SAĞLIK
"Genital estetik yaşam kalitesini destekleyebilir" 07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:24:12 Genital estetik uygulamalarının amacının yalnızca görünümü düzeltmek olmadığına dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Berfin Ökmen Özkan, "Bu işlemlerde temel hedef, hastanın günlük yaşam konforunu artırmak ve cinsel sağlığını desteklemektir" dedi. Son yıllarda estetik uygulamalara olan ilginin artmasıyla birlikte kadınlarda genital estetik operasyonlar da daha sık gündeme gelmeye başladı. Uzmanlar, bu işlemlerin yalnızca estetik kaygılarla değil, çoğu zaman fonksiyonel ihtiyaçlar ve yaşam konforunu artırma amacıyla da tercih edildiğine dikkat çekiyor. Medikal Park Antalya Hastane Kompleksi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Berfin Ökmen Özkan, genital estetik operasyonlarının nedenlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kadınlarda genital bölge problemlerinin birçok farklı etkene bağlı gelişebileceğini belirten Op. Dr. Özkan, "Genetik faktörler, pelvik kasların zayıflığı, doğum sayısı ve doğum şekli, kronik öksürük ve kabızlık, obezite, hormonal değişimler ve menopoz gibi durumlar genital bölgede hem yapısal hem de fonksiyonel değişikliklere yol açabilir" şeklinde konuştu. "Estetik sorunların ötesinde fonksiyonel şikâyetler" Genital bölgedeki değişimlerin yalnızca dış görünümü etkilemediğini vurgulayan Op. Dr. Özkan, "İç dudaklarda sarkma ve asimetri, vajinal genişleme ve vulvar bölgede renk değişiklikleri estetik problemlerin yanı sıra özgüven kaybına ve cinsel yaşamda sorunlara neden olabilir. Bunun yanında tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar, idrar kaçırma, vajinal kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve vajinal bolluk gibi fonksiyonel şikâyetler de görülebilir. Bu işlemlerde temel hedef, hastanın günlük yaşam konforunu artırmak ve cinsel sağlığını desteklemektir" ifadelerini kullandı. "Her kadın kendine özgüdür" vurgusu Genital estetik uygulamalarında standart bir yaklaşımın olmadığını belirten Op. Dr. Özkan, her hastanın mutlaka ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Op. Dr. Özkan, "Her kadının genital yapısı kendine özgüdür ve her farklılık bir hastalık ya da cerrahi ihtiyaç anlamına gelmez. Fonksiyonel bir problem olmadan yalnızca estetik kaygılarla yapılan işlemler bazı durumlarda istenmeyen sonuçlara ve cinsel işlev bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle ameliyat öncesi doğru bilgilendirme büyük önem taşır. Hastanın beklentileri, şikâyetleri ve anatomik yapısı birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir planlama yapılmalıdır. Uygun teknik ve deneyimli bir ekip ile yapılan işlemler, hem güvenli hem de başarılı sonuçlar açısından belirleyicidir" dedi. "Cerrahi yöntemlerle konfor ve özgüven artabiliyor" Genital estetikte en sık uygulanan cerrahi işlemlerden birinin labioplasti olduğunu ifade eden Op. Dr. Özkan, şu bilgileri paylaştı: "Labioplasti, iç dudaklardaki doku fazlalığı, asimetri ve şekil bozukluklarının düzeltilmesini sağlar. Bu durum özellikle dar kıyafet giyerken rahatsızlık yaşayan, hijyen sorunları olan ya da cinsel ilişki sırasında problem yaşayan kadınlarda önemli bir konfor artışı sağlayabilir. Artan konforla birlikte özgüven de yükselir ve bu durum günlük yaşam kalitesine olumlu yansır." Vajinoplasti ve perinoplasti işlemlerine de değinen Op. Dr. Özkan, "Bu işlemler özellikle doğum sonrası gelişen vajinal genişleme ve perine bölgesindeki deformasyonların düzeltilmesinde tercih edilir. Normal doğuma bağlı oluşan doku hasarları ve dikiş izleri bu yöntemlerle giderilebilir" dedi. "Cerrahi dışı uygulamalara yönelim artıyor" Son yıllarda cerrahi dışı yöntemlerin de giderek daha fazla tercih edildiğini belirten Op. Dr. Özkan, bu uygulamaların hızlı ve konforlu olması nedeniyle öne çıktığını söyledi. Özkan, "Genital dolgu, PRP, ip askı ve lazer uygulamaları gibi yöntemler ağrısız ve kısa sürede uygulanabilmeleri sayesinde hastalar tarafından sıkça tercih ediliyor. Bu işlemler sonrasında hastalar günlük yaşamlarına ara vermeden devam edebiliyor" diye konuştu. Bu yöntemlerin farklı şikâyetlere yönelik çözümler sunduğunu belirten Op. Dr. Özkan, "Yaşlanma ya da kilo kaybına bağlı olarak dış dudaklarda oluşan sarkma ve hacim kaybı dolgu uygulamaları ile düzeltilebilir. Vajinal kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve haz azalması gibi durumlarda lazer uygulamaları ve PRP etkili seçenekler arasında yer alır" dedi. Ayrıca idrar kaçırma, tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar ve vajinal bolluk gibi şikâyetlerde de lazer uygulamalarının tercih edilebildiğini ifade eden Özkan, "Bikini bölgesinde kararma ve renk değişiklikleri yaşayan hastalarda ise vulvar lazer ya da genital peeling uygulamaları yapılabilir" diye konuştu. "Uzman değerlendirmesi şart" Genital estetik uygulamalarında en önemli noktanın doğru hasta seçimi ve kişiye özel yaklaşım olduğunu bir kez daha vurgulayan Op. Dr. Özkan, sözlerini şöyle tamamladı: "Her yöntem her hasta için uygun olmayabilir. Bu nedenle detaylı bir muayene ve doğru planlama ile ilerlemek gerekir. Uygun hastalarda yapılan doğru uygulamalar, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir."
