Son Dakika
|
Gaziantep'te sağanak: Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, araçlar suya gömüldü
Diyarbakır’da şampiyonluk kutlamalarında 11 yaralı, 10 gözaltı
Kırmızı ışık ihlali yapan otomobil ortalığı savaş alanına çevirdi: 1’i ağır 4 yaralı
Okul saldırısında ağır yaralanan Almina Ağaoğlu vefat etti
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Gaziantep'te fırtına sonrası okullar tatil edildi
Fırtınada minarenin yıkılma anı kamerada
Iğdır’da arı saldırısı faciaya dönüştü: 400 koyun telef oldu
İran: "ABD’nin 14 maddelik teklifimize yanıtı Pakistan aracılığıyla bize iletildi"
Arnavutköy’de rüzgarın etkisiyle caminin minaresi sallandı, iki bina tahliye edildi
Heybeliada’nın simgesi dev bayrak direği şiddetli rüzgarda devrildi
Barış Göktürk: "Biz 2 yıl içinde Fenerbahçe’yi kesinlikle şampiyon yaparız"
SAĞLIK
Üniversiteli sağlık öğrencilerinden köyde sağlık taraması
03 Mayıs 2026 Pazar - 19:03:47
Balıkesir Üniversitesi öğrencileri, Balya ilçesine bağlı Kayalar Mahallesi’nde sağlık taraması gerçekleştirdi. Balıkesir Üniversitesi Sağlık Akademisi Grubu tarafından düzenlenen etkinlikte vatandaşların temel sağlık kontrolleri yapılırken, ilk yardım konusunda da bilgilendirmede bulunuldu. Etkinliğe İvrindi Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri aktif olarak katıldı. Programın danışmanlığını İvrindi Meslek Yüksekokulu öğretim elemanlarından Öğr. Gör. Naciye Kaya yürütürken, topluluk başkanlığını Esmanur Yıldırım üstlendi. Öğrenciler, Kayalar kırsal mahallesi sakinlerinin tansiyon, nabız ve genel sağlık kontrollerini gerçekleştirerek, sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturdu. Etkinlik boyunca özellikle kırsal bölgelerde sağlık farkındalığının artırılmasının önemine dikkat çekilirken, öğrenciler hem mesleki deneyim kazanma hem de toplumla doğrudan temas kurma fırsatı buldu. Kayalar Mahallesi sakinleri, gerçekleştirilen çalışmadan duydukları memnuniyeti dile getirerek, Balıkesir Üniversitesi öğrencilerine ve akademisyenlerine teşekkür ettiler. Üniversite öğrencilerinin sosyal sorumluluk odaklı çalışmalarının ilerleyen süreçte farklı bölgelerde de devam edeceği belirtildi.
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43
Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu
Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:32
Bayburt TRSM’den hastalar ve ailelerine sosyal destek
Bayburt Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) tarafından nisan ayı boyunca hastalar ve ailelerine yönelik sosyal rehabilitasyon etkinlikleri düzenlendi. Eğitimden spora, sosyal yardımlaşmadan motivasyon programlarına kadar farklı alanlarda gerçekleştirilen etkinliklerle hastaların toplumla bütünleşmesine ve moral motivasyonlarının artırılmasına katkı sunuldu. Program kapsamında ekonomik yönden desteklenmesi gereken hastalar ve aileleri, ücretsiz giysi mağazasına götürüldü. Hastalar burada kendi ihtiyaç ve beğenilerine göre kıyafet seçme imkânı buldu. TRSM tarafından ayrıca Bayburt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğiyle ’Aile Beceri Eğitimi" düzenlendi. Eğitimde sosyal medya kullanımı ve dijital oyunların ruh sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı. Ailelerin de sürece dahil edildiği etkinliklerle hastaların sosyal hayata katılımı desteklenirken, ailelerin dijital dünyaya karşı bilinçlenmesi ve sağlıklı iletişim yöntemleri geliştirmesi sağlandı.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25
Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı
Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mayıs 2026 Pazar- 09:34
"Makyaj yaparken göz sağlığınızdan olmayın"
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:58
Önce bebeğini doğurdu sonra eşine can oldu: "Böbreğimi verdim, kalbim bile olsa veririm"
3
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:40
KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı
4
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Obezite hastaları Malatya’da tüp mide ameliyatıyla sağlığına kavuşuyor
5
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
17 Ağustos 2025 Pazar - 11:17
Uzmanından uyarı: "(Chikungunya virüsüne ilişkin) Telaş edilecek bir şey yok"
Medicana International Ankara Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, Çin’de görülen ve 7 binden fazla vakaya ulaştığı belirtilen Chikungunya virüsüne ilişkin "Telaş edilecek bir şey yok, iyi tarafı insandan insana bulaşmıyor" dedi. Uzmanlar, ‘İki büklüm yapan’ anlamına gelen ve Tanzanya’daki yerel dilden adını alan Chikungunya virüsünün, ‘Aedes’ türüne ait sivrisinekler aracılığıyla bulaşan ateşli bir hastalık olduğuna dikkati çekiyor. Genellikle Kenya, Tanzanya ve Hint Okyanusu çevresinde görülen virüsün Çin’de 7 bini aşan vakaya yol açması üzerine, Dünya Sağlık Örgütü milyonlarca kişiyi tehdit edebilecek küresel salgını önlemek için acil eylem çağrısı yaptı. Medicana International Ankara Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, Chinkunya virüsüne dair değerlendirmelerde bulundu. Uzman Dr. Kılıç, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Chikungunya’nın 1940’lı yıllardan itibaren özellikle Kenya, Tanzanya, Asya, ve Hint okyanusunun etrafında görülen ve Aedes türüne ait sivrisineklerle bulaşan bir hastalık olduğunu belirterek, "2000’lerin başından itibaren Avrupa’da, Amerika’da ve dünyanın pek çok ülkesinde görülmeye başlandı. Dünya sağlık Örgütünü alarma geçiren olay; daha önce çok da görülen bir ülke olmayan Çin’de tespit edilen 7 binleri aşan vaka sayısı oldu. Her yerde görülebilen ve Türkiye’de de tespit edilen bir sivrisineğin vektör olduğu; enfekte insandan ısırıp, kanını emdikten sonra aynı virüsü tükürük bezleriyle taşıyıp, tekrar ısırdığı şahıslara hastalığı iletmesiyle oluşan bir olay" diye konuştu. "Hastalık çok riskli bir hastalık değil" Chikungunya virüsünün enfekte olmasıyla diğer viral enfeksiyonlarda görüldüğü gibi halsizlik, yorgunluk, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi belirtilerin ortaya çıktığını ifade eden Kılıç, "Bu virüsün özelliği çok yüksek ateş olması ve çok şiddetli ekrem ağrısı ile ortaya çıkmasıdır. Laboratuvar tetkiki olmadan ne deng hummasından ne de zikadan çok ayırt edilemeyebilir. Daha dramatik, daha hızlı, daha yüksek ateş ve daha ağrılı biçimde devam ediyor. Hastalık çok riskli bir hastalık değil. Bir hafta ciddi olarak hasta yapıyor ama spesifik bir ilacı, antivirali yok. Ateş düşürme ve bol sıvıyla hastalar iyileşiyor" açıklamasında bulundu. Uzman Dr. Kılıç, diyabet, hipertansiyon, kanser, böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlığı olanlarda ve bebeklerde hastalığın çok ağır seyredebildiğine ve hastaneye yatış olabildiğine dikkati çekti. Virüsün yaygın olduğu ülkelerde hijyen koşullarının çok iyi olmadığını ve vakaların Avrupa’da görülmeye başlamasıyla hastalığın daha yakından takip edildiğini kaydeden Kılıç, virüsün insandan insana bulaş sağlamadığını sadece vektör aracılığıyla bulaş olduğunu ekledi. "Aedes türüne ait sivrisinek İstanbul’da görüldü ama Türkiye’de ilan edilmiş resmi vaka yok" Türkiye’de ilan edilmiş resmi bir vaka olmadığını ama Aedes türüne ait sivrisineklerin var olduğunu kaydeden Kılıç, "Sivrisinekler, özellikle İstanbul’da görüldü. Orada çalışmalar yapıldığı için yoksa Türkiye’nin herhangi bir yerinde olabilir. Zika’da aynı virüs ama daha çok Doğu Karadeniz’de birkaç vaka gördük. Genellikle buradaki sıkıntı veya dikkat etmemiz gereken bu hastalar genelde bu riskli bölgelere seyahat edenlerin geri döndüğünde taşımaları. Özellikle böyle bölgelere ziyaretten sonra hastalık belirtileri varsa mutlaka bir hekime, hastaneye başvurması lazım" dedi. "Telaş edilecek bir şey yok" Seyahat edenlerin sadece Chikungunya virüsü için değil tüm virüslere karşı korunması gerektiğine vurgu yapan Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: "Kapalı giysiler giymek, yine de eliniz yüzünüz açıksa bu özellikle Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerdiği toksik olmayan çok iyi sinek kovucular var. Yattığınız odaya klima ve sinek kovucular koymak. Bu sinek genelde gündüz, sabah ve akşam üzeri öğleden sonraki saatlerde gündüz ısırıyor. Gündüz uyunuyorsa, uyunurken mutlaka cibinlik kullanılması öneriler arasında. Telaş edilecek bir şey yok. Chikunguya, Deng humması ve Zika virüsü hep seyahatten dönen hastalarda oldu ama sinek türünün bizde olması bir şekilde de hasta birisiyle gelip yaygınlaşabilir. Bu ihtimali göz önüne alacağız. Hijyen her zaman ki gibi bizim için çok önemli ama iyi tarafı insandan insana bulaşmıyor." (MMG-
17 Ağustos 2025 Pazar - 10:32
Erzincan il genelinde tüm hayvanlar şap hastalığına karşı aşılanıyor
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talimatıyla Erzincan il genelinde tüm hayvanlar şap hastalığına karşı aşılanıyor. Türkiye’de 1965’ten bu yana ilk defa SAT-1 serotipine ait bir şap virüsünün tespit edilmesinin ardından Tarım ve Orman Bakanlığı aldığı kararla ülke genelinde hayvan pazarlarını kapatarak hayvan hareketlerine kısıtlama getirmişti. Sat-1 Serotipine ait şap virüsünün görülmesinin ardından Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Şap Enstitüsü Müdürlüğü seri bir şekilde aşı üretimine başlayarak, ürettiği aşıları çok kısa bir süre içinde 81 ile sevk etmeye başladı. Şap aşılarının Erzincan’a ulaşmasının ardından son bir haftadır Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürü Alper Koçaker’in talimatıyla Erzincan il merkezi ve 8 ilçe genelinde tüm veteriner sağlık ekipleri sahaya sürüldü. Şap hastalığına karşı tüm ekiplerin katılımıyla Erzincan genelinde tüm hayvanlar aşılanmaya devam ediyor. Şu ana kadar hassas bölgeler başta olmak üzere yaklaşık 50 bin hayvanda aşılama işlemi tamamlandı. Ekipler hafta sonu da dahil aşılama kampanyasına devam ederek şap hastalığına karşı büyük bir mücadele veriyor. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürü Alper Koçaker, hafta sonu gerçekleştirilen şap aşılama çalışmalarına katılarak, ekiplere destek veriyor. İl Müdürü Koçaker, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen talimatlara uygun olarak il genelinde tüm ekiplerin teyakkuza geçirilerek aşılama çalışmalarının titizlikle devam ettirildiğini kaydetti. İl Müdürü Koçaker, il genelinde son hayvan aşılanana kadar kampanyanın devam edeceğini söyledi. Öte yandan Erzincan genelinde bugüne kadar SAT-1 serotipi görülmedi. Erzincan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü İlkbahar Şap Aşılama Dönemi ve sonrasında il genelinde ilk 6 aylık süreçte 140 bin doz şap aşısı yaparak tüm hayvanları şap hastalığına karşı aşılamış ve biyogüvenlik tedbirlerini en üst seviyede uygulamıştı. Tedbiri elden bırakmayan Erzincan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Bakanlığın talimatıyla birlikte hızlı bir şekilde aşılama kampanyasını sürdürürken, hayvan hareketlerini kontrol altında tutuyor ve yetiştiricileri bilgilendirmeye devam ediyor.
17 Ağustos 2025 Pazar - 09:06
Kavurucu sıcaklarda kalbin iş yükü artıyor
Kardiyoloji Bölümü Uz. Dr. Özgür Mete, kalp ve damar hastalığı olan kişilere "Deniz ve havuza sabah ve akşam saatlerinde aç karnına girilmeli. Güneşin dik olduğu saatlerde direkt güneşin altında durulmamalı. Günde 2.5 litre su tüketilmeli" uyarısında bulundu. Aşırı sıcak hava, kalp hastaları ve ileri yaştaki kişileri daha fazla etkiliyor. Kavurucu sıcaklar; tansiyon düşmesinden kan akışında dengesizliklere kadar pek çok sorunu tetikleyebiliyor. Kalp damar hastalarını aşırı sıcaklara karşı uyaran Medicana Bursa Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uz. Dr. Özgür Mete, "Aşırı sıcak ve nemli havalarda kalp krizi geçirme riski artıyor, kalp damar hastalıkları sebebiyle ölümlerde artış görülüyor. Özellikle ileri yaşta ve ek hastalığı olan kişilerde risk daha da artıyor. Yaz aylarında havanın ısınması damarlarda genişlemeye, sıvı ve tuz kaybına, kalp atışlarının hızlanmasına, kalbin iş yükünün artmasına ve kanın pıhtılaşma eğilimi artar. Risk grubunda olanların kalp krizi geçirme riski bu sebeple daha fazla" diye konuştu. Sıcağa karşı en etkili yöntem vücudun terlemesi olduğunu belirten Dr. Özgür Mete, "Nemli deriden su buharlaşırken cilt soğumaya başlar. Bu şekilde damarlarda dolaşan sıvı miktarının azalması böbreklerden geçen kan hacminin azalmasına yol açar. Bu da yeterli sıvı alınmadığı takdirde böbrek ve böbreküstü bezlerden salgılanan maddelerle damarların büzülmesine ve ani tansiyon yükselmesi ile kalp yetersizliği belirtilerinin artmasına yol açar. Terlemenin fazla olduğu sıcak havalarda hipertansiyonu ve kalp yetersizliği bulunan, idrar söktürücü ilaç kullanan hastaların yeterli miktarda sıvı almaları gerekmektedir. Aksi takdirde böbrek fonksiyonlarında bozulma ve ani tansiyon düşmeleri olabilir. Bu ilaçları kullananlarda fazla sıvı kaybı sonucunda sodyum ve potasyum eksikliği oluşur. Bu da kalpte ritim bozukluğu, bilinç de bozulmalar yapabilir" bilgisini verdi. Daha önceden kalp damar hastalığı olan hastaların mümkün olduğu kadar serin yerlerde kalmaları, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikâyetleri başlarsa, zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Mete, "Kalp ve damar hastalarının sıcak yaz aylarını daha sağlıklı geçirmeleri için özellikle güneşin dik olduğu saatlerde direkt güneşin altında dolaşmayıp bu saatlerde serin ve gölgelik yerlerde bulunmalı. Ağır güç gerektiren spor türlerinden uzak durulmalıdır. Sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde 30 dakika yüzülebilir. Ağır, yağlı yemeklerden kaçınıp az ve sık aralıklarla sebze ağırlıklı beslenilmelidir. Günlük sıvı ihtiyacı olan 2.5 litre sıvı tüketimine özen gösterilmelidir. Deniz ve havuza sabah ve akşam saatlerinde aç karnına girilmelidir. Yemekten sonra hemen denize girilmemelidir" diye konuştu.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 19:32
SATKOF Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Venezuela’da sağlık ve turizm iş birliklerine damga vurdu
Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Venezuela’nın başkenti Karakas’ta düzenlenen Rueda De Negocios International 2025 (Uluslararası İş Forumu) etkinliğinde gerçekleştirdiği sunumla büyük ilgi topladı. Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyelini uluslararası arenada başarıyla tanıtan Bay, hem akademik hem de girişimcilik perspektifiyle dikkatleri üzerine çekti. Prof. Dr. Aysun Bay, konuşmasında Türkiye’nin modern sağlık altyapısını, termal turizm tesislerini ve geleneksel tedavi yöntemlerini anlattı. Antalya, İzmir, Kapadokya, Bursa, Malatya ve Gaziantep gibi şehirlerin sağlık ve turizm alanındaki imkanlarına vurgu yapan Bay, Türkiye’nin hem kültürel hem de medikal açıdan zenginliklerini katılımcılarla paylaştı. Venezuela’dan üst düzey ilgi Etkinlik kapsamında Türkiye’nin tanıtım sunumuna gösterilen yoğun ilgi dikkat çekti. Venezuela Turizm Bakanı Leticia Gmez’in, Prof. Dr. Aysun Bay ile birebir görüşmek istemesi etkinliğin öne çıkan gelişmelerinden biri oldu. Ayrıca edinilen bilgilere göre, Venezuela Cumhurbaşkanı Nicols Maduro da Prof. Dr. Bay ile görüşme talebinde bulundu. Yeni iş birlikleri ve yatırım fırsatları masada Prof. Dr. Bay’ın sunumu yalnızca sağlık turizmiyle sınırlı kalmadı. Türkiye’nin tıbbi aromatik bitkiler, fitoterapi ürünleri, medikal yatırımlar ve doğal ürünler alanlarındaki potansiyeli de etkinlikte yer aldı. Bu kapsamda, Türkiye ile Latin Amerika arasında yeni yatırım fırsatları ve iş birliklerinin temeli atılmış oldu. Türk heyetine tam destek Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın Latin Amerika’ya açılım vizyonu doğrultusunda organize edilen programa, çok sayıda Türk turizm şirketi, seyahat acentesi, otel işletmecisi ve sağlık turizmi temsilcisi katıldı. Etkinliğin ev sahibi olan Venezuela Turizm Bakanlığı, Türkiye heyetinin ulaşım ve konaklama giderlerini karşılayarak iki ülke arasındaki dostane ve ticari ilişkilerin gelişimine önemli katkı sundu. Küresel katılım, stratejik açılım Etkinlik, Türkiye’nin yanı sıra İran, Azerbaycan, Çin, Rusya, Avrupa ülkeleri ve Latin Amerika’nın farklı bölgelerinden temsilcilerin katılımıyla geniş bir uluslararası platforma dönüştü. Programa ayrıca Yunus Emre Enstitüsü, MÜSİAD ve çeşitli seyahat acenteleri de destek verdi. Türkiye’nin sağlık diplomasisine katkı SATKOF’un Venezuela’daki bu etkin katılımı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Türkiye’nin küresel vizyonu ve kalkınma hedeflerine önemli bir katkı olarak değerlendirildi. Türkiye’nin sağlık diplomasisi, Latin Amerika sahnesinde güçlü bir iz bıraktı.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 18:36
BARÜ’nün projesiyle mikrobiyal hastalıklara karşı yeni ilaçlar geliştirilecek
Bartın Üniversitesinin (BARÜ) TÜSEB tarafından desteklenen projesiyle bakteriyel kaynaklı mikrobiyal hastalıklara karşı farklı yöntemler kullanılarak yeni ilaçlar geliştirilecek. Bartın Üniversitesi (BARÜ) Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Moleküler Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalı yüksek lisans öğrencisi Buket Yıldırım’ın yürütücülüğünü yaptığı proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) A Grubu Acil Ar-Ge Proje Destek Programı kapsamında desteklenmeye değer bulundu. BARÜ Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünden Doç. Dr. Dursun Kısa ile Biyoteknoloji Bölümünden Prof. Dr. Ayşegül Gümüş danışmanlığında geliştirilen "DHFR Hedefli Pirimidin Türevlerinin: In-Vitro – In Silico ve Transkripsiyonel Temelli Antimikrobiyal Etkilerinin Araştırılması" başlıklı projeyle enfeksiyona neden olan bakterilerin hayati fonksiyonlarını sonlandırmak için çalışmalar yapılacak. Proje ekibi tarafından yürütülecek çalışmalarda mikrobiyal enfeksiyonları ortadan kaldırmaya yönelik farmakolojik özellikte tasarlanan 4 farklı aday bileşik sentezlenecek. Sentezlenen bu bileşiklerin ilaç olma potansiyeli farklı bilimsel analiz yöntemleriyle incelenecek. BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, insan sağlığına yönelik geliştirilen ve TÜSEB tarafından desteklenen yenilikçi projelerinden dolayı yüksek lisans öğrencisi Buket Yıldırım ile proje ekibini tebrik ederek çalışmalarında başarılar diledi.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 16:10
Psikolog Sürmen: "İlk kez okula başlayacak çocuğunuzu psikolojik olarak okula hazırlayın"
Psikolog Beyza Sürmen; ilk kez okula başlayacak çocuğun, heyecan, merak ve kaygıyı aynı anda yaşayabileceğini, çocuğun aklında ’Arkadaş bulabilecek miyim?’, ’Öğretmenim beni sevecek mi?’ gibi sorular döneceğini belirterek, "Ebeveynler okul öncesi, okullar açılmadan çocuğun zihinsel ve duygusal dünyasını anlamalı, güven veren bir dil kullanmalıdır. Psikolojik olarak çocuğunu hazırlama gayreti göstermelidir" dedi. Önceden okulu ziyaret etmenin, çocuğa okulun nasıl bir yer olduğunu somut örneklerle anlatmanın ve okulun ilk günü için 1 hafta öncesinden birlikte keyifli bir kahvaltı hazırlamanın çocuğu rahatlatacağının altını çizen Psikolog Beyza Sürmen; "Ebeveynler, kesinlikle kendi kaygılarını çocuğa yansıtmamalıdır. Çocuk, anne-babasının tutumlarını kopyalar. Rahat, olumlu ve destekleyici bir tavır sergileyin. Olumsuz cümlelerden kaçının. ’Okula gideceksin çünkü mecbursun’ yerine ’Okula gideceksin, yeni şeyler öğrenecek ve çok güzel arkadaşlar edineceksin’ gibi motive edici cümleler kullanın. Okula başlamadan bir hafta önce uyku ve yemek saatlerini okul düzenine uygun hale getrin. Sabah rutinlerini prova etmek çocuğun adaptasyonunu kolaylaştırır" uyarısında bulundu. Beyza Sürmen uyarılarına şöyle devam etti; "Çocuğun duygularını küçümsemeyin. Okul hakkında eğlenceli hikâyeler okuyun. Kısa süreli ayrılık denemeleri yapın. Drama oyunları, okul temalı hikâye kitapları ve rol yapma etkinlikleri çocuğun zihninde olumlu bir okul imajı oluşturur." Sıra bekleme oyunları, paylaşma ve yardımlaşma etkinlikleri ve basit sorumluluklar vermenin ilk kez okula başlayacak çocuk için faydalı olduğunun altını çizen Sürmen; "Günlük konuşmalara okul temasını dahil edin. ’Bugün okulda ne yapardın?’ gibi sorularla çocuğun hayal gücünü besleyin. Erken yatma ve sabah erken kalkma alışkanlığı, ilk gün şokunu engeller. Çocuğun kendi forması veya çantasını seçmesine izin verin. Bu, okul eşyalarına karşı sahiplenme duygusunu artırır. Çocuğa kısa süreli ayrılık deneyimleri yaşatın. Ayrılıkların ardından her zaman geri döndüğünüzü gösterin" şeklinde konuştu. Beyza Sürmen açıklamasına; "Senin gibi birçok çocuk böyle hissediyor’ demek, çocuğun yalnız olmadığını hissettirir. Her çocuk farklıdır. Bazıları girişken, bazıları çekingen olabilir. Çocuğun kişilik tipine göre yaklaşım belirleyin. Açık uçlu sorular sorun, çocuğun duygularını dinleyin. Onu yargılamadan anlamaya çalışın" ifadelerini kullandı. Ailelere çocuklarının ilk okul gününü kaygısız ve mutlu geçirmesi için en etkili psikolojik hazırlık yöntemlerini keşfedin tavsiyesinde bulunan Pskilog Beyza Sürmen; "Çocuğunuzun okula başlamadan önce hissettiği duyguları anlamak, adaptasyon sürecini yüzde 70 hızlandırır. Kısa vedalaşma, pozitif konuşma ve önceden okul tanıtımı - bu üç adım, ilk gün stresini minimuma indirir. Uyku saatini, kahvaltı düzenini ve sabah hazırlık rutinini en az 1 hafta önceden başlatın. Empati, hikâye terapisi ve güven nesnesi yöntemi ile okul korkusunu 2 haftada azaltabilirsiniz. Erken kalkma, kahvaltı ve hazırlanma rutini, ilk gün stresini ortadan kaldırır. Birlikte yapılan okul alışverişi, aidiyet hissini güçlendirir" şeklinde devam etti. Yanında taşıyacağı küçük bir eşyasının, çocuğun kaygı düzeyini yüzde 50 azaltabileceğinin altını çizen Sürmen; "Çocuğunuzun ilk okul gününü sorunsuz geçirmek için önceden rutin oluşturun, pozitif bir dil kullanın, okul korkusunu oyun ve hikâyelerle azaltın, güven nesnesi belirleyin ve öğretmenle yakın iletişim kurun. İlk okul günü kaygısını 3 adımda azaltmak için kısa ve net vedalaşın -Pozitif cümleler kurun. Önceden okul turu yapın. Araştırmalara göre, bu 3 adımı uygulayan çocuklarda ilk gün kaygısı %60 oranında azalıyor" şeklinde açıklamasını bitirdi. Sürmen; "Eğer çocuğunuzun bu süreci sorunsuz atlatmasını istiyorsanız, Kayseri’deki ofisimde profesyonel ’Okula Psikolojik Hazırlık’ danışmanlığı veriyorum. Arayan ailelerin çocukları için ilk görüşmede bireysel ihtiyaçlarına özel bir plan oluşturalım" çağrısında bulundu.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 15:35
Miyomlar gebeliğe engel mi?
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Adnan Orhan, kadınlarda sık görülen miyomların hem yaşam kalitesini hem de gebelik sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, "Miyomlar iyi huylu tümörlerdir, ancak zamanında tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınmalıdır" dedi. Miyomların rahmin kas dokusundan köken aldığını ve genellikle yavaş büyüdüğünü ifade eden Doruk Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Adnan Orhan, "Bu oluşumlar genellikle kötü huyluya dönüşmez. Kansere çevirme oranı binde bir ila dört arasında olup oldukça düşüktür" şeklinde konuştu. Miyomların en sık neden olduğu şikayetin anormal kanamalar olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Orhan, "Bazı hastalar düzensiz, bazen şiddetli, bazen fark edilemeyecek düzeyde kanamalar yaşar. Bu durum hem hastayı anemik bırakır hem de yaşam kalitesini bozar" ifadelerini kullandı. Miyomların sadece rahmi değil, çevresindeki organları da etkileyebildiğini dile getiren Doç. Dr. Adnan Orhan, "İdrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma, idrar kaçırma ya da idrar yapamama gibi şikayetlere neden olabilir. Aynı zamanda kabızlık, ishal veya dışkılama hissinin tam geçmemesi gibi sindirim sistemi şikayetlerine de yol açabilir" diye konuştu. Ani büyüyen miyomların nadiren kansere dönüşebileceğine dikkat çeken Doruk Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Adnan Orhan, bu duruma "Leiomyosarkom" adı verildiğini belirtti. Miyomların gebeliğe engel olmayabileceğini ancak gebeliğin seyrini olumsuz etkileyebileceğini aktaran Doç. Dr. Adnan Orhan, "Miyom gebeliğin başında düşüklere, ilerleyen dönemlerde ise erken doğuma yol açabilir. Bazen 18. haftada düşükle sonuçlanan vakalarla karşılaşıyoruz" şeklinde konuştu. Yaşadığı bir olayı örnek veren Doç. Dr. Adnan Orhan, "Bir hastamızda miyomlara bağlı olarak gebeliği çok riskli geçti. Ağrıları dayanılmaz seviyeye gelmesine rağmen 36. haftaya kadar bebeği taşıyabildi. Ancak sezaryen sırasında erken doğum riski nedeniyle bebeği almak zorunda kaldık" dedi. Miyomların tedavisinde kapalı yöntemlerin öncelikli tercih olduğunu belirten Doç. Dr. Adnan Orhan, "Rahmin içindeki miyomlar histeroskopi ile, karın içindeki miyomlar ise laparoskopik yöntemle temizlenebilir. Çok büyük miyomlarda açık cerrahiye başvurabiliyoruz" şeklinde konuştu. Sezaryen esnasında miyom ameliyatı yapmanın riskli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Orhan, "Miyomlar kanamalı dokular olduğu için bu işlemi genellikle sonraya bırakıyoruz" dedi. Rahmin tamamen alınmasının her hasta için gerekli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Orhan, "45-50 yaş altı kadınlarda, özellikle doğurganlık planı olanlarda yalnızca miyomları almayı tercih ediyoruz. Menopoza yaklaşmış ve doğum planı olmayan kadınlarda ise rahmin alınması gündeme gelebilir" diye konuştu. Jinekologlar açısından miyom tanısının kolay olduğuna dikkat çeken Orhan, "Muayene esnasında vajinal ya da karından yapılan ultrasonla miyomları rahatlıkla tespit edebiliyoruz. Gerekli durumlarda MR ile 3 boyutlu planlama yaparak ameliyat sürecini ayrıntılı hazırlıyoruz" şeklinde konuştu. Doruk Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Adnan Orhan, kendisine 20. haftada düşük tehdidiyle başvuran bir hastanın hikayesini şu sözlerle paylaştı: "Hastamızın rahmi 15’e yakın, en büyüğü 10 cm olan miyomlarla doluydu. Rahim büyümüş, bebek gelişememişti ve ne yazık ki düşük gerçekleşti. 6 ay takip ettik, MR ve ultrasonla yerlerini netleştirdik. Ardından tüm miyomlarını ameliyatla temizledik. Bir yıl sonra hastamız yeniden gebe kaldı. Şu anda 32. haftada ve gebeliği sağlıklı bir şekilde ilerliyor."
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 15:15
Ambulans uçak 22 yaşındaki hasta için havalandı
Rize’de karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında hızlı bozulma tespit edilen 22 yaşındaki hasta ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi. Rize’de yaşayan 22 yaşındaki O.K., yüksek ateş, baş ağrısı, bulantı, kusma ve idrar renginde koyulaşma şikayetleriyle Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne başvurdu. Yapılan ilk değerlendirmeler ve tetkikler sonucunda hastada karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında hızlı bozulma tespit edildi. Hastanın genel durumunun ciddiyetini koruması üzerine, uzman hekimler tarafından ivedilikle 112 Komuta Kontrol Merkezi ile iletişime geçilerek ileri tetkik ve tedavisi için üst basamak sağlık kuruluşuna nakli talep edildi. Talebin ardından O.K.’nın Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi (GATA) Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği ve Yoğun Bakım Ünitesi’ne sevk edilmesine karar verildi. Rize-Artvin Havalimanı’na gelen Sağlık Bakanlığı’na ait ambulans uçak, hastayı alarak ve Ankara’ya nakletmek üzere havalandı.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 14:36
Aile hekiminden vatandaşlara sıcak uyarısı
Aile Hekimi Dr. Ahmet Budak, sağlıklı kalmak için hastalıklar ortaya çıkmadan alınması gereken basit önlemler olduğunu belirterek, özellikle çocuklar, yaşlılar ve gebeler için uyarılarda bulundu. Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Aile Hekimi Dr. Ahmet Budak, yaz aylarında 50 dereceyi bulan sıcaklıkların ciddi sağlık risklerine yol açtığını belirterek vatandaşları uyardı. Güneş çarpması, ishal ve gıda zehirlenmeleri gibi hastalıkların yaz döneminde artış gösterdiğini ifade eden Dr. Budak, özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olan bireyler ve hamile kadınların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. "Gıda zehirlenmelerine karşı soğuk zinciri koruyun" Yüksek sıcaklıkların, mikroorganizmaların gıdalarda daha hızlı çoğalmasına neden olduğunu söyleyen Dr. Budak, özellikle süt, et, tavuk ve deniz ürünlerinin buzdolabında 4 derece, dondurucuda ise eksi 18 derecede saklanması gerektiğini belirtti. Açıkta satılan yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Budak, "Et ve tavuk ürünleri iyice pişirilmeli, sebze ve meyveler bol suyla, gerekirse sirkeli suyla yıkanmalıdır. Pişmiş ve çiğ ürünler ayrı yerlerde muhafaza edilmeli. Pikniğe gidenler mutlaka soğuk zinciri koruyacak termoslar kullanmalı" dedi. "Güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkmayın" Sıcak çarpması ve cilt problemlerine karşı da uyarılarda bulunan Dr. Budak, özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında güneşe maruz kalmaktan kaçınılması gerektiğini söyledi. Budak, "Bu saatlerde ısı yükü çok yükselir, vücut ısısını dengeleyemez hale gelir. Açık renkli, ince ve terletmeyen kıyafetler tercih edilmeli; güneş gözlüğü ve güneş kremi kullanılmalıdır. Bol sıvı tüketmek de çok önemlidir" şeklinde konuştu. Yaz aylarında en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından birinin ishal olduğunu vurgulayan Budak, "Kirli su ve yiyeceklerle alınan mikroorganizmalar bu duruma neden olur. Özellikle havuz veya deniz suyu yutulması enfeksiyon riskini artırır. Ellerin sık yıkanması, güvenilir içme suyu kullanımı ve hijyenik şartlarda hazırlanmış yiyecekler tüketilmesi korunma açısından önemlidir," dedi. "Koruyucu sağlık bilgisi hayat kurtarır" Koruyucu sağlık bilgisinin hastalıklar ortaya çıkmadan önce alınan önlemler ve doğru yaşam alışkanlıkları olduğunu vurgulayan Dr. Budak, "Hijyen kurallarına uymak, temiz gıda tüketmek, düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için hayati önem taşır ve hayat kurtarır" ifadelerini kullandı. Sıcak havalarda sıvı kaybının çocuklarda ve yaşlılarda ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Budak, "Çocukların bağışıklık sistemi daha zayıf, yaşlıların ise susama hissi az. Bu nedenle sık sık su içmeleri sağlanmalı, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalı. Ayrıca, ilaç kullanan yaşlı bireyler sıcak çarpmasına karşı daha savunmasız. Bu grupların serin ve gölgeli alanlarda vakit geçirmesi gerekir" şeklinde konuştu.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 13:48
Başhekim Petek Muğlu, Türkeli’ye veda etti
Sinop Türkeli Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. H. Petek Muğlu, zorunlu görev süresinin tamamlanmasının ardından Sinop merkeze atanması dolayısıyla ilçedeki kurum amirlerine veda ziyaretleri gerçekleştirdi. Görev süresi boyunca ilçede sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak, vatandaşların nitelikli sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırmak ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirmek için yoğun çaba sarf eden Başhekim Muğlu’ya, Türkeli Kaymakam Vekili ve Ayancık Kaymakamı Ahmed Çelik tarafından başarı belgesi takdim edildi. Öte yandan, hastane personeli tarafından düzenlenen kurum içi veda programında mesai arkadaşlarıyla bir araya gelen Başhekim Muğlu, birlikte geçirilen süre boyunca gösterilen emek ve dayanışma için teşekkürlerini iletti. Edindiği tecrübelerin ve kurduğu dostlukların kendisi için her zaman kıymetli olacağını vurgulayan Muğlu, tüm çalışma arkadaşlarına ve kurumlara başarı dileklerinde bulundu.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 13:36
Kanser taramalarında kısa mesaj ile bilgilendirme dönemi başlıyor
Sağlık Bakanlığı, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" hedefleri doğrultusunda ücretsiz kanser taramalarına toplumsal katılımı artırmak ve erken teşhis hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla kısa mesaj (SMS) ile bilgilendirme dönemini başlattı. Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Erken teşhis edilen kanser türlerinde tedavi başarısı artarken, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi ise yükseliyor. Sağlık Bakanlığı daha fazla vatandaşın ücretsiz kanser tarama hizmetlerinden haberdar olması ve tarama faaliyetlerine katılımın artırılması için kısa mesaj (SMS) ile bilgilendirme uygulamasını hayata geçirdi. Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 40 ile 69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi tetkiki ile meme kanseri taraması, 30 ile 65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testi ile serviks (rahim ağzı) kanseri taraması ve 50 ile 70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere iki yılda bir gaitada gizli kan testi ile kolorektal (kalın bağırsak) kanseri taraması yapılıyor. Bu taramalar, Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ile mobil kanser tarama araçlarında tamamen ücretsiz şekilde gerçekleştiriliyor. Sağlık Bakanlığı, yeni uygulama kapsamında meme kanseri taramasına katılması için yaklaşık 5,5 milyon, serviks (rahim ağzı) kanseri taraması için yaklaşık 3 milyon ve kolorektal (kalın bağırsak) kanseri taraması için yaklaşık 6,5 milyon kişiye kısa mesaj gönderecek. 1 ay süreyle kademeli olarak gönderilecek olan kısa mesajlarda, hangi kanser türleri için tarama yapılabileceği, başvuru yöntemleri ve en yakın sağlık kuruluşlarının bilgileri yer alacak. SMS için seçilen yaklaşık 15 milyon kişiyi, kanser taramaları için belirlenen yaş aralığındakiler oluşturuyor. İçlerinde daha önce kanser taramalarına katılmış olanlar da bulunuyor. Ne var ki bu testlerin belirli aralıklarla tekrarlanması, erken teşhis için büyük önem taşıyor.
16 Ağustos 2025 Cumartesi - 11:47
Füzyon biyopsi ile prostat kanserinde nokta atışı teşhis
Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Suat Bolat, füzyon biyopsi yönteminin prostat kanseri şüphesi olan hastalarda kullanılan son teknoloji bir tanı yöntemi olduğunu söyledi. Füzyon biyopsi yöntemi hakkında bilgi veren Medicana International Samsun Hastanesi’nden Doç. Dr. Bolat, "Füzyon biyopsi özellikle prostat kanserinden şüphelendiğimiz, PSA yüksekliği olan, prostat muayenesinde şüpheli lezyonu bulunan hastalarda başvurabileceğimiz son teknoloji yöntemidir. Nokta atışlı şüpheli lezyona girerek, ultrasonik veya bilgisayar teknolojisi yardımıyla prostatın tam şüphelenen bölgesinden biyopsi almaya yarayan bir tekniktir" dedi. "Daha temiz bölgeden biyopsi yapılabiliyor" Yöntemin klasik biyopsiden farkını da anlatan Doç. Dr. Bolat, "Füzyon biyopsinin en önemli avantajı, makat bölgesini kullanmadan yapılabilmesidir. Geleneksel yöntemde ultrason probu makat yoluyla girilerek biyopsi alınırken, bu teknikte makat ile idrar yolunun ortasındaki oturak bölgesinden, daha temiz bir noktadan iğne girişi sağlanıyor" ifadelerini kullandı. İşlemin hasta açısından daha konforlu olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Bolat, "Hastanın günlük hayata dönmesi çok daha kolaydır. Ağrı son derece düşüktür, enfeksiyon riski yok denecek kadar azdır. İşlem genellikle 30-45 dakika sürmektedir" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder