SAĞLIK
Kadınlar bilinçlenerek güçlendi 29 Nisan 2026 Çarşamba - 16:07:51 Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından kadınların yaşam kalitesini artırmak ve koruyucu sağlık bilincini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirilen "Kadın Sağlığı Eğitimi" programı tamamlandı. 10 hafta süren eğitimlerin ardından katılımcılar sertifikalarını aldı. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen programa katılan 19 katılımcı, eğitimi başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı. Altınova TEK Atölye’de düzenlenen sertifika programında katılımcılara sertifikaları, Sosyal Yardımlar Şube Müdürü Zeliha Tümer ile Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Simge Nur Öksüz tarafından takdim edildi. Kadınlara kapsamlı eğitimler verildi Program kapsamında katılımcılara; beden farkındalığı, ruhsal ve fiziksel sağlık, ruhsal iyilik hali, üreme sağlığı, iletişim becerileri ve kadın hakları gibi birçok başlıkta eğitimler verildi. Eğitim sürecinde, kadınların deneyimlerini rahatlıkla paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturularak bilgiye çekinmeden erişmeleri sağlandı. Bu sayede katılımcıların sağlık bilinci artırılırken onlara sosyalleşme fırsatı da sunuldu. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın "Sağlıklı kadın, güçlü aile; güçlü aile, güçlü toplum" vizyonuyla hayata geçirilen eğitim programları önümüzdeki dönemde de devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:47 Denizli’de parkinson hastaları için yeni dönem Denizli Büyükşehir Belediyesi, parkinson hastalarının yaşam standartlarını yükseltmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Spor ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen lansmanla tanıtılan "Parkinson Egzersiz Destek Programı", bilimsel metotlarla hazırlanan özel bir rehabilitasyon sürecini kapsıyor. "ParkinSon değil başlangıç" temasıyla hayata geçirilen proje, DBB Gençlik ve Spor Hizmetleri ile Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlıkları koordinasyonunda, uzman nörologlar, fizyoterapistler ve spor eğitmenleri eşliğinde yürütülecek. "Sporun iyileştirici gücünü hastalarımızla buluşturuyoruz" Programın açılışında konuşan Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Ayşe Sarıkaya, projenin fiziksel kazanımlarına dikkat çekerek, "Sporun iyileştirici gücünü parkinson hastalarımızla buluşturuyoruz. Amacımız, hastalarımızın fiziksel hareketliliğini artırırken denge ve koordinasyon becerilerini en üst seviyeye çıkarmaktır" dedi. "Sosyal bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şenay Polatır ise projenin sosyal belediyecilik boyutuna vurgu yaparak, "Dezavantajlı grupların hayatını kolaylaştırmak bizim önceliğimizdir. Bu programla sadece bir egzersiz protokolü değil, aynı zamanda hastalarımızın sosyal hayata tutunabilecekleri bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" ifadelerine yer verdi. "Klinik denetim ve bilimsel yaklaşım şart" Tıbbi perspektiften programın önemini anlatan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Göksemin Demir, multidisipliner yaklaşımın altını çizdi. Prof. Dr. Demir, "Parkinson ile mücadelede ilaç tedavisi kadar uzman denetimindeki egzersizler de hayatidir. Nörolojik mekanizmayı destekleyen bu özel hareketler, hastalığın etkilerini minimize ederek yaşam standardını bilimsel olarak yükseltecektir" dedi. Kamu-özel sektör iş birliğine dikkat çeken Prof. Dr. Demir, Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’na bu önemli iş birliği için teşekkürlerini iletti. Lansmanda egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi Konuşmaların ardından program kapsamında uygulanacak olan yoga ve pilates branşlarından kesitlerin sunulduğu bir egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi. Uzman eğitmenler eşliğinde yapılan egzersizler, katılımcılara hareket kabiliyetlerini yeniden kazanma, denge kontrolünü sağlama ve kas güçlerini artırma noktasında somut bir motivasyon sağladı. Lansman ile start verilen program, parkinson hastalarının düzenli olarak katılacağı eğitim seansları ve takip süreçleriyle Denizli’de toplum sağlığına katkı sunmaya devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:13 Şırnak’ta sağlık alanındaki öncelikler Sağlık Bakanı Memişoğlu’na aktarıldı AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede kentteki sağlık yatırımları ve öncelikli ihtiyaçları değerlendirdiklerini açıkladı. Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek kentin sağlık alanındaki ihtiyaçları ile devam eden yatırımları görüştü. Tatar, görüşmede 500 yataklı Şırnak Devlet Hastanesinin Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların ele alındığını belirtti. Tatar ayrıca Silopi Kadın Doğum Hastanesinin mayıs ayı sonunda hasta kabulüne başlayacağını ifade etti. Tatar ayrıca yoğun bakım kapasitesinin artırılması, tıbbi cihaz eksiklerinin giderilmesi ve İdil Devlet Hastanesinin statüsünün yükseltilmesine ilişkin taleplerini de Sağlık Bakanı Memişoğlu’na ilettiklerini söyledi. Milletvekili Tatar, amaçlarının vatandaşların sağlık hizmetlerine il dışına gitmeden hızlı ve etkin şekilde ulaşabilmesi olduğunu ifade etti. Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na desteklerinden dolayı teşekkür etti. Beytüşşebap Devlet Hastanesinin bu yıl hizmete açılacağı, Cizre’de Kadın Doğum Hastanesi ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin yıl içerisinde hizmet vereceği kaydedildi. İdil Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin de yıl içinde vatandaşların hizmetine sunulacağı belirtildi.
Kars’ta Halk Sağlığı Haftası’nda vatandaşlar bilgilendirildi
09 Eylül 2025 Salı - 14:16 Kars’ta Halk Sağlığı Haftası’nda vatandaşlar bilgilendirildi Kars İl Sağlık Müdürlüğü, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında Bedesten’de stantlar kurarak vatandaşlara sağlık hizmetlerini tanıttı. Sağlık Bakanlığı tarafından her yıl 3- 9 Eylül tarihlerinde kutlanan "Halk Sağlığı Haftası"nın bu yıl da devam ediyor. Bu haftanın amacı halk sağlığının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurgulamak ve yürütülen çalışmaları daha görünür kılmaktır. Halk sağlığı, bireyi sağlıklı ve üretken bir şekilde tutarak toplumsal gelişmeyi sağlamayı hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak amacıyla bireylerin sağlıklarını korumak ve geliştirmek için gereken tüm sağlık hizmetlerini sunmak esastır. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı’na bağlı birimlerin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, vatandaşlara sağlık konusunda bilgilendirmeler yapıldı. İl Sağlık Müdürlüğü sağlık personelleri, tütün bırakma, beslenme danışmanlığı ve boy-kilo ölçümü, kanser taramaları, kronik hastalıklar, şeker ve tansiyon ölçümü, ilk yardım ve yabancı cisim çıkarma eğitimi, organ bağışı, anne sütü, akılcı ilaç ve antibiyotik kullanımı ile ağız ve diş sağlığı konularında vatandaşları bilgilendirdi. Ayrıca, katılımcılara broşürler dağıtılarak sağlık farkındalığı oluşturuldu. Stantları ziyaret eden vatandaşlara bilgilendirme yapılarak bardak ve broşür dağıtıldı. Kars İl Sağlık Müdürü Vekili Uzm. Dr. Arif Eker, "3- 9 Eylül tarihleri arasında yaptığımız "Halk Sağlığı Haftası"nın son günündeyiz. Kentin birçok noktasında etkinlik gerçekleştirdik bugün de buradayız. Birçok farklı konuda vatandaşlarımızı bilinçlendirdik ve bu sürecimiz devam ediyor. Randevulu veya randevusuz olarak tüm sağlık birimlerimiz vatandaşlarımızın hizmetindeyiz" dedi.
Tele-müdahale: Doktor telefonda, aile evde zamanla yarıştı
09 Eylül 2025 Salı - 13:53 Tele-müdahale: Doktor telefonda, aile evde zamanla yarıştı DÜZCE (İHA) – Düzce’de komuta merkezindeki doktor, soluk borusuna yemek kaçan yaşlı kadını, telefonla yakınlarına yaptırdığı Heimlich manevrası ve kalp masajıyla hayata döndürdü. Yaşlı kadın, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Edinilen bilgiye göre, merkeze bağlı Bataklıçiftlik köyünde yaşayan 84 yaşındaki kadının yakınları, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak hastanın yemek yerken soluk borusuna cisim kaçtığını, nefes alamadığını, morardığını ve bilincini kaybettiğini bildirdi. Çağrıyı alan Düzce İl Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezi Hekimi Dr. Ayşe Su Durkut, köye en yakın ambulansı derhal olay yerine sevk etti. Durkut, ambulans ulaşana kadar geçen sürede, telefonda hasta yakınlarına ’yabancı cisim aspirasyonu’ teşhisiyle ilk müdahale talimatları vermeye başladı. Doktorun yönlendirmesiyle Heimlich manevrası yapan hasta yakınları, yaşlı kadının kusarak boğazındaki yemeği çıkarmasını sağladı. Ancak manevraya rağmen hastanın nefesi geri gelmedi ve kalbi durdu. Telefonla kalp masajını tarif etti Bunun üzerine Dr. Durkut, bu kez de telefonla kalp masajı tarif ederek hasta yakınlarına yaptırmaya başladı. Yaklaşık 5 dakika boyunca doktorun talimatlarıyla kalp masajı yapan yakınları, olay yerine ulaşan 112 Acil Sağlık ekibine hastayı teslim etti. Hayatını kaybetti Ekiplerin müdahalesiyle yeniden hayata döndürülen yaşlı kadın, Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Ancak yaşlı kadın, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. "Hastayı an için kurtardık" Yaşadığı süreci anlatan Dr. Ayşe Su Durkut, çağrının "hasta nefes almıyor" şeklinde geldiğini belirterek, şöyle konuştu: "Hasta yemek yerken soluk borusuna yemek kaçmış. Hastanın nefes alamadığını, yüzünün morardığını ve konuşmadığını söylediler. Telefonla yönlendirerek Heimlich manevrası yaptırdık. Manevra sonrası hastanın ağzından gelen olduğunu, kustuğunu ama nefes almamaya devam ettiğini söylediler. Daha sonra ambulans ekibimiz yola çıktı ancak biz hasta yakınları ile konuşarak kalp masajını başlattık. Şansımıza iki kişiydiler. Hasta yakınları iletişime açık ve anlayışlı insanlardı. Birini dışarıya ambulans karşılamaya çıkardık, bir tanesi ise kalp masajına başladı. Hastayı sırt üstü uzatmalarını söyleyerek, kalp masajını tarif ettik. Bu süreçte sürekli hasta yakınlarıyla iletişim halineydik. Daha sonra olay yerine ekip gitti. Kalp masajını ve müdahaleyi ekip devraldı. Ardından hasta devlet hastanesine götürüldü ve yoğun bakıma kaldırıldı. Hasta yakınları ve ekibimiz sayesinde hastayı o an için kurtardık" "Acil dönemlerde hasta yakınlarının sakin olması avantaj sağlıyor" Acil durumlarda hasta yakınlarının sakin kalmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Durkut, "Ekibimiz hastanın yanına 7 dakikada vardı. Telefonla konuşma ve müdahale süreciyle birlikte yaklaşık 5 dakika boyunca hasta yakını müdahale etti. Ekibimiz çok hızlı ulaştı ve vakayı devraldı. Acil dönemlerde hasta yakınlarının iletişime açık ve sakin olmaları gerçekten çok önemli bir avantaj sağlıyor" ifadelerini kullandı.
Çocuklar sağlık konusunda bilinçlendirildi
09 Eylül 2025 Salı - 13:51 Çocuklar sağlık konusunda bilinçlendirildi Diyarbakır’da Halk Sağlığı Haftası kapsamında ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı düzenlendi. Diyarbakır’da 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında ’7 gün 7 tema’ çerçevesinde kronik hastalıklar, bulaşıcı hastalıklar, çevre sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, ruh sağlığı ve sağlık hizmetlerine erişim konularında farkındalık çalışmaları yapıldı. Mobil sağlık taramaları, bilgilendirme stantları, seminerler, yürüyüş etkinlikleri, açık hava pilatesi ve bisiklet sürme organizasyonlarına vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Haftanın son gününde ise Bağlar ilçesindeki Arif Eminoğlu İlkokulu’nda ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı düzenlendi. Programa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, İl Milli Eğitim Müdürü Sadi Sadoğlu, öğretmen, öğrenciler ve veliler katıldı. Asiltürk ve Sadoğlu, program kapsamında kurulan istasyonları gezdi. İstasyonlarda sağlıklı beslenme, ağız ve diş sağlığı, aile hekimliği, fiziksel aktivite, kişisel hijyen, bulaşıcı hastalıklardan korunma, ilk yardım ve arama kurtarma konularında öğrencilere uygulamalı eğitimler verildi. Etkinliklerle, çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırılması ve toplumda sağlık bilincinin artırılması amaçlandı. Ayrıca Kızılay tarafından kurulan stantlarda öğrencilere ikramlıklar dağıtıldı. Programda konuşan İl Sağlık Müdürü Asiltürk, her yıl 3-9 Eylül tarihleri arasında halk sağlığının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurgulamak, yürütülen çalışmaları görünür kılmak ve toplumda farkındalığı artırmak amacıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirdiklerini söyledi. Asiltürk, "Bu hafta boyunca düzenlediğimiz etkinliklerle sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesini teşvik etmeyi, hastalıkların erken teşhisini sağlamayı ve sağlık okuryazarlığını artırmayı hedefliyoruz. Bu yılki temamız olan ’7 gün 7 tema’ çerçevesinde kronik hastalıklar, bulaşıcı hastalıklar, çevre sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, ruh sağlığı ve sağlık hizmetlerine erişim konularında farkındalık oluşturacak etkinlikler planladık ve büyük kısmını hayata geçirdik. Bu kapsamda; mobil sağlık taramaları, bilgilendirme stantları, seminerler, yürüyüş etkinlikleri, açık hava pilatesi ve bisiklet sürme gibi çalışmalar gerçekleştirdik. Bugün, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftasının son gününde, ’Sağlıklı çocuk sağlıklı gelecek programı’ vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Programın temel amacı çocuklara ve dolayısıyla topluma sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmak ve sağlık okuryazarlığı düzeyini artırmaktır. Çünkü sağlıklı bir toplumun temeli, sağlıklı çocuklardan geçmektedir" dedi. Türkiye genelinde ilkokul çağındaki çocukları kapsayan bu programla çocukların sağlık konularındaki bilgi ve farkındalıklarını geliştirmeyi hedeflediklerini aktaran Asiltürk, "Çocukların aktif katılımını esas alan program sayesinde, her öğrenci edindiği bilgileri çevresiyle paylaşan bir sağlık elçisi olarak yetişecek ve toplumun genel sağlık bilincinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır" diye konuştu.
Diyarbakır’da ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı
09 Eylül 2025 Salı - 13:48 Diyarbakır’da ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı Diyarbakır’da Halk Sağlığı Haftası kapsamında ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı düzenlendi. Diyarbakır’da 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında hafta boyunca birçok etkinlik düzenlendi. ’7 gün 7 tema’ çerçevesinde kronik hastalıklar, bulaşıcı hastalıklar, çevre sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, ruh sağlığı ve sağlık hizmetlerine erişim konularında farkındalık çalışmaları yapıldı. Mobil sağlık taramaları, bilgilendirme stantları, seminerler, yürüyüş etkinlikleri, açık hava pilatesi ve bisiklet sürme organizasyonları halkın katılımıyla gerçekleştirildi. Haftanın son gününde ise ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ programı düzenlendi. Program Bağlar ilçesinde bulunan Arif Eminoğlu İlkokulu’nda gerçekleşti. Programa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, İl Milli Eğitim Müdürü Sadi Sadoğlu, okul öğretmen ve öğrencileri ile veliler katıldı. Asiltürk ve Sadoğlu, program kapsamında kurulan istasyonları gezdi. İstasyonlarda sağlıklı beslenme, ağız ve diş sağlığı, aile hekimliği, fiziksel aktivite, kişisel hijyen, bulaşıcı hastalıklardan korunma, ilk yardım ve arama kurtarma konularında öğrencilere uygulamalı eğitimler verildi. Etkinliklerle, çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırılması ve toplumda sağlık bilincinin artırılması amaçlandı. Ayrıca Kızılay tarafından kurulan stantlarda öğrencilere ikramlıklar dağıtıldı. Programda konuşan İl Sağlık Müdürü Asiltürk, her yıl 3-9 Eylül tarihleri arasında halk sağlığının ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurgulamak, yürütülen çalışmaları görünür kılmak ve toplumda farkındalığı artırmak amacıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirdiklerini söyledi. Asiltürk, "Bu hafta boyunca düzenlediğimiz etkinliklerle sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesini teşvik etmeyi, hastalıkların erken teşhisini sağlamayı ve sağlık okuryazarlığını artırmayı hedefliyoruz. Bu yılki temamız olan ’7 gün 7 tema’ çerçevesinde kronik hastalıklar, bulaşıcı hastalıklar, çevre sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, ruh sağlığı ve sağlık hizmetlerine erişim konularında farkındalık oluşturacak etkinlikler planladık ve büyük kısmını hayata geçirdik. Bu kapsamda; mobil sağlık taramaları, bilgilendirme stantları, seminerler, yürüyüş etkinlikleri, açık hava pilatesi ve bisiklet sürme gibi çalışmalar gerçekleştirdik. Bugün, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftasının son gününde, ’Sağlıklı çocuk sağlıklı gelecek programı’ vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Programın temel amacı çocuklara ve dolayısıyla topluma sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmak ve sağlık okuryazarlığı düzeyini artırmaktır. Çünkü sağlıklı bir toplumun temeli, sağlıklı çocuklardan geçmektedir" dedi. Türkiye genelinde ilkokul çağındaki çocukları kapsayan bu program, küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıklarını kazandırmayı, çocukların sağlık konularındaki bilgi ve farkındalıklarını geliştirmeyi hedeflediklerini aktaran Asiltürk, "Çocukların aktif katılımını esas alan program sayesinde, her öğrenci edindiği bilgileri çevresiyle paylaşan bir sağlık elçisi olarak yetişecek ve toplumun genel sağlık bilincinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır" diye konuştu.
İlkadım’da öğrencilerin sağlığı kontrol altında
09 Eylül 2025 Salı - 13:25 İlkadım’da öğrencilerin sağlığı kontrol altında Samsun’un İlkadım ilçesinde başlatılan ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ projesi ile okullarda öğrencilerin sağlığı kontrol altında tutulacak. İlkadım Belediyesi, İlkadım İlçe Sağlık Müdürlüğü ve İlkadım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ anlayışı doğrultusunda 2025-2026 eğitim-öğretim yılını kapsayacak şekilde Okul Sağlığı Hizmetleri İş Birliği Protokolü imzalandı. Bu protokol kapsamında Tepecik İlkokulu’nda bir dizi etkinlik düzenlendi. Etkinlik kapsamında öğrencilerin, öğretmenlerin ve okul görevlilerinin sağlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik bilgilendirmeler yapıldı. Sağlıklı alışkanlıklar kazandırılacak Kurumlar arası imzalanan iş birliği protokolüyle, öğrencilere sağlıklı yaşam tarzı ve alışkanlıklar kazandırılmasının hedeflendiğini söyleyen İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "İlkadım Belediyesi, İlkadım İlçe Sağlık Müdürlüğü ve İlkadım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ortak bir protokole imza attı. Bu noktada okullarımızda öğrencilerimizin sağlığının korunması, geliştirilmesi ve desteklenmesi; öğrencilerimize sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının kazandırılması ve okul sağlığı hizmetlerinin okullarımızda etkin bir şekilde yürütülmesini amaçlıyoruz. Bu amaç doğrultusunda üç kurum ortak hareket edeceğiz. Proje kapsamında öğrencilerin, okul ve kurum çalışanlarımızın bedensel, ruhsal ve sosyal sağlıklarının korunması için eğitimler ve sağlık izlenimleri yapılacak; projeye uygun materyaller hazırlanacak. İlkadım Belediyesi olarak bizler de geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlığı için ilgili kurumlara gerekli destekleri sağlayacağız" dedi. Tepecik İlkokulu’nda düzenlenen etkinliğe; Samsun İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Fatih Akkuş, Samsun Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Şevki Gülay, İlkadım İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, İlkadım İlçe Milli Eğitim Müdürü Özer Ersoy, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürü Abdullah Akça, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.
Sağlıklı beden ve zihin, öğrenme sürecinin en önemli destekçileri
09 Eylül 2025 Salı - 12:16 Sağlıklı beden ve zihin, öğrenme sürecinin en önemli destekçileri Öğrencilerin akademik başarısı için yalnızca ders çalışmak yeterli olmuyor. Sağlıklı beden ve zihin öğrenme sürecinin en önemli destekçileri. Dr. Salih Bağdadioğlu, kahvaltının okul başarının temel taşı olduğunun altını çizerek, "Kahvaltı yapmayan öğrencilerde yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve öğrenme güçlükleri sık görülmektedir. Peynir, yumurta, zeytin, tam tahıllı ekmek, süt ve taze sebzelerden oluşan dengeli bir kahvaltı çocuğun gün boyu zinde kalmasını sağlar" dedi. Özellikle küçük yaş gruplarında sık aralıklarla sağlıklı beslenmenin önemine değinen Bağdadioğlu, beslenme çantalarında meyve, kuruyemiş, yoğurt ve tam tahıllı sandviçlere yer verilmesi gerektiğini, gazlı içecekler ve paketli abur cuburlardan uzak durulması gerektiğini ifade etti. Uyku düzeninin çocuklarda başarıyı doğrudan etkilediğini belirten Bağdadioğlu, "Özellikle yaz tatili ve ara tatillerinde uyku saatleri gece saatlerine sarktığı için okula dönüşlerde çocuklarda adaptasyon problemleri yaşanmaktadır. Anaokulu ve ilkokul çağındaki öğrencilerin günde en az 9-10 saat, ergenlik döneminde olanların ise 8-9 saat kesintisiz uyumaları gerekir. Nispeten küçük çocukların okul başlar başlamaz uyku saatleri kısa sürede düzene girse de özellikle ergenlikten itibaren öğrencilerde sosyal medyanın etkisiyle ekran süreleri arttıkça uyku süresi kısalmakta, bu da hem öğrenme performansını hem bağışıklığı olumsuz etkilemektedir" dedi. Kaliteli uyku için uyunan odadaki ışıklandırmanın minimum olması ve elektronik cihazların uyumadan 2 saat önce kapatılması gerektiğini söyleyen Bağdadioğlu, özellikle bazı küçük çocuklarda sık yaşanan viral enfeksiyonlar ve alerjik reaksiyonlar sebebiyle geniz eti büyümesinin sık görülen bir rahatsızlık olduğunu, gece horlayan çocukların mutlaka bir KBB uzmanına götürülmesi gerektiğini de hatırlattı. "Okul hayatı boyunca fiziksel aktivite de ihmal edilmemelidir" diyen Dr. Salih Bağdadioğlu, şöyle devam etti: "Çocukların her gün en az bir saat hareket etmeleri, spor yapmaları veya açık havada oyun oynamaları onların hem fiziksel gelişimlerini hem de ruhsal dengelerini destekler. Çocukların özellikle ilgi duydukları spor alanlarına yönlendirilmeleri yaptıkları sporu sürekli olarak yapmalarını sağlayacağından yetişkinlik sürecinde de spor alışkanlıklarını geliştireceğinden özellikle obezite ve diyabet gibi hastalıklara daha az yakalanmalarını sağlayacaktır. Ayrıca yapılan düzenli egzersizler kapasitelerini de arttırarak öğrenme becerilerini arttırabilir. Çocukların taşıdığı çantalar ve oturdukları sandalye ve masalar ergonomik açıdan değerlendirilmeli ve çocuklarda duruş bozukluğu yapmayacak, sırt ve boyun sağlığını tehdit etmeyecek şekilde düzenlenmelidir". Okul ortamında hijyenin çocuk sağlığı için vazgeçilmez olduğunu belirten Bağdadioğlu, "El yıkama alışkanlığı erken yaşta kazandırılmalı, sınıflar sık havalandırılmalı, aşılar zamanında yapılmalı ve hasta çocuklar okula gönderilmemelidir. Tüm bunlarla birlikte çocuğun okul başarısında bir düşüklük halinde demir eksikliği, b12 vitamini eksikliği, hipotiroidi vb. gibi sayısız hastalık ve eksiklik sebep olabileceğinden yılda en az 1 kez önce aile hekimine, gerekirse çocuk hastalıkları uzmanına kontrole gidilmelidir. Özellikle okula yeni başlayan öğrencilerde uyum sorunu yaşanabilir. Veliler sabırlı olmalı, çocuklarını desteklemeli ve güven vermelidir. Daha büyük yaşlarda ise akran zorbalığı, dışlanma ya da sosyal uyumsuzluk gibi durumlara karşı velilerin ve öğretmenlerin duyarlı olması gerekir. Çocuğun kendini güvende hissetmesi, kişisel gelişimini olumlu yönde etkileyecektir" dedi.
Bebek kuvözden düştü, hemşire soruşturma geçirmedi
09 Eylül 2025 Salı - 11:25 Bebek kuvözden düştü, hemşire soruşturma geçirmedi Eskişehir Şehir Hastanesi’nde 2023 yılında hamileliğinin 7’nci ayında ikiz dünyaya getiren Ayfer Sekman’ın bebeklerinden biri 17 günlükken kuvözden yere düşerken, daha sonra bebekte serebral palsi rahatsızlığı ortaya çıktı. İkizi koşup oynarken çoğunlukla yerde yatan ve 2 yıldır fizik tedavi gören Süleyman bebeğin sorumlu hemşiresi soruşturma geçirmezken, "Bebek kendisi düşmüş" diyerek kendini savunduğu ortaya çıktı. Eskişehir’de yaşayan 31 yaşındaki 4 çocuk annesi Ayfer Sekman 19 Şubat 2023 tarihinde 7 aylıkken sezaryenle bir erkek diğeri kız olmak üzere ikiz bebeği Eskişehir Şehir Hastanesi’nde dünyaya getirdi. Oldukça başarılı geçen doğum sonrası Süleyman ve Zeynep isimli bebekler kuvöze alındı. Henüz 17 günlükken Süleyman Sekman, kuvözden yere düştü. 17 günlük bebeğine yere düşmesiyle alakalı sorumlu ebe hemşire, "Bebek kendisi düşmüş" diyerek kendini savundu. Durumun haber verilmesi üzerine hastaneye gelen anne ve baba yetkililerden bilgi aldı. Daha sonra 47 gün daha kuvözde kalan ikizler eve getirildi. Mesul ebeye soruşturma dahi yapılmadı Fakat belli bir zaman sonra ikizler arasındaki farklılıklar ailenin dikkatini çekti. Zeynep oturmaya ve daha sonra yürümeye başlarken, Süleyman bebeğin bunları yapamadığı fark edildi. Nöroloji uzmanına götürülen ve muayene edilen Süleyman Sekman’a serebral palsi tanısı konuldu. Bunun üzerine yapılan tahkikatta Süleyman’ın kuvözden düşmesiyle hastalığının bir ilgi ve alakasının olmadığı tespit edildiği aileye bildirildi. Düşmenin hastalıkla ilgisi olmadığı gerekçe gösterilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından mesul ebe hakkında soruşturma izni verilmediği ailenin avukatı Buğra Sarı tarafından belirtildi. Avukat Sarı tarafından karar, Bölge İdare Mahkemesi’ne taşınarak itiraz yapıldı. Süleyman bebek tutunarak ayağa kalkarken 2 yıldır fizik tedavi alıyor. "Serebral palsi hastası tanısı koydu ve bizi fiziğe yönlendirdi" Süleyman bebeğin annesi Ayfer Sekman konuyla ilgili, "19 Şubat 2023 yılında 31 haftalık sezeryan doğum yaptım. Çocuklar kuvöze alındı. Prematüre doğdukları için yeni doğan yoğun bakıma alındılar. Süleyman 18-19 günlükken hastaneden beni aradılar. Hastaneye gittiğimde doktor, çocuğun kuvözden düştüğünü söyledi. Orada şok oldum, üzerime kaynar sular dökülmüş oldu. İyi olduğunu söylediler, bütün filmlerini çekmişler. ’Bir sıkıntı yok. Sadece elmacık kemiğinde kırık var’ dediler ama o da geçiciymiş. ’Bizi şikayet edebilirsin’ dediler. Çocuk iyiyse, bir sıkıntısı yoksa niye şikayet edelim diye düşündük. İkisi de 47 gün kuvözde kaldı. Çıktıktan sonra evde zaten bakımını yaptık, kontrolleri oldu. Bir gün yine hastaneye gittiğimizde nöroloji doktoru Zeynep’in iyi olduğunu, ikizi Süleyman’a serebral palsi hastası tanısı koydu ve bizi fiziğe yönlendirdi. 2 senedir tedavisini görüyor. Fiziğe gitmeden önce bir eksikliği falan yoktu ya da ben fark etmedim. Zeynep oturmaya başladı, Süleyman oturmuyordu. Aslında o zaman fark ettim, ’geçer’ dedim. Böyle bir hastalığın tanısının konacağına hiç inanmıyorduk. Zeynep ayağa kalkmaya başladı, yürüdü, Süleyman yürümedi. Süleyman sadece sırt üstü uzanıyordu, ne sağa ne de sola dönüyordu. Fizik doktorumuz Aleyna hocam sağ olsun, Süleyman’a çok iyi geldi. Şu anda oturabiliyor, emekleyebiliyor, koltuğa tutunup kalkabiliyor ama yürüyemiyor" dedi. "Süleyman 2 senedir yürümüyor" Adli sürecin devam ettiğini söyleyen Ayfer Sekman şöyle konuştu: "Şu anda avukatımız davaya bakıyor. Bu durumu reddetmişler, ’biz çocuğu düşürmedik, çocuk kendisi düşmüş’ diye ifade vermişler. Yani çocuğun düştüğünü kabul etmiyorlar. Madem o kadar çok hareketliydi, şimdi niye hareketli değil? Ben buradan annelere sesleniyorum, prematüre çocuklarda zaten sıkıntı var. Zaten çocuklar hayata tutunmaya çalışıyor. Ben bu çocuğu önce Allah’a, sonra onlara emanet ettim ama daha perişan ettiler. Yürüyebilir diyorlar ama herhalde o düşmenin etkisiyle çocuk çok korkuyor, adım atmak istemiyor. Normalde bu durumda ağır engelli olanlar var. Süleyman’ınki hafif. Aslında hafif olanlar daha çabuk yürüyormuş ama Süleyman 2 senedir yürümüyor. Kardeşleri dışarı çıkıyor, oynuyor, o kucağımda öylece bakıyor. Şu an 2 buçuk yaşında. Çocuğum yürüseydi belki bu sorunları yaşamazdık. Bu en çok onların onlar yüzünden oldu, neden bu sorumluluğu kabul etmiyorlar? Biz hakkımızı helal etmiyoruz. Destek olmak isteyen varsa lütfen destek olsunlar. Ben tek başına 4 çocuğa bakan bir anneyim." "Küçük Süleyman’ı yerde gördüğünü belirtmiş" Konuyla alakalı Avukat Buğra Sarı, "Gerçekten üzücü bir olay. Küçük Süleyman 17 günlükken Eskişehir Şehir Hastanesi’nde kuvözde yatmaktayken gece kuvözden düşmüş, bununla ilgili ailesi gidip görmüş, Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine naklini sağlamışlar. Olay sonunda gerçekleştirilen kurum içi tahkikatta tanık ifadeleri alınmış, şüpheli dinlenmiş, bilinç raporları alınmış ve küçük Süleyman’ın kuvözden kendi düştüğü, kuvözünün vidasının çıktığı, hatta Süleyman’ın vidayı çıkarttığı da söyleniyor.17 günlük çocuğun. Ondan sonra Süleyman’ın yere düşmesiyle alakalı bir tahkikat gerçekleştirilmiş. Daha sonrasında Süleyman’ın serebral palsi adında bir hastalığa yakalandığı ortaya çıkıyor. Bu hastalık ömür boyu devam edecek bir hastalık ve amiyane kötü bir tabirle Süleyman bebek ömür boyu sakat kaldı ve yürüyemiyor, sırt üstü yatıyor. İkiz bir doğum oldu. İkiz doğumunda bir ikizi var, bir kız kardeşi var. Kız kardeşi şu an ayakta koşuyor, oynuyor fakat Süleyman bebek yerde yatmak zorunda bu hastalık nedeniyle. Yapılan tahkikatta Süleyman’ın kuvözden düşmesiyle hastalığının bir ilgi ve alakasının olmadığı tespit edilmiş. Bu nedenle Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından mesul ebe hakkında soruşturma izni verilmedi. Biz bu soruşturma izni verilmemesi kararına bölge idare mahkemesine itirazımızı yaptık. Şu anda sonucu bekliyoruz. Durum için yapılan tahkikata ilişkin doküman elimizde. Hemşire kendisinin nöbette olduğunu o gün, Süleyman’ı yatırdığını kuvöze daha sonrasında başka bir yere gittiğini, aradan bir zaman sonra geldiğinde küçük Süleyman’ı yerde gördüğünü belirtmiş, durumu bildirmiş ilgililere. Hatta kuvöz bakımı için gelmişler ve vidanın düşmüş olduğunu fark etmişler. Bu konuyla alakalı olarak benim hiçbir sorumluluğum yok ve vicdanım rahat şeklinde bir beyanda bulunmuş. Fakat dediğimiz gibi küçücük 17 günlük bir bebeğin sağa sola bile dönemeyeceği izahtan var. O bebeğin oradan düşmesiyle ilgili olarak ebenin vicdanının rahat olmasını kabul etmiyoruz. Gerçekten tahkikatın sonucunda tahkikatı raporunu düzenleyen kişi ebenin sorumlu ve ihmalkâr olduğunu ve bu nedenle hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiğini mesleki sorumluluk kuruluna mütalaa etmişse de, mesleki sorumluluk kurulu bu konuyla alakalı hiçbir nüansa değinmeden soruşturma izni verilmemesi kararı verdi. Gerçekten de soruşturma izni verilmemesi kararını birkaç satırdan ibaret ve matbu bir karara benziyor. Bu gerçekten bizim vicdanımızı rahatsız etti, itirazda bulunduk. Gerekli incelemeyi bölge idare mahkemesinin yapacağına inanıyoruz" diye konuştu.
Keçiören Belediyesi’nden prostat kanserine farkındalık semineri
09 Eylül 2025 Salı - 10:58 Keçiören Belediyesi’nden prostat kanserine farkındalık semineri Keçiören Belediyesi, ’15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü’ kapsamında vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla bir seminer düzenledi. Keçiören Belediyesi, prostat kanserine farkındalık oluşturmak amacıyla bir seminer düzenledi. Düzenlenen seminerde prostat kanserinin erken teşhisinin tedavi sürecine doğrudan etki ettiği ve düzenli kontroller sayesinde kanserin ilerlemeden tedavi edilebileceği belirtildi. "Prostat kanserinde erken tanı, en kritik adımdır" Prostat kanserinin erken teşhisinin tedavi için en önemli adım olduğunu belirten Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Halil Başar, "Kanda Prostat Spesifik Antijen (PSA) değerine düzenli olarak baktırmak, prostat kanserinde erken tanının en kritik adımıdır" diye konuştu. "Farkındalık oluşturan eğitim programlarını sürdüreceğiz" Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ise, seminerle ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Prostat kanseri, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir hastalıktır. Vatandaşlarımızı bilinçlendirmek, düzenli kontrollerin önemini hatırlatmak ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla bu semineri gerçekleştirdik. ’Sağlıklı bireyler, güçlü bir toplumun temelidir’ anlayışıyla halkımızı bilgilendiren ve sağlık konusunda farkındalık oluşturan eğitim programlarını sürdüreceğiz." Konuşmaların ardından ise prostat bezinin işlevleri, kanserin belirtileri ve farklı tedavi seçenekleri üzerine bilgilendirici bir sunum gerçekleştirildi. Etkinliğin sonunda düzenlenen soru-cevap bölümünde vatandaşlar, uzmanlara merak ettikleri soruları sordu. Programın kapanışında, etkinliğe katkı sunan isimlere plaket takdim edildi. 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü kapsamında gerçekleştirilen seminere Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Celal Biçer, belediye meclis üyeleri, sağlık alanında uzman isimler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Boynunuzdaki şişliği göz ardı etmeyin
09 Eylül 2025 Salı - 10:35 Boynunuzdaki şişliği göz ardı etmeyin Boyundaki şişlikler, basit bir enfeksiyon belirtisi olabileceği gibi ciddi hastalıkların da habercisi olabilir. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Seven, boyunda sonradan fark edilen her türlü kitlede erken tanının önemine dikkat çekti. En sık nedenin enfeksiyonlar olduğunu belirten Prof. Dr. Seven, ancak bazı vakalarda tümör gibi ciddi tanıların da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Boynunuzda fark ettiğiniz küçük bir şişlik, sandığınızdan çok daha fazlası olabilir. Boyun bölgesinde sonradan fark edilen her türlü yumru ya da şişliğin ciddiye alınması gerektiğini belirten Medipol Koşuyolu Hastanesi’nden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Seven, "Boyun kitlesi, boyunda normalde olmaması gereken her türlü yumru veya şişliği ifade eden genel bir terimdir. Bunların çoğu enfeksiyon kaynaklı ve iyi huyludur ama bazıları ciddi bir hastalığın habercisi olabilir" dedi. En sık neden: Enfeksiyon Boyun kitlelerinin en yaygın nedeninin enfeksiyonlar olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Seven, "Selim tümörler, doğumsal anomaliler ve kötü huylu tümörler de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Kitleler genellikle elle tutulur ya da gözle görülür hale geldiğinde kişinin kendisi ya da yakını tarafından fark edilir" diye konuştu. Tanı için ileri tetkik gerekebilir Boyun kitlelerinin teşhisinde fizik muayenenin çoğu zaman yeterli olduğunu belirten Prof. Dr. Seven, "Kulak burun boğaz muayenesi ve hastadan alınan öykü çoğu durumda tanıyı koymamıza yeter. Ancak bazı olgularda laboratuvar testleri, radyolojik görüntüleme ya da ince iğne aspirasyon biyopsisi gibi ileri tetkiklere ihtiyaç duyulabilir" ifadelerini kullandı. Boyun bölgesinde oluşan her yeni şişlik veya kitleye karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Seven, "Erken dönemde başvurulan tanı ve tedavi, özellikle kötü huylu hastalıkların yönetiminde büyük fark oluşturur. Bu nedenle hiçbir kitle göz ardı edilmemeli" uyarısında bulundu. Tedavi altta yatan nedene göre planlanıyor Tedavi sürecinin tamamen kitleye neden olan hastalığa göre şekillendiğini belirten Prof. Dr. Seven, "Bazı hastalarda basit bir medikal tedavi yeterli olurken, bazı durumlarda cerrahi girişim veya onkolojik tedavi gerekebilir. Her boyun kitlesi mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmelidir" diyerek sözlerini tamamladı.