SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi 26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53 Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45 Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Prostat ameliyatı korkularını bitiren yöntem
24 Eylül 2025 Çarşamba - 11:58 Prostat ameliyatı korkularını bitiren yöntem İyi huylu prostat büyümesi tedavisinde "altın standart" olarak kabul edilen HoLEP yöntemi ile Kocaeli’de bir merkezde, 3 yıl içinde 330 hasta sağlığına kavuştu. Uzman ekibin bu başarısı, Türkiye’nin birçok şehrinden hastaların da tedavi için Kocaeli’yi tercih etmesini sağladı. Kocaeli’de 3 yıl önce VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nde uygulanmaya başlanan HoLEP yöntemiyle bugüne kadar 330 hasta tedavi edilerek sağlığına kavuştu. Kapalı teknikle prostat dokusunun lazerle temizlenip morselatör yardımıyla dışarı alınmasına dayanan yöntem, açık cerrahinin getirdiği kanama ve uzun iyileşme süresi gibi dezavantajları ortadan kaldırıyor. Başarıda imzası bulunan VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Üroloji Kliniği’nden Doç. Dr. Yaşar Bozkurt, Op. Dr. Adem Tok ve Op. Dr. Cem Alan ile birlikte hastane yönetimi ve tüm cerrahi ekip, 330. vakaları dolayısıyla pasta keserek bu özel anı kutladı. "Tekrar prostatın nüksetmemesi açısından faydalı" Yöntemin teknik detayları hakkında bilgi veren VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nden Doç. Dr. Yaşar Bozkurt, şunları söyledi: "HoLEP, prostatın kapsülünü bırakarak lazer yöntemiyle sıyırıp mesaneye atmak ve oradan da yine kapalı yöntemle bir morselatör yardımıyla bu içeriye atılan dokuları kıymık haline getirip dışarıya alma yöntemidir. Kanama azlığı, her büyüklükteki bir prostata uygulanabiliyor olması, minimal invaziv bir işlem olması, hastanede kalış süresi, işe dönüş süresi açısından günümüzde altın standart tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Bu ameliyat, açık ameliyata alternatif bir yöntem olarak tıp literatürüne girdi. Özellikle kapalı ameliyatta kalan dokunun tamamen temizlenmesi, tekrar prostatın nüksetmemesi açısından faydalıdır." "330 vakalık bir seriye ulaştık" Kocaeli’de bu hizmeti 3 yıl önce başlattıklarını ve önemli bir başarıya ulaştıklarını belirten Doç. Dr. Bozkurt, "HoLEP, Türkiye’de yavaş yavaş yaygınlaşan bir yöntem. Yaklaşık 15 yıl boyunca yavaş yavaş Türkiye’de yaygınlaştı. Aslında ürolojik camiada sürekli teknolojik yenilikler bulunmakta ve uygulanmakta. Yaklaşık 10-12 yıldır Türkiye’de de rutine girmek üzere. İlk kez 3 yıl önce biz bu yöntemi Kocaeli’de uyguladık. 3 yıl içerisinde de 330 vakalık bir seriye ulaştık" dedi. "Kısacası bu cerrahi bir ekip işidir" Doç. Dr. Bozkurt, bu hizmeti hastalara sunmaktan son derece memnun olduklarını ifade ederek, bunun bir ekip işi olduğuna dikkati çekti. Doç. Dr. Bozkurt, "Bu cerrahi ekip işidir. Dr. Adem Tok, Dr. Cem Alan ve hastane personeli, yönetimi, bütün ekip çalıştık. Herkes elinden geleni yaptı ve ekip olarak bu başarıya ulaştık. Kısacası cerrahi bir ekip işidir" diye konuştu. "Cinsel olumsuzluk yapma oranı en az olan yöntem" Ekip üyelerinden Op. Dr. Adem Tok ise hastaların en çok merak ettiği konulara değinerek, yöntemin avantajlarını hasta gözünden anlattı: "Hastaların bizden beklentisi özellikle bu ameliyattan sonra, ’Cinsel durumum ne olacak, idrar kaçıracak mıyım, kanamam olacak mı?’ şeklinde sorularla ortaya çıkmaktadır. Avantajlarından biri, cinsel olumsuzluk yapma oranı en az olan yöntemlerden biri olmasıdır. Kanamanın en az olduğu, idrar kaçırmanın en az olduğu yöntemlerden biridir. Bir de her türlü prostata, her boyuttaki prostata uygulanabilir olmasından dolayı hastalarımız HoLEP’i tercih etmektedir" "HoLEP cerrahisini ilimizde ilk başlatan ekiplerdeniz" Op. Dr. Cem Alan da bölgede bu cerrahiyi ilk uygulayan ekiplerden biri olarak referans merkezi haline geldiklerini vurgulayarak, "HoLEP yöntemini uzun süredir burada ekip olarak birlikte yapıyoruz. Şu an itibariyle 330’uncu vakaya ulaşmış bulunuyoruz. Bu bir ekip işi olduğu için uzun vadeli de çalıştığımızdan dolayı başarılı ve güvenilir bir şekilde sürdürmeye devam ediyoruz. Bölgede HoLEP cerrahisini ilimizde ilk başlatan ekiplerdeniz. Referans nokta olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşamaktayız. Türkiye’nin birçok bölgesinden de hastalarımız, danışanlarımız oluyor. Her zaman çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Prostat ameliyatı korkularını bitiren yöntem
24 Eylül 2025 Çarşamba - 11:55 Prostat ameliyatı korkularını bitiren yöntem İyi huylu prostat büyümesi tedavisinde "altın standart" olarak kabul edilen HoLEP yöntemi ile Kocaeli’de bir merkezde, 3 yıl içinde 330 hasta sağlığına kavuştu. Uzman ekibin bu başarısı, Türkiye’nin birçok şehrinden hastaların da tedavi için Kocaeli’yi tercih etmesini sağladı. Kocaeli’de 3 yıl önce VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nde uygulanmaya başlanan HoLEP yöntemiyle bugüne kadar 330 hasta tedavi edilerek sağlığına kavuştu. Kapalı teknikle prostat dokusunun lazerle temizlenip morselatör yardımıyla dışarı alınmasına dayanan yöntem, açık cerrahinin getirdiği kanama ve uzun iyileşme süresi gibi dezavantajları ortadan kaldırıyor. Başarıda imzası bulunan VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Üroloji Kliniği’nden Doç. Dr. Yaşar Bozkurt, Op. Dr. Adem Tok ve Op. Dr. Cem Alan ile birlikte hastane yönetimi ve tüm cerrahi ekip, 330. vakaları dolayısıyla pasta keserek bu özel anı kutladı. "Tekrar prostatın nüksetmemesi açısından faydalı" Yöntemin teknik detayları hakkında bilgi veren VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nden Doç. Dr. Yaşar Bozkurt, şunları söyledi: "HoLEP, prostatın kapsülünü bırakarak lazer yöntemiyle sıyırıp mesaneye atmak ve oradan da yine kapalı yöntemle bir morselatör yardımıyla bu içeriye atılan dokuları kıymık haline getirip dışarıya alma yöntemidir. Kanama azlığı, her büyüklükteki bir prostata uygulanabiliyor olması, minimal invaziv bir işlem olması, hastanede kalış süresi, işe dönüş süresi açısından günümüzde altın standart tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Bu ameliyat, açık ameliyata alternatif bir yöntem olarak tıp literatürüne girdi. Özellikle kapalı ameliyatta kalan dokunun tamamen temizlenmesi, tekrar prostatın nüksetmemesi açısından faydalıdır." "330 vakalık bir seriye ulaştık" Kocaeli’de bu hizmeti 3 yıl önce başlattıklarını ve önemli bir başarıya ulaştıklarını belirten Doç. Dr. Bozkurt, "HoLEP, Türkiye’de yavaş yavaş yaygınlaşan bir yöntem. Yaklaşık 15 yıl boyunca yavaş yavaş Türkiye’de yaygınlaştı. Aslında ürolojik camiada sürekli teknolojik yenilikler bulunmakta ve uygulanmakta. Yaklaşık 10-12 yıldır Türkiye’de de rutine girmek üzere. İlk kez 3 yıl önce biz bu yöntemi Kocaeli’de uyguladık. 3 yıl içerisinde de 330 vakalık bir seriye ulaştık" dedi. "Kısacası bu cerrahi bir ekip işidir" Doç. Dr. Bozkurt, bu hizmeti hastalara sunmaktan son derece memnun olduklarını ifade ederek, bunun bir ekip işi olduğuna dikkati çekti. Doç. Dr. Bozkurt, "Bu cerrahi ekip işidir. Dr. Adem Tok, Dr. Cem Alan ve hastane personeli, yönetimi, bütün ekip çalıştık. Herkes elinden geleni yaptı ve ekip olarak bu başarıya ulaştık. Kısacası cerrahi bir ekip işidir" diye konuştu. "Cinsel olumsuzluk yapma oranı en az olan yöntem" Ekip üyelerinden Op. Dr. Adem Tok ise hastaların en çok merak ettiği konulara değinerek, yöntemin avantajlarını hasta gözünden anlattı: "Hastaların bizden beklentisi özellikle bu ameliyattan sonra, ’Cinsel durumum ne olacak, idrar kaçıracak mıyım, kanamam olacak mı?’ şeklinde sorularla ortaya çıkmaktadır. Avantajlarından biri, cinsel olumsuzluk yapma oranı en az olan yöntemlerden biri olmasıdır. Kanamanın en az olduğu, idrar kaçırmanın en az olduğu yöntemlerden biridir. Bir de her türlü prostata, her boyuttaki prostata uygulanabilir olmasından dolayı hastalarımız HoLEP’i tercih etmektedir" "HoLEP cerrahisini ilimizde ilk başlatan ekiplerdeniz" Op. Dr. Cem Alan da bölgede bu cerrahiyi ilk uygulayan ekiplerden biri olarak referans merkezi haline geldiklerini vurgulayarak, "HoLEP yöntemini uzun süredir burada ekip olarak birlikte yapıyoruz. Şu an itibariyle 330’uncu vakaya ulaşmış bulunuyoruz. Bu bir ekip işi olduğu için uzun vadeli de çalıştığımızdan dolayı başarılı ve güvenilir bir şekilde sürdürmeye devam ediyoruz. Bölgede HoLEP cerrahisini ilimizde ilk başlatan ekiplerdeniz. Referans nokta olmanın mutluluğunu ve gururunu yaşamaktayız. Türkiye’nin birçok bölgesinden de hastalarımız, danışanlarımız oluyor. Her zaman çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. (RBA-HFV-
‘Düşük doğum kilosu işitme kaybına yol açabilir’
24 Eylül 2025 Çarşamba - 11:38 ‘Düşük doğum kilosu işitme kaybına yol açabilir’ Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, işitme kaybına yol açan faktörlerin yüzde 50’sinin önlenebilir olduğunu belirterek, "Düşük doğum kilosu, annenin hamilelikte kullandığı bazı ilaçlar ve bazı hastalıklar doğuştan işitme kaybına sebep olabiliyor" dedi. Liv Hospital Samsun KBB Kliniği’nden Opr. Dr. Karadavut, İşitme Engelliler Haftası kapsamında toplumda işitme sağlığının korunmasına dikkat çekti. Opr. Dr. Karadavut, işitme kayıplarının sadece doğuştan değil, sonradan da gelişebileceğini söyledi. Karadavut, "İşitme kayıpları, kulağın bir veya daha çok bölgesinin hasar görmesiyle ortaya çıkıyor. Ebeveynler arasında akrabalık, ailede kalıtsal işitme kaybı öyküsü, düşük doğum kilosu, ateşli hastalıklar, bazı ilaçlar ve travmalar doğuştan işitme kaybına yol açabilir. Enfeksiyonlar, tümörler, yaşlanma gibi faktörler ise sonradan edinilen işitme kaybı sebebi olabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, işitme kaybının yüzde 50’sinin önlenebilir olduğunu bildiriyor" diye konuştu. "Yeni doğan ve erken yaş taramaları ihmal edilmemeli" Karadavut, erken teşhisin önemine de vurgu yaparak, "Çocukların yeni doğan döneminde işitme taramasından geçmesi, gerekli aşıların yaptırılması ve ototoksik ilaç kullanımında dikkatli olunması gerekiyor. Orta kulak iltihabı etkin şekilde tedavi edilmeli ve aşırı gürültüden kaçınılmalı. Aileler bebeklerinde veya kendilerinde işitme kaybından şüphelenirse en kısa zamanda uzman doktora başvurmalı" ifadelerini kullandı. Opr. Dr. Karadavut ayrıca, Türkiye’de engelli bireylerin haklarının anayasal güvence altında olduğunu hatırlatarak, işitme engelli vatandaşların toplumda farkındalık oluşturacak şekilde desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
Vücudunuz sizi uyarıyor: bu belirtilere dikkat
24 Eylül 2025 Çarşamba - 11:34 Vücudunuz sizi uyarıyor: bu belirtilere dikkat Ani kilo kaybı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, halsizlik ve idrarda ya da dışkıda kan gibi şikâyetlerin ciddiye alınması gerektiğini aktaran Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Murtaza Çit, söz konusu belirtilerin önemli hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Bu belirtiler bazen basit bir nedenin sonucu olsa da ciddi hastalıkların ilk işareti olabilir" dedi. Ani kilo kaybı, nefes darlığı, halsizlik ve idrarda ya da dışkıda kan olması gibi belirtilerin önemsenmesi gerektiğinin altını çizen Medicana International İzmir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murtaza Çit, söz konusu belirtilerin hangi hastalıkların habercisi olabileceği konusunda bilgi verdi. Tiroit bezinin hızlı çalışması (hipertiroidi), şeker hastalıkları, böbreküstü veya hipofiz bezlerindeki hormonal bozukluklar gibi sebeplerin kilo kaybının en önemli nedenleri arasında olduğunu aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, mide-bağırsak hastalıkları, çölyak, ülseratif kolit, Crohn hastalığı ve kronik ishal gibi rahatsızlıkların da kilo kaybına neden olabildiğini söyledi. Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Kanserler de (akciğer, mide, bağırsak, pankreas gibi) ilk belirti olarak kilo kaybı ile ortaya çıkabilir. Eğer kişi son 6 ayda, herhangi bir diyet yapmadan, vücut ağırlığının yüzde 5’inden fazlasını kaybetmişse bu durum mutlaka araştırılmalıdır" diye konuştu. Kalp krizinin habercisi olabilir Göğüs ağrısının en sık kalp hastalıklarıyla ilişkili olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Murtaza Çit, özellikle kalp krizi ve akciğer embolisinin hayati tehlike oluşturduğunu belirtti. Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Ani ve yırtılır tarzda ağrı aort damarında yırtılmayı (aort diseksiyonu) düşündürebilir. Göğüs ağrısı ile nefes darlığı birlikte görülüyorsa zaman kaybetmeden acile başvurulmalıdır" diye uyardı. Halsizlik ve yorgunluk hafife alınmamalı Halsizlik ve yorgunluğun tek başına yaşam tarzı kaynaklı olabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Murtaza Çit, uzun süren şikâyetlerin ciddi hastalıklarla bağlantılı olabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Kansızlık, vitamin-mineral eksiklikleri, romatizmal ve kronik organ hastalıkları, tiroit bezinin az çalışması gibi nedenler sık görülüyor. Eğer yorgunluk baş dönmesi, iştah kaybı ve güçsüzlükle birlikteyse mutlaka tıbbi değerlendirme gerekir" ifadelerini kullandı. İdrarda ve dışkıda kan alarm nedenidir Uzm. Dr. Murtaza Çit, idrarda görülen kanın böbrek, mesane ve prostat kaynaklı olabileceğini, bazı durumlarda romatizmal hastalıklar veya ilaçların da etkili olabileceğini belirtti. Dışkıda kanın rengine göre kaynağın değiştiğini vurgulayan Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Siyah dışkı mide kanamasına, parlak kırmızı dışkı ise hemoroit ya da makat çatlağına işaret edebilir. Bu durumda endoskopi ve kolonoskopi yapılması gerekir" dedi. Uzm. Dr. Murtaza Çit, ani kilo kaybı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, halsizlik, idrar veya dışkıda kan gibi bulguların kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Bu belirtiler bazen basit bir nedenin sonucu olsa da ciddi hastalıkların ilk işareti olabilir. Erken tanı, tedavide başarı şansını artırır" diye konuştu.
Mevsim hastalığı deyip geçmeyin, solunum yetmezliğine kadar gidiyor
24 Eylül 2025 Çarşamba - 11:03 Mevsim hastalığı deyip geçmeyin, solunum yetmezliğine kadar gidiyor Havaların mevsim normallerine düşmesiyle beraber vatandaşların bağışıklık sisteminin etkilendiğini belirten uzmanlar, influenza ve nadir de olsa covid görüldüğüne dikkat çekerek, bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde hastalığın ilerleyerek zatürreye çevirebileceğini, hatta solunum yetmezliğine kadar gidebileceği uyarısında bulundu. Sonbahar mevsimin gelmesiyle hava sıcaklıkları mevsim normallerine düştü. Bu mevsimde bulaşıcı hastalıklara dikkat çeken Medicana Konya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Uğurcan, "Damlacık yoluyla bulaşan viral bulaşıcı hastalıkların görülme sıklığı bu aylarda artmaya başlıyor. Bu aslında tüm ülke genelinde, ilimiz için de aynı şekilde her sene bizim gördüğümüz durumlar. Etkenler tabii her yıl değişiklik gösterebiliyor ama bizim en sık gördüğümüz, halk arasında grip olarak geçen influenza virüsü ya da boğazda üreyen beta mikrobu gibi bazı bakteriler ve virüsler. Çocuklarda görülen RSV virüsü gibi farklı etkenler, farklı sıklıkta her yıl karşımıza çıkıyor" dedi. "Covid nadir de olsa görülebilmekte" ‘Bu hastalığı ne zaman geçirdik, acaba biz bu hastalığa yakalandık mı’ sorusunun tanısını koyabilmek için uzman hekim tarafından kontrollerin yapılması gerektiğine değinen Uzm. Dr. Doğaç Uğurcan, "Bu hastalıkların semptomları birbirine çok benziyor. Özellikle ateş yüksekliği, 37.5 veya 38 derecenin üzerinde bir ateşin olması, boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma gibi semptomların olması, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, ishal gibi yine benzer şikayetlerin olması bize bu hastalıklar açısından biraz daha temkinli olmamız gerektiğini ve belki bir doktora gitmemiz gerektiği söylüyor. Özellikle yaşlı kişilerin, bağışıklığı baskılanmış örneğin şeker hastaları, kalp hastaları, akciğer hastalığı, kronik akciğer hastalığı olanlar ya da kanser hastalarının biraz daha dikkatli olması gerekiyor ve bir ateş yüksekliği durumunda mutlaka bir doktora başvurmalarında fayda var. Artık influenza önceki salgınlardan pandemi döneminden kalan hala covid nadir de olsa görülebilmekte. Bunların sıklığında bir artış var mı dememiz için de mutlaka bu tanısal testlerin yapılmasında fayda var. Çünkü gerçekten de şikayetler birbirine çok benziyor. Bazı hastalar çok hafif olarak geçiriyor, hiç doktora gitmeden atlatabiliyor ama bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde bu hastalık ilerleyebilir, zatürreye çevrilebilir, solunum yetmezliğine gidebilir. Dolayısıyla da bu kişilerin biraz daha dikkatli olmasında fayda var. Korunmak için ne yapmalıyız, bu hastalıktan korunmak için bir kere artık pandemiden alışkın olduğumuz gibi sosyal mesafeye dikkat etmemiz, ellerimizi yıkamamız, kalabalık alanlara girerken eğer bağışıklığınız düşükse mutlaka bir maske kullanmanızda fayda var. Özellikle eylül ayından aralık ayının sonuna kadar mümkünse bir grip aşısı olunmalı. Özellikle aile hekiminize danışarak bir grip aşısı olmanız da özellikle yıl boyunca sizi koruyacaktır. Her yıl da aşınızı yenilemeniz gerekmektedir. Aşıyı da özellikle yaşlı, 65 yaş üstü kişilere tavsiye ediyoruz ya da kronik hastalığı olanlara grip aşısı olmalarını özellikle tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulmak da sizin bağışıklığınızı güçlendirecektir" Uzm. Dr. Doğaç Uğurcan, "Egzersiz ve spor, özellikle yürüyüşler, bağışıklığımızı güçlendirmek için yine yapabileceğimiz bir başka alternatif. Bunun dışında tütün ürünleri, alkol, bunlardan uzak durmak, değişik alışkanlıklarımız varsa böyle kötü alışkanlıklarınızdan kurtulmak da sizin bağışıklığınızı güçlendirecektir diye düşünüyorum. Bunlara dikkat edersek bu kışı da inşallah güzel bir şekilde, ağır bir hastalığa yakalanmadan atlatabiliriz" diye konuştu.
Oltu Devlet Hastanesi’ne  "Ek Hizmet Binası" geliyor
24 Eylül 2025 Çarşamba - 11:01 Oltu Devlet Hastanesi’ne "Ek Hizmet Binası" geliyor Erzurum’un Oltu ilçesinde vatandaşlara sunulan sağlık hizmetleri yeni bir boyut kazanıyor. Oltu Devlet Hastanesi’nin yapımı tamamlanan ek hizmet binası, çok yakında halkın hizmetine sunulacak. Yapımı tamamlanan yeni binada; 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Diş Tedavi Ünitesi, Fizik Tedavi Ünitesi ve Diyaliz Ünitesi yer alacak. Bu önemli sağlık yatırımıyla Oltu ve çevre ilçelerde yaşayan vatandaşlar, daha güçlü, daha hızlı ve daha kapsamlı sağlık hizmetlerine kavuşacak. Ek hizmet binasında incelemelerde bulunan Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Belediye Başkanı Adem Çelebi, Erzurum İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir, Oltu Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ömer Faruk İşleyen, Hastane Müdürü Salih Keskin ve diğer idareciler, yeni binayı gezerek yerinde bilgi aldı. İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Yeni hizmet binamızla hastalarımıza çok daha iyi koşullarda sağlık hizmeti sunmayı hedefliyoruz. Mevcut hastane binamızdaki yoğunluğu da bu sayede azaltmış olacağız. Tüm birimlerimizle ve hekim kadromuzla Oltu halkının hizmetindeyiz." Oltu Belediye Başkanı Adem Çelebi ise yatırımın bölge halkı için büyük bir kazanım olduğunu vurgulayarak, sağlık alanındaki bu gelişmenin Oltu’nun yaşam kalitesine önemli katkılar sağlayacağını belirtti. Yetkililer, ek hizmet binasının çok kısa süre içinde tam kapasiteyle hizmet vermeye başlayacağını ifade etti.