Son Dakika
|
Niğde’deki patlamanın boyutu gün ağarınca ortaya çıktı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
Halk plajında İHA alarmı!
MSB: ''İran'dan ateşlenen füze imha edildi''
Putin’den İran’ın yeni lideri Hamaney’e tebrik
Ara tatil kalkıyor mu? Bakan Tekin iddialara açıklık getirdi
İsrail'den Beyrut'un güneyine yeni saldırı dalgası
Antalya’da düzensiz göçmen botu faciası: 14 ölü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
Beylikdüzü’nde direğe çarpan araç takla attı
Savaş halindeki ülke ihracatta ilk sırayı aldı
ABD Başkanı Trump, İran’daki savaşın "oldukça hızlı biteceğini" söyledi
ABD, İran’ın füze rampalarını vurdu
SAĞLIK
Dünya Uyku Günü Eskişehir’de farkındalık etkinlikleriyle kutlanacak
10 Mart 2026 Salı - 12:45:21
Tüm Uyku Tıbbı ve Araştırmaları Derneği (TUTDER) Başkanı Prof. Dr. Vural Fidan, her yıl mart ayının üçüncü haftasının cuma günü dünya genelinde kutlanan Dünya Uyku Günü etkinliklerinin bu yıl 13 Mart 2026 Cuma günü "İyi Uyuyun, Daha İyi Yaşayın" sloganıyla Eskişehir’de gerçekleştirileceği ve uyku sağlığının önemine dikkat çekileceğini belirtti. Prof. Dr. Fidan, uyku sağlığının bireylerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu belirterek, modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, teknoloji kullanımı ve düzensiz yaşam alışkanlıklarının uyku düzenini olumsuz etkilediğini ifade etti. Özellikle gençler arasında düzensiz uyku alışkanlıklarının yaygınlaştığına dikkat çeken Prof. Dr. Vural Fidan, "Gençlerimizin sağlıklı bir yaşam sürmeleri, öğrenme kapasitelerinin artması ve zihinsel performanslarının korunması için kaliteli uyku büyük önem taşımaktadır. Dünya Uyku Günü vesilesiyle gençlerimize ulaşarak uyku farkındalığını artırmayı hedefliyoruz." Dünya Uyku Günü kapsamında toplumda uyku sağlığı bilincini artırmaya yönelik çeşitli bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirileceğini belirten Fidan, gençlere yönelik özel bir farkındalık çalışması da yapılacağını ifade etti. Bu kapsamda üzerinde "İyi Uyuyun, Daha İyi Yaşayın" sloganının yer aldığı farkındalık kalemleri gençlere hediye edilecek. Günlük yaşamda kullanılacak bu kalemlerle gençlerin uykunun önemini sürekli hatırlamaları ve sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmeleri amaçlanıyor. Uzmanlar, düzenli ve kaliteli uykunun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, zihinsel performansı artırdığını ve birçok kronik hastalığın önlenmesine katkı sağladığını vurgularken, sağlıklı bir yaşam için uyku düzeninin korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. TUTDER Başkanı Prof. Dr. Vural Fidan, Dünya Uyku Günü dolayısıyla tüm toplumu uyku sağlığı konusunda bilinçli olmaya ve sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmeye davet etti.
10 Mart 2026 Salı - 12:33
Erfelek’te verem farkındalığı
Sinop’un Erfelek ilçesinde "24 Mart Dünya Tüberküloz Günü" kapsamında düzenlenen etkinlikte, vatandaşlara tüberküloz (verem) hastalığına karşı korunma yöntemleri ve erken teşhisin önemi anlatıldı. Erfelek Şehit Dr. Mehmet Turan Yazlak Devlet Hastanesi tarafından "Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası" kapsamında organize edilen etkinlik ilçedeki Aile Sağlığı Merkezi’ne başvuran vatandaşlara tüberkülozun bulaşma yolları, korunma yöntemleri ve modern tedavi seçenekleri hakkında bilgi verildi. Sağlık çalışanları, uzun süreli öksürük, gece terlemesi ve benzeri belirtilerin önemine dikkat çekerek erken teşhisin önemini vurguladı. Standı ziyaret eden vatandaşlara broşürler dağıtılarak hastalıkla mücadelede farkındalık artırıldı.
10 Mart 2026 Salı - 12:07
Prof. Dr. İrfan Koca’dan "Geçmeyen ağrı" uyarısı
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, kronik ağrılardan şikayetçi olan hastalar için önemli bir uyarıda bulundu. Prof. Dr. İrfan Koca, günlük muayene ve değerlendirme pratiğinde çoğu zaman gözden kaçan "geçirilmiş ameliyatların, diş ve iç organ kaynaklı problemlerin vücut mekaniği üzerindeki etkileri" konusunda açıklamalarda bulundu. "Ağrının kaynağı uzakta olabilir" Ağrının her zaman hissedildiği bölgeden kaynaklanmadığını, vücudun tüm sistemlerinin birbiriyle sıkı bir bağlantı içinde çalıştığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, tanı sürecindeki bu önemli noktaya dikkat çekerek, "Günlük muayene pratiğinde genellikle yalnızca şikâyet edilen bölgeye odaklanılıyor; diz ağrıyorsa dize, bel ağrıyorsa bele bakılıyor. Oysa hastanın geçmişte geçirdiği sezaryen, apandisit, safra kesesi veya fıtık ameliyatları o bölgedeki dokularda ve fasya dediğimiz, tüm vücudu baştan başa saran bağ dokusu ağında yapışıklıklar oluşturabilir. Bu yapışıklıklar dokunun doğal esnekliğini bozarak, fasya aracılığıyla ameliyat bölgesinden oldukça uzaktaki eklemlerde bile kronik ağrılara yol açabilen bir mekanizma oluşturabilir" dedi. "Otonom sinir sistemi, diş problemleri ve zincirleme etkiler" Prof. Dr. İrfan Koca, yalnızca cerrahi operasyonların değil, dişlerle ilgili sorunların da vücutta "bozucu odak" oluşturarak sistemi etkileyebileceğini vurguladı. Prof. Dr. Koca, "Geçirilmiş ameliyatlar, diş çürükleri, gömülü dişler veya hatalı diş tedavileri otonom sinir sistemini olumsuz etkileyebilir. Bu durum vücudun kendini onarma mekanizmalarının dengesini bozarak, problemli bölgeyle doğrudan ilişkili görünmeyen farklı bölgelerde kronik ağrıların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. "Vücutta zincirleme mekanik etkiler" şeklinde konuştu. Vücut dengesi (postür) bozukluğu Dr. Koca, "Ameliyat sahasında gelişen doku sertleşmeleri veya çiğneme sistemindeki dengesizlikler vücut dengesini bozabilir. Bu durum kişinin farkında olmadan duruşunu değiştirmesine ve zamanla vücudun farklı bölgelerinde mekanik gerginliklerin ortaya çıkmasına neden olabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavide kök nedeni bulmak önemli" Sadece ağrı kesiciler veya lokal tedavilerle bu tür kompleks sorunların kalıcı olarak çözülmesinin zor olabileceğini belirten Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi, fasyal gevşetme ve nöral terapi gibi yöntemlerle hem mekanik yapışıklıkların hem de sinir sistemi üzerindeki bozucu etkilerin ele alınması gerektiğini ifade etti. Koca, "Hastalarımızı değerlendirirken yalnızca şikâyet edilen bölgeyi değil; hastanın geçirdiği cerrahi müdahaleleri, diş geçmişini ve iç organlara ilişkin klinik bulguları da potansiyel kök nedenler olarak değerlendiriyoruz. Otonom sinir sistemi ile doku gerginliğini birlikte ele aldığımızda; diz, boyun veya baş ağrısı yaşayan hastalarda daha kalıcı ve bütüncül bir iyileşme sağlamayı hedefliyoruz" diye konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 11:37
Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine yeni kardiyoloji uzmanı atandı
Sağlık Bakanlığının son atama kararı kapsamında kardiyoloji uzmanı Dr. Atik Aksoy, Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde göreve başladı. Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen devlet hizmeti yükümlülüğü kurası sonucunda Batman’a atanan Uzm. Dr. Aksoy’un göreve başlamasıyla birlikte hastanenin kardiyoloji kadrosu güçlendi. Yeni görevlendirmenin, bölgedeki kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli katkılar sağlaması bekleniyor. Koroner arter hastalıkları, kalp ritim bozuklukları, kalp yetmezliği ve girişimsel kardiyoloji alanlarında hizmet veren Kardiyoloji Kliniğinde görev yapacak olan Uzm. Dr. Aksoy’un, Batman ve çevre illerden gelen hastalara sağlık hizmeti sunacağı belirtildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
2
09 Mart 2026 Pazartesi- 11:44
Denizli Devlet Hastanesinde işleyiş normal bir şekilde devam ediyor
3
09 Mart 2026 Pazartesi- 13:25
Boğazına şeker kaçan 3 yaşındaki çocuk, Heimlich manevrasıyla kurtarıldı
4
09 Mart 2026 Pazartesi- 11:55
50-70 yaş arasında tarama, kolon kanserini önleyebilir
5
08 Mart 2026 Pazar- 17:06
Uzmanı açıkladı: "Oruç, beden ve ruhun farkına varmayı sağlar"
14 Şubat 2026 Cumartesi - 11:56
Samsun’da sağlık yatırımları yükseliyor
Samsun’da sağlık altyapısını güçlendirecek toplam 5 milyar 609 milyon 314 bin TL’lik 8 ayrı yatırımın yapımı sürerken, en büyük payı 350 yataklı Atakum Devlet Hastanesi aldı. Samsun İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde kent genelinde yürütülen projeler kapsamında 2 milyar 420 milyon TL proje bedeline sahip 350 yatak kapasiteli Atakum Devlet Hastanesi inşaatında fiziki gerçekleşme oranı yüzde 40’ın üzerine çıktı. Hastanenin 2027 yılında tamamlanarak hizmete açılması planlanıyor. 250 yatak kapasiteli Tekkeköy Devlet Hastanesi’nin proje bedeli 1 milyar 649 milyon TL olarak açıklandı. Geçen yıl yeniden başlanan projede çalışmalar sürerken, hastanenin bu yıl tamamlanması hedefleniyor. Bu yıl hizmete alınması planlanan 50 yatak kapasiteli Alaçam-Yakakent Devlet Hastanesi’nde ise fiziki gerçekleşme oranı yüzde 75 seviyesine ulaştı. 566 milyon TL proje bedeline sahip hastanede çalışmalar aralıksız devam ediyor. 40 milyon TL yatırım bedeli bulunan Çarşamba Sağlıklı Hayat Merkezi, 6 Aile Hekimliği Birimli Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu projesinde fiziki gerçekleşme oranı yüzde 90 seviyesine çıktı. 25 yatak kapasiteli ve 283 milyon TL proje bedelli Ayvacık Devlet Hastanesi’nin ise 2027 yılında tamamlanması planlanıyor. İnşaatta fiziki gerçekleşme oranının yüzde 6 olduğu bildirildi. Öte yandan İl Sağlık Müdürlüğü hizmet binası, Halk Sağlığı Laboratuvarı, Sağlıklı Hayat Merkezi, 5 hekimli Aile Sağlığı Merkezi ile 112 Komuta Kontrol Merkezi yapım işlerinin toplam proje maliyeti 599 milyon TL olarak açıklandı. Yeni başlanan projelerin 2027 yılı içinde tamamlanması hedefleniyor. Ayrıca Vezirköprü Kamile Kavas 112 ASHİ Samsun Acil Sağlık Merkezi projesinde de fiziki gerçekleşme oranının yüzde 90’a yaklaştığı bildirildi.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 11:53
Nusaybin Acil Diş Sağlığı Polikliniği 16 Şubat’ta hizmete başlıyor
Mardin’in Nusaybin ilçesinde vatandaşlara sunulan ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin kapsamı genişliyor. Nusaybin Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi bünyesinde oluşturulan Acil Diş Sağlığı Polikliniği, 16 Şubat’ta hizmet vermeye başlayacak. Merkez Başhekimi Cevat Akyün, vatandaşlara sunulan sağlık hizmetlerini daha da güçlendirmek amacıyla önemli bir adımı hayata geçirdiklerini söyledi. Akyün, "16 Şubat 2026 tarihi itibarıyla merkezimiz bünyesinde acil diş sağlığı polikliniğimizi hizmete açmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Acil polikliniğimizde diş ağrısı, travma, enfeksiyon ve benzeri acil durumlarda vatandaşlarımıza hızlı, etkin ve kesintisiz sağlık hizmeti sunulacaktır. Amacımız, hastalarımızın mağduriyet yaşamadan en kısa sürede doğru ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasını sağlamaktır" dedi. Bu süreçte başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere İl Sağlık Müdürlüğüne verdikleri desteklerden dolayı teşekkür eden Akyün, Acil Diş Sağlığı Polikliniği’nin ilçe ve bölge halkı için hayırlı olmasını temenni ederek tüm vatandaşlara sağlıklı günler diledi.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 10:21
Biruni Üniversitesi ev sahipliğinde "Sağlıklı Yaşam Tıbbı" sempozyumu düzenlendi
Biruni Üniversitesi ev sahipliğinde, Sağlık Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen "2’inci Türkiye Sağlıklı Yaşam Tıbbı" sempozyumunda, sağlıklı uzun yaşam ile ilgili yaklaşımlar ele alındı. Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği tarafından sempozyum, Biruni Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Türkiye’nin önde gelen sağlık kuruluşlardan ve yurt dışından akademisyenler, hekimler ile sağlık profesyonelleri katıldı. Programda yaşam tarzı tıbbının bilimsel temelleri, uluslararası uygulamaları ve Türkiye’deki kurumsallaşma süreci ele alındı. "Bakış açısını değiştirmek ve sağlıklı yaşamı öne çıkarmak lazım" Sempozyumun ardından konuşan Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Bugün yurt dışından gelen misafirlerimizle beraber sağlıklı yaşam tıbbını konuşuyoruz. Aslında bu tamamen sağlık sektöründe ve doktorların eğitiminden, temelden değişmesi gereken bir durum. Çünkü biz doktorlar olarak hep hastalıkları tedavi ediyoruz. Oysa ki bakış açısını değiştirmek ve aslında nasıl sağlıklı ve uzun yaşamı sağlayacağımızı öne çıkarmamız lazım" dedi. "Sağlıklı, uzun bir yaşama ulaşmamız mümkün" Sağlıklı yaşam tıbbının tıp fakültesi eğitimimizden başladığını söyleyen Prof.Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Eğitimle beraber aslında doktorlar olarak ve sağlık çalışanları olarak bizlerin görevi tüm toplumun sağlıklı yaşamını uzatmak ve bu konudaki bilgilendirmeyi arttırmak. Burada en önemli sacayakları egzersiz, beslenme, stres yönetimi ve düzenli uykudur. Yaşam tarzımızı değiştirmek ve bilinen risk faktörlerini; sigara gibi, alkol gibi yaşamımızdan uzaklaştırmakla aslında hastalıklardan korunmamız mümkün. Ve böylece de sağlıklı, uzun bir yaşama ulaşmamız mümkün" diye konuştu. Prof.Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Tüm doktorlar ve sağlık çalışanları olarak halkımızı bu konuda eğitmeli, bilinci arttırmalı ve Sağlık Bakanlığımızın da yeni Sağlıklı Yaşam Tıbbı Sertifika Programları ile bu konuda tüm halkımıza, toplumumuza farkındalığı arttırıcı iyi bir yaşam verme konusunda çalışmamıza devam etmemiz lazım. Bugünkü sempozyumda da burada detaylarıyla tartıştığımız konuların temelleri bunlar" şeklinde konuştu. "Savaş meydanlarda değil, hücresel düzeyde" Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği Başkanı Dr. Hande Türkyılmaz ise konuşmasında "Artık belirleyiciler patojenler değil, bizim tercihlerimiz diyoruz. Artık tehdit mikroplar değil, bizim metabolik yükümüz. Ve artık savaş meydanlarda değil, hücresel düzeyde meydana geliyor. Bu nedenle de içinde bulunduğumuz bu çağda artık sağlık politikalarının, bizim tıbbi yaklaşımlarımızın eksen değiştirmesi gerekiyor. Tedavi merkezli sistemden önleme merkezli bir sisteme, hastalık yönetiminden sağlık inşasına geçmemiz gerekiyor. Yaşam tarzı tıbbı sadece bireysel bir tercih değil, aslında kamusal bir sağlık stratejisi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Artık kronik hastalıklarla mücadele etme zamanı" Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Toplum Sağlığı Hizmetleri ve Eğitim Dairesi Başkanı Dr. Aslıhan Külekçi Uğur konuşmasında, "Sağlıklı Hayat Merkezleri sağlıklı yaşamın teşvikini amaçlayan, bu amaç doğrultusunda da sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılması, hareketli yaşam tarzının benimsetilmesi, sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi hususu olması konusunda hızla yol alıyoruz. Artık kronik hastalıklarla mücadele etme zamanı ve en büyük savaşımızı bununla vereceğiz ve burada sağlıklı yaşam tıbbının kıymeti çok büyük. Çünkü sadece hastalığı iyileştirmek değil, yaşam tarzını değiştirerek ancak kronik hastalıklarla mücadele edebiliriz" dedi.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 10:05
Sevgililer Günü’nde eşinden gelen hayat
Antalya’da yıllarca diyaliz tedavisi gören Fatma Aydın Dönmez, Sevgililer Günü’ne eşinin bağışladığı böbrekle giriyor. Dönmez, nakil sürecini anlatırken 8 yaşındaki kızlarının ameliyat öncesi kendisine, "Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?" diye sorduğunu belirterek, "Eşimin bana karşı olan sevgisi, fedakârlığı, saygısı hayatımın devam etmesini sağladı" dedi. Antalya’da yaşayan Fatma Aydın Dönmez’in yaşamını değiştiren süreç, bacak ağrısıyla başladı. Hastaneye başvuran Dönmez’e yapılan tahlillerde böbreklerinde rahatsızlık olduğu belirlendi. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bölümü’nde yapılan ileri tetkiklerin ardından Dönmez’e yüksek tansiyona bağlı böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Tedavi süreci devam ederken hamile kalan Dönmez’in böbrek fonksiyonları hamilelik döneminde daha da geriledi. Doğumun ardından diyaliz tedavisine başlanan Dönmez, uzun yıllar makineye bağlı bir yaşam sürdürdü. Yıllarca umutla organ bağışı bekledi Nakil için geçen yılları anlatan Fatma Aydın Dönmez, diyalizle geçen sürecin hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu söyledi. Organ bağışının önemine dikkat çeken Dönmez, yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi: "44 yaşındayım. Yaklaşık 9 yıllık evliyiz. İlk önce bacağımdaki ağrı nedeniyle hastaneye başvurdum. Ayağım uyuşmaya başlamıştı. Yapılan tahlillerde böbreklerde ciddi sıkıntı olduğu söylendi. Acil nefrolojiye yönlendirildik. O bölüme girdikten sonra bir daha çıkamadım. Biopsiler, tahliller derken yüksek tansiyona bağlı böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Tedavi altına alındım. Ardından hamilelik süreci başladı. Doğumla birlikte böbreklerim tamamen iflas etti. Diyaliz süreci başladı. Beş yıl boyunca organ bağışı bekledik ama ne yazık ki uygun organ bulunamadı." "Keşke bu fedakârlık gerekmeseydi" Uzun süre organ bağışı beklemelerine rağmen sonuç alamadıklarını belirten Dönmez, eşinden yapılan naklin ardından sağlığına kavuştuğunu ancak yaşadığı duyguyu buruk bir sevinçle anlattı. Dönmez, "Eşim bu konuda hep çok ısrarcıydı. Biraz daha bekleyelim, belki organ bağışından bir haber gelir diyordum. Ama gelmeyince başka çaremiz kalmadı. Eşimin bana karşı olan sevgisi, fedakârlığı ve saygısı hayatımın devam etmesini sağladı. Ona minnettarım. Ama keşke bu fedakârlık gerekmeseydi. Keşke bir organ bağışıyla gerçekleşseydi. Ameliyata girerken beni uğurlaması bile benim için yeterliydi. Toprağa gidecek bir organın, başka bir bedende hayat bulması elbette çok daha anlamlı olurdu. Toplumda organ bağışı bilincinin artmasıyla bu farkındalığın güçleneceğine inanıyorum. Sevgi ise her şeyin en büyük gücü. Sevgi ve saygı, hayatın önünde gelen en kıymetli değerler. Eşim organını verse de vermese de ben onu her şeyden önce çok seven ve değer veren biriydim. Benim için o, rüyalarımın insanıydı" şeklinde konuştu. "Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?" Nakil sürecinin aile üzerindeki en ağır yükünün 8 yaşındaki kızları olduğunu ifade eden Dönmez, ameliyat öncesi yaşadıkları duygusal anları da şöyle paylaştı: "En zor olan çocuğumdu. Ameliyat öncesinde bana ‘Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?’ diye soruyordu. Benim için dua ediyordu. Ameliyatın ardından kızımın ‘Anne, artık iyileştin, sağlıklısın değil mi?’ dediğini duydum ve gözlerindeki sevincin ışığını gördüm. Onunla birlikte ben de mutlu oldum." "Hayatımı paylaştığım kişiyle organımı da paylaşırım" Eşinin sağlık mücadelesine tanıklık etmenin kendisi için çok zor olduğunu belirten Deniz Dönmez ise süreci şu sözlerle anlattı: "9 yıllık evliyiz. Aynı yerde çalışıyoruz, kendi emlak ofisimiz var. Süreç bizim için gerçekten çok zordu. Sevdiğiniz bir insanın gözünüzün önünde erimesi çok ağır bir duygu. Uzun süre organ naklini bekledik. Sonunda doktorlarımız ‘Sen verici olabilirsin’ dedi. Hayatımı paylaştığım kişiyle organımı da paylaşmam benim için çok doğal. Ancak herkes bu sürece aynı duyarlılıkla yaklaşmıyor. Oysa organ nakli, bir hayatı kurtarmak demek. Bir çocuğun annesine, bir eşin sevdiğine, bir ailenin babasına yeniden kavuşması İnsanlar bunun ne anlama geldiğini bilse, organ bağışına çok daha fazla destek verir diye düşünüyorum."
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:53
Başkan Erol’dan anlamlı hareket: "Bir ünite kan, bir hayat"
Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, Ramazan ayı öncesinde kan bağışının önemine dikkat çekmek amacıyla Türk Kızılay Kestel Şube Başkanlığı önünde konuşlanan kan bağış tırında kan bağışında bulunarak örnek bir davranış sergiledi. Ramazan ayı öncesinde farkındalık oluşturmak amacıyla anlamlı bir adım atan Başkan Ferhat Erol, AK Parti Kestel İlçe Başkanı Nesri Demir ile birlikte gerçekleştirdiği kan bağışıyla vatandaşlara örnek oldu. "Göstereceğimiz küçük bir duyarlılık, bir hayatı kurtarabilir" Toplumsal dayanışmaya öncülük eden Başkan Erol, kan bağışının hayati önemine dikkat çekerek, "Bir ünite kan, bir hayat demektir. Kan acil değil, sürekli bir ihtiyaçtır. Özellikle Ramazan öncesinde bağışların azalması hastalarımız için risk oluşturabiliyor. Bu süreçte göstereceğimiz küçük bir duyarlılık, bir hayatı kurtarabilir" ifadelerini kullandı. Başkan Erol, kan bağışının sadece bir yardım değil, insan hayatına dokunan büyük bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "Kan bağışı, toplum olarak birbirimize olan bağlılığımızın ve dayanışma ruhumuzun en güçlü göstergelerinden biridir. Bugün verdiğimiz her bağış, yarın bir annenin, bir evladın ya da bir kardeşimizin hayata tutunmasına vesile olabilir."
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:52
Zor denilen ameliyat Van’da başarıyla yapıldı
VAN (İHA) – Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, İstanbul ve Ankara’da yüksek riskli görülerek korkutulan iki hastayı Van’da başarıyla ameliyat ederek sağlığına kavuşturdu. Ağrılı olup uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan 53 yaşındaki Neriman Kılıç ile Hakkarili 51 yaşındaki Şükriye Açar da İstanbul ve Ankara’da hastane hastane gezdikten sonra Prof. Dr. Halil Başel’e ulaştı. Gittikleri hastanelerde ‘felç kalırsın, masada kalırsın’ gibi ifadelerle korkutulan hastalar, Prof. Dr. Başel’in ikna çalışmaları sonucu yapılan operasyonla sağlıklarına kavuştu. "En büyük eforumuz ameliyattan ziyade hastayı ve ailesini ikna etmek oldu" İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Halil Başel, özellikle büyük şehirlerde hastaların gereğinden fazla korkutulduğuna dikkat çekerek, "İlk hastamız Neriman Hanım aslında Ağrılı ancak uzun süredir İstanbul’da yaşıyor. Yaklaşık 4–5 ay önce kendisine glomus tümörü tanısı konulmuş. Bu süreçte maalesef hastamız fazlasıyla korkutulmuş. Ameliyatın muhtemel komplikasyonları sürekli anlatılmış. Gittiği her hekim farklı tetkikler istemiş; anjiyolar, biyopsiler yapılmış. E-Nabız üzerinden kayıtlarını incelediğimde, hastaya yapılmaması gereken pek çok işlemin yapıldığını gördüm. Tümör 6 santimetre büyüklüğündeydi. Açıkçası en büyük eforumuz ameliyattan ziyade hastayı ve ailesini ikna etmek oldu" dedi. "Felç kalırsın denilmiş, masada kalma korkusu yaşatılmış" Hastanın ve ailesinin ciddi bir psikolojik baskı altında Van’a geldiğini belirten Başel, süreci şu sözlerle aktardı: "Bilinçli bir oğlu vardı. Bana, ‘Hocam burada gittiğimiz hekimlerin hiçbiri sizin anlattıklarınızı söylemiyor, hep en kötü senaryolar anlatılıyor, biz çok korkuyoruz’ dedi. En son çekilen bir film sonrası hastaya, ‘Bu tümörü aldırırsan kesin felç olursun, masada kalma ihtimalin çok yüksek’ denilmiş. Bu tür söylemler hastayı tamamen yıpratmış." "Bir saatlik ameliyatla 6 santimlik tümör alındı" Hastanın Van’a gelmesinin ardından sürecin hızlı ve başarılı ilerlediğini ifade eden Başel, "Hastamızı İstanbul’dan Van’a getirmek en zor aşamaydı. Geldikleri gün tetkiklerini yaptık, ertesi gün ameliyata aldık. Ameliyat yaklaşık bir saat sürdü ve 6 santimetrelik tümörü tamamen çıkardık. Allah’a şükür hiçbir komplikasyon gelişmedi. Bu tür ameliyatlarda bazen ses kısıklığı olur ama bu bile yaşanmadı. Hastamız taburcu aşamasına geldi" diye konuştu. "Gözünü açtığında felç olmadığını görünce mutluluğu bize de yansıdı" Ameliyat sonrası anları da paylaşan Prof. Dr. Başel, sözlerini şöyle tamamladı: "Yoğun bakımda gözünü açtığında felç olmadığını fark etti ve çok mutlu oldu. Onun bu mutluluğu bizleri de son derece mutlu etti." "Bize ‘felç olursun’ dediler" Ameliyat sonrası konuşan Neriman Kılıç ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Çok hastane gezdim. Bana ‘felç kalırsın, konuşamazsın’ dediler. Aylarca çok kötü günler geçirdim. Halil Hocayı bulduk, tümörümü başarılı bir şekilde çıkardı. Allah razı olsun." Neriman Kılıç’ın eşi Kıyasettin Kılıç ise "İstanbul’da yüzde 100 felç riski dediler. Önce Allah’a, sonra Halil Hocaya güvendik. Ameliyat çok başarılı geçti" ifadelerini kullandı. Hakkari’den Ankara’ya, oradan Van’a umut yolculuğu Prof. Dr. Halil Başel, ikinci hastanın ise Hakkarili 51 yaşındaki Şükriye Açar olduğunu belirterek, "Hakkari’de ameliyat yapılamaz denilerek Ankara’ya yönlendirilmiş. Orada da hastane hastane gezmişler. Bir yakınının tavsiyesiyle bize ulaştılar. Tümörü büyük ve iki taraflıydı. Hastayı Van’a aldık ve başarılı bir operasyon gerçekleştirdik. Yarın taburcu etmeyi planlıyoruz" dedi. "Bizi çok korkuttular ama şimdi çok mutluyuz" Şükriye Açar da, Ankara’ya kadar gittiğini belirterek, "Onlarca doktora gittim. Beni çok korkuttular. ‘Masadan kalkamazsın’ dediler. Halil Hoca tümörümü çıkardı, hiçbir sıkıntı yaşamadım. Önce Allah, sonra hocamdan razıyım" şeklinde konuştu.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:37
Her 10 kişiden 7’si sigarayı bırakmak istiyor
Sigaranın yalnızca içeni değil, çocuklardan yetişkinlere kadar herkesi etkileyen ciddi bir sağlık tehdidi olduğuna dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fadime Tülücü, sigarayı bırakmanın güçlü bir iradenin yanında profesyonel destek gerektiren bir tedavi süreci olduğunu vurguluyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fadime Tülücü, sigaranın sağlık üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek sigaranın masum bir alışkanlık değil, kronik ve ölümcül sonuçlar doğurabilen bir hastalık olduğunu vurguluyor. Sigaranın içinde yedi binden fazla kimyasal madde bulunduğunu ve bunların en az 81’inin kansere neden olduğunu belirten Tülücü, "Sigarayı deneyen her üç çocuktan biri bağımlı hale geliyor" açıklaması yaptı. Bireyler arasındaki genetik farklılıkların bağımlılık derecesinden hastalık riskine kadar birçok etkide belirleyici olabildiğini de ekledi. "2030’a kadar hayatını kaybeden sayısı 8’5 milyona ulaşabilir" Doç. Dr. Tülücü, "Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre her gün yaklaşık 14 bin, her yıl ise 5,5 milyon insan sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Uzmanlar, bu sayının 2030 yılına kadar yılda 8,5 milyona ulaşacağını öngörüyor" dedi. Sigara tüm organlarda kalıcı hasar bırakıyor Sigaranın başta akciğer olmak üzere tüm organlarda kalıcı hasara yol açtığını belirten Doç. Dr. Tülücü, KOAH, akciğer kanseri ve kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa neden olduğunu ifade etti. Sigaranın damarları daraltarak kalp krizi riskini artırdığını, bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu enfeksiyonlara karşı savunmasız bıraktığını vurgulayan Tülücü, uzun süreli kullanımın yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürdüğünü söyledi. Sadece içeni değil, çevresindekini de etkiliyor Pasif içiciliğin en az aktif içicilik kadar tehlikeli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Tülücü, özellikle sigara içilen ortamlarda büyüyen çocuklarda bronşit, zatürre ve astım gibi solunum yolu hastalıklarının daha sık görüldüğünü belirtti. Bu maruziyetin çocukların akciğer gelişimini yavaşlatabileceğini ve akciğer kapasitesinde azalmaya yol açabileceğini ifade etti. Pasif sigara dumanına maruz kalan erişkinlerde akciğer kanseri riskinin yüzde 21, kalp ve damar hastalıkları riskinin ise yüzde 27 oranında arttığını vurgulayan Doç. Dr. Fadime Tülücü, uzun yıllar süren maruziyette bu risklerin iki katına kadar çıkabileceğini belirtti. Kadınlarda pasif içiciliğe bağlı meme kanseri riskinin yüzde 70 oranında yükseldiğini, genel ölüm riskinin ise 2 ila 10 kat arttığını da sözlerine ekledi. Büyüme geriliği, boy kısalıpına yol açabilir Gebelikten ileri yaşlara kadar süren etkiler Gebelik döneminde sigara kullanımı ya da çocukların sigara dumanına maruz kalmasının büyüme geriliği ve boy kısalığı gibi gelişimsel sorunlara yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Tülücü, sigaranın nörotoksik etkilerinin öğrenme güçlüğü, hafıza problemleri ve gençlerde okul başarısında düşüş gibi sonuçlara neden olabileceğini dile getirdi. İleri yaşlarda ise bu etkilerin demans ve Alzheimer riskini artırabileceğini vurguladı. Sigarayı bırakmak için istek yetmez, destek gerekir Sigara bırakma sürecinde "istek, destek ve tedavi" unsurlarının hayati önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Tülücü, her 10 kişiden 7’sinin sigarayı bırakmak istediğini ancak yalnızca yüzde 40’ının bunu başarıyla gerçekleştirebildiğini ifade etti. Sigarayı bırakmak isteyen bireylerin mutlaka doktor kontrolünde bir tedavi süreci yürütmesi gerektiğini vurgulayan Tülücü, tekrar başlama riskinin yüksek olduğunu ve bu nedenle düzenli takibin şart olduğunu söyledi. En etkili sonuçların ise ilaç tedavisi ile davranışsal terapi yöntemlerinin birlikte uygulanmasıyla elde edildiğini belirtti. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nden kurulan Sigarayı Bırakma Polikliniği’nin bu yönüyle önemli bir ihtiyacı karşılayacağını vurgulayan Doç. Dr. Tülücü, bırakılan her sigaranın daha sağlıklı bir yaşamın başlangıcı olduğunu vurgulayarak sigara kullanan herkesi profesyonel destek almaya çağırdı.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:30
Köşk’te okul kantinleri denetlendi
Aydın’ın Köşk ilçesinde öğrencilerin okulda sağlıklı gıda tüketmeleri ve hijyenik ortamlarda alışveriş yapmaları amacıyla okul kantinleri denetlendi. Her gün binlerce öğrenciye hizmet veren okul kantinlerinde Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince denetimler aralıksız sürüyor. Bu çerçevede Köşk’te de okul kantinleri denetlendi. Muhtemel gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesi ve öğrencilerin hijyenik ortamlarda alışveriş yapması amacıyla kontroller gerçekleştirilirken, ekipler gıda ürünlerini tek tek inceledi. Ürünlerin "okul gıdası" standartlarına uygun olup olmadığı da bakılırken ürünlerin son tüketim tarihi ve etiket kontrolleri yapıldı. Hijyen, çalışma ortamı gibi konularda denetimler de gerçekleştirilirken kantin işletmecilerine öğrenci sağlığını tehdit eden ürünlerin satışına müsaade edilmediği hatırlatıldı. Yönetmeliğe aykırı hareket eden kantincilere ise cezai işlem uyguladı. Öğrencilerin okulda sağlıklı gıda tüketmeleri ve hijyenik ortamlarda alışveriş yapmaları adına kantin denetimlerinin yıl boyunca devam edeceği öğrenildi. Denetimler ile ilgili Köşk İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Okul Kantinlerinde Satılacak Gıda ve Eğitim Kurumlarındaki Gıda İşletmelerinin Hijyen Yönünden Denetlenmesi Genelgesi kapsamında, ilçemiz eğitim kurumlarında bulunan kantin ve gıda işletmelerinde İlçe Gıda İşletmeleri Deneti Ekibi tarafından denetimlerimizi gerçekleştirdik. Sevgili öğrencilerimizin gıdaya ulaşmasında sağlık ve hijyen kuralları konusunda hassasiyet ve duyarlılığımız devam edecek" ifadeleri yer aldı.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:20
Göz muayenesi kalpteki tehlikeyi açığa çıkardı
Kalbe giden üç ana damarda yüzde 95’in üzerinde darlık saptanan Alptekin, minimal invaziv bypass ameliyatıyla tedavi edildi.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:18
Uzman Dr. Dinç: "Erken tanı konulan çocukluk çağı kanserlerinde başarı oranı yüksek"
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Dr. Orkun Dinç, çocuklarda uzayan ve nedeni bilinmeyen şikayetlerin ciddiye alınması gerektiğini belirterek, erken başvurunun tedavi sürecini doğrudan etkilediğini söyledi. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Dr. Orkun Dinç, çocukluk çağı kanserlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çocukluk çağında görülen kanser türlerinin yetişkinlere oranla daha nadir olduğunu belirten Dinç, erken teşhis sayesinde yüz güldürücü sonuçlar elde edilebildiğini ifade etti. Konuya ilişkin konuşan Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Dr. Orkun Dinç, ailelerin özellikle uzun süren ve nedeni açıklanamayan belirtiler konusunda dikkatli olması gerektiğini söyledi. Dr. Dinç, "Çocukluk çağı kanserleri, yetişkinlere kıyasla daha nadir görülmekle birlikte erken tanı konulduğunda başarılı tedavi sonuçları elde edilebilmektedir. Burada dikkat çekmek istediğim en önemli nokta erken tanıdır. Aileler, uzayan ya da nedeni bilinmeyen yakınmalar konusunda dikkatli olmalıdır. Özellikle solukluk, halsizlik, nedeni açıklanamayan karın ağrısı, karında ele gelen kitle, boyun ve koltuk altındaki lenf bezlerinde şişlik, vücutta travma olmaksızın morarma ya da kolay kanama gibi durumlarda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır. Bu tür belirtilerin bir hekim tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır" dedi. İlk başvurunun çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniklerine yapılması gerektiğini dile getiren Dinç, "Çocukluk çağında en sık görülen kanser türleri arasında lösemi, merkezi sinir sistemi tümörleri ve lenfomalar yer almaktadır" diye konuştu.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:15
Sevgililer Günü’nde hayat veren bağ: Bağışladığı karaciğeriyle sevdiğine umut oldu
İstanbul’da yaşayan Esra Işıl Tahtacı, ani karaciğer yetmezliği teşhisi konulan ve nakil listesine alınan sevgilisi Ömer Gökhan Karagöz’e donör oldu. Tahtacı, karaciğerinin yüzde 70’ini bağışlayarak Karagöz’e yeniden yaşam umudu verdi.
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:00
Kaplıca sular altında, vatandaşlar şifa peşinde
Muğla’da bir haftadır aralıklarla etkisini sürdüren sağanak yağış, hayatı olumsuz etkiledi. Muğla genelinde birçok noktada su baskınları ve taşkınlar yaşanırken, derelerden taşınan yağmur suları nedeniyle Köyceğiz Gölü’nün su seviyesi yükseldi. Artan su seviyesi sonucu Köyceğiz kıyı şeridi kısmen sular altında kaldı. İlçenin hemen karşısında bulunan Sultaniye Kaplıcaları da taşkından etkilenen bölgeler arasında yer aldı. Açık alandaki kükürtlü su havuzlarının tamamen su altında kaldı. Kapalı havuz bölümünde ise faaliyetlerin sürdürürken, taşkına rağmen kaplıcada şifa arayan vatandaşların yoğunluk oluşturduğu görüldü. Kaplıcada şifa arayan yerli ve yabancı vatandaşlar, su altında kalan kaplıcanın kapalı bölümüne bellerinin yarısına kadar gelen suda yürüyerek tehlikeyi aldırış etmeden ulaşıyor. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi gösterdiği kaplıcaya karadan ulaşımın yanında, Köyceğiz ve Dalyan’dan tekne turları ile de kaplıcaya ulaşan vatandaşlar açık ve kapalı havuzlarda kükürtlü suya girerek şifa arıyor. Alanya’dan geldi, kaplıcaya giremedi Kaplıcaya tedavi amacıyla Antalya Alanya ilçesinden gelen Yaşar Yıldız, "Alanya’dan buraya Sultaniye kaplıcalarını görmek için geldim ama sel baskınlarından dolayı da göremiyoruz. İnşallah bir-iki gün içerisinde balık kapağı açılır, su çekilir, biz de görebiliriz belki" dedi. Alman vatandaş romatizma tedavisi için geldi Sırtında ağrılar olduğunu ve romatizması bulunduğunu belirten Alman vatandaşı Oliver, "Evet, gerçekten çok güzeldi. Kaynak çok sıcak ve gerçekten harika. Frankfurt’un yakınlarından geliyorum. Karavanla seyahat ediyoruz ve uzun süredir yoldayız. Bir yıldan uzun süredir. Buradan Kazakistan’a doğru seyahat ediyoruz. Almanya’dan İtalya’ya feribotla gittik, sonra Yunanistan’a, Yunanistan’dan da Türkiye’ye geldik. Şimdi Türkiye’de iki ay kalacağız. Ondan sonra Gürcistan, Ermenistan, Rusya ve Kazakistan’a gideceğiz. Her şey yolunda giderse belki Moğolistan’a da gideceğiz. Termal su bana iyi geliyor. Sıcaklık iyi geliyor. Sırtımda ağrılarım var ve romatizmam var, bu da bana yardımcı oluyor" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder