SAĞLIK
Dünya Astım Gününde kritik uyarı: "Astım kontrol altına alınabilir" 05 Mayıs 2026 Salı - 16:07:08 Türk Toraks Derneği, düzenli tedavi ve doğru inhalerle astımın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Astım hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, nefes darlığı, hırıltı ve öksürükle seyreden kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğru tanı ve uygun tedavi ile hastalık kontrol altına alınabiliyor. Dünya genelinde yaklaşık 350 milyon kişiyi etkileyen astım, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Astım Günü kapsamında uzmanlar, astımın kontrol edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hasranesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Mehmet Sinan Bodur, Astım Günü dolayısıyla Türk Toraks Derneğinde birtakım bilgilendirici programlar ve etkinlikler yapıldığını söyledi. Bodur, "Astım, hava yollarında bulunan inflamatuar bir rahatsızlıktır. Hava yollarının inflame olması ile ödemlenmesi sonucu hava yollarında darlık meydana gelir. Bu da hastaların yaşam kalitesini bozmakta ve zaman zaman, özellikle kış mevsimlerinde araya giren enfeksiyonlarla ataklar geçirmesine neden olmaktadır. Astım atakları geçtiği zaman akciğer fonksiyonlarında kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilir. Amacımız astım tanısı alan hastalarımızda tam kontrolü sağlamaktır. Bunun için kullandığımız bir takım inhaler ve tedaviler var. Bu inhaler ve tedavilerde solunum yolu mukozasının stabilizasyonunu uygun doz ve uygun tedavi ile sağlamaya çalışırız. Hastalarımızdan da istediğimiz, tedavilerimize uymaları ve özellikle ilaçlarını kendi başlarına bırakmamalarıdır. Çünkü her bırakılan tedavi bir süre sonra yeni bir atakla ve daha üst basamak tedavilerle araya girmemize neden oluyor. Tekrar söylüyorum astım, hava yolunun duyarlılığıdır. Benzerlik kurulacak olursa, romatoid artritte etken eklemlere yönelerek eklemleri şişirir ve zaman içerisinde eklem disfonksiyonuna neden olur ise astım da aslında enflamatuar bir hastalıktır. Dolayısıyla yıllar içerisinde eğer kontrol edilmezse solunum yollarında kalıcı değişiklikler meydana gelir. Bu da solunum fonksiyonlarını geriletir. Belirtiler olarak da nefes darlığı, hırıltılı solunum, gece öksürükleri ve yaşam kalitesinin bozulması ön planda olmak üzere bu semptomlarla giden hastalar, örneğin sigara içiyorsa durumu sigaraya bağlayabiliyor ancak acil servislere atakla başvurabiliyor. Astım tedavisinin yapılmaması ne yazık ki bazı durumlarda ölüm riskini artırmaktadır. Dolayısıyla biz göğüs hastalıkları uzmanları olarak ve Türk Toraks Derneğinin önerileri doğrultusunda astımın tam kontrol edilebildiğini hastalarımıza söylemek istiyoruz. Düzenli ve etkin tedavi, eğer tedaviden fayda görülmüyorsa basamak artırma ve bazı durumlarda biyolojik tedaviler dediğimiz yeni gelişen ilaçları devreye sokarak alerji ve immünoloji klinikleriyle birlikte hastalarımızı tedavi ve takip ediyoruz. Astım temelinde alerjik ve immünolojik bir patoloji olduğu için genetik yatkınlığı da bulunmaktadır’’ dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 15:46 İlaç firmaları Atatürk Üniversitesinde bir araya geldi; Hedef: İlaçta Ar-Ge ve yerli üretim ile sağlıkta tam bağımsız Türkiye Atatürk Üniversitesi, Kuzeydoğu Anadolu Kariyer Fuarı (KUDAKAF’26) kapsamında Türkiye’nin ilaç sektörüne yön veren önemli temsilcilerini bir araya getiren kritik bir zirveye ev sahipliği yaptı. "İlaçta Vizyon: Kamu, Sektör ve Bilim Zirvesi" başlığıyla gerçekleştirilen toplantı; sağlıkta yerli ve milli üretim hedefleri doğrultusunda atılan stratejik adımlar açısından dikkat çekti. Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun ev sahipliğini yaptığı zirveye, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar başkanlığında; Humanis, Berko, Bilim, Deva, Sanovel, İlko, Sanofi, World Medicine, Roche, Eczacıbaşı ve GSK gibi sektörün öncü firmalarının üst düzey yöneticileri ve temsilcileri katıldı. Kamu, özel sektör ve akademiyi buluşturan toplantıda; ilaçta Ar-Ge, yerli üretim kapasitesinin artırılması, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası rekabet gücü gibi başlıklar kapsamlı şekilde ele alındı. Kamu, sektör ve akademi aynı masa etrafında buluştu; İlaçta yerli üretim ve stratejik iş birlikleri masaya yatırıldı Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, zirveye ilişkin yaptığı değerlendirmede, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleriyle sınırlı kalmayıp, ülkenin stratejik alanlarında yol gösterici bir rol üstlendiğini vurguladı. Hacımüftüoğlu: "Kamu, sektör ve bilimi aynı çatı altında buluşturan bu tür organizasyonlar; ülkemizin sağlık alanındaki bağımsızlık hedeflerine ulaşmasında kritik öneme sahiptir. Atatürk Üniversitesi olarak ilaç ve biyoteknoloji alanında güçlü bir vizyon ortaya koyuyor, paydaşlarımızla birlikte somut çıktılar üretmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Zirvede yapılan görüşmelerde, Türkiye’nin ilaç sektöründe dışa bağımlılığını azaltmaya yönelik stratejiler, üniversite-sanayi iş birliklerinin artırılması ve yenilikçi üretim modellerinin geliştirilmesi ön plana çıktı. Katılımcılar, özellikle son yıllarda hız kazanan yerli ilaç üretimi ve biyoteknolojik yatırımların, Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü artıracağı konusunda görüş birliğine vardı. Atatürk Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleşen bu önemli buluşma; yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte de sağlık politikalarına yön verebilecek nitelikte bir platform olarak değerlendirildi. Zirvenin, sürdürülebilir iş birliklerinin temelini oluşturması ve Türkiye’nin sağlıkta bağımsızlık vizyonuna katkı sağlaması bekleniyor.
UMKE’nin sessiz kahramanları hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor
08 Ağustos 2025 Cuma - 09:31 UMKE’nin sessiz kahramanları hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor Malatya İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), afet, kaza, yangın, sel ve kriz anlarında en zorlu şartlarda görev yaparak hayat kurtarıyor. Bünyesinde 263 gönüllü personel bulunan Malatya UMKE aktif olarak çalışan 12 kişilik ekip, üçer kişilik gruplar halinde dönüşümlü şekilde hizmet veriyor. UMKE ekipleri yalnızca Malatya’da değil, Elazığ’da da kritik görevlerde bulunuyor. Olaylara hızlı müdahale Malatya UMKE sorumlusu Hasan Vural, büyük afetlerde hızlı hareket etmenin önemine değinerek, "Deprem gibi durumlarda ilk yarım saat içinde 54 gönüllü personelimiz sahaya ulaştı. Ailelerini bırakıp koşarak geldiler ve müdahalelere başladılar. Hepsine duyarlılıkları için teşekkür ediyorum" dedi. Donanımlı araç filosu UMKE envanterinde 5 adet 4x4 arazi aracı ve 2 adet Acil Müdahale Ünitesi (AMİ) bulunduğunu kaydeden Hasan Vural, "Bu araçlarla kitlesel olaylarda 20 dakika içinde olay yerine ulaşılabiliyor ve 30-40 metrekarelik müdahale alanı kısa sürede kurulabiliyor" ifadelerini kullandı Görev öncesi özel eğitim Personel, görev öncesinde enkazda müdahale, zorlu doğa şartlarında yaşamı sürdürme, yaralı tahliyesi, enkaz güvenliği, ilk yardım, müdahale teknikleri ve psikolojik dayanıklılık konularında kapsamlı eğitimden geçirildiğini ifade eden, Vural, "UMKE bünyesinde ayrıca Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) olaylara müdahale edebilecek donanıma sahip özel bir ekip bulunuyor. Bu ekip, olay yerine ilk ulaşarak güvenliği sağlıyor ve diğer sağlık personelinin risk altına girmesini önlüyor" dedi "Cesaretin ve fedakarlığın sembolü" Vural, UMKE’nin yalnızca bir sağlık birimi olmadığını belirterek, "UMKE cesaretin, fedakarlığın ve insan hayatına verilen değerin sembolüdür. Görevde zamanla yarışırız. Bir cana dokunabilmek, bir kalbi yeniden çalışır hale getirebilmek tarif edilemez bir duygudur" diye konuştu UMKE Haftası dolayısıyla tüm gönüllülere teşekkür eden Vural, hayatını kaybeden sağlık şehitlerini rahmetle andıklarını, sahada görev yapan tüm personele güç ve kolaylık diledi.
Bu merkezde çocuklar sevgiyle iyileşiyor
07 Ağustos 2025 Perşembe - 16:56 Bu merkezde çocuklar sevgiyle iyileşiyor Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Palyatif Birimi’nde tedavi gören çocuklar, sağlık çalışanlarının ilgisi ve sevgisiyle sağlıklarına kavuşuyor. Ailelere çocukların evdeki ihtiyaçlarını karşılamaları için gerekli eğitimler de veriliyor. Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Palyatif Birimi hem durumu ağır çocukların hem de ailelerinin umudu oldu. Birime alınan çocuklar, sağlık çalışanlarının ilgisi ve sevgisiyle sağlıklarına kavuşuyor. Hemşireler de tedavi gören çocukların ailelerine eğitim vererek, taburcu olmaları sonrasında çocuklarının evdeki bütün ihtiyaçlarını karşılayacak duruma getiriyor. Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Palyatif Birim Sorumlusu Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Mehmet Akif Dündar, "Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Bakım Servisimizde kronik solunum yetmezliği ve ağır trafik kazası olan hastaları takip etmekteyiz. Bu süreçler çok uzun sürmekte ve hastalarımız yoğun tedavilerden geçmektedir. Bu süreç sonunda hastalarımızda bazı kronik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Solunum yetmezliği sorunları, nörolojik veya zihinsel sıkıntılar meydana gelmektedir ve bu dönem çok ağır şekilde, uzun sürmektedir. Çocuk Palyatif Bakım Merkezi olarak amacımız kronik sorunları olan hastalarımızda ve yoğun bakımda takip ettiğimiz hastalarımızı çocuk palyatif bölümüne alarak, bu hastalarımıza destek olmaktır. Biz burada hem hastalarımızı bakım açısından hem de ailelerimizi eğitiyoruz ve multidisipliner yaklaşımla ailelerimize destek oluyoruz. Multidisipliner yaklaşımımızın içerisinde; çocuk palyatif hemşireleri, fizyoterapistler, psikologlar, çocuk gelişim uzmanları, diyetisyenler, klinik eczacılarımız ve çocuk palyatif doktorlarımız bulunmaktadır. Ailelere bu yoğun bakımda geçirdiği zorlu süreçleri hem manevi olarak rahatlatma amacı taşıyoruz hem de burada aileleri eve taburculuk aşamasına hazırlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Hastalarımız bizlere çok güzel dönüşler sağlıyor" Dündar, "Burada çocuklarımız bizim geleceğimiz olduğu için çocuklarımızı eve hazırlamak veya onları taburculuk sürecine hazırlamak, çocuk palyatif bakımın esas görevidir. Burada biz yetişkin palyatiften biraz daha ayrılmaktayız. Çünkü bizim amacımız, sağlıklı bir şekilde çocuklarımızı taburcu edip, onları iyi halde görmek. Daha sonra bu hastalarımız bizlere çok güzel dönüşler sağlamaktadır. Yüzlerce hastamız, çocuk palyatif servislerinde hizmet almaktadır. Eve çıktıktan sonra daha iyi halleriyle, eski hallerine döndüklerini görmekteyiz. Bizi ziyaret ediyorlar ya da videolar atıyorlar. Biz de onların hallerinden, durumlarından çok mutlu ve mesut oluyoruz. Burada emeği geçen tüm arkadaşlarım adına, tüm ekip adına herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz" diye konuştu.
İzmir’de "İşimiz dişleriniz" projesiyle gülümseten hizmet
07 Ağustos 2025 Perşembe - 13:46 İzmir’de "İşimiz dişleriniz" projesiyle gülümseten hizmet İzmir’in Menemen ilçesinde başlatılan "İşimiz Dişleriniz" projesi, sağlık hizmetlerini vatandaşla buluşturuyor. Menemen Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi tarafından yürütülen projeyle özellikle yaşlı, engelli ve çocuk hastalar, mobil diş sağlığı aracıyla kendi mahallelerinde tedavi ediliyor. Menemen’de Mobil Diş Sağlığı Aracı Mahalle Mahalle Vatandaşa Sağlık Hizmeti Ulaştırıyor. 2025 yılı başında hayata geçirilen sosyal sorumluluk projesi, merkezde tedaviye ulaşmakta zorluk yaşayan bireyler için umut oldu. Projenin çıkış noktası ise yeni doğum yapmış ve diş ağrısı çeken bir annenin Ağız Diş Sağlığı Merkezi’ne gelememesi üzerine ekibin mahallesine giderek tedavisini gerçekleştirmeleri oldu. Proje kapsamında bugüne kadar 8 mahalleye gidilerek 223 hasta muayene edildi. Mobil araçta dolgu, çekim, diş taşı temizliği gibi 316 girişimsel işlem gerçekleştirildi. Tedavisi mobil ortamda yapılamayan 141 hasta için ise Merkezde randevu oluşturuldu. "Hizmet vatandaşa güven veriyor" Menemen Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dt. Nursel Adar, mobil hizmetin ayda ortalama 10 gün sürdüğünü ve araçta diş hekimi, klinik destek, bilgi işlem, röntgen ve sterilizasyon personellerinden oluşan tam donanımlı bir ekibin görev yaptığını belirtti. Yapılan tüm işlemlerin bilgi yönetim sistemine kayıt altına alındığını ifade etti. Proje sayesinde sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştığını vurgulayan Dt. Adar, erken tanı ve tedavinin önünün açıldığını söyledi. Vatandaşların verilen hizmetten memnun kaldığını da dile getiren Adar, "Geri dönüşler bizleri hem mutlu ediyor hem de daha çok kişiye ulaşmak için motive ediyor" dedi.
Kayseri’nin Acil Sağlık Hizmetleri Filosuna 3 yeni ambulans daha katıldı
07 Ağustos 2025 Perşembe - 13:22 Kayseri’nin Acil Sağlık Hizmetleri Filosuna 3 yeni ambulans daha katıldı Sağlık Bakanlığı tarafından Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü’ne tahsis edilen 3 yeni tam donanımlı ambulans; görev yapacakları istasyonlara teslim edilerek hizmete alındı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, ambulans sayısının 89’a ulaştığını kaydederek; "İlimizde sunulan hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinin gücünü en üst seviyeye taşımak ve vatandaşlarımıza hızlı, yerinde ve etkin bir hizmet sunmak adına çalışmalarımız kesintisiz olarak devam etmektedir. Bu istikamette Sağlık Bakanlığı’mız tarafından ilimize kazandırılan 3 yeni tam donanımlı ambulans ile il genelindeki ambulans sayımız 89’a ulaşmıştır. Filomuzda ayrıca; 4 paletli ambulans, 1 obez ambulansı, 1 yenidoğan ambulansı ve 1 dört sedyeli ambulans da bulunmaktadır. Kayseri’de, biri helikopter ambulansın konuşlandığı Hava 38 İstasyonu olmak üzere toplam 60 acil sağlık hizmetleri istasyonumuz ve 844 sağlık personelimizle 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet sunmaktayız. 2025 yılının ilk 6 ayında 85 bin 799 vakaya hızlı ve etkin şekilde müdahale ederek vatandaşlarımızın yanında olduk. Güçlü altyapımız, modern araç filomuz ve özverili ekiplerimizle, acil sağlık hizmetlerinde her zaman vatandaşlarımızın yanındayız. Bu süreçte desteklerini esirgemeyen Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sahada büyük bir gayretle görev yapan tüm 112 personelimize şükranlarımı sunuyorum" dedi.
Sıcak hava ve yanlış klima kullanımı burun kanamasına yol açabiliyor
07 Ağustos 2025 Perşembe - 13:11 Sıcak hava ve yanlış klima kullanımı burun kanamasına yol açabiliyor Klimaların ortam havasını kurutarak solunan havanın da nem oranını düşürdüğünü dikkat çeken Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, "Bu durum, burun mukozasının kurumasına ve yüzeysel damarların hassaslaşarak çatlamasına neden olabilir" dedi. Burun kanaması, özellikle yaz aylarında oldukça sık rastlanan ancak endişe verici gibi görünse de genellikle ciddi olmayan bir durum olduğu biliniyor. Burun içindeki kılcal damarlar oldukça hassas olduğu, sıcak hava, kuru ortam, burna darbe alınması, karıştırılması ya da tansiyon yükselmesi gibi nedenlerle kolayca kanayabildiği belirtildi. Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, burun kanamalarının yüzde 90’ının hafif seyirli olup genellikle kendiliğinden geçtiğini, yaklaşık yüzde 10’unun ise tansiyon yükselmesi gibi ciddi sorunların habercisi olabileceğine dikkat çekerek uyarı ve önerilerde bulundu. Genellikle kolay kontrol ediliyor Burun kanamalarının ‘ön burun kanaması’ ve ‘arka burun kanaması’ olarak ikiye ayrıldığını kaydeden Arslanhan, "Burnu besleyen damarların burun deliğine yaklaşık 1 santim uzakta olması sebebiyle, travma, bir cisim veya parmak sokulması, mukoza kuruluğu gibi lokal nedenlerle oluşan kanamalar ön burun kanamaları olarak tanımlanır. Genellikle daha hafif ve kolay kontrol altına alınabilen bu tür kanamalar, toplumda en sık görülen burun kanaması tipidir. Öte yandan, arka burun kanamaları ise burnun daha derin bölgelerindeki damarların çatlamasıyla ortaya çıkar ve genellikle ileri yaşlarda, yüksek tansiyon veya kafa içi tümörler gibi altta yatan sağlık sorunlarına bağlı olarak gelişir. Arka burun kanamaları daha şiddetli olabilir ve tıbbi müdahale gerektirebilir" dedi. Klima kullanımı olumsuz etkileyebilir Sıcak havalarda serinlemek için tercih edilen klimaların ortam havasını kurutarak solunan havanın da nem oranını düşürdüğüne dikkat çeken Dr. Arslanhan, "Bu durum, burun mukozasının kurumasına ve yüzeysel damarların hassaslaşarak çatlamasına neden olabilir. Sonuç olarak burun kanamaları meydana gelebilir. Bu tür sorunlarla karşılaşmamak için klimalar bilinçli kullanılmalı; bulunduğunuz ortam zaman zaman havalandırılmalı ve nem dengesi korunmalıdır. Özellikle klima kullanılan odalarda pencerenin bir miktar açık bırakılması, hava sirkülasyonu ve nem açısından fayda sağlar. Burun kanamasını önlemek amacıyla, burun içinde kuruluk hissedildiğinde nemlendirici burun damlaları kullanılabilir. Gün içinde yeterli miktarda su tüketmek de mukozanın nemli kalmasına yardımcı olur. Burun temizliği sırasında aşırı ve sert sümkürme hareketlerinden kaçınılmalıdır. Ayrıca, özellikle hipertansiyon hastalarının hava sıcaklığının yüksek olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında mümkünse dışarı çıkmamaları, burun kanaması riskini azaltmak açısından uygun olacaktır" diye konuştu. Dr. Arslanhan, burun kanamalarının endişe verici gibi görünse de çoğu olayda korkulacak bir durum bulunmadığını tedavisinin ise genellikle basit müdahaleler ile gerçekleştirildiğini söyledi. Arslanhan, böyle bir durumda yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: "Sakin olun. Panik yapmak kanamanın artmasına neden olabilir.Başınızı öne doğru eğin. Bu, kanın boğaza akmasını ve mide bulantısını engeller.Burun kanatlarını parmaklarınızla sıkın. Her iki burun deliğini nazikçe bastırarak 5-10 dakika boyunca sıkın.Ağzınızdan nefes alın. Kanama durana kadar ağızdan nefes almaya devam edin.Soğuk uygulama yapın. Burnun üzerine veya enseye soğuk kompres koymak damarları büzerek kanamayı durdurmaya yardımcı olabilir.Kanama durduktan sonra burnunuzu temizlemeyin. Kan pıhtısını çıkarmak yeni bir kanamaya yol açabilir.Kanamanın 15-20 dakikadan fazla devam etmesi veya kanın ağızdan gelmesi halinde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun. Sürekli ya da tekrarlayan burun kanamaları altta yatan bir hastalığın habercisi olabilir."
Yaz sıcaklarında gebelere uyarı: Bol su için, hafif giysiler giyin ve serin saatlerde dışarı çıkın
07 Ağustos 2025 Perşembe - 12:52 Yaz sıcaklarında gebelere uyarı: Bol su için, hafif giysiler giyin ve serin saatlerde dışarı çıkın Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Şeyhmus Tunç, yaz aylarında artan sıcakların gebeler için zorlayıcı olabileceğini belirterek, bol su içmeleri, hafif giysiler giymeleri ve serin saatlerde dışarı çıkmaları tavsiyesinde bulundu. Doç. Dr. Şeyhmus Tunç, hamilelik döneminde sıcak havaların vücut ısısını daha fazla artırabileceğini belirterek, bunun da halsizlik, baş dönmesi, ödem ve hatta erken doğum gibi ciddi riskleri beraberinde getirebileceğini söyledi. Bu nedenle gebelerin özellikle günün sıcak saatlerinde dışarıya çıkmamaları ve yeterli sıvı tüketmelerinin büyük önem taşıdığını ifade eden Tunç, anne adaylarının sıcak havalarda dikkat etmesi gereken 6 temel öneriyi şöyle sıraladı: "Bol su için; günde en az 2-3 litre su tüketilmeli. Dehidrasyon riski erken doğumu tetikleyebilir. Pamuklu, hafif giysiler; açık renkli ve hava geçiren kıyafetler vücut ısısını dengede tutar. Serin saatlerde dışarı çıkın; özellikle 10.00-16.00 arasında dışarı çıkmaktan kaçınılmalı. Ayaklarınızı yüksekte tutun; ödemi azaltmak için ayaklar dinlenme esnasında yüksekte tutulmalı. Ilık duş ve ıslak havlu; ani ısı değişimlerinden kaçınılmalı, serinlemek için boyna ıslak havlu konulabilir. Tuz ve şekeri dengede tutun. Tuz ödemi, şeker ise susuzluğu artırabilir. Sulu meyveler öneriliyor." Dr. Tunç, aşırı halsizlik, kas krampları, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi belirtilerin dikkate alınması ve böyle durumlarda mutlaka hekime başvurulması gerektiğinin altını çizdi.