Son Dakika
|
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Kenya'da sel felaketi: 10 ölü
Kahramanmaraş’ta okul saldırısında ölenler unutulmuyor
İstanbul’da 1 Mayıs’ta gözaltına alınan 580 kişi serbest bırakıldı
Maltepe’de ormanda erkek cesedi bulundu
Hamaney: "Düşmanlar ekonomik alanda da umutsuzluğa düşmeli"
İran'da patlama: 14 asker hayatını kaybetti!
Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı
SAĞLIK
Manisa’daki hastalara mesir macunu dağıtıldı
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:48:58
Manisa Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali coşkusunu hastanelere taşıdı. Festival etkinliklerine katılamayan hastalar ve refakatçileri, belediye ekiplerinin ziyaretiyle geleneksel şifalı mesir macununa kavuştu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden Manisa Büyükşehir Belediyesi, hastanede tedavi gördüğü veya refakatçi olduğu için festival alanına gidemeyen vatandaşlardan gelen talepler üzerine harekete geçti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ulaştırılan, "Hastanede olduğumuz için festivale katılamadık, bizlere de mesir macunu ulaştırabilir misiniz?" talepleri kısa sürede karşılık buldu. Üç büyük hastanede dağıtım yapıldı Başkan Dutlulu’nun talimatıyla Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından organize edilen çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa Şehir Hastanesi ve Merkez Efendi Devlet Hastanesi ziyaret edildi. Ekipler, servisleri tek tek ziyaret ederek hasta ve yakınlarına mesir macunu ikram etti. Vatandaş odaklı hizmet anlayışını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Mesir macunu geleneği, toplumun her kesimine hitap eden köklü bir mirastır. Festival heyecanını yerinde yaşayamayan vatandaşlarımızın talebine kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Ekiplerimiz aracılığıyla bu şifalı geleneği hastanelerimize ulaştırdık. Tek dileğimiz, bu kadim mirasın herkese şifa ve moral olmasıdır." Hastanede festival sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, kendilerini unutmayan Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Besim Dutlulu’ya teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi. Bu anlamlı çalışma, hem kültürel mirasın yaşatılmasına hem de hastaların moral bulmasına katkı sağladı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:00
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş"
KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı. "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, "Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür" dedi. Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen Eroğlu, "Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi" dedi. Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, "Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" şekinde konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:43
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ziyaret saatleri açıklaması
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, hasta ziyaretlerine ilişkin düzenlemeyi kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, hastaların daha sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir ortamda tedavi görebilmesi amacıyla ziyaret saatlerinin yeniden belirlendiği bildirildi. Açıklamaya göre, hasta ziyaretleri her gün 13:30-14:30 saatleri arasında ve akşam 19:00-20:00 saatleri arasında gerçekleştirilebilecek. Bu saatlerin, hastaların bakım, tedavi ve dinlenme süreçleri dikkate alınarak düzenlendiği ifade edildi. Hastane yönetimi, hastanın sağlık durumuna bağlı olarak ziyaretlerin hekim kararıyla sınırlandırılabileceğini ya da tamamen yasaklanabileceğini vurguladı. Ayrıca, ziyaretçi sayısının sınırlı tutulması ve ziyaret süresinin mümkün olduğunca kısa olması gerektiği belirtildi. Yetkililer, özellikle enfeksiyon riskini azaltmak ve sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürülebilmesi için belirlenen saatler dışında hasta ziyaretine kesinlikle izin verilmeyeceğinin altını çizdi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:40
KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı
Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı "Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması" başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. "Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor" Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, "Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır" dedi. Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, "Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk" diye konuştu. "Trokserutin umut verdi" Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu." Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, "Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:58
Önce bebeğini doğurdu sonra eşine can oldu: "Böbreğimi verdim, kalbim bile olsa veririm"
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
4
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
5
01 Mayıs 2026 Cuma- 09:42
Dev sağlık tesisi hız kesmeden devam ediyor
23 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:48
Uzmanından uyarı: "Multiple Skleroz (MS) 20-40 yaş arası genç erişkinlerde sık görülen bir hastalık"
Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Yeşim Eylev Akboğa, Multiple Skleroz (MS) hastalığının 20-40 arası genç erişkinlerde sık görülen bir hastalık olduğunu belirtti. Vücudun farklı noktalarında karıncalanma, uyuşma, bulanık görme boynun öne doğru bükülmesiyle ortaya çıkan elektrik çarpması gibi belirtilerle ortaya çıkan Multiple Skleroz (MS) hastalığı, kişinin günlük hayatını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, belirtiler başladığında hemen sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini vurguluyor. MS hastalığının 20-40 yaş arası kişilerde sık görüldüğünü belirten uzmanlar, uygun tedaviyle kişinin günlük yaşamına kolayca dönebildiğini söylüyor. "MS olarak adlandırılan hastalıkta, beyinde ve omurilikte demiyelinizan lezyonlar görüyoruz" Ankara’da bulunan Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Yeşim Eylev Akboğa, 40 yaşındaki MS hastasının ilk başvurduğunda ilk başvurduğunda sol yüz yarısında, sol kolda, sol bacakta uyuşma şikayeti olduğunu ve başını öne eğdiğinde, boyundan sırta doğru yayılan uyuşma ve elektriklenme hissi tariflediğini belirtti. Akboğa, "Biz bu şikayetlerle hastadan beyin, omurilik görüntülemesi istedik. Ayrıntılı kan tahlilleri yapıldı. Sonuçlarla hastayı tekrar değerlendirdim. Sonuçlarda baktığımızda, beyin görüntülemesinde ve omuriliğinde hastanın lezyonları vardı. Bu Multiple Skleroz (MS) hastalığında, halk arasında MS olarak adlandırılan hastalıkta, beyinde ve omurilikte demiyelinizan lezyonlar görüyoruz. Bu aslında kişinin kendi bağışıklık sisteminin yaptığı, nöronlardaki miyelin kılıfa saldırmasıyla oluşan hasar sonucunda görülen lezyonlar" açıklamasında bulundu. "Hastanın şu an şikayetleri belirgin ölçüde geriledi" Hastalığın tanısını konulduktan sonra tedavi sürecine geçtiklerini dile getiren Akboğa, "Hastayla ortak konuşarak tedaviye karar verdik. Multiple Sklerozun günümüzde pek çok çeşitli tedavisi mevcut. Bunlar oral tablet tedavileri olabilir, enjeksiyon tedavileri olabilir ya da intravenöz dediğimiz damardan verilen tedavi seçenekleri var. Biz hastamızla tablet tedavisine başladık. Günde iki sefer tablet tedavisi almakta. Hastanın şu an şikayetleri belirgin ölçüde geriledi" ifadelerini kullandı. "20-40 yaş arası genç erişkinlerde sık görülen bir hastalık" Hastalıkta erken tanının önemine dikkati çeken Akboğa, "Multiple Sklerozda erken tanı ve teşhis çok önemli. Bu erken tanı konulup tedavisi erken dönemde başlanan hastalarda, klinik kötüleşme daha az görüyoruz, özürlülük oranı daha az görüyoruz. Multiple Skleroz 20-40 yaş arası genç erişkinlerde sık görülen bir hastalık. Ama her yaş grubunda da görülebilmekte. Bu yaş grubu da sosyal olarak aktif olan, iş hayatında aktif çalışan hasta grubu olduğu için iş yaşamında da olumsuz etkilenebiliyorlar" şeklinde konuştu. "Sol tarafımı, yüz çevremi hiç hissetmiyordum" Yaklaşık bir buçuk yıldır MS hastası olduğunu belirten Sedat Acı, şikayetleri sonrasında hastaneye geldiğini belirterek, MS tanısı aldığını aktardı. Acı, ilk başlarda hastalığının ne olduğunu bilmediğini ifade ederek, "Bilmediğim için ben normal bir hastalık gibi gördüm. Ama MS’i sonradan öğrendim ki yani sıkıntılı bir hastalık işin doğrusu. Ama hocamızdan aldığımız teknikler, ilaçlar, hocamızın verdiği bilgileri doğrultusunda şu ana kadar bir sıkıntı çekmedim. Bir buçuk yıldır da MS hastasıyım şu an. İlk başladığımda çok kötüydüm. Yani hissetmiyordum sol tarafımı. Hele yüz, çevremi hiç hissetmiyordum. Yine kollarda karıncalanma, elde karıncalanma falan oluyordu ayaklarımda. Çok iyi bir durumdayım şu an" değerlendirmesinde bulundu. "Tedavilerden sonra düzelmelerim oldu" Doktora gitmeden önce ortaya çıkan belirtilerin sosyal hayatını etkilediğini anlatan Acı, "Bir şey tutmaya kalkıyordun tutamıyordun. Yani bir şey kaldırsam kaldıramıyordum. Ya elimi böyle tutsam uyuşmalar iyice yükseliyordu kolumda kalan. Zaten yüz çevremde tamamen yediğimden zevk alamıyordum, tat alamıyordum. Sol tarafım tamamen benim değildi yani. Ya bir felçli gibiydim işin doğrusu. Tedavilerden sonra düzelmelerim oldu. Şu an çok mutluyum. İşlerimi de normal rutin bir şekilde yapabiliyorum şu an" ifadelerine yer verdi. "Serdar Ortaç’ın hastalığı" Serdar Ortaç’la aynı hastalığa sahip olduğunu öğrendiğini aktaran Acı, "Bana sonradan dediler ki ‘Serdar Ortaç’ın hastalığı’. Serdar Ortaç’ı biliyorum ama ben öyle bir hastalık olduğunu da bilmiyordum. Sonradan araştırdım. Baktım ki yani büyük bir sıkıntılı bir hastalık" diye konuştu.
