SAĞLIK
14 Mayıs 2026 Perşembe - 21:47 Antalya’da sağlık turizmi zirvesine 100’den fazla ülkeden katılım Antalya’da düzenlenen Sağlık Turizmi Zirvesi’nde 100’ün üzerinde ülkeden gelen büyükelçi, diplomatik temsilci, yatırımcı, akademisyen ve sektör temsilcileri sağlık turizmi alanındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Antalya’da 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Antalya Sağlık Turizmi Zirvesi, sağlık turizmi alanında uluslararası katılımla düzenlendi. Zirvede, Türkiye’nin sağlık turizmindeki küresel hedefleri, yatırım imkanları ve uluslararası iş birlikleri ele alındı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvenin açılışında konuşan Bay, Türkiye’nin sağlık turizmindeki stratejik gücüne dikkat çekerek Antalya’nın uluslararası sağlık destinasyonu olma yolunda önemli bir merkez haline geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık turizmi, yatırım ve uluslararası tanıtım vizyonunun yansımalarının öne çıktığı zirvede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi temsilcileri de yer aldı. Zirveye Kamboçya, Lübnan, Bangladeş, Somali, Afganistan, Maldivler ve Pakistan başta olmak üzere 100’ün üzerinde ülkeden temsilciler katıldı. Kazakistan Antalya Başkonsolosluğu, Moldova temsilcileri ile Bakü’den sağlık yatırım çevreleri de organizasyonda yer aldı. 27. Dönem Antalya Milletvekili İbrahim Aydın yaptığı konuşmada tarım, orman ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına değinerek üretim ve kalkınma alanlarında verilen destekleri anlattı. Uluslararası konuşmacılar Travis Fox ve Mitchell Fox ise küresel sağlık turizmi, sağlık diplomasisi ve yatırım fırsatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Proje Danışmanı Mehmet Tekeli de Türkiye’nin sağlık turizmindeki büyüme potansiyeli ve yatırım süreçlerine ilişkin bilgiler paylaştı. Zirvede düzenlenen oturumlarda ülkeler arası sağlık iş birlikleri, uluslararası hasta hareketliliği, sağlık yatırımları, akademik ortaklıklar ve sürdürülebilir sağlık turizmi modelleri ele alındı.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 18:40 Batman’da bir ilk: 71 yaşındaki hastaya biyolojik aort kapak ameliyatı yapıldı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalp ve damar cerrahisi alanında kentte ilk kez biyolojik aort kapak replasmanı ameliyatı gerçekleştirildi. Başarılı operasyonla 71 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla, 71 yaşındaki Besna Gökhan’ın aort kapağı biyolojik kapakla değiştirildi. İleri yaş grubundaki hastalar için önemli avantajlar sağlayan yöntem sayesinde hastanın ömür boyu yoğun kan sulandırıcı ilaç kullanma zorunluluğu ortadan kaldırıldı. Yaklaşık 4-5 saat süren ameliyatın ardından hastanın 4 gün yoğun bakımda takip edildiği, daha sonra servise alındığı öğrenildi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve kısa süre içerisinde taburcu edileceği belirtildi. Operasyonu gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet İbrahim Balkaya, biyolojik kapağın Batman’da ilk kez uygulandığını belirterek, "Hastamızın yaşı nedeniyle biyolojik kapak takma kararı aldık. Ameliyatımız yaklaşık 4-5 saat sürdü. Yoğun bakım sürecinde hastamızı 4 gün takip ettik. Herhangi bir sorun yaşanmadı. Şu an tüm değerleri gayet iyi. Hastamızda nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayeti kalmadı. Her şey yolunda giderse yarın taburcu edeceğiz" dedi. Hasta yakını Şükrü Gökhan ise doktorlara teşekkür ederek, "Annem ameliyattan önce nefes darlığı çekiyordu, hareket edemiyordu ve çok halsizdi. Doktorlarımız başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Şu an durumu çok iyi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Harvard ve İş Bankası Grubu’ndan obezite ve yaşa bağlı hastalıklar için iş birliği
17 Haziran 2025 Salı - 09:21 Harvard ve İş Bankası Grubu’ndan obezite ve yaşa bağlı hastalıklar için iş birliği İş Girişim Sermayesi, Harvard T.H. Chan Kamu Sağlığı Fakültesi bünyesindeki Hotamışlıgil Laboratuvarı ile bir sponsorlu araştırma anlaşması yapmak üzere Enlila adlı biyoteknoloji girişimini hayata geçirdi. Türkiye İş Bankası Grubu’nun iştiraki İş Girişim Sermayesi, Harvard T.H. Chan Kamu Sağlığı Fakültesi bünyesindeki Hotamışlıgil Laboratuvarı ile bir sponsorlu araştırma anlaşması yapmak üzere Enlila adlı biyoteknoloji girişimini hayata geçirdi. Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in öncülüğünde yürütülen araştırmalar, obezite ve yaşa bağlı hastalıkların temelinde yatan önemli bir mekanizmayı ortaya çıkarmıştı. Klinik öncesi çalışmalar, bu mekanizmanın önemli bir tedavi potansiyeline sahip olduğunu gösterirken, Hotamışlıgil Laboratuvarı bu hedefe yönelik moleküller geliştirmiş durumda. Enlila’nın amacı, bu bilimsel keşfin klinik uygulamalara dönüştürülmesini desteklemek olacak. Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in on yılı aşkın süredir metabolizmanın temel biyolojisine dair yürüttüğü araştırmalar, metabolik ve inflamatuar yolları düzenleyebilen ve immünometabolik hastalıkları modüle edebilen lipid metabolizması ve lipid bağlayıcı proteinler üzerine odaklanıyor. Harvard T.H. Chan Kamu Sağlığı Fakültesi bünyesindeki Hotamışlıgil Laboratuvarı, saygın bilimsel dergilerde yayımlanan çok sayıda klinik öncesi çalışmada, yağ hücreleri tarafından salgılanan yeni hormonların, obezite sürecinde bozulan hücresel enerji akışları, inflamatuar süreçler ve stres tepkileri üzerinde derin etkileri olduğunu ortaya koydu. Klinik öncesi modellemeler, bu hormonların hedef alınmasının metabolik esnekliğin geri kazanılmasının yanı sıra kronik inflamasyon, insülin direnci, tip 2 diyabet, ateroskleroz, karaciğer yağlanması ve astım gibi hastalıkların ele alınmasına yönelik olumlu sonuçlar doğurduğunu gösterdi. Enlila, Hotamışlıgil Laboratuvarı’na finansman sağlamak ve burada geliştirilen tedavi yaklaşımını destekleyerek klinik uygulamalara ilerlemesini mümkün kılmak amacıyla, bir İş Girişim Sermayesi iştiraki olarak kuruldu. Harvard Teknoloji Geliştirme Ofisi, Harvard Chan Fakültesi adına, Enlila ile sponsorlu araştırma ve lisans anlaşması imzaladı. Enlila’nın sağladığı finansman, bilimsel çalışmaların sürdürülmesini ve Hotamışlıgil Laboratuvarı’nda elde edilen bilimsel bulguların karşılanmamış tıbbi ihtiyaçlara yönelik uygulanabilir çözümlere dönüştürülmesini sağlayacak. Harvard Chan Fakültesi’nde James Stevens Simmons Genetik ve Metabolizma Profesörü olarak görev yapan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, anlaşma imza töreninde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Yaşlandıkça metabolik esnekliğimizi ve uyum yeteneğimizi kaybediyoruz ve bu durum birçok hastalığın hızlanmasına yol açıyor. Laboratuvarım bu süreçlerde merkezi rol oynayan yeni metabolik hormon sistemleri tanımladı ve bunların klinik öncesi modellerde tedavi olarak kullanılma potansiyelini ortaya koydu. Bu fon, obezite ve yaşa bağlı hastalıklara yönelik çözüm arayışımıza destek ve ivme sağlayacak. Bu vizyonu ilerletme konusunda kararlıyız." Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran da imza törenindeki konuşmasında şunları söyledi: "Bankamızın ikinci yüzyılında bilim ve teknoloji alanında küresel çapta değer oluşturacak bir işbirliğine imza atıyoruz. Kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, başarı için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir. Enlila ile çıktığımız yolculuğu grubumuzun misyonu açısından son derece kıymetli buluyorum. Harvard Üniversitesi ile birlikte sürdürülecek bu yenilikçi girişim, bilimin ve finansın gücünü akademi-endüstri işbirliği çatısında birleştirerek kaliteli ve hastalıksız bir yaşam için bize yepyeni kapılar açıyor. Bilimsel bir keşfin, yaşlanmaya ve obeziteye bağlı kronik hastalıklara çözüm üretebilecek bir tedaviye dönüşmesinde rol almaktan büyük memnuniyet ve gurur duyuyoruz. Bu ortaklık, bizim için sadece bir yatırım değil, insanlığa umut veren bir vizyonun parçası olmak anlamına geliyor. Akademik çalışmalara paralel olarak, kurulan yeni biyoteknoloji girişimi Enlila sağlıklı yaşam için önemli potansiyele sahip buluşların tedaviye dönüşmesi için çalışacak. Harvard gibi dünyanın önde gelen bir bilim yuvasında Türk bilim insanlarının öncülüğünde doğan vizyonun, küresel sağlık ekosisteminde bir başarı hikâyesine dönüşeceğine yürekten inanıyoruz." İş Girişim Sermayesi Genel Müdürü Kubilay Aykol ise şu değerlendirmede bulundu: "Biyoteknoloji girişimciliği, sadece bugünün değil, önümüzdeki yüzyılın da en stratejik gelişim alanlarından biri. Bu alanda bir oyuncu olmak, bilim sağlık, ekonomi gibi pek çok alanda değer oluşturma fırsatı sunuyor. Merkezini Türkiye’de konumlandırdığımız Enlila, yaşlanmaya ve obeziteye bağlı kronik hastalıklara çözüm üretebilecek bir tedavinin geliştirilme sürecini ülkemizden desteklemeyi amaçlıyor. Türkiye merkezli ve dünya çapında uygulanabilecek bir tedaviye hayat veren bu girişime öncülük etmekten İş Girişim Sermayesi olarak büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Böylesine benzersiz bir yapının içinde yer alarak, ülkemize, bilim dünyasına ve tüm insanlığa faydalı olacağımıza inanıyoruz."
Bir milyonda bir görülen hastalığı yendi
17 Haziran 2025 Salı - 08:57 Bir milyonda bir görülen hastalığı yendi Kazakistan’da akut lösemi tanısıyla İstanbul’a gelen 21 yaşındaki Azamat Iltyzyr, yapılan tetkikler sonucu 1 milyonda 1 görülen nadir bir lenfoma türüne sahip olduğunu öğrendi. Uygulanan tedavi ve öz kardeşinden yapılan kök hücre nakli sayesinde sağlığına kavuşan genç hasta, bugün spor yapıyor, çalışıyor ve hayatına kaldığı yerden devam ediyor. 21 yaşındaki Azamat Iltyzyr için hayat, Kazakistan’dan gelen Akut lösemi tanısıyla altüst oldu. Kazakistan’daki lösemi teşhisinin ardından umut arayışıyla Medipol Mega Üniversite Hastanesi’ne başvuran Azamat, burada hayatını değiştiren bir gerçekle yüzleşti. Yapılan detaylı tetkikler sonucunda, genç adamın aslında çok nadir görülen bir lenfoma türüne sahip olduğu ortaya çıktı. Doğru teşhis, Azamat için yeni bir umut kapısı araladı. Yoğun kemoterapi süreci ve en büyük kahramanı olan 7 yaşındaki öz kardeşinden yapılan kök hücre nakli sayesinde, genç Azamat sağlığına kavuştu. Tedaviye hızlı yanıt alındı Medipol Mega Üniversite Hastanesi Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Leylagül Kaynar, bu şaşırtıcı durumu şöyle açıkladı: "Azamat bize geldiğinde genel durumu kötüydü, yüksek ateşi vardı. Dalak ve karaciğeri oldukça büyüktü. Kazakistan’da akut lösemi tanısı konmuştu ancak değerlendirmemiz sonucunda hastamızın çok nadir görülen bir lenfoma türüne sahip olduğunu saptadık. Bu hastalığın seyri ve tedavisi lösemiden tamamen farklıydı. Toplamda 4 kür immunoterapieşliğinde hastaya özel kemoterapi tedavisi uyguladık ve bu tedaviyle hastalık tamamen kontrol altına alındı. Ancak hastalığın nüksetmemesi için bir sonraki adım kök hücre nakliydi. Hastamızın büyük kardeşleri uyumlu çıkmadı ama 7 yaşındaki küçük kardeşi tam uyumlu çıktı. Ailenin ve çocuğun onayları alındıktan sonra nakil işlemini gerçekleştirdik. Bugün naklin üzerinden 29 ay geçti ve hastamız sağlıklı bir şekilde hayatına devam ediyor." "Tedaviden sonra hayatım normale döndü" Kazakistanlı Azamat Iltyzyr, hastalık sürecini ve iyileşme yolculuğunu şu sözlerle anlattı: "İlk olarak Almatı’da 39 - 40 derece ateşim bir hafta boyunca düşmedi. Sonra Astana’ya geçtim, orada hastaneye yattım ama ateşim yine düşmedi. Tanı konulduktan sonra Türkiye’ye geldim. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’ne geldiğimde üç-dört gün içinde ateşim düştü. 1 milyonda 1 görülen nadir bir lenfoma türüne sahip olduğunu öğrendim. Tedavi başladı ve 4 kür kemoterapi aldım. Ardından öz kardeşim bana donör oldu. O zaman 7 yaşındaydı. Şimdi hiçbir şikâyetim yok, yavaş yavaş spor yapmaya başladım, çalışıyorum. Beni kendi evladı gibi gördüler, herkese teşekkür ederim."
Başkan Anmal, gelmeyen hastaların bedelinin hekim, hemşire ve ebeye ödetildiğini iddia etti
16 Haziran 2025 Pazartesi - 19:24 Başkan Anmal, gelmeyen hastaların bedelinin hekim, hemşire ve ebeye ödetildiğini iddia etti Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, hastaneye gelmeyen hastanın bedelinin hekim, ebe ve hemşireye ödetilmeye çalışıldığını iddia etti. Aile hekimliğinde yaşanan maaş kesintileri ile ilgili bir açıklama yapan Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal, aile hekimi, aile sağlığı hemşiresi ve ebesinin de halk sağlığının temel taşı olduğunu söyledi. Anmal, "Bu taşı yerinden oynatırsanız, tüm yapı çöker. Sağlık-Sen olarak, aile hekimlerinin, aile sağlığı hemşiresi ve ebesinin yanındayız. Hastası kuruma uğramadı diye maaştan kesinti yapmak da ne demek? Vatandaş kuruma gelmedi diye aile hekimi, aile sağlığı hemşiresi ve ebesi mi cezalandırılır? Bu uygulama açıkça şunu söylüyor. ’Çalışsan da çalışmasan da, seni cezalandırırım’. Bu yaklaşım, sağlık hizmetinin doğasına terstir. Bu, emeğe saygısızlıktır, sahadaki mücadeleyi hiçe saymaktır. Aynı nüfus, aynı emek, aynı özveri. Ama bu ay aile sağlığı hemşiresinin hesabına yatan maaş 10 bin lira daha eksik. Aile hekiminin hesabına yatan maaş 18 bin lira daha eksik. Neden? Çünkü vatandaş gelmedi, aşıyı yapan, gebeyi izleyen, kroniği takip eden aile sağlığı hemşiresi, ebesidir. Her ay yaptığı işlemleri yapan aile hekimidir. Ama vatandaş gelmediği için maaşlarını kestiler, bu ne vicdana, ne hukuka, ne de insanlığa sığar. Hizmeti yaptılar, maaşları kesildi. Geçtiğimiz aylarda aynı nüfusla 61 bin lira maaş ödenirken, bu ay 51 bin 948 lira yatırıldı. Bu sadece bir kesinti değil, bir saygısızlıktır, vatandaşın gelmemesi, aile hekiminin, aile sağlığı ebesinin ya da hemşiresinin suçu değildir. Aile hekimine gitme diye bir zorunluluk yokken, bunun bedelini sahada görev yapan ebeden, hemşireden, hekimden kesmek adaletsizliktir" dedi. Bu maddenin derhal kaldırılması talebinde bulunduklarını dile getiren Anmal, "Bu madde sağlık hizmetinin doğasına aykırıdır ve temelden iptal edilmelidir. Bu uygulama geri çekilmezse, saha motivasyonu ve hizmet kalitesi ciddi zarar görecektir. Bu haksızlık karşısında sessiz kalmayacak, tüm örgütsel ve hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Bu sadece maaş değil, mesleki onur ve halk sağlığı mücadelesidir. Hekimi, hemşireyi, ebeyi cezalandırmakla sistem düzelmez. Hasta gelmedi diye maaş kesilmez. Sağlık-Sen olarak, aile hekimlerinin, aile sağlığı hemşiresi ve ebesinin yanındayız. Bu adaletsizliğin iptali, gelirin teminat altına alınması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
’’Kene kaynaklı hastalıklar artmaya başladı’’
16 Haziran 2025 Pazartesi - 14:35 ’’Kene kaynaklı hastalıklar artmaya başladı’’ Kene kaynaklı hastalıkların artmaya başladığını belirten İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç ’’Ülkemizde, kenelerden insana bulaşabilen en önemli hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA). Ortaya çıkan vakaların çoğu Tokat, Sivas, Çorum ve Erzurum’da görülmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi dışında Lyme hastalığı da kenelerden insana bulaşabilir’’ dedi. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye’de keneden kaynaklı hastalıkların görülmesi de artmaya başladı. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşılan Karadeniz, İç Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde ölümlere neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları görülüyor. Keneden kaynaklı hastalıklar ve korunma yöntemlerini İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç şöyle açıkladı: ’’Vakaların çoğu Tokat, Sivas, Çorum ve Erzurum’da görülmektedir’’ ’’Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup, Dünya’nın her bölgesinde gözlenmektedirler. Özellikle bahar ve yaz aylarında aktif hale geçerler. Türkiye, iklim ve coğrafi olarak kenelerin yaşamına elverişlidir. Türkiye’nin yaklaşık 30 kene türüne ev sahipliği yaptığı tespit edilmiştir. Ülkemizde, kenelerden insana bulaşabilen en önemli hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA). Ortaya çıkan vakaların çoğu Tokat, Sivas, Çorum ve Erzurum’da görülmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi dışında Lyme hastalığı da kenelerden insana bulaşabilir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü infekte kenelerin kanı ve diğer vücut sıvıları ile temasla (insana tutunması) bulaşabilir. Hastalığın kuluçka süresi ortalama 1-3 gün kadardır ve belirtiler; yüksek ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, bulantı- kusma ve karın ağrısıdır. Hastalık ilerlemesiyle birlikte deride ve iç organlarda kanamalar meydana gelir. Ağır olgular ölümle sonuçlanabilir. Ülkemizde çoğu olgu genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşılan Tokat, Sivas, Çorum, Erzurum illerinde görülmektedir. Kene tutulmasından korunma yolları Kene tutulmasından korunmanın en önemli yolu, kırsal alana çıkarken kıyafetlerimize dikkat etmektir. Özellikle uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli. Kenelerin vücudumuza ulaşmaması için pantolon paçaları çorabın içine sokulmalı, özellikle bitki boylarının yüksek olduğu bölgelerde dikkatli olunmalıdır. Kene olup olmadığının tespiti için vücudun düzenli olarak mutlaka kontrol edilmesi gerekmektedir. Vücut mutlaka kontrol edilmeli. Kırsal alana çıkarken uzun kollu, açık renkli kıyafetler giyilmeli. Kenelerden kurtulmak için böcek kovucu spreylerde tercih edilebilir. Öküz gözü şeklinde kızarıklık varsa dikkat Türkiye’de kene kaynaklı görülen bir diğer hastalık ise Lyme hastalığıdır. Borrelia burgdorferi bakterisinin neden olduğu hastalığın belirtileri hastalığın evresine göre değişmektedir. Erken dönem belirtileri arasında en dikkat çekeni kenenin ısırdığı yerde öküz gözü şeklinde bir kızarıklığın olmasıdır. Diğer belirtileri ise ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, yorgunluktur. Geç dönemde ise; eklem iltihabı, sinir sistemi tutulumu, kalp sorunları yer almaktadır. Ancak bu hastalık nadiren görülmektedir. ’’Vücudunuzda kene varsa mutlaka sağlık kuruluşuna gidin’’ Keneden kaynaklı hastalıklarda en temel yanlış kenenin vücuttan çıkarılması sırasında kullanılan yöntemlerdir. Özellikle kenenin üzerine alkol, kolonya dökmek, yakmak ya da sigara bastırmak ciddi risklere neden olmaktadır. Yapılan bu işlemler kenenin kusmasına ve infekte materyali insan vücuduna aktarmasına neden olmaktadır. Vücutta kene görülmesi durumunda yapılacak en doğru yaklaşık en yakın sağlık kuruluşuna gidilmesidir. Kenenin vücuttan çıkarılmasından sonraki 10 günlük süreçte takibi yapılmalıdır.’’
Sünnetin cerrahi bir işlem olduğu akıldan çıkartılmamalı
16 Haziran 2025 Pazartesi - 13:08 Sünnetin cerrahi bir işlem olduğu akıldan çıkartılmamalı Medline Adana Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Ali Elbek, sünnetin tıbben bir zorunluluğu olmasa da özellikle idrar yolları enfeksiyonları ve cinsel yolla geçen hastalıkların bulaşma ihtimalini azaltan cerrahi bir işlem olduğunu söyledi. Elbek, yaptığı açıklamada sünnetin, erkeklerde cinsel organın (penis) başını örten üst derinin bir kısmının veya tamamının kesilerek alınması şeklinde tanımlandığını belirterek, "Bu nedenle işlemin sağlıklı bir şekilde sonuçlanabilmesi için steril ameliyathane şartlarında ve uzman bir hekim tarafından cerrahi müdahale ile yapılması önem kazanıyor. Ayrıca, işlem sırasında cerrahi ve anesteziye bağlı gelişebilecek istenmeyen komplikasyonlara karşı acil ve etkin müdahale edilebilecek ekip ve ekipmaların olması da gerekiyor. Genel hijyen açısından birçok faydası olan sünnetin, deneyimli cerrahlar tarafından uygun koşullarda ve doğru yöntemlerle yapılması olası riskleri en aza indiriyor. Gerekli şartlar yerine koymadan yapılan sünnet işleminde yaşanabilecek istenmeyen durumlar, peniste kalıcı hasarlar hatta hayati tehlike bile oluşturabiliyor" dedi. Elbek, şöyle devam etti: "Hatalı yapılan veya işlem sırasında sorun yaşanan bir sünnet işlemi, ileride çocuğun tüm yaşamını etkileyecek, telafisi zor veya imkânsız, önemli fizyolojik ve psikolojik problemler oluşturabiliyor. Bu nedenle, sünnet öncesinde çocuğun hekim tarafından detaylı bir şekilde muayene edilerek kontrolden geçirilmesi, doğumsal bir anomali riskinin olup olmadığına bakılması gerekir. İlk 6 ayda bebekler kısmen hareketsiz olduklarından sünnet işlemini lokal anestezi ile yapmak mümkün oluyor. Sünnet her yaşta uygulanabilecek bir işlem olmakla birlikte, oluşabilecek psikolojik travmaların ve enfeksiyon riskinin en aza indirilmesi açısından doğumdan sonraki ilk 2 yıl içerisinde yapılması daha uygun oluyor. Yapılan araştırmalar, sünnet konusunda olumlu veriler ortaya koyuyor. Buna göre, sünnet olanlarda idrar yolu enfeksiyonları görülme oranı azalıyor. Ayrıca sünnet, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı bir koruyuculuk sağlarken penis kanserine yakalanma riskini de düşürüyor."