Son Dakika
|
Rusya, Ukrayna'da gaz üretim tesislerini vurdu: 5 ölü
Artvin’de çığ altındaki Bülent Gezer’in cansız bedeni 4 ay sonra kar altından çıkarıldı
Savunma Sanayii’nin kalbi İstanbul’da atıyor
MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, Türkiye'nin ortak mesajı olmalıdır"
Çığ altında kalan çobanın cansız bedenine 125 gün sonra ulaşıldı
Karaçi’de son 8 yılın sıcaklık rekoru: 16 ölü
Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine saldırı
Çin'de havai fişek fabrikasında patlama: 26 ölü, 61 yaralı
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
Trump, "İran'ı yeryüzünden silmekle" tehdit etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Sergen Yalçın: "Taraftarımız bırakmamızı istiyorsa bırakırız"
ABD Başkanı Trump: "Özgürlük Projesi kısa bir süreliğine durdurulacak"
ABD ordusundan Doğu Pasifik’te uyuşturucu taşıdığı belirlenen tekneye saldırı: 3 ölü
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, SAHA EXPO’da sergilenen teknolojileri inceledi
Merz: "İran müzakere masasına gelmeli, zaman kazanmaya çalışmayı bırakmalı"
İran, BAE’ye yönelik saldırıları yalanladı
ROKETSAN 4 yeni sistemini tanıttı
SAĞLIK
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘el hijyeni’ eğitimi
05 Mayıs 2026 Salı - 22:34:55
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü’ dolayısıyla hastane personeline el hijyeni eğitim programı düzenlendi. Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü’ kapsamında Enfeksiyon Kontrol Komite Başkanı Uzm. Dr. Haydar Ürün tarafından, hastane idarecilerinin de katılımıyla hastane personeline yönelik bir eğitim programı yapıldı. Eğitim de açılış konuşmasını yapan Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ali Çöl, el hijyeninin önemi ile enfeksiyonlardan korunma yöntemlerine dikkat çekerek, hem hastane personelinin sağlığını hem de hastaların sağlığını korumak adına el hijyeninin vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurguladı. Eğitim kapsamında Enfeksiyon Kontrol Komite Başkanı Uzm. Dr. Haydar Ürün tarafından, el hijyeninin önemi ve enfeksiyonlardan korunma yöntemleri hakkında detaylı bilgilendirme yapıldı. Programın devamında, 2025 yılı el hijyeni uyum oranı en yüksek olan ‘El Hijyeni Şampiyonu Klinikleri’ belirlenerek, 3. Basamak Yoğun Bakım Ünitesi ile Ruh Sağlığı ve AMATEM klinikleri bu unvana layık görüldü. Geçen yılın şampiyonu olan bu birimlere, Başhekim Uzm. Dr. Ali Çöl ve hastane yöneticileri tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Gerçekleştirilen etkinlik; farkındalık oluşturması, bilgi düzeyini artırması ve kurumsal motivasyonu güçlendirmesi içeriğiyle dikkat çekerken, programa katkı sunan ve katılım sağlayan tüm personele teşekkür edildi.
05 Mayıs 2026 Salı - 21:42
Astımda doğru tedavi ve takip hayati önem taşıyor
Dünya Astım Günü kapsamında yapılan açıklamada, astımın doğru yönetimle kontrol altına alınabileceği vurgulandı. Dünya Astım Günü dolayısıyla yapılan bilgilendirmelerde, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen astım hastalığına dikkat çekildi. Tunceli Devlet Hastanesi’nde görev yapan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazife Özge Altan, astımın hava yollarının daralması sonucu ortaya çıkan; nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtilerle kendini gösteren kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın doğru yönetildiğinde kontrol altına alınabileceğini ifade eden Altan, tedavinin temel amacının belirtileri baskılayarak hastaların günlük yaşamlarını kısıtlama olmaksızın sürdürebilmelerini sağlamak olduğunu vurguladı. Astım ataklarını tetikleyen unsurlar arasında ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, tütün dumanı, keskin kokular ve ani hava değişimlerinin yer aldığını belirten Altan, bu faktörlerden uzak durmanın hastalık kontrolünde önemli bir adım olduğunu dile getirdi. Hekim tarafından reçete edilen ilaçların önerilen dozda ve doğru teknikle kullanılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Altan, şikayetlerin azalmasının ilaçların bırakılması anlamına gelmediğinin altını çizdi. Üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının da astım ataklarını artırabileceğini ifade eden Altan, kişisel hijyen kurallarına uyulması ve kapalı alanların düzenli havalandırılması gerektiğini söyledi. Astımın seyrinin zaman içerisinde değişebileceğini belirten Altan, düzenli hekim kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini, erken tanı ve doğru tedaviyle hastalığın kontrol altına alınabileceğini sözlerine ekledi.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:46
Dünya Astım Günü’nde uzmanından uyarı: Düzenli takip hayat kurtarıyor