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:17 MUSKİ, Gümbet esnafının korkularına 10 günde son verdi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Bodrum’un turizm açısından en yoğun bölgelerinden biri olan Gümbet Mahallesi’nde yürüttüğü içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmalarına, bölge esnafının eylemleri nedeniyle geçici olarak ara vermek zorunda kalmıştı. Esnafın ‘5 ayda bitmez’ diyerek uzun süreceğini düşündüğü Adnan Menderes Caddesi’ndeki çalışmaların ekiplerin yoğun mesaisiyle sadece 10 gün içerisinde tamamlanması karşısında bölge esnafı memnuniyetini dile getirdi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, turizm bölgelerindeki içme suyu hatlarının yoğun sezon öncesinde yenilenerek bölge esnafının mağduriyet yaşamaması yönündeki talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, projelerini hız kesmeden tamamlamaya devam ediyor. Bu kapsamda, Bodrum ilçesi Gümbet Mahallesi Adnan Menderes Caddesi’nde yürütülen içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmalarını ekiplerin yoğun mesaisi sayesinde sadece 10 gün içerisinde tamamlandı. Bölge esnafı çalışmaların kısa sürede tamamlanmasından memnun Bodrum ilçesi Gümbet Mahallesi Adnan Menderes Caddesi’nde, kullanım ömrünü tamamlayan içme suyu ana isale hattında sık sık meydana gelen patlamalar özellikle bölge esnafını zor durumda bırakıyordu. Yaşanan kesintiler nedeniyle artan kayıp-kaçak oranlarının önüne geçmek ve vatandaşların mağduriyetini gidermek amacıyla MUSKİ ekipleri tarafından bölgede 750 metre uzunluğundaki içme suyu ana isale hattının yenilenmesi çalışmalarına başlanmıştı. Çalışmalar sırasında kazı alanında tarihi doku niteliği taşıyan bir lahitin ortaya çıkması, turizm sezonu öncesinde tamamlanması planlanan projede gecikmeye neden oldu. Çalışmaların yeniden başlamasıyla birlikte bazı esnafların ‘turizm sezonu başladı’ ve ‘kazma vurdurmayız’ şeklindeki tepkileri nedeniyle sahada gerginlik yaşandı ve çalışmalar bir süre durduruldu. Ekiplerin sahada yürüttüğü yoğun çalışma temposu ve planlı süreç yönetimi sayesinde proje, belirtilen süreden de önce tamamlandı. Esnafın 3 ay süreceğini ifade ettiği içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmaları, vaat edilenden çok daha kısa sürede, 10 gün içerisinde tamamlanarak sıcak asfalt atıldı. Çalışmaların kısa sürede tamamlanmasından memnuniyet duyan bölge esnafı, emeği geçen tüm MUSKİ Genel Müdürlüğü çalışanlarına teşekkür etti. Çalışmaların beklenilenden çok daha hızlı tamamlandığını söyleyen esnaf Erdal Aydın, "Yıllarca su sorunu yaşıyorduk. Bunası turizm yeri. Yollarda devamlı kazılıyordu. 5 günde 10 günde biteceğiz diye söz verdiler. Görünüyor ki bitiriyorlar. Yani 15 günde 20 günde bitecek işi bir haftaya çekmeyi başarabildiler. Teşekkür ederiz" dedi. Bölge esnafının turizm sezonu öncesi yaşamış olduğu endişenin planlanan çalışmanın çok daha hızlı bitirilmesiyle son bulduğunu vurgulayan MUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Nuri Kali, "Bir amaç birlikteliğimiz vardı Bodrum ile ilgili. Sürekli suyla gündeme gelen, patlamalarla gündeme gelen Bodrum’u bu gündemden düşürmek, Bodrum’un gerçek değerine, marka değerine kavuşturmasına katkı sağlamaktı. Biz bu isale hatlarını yaptığımız yenileme ile değer kattığımıza inanıyoruz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz" dedi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:13 DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) öncülüğünde gerçekleştirilen Doğu Anadolu Kariyer Fuarı’na (DAKAF’26) katılan Lokman Hekim Van Hastanesi, gençlerin istihdam ve kariyer planlamalarına yönelik yürüttüğü rehberlik çalışmalarıyla ön plana çıktı. Bölgedeki 9 üniversitenin paydaşlığı ve İŞKUR koordinatörlüğünde Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen DAKAF’26, "Gençliğin Üretim Çağı" temasıyla kapılarını ziyaretçilere açtı. 140’tan fazla kurumun yer aldığı organizasyonda Lokman Hekim Van Hastanesi, gençlerle buluşarak profesyonel iş hayatına dair önemli paylaşımlarda bulundu. Fuar boyunca hastane standını ziyaret eden çok sayıda öğrenci ve mezun, sağlık sektöründeki kariyer fırsatları hakkında bilgilendirildi. Gençlere, profesyonel gelişim süreçleri ve sektörün beklentileri konularında rehberlik eden hastane yetkilileri, yeni mezunların iş başvurularını da doğrudan kabul ederek istihdama yönelik somut adımlar attı. Gençlerin geleceğine yönelik sunulan rehberlik faaliyetlerinin yanı sıra, organizasyona gümüş sponsor olarak destek veren Lokman Hekim Van Hastanesinin plaketi, Genel Müdür Ömer Tok’a takdim edildi. Gençlerin iş dünyasına hazırlanması noktasında köprü vazifesi gören hastane, fuarın en çok ilgi gören stantlarından biri oldu.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 14:51 Evlilik öncesi ’Akdeniz anemisi’ tarama programları büyük önem taşıyor Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Çocuk Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Oymak, halk arasında "Akdeniz anemisi" olarak bilinen talaseminin kalıtsal bir kan hastalığı olduğunu belirterek, erken tanı, taşıyıcılık taramaları ve düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Talaseminin, kandaki oksijeni dokulara taşıyan hemoglobin adlı proteinin yapımındaki bozukluk nedeniyle ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Yeşim Oymak, hastalığın özellikle çocukluk döneminde ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi. Hemoglobinin kırmızı kan hücrelerinin temel yapı taşı olduğunu ifade eden Oymak, bu yapının yeterince üretilememesi durumunda ağır kansızlık geliştiğini kaydetti. Evlilik öncesi tarama programları büyük önem taşıyor Hastalığın genetik geçişli olduğunu vurgulayan Oymak, taşıyıcı bireylerin çoğu zaman herhangi bir belirti göstermeden yaşamlarını sürdürebildiğini dile getirdi. Anne ve babanın her ikisinin de taşıyıcı olması halinde çocukta ağır talasemi tablosunun ortaya çıkabileceğini aktaran Oymak, bu nedenle evlilik öncesi tarama programlarının hastalıktan korunmada büyük önem taşıdığını ifade etti. Belirtiler ilk aylarda ortaya çıkıyor Talasemi hastası çocuklarda belirtilerin doğumdan hemen sonra görülmeyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Yeşim Oymak, "Bebekler anne karnındayken farklı bir hemoglobin yapısı kullanır. Doğumdan birkaç ay sonra erişkin tipi hemoglobine geçiş başladığında hastalık belirtileri ortaya çıkar" dedi. Ailelerin özellikle solukluk, halsizlik, iştahsızlık, sık enfeksiyon geçirme, karında şişlik ve büyüme geriliği gibi belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini belirten Oymak, erken tanının tedavi sürecinde büyük fark oluşturduğunu söyledi. Düzenli kan nakli hayati önem taşıyor Talaseminin ağır formunda hastaların yaşam boyu düzenli kan transfüzyonuna ihtiyaç duyduğunu ifade eden Oymak, bu çocukların genellikle 3-4 haftada bir kan almak zorunda kaldığını belirtti. Kan bağışının bu hastalar için hayati önemde olduğunu vurgulayan Oymak, "Düzenli kan bulunamadığında hastaların yaşamı ciddi risk altına giriyor. Bu nedenle gönüllü kan bağışı çok büyük önem taşıyor" diye konuştu. Sık yapılan kan nakillerinin vücutta demir birikimine yol açtığını da anlatan Oymak, özellikle kalp, karaciğer ve hormon bezlerinde biriken demirin organ hasarına neden olabildiğini söyledi. Bu nedenle hastaların demiri vücuttan uzaklaştıran özel ilaçlarla düzenli takip edildiğini kaydetti. Yeni tedaviler umut veriyor Günümüzde uygun donör bulunduğunda yapılan kemik iliği naklinin talasemide en etkili tedavi yöntemlerinden biri olduğunu belirten Oymak, son yıllarda geliştirilen yeni ilaçlar ve gen tedavisi çalışmalarının da umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade etti. Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan evlilik öncesi taşıyıcılık taramalarının önemli bir koruyucu sağlık hizmeti olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yeşim Oymak, toplumda farkındalığın artmasıyla yeni hasta doğumlarının önüne geçilebileceğini sözlerine ekledi.
Şırnak Sağlık-Sen heyeti ADSM Başhekimi Çağdaş ile görüştü
29 Temmuz 2025 Salı - 12:33 Şırnak Sağlık-Sen heyeti ADSM Başhekimi Çağdaş ile görüştü Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) Şırnak Şube Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri Şırnak ADSM Başhekimi Dt. Naim Çağdaş’ı makamında ziyaret ederek sağlık çalışanları ve kurumun işleyişi ile ilgili istişarede bulundu. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, beraberindeki şube yöneticileri, iş yeri temsilcileri ve sendika üyeleri ile birlikte göreve yeni başlayan Şırnak Nurullah Kadırhan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dt. Naim Çağdaş’la bir araya gelerek kurumdaki sağlık çalışanlarının talep ve beklentileri ileterek Kurumda vatandaşa daha kaliteli ve verimli sağlık hizmetin sunulması için değerlendirmelerde bulundu. Göreve gelen yöneticilerin sağlık altyapısının güçlenmesi ve sağlık hizmetin kalitesinin güçlenmesi için çalışmalara öncülük etmeleri gerektiğinin altını çizen Anmal, "Biz Sağlık-Sen ailesi olarak vatandaşa kaliteli sağlık hizmetin sunulması yöneticilerin çalışanlara iyi çalışma koşulları sağlanması, talep ve beklentilerine cevap vermesi ile mümkün olduğuna inanıyoruz. Vatandaşlara sağlık hizmetinin niteliği ve kalitesini yükselterek verimli sağlık hizmeti sunan sağlık idarecileriyle uyum içinde çalışmaya devam edeceğiz. Çözüm odaklı yöneticilik anlayışı çalışanların talep ve beklentilerine cevap veren yöneticileri tebrik ediyor, Yeni dönemin çözüm odaklı ve adaletli yöneticilik anlayışı ile başarılı olacağına inanıyoruz" dedi. Başhekim Dt. Naim Çağdaş da vatandaşların sağlık ihtiyacı ve beklentilerine cevap vermek için ekip arkadaşlarıyla birlikte yeni projelerle daha kaliteli bir sağlık hizmetinin sunulması için çalışacaklarını belirterek, Sağlık-Sen başkanı ve sendika yöneticilerine ziyaretlerinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek teşekkür etti.
Uzmanından uyarı: "Cilt bakımı yaz mevsimine göre değişmeli"
29 Temmuz 2025 Salı - 12:29 Uzmanından uyarı: "Cilt bakımı yaz mevsimine göre değişmeli" Dermatoloji Uzmanı Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, yaz aylarında dermokozmetik işlemlere başlamadan önce, cilt özelliklerine ve çevresel faktörlere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Yaz aylarında dermokozmetik işlemlere başvurmadan önce, cilt özelliğine ve çevresel faktörlere dikkat edilmesi gerektiğini işaret eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, "Özellikle güneşin etkisi altında olan cildinizin hassasiyetini göz önünde bulundurmalısınız. İşlem sonrası cildinizi güneşten korumak ve iyileşme sürecine dikkat etmek en az işlem kadar önemlidir" dedi. Liv Hospital Samsun Dermatoloji Kliniği’nden Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, yaz ayında yapılabilecek dermokozmetik uygulamalar hakkında bilgi verdi. Yaz aylarının cildimizin en çok güneşe maruz kaldığı ve çevresel faktörlerden en fazla etkilendiği dönemlerden biri olduğunu işaret eden Tatar, "Güneş ışınlarının etkisi, sıcaklık ve nem oranlarının artması, havuz veya deniz suyu ile sürekli temas cildimize ekstra bir yük bindirir. Bu nedenle, yaz aylarında cilt bakım rutininizi yeniden gözden geçirmek ve cildinizi korumaya yönelik önlemler almak büyük önem taşır" şeklinde konuştu. ’’Yaz aylarında ciltte yağlanma artabilir’’ Yazın cilt bakımının nasıl düzenlenmesi gerektiği ve ne zaman dermokozmetik işlemlere başvurulabileceği konusunda açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Tatar, "Yazın cilt bakım rutininizde hafif nemlendirici ve koruyucu ürünler ön plana çıkmalıdır. Güneş koruyucu kremler, bu dönemde cilt bakımının vazgeçilmezidir ve günlük kullanımda yüksek koruma faktörlü (SPF 50 ve üzeri, PA) ürünler tercih edilmelidir. Ayrıca, su bazlı nemlendiriciler ve antioksidan serumlar, cildinize nem sağlarken çevresel zararlara karşı koruma sunar. Yaz aylarında ciltte yağlanma artabileceği için, gözenekleri tıkamayan ve cildi ağırlaştırmayan hafif temizleyiciler kullanılmalıdır" ifadelerine yer verdi. Dermokozmetik işlemlere ne zaman başvurulmalı Cildi yenilemek, matlaşan cilde parlaklık katmak, lekeleri azaltmak veya yaşlanma belirtileri ile mücadele etmek için yaz aylarında da güvenle yapılabilecek bazı dermokozmetik işlemler bulunduğunun altını çizen Uzm. Dr. Tatar, ancak yaz aylarında dermokozmetik işlemlere başvurmadan önce cilde ve çevresel faktörlere dikkat edilmesi gerektiğini işaret etti. Tatar, "Özellikle güneşin etkisi altında olan cildinizin hassasiyetini göz önünde bulundurmalısınız, işlem sonrası cildinizi güneşten korumak ve iyileşme sürecine dikkat etmek en az işlem kadar önemlidir" diye konuştu. "Yazın gerçekleştirilebilecek işlemler" Yazın mezoterapi, broad band light (BBL) tedavileri, botoks ve dolgu uygulamaları ve düşük enerji modu ile lazer epilasyon uygulamalarının gerçekleştirilebileceğini ifade eden Tatar, işlem öncesi ve sonrası dikkat edilmesi gerekenler hakkında şu bilgileri paylaştı: "Mezoterapi, cilt altına vitamin, mineral ve amino asit gibi maddelerin enjekte edilmesi ile cildin canlanmasını sağlar. Yaz aylarında bu işlem özellikle yüz, boyun ve dekolte bölgelerinde tercih edilebilir. Yaz aylarında iyice yıpranmış cildimizi kışa hazırlamanın ve tatil dönüşü azalmış cilt parlaklığının tekrar sağlanmasının en etkili yollarından biri mezoterapidir. Mezoterapi denince akla gençlik aşısı, ışıltı mezoterapileri vb. birçok kavram gelmekle birlikte, cildinizin ihtiyacına uygun mezoterapi seçimini için hekiminize başvurmalısınız. Cilt altına verilen bu besleyici maddeler, yazın cildin nem dengesini korumaya ve parlaklığını artırmaya yardımcı olur. İşlem yapıldığı gün deniz havuz gibi aktiviteler önerilmemektedir fakat sonrasında güneşten korunma şartıyla suyun keyfini çıkarabilirsiniz. BBL tedavileri; cilt yenileme, lekelenme sorunlarının düzeltilmesi ve cilt tonunun eşitlenmesi için kullanılan gelişmiş bir ışık tedavisidir. İşlem ağrısı minimaldir ve öğlen arası tedavisi olarak adlandırılabilen BBL tedavisi, cildinizin üst yüzeyinde herhangi bir hasar bırakmadığı için işlemden hemen sonra günlük hayata dönülebilir. Yaz aylarında, bu işlem özellikle cilt tonu eşitleme ve ince damarların tedavisinde etkili olabilir. BBL tedavileri, cildi daha parlak ve genç gösterir. Güneşte bronzlaşmamış ciltlerde yaz kış uygulanabilen bu işlemden sonra güneşe karşı dikkatli olunmalı ve yüksek koruma faktörlü güneş kremleri düzenli kullanılmalıdır. Ayrıca, işlemden önce ve sonra doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaya özen gösterilmelidir. Botoks ve dolgu uygulamaları; yazın uygulanan en popüler işlemlerden biridir. Hem artan güneşin etkisiyle artan mimik hareketlerine bağlı oluşan kırışıklıkların tedavisinde hem de artan sıcaklar sebebiyle koltuk altında zaman zaman kötü görünüm veya kokuya yol açan terlemelerin azaltılması için tercih edilebilir. Dolgu maddeleri ise cilde hacim kazandırarak daha genç bir görünüm sağlar. Bu işlemler yaz aylarında güvenle yapılabilir, çünkü güneş ışığına maruziyetle lekelenme veya hassasiyet riski artırmazlar. Ancak, işlemin yapıldığı bölgeyi güneşten korumak, uygulama sonrası şişlik ve morlukların oluşumunu en aza indirmek açısından önemlidir. Lazer epilasyon; (düşük enerji moduyla) istenmeyen tüylerden kurtulmanın en etkili yollarından biridir. Yaz aylarında bu işlem, düşük enerji moduyla yapılabilir. Ancak, işlem sonrası cilt güneşe karşı çok hassas olacağı için işlemden sonra birkaç hafta boyunca güneşten kaçınılmalı ve cilt mutlaka güneş koruyucu ile korunmalıdır."
İstanbul Valisi Davut Gül, Beylikdüzü’nde Aile Sağlığı Merkezi açılışına katıldı
29 Temmuz 2025 Salı - 11:21 İstanbul Valisi Davut Gül, Beylikdüzü’nde Aile Sağlığı Merkezi açılışına katıldı İstanbul Valisi Davut Gül, Beylikdüzü ilçesinde kurulan 8 nolu Aile Sağlığı Merkezi açılışına katıldı. İstanbul Beylikdüzü Yakuplu Mahallesi’nde, Sağlık Bakanlığı’na bağlı 8 nolu Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışı gerçekleştirildi. Açılışa, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, Beylikdüzü Belediye Başkan Vekili Önder Serkan Çebi ve çok sayıda protokol üyesi katıldı. Açılış, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından konuşmalar ve ardından kurdele kesimi ile yapıldı. Açılışın ardından Vali Gül, Aile Sağlığı Merkezi’ni gezerek detaylı bilgi aldı. "Beylikdüzü için 6 tane daha Aile Sağlığı Merkezi açma planımız var" İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner açılış konuşmasında Beylikdüzü’ne yeni aile sağlığı merkezleri açılacağının müjdesini vererek, " Beylikdüzü ilçemiz bu konuda hassasiyet gösterdiğimiz bir ilçemiz. Yakuplu Mahallemize büyük bir yatırım yaptık. Burada 8 nolu bir aile sağlığı merkezi inşa ettik, Sağlık Bakanlığımız yatırımıyla. Sadece Sağlık Bakanlığı yatırımı da değil sayın valim riyasetinde İstanbul projemizde bağışlarımız ile bütün kamu kurumlarının uyumu ile beraber tüm memleketimizin dört bir köşesine sağlık tesisleri kazandırmaya çalışıyoruz. Her hafta bir sağlık tesisi açmak için mücadele veriyoruz. Bizim Beylikdüzü için 6 tane daha Aile Sağlığı Merkezi açma planımız var. Bunun 3 tanesini rabbim izin verirse 3 ay içinde tesisleştirmiş olacağız. Rabbim bu emeklerimizi boşa çıkarmasın inşallah. Burada vatandaşımızın bilmesi gereken bir husus var aynı hastanede aynı laboratuvarda çalışılan kan tetkiklerini burada çalıştırabilir durumdayız. Kanser taramalarını burada yapabilir durumdayız. Yeni bir uygulama sayın bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun başlattığı bir uygulama bu. Aile Sağlığı Merkezi’nde aile hekimi yönlendirdiğinde hastaneden merkezi randevu sistemine takılmadan otomatik olarak buradan randevusunu bizim kendi aile hekimimiz vatandaşa verebiliyor" dedi. "Hedef: 2 bin 500 nüfusa bir aile hekimi gelecek şekilde planlama" İstanbul Valisi Davut Gül ise açılışta yaptığı konuşmasında, "Sağlık Bakanımızın hedefi İstanbul’da 2 bin 500 nüfusa bir aile hekimi gelecek şekilde planlama. Bu Türkiye genelinde de böyle. Bunun için İstanbul nüfus itibariyle çok kalabalık şehirleşme itibariyle çok hızlı büyümüş. Dolayısıyla yapmamızın önündeki en büyük engel arsanın olmayışı. Sayın bakanımız bizlere açık çek verdi. İstanbul’da arsası temin edilen her yere ihtiyaç varsa aile sağlık merkezini hemen yapalım. Bunu olabildiğince 1 sene içinde o dönüşümü hemen gerçekleştirelim. Bu mahalle ölçeğinde yürüme mesafesinde birinci basamak sağlık hizmetinde hizmetlerinizi alacaksınız. Şehir hastanelerimiz, devlet hastanelerimiz, üniversite hastanelerimiz var. Ama birçok hizmeti oraya gitmeden aile sağlık merkezinde alabilecek durumdayız. Bunun içinde, aşılarınızı temel sağlık problemlerinizi takip edebilecek hekimlerimizi en iyi şartlarda hizmet verebilecek bir ortam oluşturmaya çalışıyoruz. Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da sayın cumhurbaşkanımızın liderinde Türkiye’mizin bugünü dünden daha iyi. Hem Beylikdüzü’nün, hem İstanbul’un hem Türkiye’nin yarını bugünden daha iyi olacak" diye konuştu.
Prof. Dr. Tartar, "Dünya genelinde 350 milyondan fazla kişi hepatit ile yaşamaktadır"
29 Temmuz 2025 Salı - 10:46 Prof. Dr. Tartar, "Dünya genelinde 350 milyondan fazla kişi hepatit ile yaşamaktadır" Dünya genelinde 350 milyondan fazla kişinin hepatit ile yaşadığını belirten Prof. Dr. Ayşe Sağmak Tartar, "Ancak bu kişilerin önemli bir yüzdesi hastalığın farkında dahil değildir. Hepatit B, aşı ile önlenebilir bir hastalıktır. Hepatit C ise günümüzde kesin olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Sağmak Tartar, Dünya Hepatit Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Ayşe Sağmak Tartar, "Dünya Hepatit Günü, 2010 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından resmi bir küresel sağlık günü olarak ilan edilmiştir. Bu anlamlı günde viral hepatit ile küresel mücadeleye dikkat çekiyor, milyonlarca hayatı tehdit eden bu hastalığa karşı birlikte hareket etmenin öneminin vurguluyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 yılı teması; ’Engelleri kaldıralım’. Bu tema yalnızca hastalığın kendisi ile değil, aynı zamanda hepatit hastalığı ile mücadeleyi zorlaştıran toplumsal, ekonomik ve yapısal engellerle mücadeleyi kapsamaktadır. Ayrıca bilgi eksikliği, damgalanma, test ve tedaviye erişimdeki eşitsizlikler, hepatit hastalığı ile mücadelede önemli engeller oluşturmaktadır" diye konuştu. Viral hepatitlerin, çoğu zaman sessiz seyreden ve tedavi edilmediğinde karaciğer sirozu ve kanseri gibi ciddi sonuçlara yol açabildiğini aktaran Tartar, "Dünya genelinde 350 milyondan fazla kişi hepatit ile yaşamaktadır. Ancak bu kişilerin önemli bir yüzdesi hastalığın farkında dahil değiller. Hepatit B aşı ile önlenebilir bir hastalıktır. Hepatit C ise günümüzde kesin olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır. Erken teşhis, doğru yönlendirme ve zamanında tedavi ile bu hastalıklar önlenebilir ve kontrol altına alınabilir. Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği olarak toplum sağlığını korumak adına hepatit hastalığı ile mücadelede test, tarama ve bilgilendirme çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Halkımızı ücretsiz tarama programlarına katılmaya davet ediyoruz. Hepatit önlenebilir, teşhis ve tedavi edilebilir bir hastalıktır" şeklinde konuştu.
"Tropikal gece"lerde kalbinize dikkat
29 Temmuz 2025 Salı - 10:40 "Tropikal gece"lerde kalbinize dikkat İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi, Meteoroloji, İklim Değişimi, Afet ve Acil Durum Uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, 20 derece üzerindeki sıcaklıkların etkili olduğu gecelere "tropikal gece" denildiğini belirterek, bu gecelerin kalp damar hastalıklarını tetikleyebileceğini, uyku bozukluğuna yol açabileceğini bildirdi. Kadıoğlu, "Gündüz yanıyor, gece sırılsıklam uyanıyorsan; tropikal gün + tropikal gece yaşıyoruz." ifadesini kullandı. Gündüz 30 derece üzeri ve gece 20 derecenin altının görülmediği günlere bilimsel olarak tropikal gün ve tropikal gece denildiğini vurgulayan Kadıoğlu, "Ancak dikkat; bu, tropikal iklime geçtiğimiz anlamına gelmez. Bu, Türkiye’nin tropikal kuşakta olduğu anlamına gelmez. Türkiye halen ılıman iklim kuşağındadır. Ama bu olaylar, iklimin tropikleştiğinin değil, ısındığının ve değiştiğinin açık göstergesidir." dedi. Geceleri uyayamayanların yalnız olmadığına dikkati çeken Kadıoğlu, şunları kaydetti: "Gece sıcaklıklarının artması, iklim değişikliğinin en sinsi işaretlerinden biri. Artık sadece gündüz değil, gece de ısınıyoruz. Tropikal geceler bastırdı. Gece boyunca sıcaklık 20 derecenin altına düşmüyor, nefes almak bile zor. İşte buna tropikal gece deniyor. Bu bir yaz serinliği değil, vücuda yük, sağlığa risk, uykusuz geceler... Etkileri; vücut gece dinlenemez, kalp-damar hastalıkları artar, kalp hastalıklarını tetikler, uyku bozulur, tarım ve enerji tüketimi etkilenir, yangın riski yükselir. Bu sıcak geceler, yaşlılar ve bebekler için daha tehlikelidir."
Alanya’da ’aort koarktasyon’ işlemi gerçekleştirildi
29 Temmuz 2025 Salı - 10:35 Alanya’da ’aort koarktasyon’ işlemi gerçekleştirildi Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez aort koarktasyonu tedavisi anjiyografik yöntemle başarıyla uygulandı. Doğuştan aort damarında daralma (koarktasyon) olan 20 yaşındaki Hatice Kübra Kurt, kapalı yöntemle gerçekleştirilen operasyon sonrası sağlığına kavuştu. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Aslan ile Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Çoner’in birlikte gerçekleştirdiği işlem, yaklaşık bir saat sürdü. Hasta, başka bir sağlık kuruluşunda konulan tanının ardından Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Yapılan değerlendirme sonucu, açık ameliyata gerek kalmadan endovasküler (damar içi) yöntemle tedavi edilmesine karar verildi. Kasıktan ve sol koldan girilerek daralan bölgeye 20 mm çapında greft başarıyla yerleştirildi. Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Op. Dr. Mehmet Aslan, "Aort koarktasyonu da genellikle çocukluk çağında tanı alır ve cerrahi yöntemlerle tedavi edilir. Hastamıza cerrahiye gerek kalmadan kapalı yöntemle müdahale ettik. Başarılı geçen operasyon sonrası hastamızın durumu gayet iyi" dedi. Doç. Dr. Ali Çoner ise "İşlem, vücutta herhangi bir açık cerrahi izi bırakmadan kapalı yöntemle yapıldı. Hastamız sağlığına kavuştu. Bu tür rahatsızlık yaşayan tüm bireyler hastanemize güvenle başvurabilir" ifadelerini kullandı. Operasyon sonrası duygularını paylaşan Hatice Kübra Kurt, "Sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum. Başta hekimlerim olmak üzere emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederim" dedi.
Susuz’a modern hastane müjdesi
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 17:11 Susuz’a modern hastane müjdesi Susuz sağlık alanında önemli bir yatırıma kavuşuyor. İlçeye yapılacak modern hastane projesiyle sağlık hizmetlerinde yeni bir dönem başlıyor. Kaymakam Muhammed Emin Tutal, Susuz Modern Devlet Hastanesi’nin yapılacağı bölgede beraberindeki Belediye Başkanı Oğuz Yantemur, Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Aslıhan Eskibalcı, hastane ihalesini alan HMS Yapı’dan Levent Vural ve Yüzler İnşaat’tan Engin Küden bir takım incelemelerde bulundu. Tutal, ilgili firma yetkililerinden bilgi aldı. Vali Ziya Polat’ın destekleri, Milletvekili Adem Çalkın’ın girişimleriyle Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan proje kapsamında Kars’ın Susuz ilçesinde tam donanımlı, çağın ihtiyaçlarına uygun modern hastane inşa edilecek. 2025 yılı içerisinde yapımına başlanması planlanan hastane, 14 yatak kapasiteli olacak ve içerisinde acil servis, 7 poliklinik, 1 doğumhane, laboratuvar, röntgen ve ameliyathane gibi birimlerin yanı sıra hasta ve hasta yakınları için konforlu alanlar da yer alacak. Sözleşmesi imzalanan, yatırım bedeli 170,2 Milyon TL olan ve 3 bin 150 metrekare alanda yapılacak olan Susuz Devlet Hastanesi ile ilgili açıklamada bulunan Milletvekili Çalkın, "İlçemiz için büyük bir ihtiyaç olan hastane projesi, hemşehrilerimizin sağlığına doğrudan katkı sağlayacak. Başta Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve bakanlık yetkililerine ve bu önemli yatırımda emeği herkese teşekkür ediyorum" dedi. Yeni hastane ile birlikte ilçede sağlık hizmetlerine erişimin daha hızlı ve kaliteli hale gelecek. Susuz’da yaşayan vatandaşlar da projeyi memnuniyetle karşılarken, yeni hastanenin bölgeye sosyal ve ekonomik anlamda da canlılık getirmesi bekleniyor.
Gürcistan’dan ağrı şikâyetiyle geldi, Samsun’da sağlığına kavuştu
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 17:11 Gürcistan’dan ağrı şikâyetiyle geldi, Samsun’da sağlığına kavuştu Böbrekte oluşan çıkım darlığı sebebiyle sol böğür bölgesindeki ağrı şikâyetiyle Gürcistan’dan Samsun’a gelen 5 yaşındaki hasta Büyük Anadolu Hastaneleri’nde yapılan başarılı tedavi sonrası sağlığına kavuştu. Gürcistan’dan Türkiye’ye gelen 5 yaşındaki L.K. isimli hasta, sol böğür bölgesindeki ağrı şikâyetiyle ilk olarak Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdal Irmak’a muayene oldu. Yapılan ultrasonografi değerlendirmede sol böbrekte belirgin bir şişlik tespit edildi ve hasta üroloji bölümüne yönlendirildi. Böbrekte çıkım darlığı belirtileri Üroloji Uzmanı Opr.Dr. Mümin Temel tarafından yapılan detaylı tetkikler sonucunda hastada sol üretero-pelvik darlığı, sol böbrek çıkım darlığı olduğunu belirlendi. Hastanın tedavi süreci hakkında bilgi veren Opr. Dr. Mümin Temel, "Böbrekte olan çıkım darlığı, idrarın böbrekten mesaneye geçişinde tıkanıklığa yol açarak böbrekte genişlemeye ve zamanla fonksiyon kaybına neden olabilecek bir tablodur. Bu doğrultuda hastaya cerrahi tedavi önerildi. Uygulanan cerrahi teknik yöntemi ise "Sol Dismembered Pyeloplasti" denilen, daralmış bölge çıkarılıp sağlıklı üreterin böbrek pelvisine yeniden anatomik ve fonksiyonel olarak birleştirilmesi esasına dayanan bir yöntemdir. Ameliyat planlandığı şekilde sorunsuz geçti" dedi. "Ağrı deyip geçmeyin tedavide erken tanı önemli" Opr. Dr. Mümin Temel şunlar söyledi: "Üretero-pelvik darlık, özellikle çocuk hastalarda erken fark edilmezse böbrekte kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu nedenle hem tanıda hem de tedavide zamanlama çok önemlidir. L.K. isimli hastamızda da bu risk söz konusuydu. Cerrahimizi titizlikle gerçekleştirdik. Hastamızın genel durumu gayet iyi şekilde ameliyattan sonraki 3. günde sorunsuz olarak taburcu edildi. Bu süreçte multidisipliner bir yaklaşımla çalıştık. Çocuk hastalıkları, radyoloji ve anestezi ekiplerimizle koordineli hareket ettik. Hastamızın sağlığına kavuşması, ekip olarak bizi son derece mutlu etti. Her vakada olduğu gibi burada da amacımız, çocuklarımızın yaşam kalitesini artırmak ve böbrek fonksiyonlarını uzun vadede koruyabilmektir. Bu anlamda çocuklarda böğür dediğimiz bölgedeki ağrıların şiddeti azda olsa mutlaka bir uzman doktor tarafından muayene edilmesi erken tanı ve tedavi açısından önemlidir" diye konuştu.
Özel hastanede skandal iddia: "Anne hekimsiz doğum yaptı, müdahale misafir doktordan geldi"
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 17:05 Özel hastanede skandal iddia: "Anne hekimsiz doğum yaptı, müdahale misafir doktordan geldi" Ankara’daki Özel Koru Hastanesinde doğum sancıları başlayan kadın, iddiaya göre, yaklaşık bir buçuk saat boyunca yardım çağrısında bulunmasına rağmen hiçbir hekimin müdahalesi olmadan doğum yaptı. Anne ve bebeğin hayatını, tesadüfen hastanede bulunan başka bir hastanenin doktoru kurtardı. Ankara’da yaşayan 32 yaşındaki N.Ş., hamileliğinin 35. haftasına girdiğinde doğum yapacağı şüphesiyle daha önce doğum planı için anlaştığı Özel Koru Hastanesine davet edildi. Hastaneye yatışı yapılan anne N.Ş.’nin doğumu odasında başladı. İddiaya göre, anne N.Ş., doğumun başladığını defalarca ifade etmesine ve yaklaşık bir buçuk saat boyunca yardım talep etmesine rağmen, hiçbir hekim müdahalesi olmadan acılar içinde kendi başına doğum yaptı. Odada kendi başına doğum sonrası ise şans eseri hastanede bulunan ve başka bir hastanede görev yapan anestezi uzmanı bir hekimin müdahalesi, anne ve bebeğin hayatını kurtardı. Doğumun ardından yoğun bakıma alınan bebek uzun bir müddet tedavi gördü. "Hayati müdahale misafir hekimden geldi" Avukat Kadir Cem Temtek, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, annenin doğum yağacağı şüphesiyle hastaneye davet edildiğine dikkati çekerek, "Doğumun başladığını ifade etmesi ve bir, bir buçuk saat hekim yardımı talep etmesine rağmen herhangi bir hekim müdahalesi olmaksızın kendi başına acılar ve kanlar içerisinde doğum yaptı. Bununla ilgili kamera kayıtları ve tanıklar var. Doğum yapıldığı esnada aynı hastanede ziyaretçi olarak bulunan bir başka hastanenin anestezi uzmanı bir hekim buradaki anne ve çocuğun hayatını kurtarmak amacıyla müdahalede bulundu. Çocuğu kuvöze misafir hekim yerleştirdi ve yoğun bakıma da başka bir hastanenin anestezi uzmanı doktor bebeği indirdi ve adeta anne ile bebeğin hayatını kurtardı" dedi. "Hekimler bize aslında doğal olan doğumun bu şekilde olduğunu tıbbı inkar eder şekilde ifade ettiler" Ailenin, annenin ve çocuğun en fazla korunması gereken bir dönemde çağ dışı bir olay yaşadıklarını kaydeden Temtek, "Hastaneye müracaat ettik, mağduriyetlerimizi ifade ettik. Oradaki hekimler bize aslında doğal olan doğumun da bu olduğunu, böyle olması gerektiğini, tıbbı inkar eder şekilde ifade ettiler. Bununla ilgili iki aylık süreç içerisinde doğum bedelini ödemedikleri gibi yoğun bakımda kalan bebeğin yoğun bakım bedelini de tahsil edebileceklerini de bize ifade ettiler. Üzülerek bunları izledik. Mesele ile ilgili hem adli hem de idari makamlara müracaatta bulunduk" şeklinde konuştu. "Mağarada doğum yapan kadınlar gibi bir doğum gerçekleşti" Doktorun neden doğuma gelmediğine dair herhangi bir geri dönüş alamadıklarını ifade eden Temtek, "Bu işin doğru olmadığı ifade edildi ama zaman geçtikten sonra bunun doğal olduğunu, enteresan bir durum olmadığı ifade edildi. Gayrı ihtiyarı bir savunma mekanizması ama hakkaniyete uygun değil. Bir buçuk saat orada hekim yardımı beklenilmiş ama herhangi bir hekim müdahalede bulunmamış. Binlerce yıl önce mağarada doğum yapan kadınlar gibi bir doğum gerçekleşti. Anne ve çocuk sağlığı hiçe sayıldı" diye konuştu. "Nöbetçi doktorun 24 saat bulunduğu reklamları yapılarak, insanlara bu hastane hakkında bilgi verilmiş" Yeni doğan bebeğin uzun bir müddet yoğun bakımda tedavi altında kaldığını belirten avukat Temtek, "Annenin fiziki sağlığı iyi ama psikolojik olarak hem anne hem baba bir buhrana uğradılar, normal bir hadise yaşamadılar. Yüzbinlerce lira bedelle özel hastaneye yatan insanlar, bir mağara odasında doğum yapar gibi doğum yaptılar. Bu doğum maalesef hekimler tarafından savunuldu. Hak etmedikleri bir muamele ile karşı karşıya kaldılar, yıprandılar. Genel sağlıkları yerinde ama psikolojik olarak son derece etkilendiler. Bir miktar erken doğum var ama zaten doğumun olacağı ön görülerek hastaneye yatış yapılmış. Bu hastanede nöbetçi doktorun 24 saat bulunduğu reklamları yapılarak, insanlara bu hastane hakkında bilgi verilmiş. İnsanlar bu güven üzerine bu hastaneye gitmişler ancak doğum olduğunda o reklamlarda görülen nöbetçi hekimi, kadın doğum ve yoğun bakım uzmanını hastanede göremedik" açıklamasında bulundu. Konuyla ilgili ulaşılan Özel Koru Hastanesi’nin basın birimi ise, iddialara ilişkin kısa süre içinde açıklama yapılacağını duyurdu.