SAĞLIK
Dr. Hamidanoğlu’dan hayati uyarı 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:41:30 Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu gebelikte tansiyon konusunda anne adaylarını uyardı. Gaziantep ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu, "Gebelik süreci, anne adayının hem kendi sağlığı hem de bebeğinin gelişimi açısından büyük bir hassasiyet gerektiriyor. Bu süreçte en sık karşılaşılan risklerden biri olan gebelikte tansiyon, erken fark edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabiliyor" dedi Gaziantep ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu, gebelikte tansiyonun genellikle belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekerek, "Bu nedenle düzenli doktor kontrolleri büyük önem taşıyor. Erken tanı sayesinde hem anne hem de bebek için oluşabilecek riskleri en aza indirebiliriz" ifadelerini kullandı. Belirtiler göz ardı edilmemeli Gebelikte yüksek tansiyonun bazı durumlarda baş ağrısı, görme bozuklukları, ani kilo artışı, el ve yüzde şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini ifade eden Op. Dr. Hamidanoğlu, bu şikayetlerin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Anne ve bebek için risk oluşturabilir Kontrol altına alınmayan gebelik hipertansiyonunun; erken doğum, plasenta sorunları ve bebeğin gelişim geriliği gibi ciddi problemlere neden olabileceğini belirten Op. Dr. Hamidanoğlu, "Bu nedenle tansiyon takibi ihmal edilmemeli, doktorun önerdiği şekilde beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleri yapılmalıdır" diye konuştu. Sağlıklı bir gebelik için öneriler Op. Dr. Hamidanoğlu, anne adaylarına düzenli doktor kontrollerini aksatmamaları , tuz tüketimini sınırlamaları, dengeli ve sağlıklı beslenmeleri, stresten uzak durmaları, doktor önerisi dışında ilaç kullanmamaları önerisinde bulundu. Son olarak Op. Dr. Hamidanoğlu, gebelikte tansiyonun kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu belirterek, "Bilinçli ve düzenli takip ile sağlıklı bir gebelik süreci geçirmek mümkün. Anne adaylarımızın en küçük şüphede bile hekime başvurmalarını öneriyoruz" ifadelerini kullandı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:41 Bahar aylarında çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Baver Demir, "Bahar aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklıklarında yaşanan ani değişimler, çocukların bağışıklık sistemini etkileyerek üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden oluyor" dedi. Uzm. Dr. Baver Demir, özellikle okul çağındaki çocuklarda Soğuk algınlığı ve benzeri viral hastalıkların bu dönemde daha sık görüldüğüne dikkat çekti. Dr. Demir, "Mevsim geçişlerinde vücut, değişen hava şartlarına uyum sağlamakta zorlanabiliyor. Bu durum, burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı ve hafif ateş gibi belirtilerle kendini gösteren enfeksiyonların yaygınlaşmasına yol açıyor. Çocukların kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi ve temasın artması da hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor" ifadelerini kullandı. "Bahar aylarında bağışıklık sistemi çevresel değişimlerden daha fazla etkilenir" Dr. Baver Demir, "Bahar aylarında bağışıklık sistemi çevresel değişimlerden daha fazla etkilenir. Bu dönemde çocukların hastalıklara yakalanma riski artar. Özellikle hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve bağışıklığı destekleyici yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. Dr. Demir, ebeveynlere çocuklarının sağlığını korumak adına dengeli beslenme, düzenli uyku ve bol sıvı tüketiminin önemine dikkat çekerek, "El yıkama alışkanlığının kazandırılması ve hasta bireylerle temasın sınırlandırılması, enfeksiyonların önlenmesinde en etkili yöntemler arasındadır" şeklinde konuştu. Belirtilerin uzun sürmesi, yüksek ateş veya genel durum bozukluğu gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Baver Demir, erken müdahalenin hastalığın seyrini olumlu yönde etkilediğini vurguladı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:08 Erzurum’da tıbbın geleceği konuşuldu: Medaı’26 zirvesi sona erdi Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen ve tıp dünyası ile yapay zekâyı bir araya getiren Erzurum MedAI’26 programı, düzenlenen kapanış oturumuyla başarıyla tamamlandı. Erzurum’da tıp ve teknolojinin geleceğine ışık tutan önemli bir organizasyona imza atıldı. İki gün boyunca devam eden Erzurum MedAI’26 programı, alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Tıbbın geleceği ile yapay zekâ teknolojilerinin entegrasyonunun ele alındığı zirvede, uzmanlar değerli bilgi ve tecrübelerini katılımcılarla paylaştı. "Bilim Ve Teknolojiyi Merkeze Almaya Devam Edeceğiz" Programın kapanışına katılan Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, belediye olarak bilime ve teknolojiye verdikleri önemi vurguladı. Aynalı, şehrin geleceğine yön verecek bu tür projelere destek vermekten gurur duyduklarını belirterek, "Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak; bilimi ve teknolojiyi merkeze alan projeleri desteklemeye, şehrimizi geleceğe taşıyacak çalışmalara katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Emeği Geçenlere Teşekkür Organizasyon sonunda, programa katkı sunan tüm paydaşlara ve yoğun katılım gösteren davetlilere teşekkür edildi. Erzurum’un teknoloji üssü olma yolundaki vizyonuna katkı sağlayan MedAI’26, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Manavgat’ta ücretsiz göz taraması yapıldı
14 Ağustos 2025 Perşembe - 10:28 Manavgat’ta ücretsiz göz taraması yapıldı AK Parti Antalya Milletvekili ve Göz Doktoru Tuba Vural Çokal, Manavgat Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan seyyar göz tarama aracında gün boyu vatandaşları muayene etti. Etkinlikte çocuk, yaşlı her yaştan vatandaş ücretsiz göz taramasından geçti. Antalya’nın Manavgat ilçesinde, Cumhuriyet Meydanı eski kaymakamlık binası önünde düzenlenen göz taraması etkinliği yoğun ilgi gördü. AK Parti Antalya Milletvekili ve Göz Doktoru Tuba Vural Çokal’ın yer aldığı etkinlikte, seyyar araçta kurulan muayene ünitesinde vatandaşların göz sağlığı kontrol edildi. Gün boyu devam eden etkinlikte Çokal, her yaştan vatandaşla tek tek ilgilenerek göz muayenelerini yaptı. Çocuklardan yaşlılara kadar pek çok kişi taramadan geçerken, vatandaşlar da Milletvekili Çokal ile sohbet etme fırsatı buldu. "Çocukluğum bu binada geçti" Etkinlik sırasında kısa bir açıklama yapan Çokal, eski kaymakamlık binasının kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek duygusal anlar yaşadı. Çokal, "Bugün burada gerçekleştireceğimiz etkinlik öncesinde oldukça duygusal anlar yaşadım. Gözyaşlarıma hakim olamadım. Şu an önünde tarama yaptığımız Manavgat eski kaymakamlık binası, hayatımdaki en önemli anıları barındırıyor. Şu karşısı rahmetli annemin odası. Çocukluğum bu odada annemin yanında geçti. Buraya gelince duygulandım" dedi. Çokal, etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına ve organizasyona katkı sunanlara teşekkür etti.
Yanlış ve fazla dozda alınan antibiyotiklerin ölümcül etkilerine dikkat
14 Ağustos 2025 Perşembe - 10:12 Yanlış ve fazla dozda alınan antibiyotiklerin ölümcül etkilerine dikkat Eskişehirde bir eczacı, arkadaşıma iyi gelen bana da iyi gelir düşüncesiyle tüketilen antibiyotiklerin, ciddi sağlık sorunlarına sebebiyet verebileceğinin altını çizerken, "gereksiz veya yanlış antibiyotik kullanmanın yan etkileri de bulunmaktadır. Vücut sistemleri bozulmakta, bağışıklıkları düşmektedir" dedi. Bir ilacın yanlış dozda kullanımı ya da hatalı saklanması, sadece ilacın etkisini azaltmakla kalmayıp ölümcül sonuçlara yol açabildiği biliniyor. Eskişehir’de yıllardır eczacılık yapan Turancan Erdem, bu hayati konuya dikkat çekerek vatandaşları uyardı. Erdem, ilaçların saklama şartlarından, yanlış antibiyotik kullanımının muhtemel tehlikelerine ve hasta-doktor-eczacı üçgeninin önemine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Hasta her zaman reçeteye uygun hareket etmeli İlaç kullanımında dikkat edilmesi gereken hususlara değinen Turancan Erdem, "Doğru ilaç kullanımı, doktorun uygun gördüğü teşhis ve tedavi şemasına uygun olarak, kişinin kendisini bilerek ve belirtilen şekilde kullanmasıyla olur. Doktor reçete ederken kullanım dozu ve şemasını yazar. Eczacı da bunu bilerek ve reçeteye bağlı kalarak uygun gördüğü şeyleri anlatır ve doze eder. Birbiriyle çakışacak veya kişiye sıkıntı çıkaracak, sıkıntı dediğimiz şey; alerji, döküntü veya mide problemleri, dokunabilecek durumlar gibi şeyleri bazen daha hassas ve irdeleyici olabildiği için yakalayıp hastayla konuşup ilişki kurabileceği zamanlar olduğu için açıklayıcı olabilmektedir. Bunun dışında tabii ki biz hastaya iyi geleceğini düşündüğümüz takviye edici gıdalarla yardımcı oluruz" diye belirtti. "+4 ile +8 derece arasında muhafaza edilmelidir" Buzdolabında saklanması gereken ilaçlara örnek olarak aşıları söyleyen Turancan, "Normal grip aşısı, hepatit aşıları, rahim ağzı kanser aşıları gibi aşılar, buzdolabında saklanmalıdır. Eczaneler, depodan ilaç sipariş ettiğinde hem depo eczaneleri uyarır hem sistem uyarır, hem de eczaneciler bunu zaten bilir. Bunun yanında buzdolabında saklanması gereken ilaçlar, mutlaka +4 ile +8 derece arasında yani Türkçe tabiriyle buzdolabının yumurtalık veya orta gözlerinde saklanmalıdır. Bunlar bir yerden bir yere taşınacaksa mesela eczaneden alınıp eve götürülecekse bile buz aküleriyle hatta buz çantalarıyla taşınması gerekir. Eğer bu zincir kırılırsa o ilaç maalesef işe yaramamaktadır veya etkinliğini yitirmektedir" diye ifade etti. "Belirli bir ısı çizelgemiz var" Bütün eczanelerin, ilaç depolarının ve ilaç firmalarının belirli kurallara uyması gerektiğinden bahseden eczacı şunları söyledi: "Buzdolabı +4 ile +8 derece arası mükemmel olacak şekilde, oda sıcaklığının ise 15 ile 25 derece arasında tutmak zorundayız. Bunun altında veya üstündeyse, gerekiyorsa havalandırma sistemleri ile, klima gibi veya başka şekilde bunu sıcak yapmak veya soğutmakla yükümlüyüz. Belirli bir ısı çizelgemiz var, takip etmek zorundayız. Zaten sıkıntılı bir sürece giriyorsa, sıcaklığın ilaçlara zarar verebileceği yaz aylarında sistem bizi uyarıyor." Eczanelerden sıklıkla vitaminler alınıyor Eczanelerden genellikle doktorun reçeteyle verdiği ilaçlar alındığını söyleyen Erdem, "Hekimlerimizden vitamin eksikliğine istinaden ona uygun vitaminler gelmektedir. B ve D vitaminleri genellikle hekimler tarafından çokça yazılmaktadır. Bunların dışında, sezonluk olarak hastalarımız tarafından ağrı kesici, grip ve öksürük ilaçlarına talep fazladır" diye aktardı. "Fayda sağlamadığı gibi zararlara da yol açabilir" Vatandaşlarımızın en çok yaptığı hatalardan birinin hastalığının ne olduğunu bilmeden kullanılan antibiyotikler olduğunu vurgulayan eczacı, "Arkadaşımın antibiyotiği vardı. Ona iyi geldi, bana da iyi gelir, kullanayım düşüncesi veya evde şu vardı şuna başlayayım düşüncesiyle kullanılan ilaçlar fayda sağlamadığı gibi zararlara da yol açabilir. Bazen semtomlar ve durumlar farklı olabiliyor. Mesela mide için kullanılacak antibiyotik farklı, üst solunum yolu olduğunda kullanılacak antibiyotik farklı, zatürre olunduğunda kullanılacak antibiyotik farklıdır. Bunu da zaten eczaneler hiçbir şekilde reçetesiz antibiyotik satışı yapamadığı için öncesinde doktora veya hastaneye başvurup orada uygun tedavi ve teşhisini planladıktan sonra eczaneye başvurduklarında en iyi şekilde, neyi ne şekilde kullanması gerektiğini anlatıp söyleyeceklerdir. Gereksiz veya yanlış antibiyotik kullanmanın yan etkileri bulunmaktadır. Vücut sistemleri bozulmakta, bağışıklıkları düşmektedir. Bu neticede ağrı, sızıdan isale kadar çeşitli semptom olarak dönmekte ve en önemlisi o antibiyotiğe karşı ister istemez vücudun bağışıklık kazanmaya başlamasıdır. Mesela bir hekim içinde 10 tane olan bir ilacı sabah akşam 5 gün kullan dediyse onu bizim halkımız genellikle ikinci üçüncü günde iyileştim düşüncesiyle bırakabiliyor ama eğer bırakılırsa bu sefer olay nüks edip tekrarlama riski oluşabiliyor. Böyle olursa da vücut artık ona uyum sağlamış, kuvvetlenmiş oluyor. Bu sefer 5 günde yetmiyor. Ya farklı bir antibiyotik ya da daha fazla kullanması gerekiyor. Dolayısıyla en etkili çözüm için doktorun planlamasına uymak bunun dışında doktor, eczacı ve hasta üçgeninin çok iyi bir şekilde oluşturulması gerekiyor" dedi.
Sağlık Turizminde Küresel Köprü: SATKOF ve Singapur arasında yeni iş birliği adımı
14 Ağustos 2025 Perşembe - 10:09 Sağlık Turizminde Küresel Köprü: SATKOF ve Singapur arasında yeni iş birliği adımı Türkiye Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Singapur Büyükelçisi Ekselansları Lı Peng Kok’un nazik daveti üzerine Singapur Büyükelçiliği’ne resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Görüşmede, Türkiye ile Singapur arasında sağlık turizmi alanında karşılıklı iş birliği fırsatları ele alındı. Medikal hizmetlerde kalite ve akreditasyon standartlarının geliştirilmesi, teknoloji transferi, nitelikli hasta yönlendirme mekanizmaları ve ortak tanıtım faaliyetleri gündeme alındı. Singapur Büyükelçiliği ayrıca SATKOF’un önümüzdeki dönemde düzenleyeceği İş Zirvesi’ne davet edildi. Prof. Dr. Aysun Bay, Büyükelçi Lı Peng Kok’a 1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri - Sağlık Diplomasisi ve İnovasyon Kongresi’ne resmî davette bulundu. Büyükelçi Lı Peng Kok, Türkiye’nin sağlık altyapısının bölgesel ölçekte güçlü bir konuma sahip olduğunu vurgulayarak, Singapur ile Türkiye arasındaki iş birliğinin yalnızca sağlık turizmi değil, kültürel ve ekonomik alanlarda da önemli kazanımlar sağlayacağını ifade etti. Prof. Dr. Aysun Bay ise, "Singapur ile kurulacak bu iş birliği, uluslararası sağlık diplomasisinde yeni bir sayfa açacaktır. Planladığımız ortak iş zirvesi ve kongremiz, bu sürecin somut başlangıcı olacaktır" dedi. Bu buluşma, iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin güçlendirilmesi ve sağlık turizmi alanında yeni projelerin hayata geçirilmesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Ezine’de çıkan orman yangının ardından sağlık taraması yapıldı
14 Ağustos 2025 Perşembe - 10:00 Ezine’de çıkan orman yangının ardından sağlık taraması yapıldı Çanakkale’nin Ezine ilçesinde çıkan orman yangını sonrasında ilçe sağlık müdürlüğü ekipleri tarafından vatandaşlara sağlık taraması yapıldı. Ezine ilçesi Pınarbaşı köyünde 11 Ağustos tarihinde ormanlık alanda yangın çıktı. Alevler rüzgarında etkisiyle büyüdü. İhbar üzerine bölgeye gelen Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerinin müdahalesiyle yangın kontrol altına alındı. Yangın sonrası Ezine İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından vatandaşlara sağlık taraması yapıldı. Konuyla ilgili açıklama yapan Ezine İlçe Sağlık Müdürü Dr. Deniz Sönmez, "Aynı zamanda UMKE gönüllüleri olan Ezine İlçe Sağlık Müdürü Dr. Deniz Sönmez ve Müdürlük Personeli Hanife Acar Ergin, Süleyman Yavaşoğlu ve Sosyal Çalışma Uzmanı Emine Karaman tarafından, Ezine Pınarbaşı Köyü’nde 11.08.2025 tarihinde başlayan yangın dolayısıyla Pınarbaşı köyü ve yakınında bulunan Bozalan, Karadağ, Çamköy köylerinde sahada durum değerlendirilmesi yapıldı. Ezine Kaymakamlığı, İl Sağlık Müdürlüğü, Orman Şefliği, Köy Muhtarları, Sağlık Evi Ebeleri ve Çimento Fabrikası ile gün boyu irtibatta kalındı. Pınarbaşı ve yakın köylerde bulunan bakıma muhtaç ve engelli hastalar evlerinde ziyaret edildi. Yangının akşam saatlerinde kontrol altına alındığı ve hiçbir vatandaşımızın yaralanmadığı bilgisi alındı" ifadelerini kullandı.
Vücudunuz alarm veriyor olabilir: Susama ve sık idrar
14 Ağustos 2025 Perşembe - 09:59 Vücudunuz alarm veriyor olabilir: Susama ve sık idrar Dr. Sefanur Dalarslan Karakaya, "Yeterince sıvı alımına dikkat ediyor ancak yine de susuyorsanız, yorgunluk ya da kas krampları gibi dehidratasyon belirtileri yaşıyorsanız" zaman kaybetmeden bir hekime başvurun uyarısında bulundu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Check Up Merkezi Sorumlusu Dr. Sefanur Dalarslan Karakaya, aşırı susama şikâyetinin hafife alınmaması gerektiğine dikkat çekerek şu uyarıda bulundu: "Vücudun su ve tuz dengesini bozan her durum, susuzluğu tetikleyebilir. Yeterli sıvı almanıza rağmen hâlâ susuyor, buna yorgunluk veya kas krampları gibi dehidratasyon belirtileri eşlik ediyorsa, bu durumun ardındaki sinsi neden mutlaka araştırılmalıdır." Sürekli ve aşırı susama hissinin vücudun altta yatan bir sağlık sorununa işaret ettiğini söyleyen Dr. Sefanur Dalarslan Karakaya, altta yatan 10 gizli nedeni de sıraladı; Kronik Stres (Kortizol Yüksekliği): "Böbrek üstü bezlerini aşırı uyarır ve zamanla bezlerde yetersizlik başlayabilir." Diyabetes Mellitus: "Özellikle irr düzenlenmemiş, dengeli beslenme ve yaşam tarzına uymayan hastalarda; kan şekeri yükseldikçe, böbrekler idrarla fazla glukoz atmaya çalışır. İdrar çıkışı arttıkça da su içme artar. Bu durumda mutlaka hekime başvurmalı, kan şekeri regülasyonu sağlanmalıdır." Diyabetes İnsipidus: "Psikojenik kökenli aşırı su içme olabilir. ADH (Antidiüretik Hormon) eksikliği sonucu, böbrekler suyu tutamaz; sık idrar görülür." Vitamin-Mineral Dengesizlikleri (Na, K, Mg, Ca vb.): "Düşük potasyum, yüksek kalsiyum seviyeleri böbrek fonksiyonlarının işlevini bozar." Hormonal Bozukluklar: Tiroid fonksiyon bozukluğu (Hipertiroidide fazla terleme, su içme, sık idrar görülebilir) Hiperaldosteronizm: Sodyum tutar, potasyum kaybı yapar. Cushing sendromu (Kortizol yüksekliği). Beslenme Hataları: "Aşırı rafine tuz tüketimi, paketli gıdalar, aşırı protein tüketimi, ketojenik diyet ve karbonhidrat yetersizliği mineral dengesizliğine yol açabilir. İdrar artışı ve aşırı susama görülebilir." İdrar sökücüler (Diüretikler) kullanımı "İdrar söktürücü etkisi olan yiyecekler, daha fazla idrara çıkmanıza ve susamanıza neden olur." Kahve, çay, alkol tüketiminin fazla olması: "İdrar söktürücü etki yapar, susamayı artırır." Ağız kuruluğu "Ağız kuruluğu (kserostomi), çoğu zaman aşırı susuzlukla karıştırılır. Tükürük bezlerinin yeterli salgı üretememesi; ağız kokusu, çiğneme güçlüğü, koyu ve yapışkan tükürük gibi rahatsız edici belirtilere yol açabilir. Bu durumun en yaygın nedenleri arasında tütün kullanımı, horlama, ağızdan nefes alma ve yaşlanma bulunur." Adet dönemi "Adet döneminde artan susuzluk hissi tamamen normaldir. Östrojen ve progesteron seviyelerindeki dalgalanmalar, vücudun sıvı dengesini doğrudan etkiler. Kanamanın yoğun olduğu dönemlerde, adet döngüsüne bağlı kan kaybı da eklendiğinde, susuzluğu telafi etmek için sıvı ihtiyacınız doğal olarak artar."
Bu besinler katarakt önlemeye destek oluyor
14 Ağustos 2025 Perşembe - 09:41 Bu besinler katarakt önlemeye destek oluyor Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan katarakt hastalığı, göz sağlığını tehdit ediyor. Beslenme katarakt hastalığını önlemede etkili olabildiğini belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, yaşlanma ile ortaya çıkan katarakt ve makular dejenerasyon gibi görme sorunlarının önlenmesinde A, C, E vitaminleri, çinko, beta karoten, lutein ve zeksanthin, omega 3 ve 6 ve bazı bitkisel ürünlerin rolünün oldukça fazla olduğunu söyledi. Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Bilhassa yaşlanma ile ortaya çıkan katarakt ve makular dejenerasyon gibi görme sorunlarının önlenmesinde vitaminler, mineraller (A, C, E, çinko, beta karoten, lutein ve zeksanthin, omega 3 ve 6) ve bazı bitkisel ürünlerin rolü oldukça fazladır. Katarakt hastalığının kesin sebebi bilinememekle birlikte katarakt olduğu zaman gözün doğal merceği bulanıklaşır ve net bir görünüm olmaz. Kataraktın tedavisi ilaçla olmamaktadır; sadece cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilir. Ancak bazı besinlerin ve vitaminlerin tüketilmesi katarakt riskinizi azaltabilmekte ve hastalığın seyrini yavaşlatabilmektedir" dedi. "C vitamini tüketimini ihmal etmeyin" C vitamininin çok olduğu besinler arasında portakal, greyfurt, mandalina, yeşilbiber, çilek ve brokoli gibi besinlere dikkat çeken Op. Dr. Adnan İpçioğlu, bu besinlerin tüketildiği takdirde katarakt hastalığının oluşumunu yavaşlatabileceğini söyledi. Adnan İpçioğlu, "Genel göz sağlığını korumak için de gözümüzün her gün C vitamini alması gerekir. E vitamini içeren besinler buğday, badem, fındık ve yer fıstığı gibi besinler gelmektedir. A vitamini ise göz gribine ve alerjilere karşı koruduğu gibi katarakt hastalığının oluşumunu engellemede yardımcı olur. Çinko minerali tüketmek çok önemlidir. A vitamini ile birlikte özellikle balık ve tüm deniz ürünleri, kabak çekirdeği ve fıstık tüketilmesi gerekir" diye konuştu. Op. Dr. Adnan İpçioğlu, vitaminlerin genel göz sağlığı için de takviye kaynaklı olabileceğini ama göz sağlığıyla ilgili herhangi bir şikâyette mutlaka göz doktoruna başvurulması gerektiğini söyledi.
Uzmanından uyarı: "Enerji içecekleri lösemi tedavisini zorlaştırıyor"
14 Ağustos 2025 Perşembe - 09:38 Uzmanından uyarı: "Enerji içecekleri lösemi tedavisini zorlaştırıyor" Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ganiye Begül Yağcı, enerji içeceklerinde bulunan taurin maddesinin insan vücudunu lösemi tedavisinde kullanılan ilaçlara dirençli hale getirdiğini ve tedaviyi zorlaştırdığını söyledi. Amerika Birleşik Devletleri’nin New York eyaletinde yapılan yeni bir araştırma, enerji içeceklerinde yaygın olarak bulunan taurin adlı maddenin kan kanserini (lösemi) daha da agresif hale getirebileceğini ortaya koydu. İçeceklerde bulunan bu amino asidin, lösemi hücrelerini besleyerek hastalığın ilerlemesini hızlandırabileceği belirtildi. Günlük hayatta bazı kişilerin sıkça tükettiği ve masum gibi görünen enerji içeceklerinin ayrıca gençlerdeki ani ölümleri de tetiklediği uzmanlar tarafından belirtildi. "Fazla miktarda taurin ciddi sorunlara yol açar" Konuyla ilgili Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ganiye Begül Yağcı, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Yağcı, enerji içeceklerinin lösemi tedavisini zorlaştırdığına, insanlarda metabolik sorunlar ve obeziteyi tetiklediğine vurgu yaparak şunları söyledi: "Günlük tüketimde sıkça bulunan meşrubat ve enerji içecekleri sağlık açısından pek çok sorunlara yol açmakta. Özellikle obezite ve metabolik sendromlar bu sorunların başında yer almaktadır. Bunun yanı sıra enerji içeceklerinin içerisinde bol miktarda bulunan taurin maddesinin de lösemi tedavisinde kullanılan ilaçlara insan vücudunu dirençli hale getireceği ve zor tedavi edilebilir hale gelmesine neden olabileceğiyle ilgili yeni bir yayın yer almakta. Taurin maddesi normalde bir amino asittir ve hücresel pek çok yolakta önemli rollere sahiptir. Ancak fazla miktarda taurin alımı ciddi sorunlara yol açar." "Enerji içecekleri obeziteyi tetikliyor" 18 yaşından küçük kişilerin enerji içeceklerini asla tüketmemesi gerektiğini de anlatan Prof. Dr. Yağcı, "Enerji içeceklerinin çocuklar için beslenmenin bir parçası olmaması, tüketilmemesi gerektiğini söylüyoruz. Enerji içecekleri, içerdiği früktoz şurubu nedeniyle karaciğerde yağlanma, obezite ve metabolik sendrom gibi sorunlara yol açıyor" diye konuştu. "Ani ölümlerde de sorumlu enerji içecekleri" Son dönemlerde özellikle ani genç ölümlerinin de enerji içeceklerindeki maddelerden kaynaklandığına dikkat çeken Yağcı, "Enerji içeceklerinin tüketimiyle ilgili ani ölümlerde gündemde. Özellikle genç ani ölümlerinin enerji içeceklerinin içerisinde bulunan bazı maddelerin sorumlu olabileceği düşünülüyor. Bu içecekler, çok yüksek miktarda kafein içeriyor. Özellikle dikkat arttırma, sınav başarılarını arttırma gibi kullanım alanları var. Bir çeşit istismar da gerçekleşiyor. Bu içecekler tüketilirken bu sağlık sorunları akılda bulundurulmalı. Mümkünse tüketilmemeli" şeklinde konuştu. Öte yandan, Prof. Dr. Yağcı, enerji içecekleri yerine ayran ve meyve tüketiminin daha uygun olduğunu, su tüketiminin de aksatılmaması gerektiğini söyledi.
Yaz aylarında lenfödemden korunmak için 10 önemli öneri
14 Ağustos 2025 Perşembe - 09:36 Yaz aylarında lenfödemden korunmak için 10 önemli öneri Halk arasında "fil hastalığı" olarak da bilinen lenfödem, özellikle kol ve bacaklarda şiddetli şişliklere yol açarak kişinin hareket kabiliyetini kısıtlıyor. Yaz sıcaklarında ise bu şikayetler artış gösteriyor. Memorial Bodrum Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. İbrahim Uyar, lenfödem hastalığı hakkında bilgi vererek yaz aylarında şikayetleri azaltmaya yönelik 10 önemli öneri paylaştı. Lenfödem, lenfatik sistemin bozulmasıyla proteinden zengin sıvıların dokular arasında birikerek şişliğe neden olduğu kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğuştan gelen yapısal bozukluklara bağlı olabileceği gibi sonradan gelişen sağlık sorunları nedeniyle de ortaya çıkabiliyor. En sık nedenleri arasında kalp hastalıkları, kalp yetmezliği, geçirilmiş enfeksiyonlar, kanser ameliyatları, radyoterapi, travmalar ve yaygın varisler bulunuyor. Sıcak hava, kan damarlarının genişlemesine ve dokulara daha fazla sıvı sızmasına neden olarak lenfödem tablosunu ağırlaştırabiliyor. Yaz aylarında artan nem oranı ve terleme ile birlikte cilt sağlığı da önem kazanıyor. Özellikle küçük yaralanmalar veya mantar enfeksiyonları, lenf drenajını zorlaştırarak şikayetleri artırabiliyor. Aşırı kilo, uzun süre ayakta kalmak, uzun yolculuklar, dar kıyafetler, yüksek topuklu ayakkabılar ve yetersiz su tüketimi de risk faktörleri arasında yer alıyor. Doç. Dr. Uyar, yaz aylarında lenfödemden korunmak için uzun süre ayakta kalmaktan kaçının, tuz tüketimini azaltın, günlük yeterli miktarda su için, sıcak ortamlardan uzak durun, dar kıyafetlerden kaçının, rahat ve destekleyici ayakkabılar tercih edin, hafif basınçlı varis çorabı kullanın, bacak kaslarını çalıştıracak hafif egzersizler yapın, dinlenirken bacaklarınızı yukarıda tutun, ileri vakalarda manuel masaj veya basınçlı lenfödem giysilerinden destek alın önerisinde bulundu. Tatil döneminde uzun yolculuk yapacak hastalar için de tavsiyelerde bulunan Uyar, "Tuzlu yiyeceklerden kaçının, kafein ve alkol alımını sınırlayın, uçak yolculuklarında kompresyon giysisi kullanın, koridor koltuğu tercih edin, ağır yük taşımayın ve aktarmalarda hareket ederek lenf dolaşımını destekleyin" dedi.