SAĞLIK
Başkan Kaya’dan Aydın Şehir Hastanesi’ne övgü 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:47:38 Ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek olan Aydın Şehir Hastanesi, polikliniklerin de taşınmasıyla birlikte tam kapasite hizmet vermeye başlarken, hastaneye gelen İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya, duyduğu memnuniyeti dile getirerek "Hastanemiz çok güzel ve ferah olmuş" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi açılışı yapılan Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi, polikliniklerin de taşınmasıyla birlikte Aydın’da tam kapasite hizmet vermeye devam ediyor. Bin 300 yatak kapasitesi ile Aydın halkına birinci sınıf sağlık hizmeti sunması beklenen hastane 189 poliklinik sayısı ile hizmet vermeye başladı. Sabahın erken saatlerinde polikliniğe gelen vatandaşlar da hastane personelleri tarafından kapıda karşılanarak gidecekleri bölümlere yönlendirildi. "Aydın’a her şey yakışır" Aydın Şehir Hastanesi’nde kalan Yenipazar Belediyesi eski başkanı Zafer Savcı’yı ziyarete gelen İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya da, hastaneden övgü dolu sözlerle bahsetti. Aydın Şehir Hastanesi’nin kente önemli bir değer kattığını ifade eden İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya, hastaneden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Aydın Şehir Hastanesi’ne bugün, yeni açılan Acarlar Yolu’ndan geldik. Öncelikle Özlem Başkanı teşekkür ederim. 5 dakikada İncirliova’dan geldik. Bir köprü kalmış yapılacak. O köprüde yapılınca İncirliova ile Şehir Hastanesi arası 10 dakika sürmez. Bu yol güzel olmuş. Koçarlı’ya İncirliova’ya faydası var. Şehir Hastanesi’ne eski Yenipazar Belediye Başkanımız Zafer Savcı’ya ziyarete geldim. Güzel bakıyorlar. Hastanemiz çok güzel olmuş. Ferah olmuş. Herkes ilgileniyor. Sağ olsunlar. Güvenlikçisinden personeline kadar herkes yardımcı oluyor. İlk gün olması sebebiyle biraz karmaşa var ama en kısa zamanda o da düzene girer. Hastane çok güzel olmuş. Odalar çok güzel. Vesile olan herkesten Allah razı olsun. Aydınımıza hayırlı olsun. Aydın değişen ve gelişen bir il. Herkesin göç ettiği bir il. Aydın’a her şey yakışır" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:06 Çözüm bulamadığı bel ağrısından ‘ağrı pili’ ile kurtuldu Gaziantep’te ilaç tedavisine ve defalarca ameliyat olmasına rağmen kronik ağrıları nedeniyle 5 yıldır zorlu bir yaşam süren 61 yaşındaki Saniye Kal, kentte ilk kez uygulanan "ağrı pili" yöntemi sayesinde sağlığına kavuştu. Belinde 5 yıldır hissettiği kronik ağrıları nedeniyle yürüme güçlüğü çeken ve eğilip kalkmakta zorlanan Saniye Kal, bel bölgesinden 6 defa ameliyat olan, beline platin, 20 vida takılan, 4 defa algolojik tedavi alan ve defalarca fizik tedavi gördü. Gittiği hastanelerde ağrılarına ilaç tedavisiyle çözüm bulamayan Kal’ın omurgası, ameliyatla takılan 20 metal vidalarla sabitlendi. Kal, geçirdiği operasyona rağmen şiddetli ağrı, uyku problemi ve yürüme güçlüğü çekmesi nedeniyle hayatını idame ettiremez hale geldi. Ağrılarından "ağrı pili" tedavisi sayesinde kurtuldu Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvuran Kal, algoloji bölümü doktorları muayene etti. Doktorlar Kal’a "ağrı pili" tedavisi uygulanmasına karar verdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniğinden Op. Dr. Abdullah Duman ve ekibinin başarılı operasyonu sonucu Kal, yıllardır süren ağrılarından hastanede uygulanan "ağrı pili" tedavisi sayesinde kurtuldu. Bel bölgesine pil yerleştirilen Kal, 5 yıldır geçmeyen ve son 1 yıldır dayanılmaz bir hal alan ağrılarından kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor. "Hastalarımıza umut olmaya devam edeceğiz" Kronik ağrıları nedeniyle yıllardır zorlu bir yaşam süren Saniye Kal’ın kentte ilk kez uygulanan "ağrı pili" yöntemi sayesinde sağlığına kavuştuğunu belirten Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, "Hastamız bacak ağrıları nedeniyle birçok ameliyat geçirmiş. Hastamıza 20’ye yakın bir vida ameliyatı uygulanmış. Ama geçmeyen ağrıları nedeniyle hastanemize başvurdu. Gaziantep’te ve bölgede ilk defa uygulanan tedaviyle hastamız sağlığına kavuştu. Hastamız omurgaya yerleştiren ‘ağrı pili’ sayesinde ağrılarından tamamen kurtuldu. Hastamız da çok mutlu. Hastanemizde bu tarz vakaları yapmaya devam edeceğiz ve hastalarımıza umut olmaya devam etmeyi planlıyoruz" dedi. "Hastamızın iyileşmesi bizi mutlu etti" Hastanın sağlık durumu ve "ağrı pili" tedavisiyle ilgili bilgi veren Operatör Doktor Abdullah Duman ise, "Hastamız daha önce 3 kere ayaklarından, 3 kere de torakolomber bölgeden ameliyat olmuştu ve bel bölgesinde 20 adet vida vardı. Buna rağmen ağrıları geçmiyordu. Ağrıları geçmemesi üzerine algoloji hekimlerimiz tarafından takibe alınmıştı. Algoloji hekimleri tarafından hasta için ‘ağrı pili’ düşünülüp bize yönlendirildi. Biz de hocamızla beraber değerlendirdik ve hastamıza ‘ağrı pili’ni uygun gördük. Hastaya detaylı bilgilendirmeyi yaptık. Hastanın da kabul etmesi üzerine yaklaşık yarım saat süren bir operasyonla elektrotları sırtına yerleştirdik. Karnının tarafına da bir jeneratör koyduk ve bu şekilde hastanın ağrılarının azaldığını gördük. Bu durum bizi gerçekten memnun etti" şeklinde konuştu. "Sağılığıma kavuştuğum için çok mutluyum" 5 yıldır hissettiği ağrılardan kaynaklı birçok tedavi yöntemi denediğini ve çok sıkıntılı günler yaşadığını dile getiren hasta Saniye Kal da, hastanede gerçekleştirilen operasyonda bel bölgesine yerleştirilen pil ile şikayetlerinden kurtulduğunu belirterek, "Çok ameliyat geçirdim, ağrılarım çok fazlaydı ve bir türlü geçmiyordu. Geceleri uyuyamıyordum, sürekli belim ve ayaklarım ağrıyordu. Günde 6-7 tane de hap içiyordum. Yaklaşık 5 yıldır bu durumdaydım. Şimdi çok şükür iyiyim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim" diye konuştu.
Siirt’te obezite ile mücadele devam ediyor
28 Haziran 2025 Cumartesi - 13:44 Siirt’te obezite ile mücadele devam ediyor Siirt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, sağlıklı yaşamın teşviki amacıyla il merkezinde açılan stantlarda, vatandaşlara obezite, dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi hakkında bilgilendirmeler yapılıyor. Güres Caddesi Sancaklar Ortaokulu yanı, Millet Bahçesi, Siirt Park, Hayrettin Özgen Parkı, Devlet Hastanesi ve Toplum Sağlığı Merkezlerinde bilgilendirme stantları kurularak boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri yapılarak, vatandaşların beden kütle indeksi hesaplandı. Normal değerlerin altında ve üstünde çıkan vatandaşlar, diyetisyenlere ve obezite taramalarını yaptırmaları için kayıtlı oldukları aile hekimlerine başvurmaları için yönlendirildi. Obezitenin dünya genelinde son yıla bakıldığında iki kattan fazla artış gösterdiğini belirten Diyetisyen Nevzat Ertaş, obezitenin yalnızca vücuttaki yağ oranın artmasıyla ilişkilendirilemeyeceğini belirtti. Ertaş; "Obezite, insülin direnci, tip diyabet, kolesterol, hipertansiyon, eklem hastalıkları, kalp damar hastalıkları, bazı kanser türleri ve hatta depresyonla ilişkilendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre ülkemiz obezite nüfusunun en fazla olduğu 10 ülkeden biri arasındadır. Ülkemizde yine Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre her 3 yetişkinden 1’i obeziteye sahipken her 3 yetişkinden 1’i yine hafif kilo sınıfındadır. Bu yükselişi engellemek adına Sağlık Bakanlığımız belirli eylem planları ve eylem programları düzenlemektedir. Bu programlardan biri de bugün gerçekleştirmiş olduğumuz ideal kilonu öğren, sağlıklı yaşa kampanyasıdır. Siirt ilinde en az 40 bin nüfusa ulaşmayı hedeflemekteyiz. Bugüne kadar yapmış olduğumuz çalışmalarda 31 bin vatandaşımıza ulaştık. Vatandaşlarımızın sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirerek bu hizmetten faydalanmalarını tavsiye etmekteyiz’’ dedi. Vatandaş Mansur Oktay ise boyunu ve kilosunu ölçtüğünü belirterek, "Biraz yağlanmam olmuş. Onları egzersiz yaparak biraz daha eritmem gerekiyor" diye konuştu.
Siirt’te obezite ile mücadele devam ediyor
28 Haziran 2025 Cumartesi - 13:43 Siirt’te obezite ile mücadele devam ediyor Siirt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, sağlıklı yaşamın teşviki amacıyla il merkezinde açılan stantlarda, vatandaşlara obezite, dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi hakkında bilgilendirmeler yapılıyor. Güres Caddesi Sancaklar Ortaokulu yanı, Millet Bahçesi, Siirt Park, Hayrettin Özgen Parkı, Devlet Hastanesi ve Toplum Sağlığı Merkezlerinde bilgilendirme stantları kurularak boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri yapılarak, vatandaşların beden kütle indeksi hesaplandı. Normal değerlerin altında ve üstünde çıkan vatandaşlar, diyetisyenlere ve obezite taramalarını yaptırmaları için kayıtlı oldukları aile hekimlerine başvurmaları için yönlendirildi. Obezitenin dünya genelinde son yıla bakıldığında iki kattan fazla artış gösterdiğini belirten Diyetisyen Nevzat Ertaş, obezitenin yalnızca vücuttaki yağ oranın artmasıyla ilişkilendirilemeyeceğini belirtti. Ertaş; "Obezites, insülin direnci, tip diyabet, kolesterol, hipertansiyon, eklem hastalıkları, kalp damar hastalıkları, bazı kanser türleri ve hatta depresyonla ilişkilendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre ülkemiz obezite nüfusunun en fazla olduğu 10 ülkeden biri arasındadır. Ülkemizde yine Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre her 3 yetişkinden 1’i obeziteye sahipken her 3 yetişkinden 1’i yine hafif kilo sınıfındadır. Bu yükselişi engellemek adına Sağlık Bakanlığımız belirli eylem planları ve eylem programları düzenlemektedir. Bu programlardan biri de bugün gerçekleştirmiş olduğumuz ideal kilonu öğren, sağlıklı yaşa kampanyasıdır. Siirt ilinde en az 40 bin nüfusa ulaşmayı hedeflemekteyiz. Bugüne kadar yapmış olduğumuz çalışmalarda 31 bin vatandaşımıza ulaştık. Vatandaşlarımızın sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirerek bu hizmetten faydalanmalarını tavsiye etmekteyiz’’ dedi. Vatandaş Mansur Oktay ise, boyunu ve kilosunu ölçtüğünü belirterek, "Biraz yağlanmam olmuş. Onları egzersiz yaparak biraz daha eritmem gerekiyor" diye konuştu.
‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasına ilgi her geçen gün artıyor
28 Haziran 2025 Cumartesi - 13:38 ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasına ilgi her geçen gün artıyor ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasına ilgi artıyor. Kampanya kapsamında ölçüm yaptıranların yaklaşık yüzde 35’i fazla kilolu, yüzde 26’sı ise obez çıktı. Sağlık Bakanlığı’nın ülke genelinde hayata geçirdiği ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının altıncı haftası sonunda Türkiye genelinde yüzde 47,1’i erkek, yüzde 52,9’u kadın olmak üzere 4 milyon 923 bin 302 kişinin boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirildi. Ölçümler sonucunda 2 milyon 985 bin 25 kişinin vücut kitle indeksi ‘normal’ kilo aralığının üzerinde çıktı. Ölçümü yapılan kişilerden, yaklaşık yüzde 6’sının ‘zayıf’, 33’ünün ‘normal’, yüzde 35’inin fazla kilolu ve yüzde 26’sının ‘obez’ aralığında olduğu; erkeklerde ‘fazla "kiloluluk’, kadınlarda ise ‘obezite’ oranının fazla olduğu belirlendi. Bir haftada 1,2 milyon ölçüm gerçekleştirildi Kampanyanın 14-20 Haziran tarihlerini kapsayan altıncı haftasında, katılım rekoru yenilendi. 590 bin 732’si erkek, 662 bin 129’u kadın olmak üzere toplam 1 milyon 252 bin 861 kişinin boy-kilo ölçümü yapıldı. Ölçümü yapılanlardan sadece yüzde 6,1’i ‘zayıf’ çıktı Ölçümler sonucunda kampanya katılan kişilerin vücut kitle indeksi (VKİ) belirlendi. Bu verilerden hareketle yapılan analizde, kampanyaya katılan 1 milyon 252 bin 861 kişinin yüzde 6,1’inin zayıf (VKİ
KSBÜ’de ’Bilim Kafe’ etkinliği gerçekleştirildi
28 Haziran 2025 Cumartesi - 13:10 KSBÜ’de ’Bilim Kafe’ etkinliği gerçekleştirildi Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından Türkiye genelinde eş zamanlı olarak başlatılan ’Bilim Kafe’ etkinlikleri çerçevesinde anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kütahya Belediyesi Kent Kahvesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, KSBÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Tekin, ’Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri’ konulu bilgilendirici bir sunum gerçekleştirdi. Dr. Tekin, birinci basamak sağlık hizmetlerinin yalnızca aile hekimliğinden ibaret olmadığını, Toplum Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri gibi kurumların da vatandaşlara ücretsiz ve hayati önem taşıyan hizmetler sunduğunu ifade etti. Kolon kanserinde erken teşhisin önemi vurgulandı Sunumunda kanser taramalarının önemine özellikle değinen Dr. Tekin, Türkiye’de kadın ve erkeklerde en sık rastlanan 3’üncü kanser türünün kolon kanseri olduğunu belirtti. Vatandaşları düzenli kontrole davet eden Dr. Tekin, "50 yaş üzerindeki her bireyin, sağlık merkezlerinde yapılabilecek basit testlerle veya 10 yılda bir kolonoskopi ile tarama yaptırması hayati önem taşıyor. Bu hastalık erken evrede yakalandığında tamamen tedavi edilebiliyor" dedi. "Kumar bağımlılığı aile içinde büyük yıkımlara yol açan gizli bir tehlike" Dr. Tekin, sunumunun bir bölümünü de bağımlılıkla mücadele konusuna ayırdı. Sigara ve alkol gibi klasik bağımlılıkların yanı sıra, günümüzde internet ve mobil cihazlar üzerinden yayılan kumar bağımlılığının özellikle gençler ve çocuklar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. Kumar bağımlılığının aile içinde büyük yıkımlara yol açan gizli bir tehlike olduğunu belirten Dr. Tekim, bu durumun fark edilmesinin zor ancak etkisinin çok yıkıcı olduğunu aktardı. "Bu tür organizasyonlar toplumda sağlık bilinci oluşturmak için önemli" Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Tekin’in sunumu büyük ilgi gördü. Etkinlik sonunda konuşan KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin, bu tür organizasyonların toplumda sağlık bilinci oluşturma açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Bilimin toplumla buluşmasını sağlayan bu değerli organizasyonun bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
Tüp bebekte yeni dönem: Yapay zeka destekli başarı
28 Haziran 2025 Cumartesi - 12:47 Tüp bebekte yeni dönem: Yapay zeka destekli başarı İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Tüp Bebek Merkezi, ileri teknolojileri kullanarak çocuk sahibi olmak isteyen ailelere umut oluyor. Yapay zeka destekli sistemlerle donatılmış modern laboratuvar altyapısı, embriyo seçiminde büyük avantajlar sunarken, başarı oranlarını da önemli ölçüde artırıyor. Tüp bebek (IVF) tedavisinde en kritik aşamalardan biri olan embriyo seçimi, artık geleneksel yöntemlerin ötesine geçerek gelişmiş görüntüleme sistemleri ve yapay zeka algoritmalarıyla yapılabiliyor. Bu kapsamda kullanılan embriyoskop teknolojisi, embriyoları 7 gün 24 saat kesintisiz izleyerek gelişimlerini en doğru şekilde analiz etme olanağı tanıyor. Medical Point Tüp Bebek Merkezi’nde kullanılan yapay zeka teknolojisi sayesinde embriyolar yalnızca morfolojik olarak değil, potansiyel genetik yapıları açısından da değerlendirilerek en sağlıklı embriyonun seçilmesi sağlanıyor. Böylece tutunma potansiyeli en yüksek embriyonun transferiyle başarı şansı ciddi oranda artıyor. Kadının yaşı, infertilite süresi ve nedeni gibi bireysel faktörlerin yanı sıra, embriyo kalitesini belirleyici sistemlerin kullanılması da tedavi sürecinin etkinliğini artırıyor. Medical Point Tüp Bebek Merkezi, bu süreci multidisipliner yaklaşımla yürütüyor ve kişiye özel tedavi planlarıyla ailelere en güvenli ve bilimsel çözümleri sunuyor. Prof. Dr. Memiş: "Teknolojiyi, insan hayatına dokunan sonuçlarla buluşturuyoruz" Medical Point Hastaneler Grubu Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Ahmet Memiş, yapay zeka destekli tüp bebek uygulamalarının önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Tıpta teknolojik gelişmelerin en değerli olduğu alanlardan biri üreme sağlığıdır. Tüp bebek tedavisinde kullandığımız yapay zeka sistemleri, başarıyı sadece sayısal olarak değil, sağlıklı bebek doğum oranlarıyla da artırmaktadır. Amacımız, bu süreci hem bilimsel hem insani açıdan en doğru şekilde yöneterek ailelerin hayallerine sağlıklı ve güvenli bir şekilde ulaşmalarını sağlamaktır."
Sıcak hava keneleri harekete geçirdi: 1 kene, 10 bine yakın yumurta bırakabiliyor
28 Haziran 2025 Cumartesi - 11:34 Sıcak hava keneleri harekete geçirdi: 1 kene, 10 bine yakın yumurta bırakabiliyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Çetin, özellikle haziran ayının ortasından itibaren yaşanan sıcaklık artışının kenelerin doğaya yayılmasını hızlandırdığını belirterek vatandaşları uyardı. Prof. Dr. İlhan Çetin, 1 kenenin yaklaşık 10 bin yumurta bırakabildiğini söyledi. Türkiye genelinde hava sıcaklıklarının hissedilir derecede yükselmesiyle birlikte kene popülasyonu da hızla artıyor. Özellikle Orta Anadolu’da artan hava sıcaklıklarıyla beraber yoğunlaşan kene vakaları, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı riskini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, kenelerin insan ve hayvanlardan kan emerek beslenmeye başladığı bu dönemde vatandaşların dikkatli olması ve önlem alması gerektiğini vurguluyor. Özellikle haziran ayının ortasından itibaren yaşanan sıcaklık artışının kenelerin doğaya yayılmasını hızlandırdığını söyleyen Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Çetin, vatandaşları uyardı. "Keneler sıcaklık artmadan yumurtadan çıkmaz" Prof. Dr. İlhan Çetin, bu yıl haziran ayının ortalarına kadar bölgenin bol yağış aldığını ve havaların serin geçtiğini söyleyerek, "12-13 Haziran tarihlerinden itibaren ciddi bir ısınma gördük. Kenelerin yumurtadan çıkmaları, hava sıcaklığıyla yakından ilişkilidir. Hava, belli bir sıcaklığa ulaşmadan keneler yumurtadan çıkmaz. Bu dönemde de gerçekten çok fazla kenenin yumurtadan çıktığı, tabiata yayıldığı, insanlara ve hayvanlara tutunmak suretiyle onlardan beslendiğini görüyoruz. Çok sayıda kene ısırma vakalarını, hem kendi hastanemizde hem de çevre hastanelerde görmekteyiz. Havalar ısındıkça, haziran, temmuz, ağustos, eylül aylarında kene ısırma vakalarını daha fazla görüyoruz. Mart ve nisan aylarında daha az, ekim ve kasım aylarından itibaren de azaldığını görebiliriz" diye konuştu. "Kenelerin 4 fazı var" Kenenin biyolojik döngüsünü anlatan Çetin, "Kenenin 4 fazı vardır. Bu 4 fazdan birbirlerine geçerken, ya insandan ya da hayvandan kan emmek ister. Sıcak havalarda kan emme ihtiyaçları daha fazla arttığı için hem hayvanlara hem de insanlara doğru gelip onlardan tutunarak kan emme ve ısırma riski daha yüksektir. Keneler yumurtadan çıktıktan sonra, biz ona larva diyoruz, nimf haline gelebilmesi için beslenmesi gerekiyor. Bu esnada sürüngen olabilen tavşan, kirpi ve fare gibi hayvanlardan beslenmek suretiyle onlardan kanı emer. Çünkü larva hali çok küçüktür ve daha küçük hayvanlara tutunma ihtimalleri daha yüksektir. Küçük hayvanlardan düştükleri esnaya, aç nimf diyoruz. Nimflerinde bir üst aşamaya geçerek, erişkin hale gelebilmeleri için beslenmeleri gerekiyor. O vakitte ise vahşi hayattaki tilki, ayı ve domuz gibi hayvanlara daha fazla tutunuyorlar. Bu hayvanlardan da bırakıldığı zaman, erişkin olabilmeleri için tekrardan bir şekilde tutunmaları gerekiyor. O dönemde de hayvanlardan evcil hayvanlara, koyundan sığıra ve o bölgede bulunan hayvan cinsine göre hayvanlara veya insanlara tutunarak tekrardan karnını doyuruyor" şeklinde konuştu. "1 kene, 10 bine yakın yumurta bırakabiliyor" Kenelerle mücadelenin en etkili yolunun erken müdahale olduğunu vurgulayan Çetin, "Kene, erişkin olduğunda çiftleşiyor. Erişkin kene yumurtluyor. 1 kene, 10 bine yakın yumurta bırakabiliyor. Eğer kene yumurtalarını bırakmadan önce hayvanların üzerindeyken bir şekilde bertaraf edilebilirse, keneye karşı yapabileceğimiz en büyük mücadeleyi yapmış oluruz" dedi.
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde "Onkolojide Güncel Bakış" konulu toplantı düzenlendi
28 Haziran 2025 Cumartesi - 10:38 SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde "Onkolojide Güncel Bakış" konulu toplantı düzenlendi SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Ünitesi’nin açılışı nedeniyle, "Onkolojide Güncel Bakış" konulu bilimsel toplantı düzenlendi. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı toplantıda yaptığı konuşmada, sağlık temalı üniversite olarak ilk görevlerinin öğrenci ve sağlık profesyoneli yetiştirmek olduğunu belirtti. Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Beslenme ve Diyetetik ile Hemşirelik Bölümlerinin önceki yıllarda akredite olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Dağlı, "Bu yıl Dekanımız Prof. Dr. Salih Murat Akkın ve Dekan Yardımcımız Prof. Dr. Ayşen Bayram’ın on yıldan bu yana süren çabaları sonucunda Tıp Fakültemiz de akredite oldu ve üniversitemiz de kurumsal akreditasyonunu tamamladı" dedi. Kurumsal akreditasyonun öğrencilere mezuniyetlerinde diplomanın yanında verecekleri ek transkript belgesinde, Türkiye Yeterlik Çerçevesi (TYÇ) logosunu kullanacaklarına dikkat çeken Prof. Dr. Dağlı, belgenin önemini, "Bu, Avrupa ülkelerinde de üniversitemizin diplomasının tanındığı anlamına geliyor. Mezunlarımız Avrupa’da çalışmak isterlerse Avrupa yeterlik çerçevesine de uyduğumuzun bir kanıtı" sözleriyle dile getirdi. Prof. Dr. Dağlı, "Onkolojide Güncel Bakış" konulu bilimsel toplantıya ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, konuşmacı ve katılımcılara teşekkür etti. Hem bilim ve hizmet üreteceğiz SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı ve Onkoloji Ünitesi Koordinatörü Prof. Dr. Levent Elbeyli ise konuşmasına Tıp Fakültesine girişinin 50. yılında onkoloji ünitesinin açılışı gibi kıymetli bir projede yer almaktan gurur duyduğunu söyledi. SANKO Üniversitesi Onkoloji Ünitesi Süpervizörü Prof. Dr. Atilla Soran’ın yaklaşık 1,5 yıl önce onkoloji ünitesi kurulması ile ilgili düşüncelerini paylaştığında SANKO Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Zeki Konukoğlu ve SANKO Ailesi’nin tüm mensuplarının destek verdiğini hatırlatan Prof. Dr. Elbeyli, şöyle devam etti: "Ben hep şuna inanıyorum; şimdi adı ünite ama merkez olacak ve bir gün mutlaka enstitüye dönecek, biz de hem bilim hem hizmet üreteceğiz, hastalarımıza şifa dağıtacağız. Türkiye’nin zorlu bir coğrafyasında yaşıyoruz. Böyle bir hizmete vesile olmak gerçekten çok önemli. Prof. Dr. Atilla Soran Hocama teşekkür ediyorum, Amerika’dan buraya bu işe emek vermek için gelip gitmesi, bizi sürekli sıkıştırması, her ayrıntıya dikkat etmesi gerçekten takdire şayan. Rektörümün, Rektör Yardımcımın, Genel Sekreterimin, Dekanlarımın, Genel Müdürümün, tüm idarecilerim ve teknik ekipten arkadaşlarımın böyle büyük bir işin içinden bu kadar kısa sürede ve hakikaten hatasız çıkılmasından büyük mutluluk duyuyorum. Katılımınız ve bilimsel toplantımıza misafir olup destek verdiğiniz için sayın hocalarıma çok teşekkür ediyorum, her birinize tekrar hoş geldiniz diyorum." Bölgede onkoloji merkezine acil ihtiyaç olduğunu düşündük SANKO Üniversitesi Onkoloji Ünitesi Süpervizörü de olan Pittsburgh Üniversitesi Cerrahi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Atilla Soran da Gaziantep’te olmaktan her zaman çok mutlu olduğuna vurgu yaparak sözlerine başladı. Onkoloji Ünitesi ile ilgili çalışmalara başlamalarında yaklaşık 1,5 yıl önce elde ettikleri bölgenin kanser verilerinin çok iç açıcı olmamasının etkisi olduğunu bildiren Prof. Dr. Soran, "Bu bölgede onkoloji merkezine acil ihtiyaç olduğunu düşündük ve bir planlama yaparak yönetim kuruluna sunduk" ifadelerini kullandı. Yönetim kurulundan aldıkları tam destek ile hayallerini gerçekleştirmek için yola çıktıklarını kaydeden Prof. Dr. Soran, "Onkoloji Merkezi, hastanenin A Blok giriş katında 200 metrekare alanda poliklinik, kan alma, sekretarya, hasta kayıt ve günü birlik kemoterapi ünitesi olarak modern şekilde tasarlanmış, altyapı tüm ihtiyaçlara göre yenilenmiştir. Radyasyon Onkoloji Ünitesi ise binanın eksi 2 katına ciddi bir yatırım ve mühendislik ile indirilmiştir. İki adet radyoterapi cihazına hizmet verecek şekilde düzenlenmiş ünitede tüm güvenlik tedbirleri eksiksiz yerine getirildi, hasta ve çalışan güvenliği ön planda tutularak son derece aydınlık ve ferah ortam oluşturuldu. Radyoterapi cihazı dünya standartlarında olup, kısa bir süre sonra hizmet vermeye başlayacaktır" değerlendirmesi yaparak, sürecin yönetimindeki başarıya değindi. "İlk konuştuğumuzda ihtiyaçları sorduk, veriye ihtiyaç olduğunu öğrenince eğitimler verdik, topladığımız veri sayısında 1,641 gibi çok güzel bir rakam var elimizde" diyen Prof. Dr. Soran, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Çok rahatlıkla söyleyebilirim; Türkiye genelinde onkoloji merkezi yok, onkoloji üniteleri var. Bizim düşündüğümüz, enstitüye giden bu yolda sizlerin de desteğiyle Türkiye’ye örnek olacağız. Ülkemize bir şeyler katabilmek beni her zaman mutlu etmiştir, bugün burada olduğunuz için hepinize çok teşekkür ediyorum." Bilimsel toplantı Açılış konuşmalarının ardından toplantının bilimsel kısmına geçildi. Toplantı yöneticiliğini yapan Pittsburgh Üniversitesi Cerrahi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Atilla Soran, "Kanser Tanı ve Tedavisinde Multidisipliner Yaklaşımın Önemi", SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı ve Onkoloji Ünitesi Koordinatörü Prof. Dr. Levent Elbeyli, "Bölgemizde Kanser Dağılımı, Evreleri ve SANKO Üniversitesi Onkoloji Ünitesi Verileri", Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferah Yıldız, "Radyoterapide Güncel Durum", Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Türkkan Evrensel, "Sistemik Tedavide Güncel Durum", Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Melis Gültekin, "Radyoterapide Nelere Dikkat Etmeliyiz: Hasta Seçimi Ve Komplikasyon Yönetimi", SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Göktürk Maralcan, "Kanser Cerrahisi: Sınırlı mı, Geniş mi?" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, "Kanserde Moleküler Testlerin Önemi" ve SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Beril Balcı Topuz, "Radyoterapide Kısa Zamanlı Tedavi mi, Uzun Zamanlı Tedavi mi?" konulu sunum yaptı. Toplantıya SANKO Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram, Genel Sekreter Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü ve Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşen Bayram, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Dr. Sermet Kileci, Genel Müdür Yardımcıları Rabia Ağar ve Hüseyin Söylemez, Mesul Müdür Dr. Mehmet Subaşı, Irak Duhok Üniversitesinden, Gaziantep ve bölge illerinden akademisyenler ve hekimler katıldı.
Aşırı terleme vitamin eksikliği habercisi olabilir
28 Haziran 2025 Cumartesi - 10:28 Aşırı terleme vitamin eksikliği habercisi olabilir Eskişehir’de çocuk doktoru olan Özlem Kuğu, çocuklarda görülen terlemenin çoğu zaman normal bir durum olduğunu ancak bazı belirtilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde görev yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Kuğu, çocuklarda görülen terleme şikayetleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Baş ve boyun bölgesinde terlemenin çocuklarda sık görüldüğünü belirten Kuğu, "Baş ve boyun bölgesi, el ve ayak altı Ter bezleri doğuştan aktiftir. Ancak koltuk altı, sırt ve kasık gibi bölgelerdeki ter bezleri ergenlikle birlikte çalışmaya başlar. Bu nedenle bölgesel terlemeler doğal kabul edilmelidir" dedi. "Ailede aşırı terleme varsa, çocuklarda da görülme ihtimali yüksektir" Dr. Kuğu, yatağı ıslatacak ya da çamaşır değiştirecek kadar yoğun terlemenin altında vitamin eksikliklerinin yatabileceğini belirterek, "Bu tarz yoğun terlemelerde D vitamini eksikliği gibi durumlar mutlaka değerlendirilmelidir. Ancak vakaların büyük bir bölümü genetik faktörler öne çıkar. Ailede aşırı terleme varsa, çocuklarda da görülme ihtimali yüksektir" diye konuştu. "Terleme sonrası üşütme yanlış anlaşılıyor" Ayrıca, ’Terledi, hasta oldu’ şeklindeki yaygın kanaatin doğru olmadığını ifade eden Dr. Özlem Kuğu, şunları söyledi: "Terleme tek başına hastalık yapmaz. Ancak terli şekilde rüzgâra maruz kalmak, klima ya da hava akımı nedeniyle vücudun soğuması vücudun direncinin düşmesine yol açabilir. Yani aslında hastalık, terin üzerinde soğumasıyla ortaya çıkar." "Sütlü-kremalı gıdalar tüketildikten sonra su içilmesini öneriyoruz" Dondurma veya sütlü tatlılar tüketildikten sonra ılık su içmenin faydalı olduğunu dile getiren Dr. Kuğu, "Süt ürünleri boğazda kalıntı bıraktığında bakterilerin üremesi için ortam oluşturur. Bu nedenle dondurma, magnolia, tiramisu, ekler gibi sütlü-kremalı gıdalar tüketildikten sonra su içilmesini öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Eğer terleyemezsek, vücut ısısı tehlikeli seviyelere çıkabilir" Terlemenin tedavi edilmesi gereken bir durum olup olmadığının belirli kriterlere bağlı olduğunu söyleyen Dr. Kuğu, "Özellikle sınav dönemlerinde çocukların elleri o kadar terliyor ki, optik formları ıslatabiliyorlar. Bu gibi durumlarda botoks tedavileri ya da stres yönetimi yöntemlerine başvurulabiliyor. Çünkü bu düzeydeki terlemelerin altında stres ve psikolojik etkenler de yatabilir. Terleme; koşu, egzersiz, ateş, stres gibi durumlarda vücudun kendini soğutma mekanizmasıdır. Eğer terleyemezsek, vücut ısısı tehlikeli seviyelere çıkabilir ve iç organlara zarar verebilir" diyerek terlemenin yararını vurguladı.