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. H. Uğur Boysan, 5 Mayıs Dünya Astım Günü çerçevesinde yaptığı açıklamada, astımın doğru tedavi, düzenli takip ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilen kronik bir hastalık olduğunu vurguladı. Astımın nefes darlığı, öksürük, hırıltı ve göğüste baskı hissi gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Boysan, bu şikayetlerin kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini ifade etti. Bazı hastalarda yalnızca gece öksürüğü görülürken, bazılarında ise eforla artan nefes darlığının ön planda olabileceğine dikkat çekti. Tetikleyici faktörlere dikkat Hava yollarındaki kronik hassasiyetin toz, polen, tütün kullanımı, hava kirliliği ve keskin kokular gibi etkenlerle tetiklenebildiğini belirten Uzm. Dr. Boysan, tedavi başarısı için düzenli takibin şart olduğunu söyledi. Boysan, "Astım tedavisinde temel amaç, hastanın günlük yaşamını kısıtlamadan rahat nefes alabilmesi ve atak riskinin azaltılmasıdır. Bunun için hastaların kontrollerini aksatmaması ve ilaçlarını önerilen şekilde kullanması büyük önem taşır" dedi. İlaç kullanım tekniği başarıyı artırıyor Özellikle inhaler (fısfıs) ilaçların doğru teknikle kullanılmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Uzm. Dr. Boysan, hastaların ilaç kullanım yöntemlerini belirli aralıklarla hekimleriyle gözden geçirmeleri gerektiğini belirtti. Sigara dumanından uzak durulması, yaşam alanlarının havalandırılması ve toz yükünün azaltılmasının astım yönetimindeki önemine değinen Boysan, düzenli takip edilen hastalarda hastalığın büyük ölçüde kontrol altında tutulabildiğini ifade etti.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:11
"Astım kontrol altına alınabilen kronik bir hastalıktır"
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 5 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin astıma zemin hazırladığını ifade eden Özşahin, "Çevresel faktörler olarak alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır. Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyleri, küf mantarları ve hamamböceği gibi alerjenlere karşı duyarlılık astımlı hastalarda çok sık görülmektedir. Yaşadığımız ortamlarda rutubet ve küf olması, sigara dumanına maruz kalınması astım gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Astımlı hastalarda havayolları aşırı duyarlı olup uyaranlara karşı aşırı yanıt vermektedir. Tetikleyici olarak kabul ettiğimiz alerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliği astım semptomlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır" dedi. Astım hastalığının bulgularını öksürük, nefes darlığı, göğüste sertlik ve hışıltı olarak açıklayan Özşahin, "Bu şikayetlerin uzun sürmesi veya tekrarlaması halinde hastada astım düşünülmelidir. Astımda görülen öksürük, inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha fazladır ve uykudan uyandırabilir. Astım hastalığı kronik olup hasta ve hekim iş birliği ile hastalığın kontrolünün sağlanması mümkündür. Tedavinin hedefi astım belirtilerinin azaltılması ve bireyin normal günlük aktivitelerini yapılabilmesidir. Astım krizlerinin olmaması, acil başvurularının olmaması, gece ve gündüz belirtilerinin kaybolması ve hastanın günlük aktivitelerini zorlanmadan yapması astım kontrolünün temel göstergeleridir. Alerjisi olan bir hastanın alerjenlerden korunması, sigara dumanına maruz kalınmasının engellenmesi, grip aşısının her yıl yapılması, aşırı kilolardan kaçınılması ve ilaçların düzenli ve doğru kullanımı önemlidir. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bölümü solunum yolu ile alınmaktadır. Bu ilaçların doğru teknikle kullanımı hastalığın kontrolü için çok önemlidir. Unutulmaması gereken en önemli konu ise tedaviye uyumun bozulması yani ilaçların yanlış teknikle ve düzensiz kullanılması hastalığın kontrolündeki başarısızlığın en önemli nedenidir. Astım kronik bir hastalık olduğu için bu sorunların aşılması ancak iyi bir hekim ve hasta iş birliği ile sağlanabilir. Hastanın eğitimi ve hekim ile iyi iş birliğinin kurulması astım kontrolünün sağlanmasının en önemli basamağıdır. Bu sayede astım daha kolay bir şekilde kontrol altına alınabilir" ifadelerine yer verdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
05 Mayıs 2026 Salı- 09:34
"Polenler ve hava kirliliği astımı tetikliyor"
2
05 Mayıs 2026 Salı- 12:06
Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"
3
05 Mayıs 2026 Salı- 15:42
ERÜ Hastaneleri’nde Organ Bağışı Farkındalık Standı açıldı
4
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda
5
05 Mayıs 2026 Salı- 12:42
Kütahya’da "Her Gebeye Bir Ebe" programıyla evde sağlık hizmeti
05 Ağustos 2025 Salı - 13:27
Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı
Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde "Dünya Emzirme Haftası" kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Heybet Tüzün’ün öncülüğünde gerçekleşen etkinliğe, sağlık çalışanları ve yeni doğum yapan anneler katıldı. Programda emzirmenin önemi vurgulandı, katılımcılarla birlikte pasta kesilirken, annelere çeşitli hediyeler de takdim edildi. Etkinlikler kapsamında kentin birçok noktasına Dünya Emzirme Haftası’na dair pankartlar asılarak anneler ve anne adaylarının bilinçlendirildi. Uzm. Dr. Tüzün, 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası dolayısıyla, anne sütünün önemini vurgulamak ve anne sütünün sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Tüzün, " Anne sütü, bildiğiniz gibi bebeklerin gelişimi için çok önem arz ediyor. Bu noktada özellikle ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmenin, hem besin değeri açısından hem de bağışıklık sistemi ve diğer bütün enerji kaynakları açısından yeterli olduğunu biliyoruz. Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi, ilk 6 ay sadece anne sütü, 6 aydan sonra ise tamamlayıcı beslenmeye geçilerek 2 yaş ve ötesine kadar anne sütünün devamıdır. Bu noktada, biz anne sütünün özellikle erken başlatılmasının bağırsak florasının oturmasında ve mikrobiyotların oluşmasında ciddi önem arz ettiğini biliyoruz. Bu da bebeğin bütün gelecek yaşamında; özellikle obezite, diyabet, astım ve alerjik hastalıkların oluşmaması açısından büyük önem arz ediyor" dedi. İlk başlarda bebeğin kilosu uygun değilse bile, ten tene temas ve kanguru bakımı eğitimi verdiklerini dile getiren Tüzün, "Bu sayede annelerin bebekle bağı artıyor. Hormon salınımı dengeye girdikten sonra, annelerin kaygıları azalıyor ve böylece süt devamlılığı sağlanıyor. Bu noktada İl Sağlık Müdürlüğü, ilin belli yerlerine afişler asarak farkındalık yaratmaya çalışıyor. Bizim hedefimiz; sağlık profesyonelleri olarak, halk da bütün kesimlerini işin içine katarak anne sütünün sürdürülebilirliğini ve önemini artırmak. Tarihsel olarak, milyarlarca insan hatta diğer canlı türleri yavrularını emzirebiliyor. Buradaki en önemli nokta, annenin anne sütüne inanmasıdır. Bu birinci faktör. İkincisi; kaygıları azaltıldıktan sonra uygun teknikle beslemeyi öğretmek, doğru beslenme, hamilelik öncesi planlı gebelikler ve gebelik sonrası uygun ortamın sağlanması gerekiyor. Ailenin buna inanması her şeyden önce önemlidir. Süt artırıcı gıdalar, ağır beslenme ya da ağır diyetler aslında çok gerekli değil. Günlük, normal alması gereken gıdalarla beslenen bir anne; uygun sıvı takviyesi aldığı zaman ve kaygı bozukluğu yaşamadığında yeterince süt üretebiliyor. Anne sütü bu şekilde yeterli hale geliyor" diye konuştu.
05 Ağustos 2025 Salı - 13:16
Uzmanı uyardı: Su sporlarında artan ortopedik yaralanmalara dikkat
Yaz aylarının gözde aktiviteleri arasında yer alan su sporlarının ciddi ortopedik yaralanmalara neden olabildiğine dikkat çeken Memorial Bodrum Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümünden Op. Dr. Can Hürel, tatilin kabusa dönüşmemesi için hayati uyarılarda bulundu. Yaz aylarında deniz ve su sporlarıyla geçen tatiller, dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Can Hürel, özellikle açık hava aktivitelerinde karşılaşılan ortopedik risklere dikkat çekerek vatandaşlara uyarılarda bulundu. Özellikle yüksek hızla yapılan jet ski sürüşleri sırasında omurgaya ani yük bindiğini belirten Op. Dr. Hürel, bu durumun bel ve sırt omurlarında kompresyon kırıklarına yol açabileceğini söyledi. Banana gibi aktivitelerde ise savrulmalar sonucu uyluk kemiği gibi güçlü kemiklerde bile kırıkların görülebildiğini hatırlattı. Su parklarında sıkça kullanılan kaydırakların da kontrolsüz suya girişle dizde bağ yaralanmalarına neden olabileceğini aktaran Hürel, omuz çıkığı geçmişi olan bireylerin balıklama atlayışlardan kaçınmaları gerektiğini ifade etti. Ayrıca yapılan açıklamanın devamında sığ suya iskeleden yapılan atlayışların ise boyun kırığı ve kalıcı felç gibi ciddi sonuçlara yol açabileceği vurgulandı. Tatil eşyaları da kazalara yol açabiliyor Tatil sırasında kullanılan şezlong gibi eşyaların bile beklenmedik kazalara neden olabileceğini belirten Hürel, özellikle arka desteğin kontrolsüz kapanmasının parmak kopmalarına yol açabileceğini söyledi. Tekne güverteleri, merdivenler ve kaygan yüzeylerin ise el ve ayak bileği kırıklarına neden olabileceği aktarıldı. Yelkenli teknelerde kullanılan vinç, halat ve bumba gibi ekipmanların dikkatsizce kullanımının parmak ezilmesi, uzuv kaybı ve kafa travmalarına neden olabileceğine dikkat çeken Hürel, özellikle bumba çarpmalarının ciddi beyin travmalarına yol açabileceğini ifade etti. Tatilin kabusa dönüşmemesi için koruyucu ekipman kullanımının önemine işaret eden Op. Dr. Hürel; eldiven, kaymaz ayakkabı, kask ve can yeleği gibi önlemlerin ciddi ortopedik yaralanmaların önüne geçebileceğini belirtti. İlk müdahale sakatlığı önleyebilir Yaz tatilinde yaşanabilecek ortopedik kazalarda, sağlık kuruluşuna ulaşana kadar yapılacak doğru ilk yardımın sakatlık riskini azaltacağını belirten Hürel, önerilerde bulunarak "Omurga yaralanması şüphesi varsa kişi kesinlikle hareket ettirilmemeli, omuz çıkığı veya kırık şüphesinde eklem yerine oturtulmaya çalışılmamalı, diz ve ayak bileği burkulmalarında soğuk kompres uygulanmalı, parmak kopmalarında parça buzla doğrudan temas etmeyecek şekilde saklanmalı, kafa travmalarında bilinç kaybı veya kusma gibi belirtiler varsa hemen ambulans çağırılmalı" dedi. Yaz mevsiminde keyifli anlar yaşamak isteyen vatandaşlara seslenen Hürel, bilgili ve hazırlıklı olmanın kazaları önlemede en etkili yol olduğunu sözlerine ekledi.
05 Ağustos 2025 Salı - 12:55
AMATEM hastalarından konser
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (AMATEM) biriminde tedavi gören hastalar, oluşturdukları koro ile dinleyicilere duygusal anlar yaşatan bir konser verdi. Bağımlılık tedavisi gören bireyler tarafından kurulan koro, hastane bünyesinde yürütülen sosyal terapi çalışmaları kapsamında sahne aldı. Hasta yakınları ve sağlık çalışanlarının da katıldığı etkinlik, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Etkinlik hakkında konuşan Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Sorumlusu Doktor Öğretim Üyesi Necla Keskin Özdemir, sanatın bağımlılıkla mücadeledeki önemine dikkat çekti. AMATEM’de tedavi sürecini sadece tıbbi müdahale ile sınırlı tuttuklarını belirten Özdemir, "Müzik, resim, el işi gibi sanatsal faaliyetlerle bireylerin iç dünyalarına temas ediyoruz. Sanat, hem ifade biçimi hem de onarıcı bir güç olarak hastalarımızın hayata yeniden bağlanmalarını sağlıyor. Bu konser, onların içinden gelen sesi hep birlikte duymamıza vesile oldu" dedi. Merkezde tedavi gören bireyler; müzik, resim ve el işi gibi çeşitli kurslarla destekleniyor. Bu etkinlikler, hem hastaların motivasyonunu artırıyor hem de toplumla yeniden bütünleşmelerine katkı sağlıyor. Konser sonunda katılımcılar, sahnedeki performansı uzun süre alkışladı. Etkinlik, sağlık ve sanatın bir araya geldiğinde nasıl güçlü bir dönüşüm oluşturabileceğini bir kez daha ortaya koydu.
05 Ağustos 2025 Salı - 12:30
Bodrum ve Marmaris’te 112 motorize ekipleri görevlendirildi
Muğla İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı hizmet veren Motosikletli 112 Acil sağlık ekiplerine iki yeni ekip daha eklendi. Daha önce Fethiye’de hizmet veren motosikletli ekiplerin ardından, 1 Ağustos’tan itibaren Bodrum ve Marmaris’te de görevlerine başlayan ekipler, özellikle ambulansların ulaşmakta güçlük çektiği dar sokaklar, yoğun yaya trafiği olan bölgeler ve trafiğin sıkışık olduğu alanlarda acil sağlık hizmetlerine hız kazandırıyor. Yeni görevlendirilen motosikletli 112 ekipleri, olay yerine daha kısa sürede ulaşarak, ambulans gelene kadar hayati önem taşıyan ilk müdahaleleri zamanında gerçekleştirmekte ve sağlık hizmetlerinin etkinliğini arttırması bekleniyor.
05 Ağustos 2025 Salı - 12:29
Uzman doktor uyardı: Dijital göz yorgunluğu salgına dönüşüyor
Pandemiyle birlikte artan ekran süresi, göz sağlığını tehdit eden dijital göz yorgunluğunu daha yaygın hale getirdi. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Çağrı Yiğit, uzun süreli ekran maruziyetinin göz kuruluğundan şaşılığa kadar pek çok soruna yol açtığını belirterek, özellikle çocuklarda miyop riskine karşı uyarılarda bulundu. Yiğit, dijital göz yorgunluğunun artık modern çağın hastalığı haline geldiğini söyledi. Son yıllarda teknolojik cihazların hayatımızdaki yeri giderek artarken, göz sağlığı da bu değişimden olumsuz etkileniyor. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Çağrı Yiğit, dijital ekranlara uzun süre maruz kalmanın artık ’çağın hastalığı’ haline gelen dijital göz yorgunluğuna neden olduğunu belirterek, bu durumun hem yetişkinlerde hem de çocuklarda göz sağlığını tehdit eden ciddi sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Pandemi döneminde artan evden çalışma ve uzaktan eğitim uygulamalarıyla birlikte çocuklarda miyop gelişiminin hızlandığını, erişkinlerde ise göz kuruluğu, odaklanma problemleri, baş ağrısı ve hatta şaşılık gibi sorunların daha sık görülmeye başlandığını vurgulayan Op. Dr. Yiğit, ekran karşısında bilinçli göz kırpma refleksinin önemine dikkat çekti. Özellikle 20 dakikada bir 20 saniye boyunca uzak bir noktaya bakmayı öneren 20-20-20 kuralı gibi basit önlemlerle bu şikâyetlerin büyük ölçüde azaltılabileceğini ifade etti. "Dijital göz yorgunluğu çağımızın hastalığı" Göz sorunlarında günümüzde ciddi artış olduğunu söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Çağrı Yiğit, "Dijital göz yorgunluğu çağımızın hastalığı. Şu anda gelişen teknolojiyle birlikte otomasyon sistemlerinin artması ve yazılım programlarının sık kullanılmasından dolayı artık günümüzde telefon, tablet, bilgisayar gibi birçok teknolojik ürüne maruz kalmaktayız. Özellikle ekran başında geçirilen sürelerin arttığını görmekteyiz ve bundan dolayı vücudumuzun yanı sıra gözlerimizde de ciddi şekilde rahatsızlıklar oluşmaktadır. Artık dijital göz yorgunluğu denilen tabir, toplumda sık görülmeye başlandı. Bu, literatürde ’Computer Vision Syndrome’ olarak adlandırılmaktadır" diye konuştu. "Mavi ışık retinaya zarar veriyor, göz kuruluğuna yol açıyor" Dijital göz yorgunluğunun uzun süreli ekran maruziyeti sonrası gözde ciddi etkiler oluşturduğunu söyleyen Op. Dr. Yiğit, "Polikliniğimize gözlerde yanma, batma, huzursuzluk, baş ağrısı, yakına uyum bozuklukları, duruş bozuklukları gibi şikâyetlerle çok fazla başvuran hastalar görmekteyiz. Dijital göz yorgunluğunda uzun süre ekran maruziyetinden sonra ekrandan yansıyan özellikle mavi ışınların retina üzerinde oksidatif hasar oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bu durum, gözde yorgunluk ve yakına uyum bozukluklarının tetiklenmesinden sonra gözyaşı film tabakasında azalmaya neden olarak gözyaşı kalitesini ciddi şekilde azaltmaktadır. Oküler yüzey bozukluklarına neden olmaktadır. Böylece ciddi şekilde göz kuruluğu şikayetleri, göz kuruluğuna bağlı oluşan semptomlar ortaya çıkmaktadır. Biz böyle bir durum tespit ettiğimizde hastalarımıza bir takım önlemler almaları gerektiğini ve bu önlemlerle bu sorunları yenebileceklerini söylüyoruz. Gerekirse göz damlalarını ve ilaç tedavilerini önermekteyiz" şeklinde konuştu. "Ekrana sık bakma şaşılığa da yol açıyor" Ekran maruziyetinin azaltılması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Yiğit, "Yapılan çalışmalarda klinik olarak bilinçli göz kırpma refleksinin göz kuruluğunu yüzde 60 oranında azalttığı gösterilmiştir. Bu yüzden hastalarımıza ekran başındayken göz kırpma reflekslerini bilinçli olarak artırmaları gerektiğini söylüyoruz. Ekran başındayken yoğun şekilde ekran maruziyetine kalmamak için 20 dakikada bir 20-20-20 kuralını uygulayarak, 20 saniye odanızın uzak noktalarına bakmanızı öneriyoruz. Aynı zamanda ekranın göz mesafesinin yaklaşık 40-50 santimetre uzağında olmasını, daha yakın mesafede olmamasını istiyoruz çünkü daha yakın ekran maruziyeti hem göz kuruluğu şikayetlerini tetiklemekte hem de akomodasyon verjant dediğimiz yakına uyum binoküler çift görme bozukluklarında oluşan bazı gizli şaşılıkları da ortaya çıkarmaktadır" ifadelerini kullandı. "Miyop pandemisi oluştu" Duruşun bile göz kuruluğunu engellediğini söyleyen Op. Dr. Yiğit, "Hastalarımızın duruşlarına dikkat etmeleri, daha sık dik oturmaları ve ekranlarını özellikle 40-50 santimetre uzaklıkta ve 10-15 santimetre göz seviyesinden aşağıda konumlandırmaları dijital göz yorgunluğu oluşmasını engellemektedir. Bunun dışında, özellikle ekrana çok maruz kalındığı zaman suni gözyaşı damlaları önererek ve göz yüzeyini sıvılaştırarak göz kuruluğu şikayetlerini minimuma indirmekteyiz. Kovid-19 döneminde evden çalışma ve çocuklarımızın ekran başında uzaktan eğitim alması gibi birçok duruma maruz kaldık ve bu dönemde kuru göz şikayetlerine ek olarak miyop ile karşılaştık. Miyop pandemisi dediğimiz durum oluştu" dedi. "Ekran maruziyetini özellikle çocuklarımızda minimuma indirmemiz gerekiyor" Özelliklere çocuklu ailelere seslenen Op. Dr. Çağrı Yiğit, "Çocuklarımızda erken yaşlarda oluşan ekran maruziyetini minimuma indirmek için gün içinde telefon ve tablet kullanımını minimuma indirerek kısıtlamak lazım. Gelişen teknolojiyle her ne kadar bunlara zorunlu olarak maruz kalsak da, dikkat etmemiz gerekiyor. Hem miyop oluşumunu engellemek için hem de dijital göz yorgunluğuna bağlı erken dönemde sorunlar gelişmemesi için ekran maruziyetini özellikle çocuklarımızda minimuma indirmeliyiz" diye konuştu.
05 Ağustos 2025 Salı - 12:18
Bor’da sağlık hizmetleri masaya yatırıldı
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Bor ilçesindeki sağlık hizmetlerinin değerlendirildiği toplantı, İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan başkanlığında gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürlüğü idari bina toplantı salonunda yapılan toplantıya, müdürlük yetkilileri ve ilgili birim temsilcileri katıldı. Toplantıda Bor ilçesinde hizmet veren sağlık tesislerinin mevcut durumu, sunulan sağlık hizmetlerinin etkinliği, personel ihtiyaçları ve vatandaş memnuniyeti gibi konular ele alındı. Karşılıklı görüş alışverişiyle yürütülen değerlendirmelerde, ilçedeki sağlık hizmetlerinin daha da geliştirilmesi için atılması gereken adımlar üzerinde duruldu. Toplantı sonunda açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan, "Bor ilçemizde sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da artırmak için tüm ekibimizle koordineli bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
05 Ağustos 2025 Salı - 12:11
Uzman Dr. Uğurlu: "Anne sütü kronik hastalıklara karşı koruyucu"
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gizem Adan Uğurlu, "Anne sütü bebeğin gelişimi için çok önemlidir. Ani bebek ölüm riskini azaltır. İleride kronik hastalıklara karşı koruyucu bir görevi de bulunmaktadır" dedi. Anne ve bebek dostu unvanları bulunan Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde anneler ve anne adayları emzirmeye teşvik ediliyor. 1-7 Ağustos tarihlerinin Dünya Emzirme Haftası olduğunu hatırlatan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gizem Adan Uğurlu, anne sütünün önemine değindi. Anne sütünün her şeyden önce bebeğin sağlıklı bir hayat geçirebilmesi için çok önemli olduğuna vurgu yapan Dr. Uğurlu, "İçerdiği antikorlar sayesinde ileride kronik hastalıklar, diyabet, obezite gibi hastalıkları daha az sıklıkla görüyoruz. Bunlar araştırmalarla da kanıtlanmış gerçek. Aynı zamanda anne sütü bebeğin gelişimi için çok önemlidir. Ani bebek ölüm riskini azaltır. İleride kronik hastalıklara karşı koruyucu bir görevi de bulunmaktadır. Emzirme sadece fiziksel bir beslenme değildir. Aynı zamanda anne ile bebek arasında bağ oluşmasını da sağlar. Bu açıdan da çok destekliyoruz" ifadesini kullandı. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Laktasyon Polikliniğinde annelere, beslenme, emzirme gibi konularda yardımcı olunduğunu belirten Uğurlu, "Annelerimiz lütfen çekinmesinler. Kendilerini, eksik, yetersiz görmesinler. Kendilerine güvensinler mutlaka. Her anne bebeğini emzirebilir. Akrabalardan, yakın çevrelerden duyduğu sözlerden de etkilenmemeleri gerekir. Çünkü, doğamız gereği bebekler annesini mutlaka emebilir, yeterli şartlar da sağladığında. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak ’Anne Dostu ve Bebek Dostu Hastane’ olarak annelerimizin her zaman yanındayız. Onları kendilerini yetersiz gördükleri her konuda desteklemeye hazırız. Lütfen bizden yardım istemekten çekinmeyin" dedi. Hemşire Kadriye Baydoğan ise annenin bebeğine verebileceği en güzel hediyenin anne sütü olduğunu dile getirerek şöyle konuştu: "1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası, anne sütünün önemi ve emzirmenin teşviki için farkındalık oluşturmak amacıyla oluşturulmuş bir faaliyet haftasıdır. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bebek dostu hastanesi olarak anne sütü ve emzirmeyi desteklemektedir. Başvuran gebelerimize, gebe okulunun laktasyon polikliniğinde eğitimlerimize başlıyoruz. Doğum anında ten tene temasla desteğimize devam ediyoruz. Doğum servisimizde desteğimiz sonlanıyor. Yine laktasyon polikliniğine gelen annelerimize, anne sütü emzirme yöntemleri, anne sütü artırma yöntemleri, süt sağma şartları gibi yöntemler hakkında bilgiler veriyoruz. Yine polikliniğimize gelen annelerin kaygılarını azaltmak için, onlara güven vermek amacıyla, destekler sağlıyoruz. Tüm anneleri laktasyon polikliniğine bekliyoruz."
05 Ağustos 2025 Salı - 12:05
Muğla Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde akşam poliklinik hizmeti başladı
Muğla Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, vatandaşlara daha erişilebilir sağlık hizmeti sunmak amacıyla mesai saatlerini genişlettiğini duyurarak 16:00-24:00 saatleri arasında da poliklinik hizmeti verilmeye başlandığını açıkladı. Konuyla ilgili Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada "Yeni düzenleme kapsamında; Akşam saatlerinde 3 klinikte 6 diş hekimi ile hizmet sunulacaktır. Röntgen birimi ve protez laboratuvarı, bu saatler arasında da kesintisiz olarak çalışmaya devam edecektir. Merkezimizde uygulanan 24 saat kesintisiz Acil nöbet hizmeti aynen sürdürülecektir. Bu uygulama ile birlikte hem hasta memnuniyetinin artırılması, hem de biriken hasta yoğunluğunun azaltılması hedeflenmektedir" denilerek Muğla halkının artık akşam saatlerinde de ağız v e diş sağlığı merkezinde nitelikli sağlık hizmeti alabileceği kaydedildi.
05 Ağustos 2025 Salı - 11:48
Elazığ’da Sağlıklı Hayat Akademisi etkinlikleri
Elazığ’da ’Sağlıklı Hayat İçin Sahadayız’ sloganı ile başlatılan ’Sağlıklı Hayat Akademisi’ etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığının toplum sağlığını korumak, bilinçlendirmek ve sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla, ’Sağlıklı Hayat İçin Sahadayız’ sloganı ile başlatmış olduğu ’Sağlıklı Hayat Akademisi’ projesi kapsamında İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri tarafından etkinlikler düzenlendi. Eğitim programları kapsamında 4 Nolu SHM çalışanları organize sanayinde bulunan firma çalışanlarını ziyaret ederken, Murat Harmanşa SHM çalışanları da bölgelerinde bulunan vatandaşlara yönelik eğitim çalışması düzenledi. Her iki etkinlik sırasında katılımcılara; bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeyini artırmak, sağlık hizmetlerinden daha etkin yararlanmalarını sağlamak ve yaşam kalitelerini yükseltmek hakkında yapılan sunumlarla çeşitli bilgiler verildi.
05 Ağustos 2025 Salı - 11:31
Deniz veya havuz keyfi kabusunuz olmasın
Doruk Nilüfer Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Meltem Öner Karaçay, yaz aylarında artan deniz ve havuz kullanımı nedeniyle "yüzücü kulağı" olarak bilinen dış kulak yolu enfeksiyonuna dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Hijyeninden emin olmadığınız yerlerde havuza girmeyin, yüzmeyin, kulak sağlığınızı riske atmayın" dedi. Tıbbi adı ’otitisexterna’ olan dış kulak yolu enfeksiyonunun, kulak kepçesi ile kulak zarı arasındaki kanalın iltihaplanmasıyla geliştiğini belirten Dr. Karaçay, bu hastalığın halk arasında ’yüzücü kulağı’ olarak da bilindiğini ifade etti. Yaz aylarında sık duş almak, temizliğinden emin olunmayan havuzlara girmek ve kulakların uzun süre nemli kalmasının enfeksiyona zemin hazırladığını vurgulayan Karaçay, "Nemli ortamda çoğalan bakteri ve mantarlar dış kulak yolunu kolayca enfekte edebilir" dedi. Hastalığın belirtilerine de değinen Dr. Karaçay, "Kulakta ağrı, kızarıklık, akıntı, ateş, kulak kepçesinde hassasiyet ve lenf bezlerinde şişme gibi şikayetlerle karşılaşılabilir. Başlangıçta hafif seyreden semptomlar, zamanla şiddetlenebilir" şeklinde konuştu. Bu enfeksiyondan korunmak için alınabilecek önlemleri de paylaşan Karaçay, deniz tatili veya havuz öncesi kulak muayenesinin önemine dikkat çekerek, "Yüzme sırasında kulak tıkaçları kullanılmalı, kulaklar kuru tutulmalı ve kulak kiri birikimi varsa mutlaka bir uzman tarafından temizlenmeli" önerisinde bulundu. Deniz ve havuz keyfinin sağlık sorununa dönüşmemesi için bilinçli davranılması gerektiğini belirten Karaçay, kulak sağlığına yönelik ihmalin ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
05 Ağustos 2025 Salı - 11:22
Uzmanı uyardı, havuza girerken kulaklara dikkat
Op. Dr. Emel Peru Yücel, kulak zarı delik olan hastaların ömür boyu kulağını sudan korumaları gerektiğini söyledi. Kulak zarı, kulağa darbe alınması, kronik orta kulak iltihapları, şiddetli gürültüye maruz kalma, ani suya dalmalar veya uçak kalkış ve inişlerinde orta kulaktaki basıncın aşırı artması nedenlerinden dolayı zarar görüp delinebilir. Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Op. Dr. Emel Peru Yücel "Kulak zarı delik olan hastalar ömür boyu kulağını sudan korumaları gerekir" dedi. Havuzda, denizde veya banyoda kulağına su kaçması durumunda suyun orta kulağa geçtiğini, kronik enfeksiyon ve mantar gelişimine sebep olabildiğini ileten Medicana Sivas Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Op. Dr. Emel Peru Yücel "Kulak zarı delinmesi nedeniyle hasta olan kulakta yüzde 20-30 civarında işitme kaybı gelişir. Çeşitli nedenlerle delinen ve işitme kaybına neden olan yırtılmış kulak zarının tamir edilmesi gereklidir. Bu işlemin adı ise Timpanoplasti yani kulak zarı ameliyatı" şeklinde konuştu. Kulak zarı delik olan hastalar ömür boyu kulağını sudan korumak zorundadır. Kulak zarı delik olan hastaların ömür boyu kulaklarını sudan korumaları gerektiğini söyleyen Op. Dr. Emel Peru Yücel "Ameliyat ile tamir olan kulak zarından bir daha orta kulağa su geçişi önlenmiş olur aynı zamanda işitme kaybı da düzelir. Mikroskop altında yapılan ameliyatta sadece kulak zarı delinmesi varsa ve orta kulakta iltihap akıntısı yoksa yalnızca zarın tamir edilmesi yeterlidir. Fakat bazen orta kulakta ve kemikçiklerde iltihap ve yeniklik olması durumunda ise kulak zarı tamiri ile birlikte orta kulaktaki iltihabın temizlenmesi gerekir ve işitmenin yeniden sağlanması için kemikçikler arasındaki iletişim tekrar kurulması gerekir. Basit kulak zarı değişimi ameliyatlarının ideal zamanı 12-14 yaşından sonra önerilir. Fakat beraberinde ilerlemiş orta kulak iltihap olan hastalar her yaşta ameliyat olabilir. Bazen de yüz felci ve beyin ile ilgili istenmeyen durumlar geliştiğinde acil şartlarda ameliyat edilmesi gerekebilir" dedi. Ameliyat sonrası ertesi gün taburcu olunuyor Op. Dr. Emel Peru Yücel, hastanın kulak zarı ameliyatında birinci gün taburcu olabileceğini söyleyerek, "Hastalar, genellikle ameliyat sonrası birinci günde pansumanları yapılarak hastaneden taburcu olabilmektedirler. Daha sonra günübirlik pansumanlara gelmeleri gerekir. Ameliyatlarda kulağa yerleştirilen kulak tamponları genellikle 10-14 gün sonunda çıkarılmaktadır. Ameliyat sonrasında hastaların kulaklarını belirli bir süre sudan korumaları ve ameliyat bölgesindeki enfeksiyon ve reaksiyonları önlemek amacı ile antibiyotik ve kortizon içeren kulak damlaları kullanmaları önerilmektedir. İyileşme 3-4 hafta içinde tamamlanmaktadır" ifadelerine yer verdi.
05 Ağustos 2025 Salı - 11:09
Uzmanlardan böbrek yetmezliği uyarısı
Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekim Yardımcısı ve Nefroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hacı Bayram Berktaş, böbrek yetmezliğinin genellikle sinsi ilerleyen bir hastalık olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu. Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekim Yardımcısı ve Nefroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hacı Bayram Berktaş, böbrek yetmezliğinin genellikle belirti vermeden ilerlediğini ve semptomların çoğunlukla hastalığın son evresinde ortaya çıktığını kaydetti. Hastalığa yol açan başlıca nedenlerin diyabet, hipertansiyon ve romatizmal hastalıklar olduğunu belirten Berktaş, ayrıca böbrek taşları, tekrarlayan enfeksiyonlar, gereksiz ilaç kullanımı ve böbrek kistlerinin de riski artırdığını ifade etti. Erken teşhis hayati önem taşıyor Kronik hastalığı olan bireylerin düzenli olarak böbrek kontrollerini yaptırmaları gerektiğini söyleyen Berktaş, "Eğer kontrollerde böbrekte bir hasar tespit edilirse, bu durumda böbrek yetmezliğine gidişatı yavaşlatmak için gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır" dedi. Koruyucu önlemler alınmalı Tedbirler arasında sıvı alımının düzenlenmesi, tuz tüketiminin azaltılması, diyetin kontrol altında tutulması, gereksiz ilaç kullanımından kaçınılması ve enfeksiyonların zamanında tedavi edilmesinin yer aldığını belirten Berktaş, "İdrar yollarında sorun oluşturan taş gibi durumlar da mutlaka müdahale edilmelidir" ifadelerini kullandı. Son evrede iki seçenek Böbrek yetmezliğinin son evresine gelindiğinde ise hastaların karşısında iki tedavi seçeneği kaldığını belirten Berktaş, "Bu noktada ya diyalize başlanıyor ya da böbrek nakli planlanıyor. Ancak hedefimiz, bu son aşamaya gelinmesini mümkün olduğunca geciktirmek. Bunun için koruyucu önlemler büyük önem taşıyor" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder