Son Dakika
|
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Bağdat Caddesi’nde tansiyon yükseldi, polis önledi
Galatasaraylı futbolculardan, basın toplantısında sulu kutlama
Okan Buruk: "Şampiyonluğu yakaladığımız için çok mutluyum"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a tebrik mesajı
Jandarma Genel Komutanlığı SAHA EXPO’da sergilediği teknolojik ürünleriyle dikkat çekti
Dünyada ilk hibrit motorlu ALKA-KAPLAN HİBRİT aracı, dronları havada yakarak imha ediyor
İGA: "DHMİ’ye borcumuz bulunmamaktadır"
SAĞLIK
Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:34:12
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:06
Van’da "Her Gebeye Bir Ebe" projesinden Anneler Günü etkinliği
Sağlık Bakanlığı tarafından anne ve bebek ölümlerini azaltmak amacıyla hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" projesi kapsamında Van’da görev yapan ebeler ile anne adayları, ‘Anneler Günü’ dolayısıyla bir araya geldi. Haziran 2025’te başlatılan ve kamu, özel, üniversite hastanesi ayrımı gözetmeksizin tüm gebelere rehberlik hizmeti sunan proje, Van’da meyvelerini vermeye devam ediyor. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan kadınlara hamileliğin son 3 ayında yoğun destek sağlanan program çerçevesinde, Van Kalesi eteklerindeki Atatürk Kültür Parkı’nda anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Van İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen programda, ebeler ve gebeler diyetisyen gözetiminde sağlıklı kahvaltı yaparken, fizyoterapist eşliğinde egzersiz yaparak moral depoladı. Diyetisyenler tarafından gebelik süresince hem anne hem de bebek sağlığı için kritik öneme sahip olan doğru beslenme yöntemleri hakkında bilgilerin verildiği etkinlikte, anne adaylarına Sağlık Bakanlığının "Annelik Yolculuğu" isimli mobil uygulaması da tanıtıldı. Bilgilendirme sonrası sağlıklı kahvaltılarını yapan anne adayları, daha sonra uzman fizyoterapistler eşliğinde doğru nefes alma ve rahat doğum egzersizlerini uygulamalı olarak öğrendi. İHA muhabirine konuşan Koordinatör Ebe Halime Seyitoğulları, doğum kaygısı olan annelerin yanında olduklarını belirtti. Ebe Seyitoğulları, "Koordinatör ebe sisteminde son üç ayı, son üç ayı kalan gebelerimiz sisteme düşüyor. O gebelerimizi arayıp onlara gerekli bilgileri veriyoruz. Onları hastanelere yönlendiriyoruz. Yapmaları gereken taramalardan bahsediyoruz. Gebe okuluna davet ediyoruz onları. İlk gebeliği olanlara ev ziyaretinde bulunuyoruz. Ev ziyaretinde bulunduğumuz gebenin doğumla ilgili kaygıları varsa onları gidermeye çalışıyoruz. Normal doğuma yönelik egzersizler planlıyoruz, fizyoterapistimizle birlikte. Normal doğumu rahat, kolay, daha kolaylaştırmak amacıyla. Onların korkularını gidermeye çalışıyoruz. Onların aklına takılan soruları gidermeye çalışıyoruz. Daha samimi, daha ihtiyaçları olduğu zaman bize daha rahat ulaşabilmeleri için her zaman yanlarında olduğumuzu göstermek amacıyla Anneler Günü’ne özel kahvaltı düzenledik" dedi. Etkinliğe katılan Ebe Hatun Atay ise anne adaylarıyla bir arada olmaktan mutluluk duyduklarını dile getirerek, "Gebelerimizle beraber güzel bir ortamda buluştuk. Hem fizyoterapist eşliğinde sporlarımızı yaptık hem de diyetisyenimiz eşliğinde kahvaltımızı yaptık" diye konuştu. Aldığı hizmetten duyduğu memnuniyeti dile getiren 32 haftalık gebe Şeyma Öztürkçü, tüm annelerin gününü kutlayarak şöyle konuştu: "Şu anda böyle güzel bir ortamda ebelerimizle ve diğer gebe arkadaşlarımızla güzel bir kahvaltı etkinliği yaptık. Sonrasında sporumuzu yapacağız. Şundan bahsetmek istiyorum; annelik yolculuğumda, gebeliğimde ebelerimizi, yani kendi koordinatör ebemi her zaman yanımda hissettim. Onlardan her zaman bilgi alabildim. Bu benim için çok kıymetli. Kaygılarımı çok azalttı. Gebeliğimin başından itibaren her zaman ulaşabiliyorum. Ev ziyaretime geldiler sağ olsunlar. Onlarla bu süreci yönetmek benim için daha kolay ve rahatlatıcı oldu. Bu yüzden teşekkür ediyorum."
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:01
Vali Varol, Şehir Hastanesi’nde incelemelerde bulundu
Aydın Valisi Dr. Osman Varol, Pazartesi günü itibariyle tüm poliklinik ve yataklı servisleri tam kapasite ile hasta kabulüne başlayacak olan Aydın Şehir Hastanesi’ni ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette Vali Varol, hastanede yürütülen sağlık hizmetleri ile devam eden taşınma ve yerleşim süreçleri hakkında İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul’dan bilgi aldı. Hizmet Başkan ve Başkan Yardımcıları ile Aydın Şehir Hastanesi yönetimi eşliğinde Acil Servis, yataklı servis ve poliklinik alanlarını gezen Vali Varol, yürütülen sağlık hizmetlerini yerinde değerlendirdi. Sağlık personelleri ile sohbet eden Vali Varol, fedakarca görev yapan tüm sağlık personeline çalışmalarında kolaylıklar dileyerek özverili emeklerinden dolayı teşekkür etti. Tedavi gören hastaları da ziyaret eden Vali Varol, vatandaşlarla yakından ilgilenerek geçmiş olsun dileklerini iletti, acil şifalar temennisinde bulundu. Vali Varol, gerekli incelemelerin ardından hastaneden ayrıldı.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:43
Psikolojik destek ertelenmemeli: Dibe vurmayı beklemeyin
Fiziksel hastalıklarda hızla doktora başvurulurken, ruhsal zorlanmalarda "kendi kendine geçer" inancıyla hareket edilmesi mevcut sorunları daha da derinleştiriyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü vesilesiyle ruh sağlığının önemine değinen Medipol Sağlık Grubu’ndan Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, toplumda psikolojik destek alma konusunda hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirterek profesyonel ruhsal desteğin de şart olduğunu ifade etti. Günlük hayatın stresi, yoğun tempo ve taşınan duygusal yükler bireylerin ruh sağlığını giderek daha fazla zorluyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Klinik Psikoloğu Pelin Ankay Kudu; toplumdaki "etiketlenme" ve yargılanma korkusuna dikkat çekerek, ruh sağlığının en az beden sağlığı kadar önemsenmesi gerektiğini ve psikolojik desteğin kesinlikle ertelenmemesi gerektiğini vurguladı. Ruh ve beden sağlığı bir bütündür Kudu, psikolojik destek alma kültürünün toplumda yeterince yerleşmediğini belirten Kudu "Bizim toplumumuzda güçlü olmak, her şeyi tek başına halletmekle ilişkilendiriliyor. Oysa ruh ve beden sağlığı bir bütündür. Nasıl fiziksel bir rahatsızlıkta doktora başvuruyorsak, ruhsal zorlanmalarda da psikolojik destek almak doğal bir ihtiyaçtır" dedi. Psikolojik destek alma sürecinin önünde etiketlenme ve yargılanma korkusu gibi engeller bulunduğunu ifade eden Kudu, bu nedenle birçok kişinin destek almayı ertelediğini söyledi. Ertelenen sorunlar daha karmaşık hale geliyor Psikolojik sorunların ertelendikçe daha derin ve karmaşık hale gelebildiğine dikkat çeken Kudu, "Psikolojik destek almak için mutlaka büyük bir travma yaşamak gerekmiyor. Kişi kendini iyi hissetmediği her durumda destek alabilir. Ancak uzun süren mutsuzluk, tükenmişlik, ilişkilerde zorlanma ve günlük işlevselliğin bozulması gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" diye konuştu. Gençler daha bilinçli ama destek erişilebilir olmalı Son yıllarda gençlerin psikolojik desteğe bakış açısının daha bilinçli ve olumlu olduğunu belirten Kudu, "Gençler destek alma konusunda daha istekli. Ancak bu desteğin erişilebilir ve sürdürülebilir olması gerekiyor" dedi. Ebeveynlere de çağrıda bulunan Kudu, "Aileler bazen çocuklarının psikolojik destek almasına çekingen yaklaşabiliyor. Ancak bu durum sorunların daha ağır şekilde geri dönmesine neden olabilir. Psikolojik destek almak bir gereklilik olarak görülmelidir" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
3
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:04
Acil Tıp Teknisyenleri bu eğitimler sonrası hastaya hızlı bir şekilde ulaşıyor
4
10 Mayıs 2026 Pazar- 09:48
Karnındaki devasa şişlik 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi
5
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:26
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
08 Temmuz 2025 Salı - 13:33
SATKOF Türkiye’yi sağlık turizminde zirveye taşıyor
Türkiye’nin sağlık turizmi alanında küresel hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol üstlenen Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF), güçlü kadrosu ve stratejik vizyonuyla çalışmalarını sürdürüyor. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde yürütülen projeler, Türkiye’yi sağlıkta dünya sahnesine taşıma hedefiyle hayata geçiriliyor. Sağlıkta kalite, hasta güvenliği, uluslararası iş birlikleri ve dijital dönüşüm başta olmak üzere birçok alanda faaliyetlerini sürdüren SATKOF, Türkiye’yi medikal turizmde öncü ülkelerden biri hâline getirmeyi amaçlıyor. Kamu-özel sektör iş birliklerinin güçlendirilmesi, etik değerlere bağlı sürdürülebilir sağlık hizmeti anlayışının yaygınlaştırılması ve Türkiye’nin sağlık sisteminin uluslararası alanda tanıtılması öncelikler arasında yer alıyor. SATKOF Yönetim Kurulu, ortak akıl ve sorumluluk bilinciyle hareket ederken, sağlık sisteminin tanıtımı ve gelişimi için yoğun mesai harcıyor. Sağlık turizmine yönelik inovatif projelerin yanı sıra, küresel düzeyde iş birliklerini artırmaya yönelik temaslar da devam ediyor. SATKOF Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor: "Prof. Dr. Aysun Bay - Genel Başkan Prof. Dr. Halil Başar, Prof. Dr. Harun Cerit, Kemal Kaçkın, Cihan Kanlıgöz, Prof. Dr. Bahadır Ege, Zeynep Kayhan, Dr. Necla Demir - Genel Başkan Yardımcıları Fatih Alp Yıldırım - Genel Sekreter Dr. Yüksel Özkale, Dr. Cemile Ceren Koçdemir, Dr. İrem Bilgetekin, Yüksel Güneş, Ahmet Gözlükaya, Mehmet Naci Şentürk, Neslihan İnce, Dr. Funda Türker, Ahmetcan Tüfekçi, Lütfi Aydın, Abdülcelil Özbabacan, Aynur Tezcan, Yeliz Özhan, Gürkan Alper Keleş ve Dr. Selda Muslu - Yönetim Kurulu Üyeleri". Konfederasyon tarafından yapılan açıklamada, "Bu değerli kadro ile birlikte; sağlık sistemimizin uluslararası tanıtımını güçlendiriyor, medikal turizmde inovatif çözümleri destekliyor ve ülkemizi tercih edilen bir sağlık destinasyonu hâline getiriyoruz" denildi. Prof. Dr. Aysun Bay başkanlığındaki SATKOF’un, Türkiye’yi sağlıkta küresel bir marka haline getirme yolunda çalışmalarını aralıksız sürdüreceği vurgulandı.
08 Temmuz 2025 Salı - 13:05
Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenocak: "Halı sahada spor yapılmasını önermiyorum"
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Şenocak, son yıllarda halı saha ve futbol sahalarında kalp krizlerinde artış olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Şenocak, ani ölümlerin arkasındaki sağlık sorunlarını tek tek ele alarak, özellikle yüksek eforlu spor yapanların kalp kontrollerine önem vermeleri gerektiğini ifade etti. Prof. Şenocak, ’Halı Sahalarda Spor Yapılmasını kesinlikle önermiyorum! Yüksek eforlu spor yapan herkesin, yaşı ne olursa olsun kalp tetkiklerini yaptırması gerekiyor’’ dedi. "Yaş ne olursa olsun, halı sahada spor yapılmasını önermiyorum" Halı saha maçlarında ve futbol oyunlarında gençlerin aniden düşerek hayatını kaybetmesine, sigara ve stresinde kalp krizini tetiklediğine dikkat çeken Prof. Dr. Şenocak, "Efor sırasında kalp kasıldıkça koroner arterlere baskı yaparak öldürücü ritim bozuklukları ya da kalp krizine neden olabiliyor. Halı sahaya gidenlerin kendi yaş grupları ile değil, 50 yaşındaki birey karşısındaki 20 yaşındaki gençle birlikte top oynuyor. Halı sahaya giderek spor yapmalarını kesinlikle önermiyorum. Bunun yanı sıra, koroner arterlerin kasın içinden geçmesi de riski artıran faktörlerden biridir. Özellikle dikkat edilmesi gereken başka bir durum ise maling sağ koroner arter sendromudur. Bu sendrom, kalbin sağ tarafını besleyen koroner arterlerin normal yerinden çıkmayıp, sol tarafından çıkması ve aort ile pulmoner arter arasından geçmesidir. Efor sırasında bu iki ana damar şişer ve koroner arterin üzerine baskı yapar. Bu durum, kalbe kan gitmemesine yol açarak ani ölümle sonuçlanabilir. Hastalar, efor sonrası ani ölümle karşılaşabiliyor. Yüksek eforlu spor yapan herkesin, yaşı ne olursa olsun kalp tetkiklerini yaptırması gerekiyor. Halı saha maçı sırasında ani ölümler sadece kalp krizine bağlı olarak görülmemektedir. Olgunun bilmediği bir kalp kapak darlığı, kalp kapaklarında çökme, kalp kaslarında doğuştan büyüme, kalp deliği, sağ kalpte genişleme, ritim bozukluğu, antibiyotik ya da alerji ilaçlarına bağlı gelişen ölümcül ritim bozukluğu ve guatr gibi saymakla bitmeyecek sebepler de ani ölüme neden olabilir. Halı saha maçı bittikten sonra kutlama amaçlı baklava ya da başka tatlılar yemek yerine vücudun sıvı ve tuz ihtiyacını yerine koyacak besinlerin tercih edilmesi de çok önemlidir" dedi. "Sıcak hava kalp ritminizi bozar, Su içmeyi ihmal etmeyin" Sıcak havalarda dikkat edilmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hüseyin Şenocak, "Sıcak havalarda vücut ısısını düşürmek için gelişen terleme ile vücudumuzdan çok fazla sıvı ve elektrolit kaybı olur. Buna bağlı tansiyon düşer ve kalbimiz bunu kompanse etmek için çok hızlı atmaya başlar. Bu durum, koroner damar hastalığı olan kimselerde kalp krizi ve ciddi ritim bozukluklarını tetikler. Bol, bol su tüketilmesini tavsiye ediyorum. Sıcak havalara paralel olarak artan nem oranı, kalp hastaları üzerinde ciddi tehditler oluşturur. Sıcak havalarda vücudun ısısını sabit tutmaya çalışan ciltteki kan dolaşımı, kalbi zorlar. Terleme nedeniyle ortaya çıkan sıvı kaybı nedeniyle kan akışkanlığı azalır ve bu durum da kalbi bir kez daha fazla efor sarf etmeye iter. Bu durum sağlıklı insanlarda sorun oluşturmazken kalp sorunu olanlarda yüksek tansiyon, ritim bozukluğu ve kalp krizine neden olabilir. Aşırı sıcaklarda terlemeyle oluşan sıvı kaybının yerine konulması için bol su içmek yaşamsal öneme sahip. Özellikle sıcaklığın en fazla olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında, kesinlikle su içmeyi ihmal etmeyin. Kişinin kilosuna göre değişmekle birlikte, yaz aylarında günde 2,5-3 litre su tüketilmesi gerekir. Bisiklete binerek, yüzerek, yürüyüş yaparak spor yapın’ "Spora asla ara vermeyin. Ancak güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında, aşırı terlemeye yol açarak kalbi yoracağı için açık havada spor yapmayın. Sporu akşam saatlerine erteleyin. Sağlıklı yaşam için bisiklete binerek, yüzmeye yaparak, yürüyüş yaparak günlük spor aktivitelerinizi tamamlayabilirsiniz." "Sağlıksız beslenme, kalp için önemli bir risk" Beslenmenin de önemine vurgu yapan Prof. Dr. Şenocak, ’’Akşam yemeklerinizi hafif yiyeceklere atıştırın kesinlikle yemek yemeyin. Kalp için önemli risk beslenme şekli ve aktivite, hareketsizlik, sigara önemli faktör ise sağlıksız beslenme şeklidir. Sadece karbonhidratla beslenme değil, yağlı gıdalarla beslenmeniz zararlı olabilir. Eşit düzeyde almak gerekiyor, zararlı olabilir. Vücut ısısının ayarlanabilmesi için vücut yüzeyine yakın atardamarların iç organlara nazaran daha çok kanlanmaları gerekir. Yemek yedikten sonra dolaşımdaki kanın önemli bir miktarı sindirim sistemiyle ilgili organların kanlanması için kullanılır. Bu nedenle kan dolaşımının cilde yönlendirilmesi için sindirimi kolay besinler tüketilmesi gerekir. Sindirim sistemini yormamak için sık sık ve az miktarda yemek yemeli, yine sıvı kaybını azaltmak için sulu besinleri tercih etmelisiniz. Zeytinyağlı gıdalar, sebzeler ve meyvelerin sindirimi nispeten daha kolay olur" diye konuştu.
08 Temmuz 2025 Salı - 12:57
Vali Aydoğdu, hastaneye ziyarette bulundu
Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören vatandaşları ziyaret etti. Tedavi gören vatandaşlarla ve yakınlarıyla bir süre hasbihalde bulunan Vali Aydoğdu, geçmiş olsun dileklerinde bulunup acil şifalar diledi. Vali Aydoğdu, Başhekim Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız’dan hastanede yürütülen çalışmalardan hususunda bilgiler aldı.
08 Temmuz 2025 Salı - 12:42
Opr. Dr. Yakup Sarıgüney, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Yakup Sarıgüney, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı. Opr. Dr. Sarıgüney, 1975 yılında Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1993-1999 yılları arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitim gördü. 2000 yılında Tıpta Uzmanlık Sınavında dereceye girerek Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nı kazandı. Mecburi hizmetini Diyarbakır Devlet Hastanesi’nde (2006-2008) tamamladı. 2008-2012 yılları arasında Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi’nde görev yaptı. Opr. Dr. Sarıgüney, 2012-2025 yılları arasında özel bir hastanede görev aldı. Opr. Dr. Sarıgüney’in uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan 12 makalesi, uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan 8 bildirisi, ulusal hakemli dergilerde yayımlanan 5 makalesi, ulusal bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitaplarında basılan 22 bildirisi bulunmaktadır. İlgi alanları; Rinoplasti, Meme cerrahisi, Karın germe, Liposuction (Vücuttan yağ, dokusunun fazlasının çıkarılması işlemi), Göz kapağı estetiği, Botoks, dolgu, mezoterapi (Medikal estetik işlemler).
08 Temmuz 2025 Salı - 11:50
Havuz ve denize balıklama atlarken 2 kere düşünün
Tatilde havuz ve denize girerken bir anlık dikkatsizlik, kalıcı sakatlıklara neden olabiliyor. Derinliği bilinmeyen sulara balıklama atlama sonucu meydana gelen yaralanmalar, kişiyi ömür boyu yatağa bağımlı hale getirebiliyor. Havuzun tabanına baş aşağı vurmak veya denizde bir kayaya denk gelmek boynun aşırı gerilmesine yol açabiliyor, bu da beyin sarsıntılarına ve travmatik beyin yaralanmalarına neden olabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Beyin, Sinir, Omurga ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, bilinçsiz havuz ve deniz atlayışları sonucu yaşanabilecek rahatsızlar hakkında bilgi verdi. Derinlik faktörü göz önüne alınmadan havuz, deniz ya da sığ sulara yapılan balıklama atlayışlar, boyun omurlarında kırılmalara neden olacağını belirten Prof. Dr. Mahmut Akyüz, "Omuriliğin yakınında bulunan solunum merkezi, kırılma sonucu oluşan şişmelerden etkilenebilmektedir. Boğulmaya neden olabilecek bu durumun haricinde omurlarda meydana gelen kırılmalar, kişiyi felç riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Genellikle 15-25 yaş arası erkeklerde görülen bu tür kazalar, her yıl yaklaşık 500 kişiyi etkilemektedir" diye konuştu. "Balıklama atlama sonucu pek çok hastalık ortaya çıkabilir" Suya balıklama atlama sırasında genellikle kafanın sert zemine çarpması sonucu travmalar yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Mahmut Akyüz, şu ifadelere yer verdi: "Boyun omurgasının aniden ve şiddetli geri zorlanmasıyla omurilikte hasarlar oluşmaktadır. Omurilik sinir demetinde oluşan hasar, milyonlarca sinir hücresinin ölümüne neden olabilmektedir. Kaza sonucu omuriliğin tamamı hasara uğradığında duyu ve hareket kaybı yaşanabilmektedir. Omurilikteki sinir hücrelerini onarmak neredeyse imkansız olduğundan kişi ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkum kalabilir. Kısmi bir hasar söz konusu olduğunda ise hasarın derecesine göre hareket kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Bunların yanı sıra; bağırsak, akciğer, böbrek gibi iç organlarda fonksiyon bozuklukları, idrar yolu enfeksiyonları ve ciltte bası yaraları oluşabilmektedir. " "Çivileme tekniği son derece riskli" Sığ sulara balıklama atlamanın yanı sıra "çivileme" olarak isimlendirilen, ayakların üzerine atlama hareketinin de riskli sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Akyüz, "Zemine kontrolsüz çakılma sonucunda topuk, kalça, bel, sırt ve boyun omurlarında kırıklar oluşabilir. Balıklama atlayışta olduğu gibi çivileme olarak suya dalmak, omurların zarar görmesine ve kalıcı sakatlıklara neden olabilir" dedi. "Yanlış müdahale felç riskini artırır" Bu tür kazalarda uyulması gereken ilk kuralın, kişinin uygun şartlarda hastaneye ulaştırılması olduğunu belirten Akyüz, şöyle devam etti: "Sudan çıkartılan yaralının ağzında nefes almasını engelleyen yosun ve benzeri yabancı maddeler varsa temizlenmelidir. Kişi baş aşağı çevirerek silkeleme yoluyla su çıkarma yöntemi kesinlikle uygulanmamalıdır. Yaralı mümkün olduğu kadar az hareket ettirilmelidir. Boyun bölgesi bir boyunlukla sabitlenebilir. Yaralının gizli kırıkları olabileceği ihtimali unutulmamalıdır. Taşıma işlemi sırasında baş-boyun-gövde ekseni bozulmamalı ve sert bir sedye kullanılmalıdır. Yaralıya ilk müdahale sırasında uygulanacak yanlış bir işlem, kalıcı felce neden olabilir." "Doğru zamanda uygun tedavi hayat kurtarır" Bilinçsiz havuz ve deniz atlayışları sonucu meydana gelen kazalarda tanı ve tedavinin, yeterli donanıma sahip merkezlerde yapılması gerektiğini vurgulayan Akyüz, "Uzman doktor tarafından muayene edilen yaralıya tanı konulabilmesi için çeşitli radyolojik tetkikler yapılır. Bunun sonucunda cerrahi girişim gerektirecek bir durum tespit edilirse en doğru cerrahi girişim için planlama yapılır. Ameliyatla omurilik ve sinir köklerine baskı yapan kemikler temizlenir. Gerek duyulan durumlarda, titanyum alaşımlı olan vida, plak, çubuk gibi materyallerle sabitleme yapılır ve hastanın kısa sürede hareket etmesi sağlanır" ifadelerini kullandı. "Atlayış yapılmadan dikkat edilmesi gerekenler" Yüzmek istenilen suların derinliğinin önceden araştırılması gerektiğine dikkat çeken Akyüz, alınacak önlemleri şu şekilde sıraladı: "Sığ suları gösteren uyarı levhalarının bulunmadığı yerlerden uzak durulmalıdır. Dalgalı sularda derinliğin dalga boyuna göre değişebileceği unutulmamalıdır. Bulanık ve dibi görünmeyen sulara atlayış yapılmamalıdır, yıkılan iskelelere çıkılmamalıdır. Benzer vakaların sık yaşandığı ya da yaşanabileceği riskli bölgelerde, profesyonel cankurtaranlar bulundurulmalıdır. Bu tür kazaların daha çok gençler arasında yaşandığı göz önüne alınarak gerekli bilgilendirme ve eğitim çalışmaları yapılmalıdır."
08 Temmuz 2025 Salı - 11:45
Obezite cerrahisiyle 118 kilodan 63 kiloya düştü
Türkiye’de obezite oranı yüzde 40’lara kadar yükseldi. Doruk Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi’nde obezite tedavisi gören 29 yaşındaki Merve Yedikoğlu, başarılı geçen operasyonla sağlıklı bir şekilde kısa sürede 118 kilodan 68 kiloya düştü. Dünyada ve Türkiye’de giderek yaygınlaşan obezite, bireylerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyor. Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İlhan Aydın, "Türkiye’de obezite oranı yüzde 40’a ulaştı. Vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan bireyler obez olarak tanımlanıyor ve bu kişilerde kardiyovasküler hastalıklardan eklem problemlerine kadar birçok sağlık sorunu gelişebiliyor" dedi. Doğal yollarla kilo veremeyen bireyler için cerrahi müdahalelerin yaşam kurtarıcı olabileceğini belirten Dr. Aydın, "Her ameliyatın riski vardır; ancak obezitenin vücuda uzun vadede verdiği zararlar, cerrahi müdahalenin risklerinden çok daha büyük" diyerek, hastaların operasyon sonrası diyetisyen takibinde düzenli olarak izlenmesinin önemine değindi. Aydın, ameliyat süreci hakkında bilgi verirken, 9 ay önce gerçekleştirdiği bir operasyon örneğini de paylaştı. Ameliyat öncesi yaklaşık 118 kilo olan hastasının bugün 63 kiloya kadar sağlıklı bir şekilde ulaştığını belirtti. Bu örnek hasta, 29 yaşındaki Merve Yedikoğlu’ydu. Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İlhan Aydın’ın gerçekleştirdiği operasyonla 118 kilodan 63 kiloya düşen Merve Yedikoğlu, artık kendini yeniden doğmuş gibi hissediyor. Obezite ameliyatı sonrası sağlıklı yaşama adım atan 29 yaşındaki Merve Yedikoğlu’nun hikâyesi ise bu sürecin ne kadar dönüştürücü olabileceğini gözler önüne seriyor. "Bir gün bile zayıf olmadım" 29 yaşındaki Merve Yedikoğlu, hayatı boyunca fazla kilolarla mücadele ettiğini belirterek, "İlkokuldan bu yana hep kiloluydum. Hiç zayıf bir dönemim olmadı. Diyetler, ilaçlar, çaylar Her şeyi denedim ama işe yaramadı. En sonunda artık çaresiz kaldım ve ameliyat oldum" dedi. Ameliyat sonrası hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük bir dönüşüm yaşadığını anlatan Yedikoğlu, "Doktorum İlhan Aydın’a gözüm kapalı güvendim. Onun önceden yaptığı vakaları da gördüğüm için hiç tereddüt yaşamadım. Artık kıyafet seçimimden yürüyüşüme, beslenmeden psikolojik sağlığıma kadar her şey değişti. Diyetisyen desteğiyle ilerliyorum ve şu an 63 kiloyum. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum" şeklinde konuştu. Merve Yedikoğlu’nun mesajı ise net: "Eğer gerçekten kilo veremiyorsanız ve denemediğiniz yol kalmadıysa, mutlaka bu ameliyatı düşünmelisiniz. Ama önce zihinsel olarak hazır olmalı, sonra mideyle vedalaşmalısınız" dedi.
08 Temmuz 2025 Salı - 11:28
Tunceli’de yaylada rahatsızlanan kadının yardımına ekipler koştu
Tunceli’de yaylada rahatsızlanan kadının imdadına jandarma, UMKE ve sağlık ekipleri yetişti. Edinilen bilgiye göre, Pülümür ilçesine bağlı Kocatepe köyü sınırlarında yer alan Buyer Dağı kırsalındaki Merg Yaylası’nda, hayvancılıkla uğraşan 50 yaşındaki H.G., rahatsızlandı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbarda, kişinin tansiyon ve kronik rahatsızlıkları nedeniyle genel durumunun bozulduğu ve kendisine ulaşılamadığı bildirildi. İhbarın ardından bölgeye UMKE, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Zorlu arazi şartları nedeniyle ambulans Kocatepe köyü yakınında konuşlandırılırken, UMKE ekipleri jandarma desteğiyle yaylaya yaya olarak intikal etti. Ekiplerin koordineli çalışmaları sonucunda H.G.’ye ulaşılarak olay yerinde ilk tıbbi müdahalesi yapıldı. Ardından hasta, UMKE ekiplerinin refakatiyle ambulansın bulunduğu noktaya taşındı ve burada 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim edildi. H.G., Tunceli Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı. Tunceli İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran, kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların sağlık ihtiyaçlarının titizlikle takip edildiğini vurgulayarak, benzer durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi’nin 7 gün 24 saat hizmet verdiğini hatırlattı. H.G.’nin sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Duran, geçmiş olsun dileklerini iletti.
08 Temmuz 2025 Salı - 11:26
MEAH’ta Dr. Bülüç, kardiyoloji anabilim Dalı’nın ilk uzmanı oldu
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki Kardiyoloji Anabilim Dalı, ilk uzmanını verdi. Kardiyoloji alanında uzmanlık eğitimi gören Araştırma Görevlisi Dr. Saadet Bülüç, ihtisas süresi sonunda girdiği sınavı başarıyla tamamlayarak Kardiyoloji Kliniği’nin ilk uzmanı olmaya hak kazandı. Uzmanlık sınavı, Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Altun başkanlığında oluşturulan jüri tarafından gerçekleştirildi. Sınav jürisinde; Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Bülent Huddam, Kardiyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Fatih Akın, Doç. Dr. Volkan Doğan ve Doç. Dr. Oğuzhan Çelik yer aldı. Dr. Bülüç’ün tez danışmanlığını da üstlenen Prof. Dr. Fatih Akın, tez konusunun "Erken Koroner Arter Hastalığı Olan Hastalarda Advers Kardiyovasküler Olayların Tahmininde Trigliserid-Glikoz İndeksi" olduğunu belirtti. Bu çalışma, kardiyoloji alanındaki risk öngörüsü ve erken tanı yaklaşımları açısından önemli bir katkı sunuyor. Dr. Saadet Bülüç, aynı zamanda Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden uzmanlığını alan 265. araştırma görevlisi hekim olarak da kurum tarihine geçti. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi başhekimliği, yeni uzman Dr. Saadet Bülüç’ü tebrik ederek, meslek hayatında başarılar diledi.
08 Temmuz 2025 Salı - 11:10
Muğla’ya 4 yeni ambulans tahsis edildi
Muğla’da acil sağlık hizmetlerinin kapasitesini artırmak amacıyla önemli bir adım atıldı. İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça’nın Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne ilettiği talep doğrultusunda, ilk etapta ilimize 4 adet yeni tam donanımlı ambulans tahsis edildi. Yeni ambulanslar, 112 Acil Sağlık Hizmetleri filosuna katılarak il genelinde sunulan sağlık hizmetlerinin daha hızlı, etkin ve güvenli bir şekilde ulaştırılmasına katkı sağlayacak. Modern tıbbi ekipmanlarla donatılmış ambulanslar, özellikle hayati öneme sahip vakalara müdahalede sağlık personeline önemli kolaylıklar sunacak. Muğla İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ilimize gösterdikleri ilgi ve destekten dolayı teşekkür eder, bu önemli katkının tüm vatandaşlarımıza hayırlı olmasını temenni ederiz" ifadelerine yer verildi.
08 Temmuz 2025 Salı - 11:08
Akciğerdeki nodül, kapalı cerrahi yöntemle alınarak bir ilk gerçekleştirildi
İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi, İzmir bölgesinde bir ilke daha imza attı. 76 yaşındaki Fatma Slem’in akciğerinde tespit edilen nodül, Girişimsel Radyoloji desteğiyle işaretlendi, ardından kapalı cerrahi yöntemle başarıyla çıkarıldı. Bu operasyon, hem hastane hem de bölge açısından önemli bir referans vaka olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık 9 ay önce çekilen bir tomografide, hastanın sağ akciğer üst lobunda "buzlu cam" görünümünde bir nodül saptandı. Takip sürecinde nodülde büyüme gözlemlendi. Vaka, İEÜ Medical Point Hastanesi’nin multidisipliner onkoloji konseyinde değerlendirilerek cerrahi müdahale kararı alındı. İşaretleme girişimsel radyoloji ile yapıldı, cerrahi kapalı yöntemle gerçekleştirildi Operasyon öncesi, girişimsel radyoloji ekibi tarafından nodül özel bir teknikle işaretlendi. Ardından Prof. Dr. Hakkı Ulutaş liderliğindeki göğüs cerrahisi ekibi tarafından kapalı (endoskopik) yöntemle - sağ uniportal VATS (tek delikli video yardımlı torakoskopik cerrahi) ile üst lob apikal segmentektomi işlemi gerçekleştirildi. Bu anatomik rezeksiyon sırasında ayrıca mediastinal lenf nodları da temizlendi. Bu vaka, İzmir’de Girişimsel Radyoloji ile işaretlenmiş bir akciğer nodülünün uniportal VATS yöntemiyle çıkarıldığı ilk operasyon olma özelliği taşıyor. "Çok az dikişle, hiç ağrı hissetmedim" Ameliyat sonrası süreci değerlendiren hasta Fatma Slem, "Ameliyatım kapalı yöntemle yapıldı, çok az dikişim vardı. Hiçbir ağrı hissetmedim. Kısa sürede toparlandım ve yeniden sağlığıma kavuştum." dedi. Erken evre kanser tespit edildi, ek tedaviye gerek kalmadı Ameliyatı gerçekleştiren Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hakkı Ulutaş, operasyonu şu sözlerle değerlendirdi: "Akciğer hastalıklarına multidisipliner bir bakış açısıyla yaklaşıyor, tanıdan tedaviye tüm aşamaları ekip ile birlikte planlıyoruz. Bu vakada da girişimsel radyolojinin desteğiyle, yaklaşık 1.5 santimetrelik buzlu cam nodülünü endoskopik yöntemle çıkardık. Patoloji sonucu erken evre akciğer kanseri (insitu adenokarsinom) saptandı. Tümör sınırları temizdi, bu nedenle ek tedaviye ihtiyaç duyulmadı. Hastamız, ameliyat sonrası ikinci günde temel ihtiyaçlarını kendi karşılamaya başladı."
08 Temmuz 2025 Salı - 11:06
Şırnak’ta küçükbaş hayvanların küpe ve aşıları yapıldı
Şırnak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri Güneyçam köyü Peri Yaylası’nda küçükbaş hayvanlara yönelik aşılama ve küpeleme işlemleri gerçekleştirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hayvancılığı geliştirme politikaları çerçevesinde yürütülen çalışmalarla hem hayvan hastalıklarının önüne geçilmesi hem de hayvan varlığının kayıt altına alınması hedefleniyor. Şırnak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü veteriner hekimleri tarafından yapılan işlemlerle hayvanların sağlık durumu yerinde kontrol edilirken, herhangi bir hastalık tespit edilmesi durumunda anında müdahalede bulunuluyor. Veteriner hekimler, aşılama ve küpelemenin yanı sıra bölgedeki yetiştiricilere teknik bilgilendirme ve danışmanlık desteği de sağlıyor. Hayvan sağlığının korunması ve üreticilerin bilinçlendirilmesine yönelik çalışmaların yıl boyunca aralıksız süreceği belirtildi.
08 Temmuz 2025 Salı - 11:05
Enerji içecekleri dişleri döküyor
Uzman diş doktoru uyardı, dişlerdeki mine tabakasını yok eden enerji içecekleri, dişlerde tedavisi mümkün olmayan hasarlara neden oluyor. Yaygınlaşan enerji içeceği tüketimi beraberinde bir çok sağlık problemini getiriyor. Diş hekimleri, enerji içeceklerinin yüksek miktarda; şeker, asit ve kafein içerdiğine dikkat çekerek, enerji vermediği gibi diş minesini zayıflatarak çürük riskini yükselttiğini belirtiyor. Erken yaşta diş minesini aşındıran enerji içecekleri, diş eti hastalılarına ve geri dönüşümü olmayan diş kayıplarına da yol açabiliyor. "Enerji içecekleri yalancıdır" Uzman Diş Doktoru Hüseyin Ceylan, enerji içeceklerinin aslında enerji vermeyen yalancılar olduğunu belirterek, "Son 10-15 yıldır hayatımıza giren bu içeceklerin tüketimi gittikçe artmaktadır. Enerji içeceklerini sınava hazırlanan gençler, uzun odaklı çalışan gençler daha çok tercih ediyor. Gece kulüpleri gibi yerlerde de yine gençler tarafından çeşitli karışımlar ve kokteyller halinde tüketilirler. Enerji içecekleri dişlerimizi eriten ve enerji verdiğini iddia eden yalancılardır. Enerji içeceğinin içinde yaklaşık 35-40 gram yani 7 ila 8 kesme şekere eşdeğer yüksek fruktozlu mısır şurubu bulunur. Ayrıca 80 ila 200 gram arası kafein ve günlük ihtiyacın 20 katı kadar B vitamini içerir. Bu fazla miktardaki B vitamini böbrekler tarafından vücuttan atılır ve insana hiçbir faydası yoktur. İçerdiği şeker de doğrudan enerji patlaması yapacak bir şeker değildir. Enerji içecekleri enerji vermez, sadece uyarıcıdır. Bu içecekler enerji sağlamadığı gibi asidik pH değerine sahiptir ve içerdiği yoğun şeker nedeniyle de diş çürümesinde etkin rol oynar. Yüksek asidik seviyeleri diş minesini parçalar ve dişlerde hassasiyete neden olur" şeklinde konuştu. "Geri dönüşümü olmayan zararlar veriyor" Enerji içeceklerini dişlere verdiği zararların geri dönüşümsüz diş kayıplarına yol açtığını belirten Ceylan. "Enerji vaadiyle sunulan bu içeceklerin diş sağlığı üzerindeki zararları bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmıştır. Dişlere verdiği zararlar geri dönüşümsüzdür. Diş çürükleri, diş minesi erozyonu, diş çürüğüne bağlı hassasiyet ve diş eti hastalıklarına sebebiyet verirler. Özellikle küçük yaşta tüketilmeleri, çocuklarda süt dişleriyle birlikte çıkacak olan daimi dişlerin de erken yaşta kaybedilmesine yol açar. Bu içecekler dişlerde kırılma ve aşınma gibi tedaviyle geri döndürülemeyecek sonuçlara neden olur. Erken yaşta kaybedilen dişlerin yerine yapılacak tedavileri de olumsuz etkiler. Hem daha fazla maliyet ortaya çıkar hem de tedavi süreci uzar. Sonuç olarak enerji versin diye içilen bu içecekler, hayatınızın geri kalan kısmında diş sağlığınız için harcayacağınız tüm enerjiyi tüketebilir" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder