Son Dakika
|
Rusya, Ukrayna'da gaz üretim tesislerini vurdu: 5 ölü
Artvin’de çığ altındaki Bülent Gezer’in cansız bedeni 4 ay sonra kar altından çıkarıldı
Savunma Sanayii’nin kalbi İstanbul’da atıyor
MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, Türkiye'nin ortak mesajı olmalıdır"
Çığ altında kalan çobanın cansız bedenine 125 gün sonra ulaşıldı
Karaçi’de son 8 yılın sıcaklık rekoru: 16 ölü
Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine saldırı
Çin'de havai fişek fabrikasında patlama: 26 ölü, 61 yaralı
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
Trump, "İran'ı yeryüzünden silmekle" tehdit etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, SAHA EXPO’da sergilenen teknolojileri inceledi
Merz: "İran müzakere masasına gelmeli, zaman kazanmaya çalışmayı bırakmalı"
İran, BAE’ye yönelik saldırıları yalanladı
ROKETSAN 4 yeni sistemini tanıttı
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Orav: "Türkiye, Avrupa için hayati bir ortak"
Suriye’de üst düzey isimlere suikast hazırlığında olan terör örgütü hücresi çökertildi
Pakistan Dışişleri Bakanı Dar: "İslamabad görüşmelerinin çok yakında sonuçlanacağını umuyoruz"
SAĞLIK
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘el hijyeni’ eğitimi
05 Mayıs 2026 Salı - 22:34:55
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü’ dolayısıyla hastane personeline el hijyeni eğitim programı düzenlendi. Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü’ kapsamında Enfeksiyon Kontrol Komite Başkanı Uzm. Dr. Haydar Ürün tarafından, hastane idarecilerinin de katılımıyla hastane personeline yönelik bir eğitim programı yapıldı. Eğitim de açılış konuşmasını yapan Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ali Çöl, el hijyeninin önemi ile enfeksiyonlardan korunma yöntemlerine dikkat çekerek, hem hastane personelinin sağlığını hem de hastaların sağlığını korumak adına el hijyeninin vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurguladı. Eğitim kapsamında Enfeksiyon Kontrol Komite Başkanı Uzm. Dr. Haydar Ürün tarafından, el hijyeninin önemi ve enfeksiyonlardan korunma yöntemleri hakkında detaylı bilgilendirme yapıldı. Programın devamında, 2025 yılı el hijyeni uyum oranı en yüksek olan ‘El Hijyeni Şampiyonu Klinikleri’ belirlenerek, 3. Basamak Yoğun Bakım Ünitesi ile Ruh Sağlığı ve AMATEM klinikleri bu unvana layık görüldü. Geçen yılın şampiyonu olan bu birimlere, Başhekim Uzm. Dr. Ali Çöl ve hastane yöneticileri tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi. Gerçekleştirilen etkinlik; farkındalık oluşturması, bilgi düzeyini artırması ve kurumsal motivasyonu güçlendirmesi içeriğiyle dikkat çekerken, programa katkı sunan ve katılım sağlayan tüm personele teşekkür edildi.
05 Mayıs 2026 Salı - 21:42
Astımda doğru tedavi ve takip hayati önem taşıyor
Dünya Astım Günü kapsamında yapılan açıklamada, astımın doğru yönetimle kontrol altına alınabileceği vurgulandı. Dünya Astım Günü dolayısıyla yapılan bilgilendirmelerde, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen astım hastalığına dikkat çekildi. Tunceli Devlet Hastanesi’nde görev yapan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazife Özge Altan, astımın hava yollarının daralması sonucu ortaya çıkan; nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtilerle kendini gösteren kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın doğru yönetildiğinde kontrol altına alınabileceğini ifade eden Altan, tedavinin temel amacının belirtileri baskılayarak hastaların günlük yaşamlarını kısıtlama olmaksızın sürdürebilmelerini sağlamak olduğunu vurguladı. Astım ataklarını tetikleyen unsurlar arasında ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, tütün dumanı, keskin kokular ve ani hava değişimlerinin yer aldığını belirten Altan, bu faktörlerden uzak durmanın hastalık kontrolünde önemli bir adım olduğunu dile getirdi. Hekim tarafından reçete edilen ilaçların önerilen dozda ve doğru teknikle kullanılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Altan, şikayetlerin azalmasının ilaçların bırakılması anlamına gelmediğinin altını çizdi. Üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının da astım ataklarını artırabileceğini ifade eden Altan, kişisel hijyen kurallarına uyulması ve kapalı alanların düzenli havalandırılması gerektiğini söyledi. Astımın seyrinin zaman içerisinde değişebileceğini belirten Altan, düzenli hekim kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini, erken tanı ve doğru tedaviyle hastalığın kontrol altına alınabileceğini sözlerine ekledi.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:46
Dünya Astım Günü’nde uzmanından uyarı: Düzenli takip hayat kurtarıyor
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. H. Uğur Boysan, 5 Mayıs Dünya Astım Günü çerçevesinde yaptığı açıklamada, astımın doğru tedavi, düzenli takip ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilen kronik bir hastalık olduğunu vurguladı. Astımın nefes darlığı, öksürük, hırıltı ve göğüste baskı hissi gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Boysan, bu şikayetlerin kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini ifade etti. Bazı hastalarda yalnızca gece öksürüğü görülürken, bazılarında ise eforla artan nefes darlığının ön planda olabileceğine dikkat çekti. Tetikleyici faktörlere dikkat Hava yollarındaki kronik hassasiyetin toz, polen, tütün kullanımı, hava kirliliği ve keskin kokular gibi etkenlerle tetiklenebildiğini belirten Uzm. Dr. Boysan, tedavi başarısı için düzenli takibin şart olduğunu söyledi. Boysan, "Astım tedavisinde temel amaç, hastanın günlük yaşamını kısıtlamadan rahat nefes alabilmesi ve atak riskinin azaltılmasıdır. Bunun için hastaların kontrollerini aksatmaması ve ilaçlarını önerilen şekilde kullanması büyük önem taşır" dedi. İlaç kullanım tekniği başarıyı artırıyor Özellikle inhaler (fısfıs) ilaçların doğru teknikle kullanılmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Uzm. Dr. Boysan, hastaların ilaç kullanım yöntemlerini belirli aralıklarla hekimleriyle gözden geçirmeleri gerektiğini belirtti. Sigara dumanından uzak durulması, yaşam alanlarının havalandırılması ve toz yükünün azaltılmasının astım yönetimindeki önemine değinen Boysan, düzenli takip edilen hastalarda hastalığın büyük ölçüde kontrol altında tutulabildiğini ifade etti.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:11
"Astım kontrol altına alınabilen kronik bir hastalıktır"
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 5 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin astıma zemin hazırladığını ifade eden Özşahin, "Çevresel faktörler olarak alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır. Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyleri, küf mantarları ve hamamböceği gibi alerjenlere karşı duyarlılık astımlı hastalarda çok sık görülmektedir. Yaşadığımız ortamlarda rutubet ve küf olması, sigara dumanına maruz kalınması astım gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Astımlı hastalarda havayolları aşırı duyarlı olup uyaranlara karşı aşırı yanıt vermektedir. Tetikleyici olarak kabul ettiğimiz alerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliği astım semptomlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır" dedi. Astım hastalığının bulgularını öksürük, nefes darlığı, göğüste sertlik ve hışıltı olarak açıklayan Özşahin, "Bu şikayetlerin uzun sürmesi veya tekrarlaması halinde hastada astım düşünülmelidir. Astımda görülen öksürük, inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha fazladır ve uykudan uyandırabilir. Astım hastalığı kronik olup hasta ve hekim iş birliği ile hastalığın kontrolünün sağlanması mümkündür. Tedavinin hedefi astım belirtilerinin azaltılması ve bireyin normal günlük aktivitelerini yapılabilmesidir. Astım krizlerinin olmaması, acil başvurularının olmaması, gece ve gündüz belirtilerinin kaybolması ve hastanın günlük aktivitelerini zorlanmadan yapması astım kontrolünün temel göstergeleridir. Alerjisi olan bir hastanın alerjenlerden korunması, sigara dumanına maruz kalınmasının engellenmesi, grip aşısının her yıl yapılması, aşırı kilolardan kaçınılması ve ilaçların düzenli ve doğru kullanımı önemlidir. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bölümü solunum yolu ile alınmaktadır. Bu ilaçların doğru teknikle kullanımı hastalığın kontrolü için çok önemlidir. Unutulmaması gereken en önemli konu ise tedaviye uyumun bozulması yani ilaçların yanlış teknikle ve düzensiz kullanılması hastalığın kontrolündeki başarısızlığın en önemli nedenidir. Astım kronik bir hastalık olduğu için bu sorunların aşılması ancak iyi bir hekim ve hasta iş birliği ile sağlanabilir. Hastanın eğitimi ve hekim ile iyi iş birliğinin kurulması astım kontrolünün sağlanmasının en önemli basamağıdır. Bu sayede astım daha kolay bir şekilde kontrol altına alınabilir" ifadelerine yer verdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
05 Mayıs 2026 Salı- 09:34
"Polenler ve hava kirliliği astımı tetikliyor"
2
05 Mayıs 2026 Salı- 12:06
Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"
3
05 Mayıs 2026 Salı- 15:42
ERÜ Hastaneleri’nde Organ Bağışı Farkındalık Standı açıldı
4
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda
5
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 14:27
Cilt kanserinde 5 işaret: ABCDE kuralı ile erken tanı
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:58
Vücut dengesini beslenmenizle yerinde tutabilirsiniz
DÜZCE(İHA) – Diyetisyen Merve Karakuş, Yaz aylarında sıvı ve mineral kaybını önlemek için bol su, doğal meyve suyu, az tuzlu ayran tüketilmesi gerektiğini söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Diyetisyeni Merve Karakuş, sıcak havalarda beslenmenin önemine dikkat çekerek sıvı tüketimi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Yaz mevsiminde taze meyve ve sebzelerin, beslenme düzeninin vazgeçilmezi haline geldiğini ifade eden Merve Karakuş, "Bu besinler hem vücudu serinletir hem de ihtiyaç duyduğumuz besin öğelerini sağlar. Beslenme planını oluştururken, vücudun ihtiyaçları göz önünde bulundurmalı ve mevsime uygun besinlerden faydalanılmalıdır. Hafif, besleyici ve sıvı içeriği yüksek gıdaları tercih ederek sağlığımızı koruyabilir ve yaz sıcaklarıyla daha kolay baş edebiliriz. Özellikle yaz aylarında, sıcaklığın artması ile birlikte ödem oluşma riski artar. Yüksek tansiyon hastalarının sıcak havalarda tuz tüketimlerine dikkat etmeleri gerekmektedir" dedi. Sıcak havalarda tüketilmesi ve tüketilmemesi gereken ürünler Yaz aylarında sıvı ve mineral kaybını önlemek için bol su, doğal meyve suyu, az tuzlu ayran tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Karakuş, "Aşırı baharatlı, kızartılmış, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden, yağlı kırmızı etten kaçınılmalıdır. Az yağlı, taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye dikkat edilmeli, porsiyon kontrolü sağlanmalıdır. Kızartma yerine ızgara, buğulama, haşlama tekniklerini kullanmak menünün sindirimini kolaylaştıracaktır. Akşam yemeği alternatifi olarak sindirimi kolay olan zeytinyağlı sebze yemeği ve yanında yoğurt, cacık tercih edilebilir. Yaz mevsiminde tüketilecek ideal besinler kavun, karpuz, şeftali gibi sulu meyveler; domates, marul, salatalık, biber gibi su oranı yüksek sebzeler; soğuk çorbalar ve hafif zeytinyağlı yemekler sayılabilir" şeklinde konuştu. "Su içmek için susamayı beklemeyin" Suyun besinlerin sindirimi ve emilimi, vücut organlarının ve dokularının korunması, toksinlerin vücuttan atılması gibi birçok görevi olduğunu hatırlatan Diyetisyen Karakuş, "Özellikle hava sıcaklığının arttığı günlerde su ihtiyacı da artacaktır. Sıvı kaybının artmasıyla su ve mineral kayıpları vücudun su ve elektrolit dengesini bozabilir. Özellikle tansiyon, böbrek, kalp ve damar hastaları çok dikkat etmelidirler. Yeterli su alımı vücut için çok önemlidir. Sıvı ihtiyacınızı ağırlığınız üzerinden 30-35 ml olarak hesaplayabilirsiniz. Susama hissi olmadan su içmeye önem verilmesi gerekmektedir. Yaz aylarında su içeriği yüksek meyveler, meyve kompostoları, ayran, limonata, maden suyu gibi içeceklerle sıvı alımınızı destekleyebilirsiniz. Özellikle yüksek tansiyonu olan bireylerin maden suyu tüketirken dikkatli olmaları gerekmektedir" diyerek sıvı tüketiminin önemine dikkat çekti. Gıda zehirlenmelerine karşı bilinçli davranılmalı Sıcak havalarda yaygın olarak meydana gelen durumlardan birisinin de gıda zehirlenmesi olduğunu söyleyen Merve Karakuş, "Yaz sıcaklarında daha fazla tercih edilen sebze ve meyveler iyice yıkanmalıdır. Tüketilecek besinler güneşte uzun süre bekletilmemeli, uygun saklama şartlarında muhafaza edilmelidir. Uzun süre açıkta bulunan besinler tüketilmemelidir. Özellikle et ve süt ürünleri, balık gibi yiyecekler çabuk bozulan besinlerdir. Ayrıca temiz olmayan su kullanımı ve bu sularla yıkanan meyve ve sebzelerin tüketilmesi sıcak havalarda tehlikeye sebep olan diğer etkenlerdendir" ifadeleriyle açıklamalarını sonlandırdı.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:16
Kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmaya yönelik proje geliştirildi
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Serkan Yıldırım’ın yürütücülüğünde hazırlanan proje ile radyoterapi alan hastaların deforme olan tükürük bezlerinin iyileştirilerek etkin şekilde çalıştırılması amaçlanıyor. Kısa sürede tamamlanması planlanan proje sonucunda kanser hastalarının hayat kalitesinin artırılması hedefleniyor. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahiliye Ana Bilim Dalı Onkoloji Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Serkan Yıldırım’ın yürütücülüğünde Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) - Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında başvurusu yapılan "Radyoterapiye Bağlı Kserostomide Mezenkimal Kök Hücre Eksozomlarının Lokal Uygulamasının Terapötik Potansiyeli" projesi destek almaya hak kazandı. Radyoterapi alan onkoloji hastalarının işlevini yitiren tükürük bezlerinin iyileştirilmesinin amaçlandığı projenin Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesinden 12 öğretim elemanı ile 36 ayda tamamlanması öngörülüyor. Dr. Öğr. Üyesi Serkan Yıldırım, tümörlü hastalar için radyoterapinin tek tedavi yöntemi olduğunu söyledi. Radyoterapinin hastaların kanserini çözmekle birlikte özellikle erken evrelerde ciddi yan etkilere sebep olduğunu ifade eden Yıldırım, "Etkileme alanı nazofarenks tümörü dediğimiz burnun arkasındaki bölge. Burası olduğu için özellikle büyük tükürük bezleri radyoterapiden etkileniyor. Yemek yemekte zorlanmanın yanı sıra enfeksiyondan yutma bozukluğuna kadar hayat kalitesini bozan durumlara neden oluyor. Bunun görülme oranı radyoterapi alan hastalarda yüzde 80 - 90’lara çıkabiliyor. Biz de soruna projemizle bir çözüm sunmak istedik" dedi. Yıldırım, proje ile deforme olan tükürük bezlerinin kök hücre desteğiyle fonksiyonel hale getirilmesini amaçladıklarını belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, "Bu işlemi, kök hücrenin kendisi değil, kök hücrenin bir parçası olan eksozomlar aracılığıyla gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Klinik çalışmalarımızda üreteceğimiz projemizin çıktıları enjeksiyonla ilgili. O yüzden çalışmalarımıza direkt başlayacağız, diyebilirim. Hastalarımızda gerekli olan sayıya ulaşmak, etkilerini görebilmek ve onlara doğru bir şekilde tedavi sunabilmek için zamana ihtiyacımız var" diye konuştu.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:15
Doç. Dr. Balgetir, "Belli kriterleri sağlayan epilepsi hastaları sürücü belgesi alabilir"
Epilepsi hastalarının kesinlikle sürücü belgesi alamayacağına dair bilginin yanlış olduğunu dile getiren Doç. Dr. Ferhat Balgetir, "Belli kriterleri sağlayan epilepsi hastaları sürücü belgesi alabilir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferhat Balgetir, epilepsi hastalarının sürücü belgesi alıp alamayacağı konusunda bilgiler verdi. Doç. Dr. Ferhat Balgetir, epilepsi hastalarının kesinlikle sürücü belgesi alamayacakları bilgisinin yanlış olduğunu ifade etti. Dr. Balgetir, "Epilepsi hastalarının kesinlikle sürücü belgesi alamayacağına dair bilgi yanlıştır. Belli kriterleri sağlayan epilepsi hastaları sürücü belgesi alabilir. Bu kriterleri sıralayabiliriz. Epilepsi hastasının son 3 yıldır nöbet geçirmemiş olması, bu durumu 6 aylık muayene periyotlarıyla belgelemiş olması, maksimum iki antiepileptik ilaç alıyor olması durumudur. Bu kriterleri karşılayan hastalar 3 nöroloji hekiminin onayı ile sürücü belgesi alabilir" diye konuştu.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:56
Merinos A Takımı’nın sağlığı Medical Point’e emanet
Gaziantep’in Merinos Gençlik ve Spor Kulübü A Takımı, yeni sezon öncesi sağlık kontrollerini Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde tamamladı. Modern tıp standartlarına göre planlanan sağlık kontrolleri kapsamında sporcular; kardiyoloji, ortopedi, iç hastalıkları, laboratuvar testleri, radyolojik görüntüleme ve efor testleri gibi birçok alanda kapsamlı muayenelerden geçirildi. Yapılan taramalarla, sporcuların performanslarını etkileyebilecek sağlık risklerinin erken dönemde tespit edilmesi ve önleyici sağlık hizmetlerinin sunulması hedeflendi. İş birliğiyle ilgili konuşan Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Müdürü Haluk Gültekin, "Sağlık, sadece hastalıkların tedavisi değil, koruyucu hizmetlerle bireylerin yaşam kalitesini artırmayı da içerir. Sporcularda erken teşhis ve düzenli takip, performansın sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir. Merinos Gençlik ve Spor Kulübü ile iş birliği içinde olmak bizim için büyük bir gurur" dedi.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:34
"Güneş yanıkları cilt kanseri riskini artırıyor"
Deri kanserlerinin önlenmesinde en önemli risk faktörlerinden birinin korunmasız güneş maruziyeti olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Kutay Ertürk, "Özellikle çocukluk dönemindeki güneş yanıkları, ileride gelişebilecek deri kanserleri için büyük bir risk taşır. Güneş ışınları sadece kanser riskini artırmakla kalmaz aynı zamanda ciltte leke oluşumuna, erken yaşlanmaya da neden olup gül hastalığı, güneş hassasiyeti gibi durumları da alevlendirebilir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Kliniği’nden Uzm. Dr. Kutay Ertürk, güneş ışınlarının bireye etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. "Güneşten korunma yöntemleri" Güneşten korunma yöntemlerine değinen Uzm. Dr. Ertürk, "Güneşten korunmanın en etkili yolu, güneş ışınlarının en dik olduğu saatler olan 10:00-14:00 arasında dışarı çıkmamaktır.-Dışarıda olunan saatlerde ise gölgede durmak önemlidir. Bulutlu günlerde bile UV ışınlarının yüzde 80’idünyaya ulaşmaktadır. Giysiler güneşten korunmada önemli bir bariyer oluşturur. UV filtreli güneş gözlüğü kullanılması önemlidir" diye konuştu. "Doğru güneş koruyucu kullanımı" Güneş koruyucu kullanırken dikkat edilmesi gerekenlerden bahseden Uzm. Dr. Ertürk, "Güneşten koruyucular, güneşe karşı önemli bir savunma aracıdır. SPF değerleri 2-12 arasında olan ürünler minimal, 30’un üzerindeki ürünler ise yüksek koruma sağlar. Açık tenli kişiler daha yüksek koruma faktörlü kremler tercih etmelidir. Güneşten koruyucular, dışarı çıkmadan 30 dakika önce sürülmeli ve her 2-4 saatte bir yenilenmelidir. Denizde veya havuzda uzun süre kalınacaksa suya dayanıklı formüller tercih edilmelidir" açıklamasında bulundu. "Çocuklar da dikkatlice korunmalı" Çocukların da dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Ertürk, "Çocukluk dönemindeki güneş yanığı, melanom riskini iki kat artırır. 6 aydan küçük bebeklerin uzun süre güneş maruziyetinden korunması gereklidir. Yüksek koruma faktörlü ürünlerle korunma sağlanabilir" şeklinde konuştu. "Günde 10-20 dakika güneş ışınlarına maruz kalınabilir" Güneşten koruyucuların D vitamini sentezine engel olacağı korkusunun gereksiz olduğunu belirten, "Yüz ve ellerin günde 10-20 dakika güneşe maruz kalması D vitamini üretimini artırabilir. Güneş ışınları yaşlanmayı hızlandıran en büyük dış etkenlerden biridir. Güneş ışınları ciltte sarkma ve kırışıklıklara yol açabilir. Etkili bir şekilde güneşten korunma, yaşlanma karşıtı mücadelede önemli bir rol oynar. Güneşten korunma alışkanlığı geliştirerek, ilerideki riskleri azaltmak mümkündür" ifadelerini kullandı.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:31
Uzmanından uyarı: Cildiniz mavi ışık tehdidi altında
Teknoloji hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken, mavi ışığın cilt üzerindeki olumsuz etkileri giderek daha çok gündeme geliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Sena İnal Aptoula, "Sadece güneş ışınları değil, telefon, bilgisayar ve televizyon ekranlarından yayılan mavi ışık, cildi yaşlandırıyor ve lekelenmelere neden olabiliyor" diyerek önemli uyarılarda bulundu. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken, görünmeyen bir tehlike cildimizi hedef alıyor. Telefon, bilgisayar ve televizyon ekranlarından yayılan mavi ışık, ciltte erken yaşlanma, lekeler ve elastikiyet kaybına yol açıyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Sena İnal Aptoula, dijital düşmanın cildimize verdiği zararları ve korunma yöntemlerini anlattı. Dijital dünyanın görünmeyen zararı Mavi ışık erken kırışıklık oluşumu, elastikiyet kaybı, ciltte matlık, leke artışı ve cilt bariyerinde zayıflamaya neden olabiliyor. Dr. Aptoula, "Bu ışınlar aynı zamanda ciltte serbest radikal üretimini artırarak DNA hasarına yol açabiliyor. Uzun vadede cilt sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkileri var" dedi. Korunmak için bakım rutinine dikkat edin Ekran karşısında geçirilen süreyi azaltmanın yanı sıra, cildi mavi ışıktan koruyan ürünlerin kullanımı büyük önem taşıyor. Dr. Aptoula, sabahları antioksidan içerikli serumlar (C vitamini, niasinamid, ferulik asit) ile birlikte mavi ışık korumalı güneş kremlerinin kullanılmasını önerdi. Akşamları ise cilt bariyerini güçlendiren nemlendiricilerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Aptoula, "Mavi ışık kolajen üretimini baskılayarak cilt dokusunun yapısını bozuyor. Özellikle hassas ve lekeye yatkın ciltlerde hasar daha belirgin hale geliyor. Bu yüzden günlük bakım rutini ve koruyucu ürünler, cilt sağlığının korunmasında kilit rol oynuyor" diye ekledi.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:29
"Anne sütü sayesinde çocuk hastalıklarını azaltmak mümkün"
Anne sütünün bebekler için çok önemli olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "Nedensiz beşik ölümleri, dünya çapında çocuk ölümlerinin yüzde 13’ü bu sayede azaltılabilir. Bebeklerde anne sütü ile beslenilen her ay yüzde 4 oranında obezite riskini düşüyor" dedi. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi Anne Sütü ve Emzirme Haftası dolayısıyla bilgilendirmelerde bulundu, anne sütünün bebekler için önemine dikkat çekti. Dr. Çebi, anne sütünün nedensiz beşik ölümlerini dünya çapında yüzde 13 oranında azaltabileceğini ve bebeklerde her ay anne sütü ile beslenmenin obezite riskini yüzde 4 oranında düşürdüğünü belirtti. Anne sütünün bebekler için çok önemli olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Çebi, "Nedensiz beşik ölümleri, dünya çapında çocuk ölümlerinin yüzde 13’ü bu sayede azaltılabilir. Bebeklerde anne sütü ile beslenilen her ay yüzde 4 oranında obezite riskini düşüyor" bilgilerini verdi. "Hastalık riski azalıyor" Uzm. Dr. Çebi, uzman hekimlerin anne sütünde neden ısrar olduğuyla ilgili "0-12 aylarda üst solunum yolu hastalıkları 4 ay sadece anne sütü alan bebeklerde hastaneye yatış yüzde 72 azalıyor, RSV bronşiolit seyri yüzde 70 daha iyi oluyor. Eğer emzirme 6 ayı geçtiyse pnömoni riski 4 katı daha düşük olur. Orta kulak enfeksiyonu 3 aydan fazla sadece anne sütü alanlarda yüzde 50 daha azdır" diye konuştu. "Bebeklerde ishal azalıyor" Anne sütü almış bebeklerde ishallerin yüzde 63 azaldığını dile getiren Uzm. Dr. Çebi, "Nedensiz beşik ölümleri, dünya çapında çocuk ölümlerinin yüzde 13’ü bu sayede azaltılabilir. Anne sütü-alerji ilişkisinde ise ilk 4 ay sadece anne sütü ile beslemek yüzde 27 oranında alerjiden koruyor; hele ailede alerji varsa koruma etkisi yüzde 42’ye çıkıyor. Bebeklerde anne sütü ile beslenilen her ay yüzde 4 oranında obezite riskini düşüyor. Anne sütü almış kardeş almamış kardeşe göre erişkin hayatında ortalama 7 kilo daha zayıf. Her iki tip diyabetten de koruyor. Tip 1 diyabet yüzde 30, tip 2 diyabet yüzde 40 daha az görülüyor" şeklinde konuştu.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:28
Bebeğin ilk 6 ayı için altın tavsiye: "Sadece anne sütü"
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Önder Kaplan, "Eğer annenin sütü yeterli ve kaliteliyse, bebeğin kilosu ve beslenmesi uygunsa, bu süreçte ilk 6 ay boyunca bebek sadece anne sütüyle beslenmelidir. Su bile verilmesine gerek yoktur. Genel önerimiz, ilk 6 ay boyunca sadece anne sütüyle beslenmedir" dedi. Medicana International Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Önder Kaplan, anne sütünün önemiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Genelde doğum olur olmaz çocuk ile anne arasında ten tene temas sağlanmasını istediklerini söyleyen Opr. Dr. Önder Kaplan, "Annenin duygusal olarak etkilenmesi ve prolaktin hormonunun salgılanmasıyla birlikte süt üretimi hemen başlıyor. Bebekle annenin etkileşime geçmesiyle, meme dokusundan gelen salgıyla birlikte bebek emziriliyor. İlk gelen süt, yani kolostrum, en zengin süttür. Bu süt, bebek açısından en önemli bağışıklık sistemini sağlayan besindir. Bu nedenle, annenin bebekle hemen buluşturulması çok önemlidir. Eğer annenin sütü yeterli ve kaliteliyse, bebeğin kilosu ve beslenmesi uygunsa, bu süreçte ilk 6 ay boyunca bebek sadece anne sütüyle beslenmelidir. Su bile verilmesine gerek yoktur. Genel önerimiz, ilk 6 ay boyunca sadece anne sütüyle beslenmedir. Ne su, ne ek mama. Eğer bebeğin kilosunda yetersizlik ya da farklı sağlık sorunları gelişirse, hekim arkadaşlarımız buna göre yönlendirme yapacaktır" diye konuştu. "Anne sütü bebeği dış etkenlere karşı alerjik reaksiyonlardan korur" 6 aydan sonra ek gıdaya yavaş yavaş başlanması gerektiğini ifade eden Dr. Kaplan, "Meyve püreleri, pirinç lapası gibi sulu gıdalar tercih edilebilir. Katı gıdalara hemen geçilmemelidir. Örneğin, meyve püresine başlandığında, aynı püre üç gün boyunca verilmelidir. Böylece, o meyveye karşı bir alerjik reaksiyon gelişip gelişmediği gözlemlenebilir. Bir gün meyve, bir gün sebze, bir gün pirinç şeklinde karışık ilerlemek doğru değildir. Bu süreçte anne sütü bırakılmamalıdır. Emzirmeye 2 yaşına kadar devam edebilirsek, bu çok daha iyi olur. Gerekli mineraller, kalsiyum ve diğer besin ögeleri anne sütü yoluyla bebeğe aktarılmış olur. İlk 6 ay boyunca, su dahi verilmeden sadece anne sütü öneriyoruz. Anne doğal bir kaynak olduğu için, tamamen doğal ve bebeğe uygun gıdaları aktarmış olur. Her mama türü incelendiğinde içinde farklı katkı maddeleri veya bileşenler bulunabilir. Ancak anne sütü incelendiğinde homojendir ve bebeğe özel olarak üretildiği için, bebeği dış etkenlere karşı alerjik reaksiyonlardan korur" şeklinde konuştu.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:22
Mersin Şehir Hastanesinde ilk hibrit aort operasyonu başarıyla gerçekleştirildi
Mersin Şehir Hastanesi’nde ilk kez torakoabdominal aort anevrizması tanısı alan bir hastaya, hem endovasküler (TEVAR) hem de açık cerrahiyi kapsayan hibrit aort onarımı operasyonu başarıyla gerçekleştirildi. Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde önemli bir başarıya daha imza attı. Karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran 65 yaşındaki Zekeriye Kip’e yapılan tetkiklerinde kalpten bacaklara kadar uzanan ana atardamarında ciddi genişleme tespit edildi. Torakoabdominal aort anevrizması tanısı konulan hastaya, aynı seansta hem endovasküler (TEVAR) hem de açık cerrahi uygulanan hibrit aort onarım operasyonu gerçekleştirildi. Başarılı bir şekilde geçen operasyon, Kardiyoloji Uzmanı ve Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı ile Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Burak Toprak’ın öncülüğünde multidisipliner bir ekip tarafından yapıldı. "Hastamızın tedavisini başarılı bir şekilde gerçekleştirdik" Başhekim Prof. Dr. Ballı, "Hastamız aort damarlarında ileri derecede genişlemeyle Kalp Damar Cerrahisi Kliniğine başvurmuştu. Kalp Damar Cerrahisi Kliniğinden arkadaşlarla yaptığımız değerlendirme sonucunda, hastanın en iyi, en optimum tedavisinin bu genişlemenin bir kısmını stentle tedavi etmek, diğer kısmını da aynı seansta açık ameliyatla tedavi etmek olduğuna karar verdik. Kalp damar cerrahisinden değerli arkadaşlarımın katkılarıyla da hastamızın tedavisini başarılı bir şekilde gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı. Birimler arası iş birliğinin önemine de dikkat çeken Ballı, "Kalp damar cerrahisiyle birlikte hareket ederek, hastalarımızın tedavilerden maksimum yararı görmesi, hastane yatış sürelerinin kısaltılması, ölüm ve sakatlık riskinin en aza indirilmesi amacıyla birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekmek istedik" şeklinde konuştu. "Hızlıca sağlığına kavuşmuş oldu" Hastanın karın ağrısı şikayetiyle başvurduğunu ve gerekli tetkikler sonucu kalpten çıkan ana damarının bacaklara kadar olan kısmının tamamen genişlediğini ve yırtılma aşamasında olduğunu tespit ettiklerini vurgulayan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Burak Toprak, "Hastamızı hibrit ameliyatına aldık. Hibrit ameliyat, kalpten çıkan ana damarın ulaşılması zor olan üst kısmının stent ile alt kısmının da açık cerrahi yöntemle değiştirilmesi operasyonuydu. Hastamıza bu ameliyatı başarılı bir şekilde Prof. Dr. Mehmet Ballı hocamızla beraber kardiyoloji ile iş birliği içerisinde gerçekleştirdik. Daha sonrasında hastamız bir gün yoğun bakım, üç gün servis sürecinde hızlıca sağlığına kavuşmuş oldu" dedi. "Türkiye’nin sağlık sisteminde geldiği noktanın göstergesidir" Hibrit ameliyatının artık Mersin Şehir Hastanesinde de yapıldığını belirten Toprak, "Normalde büyük bir kesiyle yapılan bu ameliyatı biz daha küçük bir kesiyle gerçekleştirmiş olduk. Ve hastamızın ameliyat sonrası gerçekleşecek olan morbidite ve ölüm riskini de en alt düzeye indirmiş olduk. Burada önemli olan, hibrit ameliyatın artık Mersin Şehir Hastanesi’nde yapılıyor olması ve Türkiye’nin sağlık sisteminde geldiği noktanın göstergesidir" ifadelerini kullandı.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:01
Adenovirüsler gündelik hayatı sessizce etkiliyor
Adenovirüslerin zatürre, ishal, beyin iltihabı gibi birçok hastalığın habercisi olabileceğini belirten Dr. Mustafa Çalışkan, bu virüsten korunmak için bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gerektiğini belirtti. BHT Clinic İstanbul Tema Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Mustafa Çalışkan, kendilerine ait bir metabolizmaları bulunmadığı için çoğalmak ve hayatta kalmak adına mutlaka canlı bir hücreye ihtiyaç duyan virüslerin hem insanlarda hem de hayvanlarda çeşitli enfeksiyonlara yol açabildiğini belirtti. Özellikle adenovirüslerin yayılma yollarının oldukça çeşitli olduğunu belirten Dr. Çalışkan, solunum yolu ile damlacık enfeksiyonu, doğrudan temas, ağız yoluyla bulaşma, dışkı teması ve özellikle yaz aylarında yüzme havuzları gibi ortak kullanım alanları aracılığıyla bulaşma riski taşıdığını söyledi. Birçok hastalığa neden olabiliyor Adenovirüs enfeksiyonlarının oldukça geniş bir yelpazede hastalıklara neden olabileceğini söyleyen Çalışkan, şu örneklerle sözlerine devam etti: "Soğuk algınlığı, bronşit, zatürre, göz iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonları, menenjit, beyin iltihabına neden olabiliyor. Ayrıca bu hastalıkların çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerde daha ciddi seyredebiliyor." Gizli virüsü ortaya çıkarmanın yolu: Tanı süreci Çalışkan, adenovirüs enfeksiyonlarının tanısının genellikle çeşitli vücut örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesiyle konduğunu belirtti. "Boğazdan alınan süprüntüler, dışkı örnekleri ya da gözyaşı gibi materyallerden yapılan PCR ve hızlı antijen testleri sayesinde adenovirüs varlığı güvenilir şekilde tespit edilebiliyor" diyen Çalışkan, tanı sürecinin hızlı ve doğru yapılmasının özellikle salgın dönemlerinde büyük önem taşıdığını vurguladı. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak önemli Adenovirüs enfeksiyonlarına karşı henüz spesifik bir antiviral tedavi bulunmadığını ifade eden Dr. Çalışkan, hastalığın yönetiminin destekleyici tedavilere dayandığını belirtti. Çalışkan, "Semptomları hafifletmeye yönelik bu yaklaşımlar arasında ateş düşürücüler, bol sıvı alımı ve bağışıklık sistemini destekleyici besinler veya takviyeler yer alıyor. Hastalığın seyri büyük ölçüde bireyin bağışıklık sisteminin gücüne bağlı" ifadelerini kullandı. "Adenovirüse karşı kalkanınızı oluşturun" Adenovirüs enfeksiyonlarından korunmak için bazı basit ama etkili önlemlerden bahseden Dr. Çalışkan, "Bu önlemler arasında ellerin sık sık ve doğru bir şekilde yıkanması, kirli ellerle yüz, ağız ve gözlere dokunmaktan kaçınılması, ortak kullanım alanı olan yüzme havuzlarında hijyen kurallarına dikkat edilmesi, enfekte bireylerle yakın temastan kaçınılması ve oyuncaklar ile yüzeylerin düzenli olarak temizlenmesi yer almaktadır" diyerek sözlerini sonlandırdı.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:59
Erenler’de çölyak hastalarına destek sürüyor
Erenler Belediyesi ‘Çölyak Hastalarına Destek’ programına devam ediyor. Başkan Şenol Dinç, "Çölyak hastalarının sağlıklı beslenme ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla başlattığımız glutensiz gıda kolisi desteği çalışmamızda 65 hemşehrimize hazırlanan kolileri ulaştırıyoruz" dedi. Erenler Belediyesi toplumun her kesimine yönelik çalışmalarını titizlikle sürdürmeye devam ediyor. 2024 yılında Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç tarafından hayata geçirilen ‘Çölyak Hastalarına Destek’ programı büyüyerek sürüyor. Başkan Şenol Dinç tarafından yapılan açıklamada, "Erenlerimizin güzel insanları için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Göreve geldiğimiz günden bu yana birçok sosyal projeyi hayata geçirdik. Her biri anlamlı ve özel. Bu projelerden en önemlilerinden biride Çölyak Hastalarına Destek çalışmamız. Çölyak hastalarının yaşamlarını kolaylaştırmak ve sağlıklı beslenme ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla 2024 yılında glutensiz gıda kolisi desteğini hayata geçirmiştik. Geldiğimiz gün itibariyle de bu çalışmamıza devam ediyor ve glutensiz beslenme gereksinimi duyan 65 çölyak hastamıza hazırlanan kolileri ulaştırıyoruz. Dağıtılan koliler, çölyak hastalarının glutensiz beslenme ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde özenle hazırlanıyor. Kolilerde yer alan ürünler arasında glutensiz un, makarna, ekmek, kek karışımı, bisküvi, kurabiye, kahvaltılık gevrekler ve atıştırmalıklar gibi temel ve özel ürünler bulunuyor. Tüm ürünler güvenilir markalardan temin edilerek, sağlık standartlarına uygun şekilde kolileniyor" ifadelerini kullandı.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:59
Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi 8 aylık hizmet verilerini açıkladı
Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin 8 aylık hizmet verileri açıklandı. Merkezde, 22 diş hekimi ve 1 ağız ve çene cerrahisi uzmanı görev yaparken, günlük ortalama 204 hastaya sağlık hizmeti sunuluyor. Açıklanan verilere göre, 2025 yılı içerisinde toplam 55 hastaya 219 adet implant uygulaması yapılırken, 257 gömülü diş ameliyatı gerçekleştirildi. Ayrıca 5 hastaya genel anestezi altında diş tedavisi uygulandı. Çocuk hastalara yönelik hizmetler kapsamında 48 yer tutucu işlemi yapıldı. Protez alanında 4 bin 999 işlem gerçekleştiren merkezde, kanal ve dolgu işlemi sayısı 9 bin 404’e, diş çekimi sayısı ise 8 bin 893’e ulaştı. Bununla birlikte, randevu almak isteyenlere Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden (MHRS) randevu hizmeti her gün aktif şekilde sunulurken, poliklinik ve acil hizmetler de kesintisiz olarak devam ediyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder