SAĞLIK
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:00 Dalaman Kargınkürü Mahallesi’ndeki içme suyu şebeke hattı yenilendi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Dalaman Kargınkürü Mahallesi Kıryer Mevkiinde ekonomik ömrünü tamamlayan ve vatandaşların parsellerinden geçtiği için yaşanan arızalara müdahale güçlüğü yaşatan 2 bin metre uzunluğundaki içme suyu şebeke hattı yeniledi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, kullanım ömrünü tamamlamış olan eski içme suyu hatlarının modernleştirilerek vatandaşlara kesintisiz su sağlanmasına yönelik talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü projelerine Dalaman’da devam ediyor. Bu kapsamda Kargınkürü Mahallesi Kıryer mevkiinde, kullanım ömrünü tamamladığı için sık arızalara neden olan ve vatandaş parsellerinden geçtiği için arızalara müdahale zorluğu yaşatıp kesinti sürelerinin uzamasına yol açan 2 bin metre uzunluğundaki içme suyu hattını kamusal alana taşıyarak yeniledi. Tamamlanan yenileme projesi sayesinde kesintisiz içme suyu Dalaman ilçesi Kargınkürü Mahallesi Kıryer Mevkiinde, zamanla yıpranarak ekonomik ömrünü tamamlayan ve sık sık arızalara neden olan 2 bin metre uzunluğundaki içme suyu hattı yenilendi. Vatandaş parsellerinden geçen eski hat arıza durumlarında müdahaleyi zorlaştırarak hem iş gücü kaybına yol açıyordu hem de müdahale süresi uzadığı için kayıp-kaçak oranını artırıyordu. Bölgenin artan nüfusla birlikte eski ve yetersiz kalan hatlarda yaşanan arızalar daha sık hale gelirken, aynı zamanda yüksek kotta bulunan bölgelere su ulaştırılmasında zaman zaman aksamalara neden oluyordu. Yaşanan sıkıntıların giderilmesi amacıyla 2 bin metre uzunluğundaki hatlar vatandaşların arazilerinden çıkarılıp yol kenarına alındı. Bu sayede muhtemel arıza durumlarında hem arızanın tespiti daha hızlı hale getirildi hem de teknik personelin müdahalesinde bir zorluk söz konusu olmayacak. Aynı zamanda yenilenen şebeke hattının çapları da büyütülerek yüksek kotlara ulaştırılması için gerekli basınca dayanıklı hale getirilmiş oldu. İşletmeler 3. Bölge Daire Başkanı Doğan Ayan, "Daha hızlı müdahale sağlayacağız" Değiştirilen içme suyu şebeke hattı sayesinde bölgede yaşanan sıkıntıların sona ereceğini söyleyen İşletmeler 3. Bölge Daire Başkanı Doğan Ayan, "Dalaman ilçemiz Kargın Kırı Mahallesi Kariyer Mevkiimize vatandaşlarımız ve muhtarımızın talebi doğrultusunda vatandaş parsellerinden geçen şebeke hattımızı projelendirerek 2 kilometre kadastral yollara taşıdık. Bu sayede hem ekonomik ömrünü tamamlayan boruları yenilemiş olduk hem de vatandaş parsellerinden çıkararak buraları kadastral yollara alıp arızalara bu sayede daha hızlı müdahale sağlayacağız. Minimum arıza ve minimum su kesintisi doğrultusunda çalışmalarımıza devam etmekteyiz." diye belirtti. Kargınkürü Mahallesi Mahalle Muhtarı Vedat Dursun, "Ekipler hızlıca harekete geçti" MUSKİ Genel Müdürlüğü’ne taleplerine hızla yerine getirerek hatlarının yenilenmesiyle mutluluğunu vurgulayan Kargınkürü Mahallesi Mahalle Muhtarı Vedat Dursun, "Bizim Kıryer bölgesinde, ana hat üzerinde bir içme suyu hattımız vardı. Ancak bu hat tarla içinden geçtiği için ulaşımı zor bir güzergahtaydı ve arıza durumlarında müdahale etmek oldukça güç oluyordu. Özellikle yaz aylarında tarla içinde meydana gelen patlaklar geç fark edildiği için vatandaşlarımız uzun süre susuz kalabiliyordu. Bu durumu yetkililerimize ilettik. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın talimatlarıyla, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül ve ilgili ekipler hızlıca harekete geçti ve hat yol güzergahına alındı. Önceden 60’lık olan hat, artan nüfus ihtiyacına uygun şekilde 110’luğa çıkarıldı. Yapılan bu çalışmanın en önemli faydası, arıza durumlarında artık çok daha hızlı müdahale edilebilecek olması. Ekipler hattın bulunduğu noktaya kolayca ulaşabilecek ve tarlaya girmeye gerek kalmadan yol üzerinden müdahale edilebilecek. Bu da hem zaman kazandıracak hem de vatandaşlarımızın mağduriyetini önleyecek. Başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras olmak üzere, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e, bölge müdürümüz ve emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza köyümüz adına teşekkür ediyorum. Gerçekten çok memnunuz" dedi.
Hayat Hastanesi sağlık çalışanlarını unutmadı
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 13:10 Hayat Hastanesi sağlık çalışanlarını unutmadı Hayat Hastanesi Yönetimi, Dünya Hemşireler Günü’nde anlamlı bir etkinliğe imza atarak bünyelerinde görev yapan hemşireler ve sağlık çalışanları ile kahvaltı organizasyonunda bir araya geldi. Hayat Hastanesi konferans salonunda gerçekleştirilen organizasyona Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul ve yönetim kurulu üyeleri ile hemşireler, doktorlar ve sağlık çalışanları katıldı. Programda bir konuşma yaparak tüm sağlık çalışanlarının Dünya Hemşireler Günü’nü kutlayan Uzm. Dr. Ahmet Özkul, "Kurum kültürü çok zengin bir sağlık kuruluşuyuz. Tüm misafirlerimizi tek tek karşılayan, gönüllerini hoş edip, ikramlar yapmaya çalışan bir anlayışın içerisindeyiz. Bizim çekirdek kadromuz bu anlayışla yetişti ve bugünlere kadar geldi. Tüm çalışma arkadaşlarımız da bu anlayışla çalışıyorlar. Bu anlayışımız başarı, memnuniyet anketlerimize de yüzde 98 oranlarında yansıyor. Aynı zamanda her gün hastanemize gelen yüzlerce, binlerce insandan gelen memnuniyetleri de duyuyoruz ve kıvanıyoruz. Bizler de hastane yönetimi olarak bu anlayışla çalışan mesai arkadaşlarımızın iyi ve kötü günlerinde yanlarında bulunmaya gayret gösteriyoruz" dedi. "Eğitim, bizim için çok önemli" Konuşmasında eğitime verdikleri değere de vurgu yapan Uzm. Dr. Ahmet Özkul, "Her toplantımızda bilgi ve tecrübelerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda hastanemiz bünyesinde eğitim hemşirelerimiz var. Bu anlamda yönetimdeki arkadaşlarımızın ve eğitimci arkadaşlarımızın ayrı ayı önemli yönleri var. Performans ve gayrete yönelik ödüllendirme sistemimiz mevcut. Yanı sıra şehrimizdeki üniversite ve farklı eğitim kurumlarımızla çeşitli işbirliklerine de çok önem veriyoruz. Yeni hizmet binamızı da tıp fakültesi olarak hizmet verebilecek halde yapılandırıyoruz. Eğitim, kurumları çok farklılaştırıyor, geliştiriyor. Bizler de bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. "Manevi tarafı yüksek bir iş yapıyoruz" Hayat Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mehmet Fatih Özkul ise tüm hemşire ve sağlık çalışanlarının gününü kutlayarak, "Gerçekten kıymetli, meşakkatli ve merhamet isteyen bir iş yapıyorsunuz. Biz biliyor ve inanıyoruz ki tüm arkadaşlarımız bu işi gönülden yapıyorlar. Hastalarımıza ve ailelerine kendi yakınımızmış gibi bakıyoruz. Bebeklerden tutun da ameliyathaneye gelen hastalara kadar herkese gösterdiğimiz yakın ilgimizle çok kıymetli bir iş yapıyoruz. İyilik yapan iyilik bulur inancıyla çalışıyoruz. Bu, manevi tarafı yüksek bir iş. Bursa’da bu işleri en iyi yapan hastane olduğumuza inanıyoruz. Bunun için bir kez daha tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Hayat Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Erol Comart ise sağlık çalışanlarının, sağlık sisteminin omurgası olduğunu belirterek, "Sizler olmadan bu sistemi sağlıklı bir şekilde yürütmek mümkün değil. Hekimlerimizin en büyük yardımcılarısınız ve iyi ki varsınız. İyi ki Hayat Hastanesi’nin birer ferdisiniz. Gününüzü kutluyorum" dedi. Hayat Hastanesi Başhemşiresi Gülşen Tutarlı, bu anlamlı organizasyon için hastane yönetimine teşekkür ederek, "Bugün; şefkatin, fedakarlığın ve insan sevgisinin adı olan hemşirelerimizi ve sağlık çalışanlarımızı onurlandırmak için bir aradayız. Sizler gecenizi gündüzünüze katıp hayat kurtaran, sadece hastalara değil, umuda da dokunan sağlık kahramanlarısınız. Her dokunuşunuzda iyileştiren, her sözünüzle güç veren yüreğinizle, sağlık sistemimizin sessiz ama en güçlü askerlerisiniz. Bu anlamlı günde emeğiniz, sabrınız ve özveriniz için teşekkürlerimizi sunuyoruz" dedi. Konuşmaların ardından Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul ve hastane yöneticileri, hastane tarafından yaptırılan hasta deneyimi memnuniyet anketinde en yüksek puan alan çalışanlara ve 2024 yılında yılın enleri olarak seçilen sağlık çalışanlarına teşekkür belgesi takdim etti.
Anne adaylarına ‘Gebelik zehirlenmesi’ uyarısı
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:56 Anne adaylarına ‘Gebelik zehirlenmesi’ uyarısı Gelişen teknoloji ve kolaylaşan hayat şartları ile birlikte artan hareketsiz yaşamın dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de doğurganlığı olumsuz etkilediği belirtildi. Hekimlik mesleğinin yanında zaman zaman kamuoyu aydınlatmaları ile tanınan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, halk arasında ‘gebelik zehirlenmesi’ olarak bilinen preeklampsi vakalarına karşı anne adaylarını uyardı. Gebelik zehirlenmesinde annenin kafatası içerisinde damar dışına sıvı sızmasının beyin ödemine neden olabileceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ezgi Aydın, bu durumda erken müdahalenin anne ve bebeğin hayatı için önemli olduğunu belirtti. Gebelik zehirlenmesinde annede baş ağrısı, görme bozuklukları, kafa içi basıncı artışı nedeniyle kusmalar, daha ileri aşamalarda beynin tüm fonksiyonlarında etkilenmenin sonucu olarak şuur kaybı, havale geçirme ve kasılmaların ortaya çıkabildiğini kaydeden Dr. Aydın, "Preeklampsi yani gebelik zehirlenmesi olarak bilinen sağlık sorununun, gebelerin yaklaşık yüzde 5’inde görülebilen bir vakadır. Bu durum genellikle gebeliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkarak anne ve bebeğin hayatını riske atabilen bir sorundur. Hipertansiyon, diyabet, böbrek hastalığı ve lupus eritematozus gibi bağ dokusu hastalığı bulunan kadınlar yüksek riskli gruplar arasında yer alır. Ancak önleyici tedavi yöntemleri ile bu risk azaltılabilir" diyerek bu grupta bulunan gebelerin doktor kontrollerini ihmal etmemesini önerdi. Gebe kalmayı düşünen bu risk grubundaki kadınların gebelik öncesi ya da erken gebelik döneminde mutlaka uzman doktorla görüşmesini öneren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ezgi Aydın, "Günlük hayatta gebelik zehirlenmesi olarak bilinen preeklampsi, sadece gebelikte ortaya çıkan, annenin tüm sistemlerini olumsuz etkileyen, anne ve karnındaki bebek için de risktir. Hastalığın genel tanımlaması gebede kan basıncının artışı ve idrarda protein kaçağı olması olarak yapılır. Bu hastalık yaklaşık bir asırdan bu yana bilinmesine rağmen nedeni tam olarak ortaya konulabilmiş değildir" diyerek erken tıbbı müdahale ile artık ölüm ve sakatlık risklerinin azaltıldığını kaydetti.
Türkiye’de bir ilk olan MS Farkındalık Projesi tanıtıldı
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:17 Türkiye’de bir ilk olan MS Farkındalık Projesi tanıtıldı Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi bünyesinde yürütülen ve Türkiye’de bir ilk olan "Hayata Gülümse: MS (Multiple Skleroz) Hastalığında Farkındalık Projesinin lansmanı yapıldı. Proje kapsamında hazırlanan, söz ve müziği sanatçı Gülşah Tanrıöver’e ait farkındalık şarkısının NÖHÜ Müzik Eğitimi Korosu tarafından seslendirildiği programda, ayrıca hazırlanan müzik klibi gösterildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nafiz Tok, NÖHÜ Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Nalan Gördeles Beşer ve Proje Yürütücüsü ve Sanatçı Dr. Gülşah Tanrıöver açılış konuşmalarını gerçekleştirdiler. Yapılan konuşmaların ardından Türkiye MS Derneği Başkanı Doç. Dr. Melih Tütüncü tarafından katılımcılara MS (Multiple Skleroz) hastalığı ve tedavi süreci hakkında bilgiler verildi. NÖHÜ Şehit Ömer Halisdemir Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen lansmana Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nafiz Tok, Niğde Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Çifcibaşı, Türkiye MS Derneği Başkanı Doç. Dr. Melih Tütüncü, Genel Sekreter Abdulgani Özkan, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bekir Çınar, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı. Tok: " Bu proje üniversite-şehir-toplum bütünleşmesinin başarılı bir örneği" Programda açılış konuşması yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nafiz Tok, toplumsal fayda çalışmalarının üniversitenin stratejik hedefleri arasında olduğuna vurgu yaparak, "Üniversitemiz her geçen gün toplumsal meselelere ilişkin başarılı farkındalık faaliyetlerini artırarak sürdürüyor. Gerek personel gerekse öğrenci düzeyinde buna yakinen şahit oluyoruz." dedi. Türkiye’de bir ilk olan MS Farkındalık Projesi’nin üniversite, şehir ve toplum bütünleşmesinin başarılı bir örneği olduğunu belirten Tok, yakın vadede projenin çok önemli çıktılarının da görüleceğini ifade etti. Proje ekibinde NÖHÜ’den akademisyenler yer alıyor NÖHÜ-BAP Sosyal Sorumluluk Projeleri kapsamında desteklenen ve Rektör Prof. Dr. Hasan Uslu’nun himayelerindeki projenin yürütücülüğünü akademisyen sanatçı Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Tanrıöver yaparken, proje ekibinde ise NÖHÜ Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Nalan Gördeles Beşer, NÖHÜ Kurumsal İletişim Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Halil İbrahim KOÇ, NÖHÜ Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi ABD öğretim üyeleri Dr. Öğr. Üyesi Aysun Rabia Hamzaoğlu Birer ve Dr. Öğr. Üyesi Ali Delikara yer aldı. Proje klibinde müzik camiasından önemli isimler yer alıyor Proje kapsamında hazırlanan müzik klibinde, sözü ve müziği sanatçı akademisyen ve proje yürütücüsü Gülşah Tanrıöver’e ait farkındalık şarkısı, Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı Korosu tarafından seslendirildi. Aranjesi Ali Delikara, bölüm korosu sunumları ise Aysun Rabia Hamzaoğlu Birer tarafından yapılan şarkının klip yönetmenliğini Ahmet Ulvar Tanrıöver, görüntü yönetmenliğini Enes Bilal Taşçı gerçekleştirdi. Klipte müzik sektöründe yer alan Aydilge, Doğuş, Aşkın Nur Yengi, Özgün, Sinan Özen, Fundyy, Ömür Gedik, Dr. Murat Topoğlu, Nadide Sultan, Gülşah Tanrıöver gibi sanatçılar MS hastalığına ilişkin farkındalık adına mesajlar verdiler.
Geyve’ye yeni Aile Sağlığı Merkezi
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:59 Geyve’ye yeni Aile Sağlığı Merkezi Geyve’nin İnciksuyu Mahallesi’nde açılan yeni Aile Sağlığı Merkezi ile ilçedeki ASM sayısı 4’e, aile hekimi sayısı 17’ye yükseldi. Geyve’nin İnciksuyu Mahallesinde yeni Aile Sağlığı Merkezi (ASM) hizmete girdi. İnciksuyu ASM binasının açılışına Sakarya Milletvekili Murat Kaya, Geyve Kaymakamı Murat Güven, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, ilçe protokolü ve vatandaşlar katıldı. Açılış İlçe Müftüsü Mülayim Bayındır’ın dualarıyla yapılırken, programda konuşan Milletvekili Murat Kaya, Geyve’nin sağlık alanında önemli hizmetlere kavuştuğunu ifade ederek, eksiklerin giderilmesine yönelik çalışmalarında planlı bir şekilde yürütüldüğünü kaydetti. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, İnciksuyu ASM’de göreve başlayacak aile hekimleri için, "Doktorlarımız Geyve’nin kendi evlatları. Geyveli iki kardeşimiz memleketlerine hizmet edecekler. Onları doktor hasta ilişkisinden ziyade birer kardeşiniz gibi görün, sağlık hizmeti almaya gelen vatandaşlarımızı asla geri çevirmeyeceklerdir" diye konuştu. Protokol üyeleri ASM binasını gezerek çalışmalarla ilgili bilgi aldı. İnciksuyu ile birlikte ASM sayısı Geyve’de 4’e yükselirken, toplam aile hekimi sayının da 17 olduğu ifade edildi. Milletvekili Murat Kaya, ASM binasının ardından Geyve Devlet Hastanesi bahçesinde projesi tamamlan ve yakında ihalesi yapılacak ek binayla ilgili incelemelerde bulundu. Kaya, "Hastane bahçesinde yeni bir ek bina için İl Sağlık Müdürlüğümüz projeyi hazırladı. İnşallah Sağlık Bakanlığımız yakın zamanda ihalesini yapacaktır. Geyve Devlet Hastanesinde sağlanan sağlık hizmetinin daha da iyi seviyelere gelmesi için her zaman olduğu gibi elimizden gelen desteği vereceğiz" şeklinde konuştu.
Samsun’da kilo takip ekipleri sahada
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:49 Samsun’da kilo takip ekipleri sahada Samsun İl Sağlık Müdürlüğü görevlileri vatandaşların yoğun olduğu alanlarda kurdukları stantlarda vatandaşların vücut kitle indeksi(VKİ) ölçümlerini gerçekleştiriyor. Bu sayede fazla kilolu vatandaşlar tespit edilerek, ilgili merkezlere yönlendiriliyor. Fazla kilolu kişilerin tespit eden uygulama Samsun’da faaliyete geçti. Sağlık Bakanlığı Samsun İl Sağlık Müdürlüğü görevlileri İlkadım ilçesinde bulunan Büyük Cami’nin hemen yanına stant açarak fazla kiloluları tespit etmeye başladı. İlk olarak kiloları ölçülen vatandaşların daha sonra boy uzunluklarına bakıldı. Bu sayede vücut kitle endeksi hesaplanan vatandaşlarından fazla kilolu çıkanlar ikametlerine en yakın sağlıklı hayat merkezleri veya aile sağlığı merkezlerine yönlendirildi. Kimi vatandaşlar doğuştan kilolu olduğunu söyledi kimileri ise uygulamanın güzel olduğu ifade etti. 5 günde 15 bin ölçüm Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, "Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlık Yaşa’ etkinlikleri Samsun’da 17 ilçede başlatıldı. 5 günlük zamanda 15 bin vatandaşımızın boy ve kilo ölçümleri yapılarak vücut kitle endeksleri hesaplandı. Beslenme alışkanlığında değişikliğe gidilmesi gereken vatandaşlarımız uygun merkezlere yönlendirildi. Tüm hizmetler ücretsiz şekilde veriliyor. Vatandaşımızı yoğun olduğu yerlerde bu tür etkinlerle devam edecek. 9 ilçemizde ücretsiz diyetisyen hizmeti verilmektedir. Atakum, Canik ve Bafra’da da fizyoterapistlerimiz tarafından vatandaşların fiziksel aktiviteyi nasıl yapmaları hakkında eğitimler verilmektedir" dedi.
Sadece erkeklerde görülmüyor: "Kadınlarda bu ağrıya dikkat"
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:39 Sadece erkeklerde görülmüyor: "Kadınlarda bu ağrıya dikkat" "Her adet döneminde ağrı kesici almayı gerektiren ağrı, kadınlarda hayatı çekilmez hale getirebiliyor. Bazı durumlarda ağrı kesiciler bile işe yaramazken; bu konu genelde rutin bir şey gibi görülüp önemsenmeyebiliyor. Ancak bu rahatsızlığın altından çok farklı bir durum çıkabiliyor" diyen Prof. Dr. Murat Uğur, kadınlarda jinekolojik hastalıklarla karıştırılabilen ‘pelvik venöz konjesyon’ hakkında bilgi verdi. "Erkeklerde sıkça görülen varikosel aslında kadınlarda da görülebiliyor. Yumurtalık toplardamarlarından kaynaklanan varisler pelvik venöz konjesyon olarak adlandırılıyor. Erkek gonadal organlarının dışarıda yerleşmesi nedeni ile farkındalığı ve tanısı kolay olan varikosel için kadınlarda aynı şey geçerli olmuyor" açıklaması yapan Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Murat Uğur, "Kadın genital organlarının karın içinde yerleşmesi nedeni ile hastalıktan şüphelenmek ve tanı koymak zordur" dedi. Prof. Dr. Uğur, "Bu nedenle hastalar yıllarca farkında olmadan pelvik venöz konjesyonun neden olduğu şikayetler ile yaşayabilmekte, sosyal ve aile düzenleri bozulabilmektedir. Son yıllarda hastalığın farkındalığının artması ile pelvik venöz konjesyon tanısı alan kadın sayısı giderek artmaya başlamıştır" şeklinde konuştu. Kadınları sosyal hayattan koparabiliyor Pelvik venöz konjesyon sendromunda karın alt kısmında anlamsız karın ağrıları, her adet döneminde ağrı kesici almayı gerektiren şiddetli ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı görülebildiğini söyleyen Prof. Dr. Murat Uğur, "Adet dönemindeki ağrı bazen ağrı kesiciye rağmen geçmeyebilir. Adet dönemindeki ve cinsel ilişki esnasındaki ağrı kişinin sosyal yaşantısını kısıtlayacak şekilde ciddi olabilir. Aynı zamanda yan ağrısı, idrar yaparken yanma, aniden idrara sıkışma hissi, idrarda renk değişikliğine neden olabilir. Kronik pelvik ağrı en önemli şikâyettir. Kronik pelvik ağrı genellikle altı aydan daha uzun süren karnın alt kısmında yerleşim gösteren 6 aydan uzun süren ağrı olarak tanımlanır. Bacaklarda ağrı, şişlik, uyluk yanında ve arkasında varis bulunan kişiler pelvik venöz konjesyon açısından da değerlendirilmelidir. Genital bölgedeki varisler sıklıkla pelvik venöz konjesyondan kaynaklanır" şeklinde görüş verdi. Nedeni kesin olarak bilinmiyor Pelvik konjesyonun kesin nedeninin tam olarak bilinmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Murat Uğur, "Genetik ve çevresel faktörler pelvik venöz konjesyon açısından risk oluştururlar. Toplardamar kapakçıklarında yetersizlik, toplardamarda tıkanıklık ya da damarlarda yapısal bozukluk nedeniyle pelvik venöz konjesyon gelişebilir. Damardaki tıkanıklık pıhtıya bağlı ya da dışarıdan basıya bağlı olarak gelişebilir. Menopozdan sonra şikayetler azalmaktadır. Bu durum hastalıkta hormonların etkisini göstermektedir. Çoklu gebelik, polikistik over hastalığı, östrojen tedavisi, rahim prolapsusu, ağırlık kaldırma, bacaklarda varis varlığı, aile hikayesi, geçirilmiş karın cerrahisi pelvik venöz konjesyon ile ilişkili bulunmuştur. Hamilelerde pelvik venöz konjesyon demek için doğumdan en az 3 ay geçtikten sonra tekrar değerlendirme yapmak gereklidir" diye konuştu. Tedavisi var Görüntüleme yöntemleriyle tanı konulduğunu kaydeden Prof. Dr. Murat Uğur, "Sorunla ilgili çeşitli tedaviler vardır. Medikal tedavisinde ağrı kesiciler, hormonal tedavi ve venoaktif ilaçlar kullanılabilir. Medikal tedavinin etkisi sınırlı olup hastalığın direk tedavisinden çok, neden olduğu şikâyetlerin azalmasında fayda sağlar. Genişlemiş ve özelliğini yitirmiş damarın cerrahi tedavisi erkeklerde daha kolay olmakla birlikte bayanlarda daha komplikedir. Erkeklerde gözle görülen testis bölgesindeki genişlemiş damarın çıkarılması daha kolay iken, kadınlarda karın içi bölgeye laporaskopik yöntemle ya da açık cerrahi ile ulaşılarak tedavi gerçekleştirilir" ifadelerini kullandı. Anjiyografik yöntemler de kullanılabiliyor Anjiyografik yöntemlerle de tedavilerin yapıldığının altını çizen Prof. Dr. Murat Uğur, "Anjiografik tedavi yönteminde, yumurtalık toplardamarına bir katater aracılığı ile girilerek hastalıklı damar segmenti koil, tıkaç ya da sıvı ajanlarla kapatılmaktadır. İşlem sonrası erken dönemde konulan tıkaçlara bağlı olarak geçici bir süre karın ağrısı olabilir. Bu ağrı nedeniyle 3 hafta kadar ağrı kesici kullanmak gerekebilir. Hastaların yüzde 75’inde şikayetler ortadan kaybolur. Hastaların bir kısmında şikayetler hemen kaybolurken, bazılarında şikayetlerin ortadan kalkması ikinci ya da üçüncü adet periyoduna kadar uzayabilir" şeklinde konuştu.
Çağın sessiz çığlığı: Uykusuzluk
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:13 Çağın sessiz çığlığı: Uykusuzluk Son yılların yükselen trendi "İyi yaş alma" veya "Sağlıklı yaşlanma" konuları denilince akla sağlıklı beslenme ve egzersiz gelse de kaliteli uyku tam da bu ikilinin ortasında yer alıyor. Uyku problemleri tek başına hem ruh sağlığı etkiliyor hem de günlük hayatta akla gelebilecek pek çok hastalığın habercisi olabiliyor. Eskilerin ‘uyusun da büyüsün’ sözü bir dönem unutulmuş olsa da günümüzde hem çocuklar hem yetişkinler hem de ileri yaş bireyler için yaşam kalitesi adına uykunun önemini tekrar gün yüzüne çıkarıyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Meliha Aydın, yeterli ve kaliteli uykunun sağlıklı yaşam için vazgeçilmez unsurların başında geldiğini belirterek, "Uyku hem bağışıklık sisteminin düzgün çalışabilmesi hem de başta beyin ve sinir dokuları olmak üzere, vücudun geri kalanında uyumlu ve düzenli bir fizyolojik ortam sağlanabilmesi için hayati bir ihtiyaçtır. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) verilerine göre insomnia yani uykusuzluk, toplumda en sık görülen uyku bozukluğudur. Buna göre tüm yetişkinlerin üçte birinde uykusuzluk belirtilerinin izlendiği yapılan bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Bu, yetişkinlerin yüzde 6 ila 10’unda ise ‘uykusuzluk’ tanısı alacak derecede şiddetli belirtiler izlenir" dedi. Tedavi edilmeyen uyku bozukluklarının günlük hayatı giderek zorlaştırdığına değinen Aydın, "Uyku problemleri, sosyal hayatın etkilenmesi, sabah yorgunluğu, sabah baş ağrısı, dikkati toplamada bozukluk, unutkanlık, işte başarısızlık, trafik kazalarında artış, kalp sorunları, hipertansiyon, sinirlilik, mide yanması, bazı reflü çeşitleri de dahil olmak üzere mide ve bağırsak hastalıkları, obezite, depresyon, cinsel isteksizlik, kan hastalıkları ve geceleri idrar sorunları gibi yaşam kalitesini olumsuz etkileyen pek çok rahatsızlığa yol açabilir. Günlük yeterli ve kaliteli uyku uyuyamayan kişilerde hayatı tehdit edebilecek düzeyde sağlık problemleri ortaya çıkabilir. Bu açıdan uykusuzluğun tedavi edilmemesi, yetersiz ve kalitesiz uykuya yol açarak birçok komplikasyonun gelişmesine imkan verir" dedi. Aydın, "Polisomnografi (PSG) yani uyku testi, uyku ile ilgili hastalıkların tanısında sıklıkla başvurulan bir yöntem. Bu içerikte; hastanın gece uykusu sırasında beyin dalgaları, solunum düzeni, kas aktiviteleri, kanındaki oksijen düzeyi, göz hareketleri gibi hayati faaliyetleri kayıt altına alınır. Ayrıca hastanın uyku esnasındaki görüntüsü de kaydedilerek ileriki değerlendirmeler için saklanır. Polisomnografi ile elde edilen tüm bu bilgiler ışığında hastada uyku apnesi tanısı olup olmadığına karar verilir. Uyku apnesi durumunda multidisipliner bir yaklaşım ile onun üzerine eğilmek faydalı olacaktır. Bu süreçte hastaya yaklaşım, sadece tedavi değil aynı zamanda önemli "yaşam tavsiyeleri" vermektir. İnsomnia rahatsızlığında kişiler yakınları tarafından desteklenmesi de son derece önemlidir. Hasta yakınlarının doğru ve yeterli düzeyde bilgilendirilmesi, hastaların günlük yaşam pratiğinde yaşadıkları sorunlar hakkında farkındalıklarının arttırılması da tedavi sürecinde önemli bir destek olacaktır. Hastaların uyku kalitesinin arttırılmasına yönelik tedbirlerde aile bireyleri aktif rol üstlenmeli, hastaların yeterli ve kaliteli uyku alabilmeleri için gerekli hassasiyeti göstermelidirler" dedi. Psikiyatrist Uzm. Dr. Pelin Taş ise iyi bir ruh haline sahip olabilmek için sağlıklı bir uyku rutinin önemine dikkat çekerek, "Uyku bozuklukları psikiyatrik hastalıkların hem sonucu hem de sebebi olarak karşımıza çıkabiliyor. Ruhsal hastalığı olan bireylerin yaklaşık yüzde 50-80’inde uyku sorunu bulunmakla birlikte, uyku sorunu olan hastaların da yaklaşık üzde 50’si psikiyatrik tanı almaktadır. Uyku sorunları birçok psikiyatrik hastalık için tanı ölçütlerinin bir parçasıdır. Depresyonda, anksiyete bozukluklarında, duygudurum bozukluklarında, bağımlılıklarda ve bozukluklarda sıklıkla uyku bozuklukları görülebiliyor" dedi. Taş, psikiyatrik hastalıkların tedavisinde yalnızca ilaç ve terapi değil, uyku hijyeninin de düzeltilmesi gerektiğini belirtti.
Ter kokmasın diye kullanılan kozmetik ürünlerinde kanser riski
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:52 Ter kokmasın diye kullanılan kozmetik ürünlerinde kanser riski Havaların ısınmasıyla birlikte ter kokusu sorunu yaşayanlar çözümü deodorant ve farklı kozmetik ürünlerinde arıyor. Uzmanlar, bazı kozmetik ürünlerinde kullanılan belirli kimyasal maddelerin sağlık üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturabileceği, hassas cilt yapısına sahip bireylerde bu risklerin daha yüksek olduğu konusunda uyarıyor. Deodorant ve roll-on gibi ter kokusu kontrolü için tercih edilen ürünlerdeki içerikler, cilt problemlerinden kansere kadar uzanan çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, roll-on ve deodorantlarda bulunan bazı kimyasal maddelerin, ciltte alerjik ve irritan kontakt dermatit gibi reaksiyonlara, kıl kökü iltihaplanmalarına ve uzun vadede kansere yol açabileceği konusunda uyarıyor. Koku vermesi için kullanılan ftalatlar, antibakteriyel etkisinden dolayı kullanılan triklosanlar, paraben, alüminyum, toluen gibi maddelerin insan sağlığına zarar verebildiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nursel Dilek, "Alerjik kontak dermatite neden olabilir, irritan kontakt dermatite neden olabilir. O bölgede kaşıntı, kızarıklık, tahrişe neden olabilir. Sık kullanıldığı zaman özellikle roll-onlarda bilhassa kıl kökü iltihaplanmalarına neden olabilir" dedi. "Toluen ve paraben içeren deodorantların kansere neden olabildiği ile ilgili çalışmalar elimizde mevcut" Hassas olan kişilerde irritan kontakt dermatit ya da alerjik kontakt dermatit, kıl köklerinde iltihaplanmaların daha fazla görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Nursel Dilek, "Bu kişiler roll-on kullanırlarsa, deodorant kullanırlarsa bu şikayetleri daha fazla karşımıza çıkıyor ve bu kişiler daha fazla egzama geliştirebiliyorlar. Ne yazık ki son dönemlerde yapılan çalışmalarda özellikle toluen ve paraben içeren deodorantlarda kansere neden olabildiği ile ilgili çalışmalar elimizde mevcut. Şimdi biz sadece paraben ve toluenlerin kanser yapabildiğini, alüminyumun kanser yapabildiğini tespit ettik. Diğer maddelere karşı da belki vücutta kanser gelişebiliyor ama bunlarla ilgili elimizde henüz veri olmadığı için kansere neden oluyor diye hepsini söyleyemiyoruz. Ama paraben, toluen, alüminyumun artık özellikle kadınlarda meme kanserine neden olabildiği ile ilgili elimizde çalışmalar bulunmakta" ifadelerini kullandı. Çok terleyenlerde, ter kokusu olanlarda bazen de çoğu kişinin hassas olabildiğini ifade eden Prof. Dr. Nursel Dilek, "Çok fazla terleme ya da koku olmadığı halde günlük hayatlarında roll-on ve deodorant kullanmayı tercih ediyor kişiler. Ama bunların içerisindeki bazı maddeler birtakım hastalıklara, egzamalara, ne yazık ki kadınlarda meme kanserine kadar gidebilen problemlere neden olabiliyor. Kişilerde ter kokusu ya da fazla terleme gibi bir durum varsa roll-on veya deodorant alternatifi olarak çok terleyenlerde botoks öneriyoruz, botoks yapılabilir. Botoks yapılmasının herhangi bir zararı yok. Eğer ehil ellerde yapılırsa, uygun dozlarda, uygun yerlere yapılırsa koltuk altı terlemesinde kişilerin deodorant, parfüm ya da roll-on gibi ürünleri kullanmasına gerek kalmaz" diye konuştu.
Medical Point Hastanesi’nde Hemşirelik Haftası coşkuyla kutlandı
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:52 Medical Point Hastanesi’nde Hemşirelik Haftası coşkuyla kutlandı Hemşirelik Haftası kapsamında Medical Point Hastanesi, hemşireler için özel etkinlikler düzenledi. Medical Point Hastanesi, Hemşirelik Haftası kapsamında sağlık sisteminin vazgeçilmez yapı taşları olan hemşireler için özel etkinlikler düzenledi. Hemşirelik mesleğinin önemine dikkat çekmek ve emeklerini onurlandırmak amacıyla hazırlanan program, renkli ve anlamlı anlara sahne oldu. Etkinlik kapsamında ilk olarak, göz hekimi Prof. Dr. Sait Eğrilmez ve Korneanın Sesi grubu sahne aldı. Prof. Dr. Sait Eğrilmez, kardeşi İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları hekimi Dr. Öğr. Üyesi Murat Eğrilmez ile beraber türkü seslendirdi. Grup üyeleri söyledikleri türkülerle dinleyenlerin yüreğine dokundu. Hemşireler ve hastane çalışanları keyifli anlar yaşarken, birlik ve dayanışma ruhu bir kez daha hissedildi. Ardından Hemşirelik Gücüyle Geleceği Şekillendirmek: Dünyayı Değiştiren Dokunuşlar başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelin moderatörlüğünü İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Filiz Öğce Aktaş ile Medical Point Hastaneler Grubu Sağlık Bakım Hizmetleri Grup Müdürü Uzm. Hem. Hayriye Takıcı üstlendi. Panel yapıldı Panelin açılış konuşmaları, Medical Point Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Zafer Önen ve Tıbbi Direktör Prof. Dr. Ahmet Memiş tarafından yapıldı. Konuşmalarında hemşirelik mesleğinin kutsallığı ve sağlık hizmetlerindeki rolünün altı çizildi. Panelde farklı bakış açılarıyla hemşirelik mesleği ele alındı. Yönetici Hemşire Gözüyle başlıklı oturumda, İzmir Medical Point Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Ayşen Karagöz ve Ameliyathane Sorumlu Hemşiresi Yelda Aydoğdu sunum yaptı. Yarışma yapıldı Akademisyen Gözüyle oturumunda, İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Bahise Aydın bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Mesleki Örgütler Gözüyle başlıklı sunumda, Türk Hemşireler Derneği İzmir Şube Başkanı Dr. Ebru Melek Benligül konuşma yaptı. Öğrenci Hemşire Gözüyle oturumunda ise, İzmir Ekonomi Üniversitesi Hemşirelik Bölümü 4. sınıf öğrencisi Gizem Aslan kendi deneyimlerini anlattı. Panelin sonunda ise hemşireler arasında bilgi yarışması düzenlendi. 1. Sağlıkçılar Yarışıyor Yarışması’nda, eğlenceli dakikalar yaşandı.