Son Dakika
|
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
İstanbul merkezli 16 ilde DEAŞ operasyonu
Galibaf’tan ABD’ye uyarı: "İran halkının haklarını kabul etmekten başka alternatif yoktur"
Kurban Bayramı öncesi İstanbul’da sevk noktalarında yoğun mesai
Türkiye’nin konuştuğu olayda sanık İzzet Kalyon yaşananları anlattı
Sedef Güler cinayeti davasında karar!
İzmir Büyükşehir iştiraklerine yönelik operasyonda flaş gelişme
Silahlı saldırganı etkisiz hale getiren cesur taksici o anları anlattı
Rehin alınan taksicinin cesur müdahalesi kamerada
Kene nedeniyle hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
Uşak’ta tarım arazisinde erkek cesedi bulundu
Hull City, play-off finaline yükseldi
Bakan Fidan, Katar Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Al Thani ile bir araya geldi
Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Schmidt’in görevinden ayrılacağı duyuruldu
Trump, Oval Ofis’teki etkinlik sırasında uyukladı
TFF’den A Milli Takım aday kadrosu haberlerine yalanlama
SAĞLIK
KBB Uzmanı Özbay: "Polen alerjisi olan vatandaşlar, planlarını öğleden sonra veya akşamüstü için planlamalıdır"
12 Mayıs 2026 Salı - 11:20:00
Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, "Polen alerjisi olan hastalar, özellikle polen saatlerinden yani öğleden önce ve sabah saatlerinde yoğun olduğu göz önüne alınarak günlük aktiviteler daha çok öğleden sonra ve akşam saatlerinde planlanmalıdır" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, havaların ısınmasıyla birlikte artan bahar alerjisi hakkında açıklamalarda bulunarak, polen rahatsızlığı olan hastaların, yeşil alanlarda uzak durması eve geldiklerinde de polenlerde arınmak için duş almaları gerektiğini belirtti. Bahar alerjisi hakkında değerlendirmelerde bulunan Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, "Bahar alerjisi tıbbi adıyla mevsimsel alerjik linit, bahar aylarında artan polenler vücudun bağışıklık sisteminin bu polenlere gösterdiği aşırı ve abartılı reaksiyonlar sonucu oluşan bir hastalıktır. En sık belirtileri, şiddetli burun tıkanıklığı, burun akıntısı, nöbetler şeklinde gelen hapşırıklar, göz ve kulak kaşıntıları akciğerlerde de tutmuşsa, kuru öksürük ve solunum yetmezliği gibi belirtilerle ortaya çıkar. Bunun tedavisinde alerji ilaçları, burun damlaları, kulak damlaları ve göz damlaları gibi ilaçlar veriyoruz. Ayrıca polenlere karşı, olan hassasiyeti azaltıcı aşı tedavileri de uygulamalar arasındadır. Polen alerjisi olan hastalar, özellikle polen saatlerinden yani öğleden önce ve sabah saatlerinde yoğun olduğu göz önüne alınarak günlük aktiviteler daha çok öğleden sonra ve akşam saatlerinde planlanmalıdır. Araç parkı veya yürüyüş alanları ve yeşillik alanlarda uzak alanlar seçilmelidir. Eve gelince polenlerden arınma amacıyla duş alınmalıdır. Yine, dışarıda özellikle gözlük ve maske kullanımı da polen temasını azaltılacaktır. Çalışılan ortamlarda ve araçlarda polen filtresi kullanılması da faydalı olacaktır. Ayrıca çamaşırlar evde kurutulmalıdır. Ev havalandırılması daha çok akşam saatlerine ertelenmelidir. Bunların yanında bitkisel çaylar kullanılabilir. Sıvı alınımı bol olmalıdır. Bağışıklığı güçlendirmek amacıyla da C vitamininin yanında sebze ve meyve tüketmek faydalı olur" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 11:11
Hareketsiz yaşama karşı adım attılar
Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde "Sağlık İçin Hareket Et" farkındalığı: Vatandaşlara vücut analizi yapıldı, sağlık çalışanları yürüyüşte buluştu. Manisa’da Merkezefendi Devlet Hastanesi, "10 Mayıs Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü" kapsamında düzenlediği etkinlikle sağlıklı yaşam ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekti. Hastane bahçesinde kurulan stantta vatandaşlara vücut analizi yapılırken, sağlık çalışanları ve vatandaşlar farkındalık yürüyüşünde bir araya geldi. Toplumda hareketli yaşam alışkanlığını yaygınlaştırmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte; hastane personeli, hastalar ve hasta yakınlarına yönelik detaylı vücut analizleri yapıldı. Etkinliğe katılan vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmelerde bulunuldu. Program kapsamında hastane bahçesinde düzenlenen farkındalık yürüyüşüne Hastane Başhekimi Fatma Neslim Yağlı, hastane idarecileri ve sağlık çalışanları katıldı. Yürüyüş sonrası açıklama yapan Başhekim Uzm. Dr. Fatma Neslim Yağlı, fiziksel aktivitenin sağlıklı yaşam için vazgeçilmez olduğuna dikkat çekerek, "Hastalıkların önlenmesinde ve sağlıklı bir yaşam sürdürülmesinde düzenli hareket etmek en az beslenme kadar kritiktir. Bugün burada hem çalışanlarımızla hem de hastalarımızla bir araya gelerek ‘sağlıklı bir gelecek için hareket et’ dedik. Unutmamalıyız ki hareketli bir yaşam, sağlıklı bir ömrün anahtarıdır. Tüm Manisalı hemşehrilerimizi günlük rutinlerine sporu ve yürüyüşü dahil etmeye davet ediyoruz" dedi. Etkinlik, vatandaşların yoğun ilgisi ve toplu yürüyüşün ardından sona erdi.
12 Mayıs 2026 Salı - 10:34
Orzax’tan fibromiyalji hastalığına dikkat çeken etkinlik
Orzax, 12 Mayıs Fibromiyalji Farkındalık Günü kapsamında "Görünmeyen Ağrılar" etkinliğini düzenledi. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, fibromiyalji hastalarının yaşadığı görünmeyen ağrılara dikkat çekilmesi amaçlandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 10:27
Dr. Özercan: "Pankreas kistleri her ne kadar sık olmasa da bir kısmı kansere dönüşme riski taşıyor"
Pankreas kistlerinin her ne kadar sık olmasa da bir kısmının kansere dönüşme riski taşıdığını belirten Gastroenteroloji Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Mübin Özercan, "Bu nedenle özellikle çapı 1 cm’nin üstündeki kistlerin, Fırat Üniversitesi Gastroenteroloji Kliniğimizde düzenli olarak yapılan endoskopik ultrason (EUS) ile ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli, kansere dönüşüm riskinin belirlenmesi ve şüphe olması durumunda ise kist içindeki sıvıdan örnek alınabilmesi açısından önemlidir" dedi. Fırat Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Mübin Özercan, pankreas kistleri hakkında açıklamalarda bulundu. Özercan, "Pankreas kistleri genellikle başka bir nedenle yapılan karın ultrasonu, tomografi, MR gibi tetkikler sırasında saptanan, pankreas dokusu içindeki içi sıvı dolu boşluklardır. Pankreas kistleri genellikle herhangi bir şikayete yol açmıyor ancak nadiren karın ağrısı, bulantı, pankreas iltihabı veya sarılığa neden olabiliyor. Pankreas kistleri her ne kadar sık olmasa da bir kısmı kansere dönüşme riski taşıyor. Bu nedenle özellikle çapı 1 cm’nin üstündeki kistlerin, Fırat Üniversitesi Gastroenteroloji Kliniğimizde düzenli olarak yapılan endoskopik ultrason (EUS) ile ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli, kansere dönüşüm riskinin belirlenmesi ve şüphe olması durumunda ise kist içindeki sıvıdan örnek alınabilmesi açısından önemlidir" diye konuşu. Bazı kistlerin belirli aralıklarla takip edilmesi gerektiğini aktaran Özercan, "Takip sıklığının belirlenmesinde özellikle endoskopik ultrason (EUS) sırasında saptanan bulgular ve kistin büyüme durumu belirleyicidir. Pankreasta gelişen çok büyük kistlerin çevre dokulara zarar vermeleri durumunda ultrason sırasında boşaltılabilir. Kansere dönüşüm riski yüksek olan ve kansere dönüşmüş olan kistler için de cerrahi olarak o bölgenin çıkarılması gerekebilir. Bu nedenlerle pankreas kisti saptanması durumunda kişilerin gastroenteroloji uzmanı tarafından ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
2
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:12
20’li yaşlarda kolon kanseri alarmı: Belirtiler hemoroidle karışıyor
4
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:32
Adana kebabı ve salata ikilisi ’glutatyon’ seviyesini artırıyor
5
10 Mayıs 2026 Pazar- 09:48
Karnındaki devasa şişlik 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi
27 Haziran 2025 Cuma - 10:07
"Ekrana çok maruz kalıyorsanız 20-20-20 kuralını uygulayın"
Dijital cihazların kullanımındaki artışla ‘dijital göz yorgunluğu’ vakalarının da arttığını belirten Op. Dr. Belma Karini, ekran başında uzun süre kalanlara 20-20-20 kuralını uygulamaları tavsiyesinde bulundu. Karini, görme hijyeni konusuna da dikkat çekti. Gelişen teknolojiyle birlikte dijital cihazlar hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Akıllı telefonlar, bilgisayarlar, tabletler ve televizyonlar derken günün büyük kısmı ekran karşısında geçiyor. Ancak bu yoğun ekran maruziyeti, "dijital göz yorgunluğu" adı verilen ve giderek daha fazla kişiyi etkileyen bir sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. Op. Dr. Belma Karini, dijital göz yorgunluğu ve görme hijyeni konusunda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Ekran karşısında gözler alarm veriyor BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Karini, dijital göz yorgunluğunun, uzun süreli ekran kullanımına bağlı olarak gelişen; gözlerde kuruluk, batma, yanma, kızarıklık, kaşıntı, sulanma, bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösteren bir sendrom olduğunu belirtti. Karini, bu rahatsızlığın sadece gözlerle sınırlı kalmayıp baş ağrısı, boyun ve sırt ağrısı gibi sistemik semptomlarla da kendini gösterebildiğini söyledi. Özellikle masa başında çalışan yetişkinler ve uzaktan eğitim alan çocuklarda bu sorunun ciddi boyutlara ulaştığını vurguladı. Op. Dr. Karini’ye dijital göz yorgunluğunun temelindeki üç önemli faktörü şöyle aktardı: "İlki, ergonomik olmayan oturuş biçimleri ve ekrana yanlış mesafeden bakmak gibi fiziksel hatalar. İkincisi, uzun süre yakın mesafeye odaklanmaktan kaynaklanan geçici görme sorunları. Üçüncüsü ise, ekran karşısında göz kırpma sıklığının azalması sonucu oluşan kuru göz tablosudur. Bu faktörler birleştiğinde, hem görsel hem de fiziksel rahatsızlıklar kaçınılmaz hale geliyor." Göz sağlığı için basit ama etkili önlemler Göz sağlığını korumak için uygulanabilecek basit yöntemler bulunduğunu ifade eden Dr. Karini, "Bunlardan en etkilisi, 20-20-20 kuralı olarak bilinen alışkanlık: Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 6 metre (20 feet) uzağa bakmak" diyerek bu alışkanlığın göz kaslarını rahatlattığını söyledi. Dr. Karini, "Özellikle ekranla yoğun çalışan bireylerin bu uygulamayı benimsemesi gerekmektedir. Ayrıca ekranın göz hizasının biraz altında konumlandırılması, ortam ışığının dengeli olması ve yansımaların azaltılması da göz yorgunluğunu önemli ölçüde azaltabilir" şeklinde konuştu. "Gözlük, beslenme ve uyku faktörleri önem taşıyor" Dijital ekran karşısında yansıma önleyici camlara sahip gözlüklerin kullanılması göz konforunu artırıyor. Kontakt lens kullanıcılarının ise nemlendirici göz damlalarıyla göz yüzeyini desteklemesi öneriliyor. Dr. Karini ayrıca, A ve E vitamini ile Omega-3 bakımından zengin besinlerin tüketilmesinin göz sağlığını olumlu etkilediğini ve düzenli, kaliteli uykunun ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti. Çocuklar daha fazla risk altında Dijital ekranlar sadece yetişkinleri değil, gelişme çağındaki çocukları da ciddi biçimde etkiliyor. Yapılan araştırmalar, 10-17 yaş arası çocukların yüzde 83’ünün günde 3 saatten fazla ekran başında vakit geçirdiğini gösteriyor. Dr. Karini, bu sürenin göz sağlığının yanı sıra miyopi gelişimi, dikkat dağınıklığı ve uyku bozuklukları gibi pek çok sorunu da beraberinde getirdiğini belirtti. Amerikan Pediatri Akademisi’nin ekran kullanım süreleriyle ilgili önerilerine dikkat çeken Dr. Karini, 0-2 yaş grubu için ekranın tamamen yasaklanması, 2-5 yaş arası çocuklar için ise günlük sürenin bir saati aşmaması gerektiğini vurguladı. "Gözleriniz için dijital alışkanlıklarınızı gözden geçirin" Dr. Karini, dijital ekranların artık hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabul etmekle birlikte, bu yeni yaşam tarzının beraberinde getirdiği göz sağlığı risklerine karşı toplumun daha bilinçli olması gerektiğini söyledi. Karini, "Görme hijyenimizi koruyarak hem gözlerimizi hem de genel yaşam kalitemizi koruyabiliriz" sözleriyle açıklamalarını sonlandırdı.
27 Haziran 2025 Cuma - 10:05
Yunusemre’den bağımlılıkla mücadelede ilk adım
Yunusemre Belediyesi ile Manisa Yeşilay Danışmanlık Merkezi işbirliğinde, belediye personeline yönelik olarak düzenlenen bağımlılıkla mücadele seminerinde madde, tütün, alkol ve dijital bağımlılık konuları tüm yönleriyle ele alındı. Yunusemre Belediyesi Ana Hizmet Binası’ndaki toplantı salonunda gerçekleşen seminerde, bağımlılığın fiziksel, psikolojik ve sosyal boyutları katılımcılarla paylaşıldı. Programa, Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Emine Özge Arslan, Sağlık İşleri Müdürü Birsen Öcal ve Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şaver Yüksel de katıldı. Seminerde sunum yapan Sosyal Hizmetler Uzmanı Merve Ayhan, tütün ürünlerinin zararlarına dikkat çekerek, "Sigara dünyada ve ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunudur. Yüksek oranda nikotin içermesi nedeniyle bağımlılık yapma potansiyeli yüksektir. Her yıl dünyada 8 milyon kişi sigaraya bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor." dedi. Ayhan, sigara, nargile ve pipo kullanımının zamanla psikolojik ve fiziksel bağımlılık oluşturduğunu ifade ederken, tütün ürünlerinde 4 binden fazla kimyasal madde bulunduğunu ve bunların ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını vurguladı. Teknoloji bağımlılığına da değinen Ayhan, dijital bağımlılığın da madde ve alkol bağımlılığıyla benzer bir döngüye sahip olduğuna dikkat çekti. Özellikle çocukların küçük yaşta ekranla tanışmasının uzun vadeli olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirtti. Seminer sonunda katılımcılara broşürler dağıtılırken, bağımlılıkla mücadelede erken müdahale ve toplumsal farkındalığın önemi bir kez daha vurgulandı.
27 Haziran 2025 Cuma - 10:05
Medical Point’te gelişmiş teknoloji ile bel fıtığına etkili müdahale
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Gürkan, uzun süredir bel fıtığına bağlı bacak ve bel ağrısı yaşayan Mesut Güç’ü tam kapalı, endoskopik yöntemle başarıyla ameliyat etti. Sağ bacağında şiddetli ağrı ve çekilme hissi ile birlikte bel ağrısı şikayetleri yaşayan Mesut Güç, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bu durum nedeniyle hastaneye başvurdu. Yapılan muayene ve MR görüntülemeleri sonucunda bel fıtığı teşhisi konulan hastaya, endoskopik disk cerrahisi önerildi. Doç. Dr. Gökhan Gürkan, hastanın durumu ve uygulanan tedaviyle ilgili şu açıklamalarda bulundu: "Mesut Bey bize bel ve sağ bacağına yayılan şiddetli ağrılarla başvurdu. Özellikle bacakta çekilme hissi yaşam kalitesini oldukça düşürüyordu. MR görüntülemeleri sonucunda ciddi bir bel fıtığı tespit ettik. Kendisine, tam kapalı endoskopik yöntemle ameliyat önerdik.Bu yöntemle fıtık, yalnızca birkaç milimetrelik bir kesiden kamera eşliğinde çıkarılıyor ve hastalar çok hızlı toparlanıyor.Endoskopik disk cerrahisinin en önemli avantajlarından biri, kesi yerinin çok küçük olması ve hastaların çok kısa bir süre içinde günlük yaşantılarına dönebilmesidir. Mesut Bey de ameliyat sonrası aynı gün yürüyebildi ve bir gün sonra taburcu edildi. Şu anda hiçbir ağrısı kalmadı." Hastanın aynı zamanda bir anestezi asistanı hekimin babası olduğunu belirten Doç. Dr. Gürkan, sağlık camiasından gelen bu güvenin kendileri için ayrıca kıymetli olduğunu vurguladı. Ameliyat sonrası yaşadığı değişimi anlatan Mesut Güç ise, "Sağ bacağımdaki ağrı ve çekme hissi artık tamamen geçti. Gökhan Bey ve Ali Bey çok güzel bir ameliyat yaptı. Şu anda kendimi çok iyi hissediyorum. Hiçbir şikayetim kalmadı. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim." dedi. Doç. Dr. Gürkan, bel ve bacak ağrısı, uyuşma ya da yürüyüş bozukluğu gibi şikayetleri olan kişilerin vakit kaybetmeden bir beyin ve sinir cerrahına başvurmaları gerektiğini belirterek, "Uygun hasta grubunda, kapalı bel fıtığı ameliyatı hem konforlu hem de güvenli bir çözümdür" mesajını verdi.
27 Haziran 2025 Cuma - 09:51
Erzurum’da "Organ Nakli Farkındalık" konferansı
Atatürk Üniversitesi Araştırm Hastanesi’nde" Organ Nakli Farkındalık Konferansı" yapıldı. Konferansta Dr. Öğr. Üyesi Necip Altundaş, Atatürk Üniversitesi’nde yürütülen organ nakli çalışmaları hakkında bilgi verdi. Uz. Dr. Abdullah Can ise organ bağışı ve farkındalık eğitimi konularında sunum yaptı. Organ bağışının önemi, etik boyutu ve sağlık sistemindeki yeri gibi başlıkların ele alındığı konferans, sağlık çalışanları ve öğrencilerin yoğun katılımıyla tamamlandı.
27 Haziran 2025 Cuma - 09:46
Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği’nden TVHB’ye ziyaret
Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği, Türk Veteriner Hekimleri Birliği’ni (TVHB) ziyaret etti. Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği Başkanı Ali Küçükoğlu ve üye Naim Deniz Ayaz, TVHB’yi ziyaret etti. Yapılan toplantının ardından açıklamalarda bulunan Eroğlu, Küçükoğlu ve Ayaz, gıda güvenliğinin önemine dikkat çekti. TVHB’de gerçekleşen görüşmede konuşan TVHB Başkanı Eroğlu, Dünya’da 2 konuda yarış olduğunu söyleyerek, "Bunlardan bir tanesi artan nüfusun gıda ihtiyaçlarını karşılamak, diğeri de kaliteli ürün elde edebilmek" dedi. TVHB olarak Dünya Gıda Güvenliği Günü’yle ilgili çalışmalar içerisinde olduklarını belirten Eroğlu, "Veteriner hekimler, özellikle hayvansal proteinin tüketilmesi açısından insanların sağlıklı ve dengeli beslenmesi için stratejik meslek konumundalar" ifadelerini kullandı. Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği Başkanı Ali Küçükoğlu, Dünyada 200’e yakın kanserden çeşitli gıda enfeksiyonlarına varıncaya kadar 200 hastalıktan bahsedildiğini söyleyerek, "Her yıl 1 milyon 600 bin kişinin bu gıda kaynaklı hastalıklardan rahatsızlandığını, etkilendiğini görüyoruz. Bununla beraber özellikle az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde her yıl 110 milyon dolara yakın gıda kaynaklı enfeksiyonlardan intoksikasyonlardan kaynaklı maliyetin çıktığını da ifade ediyorlar. Tabi bu noktada bir risk değerlendirmesi yapıldığında insanların gıda kaynaklı enfeksiyon ve intoksikasyonlara maruz kalma nedenleri araştırıldığında bunların yüzde 90’ının hayvansal gıdalar olduğunun ancak yüzde 10’unun bitkisel kaynaklı gıdalardan ileri geldiğini görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Veteriner hekimliğin özellikle hayvansal gıdalar noktasında sorumlulukları oldukça büyük" Veteriner hekimlik mesleğinin yalnızca hayvanların tanı ve tedavisinde değil hayvanlardan elde edilen insanların tüketime sunulan gıdalarda da etkin rol oynadığına dikkati çeken Küçükoğlu, "Zaten veteriner fakültelerinin 5 yıllık eğitimleri boyunca özellikle gıda hijyeni, gıda kalitesi ve veteriner halk sağlığı konularında yoğun dersleri almakta. Bunları başarıyla geçtikten sonra hekim unvanı almaktalar. Dolayısıyla veteriner hekimliğin özellikle hayvansal gıdalar noktasında sorumlulukları oldukça büyük" ifadelerine yer verdi. "TVHB’nin gıda ile ilgili yaptığı çalışmaları takip ediyoruz" Dünya nüfusunun yüzde 1’ini Türk toplumunun oluşturduğunu anlatan Küçükoğlu "Biz nüfus olarak dünyanın 18’inci ülkesiyiz. Ama yayın sırasında 14’üncü ülkesiyiz. Yani nüfusa göre yayın anlamında daha fazla yayın yapan, daha fazla akademik çalışma yapan bilim insanlarının oluşturduğu bir ülkede yaşıyoruz. Bunun teması olan bilimin aksiyonda olması, bilimin bu alanda görev alması da bizlerin sorumluluğunun bir kez daha arttırılıyor. Biz TVHB’nin gıda ile ilgili yaptığı çalışmaları, gerek sosyal medyada olsun gerek diğer çalıştaylarında olsun bu tür faaliyetleri zaten izliyoruz, takip ediyoruz. Oldukça önemsiyoruz. Mesleğimizin de çatı bir kurumu. Bizler de dernek olarak, veteriner gıda hijyenistleri derneği olarak bu önemli meseleye her zaman katkı sunmak adına sizlerin yanındayız" açıklamasında bulundu. "Olağanüstü doğa olayları gıda güvencesini tehlikeye altına sokmakta" Üye Naim Deniz Ayaz ise, toplantıda konuşulan konulara ilişkin, "Özellikle gıda güvenliği ve gıda güvencesi üzerine oluşan, son günlerde artan baskı ve bunlarla bilimsel olarak nasıl mücadele edilebileceği, veteriner hekimlerin neler yapabileceği konusunda istişarelerde bulunduk. Bu manada özellikle artan nüfus kırdan şehre göç, küresel iklim değişikliğinin oluşturduğu kuraklık, yağış rejimindeki değişmeler ve elbette olağanüstü doğa olayları gıda güvencesini tehlikeye altına sokmakta" dedi. Zoonotik hastalıkların gıda güvenliği riskini daha fazla stres altına aldığını dile getiren Ayaz, "Bu manada bizim veteriner hekimler olarak yaklaşımımız çiftlikten itibaren tüketiciye ulaşana kadar bütün bir gıda zinciri içerisinde başta zoonoz hastalıklar olmak üzere gıda kayıp ve israfına neden olabilecek etkenlerle mücadele etmek" şeklinde konuştu. Toplantının ana gündemi biyogüvenlik ve su güvenliği Gıda güvenliği konusunda çalışmalar yapmanın veteriner hekimler olarak görevleri olduğuna dikkati çeken Ayaz, "Bugün başkanımla bu manada hayvanlarda biyogüvenlik alanında neler yapmamız gerektiğini, bu konudaki mevzuat açıklarımızı ve bu alanda neler yapabileceğimiz konusunda ilk görüşmemizi gerçekleştirdik. Bu alanda çalışmalar yapmamızın veteriner hekimler olarak üzerimize düşen vazifelerden biri olduğunu değerlendiriyoruz" diye konuştu. Taze ve temiz su üretiminin de önemini vurgulayan Ayaz, sözlerine şöyle devam etti: "Ülkemizin sahip olduğu suyun yüzde 78’ini gıda üretimi amacıyla kullanıyoruz. Temiz ve taze su üretimi. Bu manada alınan küresel kararlar alternatif su kaynaklarının daha yoğun kullanılması ve verimli kullanılması ile ilgili. Bu manada da bir gıda güvenliği riskinin olabileceğini gündeme getirmek istedik. Çünkü bu atık su arıtma testlerinden elde edilen suların gıda üretiminde kullanılmasıyla aynı zamanda bazı zoonotik hastalıkların ve antibiyotik direnç genlerinin de geçmesi söz konusu olabiliyor. Bu manada da neler yapmalıyız? Mevcut kapasitemizdeki atık su arıtma tesisleriyle ilgili olsun, bu suların kullanımı ile ilgili olsun. Kapasitemiz ne durumda, neler yapabiliriz veteriner hekimler olarak üzerimize ne düşebilir konusunda istişarelerde bulunduk. Bu konuda çalışmalarımızı genişletmeyi düşünüyoruz."
27 Haziran 2025 Cuma - 09:43
SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Ünitesi açıldı
Onkoloji hastalarına üst düzey sağlık hizmeti verilmesi amacıyla güçlendirilen kadro ve son teknoloji tıbbi cihazlarla donatılan SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Ünitesi törenle açıldı. SANKO Holding Onursal Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, törende yaptığı konuşmada, büyük özveriyle kurulan onkoloji ünitesinin, hastalara şifa dağıtması dileğinde bulundu, emeği geçenlere teşekkür etti. Konukoğlu, "Hastanenin temelini 1993 yılında atarken, ‘bir gün Gaziantep hastaneler şehri olarak hastalara şifa merkezi olacak’ demiştik, bugün yeni ünitemizi hizmete açarken o sözü hatırladım" dedi. SANKO Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Zeki Konukoğlu ise onkoloji ünitesinin kuruluş sürecine değinerek, "Onkoloji Ünitemizin mimarı olarak Pittsburgh Üniversitesi Cerrahi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Atilla Soran hocamıza teşekkür etmek istiyorum. Amerika’dan bizlere her zaman destek verdi. Prof. Dr. Levent Elbeyli, Prof. Dr. Göktürk Maralcan ve Prof. Dr. Mustafa Yıldırım Hocalarımız sürece sahip çıkarak, bulunduğumuz noktaya gelmemizi sağladılar" dedi. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı da konuşmasında 1996 hizmete açılan SANKO Üniversitesi Hastanesi’nin gelen talepler doğrultusunda 2009 yılından bu yana iki binada hizmet verdiğine dikkat çekti. Sürekli büyüyen ve gelişen hem hastanenin hem de üniversitenin başarılarına her geçen gün yenilerini eklediğini kaydeden Prof. Dr. Dağlı, "Onkoloji ünitemizin, merkeze ve enstitüye evrilmesiyle daha fazla bilimsel çalışmaya ışık tutacak ve bilimsel çalışmalarda yer alacak olmamız bizler için ayrı bir gururdur. Bu konularda desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen başta Onursal Başkanımız Abdulkadir Konukoğlu olmak üzere Mütevelli Heyet Başkanım Zeki Konukoğlu ve Yönetim Kurulu Başkanımız Adil Sani Konukoğlu’na üniversitemiz ve hastanemiz adına şükranlarımı arz ediyorum. Onkoloji ünitemizin fikir babası olan Atilla Hocam süreci her aşamada adım adım takip etti, Amerika’dan geldi, gece gündüz demeden çevrimiçi toplantılarımıza katıldı. Prof. Dr. Levent Elbeyli Hocamız da daha önceki idarecilik vasfını da kullanarak koordinatör olarak sürekli işin başındaydı. Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Metin Bayram, Genel Sekreterimiz Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Tıp Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Salih Murat Akkın, Hastanemizin Genel Müdürü Dr. Sermet Kileci ve hastanenin teknik ekibi her türlü desteği verdiler. Deneyimleriyle daima yönlendirici oldular. Emeği geçenlere çok çok teşekkür ediyorum, şehrimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. "Gaziantep ve bölge için önemi büyük" SANKO Üniversitesi Onkoloji Ünitesi Süpervizörü de olan Pittsburgh Üniversitesi Cerrahi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Atilla Soran, kısa zamanda çok güzel bir ünitenin açılışında hep beraber tanıklık etmekten duyduğu memnuniyete vurgu yaptı. Prof. Dr. Soran, "Onkoloji ünitesi ve radyasyon onkolojisi ünitesi bir yıldan daha az süre içerisinde yapıldı. Bu güzel ünite hem hastalarımıza hem de Gaziantep ve bölgedeki kanser hastalarına son teknolojiyi en son tedavi hizmetini verecek şekilde tasarlandı" ifadelerini kullandı. Onkoloji ünitesinin bir sonraki aşamasında onkoloji merkezi ilerideki aşaması ise onkoloji enstitüsüne dönüşerek bölgeye ve tüm Türkiye’ye hizmet etmeyi amaçladıklarının altını çizen Prof. Dr. Soran, "Bu güzel ve anlamlı günde yanımızda olduğunuz için sizlere teşekkür ediyorum. Ayrıca bu süreçleri yöneten ve ünitenin oluşmasında çok hızlı şekilde çalışan ve emeklerini, fikirlerini koyan bütün herkese teşekkür etmek istiyorum. Ünitemiz hayırlı ve uğurlu olsun" diye konuştu. Konuşmaların ardından SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Ünitesi’nin açılışı yapıldı. Onkoloji Ünitesi ve günübirlik tedavi merkezini gezen konuklar, tedavi alan hastalarla sohbet imkanı buldu. Ayrıca çok yakında hizmete girecek olan Radyasyon Onkolojisi Ünitesi ve içinde yer alan son model radyoterapi cihazı ile konuklara tanıtıldı. Düzenlenen törene, SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, SANKO Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeleri Dr. İbrahim Konukoğlu ve İhsan Akyol, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Metin Bayram, Üniversite Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü ve Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Prof. Dr. Ayşen Bayram, İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Said Ustaoğlu, Gaziantep-Kilis Tabip Odası Başkanı Dr. Kazım Doğan Eroğulları, Sani Konukoğlu Vakfı Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Naci Boran, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Dr. Sermet Kileci, Genel Müdür Yardımcıları Rabia Ağar ve Hüseyin Söylemez, Hastane Mesul Müdürü Dr. Mehmet Subaşı, TOBB Gaziantep Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Ayşen Ahi, akademisyenler, hekimler ve yöneticiler katıldı.
27 Haziran 2025 Cuma - 09:15
Uzmanlar uyardı: "Grip sandığınız ölümcül kene ısırığı olabilir"
Yaz aylarında artan kene tutunmalarına karşı uyaran Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, "İlk belirtiler arasında baş ağrısı, yüksek ateş, halsizlik ve eklem ağrıları yer alır. Bu semptomlar grip ile karıştırılabilir" dedi.
27 Haziran 2025 Cuma - 09:10
Aşılama geriledi: Milyonlarca Çocuk risk altında
Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Eda Kepenekli, Covid-19 pandemisinin ardından aşı ve bağışıklığa olan güvenin sarsılması, artan aşı karşıtlığı ve kararsızlık nedeniyle milyonlarca çocuğun kızamık, tüberküloz ve çocuk felci gibi ölümcül hastalıklara karşı korumasız kaldığına dikkat çekti.
27 Haziran 2025 Cuma - 08:57
Hava değişikliklerine karşı çocukları koruyun
Sık sık değişen hava sıcaklığı en fazla çocukları tehdit ediyor. Özellikle ilköğretim çağındaki öğrenciler değişen hava sıcaklıklarından en fazla etkilenen grup içinde yer alıyor. Uzmanlar, ilköğretim ve ana sınıflarına devam eden öğrenciler arasında soğuk algınlığının çok sık görüldüğünü ve bunun ihmal edilmesi halinde daha ağır hastalıklara sebebiyet verdiğini söylüyor. Çocukların kolay hastalanmasının, beslenmede eksiklikler olduğunu gösterebileceğine dikkat çeken uzmanlar, çocukların özellikle bu mevsimlerde bol sıvı ve C vitamini ihtiva eden gıdalarla beslenmesi gerektiğini vurguluyor. Hava sıcaklıklarının sürekli farklılaştığı bu dönemde havaları günlük güneşlik görüp çocuklara ince giydirmemek gerektiğini söyleyen uzmanlar, mevsim değişiklikleri yüzünden çocukların en çok hastalandığı dönemde olduğumuza işaret ediyor. Çocuklarda vücut ısısı 38 derecenin üzerine çıktığında ateşlenmenin başladığına dikkat çeken uzmanlar, ateşin dereceyle yapılan koltuk altı ölçümlerinden anlaşılabileceğini belirtiyor. Uzmanlar, vücut ısısının 38 dereceyle 38.9 derece arasında olduğunda, eğer çocuk iyi görünüyorsa ve herhangi bir rahatsızlık belirtisi yoksa endişelenecek bir durum olmadığını söylüyor. Ateşin yükselmesi durumunda ailelerin doktora başvurmadan önce, kendi imkânlarıyla ateşi düşürmek için uğraşmasını tavsiye eden uzmanlar, "Çocuğunuz ateşlendiğinde önce soyulması gerekir. Ortam ısısı 22-24 derecenin üzerinde olmamalı, bol sıvı verilmelidir. Ilık duş aldırılabilirse bu da faydalı olur. Eğer çocuğun yaşı 12’den büyükse, bazı ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir’’ dedi.
26 Haziran 2025 Perşembe - 17:21
İngiliz hasta, Fethiye’de ’Kapalı Omurga Tümörü’ operasyonuyla sağlığına kavuştu
Fethiye Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’nde, İngiliz hastaya açık ameliyat yerine uygulanan kapalı (minimal invaziv) omurga tümörü operasyonu, ileri yaştaki hastalar için umut oldu. İngiltere vatandaşı 78 yaşındaki Alan Keith Gardıner, şiddetli sırt ağrısı ve hareket kısıtlılığı şikayetleriyle Fethiye Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkiklerde, daha önce tanı konmuş malign melanomun omurgaya metastaz yaptığı belirlendi. Hastanın tedavi süreci, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Necati Uğur Hazar tarafından yürütüldü. Yaşı ve genel sağlık durumu nedeniyle açık cerrahinin yüksek risk taşıması üzerine, 3 aşamalı kapalı yöntemle müdahale edildi. "Her bel ağrısı bel fıtığı olmayabilir" Dr. Hazar, "Hastamızda omurgaya yayılmış metastatik tümör nedeniyle ciddi ağrı ve yaşam kalitesinde düşüş vardı. Bu gibi ileri yaş vakalarında klasik açık cerrahiler yüksek risk taşıyabiliyor. Bu yüzden biyopsi, termal ablasyon ve kifoplasti işlemlerini içeren kapalı bir tedavi uyguladık. Ayrıca her bel ağrısı bel fıtığı olmayabilir" dedi. "Hastaneden memnuniyetle ayrıldılar" Operasyon sonrası memnuniyetini dile getiren Alan Keith Gardıner, "Bel ağrısı olduğu için hastaneye geldim. Doktor bey doğru teşhis koydu ve ameliyat oldum. Çok başarılı bir operasyondu. Dün ameliyat oldum, bugün çok iyiyim. Doktordan tüm hastane çalışanlarına kadar herkes çok ilgiliydi, çok memnunum" dedi. "Doktor Bey, her şeyi açıklayıcı bir şekilde anlattı" Eşi Rehana Gardıner ise, "Sadece hastayla değil, doktor bey benimle de yakından ilgilendi. Bu süreci psikolojik olarak ben de yaşadım. Doktor bey her şeyi açıklayıcı bir şekilde anlattı. Çok memnunuz, sağlıklı bir şekilde evimize döneceğiz" dedi. Hastane tarafından yapılan açıklamada; tümörün kesin tanısı için özel iğneyle doku örneği alınarak biyopsi yapıldı. Termal Ablasyon: Radyofrekans veya soğuk ablasyon yöntemiyle tümör hücreleri lokal olarak yok edildi. Kifoplasti; çöken omurga kemiği balon yardımıyla yükseltilip kemik çimentosu ile sabitlendi. Bu vaka, ileri yaşta ve sistemik hastalıkları bulunan bireylerde omurga tümörlerinin tedavisinde kapalı cerrahi yöntemlerin güvenilirliğini bir kez daha ortaya koydu" denildi.
26 Haziran 2025 Perşembe - 16:18
Bilecik’te de obezite ile savaş başladı
Bilecik’te "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" projesiyle obeziteyle mücadele kapsamında belirlenen noktalarda boy ve kilo ölçümleri yapılmaya başlanıldı. Yapılan çalışma hakkında bilgi veren Gölpazarı İlçe Devlet Hastanesi Başhekim Dr. İbrahim Dairecioğlu, Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde hayata geçirilen "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" projesi kapsamında ilçelerinde belirlenen noktalarda boy ve kilo ölçümleri yapılmaya başlandığı söyledi. Dairecioğlu, "Gölpazarı Toplum Sağlığı Merkezi’ne bağlı ekiplerce Hükümet Konağı, kapalı pazar gibi kalabalık noktalarda boy ve kilo ölçümleri yapılırken, kişilerin beden kitle indeksi hesaplanarak BKİ değeri 25 kg/m ve üzeri olan bireylerin sağlık kuruluşlarına yönlendirilmeleri yapıldı. Obezite, ‘vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı yağ birikmesi’ olarak tanımlanmaktadır. Vücut ağırlığının, boy uzunluğunun karesine bölünmesi ile hesaplanan beden kütle indeksinin 25 veya üzerinde olması fazla kiloluluk, 30 veya üzerinde olması ise obezite olarak değerlendirilmektedir. Gerek fazla kiloluluk gerekse obezite tüm dünya ile birlikte ülkemizde de artmaktadır. Fazla kiloluluk ve obezite nedenlerinin birçoğu önlenebilir durumlardır; önleme ve mücadelede en önemli iki unsur ise sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin artırılmasıdır. Kampanyanın temel amacı; toplumda fazla kiloluluk ve obezite ile mücadele konusunda farkındalık oluşturulması, vatandaşlarımızın sağlıklı kilo aralığını öğrenmesi ve ölçüm sonuçlarına göre ihtiyacı olanların sağlık hizmetine ulaşmasının sağlanmasıdır. Sağlıklı Hayat Merkezlerine, İlçe Sağlık Müdürlüklerine ve Toplum Sağlığı Merkezlerine başvurarak ücretsiz şekilde beslenme ve fiziksel aktivite danışmanlığı hizmetleri alabilirler. Ayrıca obezite taraması için kayıtlı olduğunuz Aile Hekiminize başvurabilirsiniz. İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa projesi kapsamında Mayıs ayı ortasından itibaren yaklaşık 500 kişinin ölçümleri yapılmış olup BKİ değeri yüksek olan kişilerin ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilmeleri yapılmıştır" dedi.
26 Haziran 2025 Perşembe - 15:14
Van’da zorlu el ameliyatı: 10 saatlik mücadeleyle hayata tutundu
Ağrı’dan Van’a sevk edilen ağır el yaralanmalı hasta, 10 saat süren zorlu bir operasyonla ampütasyondan kurtarıldı. Ağrı’da ateşli silah yaralanması sonucu sağ elinde ciddi doku kaybı ve parçalanma meydana gelen hasta, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanenin el cerrahisi kliniğinde gerçekleştirilen ameliyatla, sağ el bileği seviyesinden bütünlüğü bozulan ve tüm parmaklarında kan dolaşımı bulunmayan Sezgin Soray isimli 35 yaşındaki hasta, elini kaybetmekten son anda kurtarıldı. Ağrı ilinden 112 Acil Sağlık ekipleri aracılığıyla hastaneye getirilen hastanın, yapılan ilk değerlendirmede el bileği seviyesinden itibaren tüm el dokularının ağır hasar aldığı ve elin büyük kısmının hayati fonksiyonlarını yitirdiği tespit edildi. 10 saatten uzun süren ameliyatta önce ölü dokular temizlendi. Yaralanmanın en ağır olduğu üçüncü ve dördüncü parmaklar uzaklaştırıldı. Bu parmaklardan alınan kemik dokularla yeniden bir el iskeleti oluşturuldu. Ana damarlarla parmak damarları arasındaki boşluklar ise vücudun başka bölgelerinden alınan damar greftleriyle onarıldı. Parmaklara yeniden kan dolaşımı sağlanınca ameliyat başarıyla tamamlandı. "Yeni bir kemik iskeleti oluşturduk" Konuya ilişkin konuşan El Cerrahisi Op. Dr. Şuayıp Akıncı, yaklaşık 25 gün önce Ağrı ilinden hastaneye yönlendirildiğini belirtti. Dr. Akıncı, "Mesleği çobanlık olan hasta, dominant sağ elinden ateşli silah yaralanması nedeniyle 112 Acil Servis aracılığıyla hastanemize sevk edilmiştir. Hastayı değerlendirdiğimizde, sağ el bileği seviyesinden itibaren elin anatomik bütünlüğünün tamamen bozulmuş olduğunu tespit ettik. Bütün parmaklar yalnızca tendonlarla ön kola tutunur haldeydi ve parmaklarda kan dolaşımı yoktu. Sağ elin, bilek seviyesinden itibaren kaybedilme riski oldukça yüksekti. Hastayı acil olarak ameliyata aldık. Yaklaşık 10 saat süren operasyon sırasında öncelikle yaşamını yitirmiş, beslenmesi bozulmuş dokuları temizledik. Üçüncü ve dördüncü parmakların ileri derecede tahrip olması nedeniyle bu parmakları uzaklaştırmak zorunda kaldık" dedi. "Elinin büyük bir kısmının yaşaması sağlandı" Eli ve parmakları besleyen damarlar arasında ciddi boşlukların olduğunu anlatan Akıncı, "Bu boşlukları kapatmak amacıyla hastanın bacak ve ayak bölgelerinden damar greftleri aldık. Bu damarları kullanarak kan dolaşımını yeniden sağladık. Parmaklara kan akımının geri döndüğünü gözlemledikten sonra operasyonu sonlandırdık. Hasta, ameliyat sonrası el cerrahisi servisimizde takip altına alındı. Uygulanan tedaviyle hastanın elinin büyük bir kısmının yaşaması sağlandı. İyileşme sürecinde, fonksiyonlarını tekrar kazanabilmesi için bir dizi ek ameliyata daha ihtiyaç duyacaktır" diye konuştu. "Ellerimize gözümüz gibi bakmamız gerekir" Elin vücudun önemli bir uzvu olduğuna dikkat çeken Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ellerimizi yalnızca bir araç gibi değil, değerli birer uzuv olarak görmemiz gerekiyor. Öfke ya da anlık tepkilerle elimizle cama, duvara vurmak gibi davranışlar geri dönüşü olmayan ciddi hasarlara yol açabilir. Bu tür yaralanmaların önüne geçebilmek için toplum olarak bu konuda daha bilinçli olmamız, ellerimize adeta gözümüz gibi bakmamız gerekir." Yaylada çobanlık yaparken ateşli silah yaralanması sonucu sağ elinden yaralandığını ve ardından gözünü hastanede açtığını Sezgin Soray isimli hasta ise yapılan başarılı operasyonla elinin büyük bir kısmının kurtarıldığını belirterek, Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya ve ameliyatı gerçekleştiren ekibe teşekkür etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder