İşleyen, bu konuda vatandaşların daha bilinçli davranmaları gerektiğini belirtti. Mantar zehirlenmeleriyle ilgili bilgi veren Dr. İşleyen, mantarların içeriğinde bulunan bazı toksik maddelerin başta karaciğer ve böbrekler olmak üzere hayati organlara ciddi zararlar verebileceğine dikkat çekti. Özellikle amatoksin maddesi içeren türlerin karaciğer yetmezliğine yol açabileceğini ve bu durumun çoğu zaman ölümle sonuçlanabileceğini ifade etti. Ayrıca bazı mantar türlerinin merkezi sinir sistemini etkileyerek bilinç değişiklikleri, halüsinasyonlar ve nöbetlere neden olabileceğini belirten Dr. İşleyen, vatandaşlara doğadan mantar toplamak yerine güvenilir ve denetimli kaynaklardan temin etmeleri çağrısında bulundu. Uzmanlar, muhtemel mantar zehirlenmelerinde zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlatarak, bu tür vakaların ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. (DMA-NK)
13 Mayıs 2025 Salı - 12:39
‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programı büyük ilgi gördü
Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programı çerçevesinde öğrencilerle bilgilendirici sunumlar yapıldı. Küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı, sağlık okuryazarlığını artırmayı ve temel sağlık kavramlarını eğlenceli bir ortamda öğretmeyi amaçlayan program, minik öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Etkinliğe İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı ve İl Milli Eğitim Müdürü Serdal Şimşek de katılarak öğrencilerle birebir ilgilendi. Program çerçevesinde sağlık profesyonelleri çocuklara hijyen, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve ağız-diş sağlığı gibi konularda bilgilendirici ve eğlenceli sunumlar yaptı. Öğrencilere çeşitli hediyeler takdim edildi Çocuklar, sağlık personeliyle ilk temaslarını hastane ya da acil servislerde değil, okullarında güvenli ve neşeli bir atmosferde gerçekleştirdi. Etkinlik sonunda öğrencilere çeşitli hediyeler takdim edildi. Program sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlayan önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder