SAĞLIK
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26 Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli" Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25 Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor" Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18 Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi "Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
Tıp dünyasını şaşırtan ameliyat
11 Temmuz 2025 Cuma - 10:08 Tıp dünyasını şaşırtan ameliyat Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen ameliyat, tıp dünyasını şaşırttı. Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. İsmet Çelik, Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Aydın Aktaş ve ekibi tarafından yapılan operasyonda 76 yaşındaki Asiye Taşdelen’in karaciğerinde toplamda 90 santimetreye ulaşan 3 ayrı kedi-köpek kisti ameliyatla çıkartıldı. Kistlerin büyüklüğü dikkat çekerken Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. İsmet Çelik, dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmediklerini belirterek Taşdelen’e yapılan gerekli tetkikler ve görüntüleme sonucu karaciğerinde üç adet kedi-köpek kisti (hidatik kist) tespit ettiklerini ifade etti. Çelik, başarılı geçen ameliyatın ardından hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu ve sürecin yakından takip edildiğini belirtti. Kistin oluşumunu incelendiğinde kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördüklerini kaydeden Çelik, kedi ve köpeklerle temas eden kişilerin hayvanların sağlıklı olup olmadığı, kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol ettirmeleri uyarısında bulundu. Kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördük Yapılan detaylı tetkiklerde kistin oluşumunu kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördüklerini belirten Çelik, "Trabzon’da Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi bir ilke vesile oldu. Hastamız Gümüşhane’den karın şişliği ve ağrısı ile bizlere müracaat etti. Geldiğinde ileri tetkikleri yaparak, tüm karnını dolduran bir kitle ile karşılaştık. Durumu detaylandırınca kistin oluşumunu kedi ve köpekten kaynaklı olduğunu gördük. Hastamızın başka hastalıkları vardı. O hastalıkları ekarte edebilmek için ilgili branşlarla birlikte vakayı değerlendirdik. Hastamızın ameliyat olabilirliğini tartıştık. Konsey kararı ile ameliyatına karar verdik" dedi. "Dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmedik" Dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmediklerini ifade eden Çelik, "Asiye Hanım, maalesef ihmal edilmiş bir hastamız. Bu kist, kedi ve köpeklerin dışkısı ve yediği yiyeceklerle bulaşan bir hastalık. Bu kist, genellikle tesadüfen yakalanabilir. Karaciğere yerleşir. Bu hastamızda da durum öyle olmuş. Ameliyat olamayacağı söylenip eve yollanmış. Bizler detaylandırıp ameliyat kararı aldık. Hastamızın karaciğerinde 3 ayrı kist vardı. Tüm karnı kist ile kaplıydı. 2 tanesinin tamamına çıkardık. Diğerini ise kontrolle alarak içini boşalttık. Dünya literatüründe tüm karnı dolduran ve 90 santime ulaşan kist görmedik. Ameliyatımız 2 saat sürdü. Hastamızın safra yolları kontrol edildi. Hastamızın durumu gayet iyi. Solunum cihazından bağımsız olarak kendi başına solunum yapabiliyor. En korktuğumuz şey; alerjik bir durumun olması. 90 santim çapındaki kist vücuda yayıldığı zaman alerjik bir durumda hastanın ölümüne sebep olabilmesi. Göremediğimiz yayılımlar için tedbir alıyoruz" diye konuştu. "Kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol etmelidirler" "Kedi ve köpeklerle temas eden insanlar, o hayvanların sağlıklı olup olmadığı, kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol etmelidirler" diyen Çelik, "Asiye Hanım, çiftçilik yapan bir ev hanımı. Bu yüzden kedi ve köpekle teması söz konusu. Evcil kedi ve köpek baktıkları için böyle bir şeyin olabileceğini düşünememişler. Bu kist 4-5 yıldan daha fazla bir süreçte oluşmuş. Kistin varlığı, kan testiyle, herhangi bir tarama sırasında ortaya çıkar. Herkeste oluşabilir. Karaciğer başta olmak üzere akciğer ve diğer organlara da bulaşabilir. Kedi ve köpeklerle temas eden insanlar, o hayvanların sağlıklı olup olmadığı, kedi-köpek kistini taşıyıp taşımadığını kontrol etmelidirler" dedi.
Batı tarzı değil, Akdeniz diyeti prostattan koruyor
11 Temmuz 2025 Cuma - 09:49 Batı tarzı değil, Akdeniz diyeti prostattan koruyor Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş; balık, sebze, meyve, baklagil ve zeytinyağı içeriği ile ön plana çıkan Akdeniz diyetine uyan erkeklerde, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) riskinin az olduğunu, yüksek miktarda kırmızı et, protein tüketen ve az sebze yiyenlerin riskli grupta yer aldığını söyledi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, prostat büyümesinin sık idrara çıkma, kesik kesik işeme, gece çok sık idrara kalkma, idrar akışında azalma ve idrarı tam boşaltamama şikâyetleriyle kendini gösterdiğini söyledi. Doç. Dr. Emre Salabaş, bazı gıdaların sınırlandırılması ve yaşam tarzındaki değişikliklerin iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ve diğer prostatla ilgili bozukluk risklerinde azalmaya katkıda bulunduğunu belirtti. Doç. Dr. Salabaş, bitkisel ağırlıklı beslenen kişilerin, daha az bitki tüketenlere kıyasla ölümcül prostat kanseri riskinin yüzde 19 daha düşük olduğunu ve kandaki prostat spesifik antijen (PSA) düzeylerinin de daha düşük seyrettiğini vurguladı. Obezite ve alkol tetikliyor Doç. Dr. Emre Salabaş, "Günde 4 ya da daha fazla sebze tüketenlerde, hiç sebze yemeyenlere göre iyi huylu prostat büyümesi (BPH) üçte bir oranında daha öz görülüyor. Yapılan araştırmalarda obezite ve metabolik sendrom hastalarında BPH riskinin arttığı gözlemleniyor. Bu nedenle kilo kaybını kolaylaştıran sağlıklı bir diyetle beraber semptomları iyileştirmek için özellikle kafeinli ve alkollü içeceklerin tüketimi azaltılmalı. Batı tarzı işlenmiş etler, şekerli içecekler, fast-food ve sosları yoğun yemeklerden uzak durun" ifadelerini kullandı. HoLEP yöntemiyle hastalık tekrarlamıyor Genetik yatkınlığı olan kişilerin BPH riskinin dört kat daha fazla olduğunu aktaran Doç. Dr. Salabaş, 40 yaş üzeri kişilerin kontrollerini aksatmaması gerektiğini de söyledi. Prostatın tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilediğini belirten Doç. Dr. Salabaş, Holmium Lazer (HoLEP) yöntemiyle hastaların bir kaç gün içinde normal yaşamlarına döndüklerini ifade etti. Hastanın yaşına, sağlık durumuna ve prostatın büyüme düzeyine göre tedavi planı oluşturduklarını da aktaran Doç. Dr. Salabaş, HoLEP tedavi yöntemini anlattı: "Teknolojinin değişimi ile HoLEP kapalı prostat ameliyatları altın standart haline geldi. Eskiden açık cerrahi gerektiren büyük prostatlar bu yöntemle kapalı(endoskopik) olarak tedavi edilebiliyor. HoLEP ameliyatı sonrası prostatın tekrar büyüyüp şikâyet oluşturma riski son derece az. Bu yöntem ile hastaların kanama riskleri daha düşük olurken hastaneden daha hızlı taburcu olup günlük yaşamalarına dönebiliyorlar. İdrar yapma şikâyeti daha yüksek oranda gerilip, düzeliyor. Hastalar normal yaşamlarına birkaç gün içinde dönüyor."
Sosyal medya, estetik isteğini 18 yaş altına düşürdü
11 Temmuz 2025 Cuma - 09:26 Sosyal medya, estetik isteğini 18 yaş altına düşürdü Sosyal medyanın etkisi ve akran zorbalığıyla estetik kaygısının ergenlik çağlarına kadar gerilediğine dikkat çeken Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. İlke Karagöz, "Ancak kişi istiyor diye estetik operasyon yapılmaz. Estetik müdahaleler mutlaka 18 yaşından sonra ve kişinin vücudu uygunsa yapılmalı" dedi. Sosyal medyanın hızla gelişerek hayatımızın her alanına etki etmesiyle güzellik algıları da değişti. Özellikle genç kızlar olmak üzere artık bir çok kişi filtrelerdeki gibi görünmek için 18 yaşına gelmeden estetik yaptırmaya çalışıyor. Uzmanlar ise, bu konuda uyarılarda bulunarak, estetiğin ihtiyaç durumunda yapılması gerektiğinin altını çiziyor. "Bedeninden mutlu olmayan estetik cerrahların kapısını çalıyor" Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. İlke Karagöz de açıklamalarda bulundu. Dr. Karagöz, "Sosyal medyadaki filtrelerin yaygın kullanımıyla birlikte bedeninden memnun olmayan kişi sayısı arttı. Hal böyle olunca da estetik cerrahlara bu yönde başvurular artıyor. Kişiler bizlere başvurduğunda, ’İstediği operasyon ona uygun mu? Operasyonun risklerini ve sonuçlarını biliyor mu? Operasyon için vücudu uygun mu?’ gibi önemli konuları öncelikle değerlendirmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Kişi istiyor diye operasyon yapılmaz" Her estetik operasyonunun her kişiye uygun olmayacağını belirten Dr. Karagöz, "Her operasyonun bir oluru var. Sadece kişi istiyor diye operasyon yapılmaz. Kişinin beklentileri gerçekçi değilse operasyon yapılmaz. Bunları çok doğru bir şekilde planlamak gerekiyor" diye konuştu. "Estetik müdahaleler 18 yaşından sonra yapılmalı" Sosyal medyanın etkisi ve akran zorbalığıyla estetik kaygısının ergenlik çağlarına kadar gerilediğine değinen Uzmanı Dr. Karagöz, daha sonra şunları söyledi: "Medikal estetik işlemler mutlaka 18 yaş üstüne öneriyorum. Lise döneminde burun ameliyatı isteğiyle gelenler oluyor, onlara da 18 yaşından sonra ameliyat öneriyorum. Bazen annesiyle gelen gençler oluyor ve aileler estetik kaygılar nedeniyle çocuklarının artık okula gitmek istemediğini söylüyor. Onları hemen psikolojik destek almaları için yönlendiriyoruz, estetik müdahale yapmıyoruz. Estetik müdahaleler 18 yaşından sonra yapılmalı."
Uzmanı uyardı: Ani stres kalbinizi kırabilir
10 Temmuz 2025 Perşembe - 16:57 Uzmanı uyardı: Ani stres kalbinizi kırabilir Ani ve yoğun stresin, özellikle orta yaşlı kadınlarda ‘Kırık Kalp Sendromu’na sebep olabileceğini belirten Medicana Sağlık Grubu Kalp Sağlığı ve Hastalıkları Merkezi’nden Doç. Dr. Ersin Sarıçam, toplumda stres yönetimi farkındalığının artırılması gerektiğine dikkat çekerek hastalığa dair uyarılarda bulundu. Kamuoyunda "Kırık Kalp Sendromu" olarak bilinen Takotsubo Kardiyomiyopatisi’nin ani ve yoğun üzüntü ile stres sonrası ortaya çıktığını ve kalp kriziyle karıştırılabilen bir tabloya neden olabildiğini ifade eden Medicana International Ankara Hastanesi Kalp Sağlığı ve Hastalıkları Merkezi’nden Doç. Dr. Ersin Sarıçam, özellikle orta yaş kadınlarının bu konuda dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Menopoz sonrası kadınlar risk altında Stres ve üzüntü sonrası yorgunluk ve göğüs ağrısı şikayetlerinde artış görülmesi durumunda mutlaka hekime başvurulması gerektiğini belirten Sarıçam, hastalığın belirtileri ve seyri hakkında şu bilgileri verdi: "Sevilen birinin kaybı, boşanma, şiddetli tartışmalar gibi aniden gelişen yoğun stres durumlarının ardından bu tablo ortaya çıkabilir. Genellikle menopoz sonrasında kadınlarda daha sık görülür. Bu süreçte adrenalin gibi stres hormonları ani şekilde yükselerek kalbin kan pompalama fonksiyonu geçici olarak bozulur. Kalp görüntülemesinde ise sol karıncığın balon gibi genişlediği izlenir." Hızlı müdahale ve ilaç tedavisi ile sağlığa kavuşulur Hastalığın fark edilmemesi durumunda ani kayıpların yaşanabileceğini, ancak erken teşhisle yaklaşık 3 aylık bir tedavi sürecinin ardından hastanın tamamen sağlığına kavuşabileceğini belirten Doç. Dr. Ersin Sarıçam, şu açıklamalarda bulundu: "Bu hastalık, cerrahi bir müdahale gerektirmez. İlk olarak ilaç tedavisi uygulanır. Kalp yetmezliği ve ritim bozukluğu gibi farklı kalp problemlerine yol açmadan kan akışını düzenlemek hedeflenir. Bu süreçte, ilaç tedavisinin yanı sıra, ani nabız yükselmesine neden olabilecek stres, üzüntü, panik ve heyecan gibi duygulardan uzak durulması hastalara ve yakınlarına önerilir. Benzer tablonun yeniden yaşanmaması için, altta yatan stresin yönetilmesi gerekir. Bu nedenle profesyonel psikolojik danışmanlık desteği alınması büyük önem taşır. Toplumda stres yönetimi konusunda farkındalığın artması, bu tür hastalıklarla mücadelede son derece önemlidir."