23 Ağustos 2025 Cumartesi - 09:35
Patoloji, hastalıkların tanısında kritik rol oynuyor
Yozgat Şehir Hastanesi’nde görev yapan Patoloji Uzmanı Dr. F. Selin Görücü, halk arasında ismi bilinen ancak ne iş yaptığı tam olarak anlaşılmayan patoloji bilimi hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Görücü, patolojinin, hastalıkların tanısında kritik bir rol oynadığını vurguladı. Sağlık Bakanlığı, ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ hedefleri çerçevesinde ücretsiz kanser taramalarına katılımı artırmak amacıyla SMS bilgilendirme uygulaması başlattı. Bu kapsamda; meme kanseri taraması için yaklaşık 5,5 milyon kişiye, rahim ağzı (serviks) kanseri için 3 milyon kişiye ve kolorektal (kalın bağırsak) kanseri taraması için 6,5 milyon kişiye kısa mesaj gönderilecek. Kanserde erken teşhis ve taramaların önemi her geçen gün artarken, tanı sürecinde kritik bir rol üstlenen patoloji bilimi de bu sürecin merkezinde yer alıyor. "Patoloji, hastalığın teşhis merkezidir" Patolojinin bir laboratuvar uzmanlık alanı olduğunu ifade eden Dr. Görücü, "Biyopsiyle ya da cerrahi yöntemle alınan doku örneklerini mikroskop altında inceliyoruz. Bu incelemeler sonucunda hastalığın ne olduğunu saptıyor, adını koyuyoruz. Kanser mi değil mi, iyi huylu mu kötü huylu mu, tümörün tipi, tedaviye yanıt nedir gibi sorulara patoloji cevap veriyoruz" dedi. "Tedavinin temelini patoloji oluşturur" Patologların hasta ile doğrudan temas kurmasa da tanı sürecinde hayati bir görev üstlendiğini belirten Görücü, "Klinikte doğru tanı olmadan doğru tedavi yapılamaz. Bir tümörün nasıl tedavi edileceği kemoterapi mi uygulanacak, cerrahi mi yeterli olacak yoksa radyoterapi mi gerekecek tüm bu soruların cevabı bizim verdiğimiz patoloji raporuyla belirleniyor" şeklinde konuştu. "Kanser teşhisinde kilit rol" Patolojinin en çok kanser tanılarında öne çıktığını kaydeden Dr. Görücü, "Özellikle kanser hastalarında tedaviye başlanmadan önce kesin tanıyı biz koyarız. Patoloji raporları, klinisyen hekimler için adeta bir yol haritası niteliğindedir" ifadelerini kullandı. Patolojiye hastaların genellikle doğrudan başvurmadığını söyleyen Dr. Görücü, şu bilgileri verdi: "Bir hasta örneğin memesinde bir kitle fark eder, doktora gider. Yapılan biyopsi sonucu alınan doku bize gelir. Biz bu dokuyu mikroskopta inceler, hücreleri analiz eder ve eğer tümör varsa türünü, derecesini raporlarız. Bu rapor doktorlara ulaşır ve hastanın tedavi planı bu bilgiler doğrultusunda hazırlanır." "Kanserde erken teşhis hayat kurtarır" Uz. Dr. F. Selin Görücü, kanserle mücadelede erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayarak, "Kanser günümüzde korkulacak bir hastalık olmaktan çıktı. Yeni tedavi yöntemleri ile bu hastalıktan kurtulmak mümkün. Ancak bu durum erken tanı alması ile mümkün olabiliyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın düzenli olarak kanser taramaları yaptırmaları büyük önem taşıyor" dedi.
22 Ağustos 2025 Cuma - 20:12
SATKOF, Çin heyetini ağırladı
Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yılı kapsamında sağlık diplomasisi ve sağlık turizmi alanlarında önemli bir adım atıldı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF), Çin Halk Cumhuriyeti heyetinden Müsteşar Meifen Zhou ve Basın ve Halkla İlişkiler Müsteşarı Wei Sun’u Ankara’daki genel merkezinde ağırladı. Görüşmede Türkiye ile Çin’in tarihİ İpek Yolu’ndan günümüze uzanan kadim bağları ve gelişen ticari ilişkileri masaya yatırıldı. Taraflar, sağlık turizmi ve medikal yatırımlar başta olmak üzere birçok alanda iş birliğini geliştirme konusunda görüş birliğine vardı. Türkiye-Çin dostluğunun güçlendirilmesi, sağlık turizmi, medikal yatırımlar ve kültürel diplomasi ekseninde yeni iş birlikleri, üniversiteler, araştırma kurumları ve sektör temsilcileriyle ortak projelerin geliştirilmesi, 2025 yılı etkinlikleri kapsamında ortak organizasyonların düzenlenmesi başlıklarının öne çıktığı toplantıda Çin heyeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanı’nın da katılacağı resmi etkinlikler kapsamında SATKOF’u Çin’e davet etti. Toplantıda ayrıca haziran ayında kutlanacak olan Dragon Boat Year etkinlikleri çerçevesinde ilan edilen "Sağlık Yılı" kapsamında ortak projelerin geliştirilmesi için ilk adımlar atıldı. Görüşmenin ardından açıklama yapan SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, "Türkiye ile Çin arasında sağlık diplomasisi alanında kurulan bu köprü, yalnızca iki ülkenin değil, bölgesel ve küresel iş birliklerinin de önünü açacaktır. Kadim kültürel bağlarımızı sağlık ve turizm alanındaki ortak vizyonla birleştirerek yeni projelere imza atacağız" diye konuştu.
22 Ağustos 2025 Cuma - 14:47
Tatvan Devlet Hastanesi’nde OCT cihazı hizmete girdi
BİTLİS (İHA) – Tatvan Devlet Hastanesi’ne getirilen Optik Koherens Tomografi (OCT) cihazı hizmete alındı. Bitlis’in Tatvan Devlet Hastanesinde Optik Koherens Tomografi (OCT) cihazı hizmete alındı. Bu yeni cihaz sayesinde retina ve optik sinir hastalıklarının tanı ve takibinde ileri görüntüleme imkânı sağlanıyor. Günde ortalama 50 hasta OCT muayenelerinden faydalanarak çevre illere gitmekten kurtuluyor. Özellikle glokom, diyabetik retinopati, sarı nokta hastalığı ve retina yırtıkları gibi rahatsızlıkların erken tanısında cihazın kritik bir rol oynadığı belirtiliyor. Cihazla ilgili yazılı bir açıklama yapan Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Serhat Göçüncü, "Vatandaşlarımız artık ileri tetkikler için çevre illere gitmek zorunda kalmayacak. Modern tıbbın imkânlarını halkımızla buluşturmaktan mutluyuz" ifadelerini kullandı. Hastane yönetimi, bu önemli hizmetin kazandırılmasındaki katkılarından dolayı Bitlis İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Gökhan Güzeltaş’a teşekkür etti.
22 Ağustos 2025 Cuma - 13:36
Bayburt’ta ilk kez yapılan boyun omuru operasyonu başarıyla gerçekleştirildi
Boyun omurlarındaki daralma nedeniyle omurilik sıkışması yaşayan bir hasta, Bayburt Devlet Hastanesinde ameliyat edildi. Bayburt’ta ilk defa gerçekleştirilen C3-4-5-6 lateral mass vidası yerleştirmesi ve C3-4-5 total laminektomi operasyonu, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. Aziz Kaan Erçandırlı tarafından başarılı bir şekilde yapıldı. Daha önce farklı bir yerde boyun fıtığı ameliyatı olan hasta, belli başlı şikayetlerle Bayburt Devlet Hastanesine başvurdu. Yapılan değerlendirme sonucunda hastanın boyun omurlarının içinden geçen omurilik kanalının daralması tespit edilerek, ameliyat kararı verildi. Op.Dr. Aziz Kaan Erçandırlı ve ekibi Bayburt’ta ilk defa gerçekleştirilen, iki aşamalı bir cerrahi müdahale olan lateral mass vidası yerleştirilmesi ile total laminektomi operasyonunu başarıyla tamamladı. Operasyon sırasında, omuriliğe baskı yapan kemikler total laminektomi işlemiyle çıkarılırken, omurganın sabit kalmasını sağlamak amacıyla omurların yan kısımlarına vida yerleştirildi. Gerçekleştirilen operasyonla, omurilik baskısı ortadan kaldırıldı, omurga sabit hale getirildi.
22 Ağustos 2025 Cuma - 12:56
Uzmanlardan sıcak uyarısı
Mardin’in Midyat İlçe Sağlık Müdürü Uzman Dr. Kenan İlkay Alp ve Aile Hekimi Uzman Dr. Ali Çiftçioğlu, sıcak hava konusunda uyarılarda bulundu. Uzmanlar özellikle yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olanlar için sıcakların risk teşkil ettiğini dile getirdi. Uzman Dr. Ali Çiftçioğlu, küresel ısınmanın etkisi ile birlikte artan hava sıcaklıklarının özellikle 65 yaş üstü yaşlı bireyler ve yatağa bağımlı hastalar için ciddi sağlık riskleri oluşturabildiğini söyledi. Çiftçioğlu, "Bu gruptaki kişilerde vücut ısısının dengelenmesi güçleşir ve sıvı kaybı hızla artar, bu nedenle dikkatli olunması hayati önem taşır, bu gruptaki hastalarda muhtemel riskler şunlardır; aşırı sıcaklardan ötürü yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, halsizlik ve bayılma yaşanabilir. Yeterli sıvı alınmaması dehidratasyon dediğimiz tansiyon yüksekliğine veya düşüklüğüne, böbrek fonksiyonların bozulmasına neden olabilir. Kalp, tansiyon, şeker ve solunum hastalıkları sıcak havalarda daha da ağırlaşabilir, yatağa bağımlı hastalarda artan terlemeye bağlı olarak pişik ve basi ayarlarında gelişme riski artar, bu gruptaki hastalarımızın bol sıvı alımı sağlaması lazım. Terlemeyi azaltacak kıyafetler tercih edilmeli. Sıkmayan hafif ve pamuklu giysiler giyilmeli. Gün içinde sık sık nabız tansiyon ve bilinç durumunu kontrol edilmeli. Unutmayın yaşlı ve yatağa bağlı hastalarda sıcak havalar ölümcül riskler oluşturabilir, küçük önlemlerle büyük sorunların önüne geçilebilir’’ dedi. Midyat İlçe Sağlık Müdürü Uzman Dr. Kenan İlkay Alp ise sıcak havalarda özellikle yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte nem oranları ve sıcaklık artışları olmakta ve bunun insan sağlığı üzerine çok büyük risk teşkil ettiğini söyledi. Alp, "Özellikle hassas gruplar dediğimiz kronik hastalıklar, yaşlılar, gebeler, bebekler ve çocuklar sıcaklık artışlarında çok büyük risk altında bulunmaktadır. Bizim önerilerimiz şunlar olabilir sıcak hava şartlarında ve sıcaklığın artmasında gün içerisinde alınan sıvı tüketiminin artırılması güneşin zararlı etkilerinden korunmak için önlem almak serin ortamlarda kalmaya özen göstermek hafif ve dengeli beslenmek ve fiziksel aktiviteleri özellikle sabah ve akşam saatleri olmak üzere günün daha serin saatlerinde yapılmalıdır" diye konuştu.
22 Ağustos 2025 Cuma - 12:55
"Uyku apnesi kalp krizi ve inme riskini artırıyor"
Uyku apnesinin birçok hastalığın temel nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Liv Hospital Samsun Kulak Burun Boğaz Kliniği’nden Opr. Dr. Yunus Karadavut, "Kuvvetli baş ağrısı, cinsel isteksizlik, iktidarsızlık, kalp krizi, inme, depresyon gibi problemler uyku apnesinin neden olabileceği sıkıntılar arasındadır. Bunlar çok ciddi sorunlar olduğu için mutlaka böyle şikâyetleri olan kişilerin uyku apnesi yönünden testler yaptırması, uzman doktorları ziyaret etmesi gerekmektedir" dedi. Dünya Uyku Günü dolayısıyla uyku apnesi hakkında bilgilendirmede bulunan Liv Hospital Samsun Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, hastalığın en önemli belirtisinin horlama olduğuna dikkat çekerek "Bazen yan odalarda uyuyanlar bile hastanın uyku apnesi durumunu anlayabilir. Kişinin uyurken solunumunun durmasını ise yanında yatan kişi fark eder. Uyku apnesi belirtilerinden bir diğeri ise gündüz uyuklama durumudur. Hasta gece boyunca bahsedilen uykuda nefesin durması, horlama gibi faktörler yüzünden uyku düzenini kaybeder. Hasta sabah kalktığında yorgun ve bitkin bir şekilde kalkacaktır. Kaliteli uyku olmadığı için de hasta gündüz uyuklama halindedir" diye konuştu. "İşte ve okulda performans sorununa yol açar" Opr. Dr. Yunus Karadavut, uyku apnesinin sebep olduğu problemler hakkında şu bilgileri paylaştı: "Uyku apnesi yaşayan hasta; uykusunu yeterli ve düzenli alamadığı için sabah kalktığı zaman ciddi bitkinlik, yorgunluk hali yaşar. Hasta uykusunu tam alamaz, buna bağlı olarak sinirli olma, konsantre olamama durumlar da kendini gösterir. Ciddi baş ağrısı yakınmaları vardır, gece boyunca sık sık idrara çıkma söz konusudur. Uygunsuz yerlerde uyuma vardır, bu da hastanın iş ve okul performansını ciddi oranda azaltır." "Tedavide yüksek hava basıncı uygulanabilir" Uyku apnesinde tedavi yollarına değinen Opr. Dr. Karadavut, "Uyku apnesi birçok hastalığın temel nedenlerinden biridir. Kuvvetli baş ağrısı, cinsel isteksizlik, iktidarsızlık, kalp krizi, inme, depresyon gibi problemler uyku apnesinin neden olabileceği sıkıntılar arasındadır. Bunlar çok ciddi sorunlar olduğu için mutlaka böyle şikâyetleri olan kişilerin uyku apnesi yönünden testler yaptırması, uzman doktorları ziyaret etmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, uyku apnesi tedavisi olmayan bir hastalık değildir. Yüksek derecede uyku apnesi için pozitif hava basıncı tedavisi uygulanmaktadır. Yukarıda bahsedilen belirtileri taşıyan kişilerin mutlaka kulak burun boğaz konusunda uzmanlaşmış kişilere görünmeleri gerekmektedir" diye konuştu. "Bu hastalıklar uyku sorunlarına yol açıyor" Uyku sorunlarına yol açan hastalıklara dikkat çeken Opr. Dr. Karadavut, "Depresyon ve kaygı bozuklukları; astım ve akciğer hastalıkları; kalp yetmezliği, kronik böbrek yetmezliği, fibromiyalji, parkinson, MS, kas hastalıkları ve ALS gibi bazı hastalıklar farklı tiplerde uyku sorunlarına yol açabilmektedir. Bunun dışında, Covid-19 hastalarında uyku apne riski yüksek bulunan vakalarda klinik seyrin, düşük riskli gruba göre 2 kat daha ağır geçtiği gözlemlenmiştir. Uyku apne tanı ve tedavisinin daha etkin bir şekilde yapılmasıyla bu risklerin de azaltılabileceği kanısındayız" şeklinde konuştu. "Bu belirtilerde hemen doktora başvurun" Hangi belirtilerde doktora başvurulması gerektiğine de değinen Opr. Dr. Karadavut, "Uykuya dalmakta zorluk, nedensiz şekilde sık uyanma, sabah çok erken saatte uyanıp bir daha uyuyamama, gece en az 1 kez tuvalet ihtiyacıyla uyanma, uykuda terleme, uykuda sık pozisyon değiştirme veya sık hareket etme, sabah dinlenmemiş ve yorgun uyanma, gündüz yorgunluğu, gün içinde uyku ihtiyacı veya uyuklama, zihinsel aktivitelerde giderek bozulma, normal beslenmeye karşın giderek kilo alma, sebepsiz mizaç bozuklukları, sinirlilik ve gerginlik gibi önemli problemler olduğunda mutlaka bir doktora başvurulmalıdır" diyerek sözlerini noktaladı.
22 Ağustos 2025 Cuma - 12:27
Muratpaşa’dan sağlıklı yaşam desteği
Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin ücretsiz diyetisyenlik hizmeti, yalnızca obeziteyle mücadele edenlere değil; kolesterol, diyabet, tiroid ve tansiyon gibi kronik rahatsızlıkları bulunan vatandaşlara da kişiye özel hazırlanan beslenme programlarıyla sağlıklı yaşamın kapılarını aralıyor. "Sağlıklı Muratpaşa Hareketi" kapsamında sunulan hizmetten bu yıl 2 bin 336 kişi faydalandı. Daha çok kilo vermek isteyenler tarafından tercih edilen diyetisyenlik uygulamaları, kronik rahatsızlıkları bulunan hastalar tarafından da yoğun ilgi görüyor. Diyetisyenler, ilçe sakinlerinin sağlık durumlarına uygun kişiye özel diyet programları hazırlıyor ve belirli periyotlarla takiplerini gerçekleştiriyor. Belediyenin uzman diyetisyenleri yalnızca beslenme planı hazırlamakla kalmıyor. Yağ, kas, sıvı, iç yağlanma ölçümleri ve vücut kitle indeksi analizleriyle vatandaşların düzenli takibini sağlıyor. Böylece bireyler hem mevcut sağlık durumlarını yakından takip edebiliyor hem de hedeflerine uygun bir yol haritası oluşturabiliyor. Yoğun ilgi gören diyetisyenlik hizmeti, ilçe genelinde hastalıkların önlenmesine, mevcut rahatsızlıkların ilerlemesinin engellenmesine ve yaşam kalitesinin artırılmasına önemli katkılar sağlıyor.
22 Ağustos 2025 Cuma - 12:15
Gezi teknesinde rahatsızlanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden gezi teknesinde rahatsızlanan vatandaş Sahil Güvenlik ekipleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Fethiye ilçesi açıklarında seyreden gezi teknesinde rahatsızlanan vatandaş içen yapılan yardım çağrısı sonrası bölgelerde bulunan Sahil Güvenlik botu vatandaşı kıyıda bekleyen 112 ambulans ekibine teslim etti.
22 Ağustos 2025 Cuma - 11:59
Diyarbakır’da iki hastanın biyonik kulak ameliyatı yapıldı
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde işitme kaybı yaşayan iki hastaya biyonik kulak (koklear implant) ameliyatı başarıyla yapıldı. Ameliyatı hastanenin Kulak Burun Boğaz Uzmanları Op. Dr. Enes Sırma ve Op. Dr. Müslüm Ayral gerçekleştirdi. Takılan cihaz sayesinde hastaların yeniden duymaya başlaması hedefleniyor. Biyonik kulak ameliyatı, normal işitme cihazlarının fayda göstermediği ileri derecedeki işitme kayıplarında uygulanıyor. İç kulağa yerleştirilen bu özel cihaz, sesleri doğrudan işitme sinirine ileterek hastaların yeniden duymasını sağlıyor. Diyarbakır’da bu ameliyatın yapıldığı tek kamu hastanesi Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Uzmanlar, biyonik kulak ameliyatlarının işitme kaybı yaşayan kişilerin hem günlük yaşamını kolaylaştırdığını hem de sosyal hayata katılımını artırdığını söylüyor.
22 Ağustos 2025 Cuma - 11:12
Zeytin yaprağında bulunan güçlü antioksidan ile böbrek hasarını önlemeyi hedefliyorlar
Karabük Üniversitesinde yürütülen TÜBİTAK destekli projeyle, zeytin yaprağında bulunan güçlü antioksidan "hidroksitirozol"ün diyabete bağlı böbrek hasarını önleyici etkileri dünyada ilk kez test edilecek. Türkiye’de ve dünyada hızla artan diyabet vakaları, oluşturduğu kalıcı komplikasyonlarla halk sağlığını tehdit ediyor. Bu komplikasyonlardan biri olan diyabetik nefropati (böbrek hasarı), yaşam kalitesini düşürürken ilerleyen evrede hastaları diyalize mahkûm edebiliyor. Karabük Üniversitesi öğretim üyelerinin yürüttüğü ve TÜBİTAK 1002 Hızlı Destek Programı tarafından desteklenen "Pinealektomili Ratlarda STZ ile İndüklenen Diabetik Nefropati Üzerine Hidroksitirozolün Terapötik Rolü: Oksidatif Stres, İnflamasyon ve SIRT-1 Üzerine Etkisi" başlıklı proje, zeytin yaprağında bulunan hidroksitirozol bileşiğinin bu hasara karşı koruyucu etkilerini ortaya koymayı hedefliyor. Projenin yürütücülüğünü Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan Dr. Öğr. Üyesi Derya Çınar, araştırmacılığını ise Tıp Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Eyüp Altınöz, Dr. Öğr. Üyesi Feyza Başak ve Dr. Öğr. Üyesi Tansu Kuşat üstleniyor. Literatürde daha önce benzeri yapılmamış bu çalışma, diyabet kaynaklı böbrek hasarına karşı yeni bir koruyucu maddenin varlığını test edecek. Projenin yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Derya Çınar söz konusu araştırmanın literatürde önemli bir ilk olduğunu dile getirerek şunları söyledi: "Halk arasında şeker hastalığı olarak da bilinen diyabet hastalarında böbrek hasarı üzerine bir çalışma planladık. Burada ‘hidroksitirozol’ün etkilerini araştıracağız. Amacımız tedaviye yardımcı yeni bir koruyucu madde bulmak. Sıçanları deneysel olarak diyabetik hale getirip böbrek dokularında bu maddenin iyi gelip gelmediği üzerine araştırma yapacağız. Araştırmamız kendi alanında tek." "Zeytin yaprağındaki hidroksitirozol, diyabetik böbrek hasarına karşı umut olabilir" Projede görev alan Prof. Dr. Eyüp Altınöz, diyabetin dünya genelinde en hızlı yayılan kronik hastalıklardan biri olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Diyabet özellikle ilerleyen yaşlarda ortaya çıkıyor. Bu dönemde, vücudun önemli koruyucu hormonlarından melatonin salgılayan pineal bez küçülüyor ve koruyucu etki azalıyor. Deney hayvanlarında pineal bezi çıkararak başlayacak, ardından diyabet modeli oluşturacağız. İlk kez zeytin yaprağındaki hidroksitirozolü bu kapsamda deneyeceğiz. Böbrekler üzerinde koruyucu etkisi olup olmadığını ortaya koymayı hedefliyoruz." Altınöz, bu etkinin kanıtlanması halinde hidroksitirozolün melatonin ve diğer antioksidanlar gibi eczane raflarında yer alabileceğini, ayrıca Türkiye’nin zeytin üretim potansiyeli sayesinde ekonomik katkı sağlayabileceğini ifade etti. "Alternatif değil, destekleyici tedavi" Prof. Dr. Altınöz, çalışmanın mevcut tedavilerin yerine geçmeyeceğini, destekleyici bir alternatif yöntem olarak değerlendirileceğini vurguladı: "Diyabet hastalarına biliyorsunuz zaten hastanelerde belirli bir tedavi protokolü uygulanıyor. Biz burada alternatif tıp dediğimiz tedavi olarak bunu önereceğiz. Yoksa ‘diğer ilaçları bırakın, sadece bunu kullanın’ şeklinde değil. Buradaki böbrek hasarının ilerlemesini özellikle durdurma ihtimalini biz alternatif tedavi olarak insanlara duyurmuş olacağız." Biyokimyasal analizler Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Araştırma Laboratuvarı’nda, histopatolojik analizler ise Histoloji Araştırma Laboratuvarı’nda yapılacak. Proje sonuçlarının uluslararası akademik dergilerde yayımlanarak bilim dünyasına katkı sağlaması ve uzun vadede yeni alternatif tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine öncülük etmesi bekleniyor.
22 Ağustos 2025 Cuma - 11:10
İşitme kaybı yaşamı kaosa sürükleyebiliyor
İşitme kayıplarının nörolojik ve psikolojik sorunlara neden olarak yaşamı kaosa sürükleyebildiğini belirten Si-Ser İşitme Cihazları Yönetim Kurulu Başkanı, Pedeakustiker, Nöro-M Uzmanı Mehmet Emin Ağaç, "İşitme kayıpları hayattan kopmalar ve içsel fırtınalarla genel sağlığı bozabilir" dedi. Dünyaya açılan beş kapıdan biri olan işitme duyusunun yaşam kalitesinin korunması için hayati öneme sahip olduğuna dikkat çeken Nöro-M Uzmanı Mehmet Emin Ağaç, "İşitme yetimizin zayıflaması, yalnızca iletişim becerilerimizi değil, genel sağlığımızı ve sosyal yaşamımızı da derinden etkileyebilir. İşitme kaybı, ihmal edildiği takdirde sosyal, psikolojik ve fizyolojik açıdan yaşamı bir kaosa sürükleyebilir. İşitme kaybı, bireyin çevresiyle olan etkileşimini kısıtlayarak sosyal izolasyona yol açabilir. Bir akşam yemeği masasında herkes neşeyle konuşurken, bir kişinin söylenenleri anlayamadığı için kenarda oturup sessiz kaldığını düşünün. Bu tür durumlar, zamanla kişinin sosyal bağlarını zayıflatabilir. Örneğin çekingenlik ve özgüven kaybı, davranışsal bozukluklar ve sosyal aktivitelerden uzaklaşmalar yaşanabilir" diye konuştu. İşitme kayıpları psikolojik, fizyolojik ve sosyal sorunlara neden oluyor İşitme kaybının sosyal hayattan kopmalara neden olabildiğinin altını çizen Nöro-M Uzmanı Mehmet Emin Ağaç, "İşitme kaybı yalnızca sosyal yaşamı değil, bireyin iç dünyasını da derinden etkiler. Zihinsel ve duygusal dengeleri sarsarak ciddi psikolojik sorunlara ve içsel fırtınalara yol açabilir. Kaygı, endişe, düşük özgüven, depresyon ve anksiyete gibi olumsuzluklar yaşanabilir. İşitme kaybı, sadece zihinsel ve sosyal etkilerle sınırlı kalmaz; ihmal edildiğinde ciddi fizyolojik sorunlara da yol açabilir. Vücudun sessiz çığlığı olan işitme kayıpları beyin fonksiyonlarında gerileme, denge problemleri ve düşme riski, kronik yorgunluk, kalp ve damar sağlığı bozukluklarına yol açabilir" şeklinde uyarılarda bulundu. "Si-Ser’le hayata dahil ol" "İşitme kaybı, sinsice ilerleyen bir sağlık sorunudur ve ihmal edilmesi durumunda daha büyük problemlere yol açabilir" diyen Nöro-M Uzmanı Mehmet Emin Ağaç, şu uyarıları yaptı: "İşitme kaybını erken teşhis etmek, hem bireysel sağlığı korumak hem de yaşam kalitesini artırmak için hayati öneme sahiptir. Si-Ser İşitme Merkezleri’mizde, işitme testleri ve danışmanlık hizmetlerini ücretsiz olarak sunarak bireylerin bu süreçte desteklenmesine katkı sağlıyoruz. Düzenli olarak yaptıracağınız işitme testleri sayesinde bu sorunu erken dönemde fark edebilir, hem işitme sağlığınızı hem de genel sağlığınızı kontrol altına alabilirsiniz. İşitme kaybı, yalnızca bir iletişim sorunu değil; bireyin psikolojik, sosyal ve fizyolojik sağlığını etkileyen çok yönlü bir problemdir. İşitme kaybına karşı farkındalık geliştirmek, düzenli kontroller yaptırmak ve erken müdahalede bulunmak, yaşam kalitesini korumak adına kritik öneme sahiptir. Unutmayın, işitme sağlığınıza göstereceğiniz özen, genel sağlığınızı ve mutluluğunuzu olumlu yönde etkiler."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder