SAĞLIK
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:36 SANKO Üniversitesinde "Sporun Engel Tanımayan Dünyası: Engelli Sporlarında Fizyoterapist" konulu etkinlik düzenlendi SANKO Üniversitesinde, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ile Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen "Sporun Engel Tanımayan Dünyası: Engelli Sporlarında Fizyoterapist" etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün spora, azme ve başarıya verdiği önemi yansıtan sözlerinden ilhamla; engelli sporcuların toplumsal yaşamdaki yeri, başarı hikâyeleri ve fizyoterapinin engelli sporlarındaki kritik rolü ele alındı. SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nevin Ergun, engelli sporlarında fizyoterapistin rolüne ilişkin gerçekleştirdiği sunumda "Fizyoterapi, engelli sporlarının vazgeçilmezidir" dedi. Paralimpik oyunlarda fizyoterapistin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Ergun, "Engelli sporlarında sınıflandırma süreçleri, performansın geliştirilmesi, yaralanmaların önlenmesi, rehabilitasyon uygulamaları ve sporcu sağlığının korunmasında fizyoterapinin kritik bir rolü bulunmaktadır" diye konuştu. Milli yüzücü Sevilay Öztürk ise öğrencilerle bir araya gelerek spor yaşamındaki deneyimlerini paylaştı. Azmi ve başarı hikayesiyle katılımcılara ilham veren Öztürk, engelli bireylerin spor aracılığıyla toplumsal hayatta daha görünür, aktif ve güçlü bir şekilde yer alabildiğini vurguladı. Gençlik ruhu, sporun birleştirici gücü ve engelsiz yaşam anlayışını ön plana çıkaran etkinlikte farkındalık oluşturulması amaçlandı. Programa SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, Engelsiz Yaşam Merkezi Müdürü Yılmaz Kayalı ile akademisyenler, fizyoterapistler ve öğrenciler katıldı.
Medical Point Hastanesi’nde Hemşirelik Haftası coşkuyla kutlandı
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:52 Medical Point Hastanesi’nde Hemşirelik Haftası coşkuyla kutlandı Hemşirelik Haftası kapsamında Medical Point Hastanesi, hemşireler için özel etkinlikler düzenledi. Medical Point Hastanesi, Hemşirelik Haftası kapsamında sağlık sisteminin vazgeçilmez yapı taşları olan hemşireler için özel etkinlikler düzenledi. Hemşirelik mesleğinin önemine dikkat çekmek ve emeklerini onurlandırmak amacıyla hazırlanan program, renkli ve anlamlı anlara sahne oldu. Etkinlik kapsamında ilk olarak, göz hekimi Prof. Dr. Sait Eğrilmez ve Korneanın Sesi grubu sahne aldı. Prof. Dr. Sait Eğrilmez, kardeşi İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları hekimi Dr. Öğr. Üyesi Murat Eğrilmez ile beraber türkü seslendirdi. Grup üyeleri söyledikleri türkülerle dinleyenlerin yüreğine dokundu. Hemşireler ve hastane çalışanları keyifli anlar yaşarken, birlik ve dayanışma ruhu bir kez daha hissedildi. Ardından Hemşirelik Gücüyle Geleceği Şekillendirmek: Dünyayı Değiştiren Dokunuşlar başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelin moderatörlüğünü İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Filiz Öğce Aktaş ile Medical Point Hastaneler Grubu Sağlık Bakım Hizmetleri Grup Müdürü Uzm. Hem. Hayriye Takıcı üstlendi. Panel yapıldı Panelin açılış konuşmaları, Medical Point Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Zafer Önen ve Tıbbi Direktör Prof. Dr. Ahmet Memiş tarafından yapıldı. Konuşmalarında hemşirelik mesleğinin kutsallığı ve sağlık hizmetlerindeki rolünün altı çizildi. Panelde farklı bakış açılarıyla hemşirelik mesleği ele alındı. Yönetici Hemşire Gözüyle başlıklı oturumda, İzmir Medical Point Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Ayşen Karagöz ve Ameliyathane Sorumlu Hemşiresi Yelda Aydoğdu sunum yaptı. Yarışma yapıldı Akademisyen Gözüyle oturumunda, İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Bahise Aydın bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Mesleki Örgütler Gözüyle başlıklı sunumda, Türk Hemşireler Derneği İzmir Şube Başkanı Dr. Ebru Melek Benligül konuşma yaptı. Öğrenci Hemşire Gözüyle oturumunda ise, İzmir Ekonomi Üniversitesi Hemşirelik Bölümü 4. sınıf öğrencisi Gizem Aslan kendi deneyimlerini anlattı. Panelin sonunda ise hemşireler arasında bilgi yarışması düzenlendi. 1. Sağlıkçılar Yarışıyor Yarışması’nda, eğlenceli dakikalar yaşandı.
Makat fıtığı tedavisine kök hücreyle 10 dakikada çözüm
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:32 Makat fıtığı tedavisine kök hücreyle 10 dakikada çözüm Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde dünyada ilk kez uygulanan yöntemle, kadınlarda başta kabızlık olmak üzere dışkılama ile ilgili birçok şikayete yol açan makat fıtığı (rektosel) hastalığı ameliyatsız ve hastanın kendi karın cilt altından alınan yağ dokusuyla tedavi ediliyor. Şimdiye kadar 200’den fazla hastaya işlem yaptıklarını, bu hastalardan takip süresi 6 aydan fazla (ortalama 12 ay) olan 65 hastayı geriye yönelik olarak değerlendirdiklerinde işlem sonrası memnuniyet seviyesinin hastaların yüzde 89’unda tek seansta ‘’yeterli ve daha iyi’’ seviyede olduğunu belirten Doç. Dr. Özgür Dandin, "işlem sadece 10 dakika sürüyor, hasta en fazla 2 saat hastanede kalıyor ve aynı gün normal hayatına dönebiliyor" dedi. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ve Tıbbi Biyoteknoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Dandin, kadınlarda yaygın olarak görülen pelvik taban hastalıklarına dikkat çekerek, makat fıtığı olarak bilinen rektoselin özellikle doğum yapmış kadınlarda sık karşılaşılan bir pelvik taban hastalığı çeşidi olduğunu söyledi. Toplumda kadınların yüzde 30 ila yüzde 50’sini ilgilendiren bu hastalığın sıklığının giderek arttığını belirten Doç. Dr. Dandin, "ABD Nüfus Sayım Bürosu’nun 2010’dan 2050’ye kadar olan nüfus projeksiyonlarından elde edilen veriler kullanılarak yapılan bir çalışmada pelvik taban hastalıklarının görülme sıklığında önemli bir artış öngörmektedir. 2050 yılına kadar, en az bir pelvik taban hastalığı yaşayan kadın sayısının 2010’daki 28.1 milyondan 43.8 milyona çıkması beklenmektedir. Bu projeksiyon, rektoselin de içinde bulunduğu pelvik organ sarkmalarının %46 oranında artacağını göstermektedir" dedi. Kabızlık, ağrı, dışkılayamama gibi şikayetlerle geliyorlar Rektoselin, rektum yani bağırsağın son kısmı ile vajen arasındaki fibröz duvarın özellikle doğum sonrasında bozulması sebebi ile, rektumun vajinaya doğru fıtıklaşması olduğunu anlatan Doç. Dr. Dandin, bu durumun kadınlarda kabızlık, zorlu dışkılama, makat ve vajina bölgesinde ağrı, laksatif veya lavman kullanımı, karın şişkinliği, karın ağrısı, idrar semptomları (inkontinans), vajinal semptomlar (disparoni, vajinal şişlik), dışkı kaçırma, seyrek bağırsak hareketleri, makattan kanama, anal şişlik gibi şikayetlere yol açtığını aktardı. Dandin, "Bu hastalarda hemoroid, makat çatlağı gibi sorunlar da çok sık rastlanıyor. Kimi zaman tanı konulamadığında hastalara yalnızca hemoroid tedavisi uygulanabiliyor, ancak bu, asıl sorunu çözmüyor". Asıl sorun tedavi edilmediği için şikayetler de devam ediyor" diye konuştu. Dandin, rektoselin toplumdaki gerçek sıklığının da tam olarak bilinmediğine dikkat çekerek, "şikayetleri olsa bile pek çok kadın doktora gitmekten çekindiği için hastalık çoğu zaman tanısız kalabiliyor. Bu da insidansı belirlemeyi zorlaştırıyor" dedi. Ameliyat yerine vücuttan alınan yağ dokusu kullanılıyor Geleneksel tedavilerde cerrahi olarak