SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi 26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53 Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45 Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Kansersin, astımsın dediler: Akciğerinden kabak çekirdeği çıktı
23 Eylül 2025 Salı - 09:33 Kansersin, astımsın dediler: Akciğerinden kabak çekirdeği çıktı Malatya’da bir buçuk yıldır geçmeyen öksürük şikayetiyle birçok hastaneye başvuran hastanın, akciğerinde kabak çekirdeği olduğu ortaya çıktı. Bronkoskopiyle çıkarılan çekirdek sonrası hasta sağlığına kavuştu. Malatya’da yaşayan 50 yaşındaki Aysel Türkeş, yaklaşık 1,5 yıldır geçmeyen kuru öksürük şikayeti nedeniyle hastane hastane dolaştı. İlk başta astım, bronşit hatta kanser teşhisi konulan Türkeş’in, Battalgazi Devlet Hastanesi’nde yapılan tetkikler sonucunda akciğerine kabak çekirdeği kaçtığı tespit edildi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Emre Aşkın tarafından yapılan bronkoskopi işleminde, hastanın akciğerinde kabak çekirdeği bulundu. "Kendimi yeni doğmuş gibi hissediyorum" Yaşadığı süreci anlatan Aysel Türkeş, "Astım şikayetiyle hastaneye gittim. Buhar tedavisi verdiler ama geçmedi. Gece uyuyamıyordum, öksürükten ağzımdan kan geliyordu. Çok doktora gittim, kanserden bile şüphelendiler. Sonunda Dr. Ömer Emre Aşkın’a yönlendirildim. Bronkoskopi yapıldı, meğer kabak çekirdeği kaçmış ciğerime. Onu çıkardılar. Şimdi çok şükür iyiyim, öksürüğüm kalmadı. Kendimi yeni doğmuş gibi hissediyorum" dedi. "Tedaviye yanıt vermeyen öksürük şüphe uyandırdı" Hastanın tedavi süreci hakkında bilgi veren Dr. Ömer Emre Aşkın ise "Yaklaşık 1,5 yıldır geçmeyen öksürük şikayetiyle başvurdu. Daha önce birçok kez farklı tedaviler almış ancak geçmemiş. Çekilen tomografide akciğerde şüpheli bir alan gördük ve yabancı cisim olabileceğini düşündük. Bronkoskopi ile hava yollarına girerek kabak çekirdeği olduğunu tespit ettik ve çıkardık. Hastamız işlem sonrası rahatladı, takip süreci devam edecek" diye konuştu. Dr. Aşkın, uzun süre geçmeyen öksürüklerde her zaman bronkoskopi gerekmediğini ancak bu vakada tomografi bulgularının yönlendirici olduğunu söyledi.
Doğu Karadeniz bölgesinde kanser türleri cinsiyete göre değişiyor
23 Eylül 2025 Salı - 09:08 Doğu Karadeniz bölgesinde kanser türleri cinsiyete göre değişiyor Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kanser türleri cinsiyete göre farklılık gösteriyor. Erkeklerde akciğer ve bronş kanseri, kadınlarda ise meme kanseri en yaygın görülen kanser türü olarak öne çıktığı belirtildi. İHA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Doğu Karadeniz illerinde yapılan değerlendirmelerde, erkeklerde akciğer ve bronş kanseri yaklaşık yüzde 27,4 oranla ilk sırada yer alıyor. Bu türü yüzde 9,3 ile mide kanseri, yüzde 8,6 ile prostat kanseri, yüzde 6,9 ile mesane kanseri ve yüzde 6,2 ile kolorektal (kalın bağırsak) kanserleri takip ediyor. Kadınlarda ise en sık görülen kanser türü yaklaşık yüzde 18 oranla meme kanseri oldu. Onu yüzde 10,4 ile mide kanseri, yüzde 8 ile kolon kanseri, yüzde 6 ile kemik iliği (lenfoma vb.) kanserleri ve yüzde 4,6 ile tiroit kanseri izliyor. Akciğer-bronş kanserleri ise kadınlarda yaklaşık yüzde 4,4 oranında görülüyor. Türkiye genel verileri ile kıyaslandığında, Karadeniz Bölgesi’nde erkeklerde en yaygın üç kanser türü; akciğer, prostat ve kolorektal kanserler olarak sıralanırken, kadınlarda meme, kolorektal ve mide kanserleri öne çıkıyor. Tiroit kanseri bölgede daha sık görülüyor Özellikle Doğu Karadeniz’e özgü bazı kanser türlerinde dikkat çekici artışlar gözleniyor. Tiroit kanseri, Karadeniz Bölgesi’nin tamamında Türkiye ortalamasına kıyasla daha yüksek oranlarda görülüyor. Uzmanlar bu durumu genetik yatkınlık, bölgedeki iyot eksikliği bağlıyor. Trabzon gibi illerde ise tiroit ve kemik iliği kanserlerinin diğer bölgelere göre daha dikkat çekici oranlara ulaştığı bildiriliyor.
Nilüfer’de Alzheimer konuşuldu
22 Eylül 2025 Pazartesi - 17:16 Nilüfer’de Alzheimer konuşuldu Nilüfer Belediyesi, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü etkinlikleri kapsamında, "Çağımızın Hastalığı Alzheimer" isimli bir söyleşi düzenledi. Söyleşide alanında uzman isimler hastalığın teşhisi, korunma yöntemleri, beslenme ve egzersiz gibi konularda bilgilendirmelerde bulundu. Nilüfer Belediyesi, "Nilüfer’de Sağlık" söyleşileriyle vatandaşları bilgilendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’ne yönelik "Çağımızın Hastalığı Alzheimer" isimli bir söyleşi düzenlendi. Uzm. Dr. Kamuran Çelik moderatörlüğündeki söyleşide, Prof. Dr. Mustafa Bakar, Prof. Dr. Meliha Kasapoğlu, Doç. Dr. Demet Yıldız ve Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel hastalık ve tedavi süreçleri hakkında bilgilendirmelerde bulundular. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşiye Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de katıldı. Söyleşide konuşan Prof. Dr. Mustafa Bakar, demans hastalarının yüzde 60’ının Alzheimer olduğunu söyledi. Alzheimer hastalığının açığa çıkmadan 15 - 20 yıl önce başladığını kaydeden Prof. Dr. Bakar, çeşitli tanı yöntemleriyle erken teşhis konulabildiğini söyledi. Dünyada her 3 saniyede bir kişiye demans tanısı konulduğunu ifade eden Prof. Dr. Bakar, "Türkiye nüfusunun yüzde 10’u 65 yaş üstünde. Bunun da yüzde 10’u demans hastası. Bursa nüfusuna baktığımızda 30 bin kişinin demans hastası olduğunu tahmin ediyoruz. Ancak bu hastalarımız için yeterli sayıda bakımevi yok. Nilüfer Belediyesi bu konuda örnek bir işe imza atıyor ancak bu tarz bakımevlerinin sayısının artırılması lazım" dedi. Prof. Dr. Bakar, ekran bağımlılığı, sosyalleşmemek, genetik etkenler ve toplumdan izole bir şekilde yalnız yaşamak gibi etkenlerin Alzheimer riskini artırdığını sözlerine ekledi. Erken yaşlarda başlanan egzersizin ilerleyen yaşlarda fonksiyonel olarak daha faydalı olduğunu belirten Prof. Dr. Meliha Kasapoğlu ise, "Egzersiz yaptığınızda konuşabilecek seviyede olmanızı istiyoruz. Çok yorgun, nefes nefese kalmanızı istemiyoruz. Yürüyüş, aerobik, yüzme ve kas kütlesini artıracak hareketler yapabilirsiniz. Alzheimer ile birlikte solunum fonksiyonları azalıyor, çok sık düşmeler yaşanabiliyor. Bunlara yönelik de solunum kapasitesini artırıcı ve denge egzersizleri öneriyoruz" diye konuştu. Prof. Dr. Kasapoğlu, yatılı Alzheimer hastalarının belirli aralıklarla pozisyonlarının değiştirilmesi, yatak örtüsünde kıvrılma olmaması önerisinde bulunarak, temizliğin çok önemli olduğunu vurguladı. Alzheimer hastalığının sadece bellek bozukluğu değil aynı zamanda davranış bozukluğu da getirdiğini kaydeden Doç. Dr. Demet Yıldız da, ileri dönem hastalarının yakınlarını en çok zorlayan şeyin de bu olduğunu söyledi. Medikal tedavilerle bunun kontrol altına alınmaya çalışıldığını dile getiren Doç. Dr. Yıldız, "Bu tarz hastalarda uyku problemi de çok sık görülüyor. Bunları ilaçlarla kontrol altına almaya çalışıyoruz. Bu durumlarda hastaya, bakım veren üzerinden yaklaşmak daha doğrusu. Çünkü hastalık ilerledikçe 0 - 2 yaş çocuğu gibi bir kişiliğe bürünülüyor. Bu nedenle bakım ve yönetimi çok zor. Hastaya bakan kişilerde depresyon, anksiyete, tükenmişlik sendromu gibi rahatsızlıklar görülüyor. Alzheimer bakımı 5 - 10 yıllık bir süreç ve bu tek kişinin alacağı bir sorumluluk değil. Mutlaka paylaşılmalı" ifadelerini kullandı. Beslenme ve bağırsakların beyin sağlığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise, Alzheimer hastalığına yakalanmadan, 30 - 40’lı yaşlarda beslenmenin büyük önem taşıdığının altını çizdi. Özellikle orta ve ileri evrede hastaların yutma problemi gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Pekel, "Hastaya bir şeyi yutmaya çalışırken boğulacak gibi oluyorsa, öksürüyorsa bu durum tanı koymanızı sağlayabilir. Bu gibi durumlarda yemekleri püre ve lapa gibi kıvamlara getirerek verebilirsiniz. Ancak daha ileride bu da etkili olmayacaktır. Sonrasında çeşitli tıbbi müdahalelerle hastayı beslemeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Katılımcıların sorularını da yanıtlayan doktorlara, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin günün anısına hediye verdi. Katılımcılar, söyleşinin ardından Nilüfer Belediyesi Lions & Ercan Dikencik Alzheimer Hasta Konuk Evi’ndeki hastalar tarafından hazırlanan resim sergisini gezdiler.
Renkli Pedallar sağlıklı bir çevre için çevrildi
22 Eylül 2025 Pazartesi - 17:09 Renkli Pedallar sağlıklı bir çevre için çevrildi Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında düzenlenen ‘Renkli Pedal’ bisiklet turuyla sağlıklı yaşama ve temiz çevreye dikkat çekildi. Daha sağlıklı Bursa için pedal çevirdiler Bursa Büyükşehir Belediyesi, yayalar ile bisikletliler başta olmak üzere herkesin güvenli ve rahat bir şekilde hareket edebilmesini teşvik etmek amacıyla kutlanan ‘Avrupa Hareketlilik Haftası’ kapsamında birçok etkinliğe ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda Bursa Büyükşehir Belediyesi, Nilüfer Belediyesi ve Bursa Kent Konseyi iş birliğiyle ‘Renkli Pedal’ bisiklet turu etkinliği düzenlendi. Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’ndan bir araya gelen her yaştan bisiklet tutkunu, daha sağlıklı bir Bursa ve daha temiz bir çevre için pedal çevirdi. Yaya ve bisiklet öncelikli ulaşımın da özendirildiği etkinlik, Nilüfer Üç Fidan Parkı’nda sona erdi. Etkinliğe katılan vatandaşlar, Grup Tonaj konseriyle keyifli bir akşam geçirdi. "Herkesi bisiklet kullanmaya davet ediyoruz" Hem karbon salınımı hem de sağlık açısında bisiklet kullanımının önemli olduğunu belirten Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, ‘Renkli Pedal’ bisiklet turu etkinliğine katılan herkese teşekkür etti. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemi boyunca bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması için önemli çalışmalar yaptığını belirten Yıldız, "Başkanımız Mustafa Bozbey’in vizyonuyla Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde de aynı anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Herkesi bisiklet kullanmaya davet ediyoruz" dedi.
Kemik iliği nakli için 1 tüp kan bağışı yeterli
22 Eylül 2025 Pazartesi - 16:14 Kemik iliği nakli için 1 tüp kan bağışı yeterli Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Dr. Fatma Türkan Polat; kemik iliği vermenin vericiye hiçbir zararı olmadığını söyleyerek, "Bir insan kemik iliği bağışçısı olmaya karar verdiği veya uygun görüldüğü zaman sadece 1 tüp bağışlaması yeterlidir" dedi. Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Dr. Fatma Türkan Polat; kemik iliği nakliyle ilgili bilgiler verdi. Polat, "Kemik iliği nakli lösemi ve lenfoma gibi kanser türlerinde, bağışıklık yetmezliklerinde ve metabolik hastalıklarda ilaçla çözüm bulunamayan hastalarda hastalığı kesin iyileştirmek için başvurula bir yöntemdir. Kemik iliği nakli yapılabilmesi için önce nakil kararı verilmelidir. Bu merkezden Kayseri’de de bulunmaktadır. Merkezlerde kemik iliği nakline karar verilen hastalarda ilk önce hastanın kemik iliği nakli yapılabilmesi için hasta hazırlanır. Kemoterapi dediğimiz yüksek doz ilaçlarla ilk önce kendi kemik iliği ortadan kaldırılır. Uygun donörden alınan sağlam kemik iliği de hastaya nakledilir ve orada yeşermesi sağlanır. Hastada yeşerdikten sonra sağlam kemik iliğinin ürettiği kanla ve sağlam bağışıklık sistemiyle hayatına devam eder. Bu arada geçen süre hastalığın çeşidine bağlı olarak hazırlık süresi, hazırlık sonrası süresi aylar süren ve sabır gerektiren yorucu bir süreçtir. Hazırlıktan sonrada yakın kontroller ve çeşitli ilaçlar ile tedavi edilir. Bu aklımıza gelen bir ameliyat gibi değil, kan nakli süreci gibi düşünebiliriz" dedi. "Bir insan kemik iliği bağışçısı olmaya karar verdiği veya uygun görüldüğü zaman sadece 1 tüp bağışlaması yeterlidir" Polat, "Bu süre verici için zor bir süreç değildir. Bizim hastalarımızın ve yakınlarının aklına gelen budur. Zorluğundan ziyade kemik iliği bağışlama süreci vericiye bir zarar verir mi diye insanların aklına gelebilir. Servisimizde yatarak takip edilen, kemik iliği nakli olan ve kardeşlerinden nakil yapılacak olan hastalarda bile anne ve babanın aklına ’diğer çocuğuma zarar verebilir mi?’ diye sorular gelebilir. Bir insan kemik iliği bağışçısı olmaya karar verdiği veya uygun görüldüğü zaman sadece 1 tüp bağışlaması yeterlidir. Bir tüp kan bağışladığı zaman eğer uygun bir hasta bulunursa ona tekrar bağış yapıp yapmayacağı sorulur. Karar verildiyse ondan sonraki süreç kırmızı kan bağışlama sürecinden farklı değildir. Diyaliz cihazı gibi aferez cihazında kök hücreleri toplanıp alıcıya nakledilebilir. Bunun başka yöntemleri de vardır. Ameliyat hanede kök hücre toplama gibi. Bu işlemlerde yapılmadan önce hangi işlemin yapılması gerektiği vericiye sorulur. Bu işlemin vericiye herhangi bir zararı şimdiye kadar tespit edilmemiştir. Kemik iliği toplanma sürecinin vericiye herhangi bir zararı yoktur" diye konuştu.
Cizre Devlet Hastanesinde ilk defa yüz gençleştirme ameliyatı yapıldı
22 Eylül 2025 Pazartesi - 14:46 Cizre Devlet Hastanesinde ilk defa yüz gençleştirme ameliyatı yapıldı Ülkede sayılı merkezlerde yapılabilen yüz gençleştirme ameliyatı Şırnak’ın Cizre ilçesinde Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesi’nde Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Savaş Gündüz tarafından başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. 52 yaşındaki R.K. isimli hasta yüz gençleştirme tedavisi için Cizre Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Savaş Gündüz’e başvurdu. Yapılan poliklinik muayene ve tetkikler sonrası hastaya yüz gençleştirme ameliyatı yapılması planlandı. Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesinde iki ay önce atanan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Savaş Gündüz tarafından yapılan başarılı ameliyat sonrası hasta hem genç hem de canlı bir yüz ifadesine kavuştu. Kapsamlı bir estetik yüz cerrahisi ameliyatını Cizre Devlet Hastanesinde ilk defa gerçekleştirdiklerini ifade eden Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Savaş Gündüz, ameliyat kapsamında hastanın yüz bölgesine gençleştirme amaçlı farklı cerrahi işlemler uyguladı. Gündüz, ’’Bunlar arasında temporal brow lift (kaş kaldırma ve şakak germe), orta yüz germe ve üst göz kapağı estetiği (blefaroplasti) yer aldı. Bu kombine ameliyat sayesinde hastanın hem daha genç hem de daha canlı bir yüz ifadesine kavuşmasını sağladık. Yüz bölgesindeki sarkmalar, yorgun görünüm ve yaşlanma belirtileri kişilerin sosyal hayatını ve özgüvenini olumsuz bir yönde etkiliyor. Biz de burada hastamıza hem sağlık hem de estetik açıdan fayda sağlayacak, modern cerrahi tekniklerle güvenli bir ameliyat gerçekleştirdik. Hastamızın sonucu hem bizleri hem de kendisini çok mutlu etti’’ dedi. Bu ameliyatın Cizre Devlet hastanesinde ilk defa yapıldığına dikkat çeken Gündüz, daha önce yalnızca büyük merkezlerde yapılabilen bu tür yüz gençleştirme operasyonlarının, artık Cizre’de de gerçekleştirilebileceğini göstermenin hem hastalara güven verdiğini hem de sağlık hizmetlerinde önemli bir adım olduğunu söyledi.
Tüp bebekte yeni dönem: Embriyolar artık anbean takip ediliyor
22 Eylül 2025 Pazartesi - 13:56 Tüp bebekte yeni dönem: Embriyolar artık anbean takip ediliyor Tüp bebek uygulamalarında kullanılan yeni teknolojiler hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Bülent Duran, son yıllarda geliştirilen mikroskoplar ve kültür sistemleri sayesinde embriyoların gelişiminin artık çok daha ayrıntılı bir şekilde takip edilebildiğini belirtti. Özel Adatıp Hastanesi Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezi’nden Prof. Dr. Duran, tüp bebek (IVF) tedavilerinde hem çiftlere hem de hekimlere büyük kolaylıklar sağlayan teknolojik gelişmelerin, tedavi sürecinin başarısını artırdığını vurguladı. Tüp bebek uygulamalarında en kritik aşamanın, yumurta ve spermin laboratuvar ortamında güvenli bir şekilde döllenmesi olduğunu ifade eden Duran, "IVF tedavisinde en önemli unsurlardan biri, döllenme sürecinin kontrollü ve güvenli şekilde gerçekleşmesidir. Artık embriyoların gelişimi, ileri mikroskoplar ve kültür sistemleri sayesinde detaylı bir biçimde izlenebiliyor" dedi. Her çiftin durumunun farklı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Duran, teknolojik yeniliklerin bu alana katkısı hakkında da bilgi verdi: "Her çiftin durumu kendine özgüdür. Bu nedenle tedavi planı kişiye özel olmalı ve tüm aşamalar, alanında uzman ekipler tarafından titizlikle yürütülmelidir. Günümüzde embriyoların laboratuvar ortamında izlenmesi ve genetik değerlendirmelerin yapılabilmesi mümkündür. Bu sayede hem çiftler daha bilinçli kararlar alabiliyor hem de doktorlar süreci daha kontrollü bir şekilde yönetebiliyor. Mikroenjeksiyon, gelişmiş embriyo kültür sistemleri ve izleme teknolojileri, tedavinin güvenli ve planlı ilerlemesine önemli katkılar sağlıyor." Son olarak Prof. Dr. Duran, tüp bebek tedavisi öncesinde ve tedavi süresince çiftlerin sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmelerinin, sürecin etkin yönetimi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.