SAĞLIK
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43 Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25 Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Makedonya’dan Kahramanmaraş’a uzanan şifa yolculuğu
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:53 Makedonya’dan Kahramanmaraş’a uzanan şifa yolculuğu KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Makedonya’dan Türkiye’ye gelen Djeljan Salıova şifayı Kahramanmaraş’ta buldu. Hasta kadının ayağındaki güçsüzlük şikayeti mikrocerrahi operasyonla giderildi. Makedonya’da 1,5 yıl önce geçirdiği ameliyat sonrası ayağında güçsüzlük oluşan Djeljan Salıova, Kahramanmaraş’taki Özel Sular Akademi Hastanesi’ne başvurdu. Hastaya Beyin Cerrahisi Kliniğinde mikrocerrahi yöntemle operasyon yapıldı. Sağlığına kavuşan Salıova’nın ameliyat sonrası ayağındaki güçsüzlük şikayeti giderildi. Doktorların birkaç gün daha takip edeceği Salıova, ülkesine uğurlanmadan önce şehrin simgesi Maraş dondurmasını tatma fırsatı buldu. "Güç kaybının büyük oranda düzeldiğini gördük" Özel Sular Akademi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. Zeki Yılmaz, "Yaklaşık 15 yıldır beyin cerrahisi uzmanı olarak çalışıyorum. Hastamız daha önce Makedonya’da ameliyat olmuş ve ayağında güçsüzlük gelişmişti. Dün gerçekleştirdiğimiz ameliyat sonrası ayağındaki güç kaybının büyük oranda düzeldiğini gördük. Kendisi Maraş’a geldiğinde dondurmayı çok sevdiğini söyledi. Biz de hem şehrimizin simgesi olduğu hem de misafirperverliğimizin bir göstergesi olarak Maraş dondurmasını ikram ettik. Yurt dışından hastaların gelmesi sağlık turizmi açısından bizi gururlandırıyor" dedi. "Makedonya’dan şifa bulmaya geldim" Salıova, "Makedonya’dan şifa bulmaya geldim. Bel fıtığım vardı orada ameliyat oldum ama başarılı olmadı. Maraş’ta doktorumuzu bulduk ve ameliyat oldum. Hastane çok güzel çok güzel karşılaştık. Bize Maraş dondurması getirdiler her şey çok güzeldi" diye konuştu. Hasta yakını Mustafa Salıova ise "Hastaneden, doktorumuzdan memnunuz. Ameliyat güzel geçti sonucu güzel oldu. Bu sıcak havada Maraş dondurması ikram ettiniz Allah razı olsun" ifadelerini kullandı.
Makedonya’dan Kahramanmaraş’a uzanan şifa yolculuğu
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:50 Makedonya’dan Kahramanmaraş’a uzanan şifa yolculuğu Makedonya’dan Türkiye’ye gelen Djeljan Salıova şifayı Kahramanmaraş’ta buldu. Hasta kadının ayağındaki güçsüzlük şikayeti mikrocerrahi operasyonla giderildi. Makedonya’da 1,5 yıl önce geçirdiği ameliyat sonrası ayağında güçsüzlük oluşan Djeljan Salıova, Kahramanmaraş’taki Özel Sular Akademi Hastanesi’ne başvurdu. Hastaya Beyin Cerrahisi Kliniğinde mikrocerrahi yöntemle operasyon yapıldı. Sağlığına kavuşan Salıova’nın ameliyat sonrası ayağındaki güçsüzlük şikayeti giderildi. Doktorların birkaç gün daha takip edeceği Salıova, ülkesine uğurlanmadan önce şehrin simgesi Maraş dondurmasını tatma fırsatı buldu. "Güç kaybının büyük oranda düzeldiğini gördük" Özel Sular Akademi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. Zeki Yılmaz, "Yaklaşık 15 yıldır beyin cerrahisi uzmanı olarak çalışıyorum. Hastamız daha önce Makedonya’da ameliyat olmuş ve ayağında güçsüzlük gelişmişti. Dün gerçekleştirdiğimiz ameliyat sonrası ayağındaki güç kaybının büyük oranda düzeldiğini gördük. Kendisi Maraş’a geldiğinde dondurmayı çok sevdiğini söyledi. Biz de hem şehrimizin simgesi olduğu hem de misafirperverliğimizin bir göstergesi olarak Maraş dondurmasını ikram ettik. Maraş gibi periferde kalan bir şehre yurt dışından hastaların gelmesi sağlık turizmi açısından bizi gururlandırıyor" dedi. "Makedonya’dan şifa bulmaya geldim" Salıova, "Makedonya’dan şifa bulmaya geldim. Bel fıtığım vardı orada ameliyat oldum ama başarılı olmadı. Maraş’ta doktorumuzu bulduk ve ameliyat oldum. Hastane çok güzel çok güzel karşılaştık. Bize Maraş dondurması getirdiler her şey çok güzeldi" diye konuştu. Hasta yakını Mustafa Salıova ise, "Hastaneden, doktorumuzdan memnunuz. Ameliyat güzel geçti sonucu güzel oldu. Bu sıcak havada Maraş dondurması ikram ettiniz Allah razı olsun" ifadelerini kullandı.
Diyetisyen Odabaşı’ndan iklim dostu beslenme tavsiyeleri
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:08 Diyetisyen Odabaşı’ndan iklim dostu beslenme tavsiyeleri Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Elif Öksüz Odabaşı iklim dostu beslenme tavsiyelerinde bulundu. İklim değişikliği ile mücadelede beslenme şeklimizin kritik bir rol oynadığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Feel Well Beslenme ve Yaşam Tasarımı Bölümü Diyetisyeni Elif Öksüz Odabaşı insan kaynaklı tüm sera gazı salınımlarının yaklaşık üçte birinin tüketilen besinlerle bağlantılı olduğunun araştırmalarla ortaya konulduğunu söyledi. Et, süt, yumurta gibi hayvansal gıdaların tüketiminin, sebze ağırlıklı beslenmeye kıyasla çok daha fazla karbon salınımına yol açtığını hatırlatan diyetisyen Odabaşı, bitki bazlı diyetlerin sağlık açısından da birçok faydası olduğunu vurgulayarak iklim dostu beslenme tavsiyelerini paylaştı. "Daha fazla bitkisel besin tüketin" Diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ile bazı kanser türleri gibi kronik hastalıkların önlenmesinde bitkisel besinlerin çok önemli olduğunu vurgulayan Odabaşı daha fazla bitkisel besin tüketimine ilişkin önerilerde bulundu. Odabaşı, "Bitkisel protein miktarını artırmak için özellikle nohut, mercimek, barbunya ve kuru fasulye gibi kurubaklagiller, badem, yer fıstığı, kabak çekirdeği gibi yağlı tohumlar sofralarda daha fazla yer bulmalı. Salatalarınızı kurubaklagiller ve kuruyemişlerle zenginleştirin, meyvelerinizin yanına kuruyemişleri veya yerli vegan atıştırmalığımız olan leblebiyi ekleyerek hem lezzeti hem de besleyiciliği artırın’’ dedi. Odabaşı ayrıca bitkisel protein kaynaklarının günlük yaşama entegrasyonunu da önerdi. ’Et süt yumurtada dengeyi koruyun’ Hayvansal ürün tüketimini azaltmanın sürdürülebilir beslenme bilincinin temeli olduğunu belirten Diyetisyen Odabaşı, "Sürdürülebilir beslenmede bitkisel kaynaklı besinler önemli bir rol oynasa da, tamamen hayvansal ürünleri dışlamak yerine, dengeli ve esnek bir tüketim modeli benimsemek daha sağlıklı ve uygulanabilir bir yaklaşımdır. Türkiye’ye özgü Beslenme Rehberi de bu dengeyi esas alır, beslenme planlarında dört temel grubu tahıllar, sebze-meyveler, et-yumurta-kurubaklagil ve süt ürünleri dengeli biçimde içeren bir yapı önerilir. Rehbere göre yetişkin bireylerin haftada 2-3 kez kırmızı et, haftada 2-3 kez kurubaklagil, her gün 2-3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketmesi önerilmektedir. Bu çerçevede amaç; hayvansal ürünleri tamamen sıfırlamak değil, gereğinden fazla tüketimi azaltarak hem bireysel sağlığı hem doğal kaynakları korumaktır" ifadelerinde bulundu. Diyetimize ek her yıl üretilen gıdanın yüzde 17’sinin israf edildiği ve bu toplam sera gazı salınımının yüzde 8-10’ununa karşılık geldiğini paylaşan Diyetisyen Odabaşı şu önerilerde bulundu: "Yiyecek israfınızı azaltın. Örneğin, olgunlaşmış muzları kek veya pankek yapımında kullanabilir, yumuşamış domateslerle sos veya menemen hazırlayabilirsiniz. Elma ve armut kabukları tarçınla fırınlanarak sağlıklı atıştırmalıklara dönüşebilir. Bayat ekmekleri galeta unu, ekmek tatlısı ya da köfte harcı olarak değerlendirebilirsiniz. Bir gün önceden kalan zeytinyağlı sebze yemekleri börek içi harcı olarak kullanabilirsiniz. Böylece hem ev ekonominize katkı sağlar hem de doğaya karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmiş olursunuz."
Prostat tedavisinde Rezum su buharı tedavisi
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 09:44 Prostat tedavisinde Rezum su buharı tedavisi İyi huylu prostat büyümesinde Rezum su buharı tedavisinin ameliyatsız, kısa sürede iyileşme ve cinsel fonksiyonların korunması gibi avantajlar sunduğunu belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Sagfettin Kaya, "Rezum, yüksek sıcaklıkta su buharı kullanarak büyümüş prostat dokusunu küçültmeyi amaçlayan modern ve minimal invaziv bir tedavi yöntemidir" dedi. İyi huylu prostat büyümesi (BPH), 50 yaş üstü erkeklerin büyük çoğunluğunu etkileyen, sık idrara çıkma, gece uykudan kalkma ve idrar yaparken zorlanma gibi şikâyetlerle yaşam kalitesini düşüren bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Bu alanda artık ameliyatsız, konforlu ve etkili bir tedavi seçeneği mevcut: Rezum su buharı tedavisi. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Sagfettin Kaya, yöntemin ayrıntılarını anlattı. Hedef prostatı küçültmek Kaya, işlemin yüksek sıcaklıkta su buharı (termal enerji) ile büyümüş prostat dokusunu küçültmeyi hedeflediğini belirterek, "İşlem, idrar kanalından girilerek yapılır ve yalnızca 10-15 dakika sürer. Bu sürede hedeflenen bölgelere su buharı enjekte edilerek prostatın küçülmesi ve neden olduğu baskının ortadan kalkması sağlanır" dedi. Kimler için uygun? Hafif veya orta düzeyde prostat büyümesi olan, cerrahiye uygun olmayan ya da ameliyat olmak istemeyen, ilaçlardan fayda görmeyen veya ilaç kullanamayan hastalar için yöntemin tercih edilebileceğini ifade eden Kaya, iyi huylu prostat büyümesinin tekrarlaması halinde işlemin yeniden uygulanabileceğini de aktardı. Rezum tercih ettiren nedenler Rezum tedavisinin en önemli avantajları arasında genel anestezi gerektirmemesi, hastaların çoğunun aynı gün taburcu edilebilmesi, idrar şikâyetlerinde uzun süreli iyileşme sağlaması, cinsel fonksiyonların korunması, ilaç kullanımına gerek bırakmaması ve kısa sürede normal yaşama dönüş imkânı yer alıyor.
Tunceli’de "Akran zorbalığı ve siber zorbalık" söyleşisi
15 Ağustos 2025 Cuma - 14:46 Tunceli’de "Akran zorbalığı ve siber zorbalık" söyleşisi Tunceli’de "Akran zorbalığı ve siber zorbalık" söyleşisi düzenlendi. Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, çocuklar ve gençler arasında giderek artan akran ve siber zorbalık sorununa dikkat çekmek amacıyla söyleşi düzenledi. Söyleşide, sorunun nedenleri, sonuçları ve çözüm yolları masaya yatırıldı. Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde düzenlenen ve moderatörlüğünü kurumun rehberlik öğretmeni Hatice Yalçın Alataş’ın yaptığı söyleşiye Avukat Ali Sait Kaşan, Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli rehber öğretmen Erkan Sarıuşak ve Tunceli İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru Emre Yıldırım konuşmacı olarak katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hüseyin Okan, Bakanlık vizyonu doğrultusunda çocukların sağlıklı ve mutlu bir geleceğe sahip olmalarının en temel öncelikleri olduğunu vurguladı. Okan, "Bu programda, zorbalığı önleme yolları ve toplumsal farkındalık oluşturma üzerine konuşacağız. Bu söyleşimizin amacı, ailelerin ve toplumun bu önemli soruna karşı bilinçlenmesine, çocuklarımızı ve gençlerimizi koruma yolları hakkında bilgi edinmelerine ve gerekli destek mekanizmalarını tanımalarına yardımcı olmaktır. Ayrıca, bu konudaki kararlılığımızı göstermek adına hazırladığımız ’Akran Zorbalığının Azaltılması’ projemizin de bakanlık onay aşamasında olduğunu belirtmek isterim. Bu proje ile uluslararası başarılı programları yerinde inceleyerek kendi koşullarımıza uyarlamayı hedefliyoruz. Önceliğimiz, ilimizdeki çocuk bakım kuruluşlarında ve aile yanında desteklediğimiz dezavantajlı çocuklarımız olacaktır. Bu projemiz, sadece zorbalığa karşı bir mücadele değil, aynı zamanda çocuklukta başlayan ve yetişkinlikte de devam edebilen şiddet döngüsünün kırılmasına yönelik önemli bir adımdır. Birlikte, çocuklarımızı akran zorbalığının karanlık gölgesinden uzaklaştıracak, onlara aydınlık ve umut dolu bir gelecek sunacağız. Projemizin hayata geçmesiyle birlikte, akran zorbalığıyla mücadelemizi daha somut adımlarla ileriye taşıyacağız" dedi. Hukuki süreçlerin de değerlendirildiği söyleşi, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.
Doç. Dr. Ökdemir, "Obezite günümüzün en önemli hastalığından biridir"
15 Ağustos 2025 Cuma - 14:36 Doç. Dr. Ökdemir, "Obezite günümüzün en önemli hastalığından biridir" Obezitenin günümüzün en önemli hastalıklarından biri olduğunu dile getiren Doç. Dr. Deniz Ökdemir, "Çocuklarda obezite sıklığı çok fazla ve hızlı artıyor. Dünyadaki en sık ölüm nedenleri arasında yer alan kalp krizi, inme ve diyabet gibi hastalıkların temelinde de obezite var" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Ökdemir, çocuklardaki obezite hastalığı hakkında bilgiler verdi. Ökdemir, "Obezite çocuklarda vücut yağ oranının normalin üzerinde olmasıdır. Bunu anlamak için çocuklarda vücut kitle endeksine bakıyoruz. Vücut kitle endeksi, çocuğun ağırlığının boyunun karesine bölünerek buluyoruz. 30’un üzerinde olması obezite olarak tanımlanıyor. Obezite günümüzün en önemli hastalığından biridir. Çocuklarda obezite sıklığı çok fazla ve hızlı artıyor. Çocuklarımızı küçük yaşta obez olması, erişkin yaşlarda da obez olacakları anlamına geliyor. Dünyadaki en sık ölüm nedenleri arasında yer alan kalp krizi, inme ve diyabet gibi hastalıkların temelinde de obezite var. Obeziteye karşı çocuklarımızı ekran bağımlılığından korumamız gerekiyor. Onları sosyal alanlara tekrar katmamız gerekiyor. Fast foot gibi yiyeceklerin yaşamlarından çıkarılması ve sağlıklı beslenmelerinin sağlanması gerekiyor. Günlük en az bir-iki saat fiziksel aktivite olması lazım. Obez çocukların aynı zamanda özgüvenleri de düşük olacaktır. Birçok aktiviteye katılmak istemeyecektir. Bu nedenle, çocuklarımızı korumak için farkındalığımızı artıralım, sağlıklı yaşam oluşturalım. Çocuklarımız bizim için çok kıymetlidir" dedi.
Böbreğinden 100’e yakın taş çıktı
15 Ağustos 2025 Cuma - 13:40 Böbreğinden 100’e yakın taş çıktı Yozgat’ta yaşayan 45 yaşındaki Serhat Evran’ın böbreğinden 100’e yakın taş çıktı. Akdağmadeni ilçesinde yaşayan Serhat Evran doktorları bile şaşırtan sağlık problemiyle karşı karşıya kaldı. Şiddetli böbrek ağrısı şikayetiyle Yozgat Şehir Hastanesi’ne başvuran Evran’ın detaylı tetkiklerinin yapılmasının ardından böbreğinde 100 taneye yakın taş tespit edildi. Ameliyatı gerçekleştiren Op. Dr. Fatih Kocamanoğlu ve Op. Dr. Arif Bedirhan Bayraktar hastanın son durumunu kontrol ederek kısa sürede taburcu olacağını söyledi. Hastanın durumu hakkında açıklama yapan Op. Dr. Fatih Kocamanoğlu hastanın 10 yıl kadar önce sağ böbrekten taş cerrahisi operasyonu geçirdiğini ifade etti. Kocamanoğlu, "Yaptığımız incelemede sağ böbreğin tamamını dolduran taşları vardı. Hastayla görüşerek bu tür büyük taşlarda büyük bir cerrahi olabileceğini ve hastanın birkaç delikten girerek, sırttan delerek ameliyat yapılması gerektiğini söyledik. Hastamız kabul etti. Çarşamba günü hastanın ameliyatını yaptık. Tek delikten girerek neredeyse tamamını temizledik. Bugün de hastamızı sağlıklı bir şekilde taburcu edeceğiz" dedi. "Ülkemizde her 10 kişiden biri böbrek taşından muzdarip" Böbrek taşının yaygın olduğuna değinen Kocamanoğlu, "Böbrek taşı oranı ülkemizde çok yüksek. Her 10 kişiden biri böbrek taşından muzdarip. Taş hastalarına önerilerimiz oluyor. Günlük idrar çıkışları 2 buçuk litreye yakın olacak şekilde sıvı tüketmelerini özellikle su tüketimi öneriyoruz. Spor ve aktivite, tuz kısıtlaması öneriyoruz. Bu önerilere uyarlarsa taş oluşma riskinin azalabileceğini hastalara iletiyoruz. Tedavi sadece cerrahi olarak taşların çıkartılması değil, sonraki yaşam tarzı değişikliği de bizler için çok çok önemli" şeklinde konuştu.
Uzmanı uyardı: "Yaz aylarında su tüketimi hayati önem taşıyor"
15 Ağustos 2025 Cuma - 13:21 Uzmanı uyardı: "Yaz aylarında su tüketimi hayati önem taşıyor" Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Yakup Boyraz, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte su tüketiminin hayati önem taşıdığını belirtti. Günlük sıvı ihtiyacının kişiye göre değiştiğini vurgulayan Dr. Boyraz, özellikle gebeler, emziren anneler ve ağır işlerde çalışanların su tüketimine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Dr. Boyraz, "Sıvı ihtiyacı; fiziksel aktivite düzeyi, hava sıcaklığı ve beslenme şekline göre değişiklik gösterir. Normal şartlarda vücudun toksinleri atabilmesi için günde 8-9 bardak su içilmelidir. Yaz aylarında ise erkekler için bu miktar 2,5-3 litre, kadınlar için 2-2,5 litre, gebeler için en az 3 litre, emziren anneler için ise 3,5-4 litre olmalıdır. Ağır işlerde çalışanlar ve sporcularda bu ihtiyaç 5-8 litreye, bazı durumlarda ise 10 litreye kadar çıkabilir" dedi. Böbrek yetmezliği veya kalp yetmezliği nedeniyle sıvı kısıtlaması gereken hastaların, mutlaka doktorlarının önerilerine uyması gerektiğini belirten Boyraz, "Sıvı ihtiyacının karşılanmasında en iyi içecek sudur. Su içmekte zorlananlar, suyu nane, limon veya çubuk tarçınla aromalandırabilir. Soda, süt, ayran ve limonata da sıvı ihtiyacını karşılamaya yardımcı olur. Ancak çay, kahve gibi kafeinli içecekler, şekerli ve gazlı içecekler ile alkolden uzak durulmalıdır" diye konuştu. Dr. Boyraz, yağlı ve tuzlu yiyeceklerden de kaçınılması gerektiğini belirterek, "Güneşin en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mecbur kalmadıkça dışarı çıkılmamalı. Klimalı ortamlarda uzun süre kalınmamalı ve su, ılık şekilde tüketilmelidir" şeklinde konuştu.