SAĞLIK
Astımda doğru tedavi ve takip hayati önem taşıyor 05 Mayıs 2026 Salı - 21:42:09 Dünya Astım Günü kapsamında yapılan açıklamada, astımın doğru yönetimle kontrol altına alınabileceği vurgulandı. Dünya Astım Günü dolayısıyla yapılan bilgilendirmelerde, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen astım hastalığına dikkat çekildi. Tunceli Devlet Hastanesi’nde görev yapan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazife Özge Altan, astımın hava yollarının daralması sonucu ortaya çıkan; nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtilerle kendini gösteren kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın doğru yönetildiğinde kontrol altına alınabileceğini ifade eden Altan, tedavinin temel amacının belirtileri baskılayarak hastaların günlük yaşamlarını kısıtlama olmaksızın sürdürebilmelerini sağlamak olduğunu vurguladı. Astım ataklarını tetikleyen unsurlar arasında ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, tütün dumanı, keskin kokular ve ani hava değişimlerinin yer aldığını belirten Altan, bu faktörlerden uzak durmanın hastalık kontrolünde önemli bir adım olduğunu dile getirdi. Hekim tarafından reçete edilen ilaçların önerilen dozda ve doğru teknikle kullanılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Altan, şikayetlerin azalmasının ilaçların bırakılması anlamına gelmediğinin altını çizdi. Üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının da astım ataklarını artırabileceğini ifade eden Altan, kişisel hijyen kurallarına uyulması ve kapalı alanların düzenli havalandırılması gerektiğini söyledi. Astımın seyrinin zaman içerisinde değişebileceğini belirten Altan, düzenli hekim kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini, erken tanı ve doğru tedaviyle hastalığın kontrol altına alınabileceğini sözlerine ekledi.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:46 Dünya Astım Günü’nde uzmanından uyarı: Düzenli takip hayat kurtarıyor Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. H. Uğur Boysan, 5 Mayıs Dünya Astım Günü çerçevesinde yaptığı açıklamada, astımın doğru tedavi, düzenli takip ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilen kronik bir hastalık olduğunu vurguladı. Astımın nefes darlığı, öksürük, hırıltı ve göğüste baskı hissi gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Boysan, bu şikayetlerin kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini ifade etti. Bazı hastalarda yalnızca gece öksürüğü görülürken, bazılarında ise eforla artan nefes darlığının ön planda olabileceğine dikkat çekti. Tetikleyici faktörlere dikkat Hava yollarındaki kronik hassasiyetin toz, polen, tütün kullanımı, hava kirliliği ve keskin kokular gibi etkenlerle tetiklenebildiğini belirten Uzm. Dr. Boysan, tedavi başarısı için düzenli takibin şart olduğunu söyledi. Boysan, "Astım tedavisinde temel amaç, hastanın günlük yaşamını kısıtlamadan rahat nefes alabilmesi ve atak riskinin azaltılmasıdır. Bunun için hastaların kontrollerini aksatmaması ve ilaçlarını önerilen şekilde kullanması büyük önem taşır" dedi. İlaç kullanım tekniği başarıyı artırıyor Özellikle inhaler (fısfıs) ilaçların doğru teknikle kullanılmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Uzm. Dr. Boysan, hastaların ilaç kullanım yöntemlerini belirli aralıklarla hekimleriyle gözden geçirmeleri gerektiğini belirtti. Sigara dumanından uzak durulması, yaşam alanlarının havalandırılması ve toz yükünün azaltılmasının astım yönetimindeki önemine değinen Boysan, düzenli takip edilen hastalarda hastalığın büyük ölçüde kontrol altında tutulabildiğini ifade etti.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:11 "Astım kontrol altına alınabilen kronik bir hastalıktır" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 5 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin astıma zemin hazırladığını ifade eden Özşahin, "Çevresel faktörler olarak alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır. Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyleri, küf mantarları ve hamamböceği gibi alerjenlere karşı duyarlılık astımlı hastalarda çok sık görülmektedir. Yaşadığımız ortamlarda rutubet ve küf olması, sigara dumanına maruz kalınması astım gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Astımlı hastalarda havayolları aşırı duyarlı olup uyaranlara karşı aşırı yanıt vermektedir. Tetikleyici olarak kabul ettiğimiz alerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliği astım semptomlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır" dedi. Astım hastalığının bulgularını öksürük, nefes darlığı, göğüste sertlik ve hışıltı olarak açıklayan Özşahin, "Bu şikayetlerin uzun sürmesi veya tekrarlaması halinde hastada astım düşünülmelidir. Astımda görülen öksürük, inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha fazladır ve uykudan uyandırabilir. Astım hastalığı kronik olup hasta ve hekim iş birliği ile hastalığın kontrolünün sağlanması mümkündür. Tedavinin hedefi astım belirtilerinin azaltılması ve bireyin normal günlük aktivitelerini yapılabilmesidir. Astım krizlerinin olmaması, acil başvurularının olmaması, gece ve gündüz belirtilerinin kaybolması ve hastanın günlük aktivitelerini zorlanmadan yapması astım kontrolünün temel göstergeleridir. Alerjisi olan bir hastanın alerjenlerden korunması, sigara dumanına maruz kalınmasının engellenmesi, grip aşısının her yıl yapılması, aşırı kilolardan kaçınılması ve ilaçların düzenli ve doğru kullanımı önemlidir. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bölümü solunum yolu ile alınmaktadır. Bu ilaçların doğru teknikle kullanımı hastalığın kontrolü için çok önemlidir. Unutulmaması gereken en önemli konu ise tedaviye uyumun bozulması yani ilaçların yanlış teknikle ve düzensiz kullanılması hastalığın kontrolündeki başarısızlığın en önemli nedenidir. Astım kronik bir hastalık olduğu için bu sorunların aşılması ancak iyi bir hekim ve hasta iş birliği ile sağlanabilir. Hastanın eğitimi ve hekim ile iyi iş birliğinin kurulması astım kontrolünün sağlanmasının en önemli basamağıdır. Bu sayede astım daha kolay bir şekilde kontrol altına alınabilir" ifadelerine yer verdi.
05 Mayıs 2026 Salı - 16:39 Batman’da sağlık çalışanları, sağlıklı yarınlar için yürüdü Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlık İçin Hareket Et" programı kapsamında, Kozluk İlçe Sağlık Müdürlüğü ile Kozluk Devlet Hastanesi tarafından "Sağlık İçin Hareket Et Etkinliği" düzenlendi. Etkinlik kapsamında, sağlık çalışanlarının katılımıyla Kozluk Ayn Gebire Şelalesi’nde yaklaşık 2 saat süren doğa yürüyüşü düzenledi. Etkinlik boyunca katılımcılar, Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlık İçin Hareket Et" programı çerçevesinde günlük 10 bin adımın önemine dikkat çekti. Etkinliğe katılan hemşire Kübra Belim, yürüyüşün kendisi üzerindeki olumlu etkilerine değinerek, "Bugün güzel bir yürüyüş yaptım. Uzun zamandır yürümüyordum ancak bu yürüyüş beni adeta kendime getirdi, nefesimi açtı. Yaklaşık 2 saat sürdü. Bu nedenle yürürken bir karar verdim: Bundan sonra her gün en az yarım saat yürümeyi ve bunu düzenli hale getirmeyi düşünüyorum" dedi. Bir diğer katılımcı ebe Semanur Tilki ise etkinlikten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Kozluk İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Kozluk Devlet Hastanesi bünyesinde düzenlenen sağlıklı yaşam yürüyüşüne katıldık. Bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Çok güzel bir yürüyüştü, emeği geçen herkesin eline sağlık" ifadelerini kullandı. Sağlık memuru Metin Özmen, "Bugün Kozluk İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Kozluk Devlet Hastanemizin organizesiyle güzel bir yürüyüş yaptık. Uzun süredir yağmurdan dolayı yürüyüş yapamıyorduk. Bundan sonra günde en az 10 bin adım olacak şekilde yürüyüşlerimizi devam ettirmeyi düşünüyoruz. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Yürüyüşe Batman İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Murat Solmaz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Selami Yunus Ertek, Batman Halk Sağlığı Başkanı Dr. Tahir Yarba, Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Feyat Tunç, Kozluk İlçe Sağlık Müdürü ve Kozluk Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Fırat Güneş ile çok sayıda sağlık çalışanı katıldı.
Uzmanından uyarı: "Anne sütü obezitenin kalkanı"
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 17:06 Uzmanından uyarı: "Anne sütü obezitenin kalkanı" Anne sütüyle beslenen bebeklerin açlık ve tokluk hissini tanımayı öğrenerek obeziteye karşı doğal bir direnç kazandığını vurgulayan Medican Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. İrem Alyazıcı Küçükyıldız, "Anne sütü obezite ile mücadelenin en güçlü kalkanıdır" dedi. Anne sütü, her yeni doğan bebeğin sağlıklı büyümesi ve gelişimi için vazgeçilmez bir besin kaynağı olmasının yanı sıra, hem bebekler hem de anneler için sağlık açısından birçok fayda sunuyor. Medicana International Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. İrem Alyazıcı Küçükyıldız, emzirme konusunda toplumsal farkındalığın artması gerektiğine dikkat çekerek, anne sütünün sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili önemli bilgiler paylaştı. Bağışıklık silahıdır Anne sütünün kadınları meme, yumurtalık ve rahim kanserlerinden koruduğunu ve bebekleri de yaşamı tehdit eden hastalıklardan önemli ölçüde koruduğunu vurgulayan Doç. Dr. Küçükyıldız, bu hastalıklara dair şu bilgileri paylaştı: "Anne sütü, bebeğin ilk aşısıdır; onu ishalden zatürreye, menenjitten sepsise kadar birçok ölümcül enfeksiyona karşı korur. Sadece besin değil, tam bir bağışıklık silahıdır. Her damlasında hastalıklara karşı savaşan yüzlerce koruyucu madde taşır. Anne sütüyle beslenen bebeklerde solunum yolu ve sindirim sistemi enfeksiyonlarına yakalanma riski ciddi oranda azalır." "Anne sütü, obezitenin en etkili kalkanıdır" Küresel bir sağlık sorunu olan obezite ile emzirme arasındaki bağlantıya değinen Küçükyıldız, emzirmenin çocukluk çağı obezitesine karşı güçlü bir koruyucu olduğunu söyleyerek "Her yıl 4,6 milyon çocukta obezite anne sütü sayesinde önlenebiliyor. Anne sütü ile beslenen bebekler, doyduklarında emmeyi kendiliğinden bırakır. Bu durum, bebeğin açlık ve tokluk sinyallerini tanımasını sağlar ve ileride aşırı yemeye eğilimli olma riskini azaltır. Ayrıca anne sütünde leptin ve adiponektin hormonları bulunur. Bu hormonlar, vücuttaki yağ miktarını düzenlemeye ve açlık-tokluk hissini kontrol etmeye yardımcı olur.Anne sütündeki leptin ve adiponektin de bebeğin enerji dengesini sağlamasına ve sağlıklı kilo gelişimine destek olur. Bu etkileri ile anne sütü, obezitenin en etkili kalkanıdır" ifadelerini kullandı. Akademik başarıda da etken Anne sütünün sadece fiziksel değil, zihinsel gelişim üzerinde de büyük etkisi olduğunu ifade eden Küçükyıldız, Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına değinerek şu bilgileri paylaştı: "En az bir yıl boyunca emzirilen çocukların, ileriki eğitim hayatlarında daha başarılı oldukları ortaya kondu. Bu çocukların sınavlardan yüksek not alma ihtimali, emzirilmeyen çocuklara göre yüzde 38 daha fazla."
Otizmli çocuklar UMKE gönüllüleri ile buluştu
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 16:23 Otizmli çocuklar UMKE gönüllüleri ile buluştu Afyonkarahisar’da Ulusal UMKE Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte, otizmli çocuklar, UMKE gönüllüleriyle bir araya gelerek afet farkındalığı eğitimi aldı. Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) Haftası etkinlikleri kapsamında, İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk’ün öncülüğünde özel bir program düzenlendi. Programda, otizmli bireylerin toplumsal yaşama aktif katılımının desteklenmesi ve afet dönemlerinde incinebilir gruplar olarak tanımlanan bireylere yönelik farkındalığın artırılması hedeflendi. Otizmli çocuklar, UMKE personeline karanfil takdim etti. Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. İlker Ahmet Çınar ve UMKE Birimi koordinasyonunda gerçekleşen etkinlikte, otizmli çocuklar UMKE Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nda (ASHİ) gönüllülerle bir araya geldi. Program çerçevesinde UMKE gönüllüleri tarafından çocuklara yönelik Afet Farkındalık Eğitimi düzenlendi; UMKE’nin görevleri ve 112 Acil Sağlık sistemine ilişkin tanıtımlar yapıldı. Etkinliğe katılan otizmli bireyler, bir günlüğüne sembolik olarak UMKE gönüllüsü oldular. Katılımcı çocuklar, UMKE personeline karanfil takdim ederek gönüllülere emeklerinden ötürü teşekkür etti. Bu anlamlı etkinlik, UMKE Haftası için özel olarak hazırlanan pastanın kesilmesiyle son buldu. Otizmli bireylerin acil durum ve afet bilinci kazanmasına katkı sunan bu buluşma, hem toplumsal farkındalığı artırdı hem de gönüllülük ruhuna güçlü bir örnek teşkil etti.
Kalp ve bağışıklık sistemi dostu: ‘Üzüm’
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 14:46 Kalp ve bağışıklık sistemi dostu: ‘Üzüm’ Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, üzümün uzun süreli tüketiminin birçok faydası olduğunu söyleyerek, "Dengeli tüketilen üzüm, kalp sağlığını destekler ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir" dedi. Her çeşit üzümün aromasının kendine has olduğunu söyleyen Diyetisyen Betül Merd, "Üzüm yaz mevsimiyle birlikte manav tezgâhlarını renklendiren, çocukluğumuzun bağ bozumlarını hatırlatan bir meyve; hem sofralara hem de sağlığa bereket getirir. Tarihi binlerce yıl öncesine uzanan bu kıymetli meyve, sadece lezzetiyle değil, vücuda sağladığı faydalarla dikkat çekiyor. Üzüm, ince kabuklu ve sulu yapısıyla tatlı bir meyvedir. Asmanın meyvesi olarak üzüm, sıcak ve güneşli iklimlerde gelişir. Bu nedenle yaz aylarının en olgun hallerinde toplanır. Beyaz, siyah, kırmızı, mor gibi pek çok rengi vardır ve her bir çeşidinin aroması kendine hastır. Tatlılığı doğal şekerlerden gelir. Bu nedenle hem enerji verir hem de damakları tatlandırır. Türkiye, üzüm yetiştiriciliğinde dünyada sayılı ülkeler arasındadır. Ege Bölgesi başta olmak üzere Manisa, Denizli, İzmir gibi iller hem sofralık hem kurutmalık üzüm üretiminde ön plandadır. Sıcak iklim isteyen üzüm, aynı zamanda Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde de verimli şekilde yetiştirilebilir. Üzüm çok sayıda alt türe sahiptir ve kullanım amaçlarına göre gruplandırılır: Sofralık üzümler, kurutmalık üzümler ve şaraplık üzümler" dedi. "Her bir türün içerdiği antioksidan ve şeker miktarı farklılık gösterebilir" Merd, üzümün su oranı yüksek olduğu için enerji veren bir meyve olduğunu söyleyerek, "Her bir türün içerdiği antioksidan ve şeker miktarı farklılık gösterebilir. Özellikle koyu renkli üzümler, fenolik bileşenler açısından daha zengindir. Üzümün besin değeri nasıldır dersek; üzüm, su oranı yüksek ve doğal şeker içeriği nedeniyle enerji veren bir meyvedir. 100 gram taze üzüm yaklaşık 70-80 kilokalori içerir. Bunun yanında C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, potasyum, bakır, manganez gibi mineraller, resveratrol ve flavonoidler gibi antioksidan bileşenler açısından da zengindir. Resveratrol, üzümün özellikle kabuğunda bulunan bir birleşiktir ve son yıllarda kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileriyle öne çıkmaktadır" ifadelerini kullandı. "Enerji verir, yorgunluk hissini azaltabilir" Dengeli tüketimde üzümün kalp ve sindirim sistemini destekleyeceğini söyleyen Merd, "Uzun süreli ve dengeli tüketimde üzümün şu faydalarından söz etmek mümkündür. Kalp sağlığını destekler, kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Sindirim sistemini destekler, kabızlığa karşı faydalı olabilir. Cilt sağlığına katkı sağlar, özellikle çekirdekli türlerde anti-aging etkiler gözlenebilir. Enerji verir, yorgunluk hissini azaltabilir. Ancak bu faydaları görmek için üzümü işlenmemiş ve doğal haliyle tüketmek gerekir. Paketli meyve suları veya üzüm şekerlemeleri aynı faydayı sağlamaz. Üzüm tüketiminde nelere dikkat edilmeli dersek de; üzüm sağlıklı bir meyvedir ama porsiyon kontrolü çok önemlidir. Özellikle insülin direnci, diyabet ya da kilo kontrolü hedefi olan bireylerde aşırı tüketimi önerilmez. Taze üzüm için bir porsiyon yaklaşık 15-20 tane (bir küçük salkım) olarak düşünülebilir. Kuru üzüm ise yoğun şeker içerdiğinden bir yemek kaşığı kadar ile sınırlandırılmalıdır. Üzümü yanında çiğ badem ya da yoğurt gibi protein içeren gıdalarla birlikte tüketmek, kan şekerinin daha dengeli seyretmesini sağlar" dedi.
Kalp ve bağışıklık sistemi dostu: ‘Üzüm’
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 14:36 Kalp ve bağışıklık sistemi dostu: ‘Üzüm’ Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, üzümün uzun süreli tüketiminin birçok faydası olduğunu söyleyerek, "Dengeli tüketilen üzüm, kalp sağlığını destekler ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir" dedi. Her bir çeşit üzümün aromasının kendine has olduğunu söyleyen Betül Merd, "Üzüm Yaz mevsimiyle birlikte manav tezgâhlarını renklendiren, çocukluğumuzun bağ bozumlarını hatırlatan bir meyve; hem sofralara hem de sağlığa bereket getirir. Tarihi binlerce yıl öncesine uzanan bu kıymetli meyve, sadece lezzetiyle değil, vücuda sağladığı faydalarla da dikkat çekiyor. Üzüm, ince kabuklu ve sulu yapısıyla tatlı bir meyvedir. Asmanın meyvesi olarak üzüm, sıcak ve güneşli iklimlerde gelişir, bu nedenle yaz aylarının en olgun hallerinde toplanır. Beyaz, siyah, kırmızı, mor gibi pek çok rengi vardır ve her bir çeşidinin aroması kendine hastır. Tatlılığı doğal şekerlerden gelir; bu nedenle hem enerji verir hem de damakları tatlandırır. Türkiye, üzüm yetiştiriciliğinde dünyada sayılı ülkeler arasındadır. Ege Bölgesi başta olmak üzere Manisa, Denizli, İzmir gibi iller hem sofralık hem kurutmalık üzüm üretiminde ön plandadır. Sıcak iklim isteyen üzüm, aynı zamanda Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde de verimli şekilde yetiştirilebilir. Üzüm çok sayıda alt türe sahiptir ve kullanım amaçlarına göre gruplandırılır: Sofralık üzümler, kurutmalık üzümler ve şaraplık üzümler" dedi. "Her bir türün içerdiği antioksidan ve şeker miktarı farklılık gösterebilir" Merd, üzümün su oranı yüksek olduğu için enerji veren bir meyve olduğunu söyleyerek, "Her bir türün içerdiği antioksidan ve şeker miktarı farklılık gösterebilir. Özellikle koyu renkli üzümler, fenolik bileşenler açısından daha zengindir. Üzümün besin değeri nasıldır dersek; üzüm, su oranı yüksek ve doğal şeker içeriği nedeniyle enerji veren bir meyvedir. 100 gram taze üzüm yaklaşık 70-80 kcal içerir. Bunun yanında: C vitamini, K vitamini, B6 vitamini Potasyum, bakır, manganez gibi mineraller, Resveratrol ve flavonoidler gibi antioksidan bileşenler açısından da zengindir. Resveratrol, üzümün özellikle kabuğunda bulunan bir birleşiktir ve son yıllarda kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileriyle öne çıkmaktadır" ifadelerini kullandı. "Enerji verir, yorgunluk hissini azaltabilir" Dengeli tüketimde üzümün kalp ve sindirim sistemini destekleyeceğini söyleyen Merd, "Uzun süreli ve dengeli tüketimde üzümün şu faydalarından söz etmek mümkündür: Kalp sağlığını destekler, kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Sindirim sistemini destekler, kabızlığa karşı faydalı olabilir. Cilt sağlığına katkı sağlar, özellikle çekirdekli türlerde anti-aging etkiler gözlenebilir. Enerji verir, yorgunluk hissini azaltabilir. Ancak bu faydaları görmek için üzümü işlenmemiş ve doğal haliyle tüketmek gerekir. Paketli meyve suları veya üzüm şekerlemeleri aynı faydayı sağlamaz. Üzüm tüketiminde nelere dikkat edilmeli dersek de; üzüm sağlıklı bir meyvedir ama porsiyon kontrolü çok önemlidir. Özellikle insülin direnci, diyabet ya da kilo kontrolü hedefi olan bireylerde aşırı tüketimi önerilmez. Taze üzüm için bir porsiyon yaklaşık 15-20 tane (bir küçük salkım) olarak düşünülebilir. Kuru üzüm ise yoğun şeker içerdiğinden, 1 yemek kaşığı kadar ile sınırlandırılmalıdır. Üzümü yanında çiğ badem ya da yoğurt gibi protein içeren gıdalarla birlikte tüketmek, kan şekerinin daha dengeli seyretmesini sağlar" dedi. (EK-AG-
Yaz halsizliği mi vitamin eksikliği mi?
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 14:31 Yaz halsizliği mi vitamin eksikliği mi? Beslenme düzeninin bozulduğu, öğünlerin atlandığı yaz aylarında "mevsimsel yorgunluk" sanılan durumların altında ciddi eksikliklerin olabileceğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, şikâyetlerin devamı halinde mutlaka bir uzman desteği alınmasını önerdi. Yaz mevsiminde halsizlik ve yorgunluk hissinin sadece sıcak havalardan kaynaklanmadığını belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, bu dönemdeki beslenme alışkanlıklarının vitamin ve mineral eksikliklerine yol açabileceğini söyledi. Sıvı kaybına bağlı öğün atlama, soğuk içeceklerle beslenmenin geçiştirilmesi ya da yeterince dengeli beslenememe gibi nedenlerle vücudun bazı önemli yapıtaşlarını kaybettiğine dikkat çeken Diyetisyen Erden, bu tabloya halsizlik ve yorgunluğun da eklendiğini ifade etti. Yaz aylarında et, yumurta gibi demir açısından zengin besinlerin yeterince tüketilmemesi ile birlikte çay ve kahve gibi kafeinli içeceklerin öğünlerle birlikte alınmasının demir emilimini bozduğunu vurgulayan Diyetisyen Erden, bu durumun yorgunluk ve halsizlik şikayetlerini artırabildiğini kaydetti. B12 vitamini eksikliğinin de benzer şekilde yorgunluğa yol açtığını belirten Diyetisyen Erden, özellikle sebze-meyve ağırlıklı yaz beslenme tarzının B12 alımını kısıtlayabildiğini, bunun da hafıza problemleri, karıncalanma, uyuşma gibi nörolojik belirtilere neden olabildiğini söyledi. "Hayvansal gıdaları ihmal etmeyin" B12 vitamininin DNA yapımında rol aldığını ifade eden Diyetisyen Erden "Eksikliğinde kafa karışıklığı, çabuk unutma, uyuşma, karıncalanma gibi belirtilerin yanında en başta yorgunluğa sebep olur. B12 çoğunlukla hayvansal gıdalarda bulunur. Yaz aylarının gelmesiyle beraber sebze meyve ağırlıklı beslenmek B12 alımının yetersizliğine sebep olabilir. Bu da doğrudan halsizlikle ilişkilidir" diye konuştu. "Folik asit eksikliği alkolle artıyor" Tatillerle birlikte artan alkol tüketiminin vücutta folik asit düzeylerini düşürdüğünü belirten Diyetisyen Erden, folik asidin kırmızı kan hücrelerinin üretiminde görevli olduğunu ve eksikliğinde kansızlıkla beraber halsizlik görülebildiğini ifade etti. Yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller ve yumurtanın düzenli tüketilmesinin bu eksikliği önlemeye yardımcı olacağını söyledi. "En önemli D vitamini kaynağı güneş ışınları" Yağda çözünebilen ve vücutta depolanan bir vitamin olan D vitaminin kemik metabolizması için alınması gerektiğini ve vücudun bağışıklığında önemli bir rol oynadığını dile getiren Diyetisyen Erden "En önemli kaynağı güneş ışınlarıdır. Bitkisel ve hayvansal gıdalardan da sağlanabilen D vitamini, eksikliği en sık görülen vitaminlerdendir. D vitamini eksikliği olanlarda yorgunluk, halsizlik ve kas ağrıları önemli belirtiler olarak sayılabilir" dedi. "Terleme mineralleri de götürüyor" Yaz aylarında artan terlemeyle birlikte sodyum, potasyum ve magnezyum gibi minerallerin kaybının da yorgunluk sebebi olduğunu anlatan Diyetisyen Erden, potasyum eksikliğinde kas ağrıları, kramplar; sodyum eksikliğinde ise aşırı su tüketimiyle beraber halsizlik, yorgunluk görülebileceğini belirtti. Sodyum eksikliğinin yetersiz tuz alımı, tuz almadan fazla miktarda su tüketilmesi, böbrek hastalıkları, kusma ve terlemeye bağlı olarak vücuttan tuz kaybedilmesi gibi nedenlerle ortaya çıktığını sözlerine ekledi. Yüksek sıcaklık ve alkolün magnezyum kaybını artırarak enerji üretimini aksattığına değinen Diyetisyen Erden, şiddetli magnezyum eksikliğinde kas krampları, uyuşma, dikkatte azalma gibi belirtilerin de ortaya çıktığını söyledi. Bu eksikliklerin mutlaka beslenme yoluyla giderilmesini tavsiye etti.
Söke Belediyesi’nden haşerelere karşı "Nokta Atışı" mücadele
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 14:12 Söke Belediyesi’nden haşerelere karşı "Nokta Atışı" mücadele Söke Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik ilaçlama çalışmalarını ilçe genelinde aralıksız sürdürüyor. Özellikle yaz aylarında artış gösteren sivrisinek, kene ve pire gibi haşerelere karşı etkili bir mücadele yürüten Söke Belediyesi İlaçlama Ekibi, mahalle mahalle uygulama yapıyor. Bu kapsamda Sazlı Mahallesi’nde de kapsamlı bir uygulama gerçekleştirdi. İlçe merkezi başta olmak üzere çevre mahallelerde de titizlikle yürütülen ilaçlama çalışmalarında evlerin bahçelerinden rögar kapaklarına, fosseptik alanlardan açık su birikintilerine kadar birçok noktada ilaçlama yapıldı. Foseptiği bulunan hanelere özel mücadele ilaçları da bırakılarak, vatandaşların bu sürece aktif olarak katılması sağlandı. Söke Belediyesi Veterinerlik İşleri Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, haşereyle mücadelenin ancak vatandaşların duyarlılığı ile etkili olabileceğine dikkat çekildi. Açıklamada, "Sinek ve haşere üreme noktalarını birlikte yok edebiliriz. Eski lastikler, bahçede bırakılan atıl araç ve makineler, saksı altları gibi birçok yer potansiyel üreme alanı oluşturabiliyor. Bu konuda vatandaşlarımızın göstereceği hassasiyet büyük önem taşıyor" denildi. Söke Belediyesi, ilaçlama çalışmalarını planlı bir şekilde sürdürerek, hem merkezde hem de çevre mahallelerde halk sağlığını tehdit eden unsurları en aza indirmeyi hedefliyor.
Trafik kazası hayatını kurtardı
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:28 Trafik kazası hayatını kurtardı Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde trafik kazası sonrası tedavi gören 25 yaşındaki Savaş Levent’in akciğerinde, ALKÜ Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin tarafından köpek tenyası kisti tespit edildi. Kapalı yöntemle gerçekleştirilen başarılı ameliyatla hasta sağlığına kavuştu. Alanya’da bir trafik kazası geçiren 25 yaşındaki Savaş Levent isimli vatandaş Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alındı. Trafik kazası sonrası acil serviste yapılan muayene, tetkik ve görüntülemeler sonucunda hasta; hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin’e yönlendirildi. Hastayı yerinde değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Keskin, akciğer görüntülemelerinde halk arasında "köpek tenyası kisti" olarak bilinen kist hidatik bulgusuna rastladı. Hayvandan insana geçen ve tedavi edilmediğinde ölümle sonuçlanabilen bu ciddi enfeksiyon hakkında Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin tarafından hasta bilgilendirilerek onayı alındı. Bir hafta içerisinde operasyon planlandı ve kapalı (VATS) yöntemle başarılı bir cerrahi müdahale gerçekleştirildi. Hasta, başarılı operasyon sonrası sağlığına kavuştu. Tesadüfen tespit edilen hastalıktan kurtuldu Operasyon sonrası hastayı yerinde ziyaret eden Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin, hastanın durumuna ilişkin şu bilgileri verdi: "Hastamızın travma sonrası çekilen görüntülemelerinde akciğerinde kist hidatik tespit ettik. Kapalı cerrahi yöntemiyle 1 hafta içerisinde operasyonu gerçekleştirdik. Ameliyatın ardından hastamız ilk günden itibaren rahat nefes alıyor, hareketlerini zorlanmadan yapabiliyor. Ağrılarının yüzde 90’ı geçti. Kapalı yöntem hem kesi boyutu hem de konfor açısından hastaya büyük avantaj sağlıyor. Travma sonrası tesadüfen tespit edilen, ölümcül olabilecek bu hastalığı başarılı bir ameliyatla tedavi ederek hastamızı sağlığına kavuşturduk." ifadelerini kullandı.
Dr. Egemen İşgören: "Beslenmenize dikkat etmezseniz böbrek taşı kaçınılmaz olabilir"
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:21 Dr. Egemen İşgören: "Beslenmenize dikkat etmezseniz böbrek taşı kaçınılmaz olabilir" Üroloji Uzmanı Op. Dr. Egemen İşgören, sıcak havalarda terleme nedeniyle artan sıvı kaybının böbrek taşı oluşumuna zemin hazırladığını belirterek, yaz aylarında bol su tüketilmesi, tuzdan uzak durulması ve hareketli bir yaşam tarzı benimsenmesi gerektiğini söyledi. Yaz aylarında terleme ile kaybedilen sıvının yeterince yerine konmaması durumunda idrarın daha yoğun hale geldiğini söyleyen Memorial Antalya Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Egemen İşgören, bunun böbrek taşı oluşum riskini artırdığını vurguladı. İşgören, "İdrarda çözünen minerallerin kristalleşmesiyle taş oluşumu başlar. D vitamini üretimindeki artış da bazı kişilerde kalsiyum metabolizmasını etkileyerek riski yükseltir" dedi. Böbrek taşı riskini artıran faktörler Böbrek taşı riskini artıran faktörler arasında ailede taş öyküsü bulunması, yetersiz sıvı tüketimi, aşırı tuzlu ve protein ağırlıklı beslenme, hareketsizlik, obezite, diyabet ve gut hastalığı gibi rahatsızlıklar olduğunu belirten Dr. İşgören, özellikle yaz aylarında dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Taş oluşumuna karşı alınabilecek basit önlemlere de değinen Dr. İşgören, bol su tüketiminin önemine dikkat çekerek, "Günde en az 2,5–3 litre su içilmelidir. İdrarın açık renkli olması, yeterli sıvı alındığını gösterir. Tuz tüketimini azaltın. Çünkü fazla tuz, vücutta kalsiyum atılımını artırarak taş oluşumunu kolaylaştırır. Dengeli beslenmeye özen gösterin. Oksalat içeren ıspanak, çikolata ve çay gibi gıdalar aşırı tüketilmemelidir. Hayvansal protein alımını sınırlayın; özellikle kırmızı et, ürik asit taşı oluşumuna neden olabilir. Asitli ve şekerli içeceklerden uzak durun; bunlar yerine limonlu su ya da maden suyu tercih edilmelidir. Ayrıca hareketli bir yaşam tarzı benimseyin ve idrarınızı uzun süre tutmaktan kaçının. Hareketsizlik, böbrek taşlarının vücuttan atılmasını zorlaştırırken, idrarı tutmak da enfeksiyon riskini artırır" ifadelerini kullandı. Bu belirtiler varsa mutlaka üroloji uzmanına başvurun Göğüs ağrısı, idrarda kan, sık idrara çıkma, mide bulantısı ve ateş gibi belirtilerin böbrek taşı veya enfeksiyon habercisi olabileceğini ifade eden Dr. İşgören, bu durumda mutlaka bir üroloji uzmanına başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Rize’deki sistem ‘hastaneye yalnız gelen hastaların’ yüzünü güldürdü
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:05 Rize’deki sistem ‘hastaneye yalnız gelen hastaların’ yüzünü güldürdü Rize’de uygulanmaya başlanan ‘Hasta Karşılama ve Yönlendirme’ birimi meyvelerini vermeye başladı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hastalara yardımcı olması adına ‘Hasta karşılama ve yönlendirme’ birimi kuruldu. İhtiyacı olan hastaları kapıda karşılayan birim, ilk muayeneden son muayeneye kadar hastalara refakat ederek onlara yardımcı olmaya başladı. Bu durum ise belli bir yaşın üzerinde olup hastaneye yalnız gitmek zorunda olan vatandaşlarında yüzünü güldürdü. Hasta karşılama ve yönlendirme birimini gördükten sonra artık hiç kimseye ihtiyaç duymadan hastaneye gelebileceğini dile getiren Meryem Karali Ceylan isimli vatandaş "Bir gün önce rahatsızlanmıştım hastaneye dahiliye uzmanına muayene olmak için geldim, çok kalabalıktı. Sıra gelene kadar kalbim ağrımaya başladı. O sırada aile hekiminin olduğunu söylediler. Aile hekimine girdim. Aile hekimi Dr. Mehmet İrşad Kuraç vardı, onu gördüm iyileştim ben zaten. Çok merhametli bir insan. Beni hasta karşılama ekibinde görevli kızımla beraber hastanedeki tüm işlemlerimi yaptım. Kalp filmlerim, ciğer, dalak filmlerim hepsini beraber çektirdik. Doktorum da benle çok ilgilendi. Bundan sonra hastaneye yalnız da gelebilirim. Hasta karşılamadaki arkadaşlar tüm işlerimizi hallediyor. Bu hastalık bende yıllardır vardı, ilk defa bu kadar rahatım. Ben daha kimseye yalvarmıyorum benle hastaneye gel diye. Her katta hasta karşılama var ilgileniyorlar hepsinden Allah razı olsun" ifadelerini kullandı. Meryem Karali Ceylan’a hastaneye müracaat ettiği gün refakat eden hasta karşılama personeli Mine Yılmaz ise "Hastanemize gelen hastalarımızı güler yüzle karşılayıp onları hastane işlemlerinde yardımcı olup röntgen, EKG gibi işlerini kolaylaştıracak şekilde yardımcı olup hastanemizden güler yüzle ayrılmalarına yardımcı oluyoruz. Hastamız geldi, işlemlerini kendi başına halledemeyeceğini yardımcı olmamızı söyledi. Hastamızı aldık kardiyolojiye sevk ettiler. Kardiyoloji doktoruna götürdük. EKG ve röntgenini çektirdik sonrasında kardiyoloji doktoruna tekrar muayene ettirdikten sonra aile hekimine teslim ettik. Teyzemizin yardım ettikten sonra fiziksel olarak iyileştiğini gördük. Güler yüzle karşılandığı ve yardım edildiği için pozitif yönde etkileşim oldu. Güler yüzlü davranarak her şey çözülebilir siz iyi giderseniz karşı taraf ne kadar negatif olsa da sizin pozitifliğinizle kendini duraksatıyor ve bu beni dinliyor diyerek bir şekilde iletişim kurulabiliyor" dedi. Aile hekimi Dr. Mehmet İrşad Kuraç ise, uygulanan tedavi sürecini anlatarak "Burada en önemsediğimiz teyzemiz geldi rahatsızlıklarında bahsetti. Medikal tedaviden önce sosyal yönden destek olmak teyzeyi daha iyi hissettirdi ve iyi etti. Biz bunun önemini aile hekimliğinde hep vurgulamaya çalışıyoruz. İyileşme yolundaki en önemli hadiselerden biri hastanemiz ilgili personeller teyzeye destek olmasaydı. O noktada teyzedeki en önemli dokunuş sosyal yönden destelemekti bizde onu yapmaya çalıştık. Maşallah teyzemizin bu şeklide iyi gelmesi bizim mutluluk kaynağımız zaten. Emeği geçen herkese ve ilgili personellere teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.
Vücut dengesini beslenmenizle yerinde tutabilirsiniz
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:58 Vücut dengesini beslenmenizle yerinde tutabilirsiniz DÜZCE(İHA) – Diyetisyen Merve Karakuş, Yaz aylarında sıvı ve mineral kaybını önlemek için bol su, doğal meyve suyu, az tuzlu ayran tüketilmesi gerektiğini söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Diyetisyeni Merve Karakuş, sıcak havalarda beslenmenin önemine dikkat çekerek sıvı tüketimi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Yaz mevsiminde taze meyve ve sebzelerin, beslenme düzeninin vazgeçilmezi haline geldiğini ifade eden Merve Karakuş, "Bu besinler hem vücudu serinletir hem de ihtiyaç duyduğumuz besin öğelerini sağlar. Beslenme planını oluştururken, vücudun ihtiyaçları göz önünde bulundurmalı ve mevsime uygun besinlerden faydalanılmalıdır. Hafif, besleyici ve sıvı içeriği yüksek gıdaları tercih ederek sağlığımızı koruyabilir ve yaz sıcaklarıyla daha kolay baş edebiliriz. Özellikle yaz aylarında, sıcaklığın artması ile birlikte ödem oluşma riski artar. Yüksek tansiyon hastalarının sıcak havalarda tuz tüketimlerine dikkat etmeleri gerekmektedir" dedi. Sıcak havalarda tüketilmesi ve tüketilmemesi gereken ürünler Yaz aylarında sıvı ve mineral kaybını önlemek için bol su, doğal meyve suyu, az tuzlu ayran tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Karakuş, "Aşırı baharatlı, kızartılmış, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden, yağlı kırmızı etten kaçınılmalıdır. Az yağlı, taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye dikkat edilmeli, porsiyon kontrolü sağlanmalıdır. Kızartma yerine ızgara, buğulama, haşlama tekniklerini kullanmak menünün sindirimini kolaylaştıracaktır. Akşam yemeği alternatifi olarak sindirimi kolay olan zeytinyağlı sebze yemeği ve yanında yoğurt, cacık tercih edilebilir. Yaz mevsiminde tüketilecek ideal besinler kavun, karpuz, şeftali gibi sulu meyveler; domates, marul, salatalık, biber gibi su oranı yüksek sebzeler; soğuk çorbalar ve hafif zeytinyağlı yemekler sayılabilir" şeklinde konuştu. "Su içmek için susamayı beklemeyin" Suyun besinlerin sindirimi ve emilimi, vücut organlarının ve dokularının korunması, toksinlerin vücuttan atılması gibi birçok görevi olduğunu hatırlatan Diyetisyen Karakuş, "Özellikle hava sıcaklığının arttığı günlerde su ihtiyacı da artacaktır. Sıvı kaybının artmasıyla su ve mineral kayıpları vücudun su ve elektrolit dengesini bozabilir. Özellikle tansiyon, böbrek, kalp ve damar hastaları çok dikkat etmelidirler. Yeterli su alımı vücut için çok önemlidir. Sıvı ihtiyacınızı ağırlığınız üzerinden 30-35 ml olarak hesaplayabilirsiniz. Susama hissi olmadan su içmeye önem verilmesi gerekmektedir. Yaz aylarında su içeriği yüksek meyveler, meyve kompostoları, ayran, limonata, maden suyu gibi içeceklerle sıvı alımınızı destekleyebilirsiniz. Özellikle yüksek tansiyonu olan bireylerin maden suyu tüketirken dikkatli olmaları gerekmektedir" diyerek sıvı tüketiminin önemine dikkat çekti. Gıda zehirlenmelerine karşı bilinçli davranılmalı Sıcak havalarda yaygın olarak meydana gelen durumlardan birisinin de gıda zehirlenmesi olduğunu söyleyen Merve Karakuş, "Yaz sıcaklarında daha fazla tercih edilen sebze ve meyveler iyice yıkanmalıdır. Tüketilecek besinler güneşte uzun süre bekletilmemeli, uygun saklama şartlarında muhafaza edilmelidir. Uzun süre açıkta bulunan besinler tüketilmemelidir. Özellikle et ve süt ürünleri, balık gibi yiyecekler çabuk bozulan besinlerdir. Ayrıca temiz olmayan su kullanımı ve bu sularla yıkanan meyve ve sebzelerin tüketilmesi sıcak havalarda tehlikeye sebep olan diğer etkenlerdendir" ifadeleriyle açıklamalarını sonlandırdı.