SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi 26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53 Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45 Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
"Her iki kişiden birinde görülen bakteri, mide kanseri riskini artırabilir"
23 Eylül 2025 Salı - 11:27 "Her iki kişiden birinde görülen bakteri, mide kanseri riskini artırabilir" Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Özgür Ecemiş, erişkinlerin yarısından fazlasında görülen Helicobacter pylori bakterisinin mide ve onikiparmak bağırsağında sessiz ilerlese bile gastrit, ülser ve uzun vadede mide kanseri riskine yol açabileceğini söyledi. Liv Hospital Samsun Gastroenteroloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, H. pylori enfeksiyonunun toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğunu belirterek, "Ülkemizde erişkinlerin yarısından fazlasında bu bakteri saptanabiliyor. Çoğu kişide sessiz seyretse de gastrit, ülser ve hatta uzun vadede mide kanseri riskine zemin hazırlayabiliyor" dedi. Bakterinin çoğunlukla ağız yoluyla bulaştığını ifade eden Dr. Ecemiş, "Kişiden kişiye temas, ortak kullanılan mutfak gereçleri ya da hijyen yetersizlikleriyle yayıldığını görüyoruz. Hastalar en sık mide yanması, şişkinlik, ağız kokusu, geğirti ve bulantı gibi şikâyetlerle başvuruyor. Ancak her zaman belirti vermediği için tanıda endoskopi, nefes testi veya dışkı testi gerekebiliyor" diye konuştu. H. pylori tedavisinde mide asidini baskılayan ilaçlarla birlikte iki antibiyotiğin 14 gün süreyle kullanıldığını belirten Ecemiş, "Tedavinin başarı oranı yüksek ancak ilaçlar düzensiz alınırsa bakteri direnç kazanabiliyor. Bu nedenle hastaların tedaviye eksiksiz uyması çok önemli" ifadelerini kullandı. "Sigara ve alkol tedaviyi zorlaştırıyor" Beslenme ve yaşam tarzının tedavide önemli olduğuna dikkat çeken Ecemiş, "Tedavi sürecinde sigara, alkol, aşırı baharat ve yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı. Probiyotik gıdalar bağırsak florasını destekleyerek hastaların kendini daha iyi hissetmesini sağlayabiliyor. En önemlisi mide şikâyetleri uzun sürüyorsa mutlaka hekime başvurulmalı, çünkü erken tanı hayat kurtarır" diyerek sözlerini tamamladı.
Uzm. Dr. Jamala Mammadova: "Ergenlikte erken teşhisle sağlıklı bir gelecek mümkün"
23 Eylül 2025 Salı - 11:16 Uzm. Dr. Jamala Mammadova: "Ergenlikte erken teşhisle sağlıklı bir gelecek mümkün" Erken ergenliğin belirtilerini, risk faktörlerini ve tedavi yöntemlerini anlatan Çocuk Endokrinolojisi Uzm. Dr. Jamala Mammadova, Mammadova, "Erken tanı ve düzenli takip, çocuğun hem fiziksel hem de duygusal gelişimi için kritik öneme sahiptir" dedi. Günümüzde çocuk sağlığıyla ilgili en sık karşılaşılan durumlardan biri olan erken ergenlik, ailelerin dikkatli takibini gerektiriyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Jamala Mammadova, erken ergenlik hakkında bilinmesi gerekenleri paylaştı. "Erken ergenlik 2’ye ayrılır" Uzm. Dr. Mammadova, erken ergenliğin vücudun hormon üretimindeki dengesizliklerden kaynaklandığını belirterek iki ana türe ayrıldığını söyleyerek, "Merkezi erken ergenlik, beyindeki hipotalamus ve hipofiz bezinin erken uyarılmasıyla tetiklenir. Nedenleri arasında genetik faktörler, beyin tümörleri, menenjit gibi enfeksiyonlar, baş travmaları veya doğuştan gelen anomaliler yer alır. Bazı durumlarda obezite de hipotalamusu etkileyerek erken ergenliği hızlandırabilir. Periferik erken ergenlik ise yumurtalık, testis veya böbrek üstü bezlerinden östrojen ya da testosteronun aşırı salgılanmasından kaynaklanır. Tümörler, kistler, genetik sendromlar veya hormon içeren ilaçlara maruziyet de tetikleyici olabilir" dedi. "Belirtiler cinsiyete göre değişir" "Erken ergenlik belirtileri çocuğun cinsiyetine göre farklılık gösterebilir ve genellikle yavaş başlasa da hızlı ilerleyebilir" diyen Mammadova, "Her iki cinsiyette de vücut kokusu, sivilce artışı, hızlı kemik olgunlaşması ve duygusal dalgalanmalar görülebilir. Kız çocuklarında 8 yaş öncesi göğüs gelişimi, hızlı boy uzaması, kasık veya koltuk altı kıllanması, vajinal akıntı ve 10 yaş öncesi adet görme; erkek çocuklarında ise 9 yaş öncesi testis büyümesi, penis uzaması, ses kalınlaşması, yüz kıllanması ve ereksiyonlar dikkat edilmesi gereken bulgulardır" ifadelerini kullandı. "Çocuğun psikolojisini gözlemleyin" Uzm. Dr. Mammadova, erken ergenliğin çocuğun psikolojisini de etkileyebileceğini vurgulayarak, "Tanı fizik muayene, hormon testleri, kemik yaşı röntgeni ve gerekirse beyin MR’ı gibi görüntülemeleri içerir. Aileler çocuğun duygusal durumunu da göz ardı etmemeli, bu sürecin tedavi edilebilir olduğunu çocuğa açıkça anlatmalıdır" dedi. "Tedaviye erken başlamak çok önemli" Merkezi erken ergenlikte en yaygın yöntem, hipofiz bezini baskılayarak hormon salınımını durduran GnRH analoglar olduğunu belirten Mammadova, "Bu ilaçlar genellikle aylık enjeksiyonlar şeklinde uygulanır ve çocuk normal ergenlik yaşına ulaşana kadar devam eder. Periferik tipte ise altta yatan sebep tedavi edilir örneğin tümör varsa cerrahi müdahale veya radyasyon gerekebilir. Amaç, erken kemik kapanmasını önleyerek çocuğun nihai boyunu korumak ve duygusal gelişimi desteklemektir" şeklinde konuştu. "Risk faktörlerini azaltmak mümkün" Erken ergenliği tamamen önlemek zor olsa da bazı risklerin azaltılabileceğini vurgulayan Mammadova, "Evdeki hormon içeren ilaçları çocuklardan uzak tutun, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizle obeziteyi önleyin, plastik şişeleri ısıtmaktan kaçının. Ailede genetik yatkınlık varsa, çocukları erken yaşta endokrinolojik taramadan geçirin" dedi. "Aileler çocuklarını yargılamadan desteklemeli" Uzm. Dr. Mammadova, ailelere, "Erken ergenlik yaşayan çocuklar yaşıtlarından farklı hissedebilir; bu nedenle psikolojik destek önemlidir. Okulda öğretmenlerle iletişim kurarak çocuğun sosyal adaptasyonunu sağlayın. Tedavi sürecinde düzenli doktor ziyaretlerini aksatmayın ve çocuğun büyüme hızını takip edin. Dengeli beslenme, yeterli uyku ve stres yönetimi de genel hormonal dengeyi korur" uyarılarında bulundu.
Uzm. Dr. Özkapu: "Cilt check-up’ınızı ertelemeyin"
23 Eylül 2025 Salı - 10:47 Uzm. Dr. Özkapu: "Cilt check-up’ınızı ertelemeyin" Uzm. Dr. Tuğçe Özkapu, özellikle yaz sonrası dönemde cildin hassaslaştığını ve yılda en az bir kez check-up yapılması gerektiğini söyledi. Uzm. Dr. Özkapu, "Cilt check-up’ınızı ertelemeyin" dedi. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Tuğçe Özkapu, cilt check-up’ı hakkında bilgi vererek, cilt check-up’ının sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıdığını vurguladı. Uzm. Dr. Tuğçe Özkapu, "Cilt check-up, cildin mevcut durumunu kapsamlı olarak değerlendirmemizi sağlayan özel bir muayenedir. Çoğu zaman aynaya baktığımızda yeni çıkan bir ben ya da renginde değişiklik olan küçük bir leke görürüz ve bunu önemsiz sanırız. Oysa bu küçük ayrıntılar, bazen çok önemli bir uyarı olabilir. Cilt, vücudumuzun en büyük organıdır ve sağlıkla ilgili pek çok ipucunu bize ilk o verir" diye konuştu. Özkapu, yaz aylarının ardından sonbaharın cilt sağlığı için kritik bir dönem olduğuna dikkat çekerek şöyle devam etti: "Güneş ışınlarının cilt üzerinde bıraktığı izler sadece lekelerden ibaret değildir; kırışıklıklardan kansere kadar birçok riski beraberinde getirir. Yaz boyunca yorulan ve kuruyan cildin, sonbaharda hassaslaştığını biliyoruz. Bu nedenle tam da bu dönemde yapılacak bir cilt check-up, hem güneşin ciltte bıraktığı etkileri görmek hem de kış aylarına daha sağlıklı bir ciltle girmek için çok önemlidir." "Altı ayda bir" Cilt check-up’ta neler yapıldığını da aktaran Özkapu, "Muayene sırasında benler ve şüpheli lekeler dermatoskopla incelenir, gerekirse dijital dermatoskopiyle kaydedilir ve ilerleyen süreçte takip edilir. Bu işlem tamamen ağrısızdır. Yalnızca cilt kanseri açısından değil, yaşlanma belirtileri, nem kaybı, leke oluşumu ve kronik cilt hastalıkları açısından da büyük avantaj sağlar. Sağlıklı bireylerde yılda bir kez, risk grubundakilerde ise 6 ayda bir yapılmasını öneriyoruz. Yeni çıkan, hızla büyüyen, rengi değişen ya da kanayan benler ise vakit kaybetmeden kontrol edilmelidir" ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Tuğçe Özkapu, "Cilt check-up yalnızca bir muayene değildir; aslında geleceğe yapılmış bir yatırımdır. Kalp sağlığımız için nasıl check-up yaptırıyorsak, cildimiz de aynı özeni hak ediyor. Cildinizdeki her değişiklik size bir mesaj veriyor olabilir. Ertelemeyin, cilt check-up ile hem sağlığınızı hem de yaşam kalitenizi koruyun." tavsİyesinde bulundu.
50 yaş üzerindeki erkeklere PSA testi uyarısı
23 Eylül 2025 Salı - 10:44 50 yaş üzerindeki erkeklere PSA testi uyarısı Prostat Kanseri Farkındalık Haftası kapsamında konuşan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Çetinkaya, 50 yaş üzerindeki erkeklere her yıl düzenli olarak PSA testi yaptırmaları çağrısında bulundu. Çetinkaya, "Erken tanı hayat kurtarır, prostat spesifik antijen (PSA) testi bu süreçte kritik bir adımdır" dedi. "Belirti vermeden ilerleyebilir" Prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çeken VM Medical Park Samsun Hastanesi Üroloji Kliniğinden Doç. Dr. Çetinkaya, hastalığın genellikle yavaş ilerlediğini ancak erken teşhis edilmediğinde hayati risk oluşturduğunu söyledi. Erken evrelerde belirti vermeyebileceğini kaydeden Çetinkaya, ilerleyen dönemde görülebilecek yakınmaları şöyle sıraladı: "Geceleri sık idrara çıkma, idrar yaparken zorlanma veya kesik kesik idrar, idrarda kan görülmesi, bel, kalça ve kemiklerde ağrı." Bu şikâyetlerin her zaman kansere işaret etmediğini belirten Çetinkaya, mutlaka üroloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguladı. "PSA testi basit ama hayati" PSA’nın (prostat spesifik antijen) prostat bezinden salgılanan bir protein olduğunu anlatan Çetinkaya, "Kanda PSA değerinin yüksek olması prostatta sorun olduğuna işaret edebilir. Her yüksek PSA kanser demek değildir ama prostat kanserinin erken tanısında en önemli belirteçtir" diye konuştu. Ailesinde prostat kanseri öyküsü olanların ise taramaya 45 yaşından itibaren başlaması gerektiğini ifade etti. "Kesin tanı biyopsi ile konur" PSA yüksekliğinin veya parmakla muayene bulgularının yalnızca şüphe uyandırdığını kaydeden Çetinkaya, "Prostat kanserinin kesin tanısı biyopsi ile konur. Mikroskop altında kanser hücrelerinin görülmesi şarttır" şeklinde konuştu. Risk faktörlerine dikkat çekti Doç. Dr. Çetinkaya, prostat kanserinin risk faktörlerini yaş, aile öyküsü, genetik faktörler ve yaşam tarzı olarak sıralayarak sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmanın prostat sağlığını desteklediğini dile getirdi. "Ancak en önemli adım, düzenli PSA testi ve ürolojik muayenedir" diyen Çetinkaya, "Erken tanı, tedavi başarısını artırır, yaşam kalitesini korur. Bu hafta kendiniz ve sevdikleriniz için bir adım atın; PSA testinizi yaptırın" ifadeleriyle açıklamalarını tamamladı.
Çivril Belediyesi öğrencilerin sağlığını korumak için kantin denetimlerini sürdürüyor
23 Eylül 2025 Salı - 10:33 Çivril Belediyesi öğrencilerin sağlığını korumak için kantin denetimlerini sürdürüyor Çivril Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ve Veteriner işleri Müdürlüğü ekipleri 2025-2026 eğitim-öğretim yılının başlamasının ardından Çivril’deki okulların kantinlerini denetledi. Yapılan denetimlerde hijyen şartları, ruhsat belgeleri, ürün etiketleri ve ürünlerin son kullanma tarihleri titizlikle kontrol edildi. Çivril Belediyesi halk sağlığı konusunda yaptığı çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda 2025-2026 eğitim-öğretim yılının başlaması ile birlikte Çivril’deki okulların kantinleri denetlendi. Çivril Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ve "Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen denetimlerde sağlığa uygunluk ve temizlik konusunda kantin işletme yerleri uyarıldı. Ayrıca okul kantinlerinde bulunan gıda maddelerini inceleyen belediye ekipleri; işyeri açma çalışma ruhsatı, gıda maddesi ürünlerinin hazırlanması, çalışma ortamı, çöp kovaları ve ürünlerin son kullanma tarihleri konusunda denetim gerçekleştirdi. . Düzenli aralıklarla yapılan denetimlerde öğrencilerin daha hijyenik ve daha sağlıklı ortamlarda hizmet alması hedefleniyor. İlçede eğitim hayatını sürdüren öğrencilerin sağlığı için okul kantini denetimlerinin devam edeceğini belirten Çivril Belediye Başkanı Semih Dere; "2025-2026 eğitim- öğretim yılının başlaması ile birlikte zabıta ve veteriner işleri ekiplerimiz okullarımızdaki kantinlerinin denetimi gerçekleştiriyor. İlçemizde yaşayan öğrencilerimizin sağlığı bizim için çok önemli. Onların sağlıklı ve hijyenik ortamda alışveriş yapmasını sağlamak istiyoruz. Bunun için öğrencilerimizin sağlıklı şartlarda alışveriş yapabilmesi için yıl boyunca denetimlerimizi sürdüreceğiz" dedi. Yapılan bu denetimlerle öğrencilerin kantinlerden gönül rahatlığı ile alışveriş yapmaları sağlanacak ve muhtemel sağlık risklerini önüne geçilmiş olacak.
Prof. Dr. Yalnız, "Bitkisel ürünlerin kullanımında doz çok önemlidir"
23 Eylül 2025 Salı - 10:22 Prof. Dr. Yalnız, "Bitkisel ürünlerin kullanımında doz çok önemlidir" Bitkisel ürünlerin kullanımında dozun çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Yalnız, "Etkisi bilinmeyen hiçbir ürünün kullanılmaması gerekiyor. Gerekli onayları almış ve bilinen marka ürünleri dozunda kullanılması gerekiyor" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yalnız, bitkisel çay ve bitkisel ürünlerin kullanımında dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Gelişen çağla birlikte önemli sağlık sorunlarının ortaya çıktığını aktaran Prof. Dr. Yalnız, "Bu sorunlardan birde de obezitedir. Türkiye obezite açısından Avrupa’da birinci sırada. Hareketsiz yaşam tarzı ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları; baş ağrısı, kilo verememe, şişkinlik ve kabızlık gibi şikayetleri artırdı. Bu durum yaşam kalitesini olumsuz etkiledi. İnsanlar, bu şikayetlerden kurtulmak için farklı arayışlara girdi. İnsanlar zaman zaman tıbbın dışına çıkarak detoks diyetleri, zayıflama kürleri ve bitkisel ürünler kullanmaya başladı. Burada en önemli konu ülkeler arasındaki uygulama farklılıklarıdır. Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde bitkisel ürünler, yeterli analizler yapılmadan satışına izin verilmiyor. Ancak Avrupa ülkeleri ve Türkiye’de bu kontroller yeterince sıkı yapılmıyor" diye konuştu. Yalnız, "Bitkisel ürünlerde doz konusunun önemine dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Yalnız, "İlaçlar hazırlanırken belirli bir doz ayarlaması yapılır. Örneğin reçeteyle verilen bir ilaçta günde üç defa 100 miligram gibi net bir kullanım tarifi vardır. Ancak bitkisel ürünlerde bu tür bir doz ayarlaması genellikle yapılmıyor. Bitkisel de olsa, doz doğru ayarlanmadığında kaş yapayım derken göz çıkarabilinir. Bize başvuran bazı hastalar, bitkisel ürün kullandıktan sonra karaciğer yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunları yaşıyor. Bitkisel çay ya da kahve gibi ürünler mutlaka bilinen ve güvenilir markalardan alınması gerekiyor. Bitkisel ürünlerin kullanımında doz çok önemlidir. Etkisi bilinmeyen hiçbir ürünün kullanılmaması gerekiyor. Gerekli onayları almış ve bilinen marka ürünleri dozunda kullanılması gerekiyor. Aksi takdirde masum görünen bir maydanoz kürü ya da yeşil çay bile zararlı olabilir. Ayrıca kullanılan ürün saf olması ve başka maddelerle karıştırılmadığından emin olunması gerekiyor" şeklinde konuştu.
Grip aşısı zamanı geldi: Kimler ne zaman ve neden yaptırmalı
23 Eylül 2025 Salı - 10:18 Grip aşısı zamanı geldi: Kimler ne zaman ve neden yaptırmalı DENİZLİ (İHA) – Grip ve influenza vakalarında artışların başladığı son günlerde grip aşısı uyarısı yapan Denizli Özel Egekent Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ramazan Kenan Arıcan, "Erken aşılama ile mevsimsel dalgaya karşı güçlü bir kalkan oluşturabiliriz" dedi. Denizli Özel Egekent Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ramazan Kenan Arıcan, grip aşısı hakkında bilgilendirme yaptı. Sonbaharın serin rüzgarlarıyla birlikte influenza vakalarında artış gözlendiğini belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ramazan Kenan Arıcan, "Grip vakaları her yıl Eylül sonundan itibaren yükselmeye başlıyor, en yoğun dönemimiz ise Kasım – Ocak ayları arası oluyor. Hastalık özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlarda ağır seyredebiliyor. Erken aşılama ile mevsimsel dalgaya karşı güçlü bir kalkan oluşturabiliriz" diye konuştu. Risk grubundaki kişileri tek tek sıralayan Uzm. Dr. Ramazan Kenan Arıcan, "65 yaş üstü bireyler, diyabet, kalp ve akciğer hastaları, hamileler ile sağlık çalışanları mutlaka aşılanmalı. Aşının ideal olarak Ekim ayı sonuna kadar tamamlanması öneriliyor. Bağışıklık sisteminin koruyucu düzeye ulaşması için uygulamadan sonraki iki hafta kritik. Bu dönemi kaçıranların ise Aralık sonuna dek aşılanmaya devam edilebilecektir" ifadelerini kullandı. Toplum bağışıklığının güçlenmesine dikkat çeken Uzm. Dr. Ramazan Kenan Arıcan, şu uyarılarda bulundu: "Grip aşısı sadece bireysel değil toplumsal bir koruma sağlıyor. Aşılanma oranı arttıkça hastaneye yatış ve ağır komplikasyon riski dramatik biçimde azalıyor. Bu nedenle herkesin, özellikle risk altındaki yakınlarının sağlığı için kış gelmeden aşı randevusunu alması gerekiyor"
’Geçer’ diye düşünülen adet sancısı hastalık belirtisi sayılabilir
23 Eylül 2025 Salı - 10:06 ’Geçer’ diye düşünülen adet sancısı hastalık belirtisi sayılabilir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Talip Karaçor, her adet döneminde tekrarlayan, ağrı kesicilere yanıt vermeyen ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen sancıların normal kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, "Bu tür şiddetli ağrılar, endometriozisin en önemli belirtilerinden biridir" dedi. VM Medical Park Gebze Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Talip Karaçor, adet sancısının kadınlarda sık görülen bir durum olduğunu ancak şiddetli ve sürekli ağrıların altta yatan başka bir hastalığın habercisi olabileceğini ifade etti. "Bu ağrılar normal değildir" Normal kabul edilen adet ağrılarının özelliklerine değinen Karaçor, "Bazı kadınlar hiç adet ağrısı yaşamazken, çoğunda hafif ya da orta düzeyde ağrılar olur. Adetten 1-2 gün önce başlayan, adet bitimiyle geçen, kasık ve bel bölgesinde kramp tarzında hissedilen ve ağrı kesicilerle hafifleyen ağrılar normal kabul edilir. Ancak adet bitiminden sonra da devam eden, ağrı kesicilere cevap vermeyen ve kişinin iş, okul ve sosyal hayatını olumsuz etkileyen ağrılar normal değildir" dedi. "Bağırsak düzeninde bozulmalara da yol açabilir" Şiddetli adet sancısının endometriozis ile yakından ilişkili olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Karaçor, şu bilgileri verdi: "Endometriozis hormon bağımlı bir hastalıktır. Bu nedenle adet dönemindeki hormonal değişiklikle birlikte ağrı şiddetlenir. Her adet döneminde tekrar eden ve giderek artan sancılar endometriozisin en sık görülen bulgularındandır. Ayrıca cinsel ilişki sırasında ağrıya ve bağırsak düzeninde bozulmalara da yol açabilir. Adet sancısı genellikle kasık ve bel bölgesinde sınırlıdır, adet bitiminde sona erer ve ağrı kesicilerle hafifler. Endometriozis ağrısı ise adetten önce başlar, adet bitiminden sonra da devam edebilir. Kasık ve bel dışında makata, bacaklara ve karın bölgesine yayılabilir. Çoğu zaman ağrı kesicilerle de geçmez." "Aile öyküsü risk faktörüdür" Endometriozisin üreme çağındaki kadınlarda, özellikle 18-50 yaş arasında sık görüldüğünü aktaran Talip Karaçor, "Aile öyküsü de önemli bir risk faktörüdür. Özellikle annesinde, kardeşinde veya teyze, hala gibi yakın akrabalarında endometriozis öyküsü bulunan kadınlar daha yüksek risk altındadır" diye konuştu. Tanıda gecikmeler yaşanabildiğini, çünkü şiddetli ağrıların normal adet sancısı olarak düşünüldüğünü dile getiren Karaçor, hastanın öyküsü, jinekolojik muayene, ultrason ve MR gibi yöntemlerin ardından kesin tanının laparoskopi (kapalı ameliyat) ile konulduğunu belirtti. "Mutlaka jinekoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir" Tedavinin hastanın yaşına, çocuk isteğine ve şikayetlerine göre planlandığını kaydeden Doç. Dr. Karaçor, sözlerini şöyle tamamladı: "İlaç tedavisiyle birçok hastada ağrılar azalır, yaşam kalitesi artar. Ancak, çikolata kisti gibi durumlarda cerrahi tedaviye ihtiyaç duyulabilir. Kapalı yöntem laparoskopi ile endometriozis odakları çıkarılır ve yapışıklıklar açılır. Ağrı kesicilere yanıt vermeyen şiddetli sancılar, yoğun pıhtılı kanamalar ve sosyal yaşamı olumsuz etkileyen durumlar mutlaka jinekoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir"
Uzmanı uyardı: "Cilde uygulanacak ürünler mutlaka doktor kontrolünde alınmalı"
23 Eylül 2025 Salı - 09:48 Uzmanı uyardı: "Cilde uygulanacak ürünler mutlaka doktor kontrolünde alınmalı" Cildiye Uzmanı Nalan Kükürt, "İnternetten alınan, eczanelerden alınmayan birçok üründe çeşitli kimyasal maddeler, kanserojen, toksit, alerjen maddeler olabiliyor. Bunlar kullanıldığında şiddetli alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Bu ürünler mutlaka doktor kontrolünde alınmalı" dedi. Adana’da bir vatandaş internetten aldığı saç siyahlaştırıcı şampuanı kullandıktan sonra yüzünde ve kafasında şişlikler oluşması !alerjik reaksiyonları’ gündeme getirdi. Özel Medline Adana Hastanesi Cildiye Uzmanı Nalan Kükürt’te konuyla ilgili vatandaşları bilgilendi. Kükürt, "İnternetten alınan, eczanelerden alınmayan birçok üründe çeşitli kimyasal maddeler, kanserojen, toksit, alerjen maddeler olabiliyor. Bunlar kullanıldığında şiddetli alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Kızarıklık, kaşıntı, şişlik, özellikle yüz çevresinde, göz kapağı ve dudakta ödem, hatta nefes darlığına kadar gidebilen alerjik reaksiyonlar görebiliyoruz" diye konuştu. "Eczanelerden orijinal ürünler alınmalı" Kükürt, özelikle cilde uygulanacak ürünlerin mutlaka doktor önerisiyle alınması gerektiğine dikkat çekerek şöyle devam etti: "Eczanelerden, yetkili bayilerden orijinal ürün seçilmeli, bakanlık onaylı ürünleri kullanmaya özen göstermeliyiz. Piyasada şampuan gibi ürünler var ama birçok kimyasal içerdiği için alerji riski yüksek. Bunları mutlaka doktor kontrolünde ve öneriyle, eczane ürünlerini tercih ederek kullanmak en önemlisi. Alerjik reaksiyon her şeye karşı olabilir. Eğer ürünün içindeki herhangi bir kimyasala alerjiniz varsa, ürün orijinal bile olsa alerji görülebilir. Bunun için alerji testleri uygulanmakta, herhangi bir kimyasala alerjiniz olup olmadığı önceden tesit edilebiliniyor." Kükürt, alerji dışında bu ürünlerin kalıcı lekelere, saç dökülmelerine, izlere de sebep olabileceğini sözlerine ekledi.