SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi 26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53 Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45 Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Bebekleri öpmeden önce iyi düşünün
24 Eylül 2025 Çarşamba - 15:17 Bebekleri öpmeden önce iyi düşünün Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocukları öperken neden dikkatli olunması gerektiği konusunda önemli bilgiler verdi. Bebekleri ve çocukları öpmek toplumda genellikle sevgi göstergesi olarak algılansa da bağışıklık sistemleri tam anlamıyla gelişmediği için bu durum bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Masum bir öpücükle bebeklere geçebilen Herpes virüsünün yol açtığı enfeksiyon yetişkinlerde uçuklara sebep olurken, bebekleri ve küçük çocukları hızlı bir şekilde hasta edebiliyor. Bu virüs zamanla organları olumsuz etkileyebiliyor ve daha büyük sorunlar ortaya çıkabiliyor. "Uçukların nedeni Herpes Simpleks" İnsanların bebekleri görünce tepkilerinin dokunmak olduğunu söyleyen Uz. Dr. Ufuk Ertural, "İnsanlar bebek gördüğünde ilk tepkileri genelde yanaklarını veya alnını öpmek olur. Sevimli görünümleri nedeniyle onlara dokunma hissi tetiklenir. Ancak bebekleri öpmenin bazı sakıncaları olabilir. Yetişkinlerdeki ağız içi ve çevresindeki uçuklar, bebekleri öpmeden önce düşünülmesi gereken önemli bir sorundur. Uçuklara neden olan virüs aslında Herpes Simpleks virüsüdür. Bu virüs bebeğe basit bir öpücükle geçebilmektedir. Çoğu yetişkin oldukça yaygın olan bu virüsün aslında HSV-1 varyantını taşır. Yetişkinlerde uçuklara neden olan bu virüs zamanla Genital Herpes’e (HSV-2) de neden olabilir. Nüfusun yaklaşık yüzde 67’si, çoğu zaman farkında olmadan Herpes Simpleks Virüsü 1’i (HSV-1) taşımaktadır. HSV-1 genellikle tükürük veya kabarcıklarla ya da temas yoluyla yayılır. En bulaşıcı dönemi kabarcıkların oluşmaya başladığı zamandır. Ancak virüs cilt hücrelerinde uykuda olabileceğinden, belirtiler görünmediğinde de yayılabilmektedir. Bu açıdan sağlık ve hijyen açısından bir risk olan masum öpücükler bebek ve çocuklar için tehlikeli olabilmektedir" dedi. "Bebeklerin bağışıklık seviyesi düşüktür" Ertural, ilk birkaç ayda bağışıklık sisteminin tam olarak olgunlaşmadığını söyleyerek, "Anne sütüyle beslenen bebeklerin belirli düzeyde bağışıklık düzeyi artsa da, yaşamlarının ilk birkaç ayında bağışıklık sistemi hastalıklardan korunacak kadar olgunlaşmaz. Karmaşık bir yapıya sahip olan bağışıklık sistemi, yenidoğanları enfeksiyonlardan koruyacak kadar gelişmemiştir. Endişe verici olan ise bebeklerin belirli virüs ve mikroplara maruz kalmaları halinde vücutlarında geri dönüşü olmayan hasarların ortaya çıkabilmesidir. Kan-beyin bariyeri henüz tam olarak gelişmemiş yenidoğanlar ve bebeklerde bağışıklık sistemi de henüz emekleme aşamasındadır. Bu bariyerle doğmuş olsalar da bağışıklığın gelişmesi için daha zamana ihtiyaç vardır. Bebeklerde ve küçük çocuklarda kan-beyin bariyeri olgunlaşmadığı için beyin enfeksiyonu riski yüksektir. Virüsler ve mikroplar; soğuk algınlığı, ishal veya kusmaya neden olan hastalıklarla birlikte ortaya çıktığında endişe edici bir durum da söz konusu olmaktadır" ifadelerini kullandı. "Masum öpücükler riskli olabilir" Öpücüklerin riskli olabileceğini söyleyen Ertural, sözlerine şu şekilde devam etti: "Aile bireylerine ve arkadaş çevresine neden bir bebeğe dokunmanın ya da öpmenin doğru olmadığını söylemek çok zor olabilmektedir. Ancak masum öpücüklerin bebekler için büyük bir risk olduğu doğru bir şekilde anlatılmadır. Yapılan araştırmalarla yeni doğan bebeklerin büyük çocuklara ve yetişkinlere göre bakteri kaynaklı enfeksiyon kapma riskinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bebekleri ve çocukları öpmeden önce uyulması gereken bazı basit kurallar vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir; grip ya da nezleyseniz bebekleri ve çocukları kesinlikle öpmeyin. Özellikle ağzınızda (HSV-1) varsa bu durum bebekler için çok tehlikeli olabilir. Onlara yaklaşmadan önce ellerinizi yıkadığınızdan emin olun. Bebekleri illaki öpecekseniz dudak, yüz ve el bölgelerinin yerine saç veya sırt gibi yerlerinden öpmeyi tercih edin. Hassas ciltlerine makyajlıyken ya da parfüm sıktıktan sonra temas etmeyin. Çocukların beden sınırlarına ve rızasına saygı göstermek önemli bir ilkedir. Çocuklar istemediği zaman öpme konusunda zorlanmamalıdır. Aile bireylerinden ya da yakın çevreden kişilerin haricinde çok yakın olmayan insanların bebekleri öpmesine izin verilmemelidir. Öpücük dışında sarılma, oyun oynama veya kaliteli zaman geçirme gibi yollarla sevgi gösterilebilir. Unutmamalıdır ki bebeklerin ve çocukların sağlığı her şeyden önce gelmelidir. Onlara sevgimizi gösterirken daha dikkatli ve bilinçli olmamız gerekir."
Samsun’da organ bağışı 3 hastaya umut oldu
24 Eylül 2025 Çarşamba - 14:35 Samsun’da organ bağışı 3 hastaya umut oldu Samsun’da beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın bağışlanan organları, farklı şehirlerdeki 3 hastaya umut oldu. VM Medical Park Samsun Hastanesi Erişkin Genel Yoğun Bakım Ünitesi’nde yatan bir hastanın beyin ölümü gerçekleşti. Hastanın ailesinin isteğiyle bağış için gerekli hazırlıklar başlatıldı. Yapılan cerrahi operasyon sonrasında hastanın karaciğeri Erzurum’a, sağ böbreği Antalya’ya ve sol böbreği ise İstanbul’a gönderilmek üzere Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi (BKM) ve 112 ekibine teslim edildi. Bu süreç, hastanın organlarının başka hastalar için hayat kurtarıcı bir umut olmasını sağladı. "Bir bağış, hayat kurtarır" Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Dilek, organ bağışının tıbbın en önemli ve en insani yönlerinden biri olduğunu belirterek, "Her yıl organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybeden binlerce hasta, organ bağışları ile kurtarılabilir. Bu bağışlar, sadece bir kişinin hayatını değil, aynı zamanda o kişinin ailesinin ve sevdiklerinin yaşam kalitesini de önemli ölçüde etkiler" dedi. Doç. Dr. Dilek, "Bağışlanan bir organ, başka bir insanın hayatını değiştirebilir. Bu yüzden toplum olarak organ bağışının önemini anlamalı ve bu konuda bilinçlenmeliyiz. Her birey, organ bağışında bulunarak bir başkasının umudunu yeşertebilir. İnsanların organ bağışına olan duyarlılığı, sağlık sistemimizin en kritik unsurlarından biridir. Unutmayalım ki bir bağış, hayat kurtarır" şeklinde konuştu.
Denizli’de Üniversite Hastanesine Aile Hekimliğinden MHRS randevu hizmeti başladı
24 Eylül 2025 Çarşamba - 13:30 Denizli’de Üniversite Hastanesine Aile Hekimliğinden MHRS randevu hizmeti başladı Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, aile hekimlerinden MHRS (Merkezi Hekim Randevu Sistemi) üzerinden Pamukkale Üniversitesi Hastanesine randevu alınabilmesinin başladığını duyurdu. Sağlık Bakanlığı’nın sağlık basamakları arasında entegrasyon çalışmaları kapsamında önemli bir düzenleme hayata geçirildi. Buna göre, MHRS üzerinden Ocak ayından bu yana aile hekimlerinden ve kamu hastanelerindeki tüm branşlardan randevu alınabilmekte. 1 Eylül itibariyle de Üniversite Hastanesinden belirli branşlardan MHRS üzerinden randevu alınmana başlandı. Tavas İlçesi Solmaz Aile Sağlığı Merkezini ziyaret eden İl Sağlık Müdürü Öztürk, Aile Hekimi Dr. Murat Aydın ile birlikte aile hekimliğinden MHRS üzerinden alınan randevu sistemini kontrol etti. MHRS üzerinden randevu bulmakta zorlanan vatandaşların, artık aile hekimleri aracılığıyla hastane polikliniklerine yönlendirilerek randevu alabildiklerini belirten İl Sağlık Müdürü Öztürk; "Sağlık Bakanlığımızca Ocak ayından bu yana sağlık basamakları arasında entegrasyon çalışmaları kapsamında MHRS üzerinde yapılan düzenlemeyle kamu hastanelerimizde tüm branşlarda hasta randevularının yüzde 10’u aile hekimlerine ayrıldı. Böylelikle vatandaşlarımız öncelikle aile hekimine başvurduklarında aile hekiminin gerekli gördüğü takdirde hastanedeki uzman hekimden rahatlıkla randevu alabilmekteler. Ardından Üniversite Hastanemizde de MHRS entegrasyonu çalışmalarını başlatmıştık. 1 Eylül itibariyle de Üniversite Hastanesinde ilk etapta belirli branşlarda aile hekimleri tarafından randevu alınmaya başlanmıştır. Amacımız vatandaşlarımızın sağlık hizmetine erişimini sistemli bir şekilde sunabilmektir" diye konuştu.
SANKO Üniversitesı Tıp Fakültesi Genel Cerrahı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Maralcan: "Tiroit kanserlerinin tipik bir belirtisi yoktur"
24 Eylül 2025 Çarşamba - 12:11 SANKO Üniversitesı Tıp Fakültesi Genel Cerrahı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Maralcan: "Tiroit kanserlerinin tipik bir belirtisi yoktur" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Göktürk Maralcan, tiroit kanserlerinin tipik bir belirtisi olmadığını söyledi. Prof. Dr. Maralcan, Tiroit Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle yaptığı açıklamada "Tiroit kanseri; tiroit bezinin ilerleyici, boyun lenf nodları ve diğer organlara yayılabilen hastalığıdır" dedi. Nedeni bilinmemekle birlikte, oluşumu için bazı risk faktörleri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Maralcan, bilinen risk faktörlerinin radyasyon, ailede tiroit kanseri geçmişi ve genetik geçiş olduğunu ve tedavi planlanırken bu risk faktörlerinin de göz önüne alındığını ifade etti. Tiroit kanserinin bazı hastalarda boyunda şişlikle fark edilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Maralcan, "Bazen hastalık genel kontrol amaçlı tarama testleri sırasında tespit edilebilir. Tiroit ultrasonunda, tiroit nodülü veya nodüllerinin belirlenmesiyle ortaya çıkabilir" diye konuştu. Prof. Dr. Maralcan, nadir rastlanan bazı belirtilerini; yutma güçlüğü, ses kısıklığı, boyun veya boğazda ağrı, solunum problemleri ve lenf düğümlerinde şişlik olarak sıraladı. Tanı yöntemleri Prof. Dr. Maralcan, tiroit kanserinin tanısı için kullanılan yöntemleri hakkında ise şunları söyledi: "Fizik muayene: Hekim tarafından hastanın bilgileri öğrenildikten sonra yapılan elle muayene yöntemidir. Kan testleri: Tiroit hastalığı varsa hormon düzeylerinin nasıl olduğunu değerlendirmemize yarar. Tiroit kanserlerinde tiroit hormonlarının kan düzeyleri çoğunlukla normal sınırlardadır. Ultrason, Tiroit kanseri şüphesi oluştuğunda, tiroit ultrason tetkikindeki kanser şüpheli nodül veya nodüllerden ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılır. İnce iğne aspirasyon biyopsisi: Sonucuna göre tanı için yetersiz materyal, benign, önemi belirsiz atipi, foliküler neoplazi, kanser şüpheli durum veya kanser ön tanıları sitoloji raporu ile bildirilir." Tedavi yöntemleri Cerrahi yöntem: Tiroit kanserlerinde başlıca tedavi yönteminin cerrahi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Maralcan, "Cerrahinin genişliğini belirlemek veya cerrahi dışı tedavi yöntemlerini planlamakta, kanserin cinsi ve hastaya ait özellikler çok önemli yer tutar. Bazı hastalarda sadece tek taraflı tiroit lobu çıkarılır. Bu durum genelde papiller mikrokanser denen çeşidin düşük riskli olan hastalarına uygulanır" ifadelerini kullandı. Birçok tiroit kanseri hastasında ise bilateral total ‘tiroidektomi’ denen tiroit bezinin tamamının çıkartıldığı ameliyat yapıldığını belirten Prof. Dr. Maralcan, şu ifadeleri kullandı: "Tiroidektominin yanı sıra bazı tiroit kanseri hastalarında lenf nodlarının çıkartıldığı boyun diseksiyonu ameliyatı da yapılır. Boyun diseksiyonu; hastalığın boyun lenf nodlarına yayıldığına dair izler varsa yapılır. Bu durumun istisnaları da bulunmaktadır. Örneğin medüller kanserde boyun orta bölge lenf bezlerine çok yüksek oranda yayılım olduğu bilindiği için tiroidin tamamı çıkartılırken aynı zamanda orta bölge lenf bezleri de çıkartılır. Hurthle hücre tipi kanserlerde de benzer durum vardır." Prof. Dr. Maralcan,radyoaktif iyot ablasyonu yöntemiyle ilgili olarak ise şunları söyledi: "Tiroidin tamamının cerrahi olarak alındığı papiller ve foliküler kanser hastalarının nüks bakımından yüksek riskli olanlarında uygulanan bir tedavi yaklaşımıdır. Amacı ameliyat sonrası geride kalmış olabilecek mikroskobik odakları yok etmektir. Ayrıca ileri evre, metastatik papiller ve foliküler tiroit kanserlerinde tedavi amacıyla yüksek dozlarda kullanılır." - Kemoterapi, Tiroit kanserlerinin tedavisinde kemoterapinin pek başarılı olmadığını anlatan Prof. Dr. Maralcan, şunları kaydetti: "Ancak ileri evre, metastatik tiroit kanserlerinde kullanılır ve kısmen faydalı olabilir. Genel olarak kullanılan ilaçlar tirozin kinaz inhibitörleridir.Cerrahi tedavi dışında diğer tedavi yöntemleri çok azınlıkta ve seçilmiş hastalara uygulanır. Tiroit papiller mikrokanser hastalarının seçilmiş, hastalığın ilerlemesi bakımından çok düşük risk grubunda olanlara, ameliyatı tolere edemeyecek kadar ciddi yandaş hastalığı bulunan hastalara aktif takip ve/veya radyofrekans, mikrodalga vb. ablasyon yöntemleri uygulanabilir ancak bu tip yaklaşımlar çok deneyimli merkezler tarafından uygulanması gereken tedavi yöntemleridir." Tiroit kanserlerinde; cerrahi veya cerrahi dışı tedaviler tamamlandıktan sonra tiroidin tamamının çıkartıldığı hastalarda yaşam boyu kullanmak üzere tiroit hormonu başlandığını aktaran Prof. Dr. Maralcan, "Genellikle başarılı şekilde tedavi edilebilen tiroit kanserlerinde erken teşhis ve uygun tedaviyle hastaların büyük bir kısmı uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Tiroit kanseri hakkında farkındalık oluşturmak ve belirtilerini erken dönemde tanımak, hastalığın tedavisinde büyük bir öneme sahiptir" diye konuştu.
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde Rezum cihazı ile tedavide yeni dönem
24 Eylül 2025 Çarşamba - 12:06 Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde Rezum cihazı ile tedavide yeni dönem Medical Point Gaziantep Hastanesine yeni kazandırılan Rezum Su Buharı Terapisi Cihazı tanıtıldı. Özellikle iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde kullanılan bu teknoloji, hastalar için cerrahi müdahaleye gerek kalmadan, minimal invaziv ve konforlu bir tedavi imkanı sunuyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi, yenilikçi sağlık vizyonu doğrultusunda hem tıbbi kadrosunu güçlendiriyor hem de teknolojik altyapısını ileri düzeye taşıyor. Bu kapsamda, hastanede görev yapan hekimler ve sağlık çalışanlarına yönelik kapsamlı bir Üroloji Eğitimi gerçekleştirildi. Eğitim programı, Üroloji Uzmanlarımız Doç. Dr. Mehmet Solakhan ve Doç. Dr. Osman Barut tarafından sunulan bilimsel içerikli sunumlarla zenginleşti. Ürolojik hastalıkların tanı ve tedavisinde güncel uygulamalar, minimal invaziv cerrahi teknikler ve multidisipliner yaklaşımlar üzerine yapılan paylaşımlar, katılımcıların büyük ilgisini topladı. Program kapsamında ayrıca, Dünya Üroloji Haftası dolayısıyla toplumda farkındalık oluşturmanın önemi vurgulandı. Ürolojik hastalıkların erken tanı ve doğru tedaviyle yaşam kalitesini nasıl artırdığı konularında bilgilendirme yapıldı. Rezum teknolojisi ile BPH tedavisinde konforlu çözüm Etkinlikte ayrıca, hastanemize yeni kazandırılan Rezum Su Buharı Terapisi Cihazı da tanıtıldı. Özellikle iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde yenilik niteliğinde olan bu teknoloji, hastalar için cerrahi müdahaleye gerek kalmadan, minimal invaziv ve konforlu bir tedavi imkanı sunuyor.