yama koyma ya da vajina duvarının açılıp onarılması gibi yöntemler kullanıldığını belirten Doç. Dr. Dandin, bu ameliyatların hem komplikasyon riski taşıdığını hem de hastalığın tekrar etme olasılığının bulunduğunu söyledi. Hasta memnuniyetinin bu nedenle düşük kaldığını ifade etti. Yeni yöntemle ilgili bilgi veren Dandin, "karın bölgesinden alınan yağ, mekanik filtrasyon yöntemiyle kök hücre açısından zenginleştirilerek rektumla vajen arasındaki hasarlı bölgeye enjekte ediliyor. Tamamen minimal invaziv bir işlem. Bu yöntem, şu anda dünyada yalnızca tarafımızca uygulanmaktadır" dedi. Tedavi sonrası hastalar aynı gün taburcu ediliyor İşlemin oldukça kısa sürede tamamlandığını vurgulayan Doç. Dr. Dandin, "Yaklaşık 10 dakika süren bu uygulamadan sonra hasta oldukça kısa sürede taburcu edilebiliyor. Hastanede kalış süresi en fazla 2 saat oluyor. Ertesi gün işe dahi gidebilir. Kabız kalmamaları için diyet öneriyoruz ve pelvik taban egzersizleri tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı. Tedavinin iki seans halinde uygulandığını, ilk uygulamadan 1,5 ila 2 ay sonra ikinci enjeksiyon yapıldığını dile getiren Dandin, "Şu ana kadar hiçbir yan etki gözlemlenmemiştir. Çünkü hastanın kendi dokusu kullanılıyor. Yağ dokusunun sağladığı mekanik destek ve bu dokudan elde edilen kök hücrelerin yenileyici etkisi sayesinde iyileşme süreci hızlı ilerliyor" dedi. "Cerrahiden sonuç alamadığımız 10 hastaya bu yöntemi uyguladık" Yöntemin, daha önce cerrahi tedaviden fayda göremeyen hastalarda da işe yaradığını belirten Doç. Dr. Dandin, "cerrahiden sonuç alamadığımız 10 hastaya bu yöntemi uyguladık. Hepsinde olumlu sonuç aldık. Hasta memnuniyeti, daha önce belirttiğim gibi %89 oranındadır" dedi. Dandin, ayrıca yöntemin tekrar uygulanabilir olması sayesinde, özellikle yaşlı, ameliyat olamayacak durumda olan veya hastalığı başlangıç seviyesinde olan kadınlarda da tedavi seçeneği sunduğunu vurguladı. Bilimsel makale uluslararası dergide yayına hazırlanıyor Takip süresi 6 ayı geçen hastalardan elde edilen verilerle makale hazırladıklarını ifade eden Doç. Dr. Dandin, şunları söyledi: "Techniques in Coloproctology adlı uluslararası dergiye makalemizi gönderdik. Şu anda internet ortamında ön baskı (preprint) olarak yer alıyor. Hastaların demografik özellikleri, klinik özellikleri, işlem öncesi ve sonrası semptomları, kabızlık skorlamaları, hastalığın klinik evrelerindeki değişiklikler ve memnuniyet seviyesi değerlendirildiğinde, işlem sonrası şikayetlerin anlamlı olarak azaldığı, memnuniyet oranının oldukça yüksek olduğu, öncesine göre evrelerin olumlu anlamda düştüğü, kabızlık ile ilgili skorların yine olumlu anlamda düştüğü tespit edilmiştir." Dandin, bu 65 hastaların ortalama 12 aylık (6-17 ay) takip süresine ulaştığını ve uzun vadeli sonuçlarda da benzer başarı düzeylerini beklediklerini vurguladı. "Hem yağ dokusunun doldurucu etkisi hem de kök hücrelerin yenileyici etkisiyle vajenle rektum arasındaki defektin kısa sürede iyileştiğini gözlemledik" diyen Dandin, yöntemin özellikle ek hastalıklar, yaşlılık vb. nedenler ile ameliyat olamayacak durumdaki hastalar ve başlangıç evresindeki rektosel vakalarında da uygulanabilir olduğunu belirtti. Ayrıca bu işlemin tekrar edilebilir özelliği sayesinde, hastalığın ilerlemeden kontrol altına alınmasında etkili bir seçenek sunduğunu sözlerine ekledi.
Zayıflama iğnesi doktor tavsiyesiyle kullanılmalı
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:28 Zayıflama iğnesi doktor tavsiyesiyle kullanılmalı Obezite tedavisinde son dönemde sıkça gündeme gelen zayıflama iğneleri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Hakan Düğer, bu ilaçların mutlaka hekim kontrolünde, diyete ve egzersize devam edilerek kullanılması gerektiğini vurguladı. Doç. Dr. Düğer, "Bu ilaçları hastalarımız mutlaka doktor tavsiyesi ve gözetiminde kullanmalı" dedi. Medical Park Antalya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hakan Düğer, son günlerde kamuoyunda "zayıflama iğnesi" olarak anılan ilaçların aslında obezite ve diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar olduğunu söyledi. Obezitenin bir yağ doku fazlalığı hastalığı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Düğer, "Vücut kitle endeksi 30’un üzerinde olan kişilere obeziteli bireyler diyoruz" diye konuştu. Türkiye’nin obezite sıklığında en üst sıralarda yer aldığını vurgulayan Doç. Dr. Düğer, bu ilaçların bağırsaklarda üretilen bazı hormonların etki süresinin uzatılması prensibiyle geliştirildiğini belirtti. Doç. Dr. Düğer, ilacın beyindeki iştah merkezini kapatarak, mide boşalmasını geciktirerek ve tokluk hissi vererek etki gösterdiğini ifade etti. "Diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyenler için uygun olabilir" Bu ilaçların sadece doktor gözetiminde, diyete ve egzersize devam edilerek kullanılması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Düğer, "Bu ilaçları hastalarımız mutlaka doktor tavsiyesi ve gözetiminde kullanmalı ve bu ilaçları kullanırken diyete ve egzersize mutlak suretle devam edilmeli" dedi. Kullanım kriterlerine de değinen Doç. Dr. Düğer, vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan bireylerde ve 27’nin üzerinde olup eşlik eden diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, uyku apnesi ya da karaciğer yağlanması gibi hastalıkları olan kişilerde bu ilaçların tercih edilebileceğini söyledi. Kimler kullanmamalı? İlacın herkes için uygun olmadığını ifade eden Doç. Dr. Düğer, şu uyarılarda bulundu: "Bu ilaçları gebeler ve emzirenler kesinlikle kullanmamalı. Bunun dışında, bu ilaçlara bağlı alerjik reaksiyon gelişenler, geçmişinde pankreas iltihabı olanlar, yine çok nadir görülen bir tiroit kanseri alt tipi olan medüller tiroit kanseri hastalığı olanlar kullanmamalı." İlaçların Türkiye’de hem günlük hem de haftalık enjeksiyon formlarıyla bulunduğunu aktaran Doç. Dr. Düğer, proteinden zengin ve lifli gıdaların tüketilmesini, basit karbonhidratlardan uzak durulmasını önerdi ve kas dokusunun korunması açısından protein tüketiminin önemli olduğunu da sözlerine ekledi. "Bu ilaçlara erişim sınırlı, maliyeti yüksek" Doç. Dr. Hakan Düğer, bu ilaçların maliyetinin hem Türkiye’de hem de dünya genelinde kullanım oranlarını sınırladığını vurguladı. Bu ilacı kullanması uygun olan kişilerin sadece yüzde biri bu ilacı kullanıyor" dedi. İlerleyen yıllarda maliyetin düşmesini temenni ettiklerini belirten Doç. Dr. Düğer, ilacın yan etkilerini ise şöyle anlattı: "Özellikle mide ve bağırsak sistemiyle ilgili şikayetlerin görülebilir. Reflü, bulantı, kusma, hazımsızlık, şişkinlik, kabızlık ve ishal gibi etkilerin genellikle başlangıçta ve tolere edilebilir düzeydedir. Halsizlik, baş ağrısı, çarpıntı gibi daha nadir şikayetler de görülebilir."
Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde randevu süreleri kısaldı
16 Mayıs 2025 Cuma - 23:02 Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde randevu süreleri kısaldı AK Parti Ağrı İl Başkanı İlhami Yıldız, Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik yürütülen çalışmaları kamuoyuyla paylaştı. Özellikle randevu sistemindeki sıkıntıların giderilmesi için önemli adımlar atıldığını vurgulayan Başkan Yıldız, yapılan düzenlemelerin somut verilerle desteklendiğini söyledi. AK Parti Ağrı İl Başkanı İlhami Yıldız, Ocak 2025’te 14 bin 835 olan bekleyen MHRS randevu sayısının, Mayıs 2025 itibarıyla 9 bin 233’e düştüğünü belirtti. Yıldız, ayrıca vatandaşların hizmete erişimini kolaylaştırmak amacıyla haftada 19 gece polikliniğinin aktif hale getirildiğini ifade etti. MR randevu süresi 7 aydan 1 aya düştü Görüntüleme hizmetlerinde de kayda değer iyileştirmelere gidildiğini söyleyen Başkan Yıldız, Ocak 2025’te 7 ay olan MR randevu süresinin, Mayıs 2025 itibarıyla sadece 1 aya indirildiğini açıkladı. MR çekim sayısında da artış yaşandığını belirten Yıldız, Ocak ayında 2 bin 702 olan sayının, Nisan ayında 3 bin 733’e ulaştığını dile getirdi. İkinci bir MR cihazı için ihale sürecinin başlatıldığını ifade eden Yıldız, bu cihazın devreye girmesiyle bekleme sürelerinin daha da kısalacağını söyledi. Tomografi aynı gün, USG ve endoskopide süreler kısaldı Tomografi tetkiklerinin artık aynı gün içinde yapıldığını açıklayan Başkan Yıldız, ultrasonografi randevu süresinin Ocak 2025’te 6 ayken, Mayıs 2025’te 2 aya düşürüldüğünü ifade etti. Meme USG için de benzer bir iyileştirme sağlandığını belirten Yıldız, bu sürenin 6 aydan 20 güne indirildiğini, USG çekim sayısının ise 2 bin 451’den 3 bin 411’e yükseldiğini açıkladı. Endoskopi ve kolonoskopi randevu sürelerinde de dikkat çekici bir azalma olduğunu belirten Başkan Yıldız, Ocak ayında 8 ay olan sürenin Mayıs itibarıyla 2,5 aya indirildiğini söyledi. Kemoterapi tedavisi gören hasta sayısının aylık 472 olduğunu kaydeden Yıldız, bu hastaların başka merkezlere sevk edilmediğini vurguladı. Hekim sayısı artırıldı, yeni kadrolar tahsis edildi Hastanede görevli hekim sayısının artırıldığını belirten Başkan Yıldız, 149 uzman ve 27 pratisyen hekim olmak üzere toplam 176 hekimin hizmet verdiğini ifade etti. Yıldız ayrıca 122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kapsamında Ağrı’ya 35 uzman ve 27 pratisyen hekim kadrosu daha tahsis edildiğini bildirdi. MR ünitesindeki su baskınına hızlı müdahale Geçtiğimiz günlerde MR biriminde yaşanan su baskınına da değinen Başkan Yıldız, sorunun 3 saat içerisinde çözüldüğünü ve tedbir amaçlı verilen bir günlük aranın ardından, 17 Mayıs 2025 tarihinden itibaren MR çekimlerinin yeniden başladığını açıkladı. Yıldız, son günlerde basında yer alan eleştiriler üzerine yaptığı açıklamada, "Ağrı’mızın sağlık alanında yaşadığı sorunları çözmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hastanemizde yapılan bu iyileştirmelerle vatandaşlarımızın daha kaliteli ve hızlı sağlık hizmeti almasını hedefliyoruz" dedi.
Muş’ta "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası
16 Mayıs 2025 Cuma - 18:23 Muş’ta "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası Muş’ta başlatılan "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla binlerce vatandaşın boy, kilo ve vücut kitle indeksi ölçülerek obeziteye karşı bilinçlendirme çalışmaları yürütülüyor. Hedef, 15 Temmuz’a kadar 200 bin kişiye ulaşmak. Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde başlatılan "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Muş’ta vatandaşlara yönelik boy, kilo ve vücut kitle indeksi (VKİ) ölçümleri yapılmaya başlandı. İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Besim Hacıoğlu koordinesinde oluşturulan 25 ekip, kent merkezi başta olmak üzere iş yerleri, banka şubeleri, cami önleri, otobüs durakları ve kalabalık caddelerde vatandaşlara ulaşıyor. Ekipler, yapılan ölçümler sonucunda ideal kilosunun üzerinde çıkan kişileri Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirerek diyetisyen desteği sağlıyor. Yapılan tüm ölçümler ve değerlendirmeler tamamen ücretsiz olarak sunuluyor. Vücut kitle indeksi yüksek çıkan vatandaşlar, Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirilerek burada da hiçbir ücret ödemeden diyetisyen desteği alabiliyor. Sağlık ekipleri, kampanya süresince her vatandaşa ulaşmayı hedefleyerek obeziteyle mücadelede erken adım atılmasının önemine dikkat çekiyor. Hedef 200 bin kişiye ulaşmak Kampanyayla ilgili açıklama yapan İl Sağlık Müdürü Hacıoğlu, üç aydır sahada aktif bir çalışma yürüttüklerini belirtti. "Şu ana kadar özellikle okullarda 70 binin üzerinde öğrenciye ulaştık. 15 Temmuz’a kadar hedefimiz 200 bin kişiye ulaşmak" diyen Hacıoğlu, "Vatandaşlarımızın kilosunu, boyunu ve vücut kitle indeksini ölçüyoruz. Sonuçlara göre obezite riski taşıyan bireyleri diyetisyenlerimize yönlendiriyoruz. Bu çalışmayla obezite kaynaklı hastalıkları henüz oluşmadan önlemeyi amaçlıyoruz. Çünkü fazla kilo; kalp-damar hastalıklarından diyabete, solunum sorunlarından eklem rahatsızlıklarına kadar birçok sağlık problemine yol açabiliyor" dedi. "Amaç, sağlıklı yaşam farkındalığını artırmak" Kampanyaya halkın ilgisinin yüksek olduğunu dile getiren Hacıoğlu, bu uygulamayla bireylerin kendi sağlık durumlarını fark etmelerinin sağlandığını ifade etti. Özellikle gençler ve çalışan kesimin kampanyaya ilgi gösterdiğini belirten Hacıoğlu, "Sadece kilo ölçmekle kalmıyoruz, insanlara ideal kilonun ne olduğunu ve neden önemli olduğunu anlatıyoruz. Amacımız, sağlıklı yaşam konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak" diye konuştu.
Hakkari’de şap alarmı: İl içi ve dışı bütün hayvan hareketleri yasaklandı
16 Mayıs 2025 Cuma - 17:51 Hakkari’de şap alarmı: İl içi ve dışı bütün hayvan hareketleri yasaklandı HAKKARİ (İHA) – Hakkari’nin Derecik ilçesinde görülen şap hastalığı nedeniyle, kent genelinde il içi ve il dışı hayvan hareketleri ikinci bir emre kadar yasaklandı. Hakkari Tarım ve Orman Müdürlüğünün sosyal medya hesabında yapılan açıklamada, Derecik ilçesinde şap hastalığı ortaya çıktığı belirtilerek, "İnsanlarda herhangi bir rahatsızlığa sebep olmayan ancak büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda özellikle kuzu, oğlak ve buzağılarda ölümlere sebep olmaktadır. Bu nedenle büyük ekonomik kayıplara sebep olan şap hastalığının yayılmasını engellemek amacıyla il geneli karantina tedbirleri kapsamında il içi ve il dışı bütün hayvan hareketleri ikinci bir emre kadar yasaklanmıştır" denildi. Açıklamada, virüsün bulaştığı hayvanlarda gözlemlenen bazı semptomlar ise şöyle sıralandı: "Hayvanlarda bulaşma; solunum, temas ve aynı merada otlanma ile olmaktadır. Ateş, iştahsızlık, depresyon ve süt veriminde azalma ilk bulgulardır. 24 saat içerisinde salya akışı başlar ve dil dişetinde yaralar şekillenir. Bu yaralara meme derisinde, ağız ve burun mukozasında rastlanabilir. Dildeki yaraların genellikle birkaç günde iyileşmesine rağmen ayaklardaki ve ağız bölgedeki yaralar geç iyileşme gösterebilir. Şap hastalığının yayılmasını önlemek için karantina kurallarına uymak büyük önem arz ederken, sadece bu yöntem ile sonuç alınamayacağı açıktır. Ancak diğer yöntemler ile birlikte uygulandığında anlam taşımaktadır. Bu yöntemlerden bir diğeri ise aşılama çalışmasıdır. Aşılamadaki amaç, hastalığın yaygın olduğu köylerdeki hayvan topluluğunda yüksek bağışıklık düzeyinin sağlanmasıdır. Bu amaçla düzenli ve yoğun aşılama programları ile hayvanlarda virüse karşı direnç sağlanması hedeflenmektedir. Ancak başarı sağlanabilmesi için karantina ve önleyici tedbirlere ihtiyaç vardır. Şap hastalığına karşı yetiştiricilerimizin alacağı önlemler, hastalığın yayılması ve ekonomik kayıpların önüne geçilmesinde ciddi önem arz etmektedir." Şap hastalığına karşı koruyucu olarak yetiştiricilerin alacağı bazı önemlere de değinilen açıklamada, "Ahır girişleri ve ahır içerisine şap hastalığında etkili dezenfektanlar ile müdahale edilmesi, ahırlara hayvan bakıcılarından başka kimsenin sokulmaması, bakıcıların da farklı kıyafet ve ayakkabı ile ahıra girmesi, sağım öncesi ellerin, otomatik sağım makinelerinin ve memelerin temizliğine özen gösterilmesi, mera mevsiminde enfekte meralara hayvanların gönderilmemesi, enfekte bölgelerden ot, saman alınmaması, müdürlüğümüzce belirlenen tedbir şartlarına uygun hareket edilip, görevli veteriner hekim arkadaşların uyarılarının dikkate alınması büyük önem arz etmektedir" denildi.