Son Dakika
|
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Sel felaketinin boyutu gün ağarınca ortaya çıktı!
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Galatasaraylı futbolcu Torreira’ya saldıran şüpheli tutuklandı
Bakan Gürlek: "Ceza infaz sistemimizi insanı merkeze alan yaklaşımla güçlendirmeyi sürdürüyoruz"
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Ateşte tavlanan emek: 45 yıldır kalaycılığı yaşatıyor
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Şırnak’ta dere taştı, köylüler evlerini boşalttı
İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırılarında bilanço netleşti: En az 13 ölü
SAĞLIK
5 saat süren mikro operasyon başarıyla tamamlandı: Kendi dokusuyla hayata tutundu
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:18:27
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, kanser nedeniyle memesi alınan bir hastaya, kendi dokusu kullanılarak mikro cerrahi yöntemle yeni meme oluşturuldu. Şehirde ilk kez uygulanan bu operasyonla, hastanın karın bölgesinden alınan doku damarlarıyla birlikte göğüs bölgesine nakledildi. Rahatsızlığı nedeniyle Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran hastada gerçekleştirilen operasyon iki aşamalı olarak tamamlandı. İlk olarak genel cerrahi ekibi tarafından gerçekleştirilen işlemin ardından, Plastik Cerrahi Uzmanları Dr. Muaz Zuhurlu ve Dr. Emre Berkay Zeyrek devraldı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonda, "serbest doku aktarımı" adı verilen mikro cerrahi yöntemi uygulandı. Operasyon kapsamında hastanın karın bölgesinden alınan doku, mikroskop altında damar bağlantıları yapılarak göğüs bölgesine taşındı. Uzmanlar, hastanın kendi dokusunun kullanıldığı bu yöntemin, yapay materyallere oranla vücutla daha uyumlu ve kalıcı sonuçlar sunduğunu ifade etti. Yaşam kalitesini artırıyor Uygulanan yöntemin meme kanseri sonrası rehabilitasyon sürecinde ve hastanın yaşam kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadığı belirtildi. Sakarya’da ilk kez gerçekleştirilen bu mikro cerrahi müdahalesinin, bölgedeki benzer durumdaki hastalar için bir tedavi alternatifi oluşturması hedefleniyor. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve takip sürecinin devam ettiği öğrenildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:45
Edirne’de bayram öncesi fahiş fiyat ve etiket denetimi sıklaştı
Edirne Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kent genelinde fiyat etiketi, haksız fiyat artışı ve gramaj denetimlerini artırdı. Merkez ve ilçelerde gerçekleştirilen kontrollerde çok sayıda iş yeri ve ürün mercek altına alındı. Kurban Bayramı öncesi vatandaşların mağduriyet yaşamaması amacıyla yerel ve ulusal marketler başta olmak üzere temel gıda, ihtiyaç ürünleri ve şekerleme satışı yapılan işletmelerde denetim yapıldı. Ekipler, raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırırken, ürün etiketleri ile faturaları da inceledi. Yeme içme hizmeti sunan işletmelerde ise fiyat listeleri ve gramaj kontrolleri gerçekleştirildi. Mayıs ayı boyunca kent merkezi ve ilçelerde 178 iş yerinde yapılan denetimlerde bin 525 ürün incelendi, 44 üründe aykırılık tespit edilerek idari işlem uygulandı. Haksız fiyat artışı kapsamında denetlenen 44 firmadan 6’sı ve 10 ürün hakkında ise Bakanlığa bildirimde bulunuldu. Fiyat etiketi ve fiyat listesi kurallarına uymayan işletmeler hakkında cezai işlem başlatılırken, vatandaşlar bayram öncesi sürdürülen sıkı denetimlerden memnuniyet duyduklarını ifade etti.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:08
"Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor"
Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı. "Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor" Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, "İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın" dedi. "Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor" Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, "Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu. "Kendi kendinize terapi de yapamazsınız" Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, "Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir" ifadelerini kullandı. Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka ’gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim’ gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. ’Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum’ diyerek insanları intihara sürükleyebilir" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:59
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye’de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60’ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200’ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, ’multifaktöriyel’ dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi. "Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır" Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu. Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60’ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
4
12 Mayıs 2026 Salı- 12:34
Lilly Türkiye’nin oluşturduğu deneyim alanında obezite masaya yatırıldı
5
12 Mayıs 2026 Salı- 09:09
Ağrıyı göz ardı eden bel fıtığı hastalarına uyarı: "Sinir baskısı ilerleyebilir"
22 Haziran 2025 Pazar - 14:35
Arabanlı Veteriner Hekim’den kene uyarısı
Gaziantep’in Araban ilçesinde faaliyet gösteren Veteriner Hekim Mutafa Küreş, yaz aylarında Türkiye’nin değişik bölgelerinde artış gösteren kene vakalarına dikkat çekerek, hayvan sahiplerine önlem almaları gerektiğini söyledi. Kenelerin ciddi hastalıkların taşıyıcısı olduğu vurguladı. Gaziantep’in Araban ilçesinde faaliyet gösteren Veteriner Hekim Mutafa Küreş, yaz aylarında Türkiye’nin değişik bölgelerinde artış gösteren kene vakalarına dikkat çekerek, hayvan sahiplerine önlem almaları gerektiğini söyledi. Kenelerin ciddi hastalıkların taşıyıcısı olduğu vurgulayan Veteriner Hekim Mustafa Küreş keneyle ilgili yaptığı açıklamada, ’’Ekonomisinin tamamının tarım ürerinden sağlandığı ilçemizde yaz mevsimiyle birlikte havaların ısınması çoğalan otların kurumasıyla beraber kenelerin de üremesine ve çoğalmasına neden olmaktadır. Keneler kan emerek beslenen canlılardır, özellikle meralarda otlak alanlarda bulunan hayvanların kenelere bulaşması ile halk ve hayvan sağlığını tehlikeye düşürmekte Kırım Kongo Kanamalı Ateş Hastalığı (KKKA) sebep olduğunu belirten Küreş, Koruyucu veteriner hekim olarak Arabanlı hayvan yetiştiriciliği ve tarım üreticisi hemşerilerime uyarılarım şu şekildedir. Araban Ovası ve ilçeye bağlı kırsal mahallelerde hayvan yetiştiricilerimizin ve Araban Ovası’ndaki tarım alanları ile otluk arazilerde bulunan vatandaşlarımız açık beyaz renkli kıyafetler tercih etmelidir. Vücuda teması olmayan kenelerin elbiselerden uzaklaştırılması gerekir. Uzaklaştırılan keneye temas etmiş ellerin bol su ve sabunla temizlenmesi gerekir. Deriye temas etmiş kenelere kesinlikle müdahale edilmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir’ diye konuştu.
22 Haziran 2025 Pazar - 12:52
Sağlık çalışanlarına yönelik palyatif bakım eğitimi düzenlendi
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Zübeyde Hanım Sağlık Bilimleri Fakültesi ile hastane iş birliğinde, sağlık çalışanlarına yönelik ’Palyatif Bakım Eğitimi’ verildi. Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi hastane konferans salonunda verilen eğitim programında; alanında uzman isimler katılımcılara palyatif bakımın farklı yönleriyle ilgili bilgi aktardı. Prof. Dr. Hanife Özçelik; palyatif bakımın amacı, felsefesi ve hem Türkiye’de hem de dünyadaki mevcut durumu üzerine kapsamlı bir sunum yaptı. Doç. Dr. Mustafa Kaçmaz ise palyatif bakım ekip yapısı, çalışma prensipleri ve semptom yönetimi hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Nalan Gördelez Beşer, hasta ve ailesiyle etkili iletişim, ölüm, kayıp ve yas süreci gibi duygusal açıdan önemli konulara değindi. Programda ayrıca, Palyatif Bakım Servisi Sorumlusu Nilüfer Öziç Kılıç da palyatif bakımda uygulanan klinik yöntemleri katılımcılarla paylaştı. Eğitim programına hastane yöneticileri, uzman hekimler, asistanlar, hemşireler, diyetisyenler, fizyoterapistler, sosyal hizmet uzmanları ve psikologlardan oluşan geniş bir katılımcı grubu yoğun ilgi gösterdi.
22 Haziran 2025 Pazar - 12:43
Fizyoterapistlere skolyoz ve plates eğitimi verildi
Kayseri İdeal Cerrahi Tıp Merkezi ev sahipliğinde; Kayseri ve çevresinde bulunan fizyoterapistlere ’Skolyoplates’ başlığı altında skolyoz ve plates eğitimi verildi. Skolyoz Farkındalık Ayı çerçevesinde düzenlenen eğitimde; fizyoterapistlerin danışanlarına daha kaliteli hizmet verebilmesi için Antalya’dan gelen Dr. Fizyoterapist Kadriye Tombak ve Fizyoterapist Adem Tombak tarafından skolyoz ve plates eğitimi verildi. Eğitim hakkında bilgi veren Dr. Fizyoterapist Harun Kızılcı; "Skolyoz bir duruş bozukluğudur, bir hastalık değildir. Son dönemlerde sıkça karşımıza çıkıyor. Özellikle de 9-14 yaş grubunda belirgin bir şekilde olmakla birlikte son dönemde yine duruş bozukluğundan dolayı yetişkinlerde de sıkça gördüğümüz bir problem. Haziran ayı da ’Skolyoz Farkındalık Ayı’. O yüzden Kayseri ve çevre illerdeki fizyoterapistler için böyle bir eğitim düzenledik. Bu eğitim içerisinde hem skolyoz hem de plates iç içe oldu. Skolyoplates başlığı altında Antalya’dan değerli eğitmenlerle birlikte program düzenledik. Bu program içerisinde hem fizyoterapistlerin kendi akademik eğitimlerine katkı sağlamak, hem de danışanlarına daha kaliteli hizmet vermeleri için böyle bir ortam sağladık. Hocalarıma teşekkür ediyorum" dedi. Eğitimi veren Dr. Fizyoterapist Kadriye Tombak ise; "Kayseri ve çevre illerde yaşayan fizyoterapist arkadaşlarımızın davetiyle birlikte burada bulunmaktayız. Genel olarak iki gün boyunca konuşacağımız konu skolyoz. Özellikle adolesan dönemde başlayıp yetişkinlikte de artık ağrı ile başlayıp günlük yaşamdaki kalitesel bozukluklarla ilgili olarak insanların yaşam kaliteleri oldukça fazla etkileniyor. Dolayısıyla biz egzersizleri nasıl modifiye edebileceklerini ve oldukça güncel olan plates egzersizlerinin fizyoterapistlerle birlikte nasıl düzenlenebileceğini anlatıyoruz. Umuyoruz ki paylaştığımız bilgiler Kayseri halkı ve çevre illerdeki skolyozla ilgili kişilere faydalı olacaktır" ifadelerini kullandı. Amaçlarının fizyoterapistlerin danışanlarına daha kaliteli hizmet verebilmeleri olduğunu aktaran Fizyoterapist Adem Tombak da; "Eğitim alan arkadaşlarımız fizyoterapistler. Fizyoterapistler; bu eğitimle beraber skolyozla ilgili problem yaşayan danışanlarına çözüm üretebilecek ve daha kaliteli hizmet verebilecekler" diye konuştu.
22 Haziran 2025 Pazar - 12:04
Uzm. Klinik Psikolog Melike Yücel’den uyarı: "Anoreksiya nervoza ciddi bir sağlık tehdididir"
Hayat Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Melike Yücel, özellikle gençler arasında hızla yaygınlaşan bir yeme bozukluğu olan anoreksiya nervoza hakkında önemli uyarılarda bulundu. Yücel, bu hastalığın hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı tehdit ettiğini ve toplumda yeterince ciddiye alınmadığını vurgulayarak, "Anoreksiya sadece kilo verme isteği değil, bireyin beden algısıyla ilgili ciddi psikolojik sorunlar yaşadığını gösteren bir rahatsızlıktır" dedi. Yeme bozukluklarının dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu etkilediğini belirten Uzman Klinik Psikolog Yücel, anoreksiyanın en ölümcül psikiyatrik rahatsızlıklar arasında yer aldığına dikkat çekti. "Her yıl dünya genelinde yaklaşık 10 bin insan yeme bozuklukları nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu, bize bu sorunun ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı. Anoreksiya nervoza nedir Yücel, anoreksiya nervozanın kişinin kilosu ve bedeniyle ilgili sağlıksız düşünceler geliştirmesi sonucu yeme davranışlarını aşırı kısıtlamasıyla ortaya çıkan bir yeme bozukluğu olduğunu söyledi. Hastalığın en belirgin özelliklerinin vücut ağırlığında anormal düşüş, yoğun kilo alma korkusu ve bozulmuş beden algısı olduğunu belirten Yücel, "Anoreksiya nervoza hastaları genellikle çok zayıf olmalarına rağmen kendilerini şişman hisseder. Bu nedenle sıkı diyetler yapar, aşırı egzersiz yapar ya da yemek yedikten sonra kusma gibi davranışlara yönelebilirler" şeklinde konuştu. Hastalığın her yaşta ve cinsiyette görülebileceğini, ancak en sık ergenlik dönemindeki genç kadınlarda ortaya çıktığını söyleyen Uzman Klinik Psikolog Melike Yücel, "Bu yaş grubu, hem beden algısının şekillendiği hem de sosyal baskıların en yoğun hissedildiği dönemdir. Moda, sosyal medya ve toplumsal beklentiler bu algının sağlıksızlaşmasına neden olabilir" dedi. Anoreksiyanın nedenleri neler Hayat Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Melike Yücel, anoreksiya nervozanın tek bir nedene bağlı olmadığını, genetik yatkınlık, kişilik özellikleri, aile yapısı, toplumsal baskılar ve travmatik yaşam olayları etkisinin bu hastalığın gelişiminde önemli rol oynadığını belirtti. Özellikle mükemmeliyetçi, düşük benlik saygısına sahip ve katı düşünce kalıpları olan bireylerin risk altında olduğunu ifade eden Yücel, "Filtreli ve düzenlenmiş görüntüler gençlerde gerçek dışı bir beden algısı oluşturuyor. Takip ettikleri fenomenlerin ’ideal’ vücut ölçüleri, ergenlerde kendi bedenlerinden memnuniyetsizlik doğurabiliyor ve bu durum anoreksiya riskini artırıyor" diye konuştu. Anoreksiya belirtileri nelerdir Anoreksiyanın erken belirtilerinin fark edilmesinin hayati önem taşıdığını belirten Yücel, şu uyarılarda bulundu: "Aniden kilo kaybetme, yeme davranışlarında değişiklik, kalorilere karşı aşırı hassasiyet, sık sık tartılma, yemeklerden kaçınma, sosyal ortamlardan uzaklaşma, aşırı egzersiz yapma, adet düzensizlikleri, saç dökülmesi, cilt kuruluğu, soğuk hissetme, mide sorunları ve depresyon gibi belirtiler anoreksiya nervozanın göstergesi olabilir. Bu belirtiler gözlendiğinde mutlaka uzman desteği alınmalıdır." Anoreksiya nasıl tedavi edilir Anoreksiyanın tedavisinin yalnızca kilo alımıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Melike Yücel, "Asıl amaç bireyin yemekle ve beden algısıyla ilgili sağlıksız düşünce ve davranışlarını değiştirmektir. Bu nedenle tedavi, doktorlar, psikologlar, diyetisyenler ve aile iş birliğiyle yürütülmelidir" dedi. Özellikle ergen bireylerde aile temelli terapilerin, yetişkinlerde ise bilmekle alakalı davranışçı terapilerin etkili olduğunu belirten Yücel, gerektiğinde psikiyatrik ilaçlarla eş zamanlı tedavi sürecinin de planlanabileceğini söyledi. Yeme bozukluklarının önlenmesine yönelik toplumda farkındalık oluşturulmasının önemine değinen Yücel, ailelerin çocuklarına sağlıklı beden algısı kazandırması gerektiğini belirtti. "Açık iletişim, medya okuryazarlığı, duygusal dayanıklılığı artırma, sağlıklı beslenme eğitimi ve gerektiğinde psikolojik destek, bu hastalığın önlenmesinde en etkili adımlardır" diyerek sözlerini tamamladı.
22 Haziran 2025 Pazar - 11:50
Konya’da kalp krizi geçiren 73 yaşındaki hasta, minimal invaziv yöntemiyle yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu
Konya’da kalp krizi geçiren 73 yaşındaki hasta, minimal invaziv yöntemiyle yapılan dörtlü bypass ameliyatıyla sağlığına kavuştu. Konya’da evinde ani göğüs ağrısıyla uykusundan uyanan 73 yaşındaki Faruk Dügen, durumu çocuklarına bildirdi. Hemen hastaneye kaldırılan Dügen’in kalp krizi geçirdiğinin anlaşılmasının ardından tetkiklere başlandı. Tetkiklerin ardından yapılan değerlendirmede, ameliyat olması gerektiğine karar verilen ve yüksek riskli olarak değerlendirilen Faruk Dügen, operasyon için Medicana Konya Hastanesi’ne nakledildi. Dügen, burada minimal invaziv yöntemiyle yapılan dörtlü bypass ameliyatıyla sağlığına kavuştu. "Minimal invaziv olarak dörtlü bypass yaptık" Hastanın dış kurumda tanısı konulduktan sonra Medicana Hastanesine geldiğini belirten Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Ali Sarıgül, "Hastanın değerlendirmesini yaptıktan sonra minimal invaziv dediğimiz küçük kesiden ameliyata uygun olduğuna karar verdik. Hastayla da konuştuktan sonra bu ameliyatı yapmaya yöneldik ve hastayı hazırladıktan sonra da ameliyata aldık. Hastanın ameliyatı başarılı geçti. Minimal invaziv olarak dörtlü bypass yaptık. Çoklu bypassı gayet güzel başarıyla yapıyoruz. Bu hastalarda iyileşme süreleri daha hızlı olup hastanın hastaneden çıkış süreleri kısalmakta, sosyal hayata dönüş süreleri de kısalmaktadır. Hastamız yaşı itibariyle de bu ameliyatta gayet başarı oranı yüksek oldu. Uzun zamandır da biz zaten minimal invaziv cerrahiyi hem bypass hem de kapak ameliyatlarında yapıyoruz ve sonuçlarımızın da iyi olduğunu düşünmekteyiz" dedi. "Yüksek riskli kabul edilebilecek bir hastaydı" Hastanın dış merkezde, yoğun bakımda intraaortik balon pompası ile takip edilen bir hasta olduğunu söyleyen Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümünden Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal da, "Yüksek riskli kabul edilebilecek bir hastaydı. Hastanın yakını hekim arkadaşımız bizimle temasa geçti. Minimal invaziv cerrahi için görüşmelerde bulundu. Hastanın uygun olduğunu gördük. Hastayı dış merkezden merkezimize getirerek cerrahi işlemini yapmış olduk ve başarı ile sonuçlandı" şeklinde konuştu. "Ameliyat olalı üç hafta oldu, gayet iyiyim" Bir ay önce gece ani bir göğüs ağrısıyla uyandığını anlatan Faruk Dügen (73), "Kalp krizi geçirdiğimi tahmin ederek çocuklara haber verdik. Önce farklı bir hastaneye gittik. Orada 1 gün yoğun bakımda kaldım. Ameliyata karar verildi. Bu arada araştırmamız sonucunda buraya nakil olduk. Burada da bir gün yoğun bakımda kaldıktan sonra Ahmet Nihat Baysal hocam ile Ali Sarıgül hocam nezaretinde ameliyatımız yapıldı. Gayet de başarılı geçti. Şu an itibariyle ameliyat olalı üç hafta oldu, gayet iyiyim" diye konuştu.
22 Haziran 2025 Pazar - 11:46
73 yaşındaki hasta, minimal invaziv yöntemiyle yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu
Konya’da kalp krizi geçiren 73 yaşındaki hasta, minimal invaziv yöntemiyle yapılan dörtlü bypass ameliyatıyla sağlığına kavuştu.
22 Haziran 2025 Pazar - 11:24
Emet ilçesi Dereli Kaplıcaları bölgede az rastlanır şifalı sulara sahip
Kütahya’nın Emet ilçesine bağlı Dereli Kaplıacaları’nda sezon hızlı başladı. Şifalı termal suyu, fırını ve açık havuzuyla başta en yakın ilçe Tavşanlı halkının özellikle hafta sonları akın ettiği Dereli Kaplıcaları’nda hizmet kalitesinin arttırılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. Kütahya Özel İdare Müdürlüğü denetiminde Günlüce Köyü Muhtarlığının işlettiği tesisler elden geçirildi. Yeni özel banyoları ve yenilenen çehresi ile bu yaz Dereli Kapılcaları daha revaçta. Kaplıcalarda ayrıca çadır kamp alanı da var. Suyunun şifası burayı bölgede cazip hale getiriyor. Çeşitli eklem ağrılarına, romatizmal bazı hastalıklara, nevrit, kırık çıkık, dokusal ağrılar, sinir iltihabı, kadın hastalıkları gibi hastalıklara iyi geldiği belirtiliyor.
22 Haziran 2025 Pazar - 10:54
Prof. Dr. Özkan: "Türkiye’deki havuzların yüzde 68’i diş minesini aşındıracak kadar asidik"
Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "Yaz mevsimiyle birlikte yüzme havuzları dolup taşarken, diş sağlığını tehdit eden büyük bir tehlike göz ardı ediliyor. Klorlu havuzlarda kontrolsüz pH seviyeleri, özellikle genç yüzücülerde diş minesinin çözünmesine, hassasiyet artışına ve çürük oluşumuna neden oluyor" dedi. Özkan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Son 5 yılda ‘havuz erozyonu’ nedeniyle başvuran hasta sayısında 3 kat artış gözlemledik. Türkiye’deki havuzların yüzde 68’i güvenli pH aralığının dışında. Bu da diş minesinin mikron mikron erimesine yol açıyor. Havuz suyu gözleri yakmasının ötesinde, dişleri de aşındırıyor" diye konuştu. "Bilimsel Verilerle Açıklanan Gerçekler" Sağlık Bakanlığı 2024 Denetim Raporunda Türkiye genelinde denetlenen 326 havuzun yüzde 68’inin pH değeri güvenli aralığın dışında bulunduğunu, özellikle kapalı spor salonu havuzlarında pH 6.4’e kadar düşerek diş minesini çözünür hale getiren bir ortam oluşturduğuna dikkat çeken Özkan şöyle devam etti: "Journal of Dental Research (2023): Olimpik sporcularda yapılan incelemelerde, yüzde 74’ünde diş minesi erozyonu tespit edildi. Haftalık 8 saatten fazla klorlu suya maruz kalan bireylerde diş minesinin ciddi şekilde aşındığı gözlemlendi. Asit maruziyetinde 5 dakika sonra mine yüzeyinde mikroçatlaklar oluşmaktadır. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Klinik Verileri (2023): 15-25 yaş grubu aktif yüzücülerde ortalama 0.43 mm mine kaybı tespit edildi. Bu oran, normal bireylerin 4 katı." Özkan: mine gittikten sonra geri getirmenin mümkün olmadığını ifade ederek, "Parlayan diş, sağlıklı diş değil. Hastalar bazen ‘dişim beyazladı, parladı’ diye geliyor. Oysa bu, mine tabakasının incelip alttaki dentin renginin yansımasıdır. Yani diş, parlaklaştığı anda aslında savunmasız hale gelmiştir. Çocuklarda süreç çok daha hızlı. 12 yaş altı çocukların diş minesinin kalınlığı, yetişkinlere göre %30 daha azdır. Bu da, klor maruziyetinin çocuklarda 2 kat daha hızlı erozyona yol açtığı anlamına gelir. İstanbul’da yüzme kurslarına katılan çocukların yüzde 41’inde bu durum erken evrede görüldü." Tek seansla başlayan süreç. Klorlu havuz suyunda pH seviyesi 6.8’in altına düştüğünde, diş minesinin %97’sini ana yapısı olan hidroksiapatit kristalleri çözülmeye başlar. Sadece 1 yüzme seansı bile 1-3 mikronluk mine aşınması oluşturabilir. En büyük yanlış. Havuzdan çıkar çıkmaz diş fırçalamak, asitle yumuşamış mineyi zımpara gibi kazımak demektir. En az 30 dakika bekleyin, ardından florürlü ve aşındırıcı olmayan bir macunla fırçalayın" dedi. Özkan, diş sağlığını tehdit dden 5 kritik riski ise şöyle sıraladı: "Klor Kokusuna Aldanmayın: Güçlü koku, yüksek klor değil, kloramin birikimidir. Bu madde mineyi aşındıran asidik yapıyı tetikler. Tuzlu Havuzlar Daha Zararlı Olabilir: Tuzlu su sistemlerinde elektrolizle açığa çıkan hidrojen peroksit, diş minesini klordan daha agresif biçimde aşındırabilir. Dişteki Renk Değişiminin Gerçek Nedeni: Mine aşındıkça alt tabaka olan sarı dentin görünür hale gelir. Bu, genellikle yanlışlıkla "beyaz leke" sanılır ama aslında erozyon belirtisidir. Standart Ağız Koruyuculara Dikkat: Uygun olmayan koruyucular, havuz suyunu ağız içinde hapsederek mineye 3 kat daha uzun temas süresi yaratır. Diş Macunu ve Klor Etkileşimi: Florürlü diş macunlarındaki sodyum lauril sülfat, klor kalıntılarıyla birleştiğinde aşındırıcı kimyasal reaksiyonlar başlatabilir." Özkan’dan koruyucu stratejileri ise şöyle sıraladı: "Dijital pH Ölçüm Cihazı Kullanın: Havuz suyunun pH’ı 7.2’nin altındaysa yüzmekten kaçının. Kalsiyum Fosfat İçeren Ağız Spreyleri: Yüzme sonrası ağız içini dengeleyerek asidik etkileri nötralize eder. Gece Florür Jeli Uygulaması: Haftada 2 gece 5.000 ppm’lik jelle yapılan 5 dakikalık uygulama, mine dokusunu onarır. Biyofilm Temizliği: Ayda 1 kez alkalin peroksit içeren ağız gargarası, klorun diş yüzeyine tutunmasını engeller. Riskli Dişlerin Güçlendirilmesi: Havuz hasarı olmadan mine çatlaklı, gizli çürüklü ve önceden aşınmış riskli dişlerinizi güçlendirmek amacıyla Yarık Örtücü ve Anatomik Dolgu gibi diş tedavilerinizi yaptırabilirsiniz." Özkan son olarak, havuzların göründüğü kadar masum olmadığını söyleyerek, "Diş minesi erozyonu sessiz ilerler. Sıcak bir çayda irkiliyorsanız, gece uykunuzda dişleriniz sızlıyorsa, nedenini başka yerde aramayın. Sıklıkla havuza giriyorsanız, dişleriniz suyun içindeki görünmeyen asitlerle savaşıyor olabilir. Biz diş hekimleri için artık yaz ayları ‘havuz hasarı onarma sezonu’na dönüştü. Bu durum bir birey değil, tüm toplum sağlığını ilgilendiren bir problemdir. Önlem basit, farkındalıkla başlar" dedi.
22 Haziran 2025 Pazar - 09:41
Polis Eğitim Merkezi Öğrencileri sağlık elçisi oldu
Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde yürütülen SAHA Sağlık Elçileri Akademisi kapsamında, Erzurum Polis Meslek Eğitim Merkezinin (POMEM) iki ayrı yerleşkesinde eğitim programları gerçekleştirildi. Çat Yolu Polis Eğitim Merkezinde düzenlenen eğitimlerde, Palandöken İlçe Sağlık Müdürlüğü Yıldızkent Sağlıklı Hayat Merkezi personeli tarafından 200 öğrenci ve personele eğitim verildi. Aynı gün Merkez Yerleşkede gerçekleştirilen bir diğer eğitim programı ise Palandöken İlçe Sağlık Müdürlüğü Solakzade Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından yürütüldü. 250 öğrenci ve personele eğitim verildi. Ayrıca katılımcılara karbonmonoksit ölçümü yapıldı. Katılımcılar, sigara bırakma poliklinikleri konusunda bilgilendirilerek yönlendirildi. Bu eğitimlerle birlikte, toplumla doğrudan temas halinde bulunan emniyet personelinin sağlık okuryazarlığının artırılması, bağımlılıkla mücadelenin güçlendirilmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması hedeflendi.
21 Haziran 2025 Cumartesi - 15:13
Sağlık Bakanlığı’ndan anne ölüm oranına ilişkin açıklama
Sağlık Bakanlığı, anne ölüm oranının 100 bin canlı doğumda 11,5’e düştüğünü açıkladı. Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de anne ölüm oranında iyileşme olduğuna ilişkin açıklama yayımladı. Bakanlık açıklamasında, anne ölüm oranına ilişkin 2025 yılı hedeflerinin üzerine çıktığı belirtilerek, "Anne ölüm oranı yüz bin canlı doğumda 11,5’e düştü. Böylelikle ülkemizde şu ana kadar gerçekleşen en düşük anne ölüm oranı sağlanmış oldu" ifadelerine yer verildi. Ülkede bebek ve 5 yaş altı ölüm hızında da düşüş kaydedildi. Bebek ölüm hızı 2023 yılında binde 10,1 iken 2024’te binde 9,0’a geriledi. 5 yaş altı ölüm hızı ise 2023 yılında binde 14,7 iken 2024’te binde 11,1’e düştü. 2005 yılında 28,5 olan oran 2023 yılında 13,5’e düştü Türkiye Ulusal Anne Ölümleri Çalışması 2005 raporunda yüz bin canlı doğumda 28,5 olan anne ölüm oranı, 2017 yılında 14,5, 2023 yılında ise 13,5 olarak kayda geçmişti. 2024 yılında 11,5 ile ülkemizde şu ana kadar belirlenen en düşük anne ölüm oranı gerçekleşti. Anne ölüm oranı, bir toplumda bir yılda gebelik veya gebeliğin ağırlaştırdığı herhangi bir sebeple ölen anne sayısının aynı toplumda aynı yıl içinde canlı doğan bebek sayısına oranının 100 bin ile çarpımı sonucu elde ediliyor. Ülkelerin sağlık otoriteleri, sağlık ve gelişmişlik göstergelerinden biri olarak kabul edilen bu oranı düşürebilmek için eylem planları üzerinde çalışıyor. Türkiye BM’nin 2030 yılı hedefini 2000’lerde yakaladı 1990 yılında 100 bin canlı doğumda 100 olan Türkiye’deki anne ölüm oranı, 2000’li yıllarda hızlanan çalışmalarla düşürülmüş ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamında belirlenen ‘2030’a kadar küresel anne ölüm oranının her 100 bin doğumda 70’in altına indirilmesi’ hedefi, 2000’li yılların ortalarında yakalanmıştı. Bebek ve 5 yaş altı ölüm hızı da düşüş gösterdi Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre bebek ölümleri de düşüş gösterdi. 2023’te 9 bin 731 olan bebek ölümü sayısı, 2024’te 8 bin 475 olarak kaydedildi. Bebek ölüm hızı ise aynı yıllar için binde 10,1’den binde 9,0’a geriledi. 5 yaş altı ölüm hızı da düşüşte. 2023’te binde 14,7 olan bu oran, 2024’te binde 11,1 olarak gerçekleşti.
21 Haziran 2025 Cumartesi - 14:55
Safra yolu kaçaklarına ameliyatsız müdahale
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, safra yollarında gelişen kaçaklara yönelik yeni nesil bir tedavi yöntemiyle Ege Bölgesi’nde bir ilke daha imza attı. 47 yaşındaki Libya uyruklu hasta, Türkiye’de sınırlı merkezde uygulanabilen "randevu yöntemiyle peroral kolanjiyoskopi" tekniği sayesinde açık cerrahiye gerek kalmadan sağlığına kavuştu. Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Ferit Çelik ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Kamil Doğan iş birliğiyle gerçekleştirilen işlemde, safra yollarına doğrudan ve görerek müdahale edilerek kaçak noktası başarıyla tespit edildi ve stentleme yöntemiyle tedavi tamamlandı. "Doğrudan görerek müdahale imkanı sunuyor" Doç. Dr. Ferit Çelik, yöntemin detaylarını şu sözlerle aktardı: "Safra yollarındaki kaçaklara müdahalede geleneksel yöntemler her zaman yeterli olmayabiliyor. Bu özel teknik sayesinde, ağız yolundan ilerletilen kamera ile safra kanallarına doğrudan ulaşarak kaçak bölgesine net görüş altında müdahale ettik. Tel yardımıyla stent yerleştirerek safra akışını yeniden düzenledik. Tüm süreci hastamız için ameliyatsız şekilde, minimal invaziv yöntemle tamamladık." "Ege Bölgesi’nde ilk uygulama" Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Kamil Doğan ise, "Safra yolu kaçakları zaman zaman ciddi klinik sorunlara yol açabilir. Bu yöntemi İzmir ve çevresinde ilk kez uyguladık. Görerek müdahale imkânı sayesinde hem hızlı hem de etkili bir sonuç elde ettik. Hastamızın yaşam konforunu ciddi oranda artırdık" açıklamasında bulundu. "En güncel tedavi yöntemlerini sunuyoruz" İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Ahmet Memiş, hastanenin teknolojik vizyonuna dikkat çekerek, "Sadece klasik tedavi yöntemleriyle değil, ileri düzey girişimsel tekniklerle de hizmet veriyoruz. Hedefimiz; dünyada uygulanan en güncel yöntemleri eş zamanlı olarak hastalarımıza ulaştırmak. Bu müdahale, bu yaklaşımımızın güzel bir örneği oldu" dedi.
21 Haziran 2025 Cumartesi - 14:49
Korkuteli Devlet Hastanesi’nde implant tedavisi başladı
Korkuteli Devlet Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde implant tedavisi uygulamaları resmen başladı. Uygulama ile diş kaybı yaşayan hastalara modern, güvenli ve uzun ömürlü çözümler sunulması hedefleniyor. Korkuteli Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Berna Gencel, implant tedavisinin bölgedeki vatandaşlara büyük kolaylık sağlayacağını vurgularken, "Sağlık hizmetlerimizi sürekli geliştirerek vatandaşlarımıza en iyi şekilde hizmet sunma kararlılığındayız. Yeni implant tedavimizin tüm halkımıza hayırlı olmasını diliyoruz Korkuteli ve çevre ilçelerde yaşayan vatandaşlar, bu hizmet sayesinde artık ileri seviye ağız ve diş sağlığı tedavilerini ilçe hastanesinde rahatlıkla alabilecek" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder