Son Dakika
|
Kuyumcukent AVM’de 20 milyonluk soygun
ABD Başkanı Trump: "İran’la görüşebilirim"
Esenler’de İBB şantiyesinde yangın: 3 konteyner zarar gördü
Esenler’de 4 katlı binanın çatısı alev alev yandı
Teknik direktör Engin Fırat son yolculuğuna uğurlandı
İran Ordusu, Hayfa’daki petrol ve gaz rafinerisi ile yakıt depolarını hedef aldı
Niğde’deki patlamanın boyutu gün ağarınca ortaya çıktı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Fransa’da
Laricani: "Hürmüz Boğazı ya barış ya da savaş kışkırtıcıları için yenilgi boğazı olacak"
Esenler’de 4 katlı binanın çatısı alev alev yandı
Teknik direktör Engin Fırat son yolculuğuna uğurlandı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
SAĞLIK
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı
10 Mart 2026 Salı - 16:08:13
Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve solunum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik. Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu" dedi. Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Dr. Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimiz de rahat şu aşamada" diye konuştu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı" dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibarıyla sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 16:02
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı
Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek hasta odaklı tedavilerine bir yenisini daha ekledi. Kentte sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve sonum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi, ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik’’ dedi. Dr. Eray, "Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu." Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimizde rahat şu aşamada." Dedi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı." dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibariyle sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz." dedi.
10 Mart 2026 Salı - 14:41
Türkiye’de 10 milyon kişi böbrek hastalığı riski altında
Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu söyledi. Dünya Böbrek Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen; Türkiye’de kronik böbrek hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, organ bağışı ve erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı yüzde 16 seviyesine ulaştı. Bu oranın yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirten Türkmen; hastalığın sinsi ve ilerleyici yapısına dikkat çekerek erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini ifade etti. Vatandaşların düzenli sağlık kontrolü yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirten Türkmen; hastalık, böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında hastalar için diyaliz veya organ naklinin hayati seçenekler olduğunu söyledi. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz sistemine dahil olduğunu belirten Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının yaklaşık 3 bin 500 seviyesinde kaldığını ifade etti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha yüksek yaşam kalitesi sunmadığını, aynı zamanda diyalize göre yaşam süresini de anlamlı şekilde uzattığını dile getirdi. Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Türkmen, bağış oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurguladı. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 90’ının kadavradan gerçekleştirildiğini ifade eden Türkmen, Türkiye’de ise bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin yüzde 90’ının canlı donörlerden yapıldığını söyledi. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye’de 5 civarında olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olduğunu dile getirdi. Çapraz nakil sistemi nakil sayısını artırabilir Donör sıkıntısının aşılması için çapraz nakil sisteminin önemine dikkat çeken Türkmen; doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının, nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini söyledi. Yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumsal farkındalığın da artırılması gerektiğini ifade etti. Nakilli annelerin başarı öyküsü Organ naklinin yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığını, aynı zamanda hastalar için yeni bir hayat anlamına geldiğini belirten Türkmen; diyaliz aşamasındaki kadın hastaların anne olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söyledi. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise birçok hastanın sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini ifade eden Türkmen, kliniklerinde nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu belirtti. Türkmen; erken tanı, organ bağışı bilincinin artırılması, nakil sonrası düzenli takip ve merkezlerin sağ kalım oranlarına göre denetlenmesinin Türkiye’nin böbrek sağlığı politikası açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
10 Mart 2026 Salı - 14:29
OMÜ’de kadın kanserlerine yönelik farkındalık etkinliği
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü tarafından kadın kanserlerine yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Etkinlik, Dr. Öğretim Üyesi Şükran Başgöl liderliğinde yürütülen EBE416 Entegre Uygulamaları II dersi kapsamında ve OMÜ Ebelik Topluluğu öğrencilerinin iş birliğiyle gerçekleştirildi. OMÜ Yaşam Merkezi’nde kurulan stantta, kadın kanserleri ve erken tanının önemi hakkında bilgilendirme yapıldı. Etkinlik kapsamında özellikle meme kanseri, serviks kanseri ve diğer jinekolojik kanser türleri hakkında farkındalık oluşturmayı amaçlayan eğitimler verildi. Katılımcıların kanser taramaları konusunda doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmalarını desteklemek amacıyla bilgilendirici broşürler de dağıtıldı. Stantta ayrıca eğitim amaçlı maketler kullanılarak uygulamalı anlatımlar yapılırken, erken tanının hayat kurtarıcı rolü vurgulandı ve düzenli taramaların önemi konusunda bilgilendirme gerçekleştirildi. Etkinlik boyunca OMÜ öğrencileri ile Yaşam Merkezi’ni ziyaret eden personel bilgilendirme standına yoğun ilgi gösterdi. Ebelik öğrencileri etkinlik sayesinde mesleki bilgi ve becerilerini toplum yararına kullanma fırsatı bulurken, toplum temelli sağlık eğitimine de katkı sundu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Mart 2026 Salı- 10:20
Op. Dr. Karagözoğlu: "Sünnet, uzman hekimler tarafından yapılmalı"
2
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
3
09 Mart 2026 Pazartesi- 13:25
Boğazına şeker kaçan 3 yaşındaki çocuk, Heimlich manevrasıyla kurtarıldı
4
09 Mart 2026 Pazartesi- 11:44
Denizli Devlet Hastanesinde işleyiş normal bir şekilde devam ediyor
5
09 Mart 2026 Pazartesi- 11:55
50-70 yaş arasında tarama, kolon kanserini önleyebilir
13 Şubat 2026 Cuma - 11:41
Psikolog Karaçiçek: "Sevdiğiniz insan hayatınızın tamamı olmamalı"
Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, ilişkide sevdiğiniz kişinin hayatınızın tamamı olmaması gerektiğini belirterek, "Tüm planlarınızı ona göre yapmak, her şeyi onun üzerine kurmak zamanla sizi tüketir" dedi. Yoğun iş temposu, artan stres, iletişimin büyük ölçüde dijital ortama taşınması ve insanların birbirine ayırdığı zamanın azalması, çiftler arasında duygusal kopukluklara neden olabiliyor. Bu durum zamanla karşılıklı anlayışı azaltıp tahammülsüzlüğü artırırken, küçük sorunlar bile büyük tartışmalara dönüşebiliyor. Teknolojinin gelişmesi, tüketimin artması ve toplumsal yapının değişmesi ilişkileri yürütmeyi her geçen gün daha zor hale getiriyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, bazen küçük görünen hataların zamanla büyük sorunlara dönüşebildiğini söyleyerek, "İlişkilerde mutluluğun anahtarı ise iletişim, anlayış ve karşılıklı saygıdır" dedi. Klinik Psikolog Karaçiçek, çiftlerin en sık yaptığı 10 büyük hatayı şu şekilde sıraladı: Partneri hayatın merkezine koymak İlişkide sevdiğiniz insan elbette çok değerlidir, ancak hayatınızın tamamı olmamalıdır. Tüm planlarınızı ona göre yapmak, her şeyi onun üzerine kurmak zamanla sizi tüketir. Bu durum ilişkinin dengesini de bozar. İlişki, hayatı tamamlayan güzel bir parçadır; hayatın tek amacı haline gelmesi sağlıklı değildir. Sürekli haklı olmaya çalışmak Hayatta her zaman haklı olmak imkansızdır. Ancak bazı kişiler ilişkilerinde her tartışmada üstün çıkmaya çalışır. Bu tutum zamanla ilişkinin dengeli ve eşit yapısını bozar. İnsanlar bazen haklı olmayı o kadar önemser ki mutlu olabilecekleri anları kaçırırlar. Unutmayın, ilişkilerde çoğu zaman tek bir doğru yoktur. Gerektiğinde özür dilemekten kaçınmayın; çünkü özür dilemek zayıflık değil, olgunluk göstergesidir. Aşırı kıskançlık Kıskançlık, kontrolsüz hale geldiğinde ilişkiyi yıpratan ciddi bir probleme dönüşebilir. Sürekli hesap sormak, partnerin telefonunu kontrol etmek, kimlerle görüştüğünü sorgulamak ve sosyal çevresini kısıtlamak zamanla güven duygusunu yok eder. Aşırı kıskançlık, sevginin değil güvensizliğin göstergesidir ve ilişkinin sağlıklı ilerlemesini engeller. Kişiyi değiştirmeye çabalamak Sürekli partnerinizi değiştirmeye çalışmak, ilişkiyi yoran ve çıkmaza sokan bir davranıştır. Üstelik kişi istemedikten sonra onu zorla değiştirmek mümkün değildir. Burada önemli nokta şudur: Partnerinizin davranışı size veya çevresine zarar veriyor mu? Eğer zarar vermiyorsa, onu değiştirmeye çalışmak haksızlık olabilir. Her şeyi birlikte yapmak Birlikte vakit geçirmek güzel olsa da her anı beraber geçirmek sağlıklı değildir. Bu durum bağlılık gibi görünse de aslında zamanla bağımlılığa dönüşebilir. Sağlıklı bir ilişkide her iki tarafın da kendi alanının olması da gerekir. Kişinin arkadaşlarıyla vakit geçirmesi, ailesine zaman ayırması ve hobilerini sürdürmesi ilişkiyi güçlendirir. Dijital dünyaya aşırı zaman ayırmak Günümüzde ilişkilerde en sık yaşanan problemlerden biri, taraflardan birinin sürekli telefon ya da bilgisayarla meşgul olmasıdır. Eve gelir gelmez telefona sarılmak, birlikte vakit geçirirken bile sosyal medyadan kopamamak ya da "kafamı dağıtıyorum" diyerek saatlerce oyun oynamak, gerçek iletişimi zayıflatır. Ayrıca sosyal medyada görülen "kusursuz hayat" paylaşımları çoğu zaman gerçeği yansıtmaz. İnsanlar bu sahte mutlulukları kendi ilişkileriyle kıyasladığında, gereksiz sorgulamalar ve memnuniyetsizlikler başlayabilir. Çok kırıcı tartışmalar Tartışmalar her ilişkide olur ancak tartışma şekli çok önemlidir. Bağırmak, hakaret etmek, küçümsemek ya da kişinin değerlerine saldırmak ilişkide en büyük yaraları açar. Sorun konuşulurken kişiliğe değil, davranışa odaklanmak gerekir. Öfke kontrolü ve yapıcı bir dil kullanmak ilişkiyi koruyan en önemli unsurlardandır. Gerçekçi olmayan beklentiler Bazı kişiler geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarını farkında olmadan ilişkiye taşır. Oysa herkesin sevgisini hissettirme kapasitesi farklıdır. Karşınızdaki kişiden sadece verebileceği kadarını beklemek gerekir. Geçmişe takılı kalmak Bazı insanlar geçmişte yaşanan olayları unutamaz ve sürekli gündeme getirir. Oysa eski sorunları tekrar tekrar açmak, ilişkiye zarar verir. Elbette hatalardan ders almak önemlidir. Ancak geçmiş affedildiyse sürekli hatırlatmak ilişkiyi yıpratır. Sorunların üstünü kapatmak Sorunları yok saymak ya da içine atmak çözüm getirmez. Aksine zamanla küçük kırgınlıklar büyür ve daha büyük problemler haline gelir. Rahatsız olduğunuz konuları doğru zamanda, sakin bir şekilde ve kırıcı olmadan dile getirmek önemlidir. Duygularınızı paylaşmak, iletişimi güçlendirir ve ilişkinin sağlıklı şekilde ilerlemesine yardımcı olur.
13 Şubat 2026 Cuma - 11:25
Dr. Öztürk, çocukluk çağı kanserlerinde erken teşhisin önemine dikkat çekti
Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk, çocukluk çağı kanserlerinin dünyada ve ülkemizde her yıl binlerce çocuğun hayatını etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ve bu konuda erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı. Öztürk, çocukluk çağı kanserlerinin yetişkinlere göre daha nadir görülmesine rağmen, birçok ülkede çocuklarda hastalığa bağlı ölümlerin önde gelen nedenleri arasında yer aldığını anımsattı. Öztürk, " Yetişkinlerde en sık meme, prostat, akciğer ve kolorektal kanserler görülürken; çocuklarda en sık görülen kanser türleri; lösemiler, merkezi sinir sistemi tümörleri ve lenfomalardır. 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanseri Günü çocukluk çağı kanserlerine dikkat çekmek, erken teşhisin önemini vurgulamak, aileleri bilgilendirmek ve kanserle mücadele eden çocuklar ile ailelerine destek olmak amacıyla dünya genelinde çeşitli etkinliklerle anılmaktadır. Son yıllarda çocukluk çağı kanserlerinin tanı ve tedavisinde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Modern kemoterapi protokolleri, hedefe yönelik tedaviler, cerrahi ve radyoterapi yöntemlerinin etkin şekilde kullanılması sayesinde sağ kalım oranları belirgin biçimde artmıştır. Özellikle akut lösemilerde beş yıllık sağ kalım oranlarının yüzde 80’in üzerine çıkması, bu alandaki ilerlemelerin en önemli göstergelerindendir. Çocukluk çağı kanserlerinin büyük çoğunluğu önlenebilir değildir ve bu yaş grubuna yönelik rutin bir tarama programı bulunmamaktadır. Bu nedenle erken tanı; belirtilerin fark edilmesi ve zamanında sağlık kuruluşuna başvurulmasıyla mümkündür. Uzun süren halsizlik, solukluk, nedeni bilinmeyen morluk ve kanamalar, iştahsızlık ve kilo kaybı, lenf bezlerinde şişlik, kemik ve eklem ağrıları, uzun süren ateş, görme değişiklikleri ve şiddetli baş ağrıları gibi bulgular dikkatle değerlendirilmelidir. Bu belirtiler farklı hastalıklarda da görülebilmekle birlikte, süreklilik göstermesi hâlinde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi.
13 Şubat 2026 Cuma - 11:14
Jandarmadan Alaşehir’de toplu sigarayı bırakma adımı
MANİSA (İHA) – Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 9 Şubat Dünya Sigara Bırakma Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte, Alaşehir İlçe Jandarma Komutanlığı personeli sigarayı bırakmak için ilk adımı attı. Toplu destekle başlatılan kampanya ilçede örnek bir farkındalık hareketine dönüştü. Alaşehir İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından kaymakamlık toplantı salonunda düzenlenen etkinliğe İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Fatma Seven de katıldı. Etkinlik kapsamında Alaşehir İlçe Jandarma Komutanlığı personeli sigarayı bırakma kararı alarak ilçede örnek bir davranış sergiledi. Jandarma personelinin topluca sigarayı bırakmaya yönelik adım atması, sigara bırakma kampanyasının başlangıcı olarak değerlendirildi. Programda Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Merve Türkan tarafından jandarma personeline sigaranın zararları ve sigarayı bırakmanın faydaları hakkında eğitim verildi. Etkinlik kapsamında karbonmonoksit ölçümleri yapıldı, değeri yüksek çıkan ve sigarayı bırakmak isteyen personel, sigara bırakma polikliniklerine yönlendirildi. Uzm. Dr. Merve Türkan, tütün birimi tarafından ilçe genelinde faaliyet gösteren işletmelerde dumansız hava sahası denetimlerinin sürdüğünü belirterek, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı hakkında da bilgilendirme çalışmaları yapıldığını ifade etti. Halkın yoğun olduğu alanlarda kurulan stantlarda karbonmonoksit ölçümleri gerçekleştirildiği, broşür dağıtıldığı ve tütün ürünlerinin zararları hakkında vatandaşlara bilgi verildiği kaydedildi. Sigara kullanımının kanser, kalp ve damar hastalıkları, akciğer hastalıkları, KOAH, felç ve mide hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalık riskini artırdığını vurgulayan Türkan, özellikle akciğer, dil, gırtlak ve mide kanserleriyle doğrudan bağlantı bulunduğunu söyledi. Tütün ürünlerinin mesane, böbrek, prostat ve rahim ağzı kanserleri için de önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çekildi. Sigara kullananların yaklaşık yüzde 50’sinin sigaraya bağlı nedenlerle hayatını kaybettiği belirtilirken, tütün kullanımının insan sağlığının yanı sıra çevre ve ekonomi üzerinde de ciddi olumsuz etkiler oluşturduğu ifade edildi.
13 Şubat 2026 Cuma - 11:02
Bayburt Devlet Hastanesinde aşırı el terlemesine cerrahi müdahale
Bayburt Devlet Hastanesinde ellerde aşırı terleme şikâyeti bulunan hastalara yönelik ameliyatlar devam ediyor. Aynı şikâyetle hastaneye başvuran iki kuzen, yapılan operasyonla sağlığına kavuştu. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Halil Kolcu tarafından gerçekleştirilen torakal sempatektomi operasyonuyla, el terlemesine neden olan sinirler kapalı ameliyat tekniğiyle etkisiz hale getiriliyor. Hastanede şimdiye kadar 10’u aşkın hastanın ameliyat edildiği, ameliyat sonrası hasta memnuniyetinin yüksek olduğu belirtildi. Operasyon geçiren iki kuzenin terleme sorunundan kurtulduğu ve taburcu edildiği öğrenildi.
13 Şubat 2026 Cuma - 10:41
Karabağlar Yaylası girişinde içme suyu hat yenilemesi yapılıyor
Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Menteşe Orhaniye Mahallesi’nde bulunan Yıldıray Çeltiklioğlu Caddesi’nde 2 bin 700 metre uzunluğunda içme suyu hattı yenileme çalışmalarına başladı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, il genelinde altyapının güçlendirilerek kesintisiz su iletiminin sağlanması yönündeki talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, çalışmalarına Menteşe’de devam ediyor. Menteşe ilçesine bağlı olan Orhaniye Mahallesi’ndeki Kireç Sanayi bölgesi Yıldıray Çeltiklioğlu Caddesi’ndeki 2 bin 700 metre uzunluğundaki içme suyu hattının eski olması ve sürekli arıza vermesi sebebiyle tüm hattın yenileme çalışmalarına başlanıldı. MUSKİ ve Büyükşehir Belediyesi’nin koordineli çalışması Menteşe ilçesinin Orhaniye Mahallesi Yıldıray Çeltiklioğlu Caddesi’nde, zamanla yıpranarak ekonomik ömrünü tamamlayan 2 bin 700 metrelik eski içme suyu hattı, zaman zaman arıza ve bu nedenle su kayıplarına neden oluyordu. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin üstyapı çalışmaları ve çevre düzenlemeleriyle eş zamanlı olarak, MUSKİ tarafından planlı ve koordineli şekilde yürütülen çalışmalar kapsamında mevcut hatlar yenileniyor. Bu sayede, altyapı imalatlarının tamamlanmasının ardından üstyapı için ikinci bir müdahaleye gerek kalmadan bölgedeki önemli bir sorun kalıcı olarak çözüme kavuşturuluyor. Yürütülen yenileme çalışmalarıyla, kullanım ömrünü tamamlayan hatlar devre dışı bırakılarak, daha dayanıklı ve uzun ömürlü yeni içme suyu hatları sisteme dahil ediliyor. Revizyon işlemlerinin tamamlanmasıyla birlikte içme suyunun iletimi daha verimli, güvenli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşuyor. 2 bin 700 metre hat yenilenecek Yapımına başlanan 2 bin 700 metre uzunluğundaki içme suyu hat yenileme çalışmalarıyla; arızalara bağlı su kesintilerinin azaltılması, fiziki ömrünü tamamlamış hatlardan kaynaklanan kayıp ve kaçak oranlarının düşürülmesi ve vatandaşlara kesintisiz, sağlıklı ve güvenli içme suyu ulaştırılması hedefleniyor. Çalışmalar yoğun yağışlara rağmen devam ederken en kısa sürede tamamlanıp vatandaşların hizmetine sunulması bekleniyor.
13 Şubat 2026 Cuma - 10:32
Uzmanından elektronik sigara uyarısı: "Bu likitlerin içerisinde her türlü madde var"
Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım, sigarayı bırakmada alternatif olarak kullanılan elektronik sigara kullanımının vücutta geri dönülemez hasarlara yol açtığını belirterek, "Elektronik sigara, normal tütünden çok daha zararlı. Bu likitlerin içerisinde her türlü madde var" dedi.
13 Şubat 2026 Cuma - 10:29
Görme bozukluğu öğrenmeyi engelliyor
Dış dünyayı algılamamızın en temel yolu olan göz sağlığı, sadece görme becerisini değil; öğrenme kapasitesinden genel vücut sağlığına kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. BURTOM Konur Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Şahan, gözlerin vücudun dış dünyaya açılan pencereleri olduğunu belirterek, düzenli muayenenin önemine dikkat çekti. Çocukluk döneminde görme sisteminin gelişim üzerinde etkili olduğunu ve görme bozukluklarının öğrenmeyi ve düşünce gelişimini engellediğini belirten Uzm. Dr. Şahan, yetişkinlik çağında da göz sağlığının, genel sağlık için kritik bir öneme sahip olduğunu dikkati çekerek, "Göz sağlığımızdaki en ufak bir problem ya da görme becerisinde hafif bir azalma bile yaşam kalitesini ciddi bir şekilde etkileyebilir ve günlük yaşamı zorlaştırabilir" dedi. Öğrenme güçlüğünün arkasında göz bozuklukları olabilir Dr. Betül Şahan, özellikle çocukluk döneminde görme sisteminin gelişim üzerindeki etkisine vurgu yaptı. Şahan, "0-2 yaş arasındaki öğrenmenin yüzde 80’i, sınıf ortamındaki öğrenmenin ise yüzde 75-90’ı görerek gerçekleşir" diyerek çarpıcı veriler paylaştı: "Yapılan araştırmalar, her 100 çocuğun 25’inde öğrenme güçlüğü olduğunu göstermektedir. Öğrenme güçlüğü yaşayan bu çocukların yüzde 75’inde, süreci zorlaştıran görme bozuklukları tespit edilmiştir. Bir çocukta görme sistemi düzgün çalışmıyorsa bu durum çocuğun öğrenme ve düşünce gelişimi için var olan potansiyelini kullanmasını engeller." Göz muayenesi birçok hastalığın erken habercisi Hayat boyunca genetik ve çevresel faktörler ile yaş ve var olan hastalıkların göz sağlığımızı tehdit edebildiğini, bu yüzden düzenli ve kapsamlı göz muayenesinin sağlıklı yaşamın önemli bir parçası olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Şahan, "Tüm göz hastalıklarında erken teşhis, doğru teknolojilerle yapılan kapsamlı bir muayene ile mümkün olmaktadır" diye konuştu. Kapsamlı bir göz muayenesinin sadece göz hastalıklarını değil, vücuttaki birçok sistemik rahatsızlığı da ele verdiğini belirten BURTOM Konur Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Şahan, muayene sırasında şu hastalıkların erken teşhisinin mümkün olabildiğini ifade etti : "Nörolojik Hastalıklar: Alzheimer, Multiple Skleroz (MS), Parkinson ve sinir felçleri. Sistemik Hastalıklar: Şeker hastalığı (Diyabet), hipertansiyon ve bazı kanser türleri. Diğer: Beyin tümörleri, romatolojik hastalıklar ve AIDS gibi bulaşıcı hastalıklar. " Ne sıklıkla muayene olmalıyız? Hiçbir şikayet olmasa dahi rutin kontrollerin aksatılmaması gerektiğini belirten Dr. Şahan, şu takvimi önerdi: "Bebek ve çocuklarda: Yenidoğan dönemi, 3. ay, 1, 3 ve 5 yaşları. Okul çağı ve yetişkinlerde: Yılda en az bir kez. Risk Gruplarında: Doktorun belirleyeceği daha sık aralıklarla." Göz sağlığını korumak için kurallar Dr. Betül Şahan, günlük hayatta uygulanabilecek koruyucu önlemleri şöyle sıraladı: Düzenli Muayene: Gözlük veya lens numaralarınızı güncel tutun. Ekran Molası: 20 dakikada bir 20 saniye boyunca 6 metre uzağa bakarak gözlerinizi dinlendirin. UV Koruması: Güneş gözlüğü takmayı alışkanlık haline getirin. Beslenme: A vitamini, Lutein ve Omega-3 (havuç, ıspanak, balık, ceviz) yönünden zengin beslenin. Zararlı Alışkanlıklar: Sigara içmeyin. Uyku Düzeni: Her gece 7-8 saat uyumaya özen gösterin. Hijyen: Özellikle lens ve kirpik temizliğine dikkat edin. Fiziksel Koruma: Travma riskine karşı koruyucu gözlük kullanın. Doğru Ekipman: Sadece doktorunuzun önerdiği gözlük veya lensi kullanın. Ertelemeyin: En ufak bir şikayette uzman doktora başvurun.
13 Şubat 2026 Cuma - 10:14
Konaklı kadınlar için farkındalık noktaları oluşturuldu
Medicana International İzmir Hastanesi ve Konak Belediyesi işbirliğiyle Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı’na özel bir çalışmaya imza atıldı. Konak’ta 3 farklı noktada kadınlara ulaşan projeyle HPV aşısının önemine ve düzenli PAP smear testi yaptırmanın faydalarına dikkat çekildi. Rahim ağzı kanserine yönelik farkındalık oluşturmak ve bu hastalığa karşı mücadelenin yollarını anlatmak adına Medicana International İzmir Hastanesi ve Konak Belediyesi iş birliğinde kapsamlı bir farkındalık çalışması gerçekleştirildi. ‘Bugün Önlenebiliyorsa Bilim Sayesinde’ başlığıyla rahim ağzı kanserine dikkat çekmek amacıyla Konak Belediyesi’nin Güzelyalı Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Beştepeler Sosyal Tesisleri Semt Merkezi ve Toros Sosyal Tesisi’nde farkındalık alanları oluşturuldu. Sergide; rahim ağzı kanserinin erken teşhis edilerek önlem alınmasını sağlayan PAP smear testini geliştiren Mary Elizabeth H. Papanicolaou ve George Papanicolaou; araştırmalarıyla HPV-kanser ilişkisini ortaya çıkaran Nobel Ödüllü Harald zur Hausen; HPV aşısının geliştirilmesine katkı sunan Ian Frazer, Jian Zhou ve Alexander Meisels isimli bilim insanlarının temsili görselleriyle hastalığa karşı mesaj verildi. Rahim ağzı kanserine karşı oluşturulan farkındalık sergisine sosyal tesislerdeki kreşlere ve kurslara gelen kadınlar büyük ilgi gösterdi. Rahim ağzı kanseri nedir ve nasıl korunulur? Rahim ağzı kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olup büyük oranda Human Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonu ile ilişkilidir. Çoğu zaman erken evrede belirti vermeden ilerleyebilen hastalık, düzenli tarama programları ve koruyucu önlemler sayesinde önlenebilir ya da erken dönemde tespit edilerek başarılı şekilde tedavi edilebilir. Erken yaşta cinsel aktivite, birden fazla partner, sigara kullanımı ve bağışıklık sisteminin zayıf olması risk faktörleri arasında yer alırken, HPV aşısı hastalığa karşı en etkili korunma yöntemlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. PAP smear testi ise rahim ağzı kanserinin erken tanısında kullanılan basit ve ağrısız bir tarama yöntemidir. Rahim ağzından alınan hücre örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi esasına dayanır. Bu test sayesinde kanser öncüsü hücresel değişiklikler henüz kansere dönüşmeden tespit edilebilir ve gerekli tedavi süreci erken dönemde başlatılabilir. Uzmanlar, belirli yaş aralığındaki kadınların düzenli aralıklarla PAP smear testi yaptırmasının hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır.
13 Şubat 2026 Cuma - 10:10
Kanser tedavisinde iştahsızlık ve beslenme yetersizliğine dikkat
Uzman diyetisyen Gamze Gültekin, kanser hastalarında oluşabilecek beslenme yetersizliğine karşı "besin zenginleştirme" yönteminin devreye sokulması gerektiğini söyledi. Besin zenginleştirmenin, yemeği büyütmek değil besleyiciliğini artırmak olduğunu belirten Gültekin, "Amaç az miktarla daha fazla enerji ve protein alımını sağlamaktır. Çorbalara süt, yoğurt, yumurta, baklagil unu eklenmesi gibi yöntemler besin değerini artırır." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Gamze Gültekin, kanser tedavisi sürecinde hastalarda sıkça görülen iştahsızlık, yemeklerden tiksinme ve beslenme yetersizliğine dikkat çekti, doğru beslenmenin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Kanser hastalarının "çok yemek" yerine "doğru ve yeterli besinleri almak" üzerine odaklanması gerektiğini vurgulayan Gültekin, yeterli beslenmenin hastaların kendilerini daha güçlü ve enerjik hissetmelerine yardımcı olduğunu belirtti. Gültekin, "Beslenme, kilo ve kas kaybını önlerken, tedaviye bağlı komplikasyonlarla daha iyi başa çıkmayı ve daha hızlı iyileşmeyi sağlıyor." diye konuştu. Yetersiz beslenmeye dikkat Tedavi sürecinde sık karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin "malnütrisyon" yani yetersiz beslenme olduğunu ifade eden Gültekin, bunun sadece az yemekle sınırlı bir durum olmadığını belirtti. Malnütrisyonun vücutta yağ ve kas kaybına, fonksiyonel kayıplara yol açabilen ciddi bir sağlık sorunu olduğunu söyleyen Gültekin, "Bu durum enfeksiyon riskini artırıyor, bağışıklığı zayıflatıyor ve hastanede yatış süresini uzatabiliyor." dedi. Kanser hastalarının beslenme durumlarının düzenli olarak değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Gültekin, ilk görüşmeden itibaren kas gücü, kilo değişimi, besin tüketimi, ağız ve diş sağlığı, hareket kabiliyeti gibi birçok faktörün dikkate alınması gerektiğini söyledi. Hastalarla yapılan günlük besin tüketim sohbetlerinin kendileri için çok önemli olduğunu belirten Gültekin, eksik kalan enerji ve protein ihtiyacının buna göre planlandığını ifade etti. Tedavilerin olumsuz etkileri olabilir Bazı hastalarda ağızdan beslenmenin zorlaşabildiğini dile getiren Gültekin, bu gibi durumlarda damardan, mide ya da bağırsak yoluyla beslenme seçeneklerinin değerlendirildiğini söyledi. Kemoterapi ve radyoterapinin beslenmeyi olumsuz etkileyen yan etkileri olabildiğini belirten Gültekin, bulantı, kusma, ağız yaraları, ishal ve kabızlık gibi sorunların besin alımını azalttığını kaydetti. Gültekin, bu şikayetlerin mutlaka doktor ve diyetisyenle paylaşılması gerektiğini söyledi. Ağız yaraları olan hastalara yumuşak, ılık ve tahriş etmeyen besinler önerdiklerini belirten Gültekin, çok tuzlu, baharatlı ve asitli gıdalardan uzak durulması gerektiğini söyledi. Gültekin, ishal ve kabızlık durumlarında da beslenmenin mutlaka yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Besin zenginleştirmenin önemi Öte yandan uzman diyetisyen Gültekin beslenme yetersizliğinin önlenmesinde "besin zenginleştirme" yönteminin önemine dikkat çekti. Gültekin, şöyle konuştu: "Zenginleştirmek, yemeği büyütmek değil, besleyiciliğini artırmaktır. Amaç az miktarla daha fazla enerji ve protein almaktır. Çorbalara süt, yoğurt, yumurta, baklagil unu eklenmesi gibi yöntemlerle besin değerleri artırılabilir. Hastamız az yesin ama yediği çok besleyici olsun. Her lokmada enerji, her kaşıkta protein olsun. Küçük eklemeler büyük farklar oluşturur."
13 Şubat 2026 Cuma - 10:03
Obezite bağışıklığı zayıflatıyor: Enfeksiyonlarda risk katlanıyor
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alihan Oral, obezitenin vücutta kronik inflamasyona yol açarak bağışıklık sistemini zayıflattığını, solunum kapasitesini düşürdüğünü ve bu nedenle grip, zatürre ve Covid-19 gibi enfeksiyonların daha ağır seyredebildiğini belirtti. İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alihan Oral, obezitenin sağlık üzerindeki etkilerini anlattı. Obez bireylerde yara iyileşmesinin gecikebildiğini, ameliyat sonrası ve hastane enfeksiyonlarının daha sık görülebildiğini vurgulayan Oral, bazı çalışmalarda yoğun bakıma yatış ve ölüm riskinin de daha yüksek olduğunun gösterildiğini ifade etti. Finlandiya’da 500 binden fazla kişi üzerinde yapılan bir araştırma, obeziteyle yaşayan bireylerin enfeksiyon nedeniyle hastaneye yatış ve ölüm riskinin yüzde 70 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Araştırmada ayrıca küresel enfeksiyon kaynaklı ölümlerin yaklaşık onda birinin obezite ile bağlantılı olabileceği tespit edildi. Çalışmayı değerlendiren Doç. Dr. Alihan Oral, obezitenin yalnızca kilo fazlalığı değil, bağışıklık sistemini etkileyen kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğunu söyledi. Doç. Dr. Alihan Oral, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre her yıl en az 2,8 milyon kişinin aşırı kilo ve obeziteye bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, "Obezite yalnızca estetik bir sorun değil; kalp-damar hastalıklarından diyabete, bazı kanser türlerinden enfeksiyonlara kadar pek çok ciddi sağlık riskini beraberinde getiriyor" diye konuştu. Akciğer kapasitesi azalabiliyor Doç. Dr. Alihan Oral, "Obezite, vücutta sürekli düşük düzeyli bir iltihap hali oluşturur. Bu kronik inflamasyon bağışıklık sisteminin düzenli çalışmasını engeller ve kişiyi enfeksiyonlara daha açık hale getirir. Bu nedenle obez bireylerde grip, zatürre ve Covid-19 gibi solunum yolu enfeksiyonları daha ağır seyredebilir" ifadelerini kullandı. Fazla kilonun solunum sistemi üzerinde de baskı oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Oral, "Karın bölgesindeki yağlanma diyaframın hareketini kısıtlayabilir, akciğerlerin tam kapasiteyle çalışmasını engelleyebilir. Bu da özellikle solunum yolu enfeksiyonlarında daha ciddi klinik tablolarla karşılaşılmasına yol açabilir" diye konuştu. Ameliyat sonrası enfeksiyon riski daha yüksek Obezitenin yara iyileşmesini geciktirebildiğini ve cilt bariyerini zayıflatabildiğini belirten Doç. Dr. Oral, "Bu durum ameliyat sonrası enfeksiyonlar, cilt enfeksiyonları ve hastane enfeksiyonlarının daha sık görülmesine neden olabilir. Ayrıca idrar yolu enfeksiyonları da obez bireylerde daha yaygındır. Bazı çalışmalarda yoğun bakıma yatış ve ölüm riskinin de daha yüksek olduğu gösterilmiştir" ifadelerini kullandı. Çocuklarda artış dört katına çıktı Obezitenin büyük ölçüde önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olmasına rağmen son yirmi yılda tüm yaş gruplarında hızla arttığını belirten Doç. Dr. Oral, 2022 yılı verilerine göre dünya genelinde 5 yaş ve üzeri bir milyardan fazla insanın obezite ile yaşadığını ifade etti. Doç. Dr. Oral, sözlerini şöyle sonlandırdı; "Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 16’sı, çocuk ve ergenlerin ise yüzde 8’i obeziteden etkileniyor. Beş yaş altındaki çocuklarda ise oran yüzde 5,6’ya ulaşmış durumda. Bu, yaklaşık 35 milyon küçük çocuğun aşırı kilolu ya da obez olduğu anlamına geliyor. 1990’dan 2022’ye kadar obezite ile yaşayan çocuk ve ergen oranı küresel ölçekte dört kat arttı."
13 Şubat 2026 Cuma - 09:09
Ramazan’da reflü ve mide problemlerinden korunmanın yolları
Oruç tutarken mide sağlığını korumak için sahur ve iftarda sağlıklı beslenmek, ara öğünleri ihmal etmemek ve bol sıvı tüketmek gerekiyor. Ramazan’da sık görülen sindirim sistemi sorunlarını pratik tedbirler önleyebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Murat Keskin, Ramazan’da reflü ve mide problemlerinden korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi. Uzun süren açlık ve ardından kontrolsüzce yenilen yemeklerin midede ağrı, yanma, gaz, şişlik, hazımsızlık, kramplar ve reflüyü tetikleyebileceğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Murat Keskin, "Ramazan’da sağlıklı beslenme alışkanlıklarına devam edilmesi sindirim sistemi sorunlarından korunmak için önemlidir. Uzun süreli açlıktan korunmak için, mutlaka sahur yapılmalı, ağır yağlı, baharatlı, acılı gıdalar yerine daha hafif olan çorba tercih edilmelidir. Ayrıca sahur ve iftarda süt ürünleri, sebze ve zeytinyağlı yemekler tüketilmelidir. Sahur ve iftarda alınan gıda miktarı azaltılmalı, iftardan sonra yaklaşık bir buçuk saat aralıklarla iki ara öğün alarak yeme düzeni oluşturulmalıdır. Tüm öğünlerde gıdalar iyice çiğnenerek ve yavaş yavaş yenilmeli, hızlı yemekten kaçınılmalıdır. Bunun yanında şerbetli tatlılardan uzak durulup, sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir" dedi. Kızarmış yiyeceklerden tüketmeyin Kızartılmış ve kavrulmuş besinlerin mide ve bağırsaklarda rahatsızlığa neden olabileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Murat Keskin, "Bunun yerine haşlanmış, fırında ve ızgarada yapılmış yemekler tüketilmelidir. İftara hafif yemeklerle başlanmalı, ardından az yağlı sebze veya et yemeğine salata eşlik etmeli. Ayrıca öğünlerde alınan sıvı miktarı arttırılmalı, günde en az 2-2,5 litre su ile beraber taze sıkılmış meyve suları, sebze suları, ayran gibi içecekler tüketerek vücudun sıvı ihtiyacı karşılanmalıdır" şeklinde görüş verdi. Öğünlerden sonra egzersiz önerisi Sahur ve iftarda büyük porsiyonlar yerine, küçük porsiyonlar tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Murat Keskin, şöyle devam etti: "Ramazan’da az az, sık sık yeme şekli tercih edilmelidir. Hareketsizlikten özellikle kaçınılmalı, öğünlerden sonra kısa süreli yürüyüşler, hafif egzersizler yapılmalıdır. Özellikle reflüden korunmak için, sahurda yemekten hemen sonra değil en az yarım saat sonra yatılmalıdır. Mide ve karındaki gaz ve şişkinliğini, aynı zamanda kabızlığı engellemek için sebze, meyve, kepekli ekmek, kuru baklagiller gibi yüksek lifli gıdaların alınmasına özen gösterilmelidir."
13 Şubat 2026 Cuma - 08:59
Nazilli’de öğrenci velilerinden kan bağışı yarışı
Aydın’ın Nazilli ilçesinde merkez Turan Ortaokulunda kan bağışı kampanyası düzenlendi. Kızılay’a kan bağışlamak için okula akın eden veliler adeta birbirleri ile yarıştı. Aydın Kızılay Kan Bağışı Merkezi’nin Nazilli Turan Ortaokulu’nda düzenlediği kan bağışında öğrenci velileri 84 ünite bağış yaptı. Yoğun katılımla gerçekleştirilen kan bağışı kampanyasında kurulan ünitelerin önünde uzun kuyruklar oluştu. Okul Müdürü Murat Turan ve okul aile birliğinin öncülüğünde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyası büyük ilgi görürken öğrencilere kan bağışının önemi ile ilgili bilgiler de verildi. Nazilli Fenerbahçeliler Derneği üyesi velilerin kampanyaya destekleri ise gözlerden kaçmadı. Okul Aile Birliğinden yapılan bilgilendirmede kan bağışı kampanyalarının belli aralıklarla süreceği ve öğrencilere yardımlaşma, sosyal sorumluluk ve kan bağışı bilinci aşılanması için çalışmaların süreceği belirtildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder