SAĞLIK
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55 Denizli’de ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirdiği ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı. Kansere karşı büyük bir farkındalık oluşturulan aşılama programına erkeklerin de dahil edilmesi fark oluşturdu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve sağlıkta fırsat eşitliği sağlamak amacıyla yüksek maliyetli sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken vatandaşlara yönelik başlattığı HPV aşı desteği fiilen uygulamaya geçti. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü proje kapsamında ilk ziyaretler yapıldı. Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli sağlıkçıların ilk doz HPV aşısını uyguladığı programa Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Danacıoğlu da eşlik etti. Aşılama programına katılan vatandaşlar bu maliyetli ve hayati derecede önemli aşıya ücretsiz ulaşabilmenin kendileri için büyük bir destek olduğunu belirterek sağlanan imkan dolayısıyla Başkan Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti. Aşılama hizmeti vatandaşın ayağına götürülüyor Halkın yoğun ilgisiyle büyüyen projenin sağlık desteği olmanın ötesine geçerek kent genelinde bilinçlenme seferberliğine dönüştüğü belirtildi. Randevu sistemiyle hak sahiplerinin adreslerine gidilerek yerinde uygulanan aşılama programına erkek çocuk ve gençlerin de dahil edilmesi ise kanserle mücadelede bir fark oluşturdu. Söz konusu uygulamanın virüsün bulaş zincirini kırmak ve toplum bağışıklığını sağlamak adına büyük önemi olduğu belirtilirken, aşıların muhafazasından taşınmasına kadar tüm süreçlerin ‘soğuk zincir’ kurallarına uygun olarak yürütüldüğü kaydedildi. Proje kapsamda, Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarına 2 doz, 15-30 yaş arası kadınlara 3 doz ve 15-21 yaş arası erkeklere 3 doz dokuz valanlı HPV aşısı yapılacak. Sağlıklı bir gelecek için Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, HPV aşısının henüz Sağlık Bakanlığı’nın rutin aşı uygulaması içerisinde yer almadığına dikkati çekerek, bugünün ekonomik şartlarında bu hizmete ulaşmanın pek çok aile için mümkün olmadığını söyledi. Hem sağlıkta adaletsizliği gidermeye katkı koymak hem de kansere karşı bir farkındalık oluşturmak için hayata geçirdikleri projenin amacına ulaştığını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Projemize gösterilen yoğun ilgi, ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bizlere bir kez daha gösterdi. Şehrimizde sağlıklı bir gelecek inşa etmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz" dedi. HPV aşısı neden önemli? Genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal) ile serviks, vajinal, vulvar, anal, penil ve baş-boyun kanserleri gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği kanıtlanmış olan HPV aşısı, modern tıbbın kanserle mücadelesindeki en güçlü silahı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de rutin aşılama takviminde olmadığı için eczanelerden ücretli olarak temin edilebilen aşı özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında bağışıklık sistemini güçlendirerek en yüksek korumayı sağlıyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:52 Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
Mide şikayetiyle geldi, akciğer kanserinden kurtuldu
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 12:04 Mide şikayetiyle geldi, akciğer kanserinden kurtuldu İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde 76 yaşındaki Fatma Slem’in rutin mide şikayetleri nedeniyle başvurduğu kontrolde, erken evrede fark edilen bir akciğer nodülü sayesinde hayatı değişti. İlk olarak başka bir sağlık kuruluşunda çekilen tomografide fark edilen ve "buzlu cam nodülü" olarak adlandırılan kitle, Medical Point Hastanesi’nde takip altına alındı. Mide şikayetleri nedeniyle İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’ne başvuran 76 yaşındaki Fatma Slem’in, erken evrede fark edilen bir akciğer nodülü sayesinde hayatı değişti. İlk olarak başka bir sağlık kuruluşunda çekilen tomografide fark edilen ve "buzlu cam nodülü" olarak adlandırılan kitle, takip altına alındı. Fatma Slem, büyüyen kitlenin yeniden değerlendirilmesiyle Prof. Dr. Hakkı Ulutaş ve multidisipliner onkoloji konseyi tarafından ameliyata alındı. Kapalı (uniportal VATS) yöntemle yapılan başarılı operasyon sonrasında, Fatma Slem kısa sürede sağlığına kavuştu. Yaşadığı bu durumla ilgili erken tanının önemine dikkat çeken Slem, "Aslında mide problemim için başvurmuştum. Tomografide akciğerimde bir nodül tespit edildi. Ameliyatım kapalı yöntemle gerçekleşti. Çok kısa sürede toparladım ve şu anda gayet iyiyim" dedi. Bölgede bir ilk gerçekleşti Medical Point Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hakkı Ulutaş, operasyon süreciyle ilgili şu bilgileri verdi: "Hastamızın sağ üst apikal segmentinde, halk arasında ’buzlu cam’ olarak bilinen bir nodül tespit edildi. Gözlem sürecinde nodülün büyüdüğünü gördük. Onkoloji konseyinde değerlendirme sonucu cerrahi kararı verildi." Cerrahi müdahale, minimal invaziv tekniklerden biri olan uniportal VATS (video yardımlı torakoskopik cerrahi) yöntemiyle gerçekleştirildi. Nodülün yerinin belirlenmesinde girişimsel radyoloji ile iş birliği yapılarak, ameliyat öncesinde işaretleme yapıldı. "Patoloji sonucunda erken evre akciğer kanseri olduğu belirlendi. Lenf nodlarında herhangi bir yayılım tespit edilmediği için hastamıza ek bir tedavi gerekmedi" diye konuştu. Ayrıca Prof. Dr. Ulutaş, girişimsel radyoloji destekli bu uygulamanın hastanede ve bölgede ilklerden biri olduğunu vurguladı.
Kemik kısalığı olan Efe’nin önce sağ kolu uzatıldı şimdi ise sol kolu için tedavi görüyor
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 11:02 Kemik kısalığı olan Efe’nin önce sağ kolu uzatıldı şimdi ise sol kolu için tedavi görüyor Kahramanmaraş’ta doğuştan kol ve bacak kemiklerinde kısalık bulunan 14 yaşındaki Efe’nin sağ kolu tedavi ile uzatıldı şimdi ise sol kolu için tedavi görüyor. Kahramanmaraş’ta doğuştan kemik kısalığı tanısı konulan aynı aileden 4 çocuk, Özel Sular Akademi Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Genetik geçişli bu nadir durum nedeniyle çocukların kol ve bacak kemiklerinde farklı seviyelerde kısalık tespit edilirken, tedavi süreci ilk olarak 14 yaşındaki Efe ile başladı. Yaklaşık 4 yıldır tedavisi süren Efe’nin ardından, kardeşlerine de müdahale edileceği bildirildi. Kemik gelişiminin tamamlanmasından önce yapılan müdahalelerin, ileride oluşabilecek kalıcı deformiteleri ve ağrıları önlediğine dikkat çeken uzmanlar, erken yaşta başlatılan bu sürecin hayati önemde olduğunu belirtti. Efe’nin sağ kolundaki uzatma işlemi tamamlanırken, şu an sol koluna yönelik operasyon sürüyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Operatör Doktor Ramazan Danışman, "Efe doğuştan kol ve ayak kemiklerinde kısalık nedeniyle bize başvurdu. Yaklaşık 4 yıldır takibini sürdürüyoruz. Sağ kolunu uzattık, şimdi sol koluna müdahale ediyoruz. Bu genetik geçişli bir rahatsızlık ve maalesef aynı ailedeki diğer 3 kardeşte de benzer hastalıklar mevcut. Onlara da ulaşarak gerekli tetkikleri yaptık. İnşallah hepsine sırayla yardımcı olacağız. 18 yaşından sonra kemik şekillenmesi tamamlandığı için kalıcı deformiteler ve ağrılar oluşabiliyor. Bu nedenle erken yaşta müdahale şart. Kemiğin uzama döneminde yapılan işlemler hem daha başarılı oluyor hem de ileride oluşabilecek fiziksel sıkıntıların önüne geçiliyor" dedi. Dr. Danışman, Efe’nin tedaviye en erken başlayan kardeş olduğunu belirterek, "Efe bize düzenli olarak geliyor. Kısa kalan kemiklere zaman içinde kontrollü uzatma işlemleri uyguluyoruz. Kardeşlerinde de benzer tedavi planları oluşturduk. Her birine sırayla müdahale ederek süreci sağlıklı şekilde yöneteceğiz" diye konuştu. Anne Rahime Erol, "Tedaviye Efe ile başladık. İnşallah diğer kardeşleri de düzelecek. Ameliyat olmazlarsa kolları bükülüyor. Yürümekte zorlu çekiyorlar. Önce Allah sonra Ramazan hocamın sayesinde çocuklarım sağlığına kavuşacak inşallah" diye konuştu.
"Antibiyotik direnci, salmonella enfeksiyonlarını daha tehlikeli hale getiriyor"
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:56 "Antibiyotik direnci, salmonella enfeksiyonlarını daha tehlikeli hale getiriyor" Salmonella enfeksiyonlarında antibiyotik direncinin dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı tehdidi olabileceğini belirten Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, "Artık bazı salmonella türleri üç ya da daha fazla antibiyotiğe karşı dirençli. Bu da tedaviyi zorlaştırıyor ve komplikasyonları artırıyor" dedi. Salmonella ve Salmonelloz hakkında bilgi veren Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, "Gram negatif bir bakteri olan salmonella, hem hayvanlarda hem insanlarda enfeksiyonlara neden olabiliyor. Salmonella cinsinde, Salmonella bongori ve Salmonella enterica olmak üzere iki tür bulunur. Salmonella bongori esas olarak soğukkanlı hayvanlarda bulunmasına karşın insanları da enfekte edebilir. Yaygın olarak bulunan S. enterica, insanlarda ve hayvanlarda çok çeşitli gıda ve su kaynaklı enfeksiyonlara neden olur. S. enterica, 2600’den fazla serotip içerir ve dünya genelinde (tifo hariç) S. enterica serotip Typhimurium ve S. enterica serotip Enteritidis alt serotipleri insanlardan en sık izole edilen (yaklaşık yüzde 50) patojenlerdir" diye konuştu. Gıda kaynaklı bulaşmanın yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, çiğ veya az pişmiş et ve kümes hayvanları, yumurta, süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler ve pastörize edilmemiş meyve sularının en riskli besin grupları arasında yer aldığını ifade etti. Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, "Yıkanmamış sebzeler, az pişmiş kümes hayvanı eti, pastörize edilmemiş süt ve çiğ yumurta gibi gıdalar salmonella ile kontamine olabilir. Ayrıca, kontamine su, hayvan teması ve uluslararası seyahatler de enfeksiyonun bulaşmasında etkili olabilir" uyarısında bulundu. Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, dünya genelinde her yıl yaklaşık 93,8 milyon Salmonella kaynaklı gastroenterit vakası ve 155 bin ölüm bildirildiğini söyledi. Türkiye’de de geçmiş yıllarda fıstıklı kakaolu kremalar, kumpir ve bazı çikolatalar, Sezar salata sosu gibi çiğ veya az pişmiş yumurta içeren yiyecekler, sashimi ve suşi dahil olmak üzere çiğ veya az pişmiş balık veya kabuklu deniz ürünleri aracılığıyla salgınların yaşandığını belirten Torun, bu bakterinin sadece bireysel sağlığı değil, toplum sağlığını da tehdit ettiğini vurguladı. Prof. Dr. Torun, Salmonella enfeksiyonunun her yaş grubunu etkileyebileceğini ancak özellikle küçük çocuklar, yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar ve hamileler için daha tehlikeli olduğunu söyledi. Antibiyotik direnci artıyor Prof. Dr. Torun, özellikle son yıllarda antibiyotik direncinin Salmonella vakalarında belirgin şekilde arttığına dikkat çekerek, Avrupa’da 2022 yılında Salmonellaların, florokinolonlara yüzde 18.7, azitromisine yüzde 0.6 ve üçüncü kuşak sefalosporinlere yüzde 12 oranında direnç geliştirdiğini bildirdi. Torun, "Avrupa’da insanlardan izole edilen salmonella türlerinde çoklu ilaç direncinin (MDR) yüzde 22’ye kadar ulaştığı hayvan kaynaklı bakterilerde ise bu oran yüzde 40’lara yaklaşıyor" dedi. Dirençli bakterilerin oluşturduğu enfeksiyonlarda tedavinin zorlaştığını, daha uzun süren enfeksiyonlara ve artan ölüm riskine neden olduğunu ifade eden Torun, "XDR (yaygın ilaç dirençli) ve PDR (tüm antibiyotiklere dirençli) bakteriler artık nadir de olsa karşımıza çıkabiliyor" dedi. Direncin başlıca nedenleri Antibiyotiklerin tarımda ve hayvanların beslenmesi sırasında büyümeyi destekleyici olarak kullanılması, sağlık alanında gereksiz ve kontrolsüz antibiyotik tüketimi ve hijyen eksikliğinin bu direncin başlıca nedenleri arasında yer aldığını belirten Torun, "Hastalara tanı konulmadan rastgele antibiyotik verilmesi dirençli bakteri türlerinin çoğalmasına zemin hazırlıyor" diye konuştu. Korunma için çapraz bulaşma önlenmeli Salmonella enfeksiyonlarından korunmak için başta hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Torun, şu önerilerde bulundu: "Çiğ ve pişmiş gıdalar ayrılmalı, çapraz bulaşma önlenmelidir. Et ve yumurta gibi ürünler yeterince pişirilmelidir. Meyve ve sebzeler iyice yıkanmalıdır. Soğuk zincir bozulmamalıdır. Hayvanlarla temastan sonra eller mutlaka yıkanmalıdır" Antibiyotik duyarlılık testi önemli Salmonella gastroenteritlerinin tedavisinde, hastaların çoğu sadece destekleyici bakım tedavisine ihtiyaç duyduğunu dile getiren Prof.Dr. Mamal Torun, "Antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyulan durumlarda; önerilen birinci basamak antibiyotiklerden florokinolonlar (siprofloksasin), azitromisin ve üçüncü kuşak sefalosporinler (seftriakson, sefotaksim) kullanılabilir. Ancak antibiyotik direncini önlemek ve antibiyotik seçimini en doğru şekilde yapmak için önce duyarlılık testi yapılması gereklidir" ifadesini kullandı. Tifo için kullanılan Ty21a aşısının yalnızca Salmonella Typhi’ye karşı koruma sağladığını hatırlatan Torun, "Ancak bu aşılar tüm salmonella türlerine karşı etkili değildir. Salmonella enfeksiyonlarının bildiriminin Türkiye’de yasal zorunluluk kapsamında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Torun, "Tifo ve paratifo gibi enfeksiyonlar 24 saat içinde Sağlık Bakanlığı’na bildirilmelidir. Gastroenterit yapan diğer türler için ise haftalık sürveyans kaydı yapılmalıdır" dedi. "Akılcı antibiyotik kullanımı hayati önemde" Prof. Dr. Torun, salmonella gibi dirençli bakterilerle mücadelede One Health (Tek Sağlık) yaklaşımının önemine vurgu yaparak, "İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte düşünmeliyiz. Tarımda, veterinerlikte ve tıpta antibiyotiklerin akılcı kullanımı sağlanmadan bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil" dedi. "Toplum bilgilendirilmeli, sistem denetlenmeli" Salmonella’nın yol açtığı sağlık sorunlarını azaltmak için sadece bireysel değil, toplumsal önlemler gerektiğini vurgulayan Torun, "Gıda üreticileri denetlenmeli, etiketleme sistemi güçlendirilmeli, halk bilinçlendirilmeli ve antibiyotik kullanımına ilişkin yasal düzenlemeler sıkılaştırılmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Fatih Tekke’ye gece kayağı fotoğrafı sürprizi
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:30 Fatih Tekke’ye gece kayağı fotoğrafı sürprizi Erzurum Palandöken Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nde sezona hazırlanan Trabzonspor, üçüncü ve son defa taraftarıyla buluştu. Taraftar buluşmasında en çok ilgi gören isimlerinden birisi olan Fatih Tekke’ye Erzurumlu duayen foto muhabiri ve gazeteci Cem Bakırcı sürpriz yaptı. 2010 yılında Erzurum Palandöken Kayak Merkezi’nde tatil yapan Fatih Tekke’yi gece kayağı yaparken fotoğraflayan Cem Bakırcı, o yıllarına anınsan çektiği bir fotoğraf karesini çerçeveleterek kendisine hediye etti. Cem Bakırcı, "Trabzonspor A Takımı forması giymeye 1994-95 sezonunda başlayarak milli takıma yükselen milli oyuncu Fatih Tekke, 2004-05 sezonunda 31 kez fileleri havalandırarak gol kralı oldu. Fatih Tekke, 2009 yılında Zenit’te futbol oynadı. Erzurum Palandöken’e tatile gelmişti. Palandöken pistlerinde gece kayağı kursu aldı. Ben de o dönem Hürriyet Haber Ajansı’da foto muhabiriydim. İstihbarat alarak dağa çıktım ve bu fotoğrafı çektim. Yıllar sonra bu vesile hem onu görmek hem de fotoğrafı hediye etmek beni mutlu etti" dedi. Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke’de kendisini yıllar öncesine götüren fotoğraf karesinden dolayı Gazeteci Cem Bakırcı’ya teşekkür ederek, "Devamlı söylediğim gibi; ülkem, dünyanın en güzel yeri. 2010 yılında Erzurum Palandöken’de bir anım da var. Kaçak bir kayak yapmıştım. Çok da kötü düşmüştüm. Allah korumuş, sakatlanmamıştı" dedi.
Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Velioğlu: "Organ bağışı yapan kişinin birinci derece yakınları ihtiyaç halinde öncelikli olacak"
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:05 Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Velioğlu: "Organ bağışı yapan kişinin birinci derece yakınları ihtiyaç halinde öncelikli olacak" Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Uzm. Dr. Hasan Basri Velioğlu, "Vefatından sonra organları nakledilen bağışçıların eş ve birinci derece yakınlarına, organ nakli ihtiyacı olması halinde acil hastalardan sonra gelmek üzere öncelik verilecek" dedi. Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Uzm. Dr. Hasan Basri Velioğlu, organ bağışına yönelik düzenlemelere ilişkin açıklama yaptı. Sağlık Bakanlığı’nda gerçekleştirilen açıklamada konuşan Velioğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen, Resmî Gazete’de yayımlanan kanunî düzenlemelerin hayırlı olmasını diledi. Velioğlu, Türkiye’nin canlı nakillerinde en ön sıralarda olmasına rağmen vefat sonrası bağışta yapılan nakillerde geride olduğunu belirterek, "Ülkemizde 30 bine yakın kişi hayata tutunmak için organ nakli bekliyor. İnşallah bu yeni düzenleme, bu kişilere umut olacak" diye konuştu. "Vatandaşlarımız artık e-Devlet ve e-Nabız üzerinden hızlı ve kolay bir şekilde organ bağışı yapabilecek" Yapılan değişikliklere ilişkin bilgi veren Velioğlu, "Vatandaşlarımız artık e-Devlet ve e-Nabız üzerinden hızlı ve kolay bir şekilde organ bağışı yapabilecek. Önceden nasıl yapılıyordu? 18 yaşını dolduran, akıl sağlığı yerinde olan herkes organ bağışçısı olabiliyordu, gönüllülük esasına dayanıyordu ve kişi organ bağış noktasına gidip 2 tanık huzurunda form imzalayıp bağış kartı almak suretiyle organ bağışçısı oluyordu. Bu yönteme ilave olarak da artık e-Devlet ve e-Nabız üzerinden de organ bağışçısı olunabilecek" açıklamasında bulundu. "Organ bağışı yapan kişinin birinci derece yakınları ihtiyaç halinde öncelikli olacak" Velioğlu aynı zamanda, organ bağışçısı olmak isteyenlerin bu kararlarını hangi yakınlarıyla paylaşmak istediğine kendilerinin karar vereceğini belirtti. Bu uygulamaların toplumsal dayanışmayı artıracağına dikkati çeken Velioğlu, diğer düzenlemelerle ilgili olarak, "Vefatından sonra organları nakledilen bağışçıların eş ve birinci derece yakınlarına, organ nakli ihtiyacı olması halinde acil hastalardan sonra gelmek üzere öncelik verilecek. Bu uygulama, inanıyorum ki toplumsal dayanışmayı artıracaktır" ifadelerini kullandı. "Halkın sağlığını olumsuz etkileyecek yanıltıcı, aldatıcı reklamlar, bildirimler yapıldığında, gerekli müeyyideler uygulanacak" Velioğlu, sağlık kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerini sorumluluk bilinciyle yapması gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti: "Bir diğer düzenleme de halkı yanıltan, tıbbî gerçeklikten uzak ve gereksiz talep oluşturan içeriklerle ilgili. Bunlara asla izin verilmeyecek. Sağlık hizmetleri, insan hayatını doğrudan ilgilendiren bir alan. Bu nedenle tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinde tüm sağlık kuruluşlarının sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmekte. Tabii ki sundukları sağlık hizmeti hakkında bilgilendirme yapabilirler. Ancak bu bilgilendirmeler tıbbî gerçeklikten uzak olamaz. Öncelikle şunu vurgulamak isterim: Artık sosyal medya, internet, yazılı ve görsel basında yapılan tanıtımlar takip edilecek. Halkın sağlığını olumsuz etkileyecek yanıltıcı, aldatıcı reklamlar, bildirimler yapıldığında, Bakanlığımız tarafından gerekli müeyyideler uygulanacak. Bir diğer düzenleme de Bakanlığımızın sağlık hizmet sunumunda, ‘nükleer tıp teknikerliği’ unvanında yeni bir sağlık meslek tanımı getirildi. Bu unvana sahip olanlar hastanelerimizde, nükleer tıp merkezlerinde görev yapabilecek. Böylelikle gençlerimize de yeni bir istihdam alanı açılmış oluyor."
Muğla’da bağımlılıkla mücadele için işbirliği
25 Temmuz 2025 Cuma - 18:33 Muğla’da bağımlılıkla mücadele için işbirliği Muğla’da bağımlılıkla mücadelede basının desteğini artırmak amacıyla yeni bir iş birliği protokolü hayata geçirildi. Protokol, Yeşilay Muğla Şubesi ile Muğla İletişim Başkanlığı Bölge Müdürlüğü arasında imzalandı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi VIP Salonunda düzenlenen törende İletişim Başkanlığı Bölge Müdürü Erol Kütahya, "Anlamlı bir protokole imza atacağız. Bağımlılıkla mücadelede ailenin bilinçlendirilmesi ve kamuoyunda farkındalık oluşturması çok önemli. Bu doğrultuda basının katkısı büyüktür" dedi. Yeşilay Muğla Şube Başkanı Şenol Şengür ise konuşmasında, "Bağımlılıkla mücadelede kimsenin destek almaktan çekinmemesi gerektiğini vurguluyoruz. Bu protokol, toplumsal farkındalık açısından çok kıymetli" ifadelerini kullandı. Basın desteğiyle bağımlılıkla mücadele güçleniyor Protokol kapsamında, yerel basın mensuplarına bağımlılıkla mücadele konusunda periyodik eğitimler verilmesi planlanıyor. Eğitim içeriklerine basın mensuplarının kolayca erişebilmesi için dijital ve fiziki ortamlar oluşturulacak. Aynı zamanda Yeşilay ve YEDAM’ın tanıtımını desteklemek amacıyla bilgilendirici broşür ve afişler medya kuruluşlarıyla paylaşılacak. Yeşilay Haftası başta olmak üzere yıl içindeki özel günlerde sosyal medya içerikleri ortak şekilde yayımlanacak. Tüm bu çalışmaların koordinasyonu için ortak bir birim kurulacak ve projeler bu birim üzerinden yürütülecek. Ayrıca şehrin farklı noktalarında sanatsal ve sportif etkinliklerle farkındalık oluşturulması hedefleniyor.