Son Dakika
|
Gülistan Doku ve Mekiye Akyel’in ailesi Diyarbakır'da bir araya geldi
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Galatasaray ile Fenerbahçe 406. randevuda
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Bursa’da tarihi akşam, timsah geri döndü
İran Dışişleri Bakanı Arakçi yeniden İslamabad’da
Galatasaray taraftarı, Taksim’de derbiyi bekliyor
Şanlıurfa'da kahreden olay! Kayıp çocuk ölü bulundu
İsrail Lübnan'da ateşkesi ihlal etti: 7 ölü
Nehre düşen çocuk için arama çalışmaları 6 gündür sürüyor
Zelenskiy: "Kırk yıl önce dünya, en büyük nükleer felaketlerden biriyle karşı karşıya kaldı"
SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi
26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45
Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı
Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 09:23
Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 11:43
Diz ağrısını hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları
4
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:15
Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir
5
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:24
Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz"
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:00
Prof. Dr. Şahin: "göğüs ağrısını asla hafife almayın"
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ekber Şahin, Öksürük sonrası aniden başlayan ve geçmeyen göğüs ağrısının, ciddi bir sorunun habercisi olabileceğini söyleyerek uyarılarda bulundu. Öksürük sonrası aniden başlayan ve geçmeyen göğüs ağrısının, ciddi bir sorunun habercisi olabileceğini söyleyen Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ekber Şahin, Daha çok yaşlı ve osteoporozu olan hastalarda görülmekle birlikte genç bireylerde, spor yapan kişilerde öksürük kaynaklı kaburga kırıklarının arttığına dikkat çekerek, önemli uyarılarda bulundu. Öksürüklerin kaburga kemiklerini kırabileceğini söyleyen Prof. Dr. Ekber Şahin, "Birçok kişi şiddetli öksürüğün sadece kas ağrısına neden olacağı düşünülsede yoğun ve kontrolsüz öksürük ataklarının, göğüs kafesine fazla baskı yaparak kaburga kemiklerinde kırıklara neden olabilir. Özellikle grip, zatürre veya COVID-19 sonrası dönemde bu tür vakaları daha sık görüyoruz. Öksürükle başlayan ve dinmeyen göğüs ağrıları, sadece bir kas spazmı değil, kaburga kırığı olabilir" dedi. Kaburga kırıklarının travmasız geliştiği için çoğu zaman fark edilmeyebilileceğini belirten Prof. Dr. Şahin, belirtileri sıralayarak, "Kaburga kırıkları, travmasız geliştiği için çoğu zaman fark edilmeyebilir. Ancak aşağıdaki belirtiler varsa dikkatli olunmalı. Ani başlayan, keskin ve lokalize göğüs ağrısı, derin nefes alma, öksürme ya da gülme sırasında şiddetlenen batıcı ağrı, nefes alırken zorlanma, uykudan uyandıracak şiddette ağrı" ifadelerini kullandı. Öksürüklerin gençlerde kırığa neden olabildiğini aktaran Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden Prof. Dr. Şahin, "Gençler spor yapıyor, aktif bir yaşam sürüyor gibi görünse de yanlış egzersiz teknikleri, zayıf beslenme ve D vitamini eksikliği kemik yoğunluğunu etkileyebiliyor. Dolayısıyla öksürük gibi bir durum bile kırığa yol açabiliyor" ifadelerine yer verdi. Kemik sağlığı için şu önerilerde bulunan Prof. Dr. Şahin, "Güneş ışığıyla yeterli D vitamini alımı, kalsiyum açısından zengin beslenme, ağırlık taşıyan egzersizler sigara ve alkol tüketiminden kaçınma, düzenli sağlık kontrolleriyle kemik yoğunluğunun izlenmesi" şeklinde konuştu. Erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Şahin, "Medical Point Gaziantep Hastanesi’ne başvurarak uzman değerlendirmesi alınması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Şahin, "Sürekli ve lokalize göğüs ağrısı, nefes alırken batma veya zorlanma, öksürükle birlikte gelen keskin ağrı, göğüs bölgesinde hassasiyet ve morarma. Eğer bu belirtiler varsa, beklemeyin. Basit bir röntgen veya tomografi ile tanı konulabilir. Erken müdahale ile hem ağrıyı kontrol altına almak hem de muhtemel komplikasyonları önlemek mümkündür" diye konuştu.
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:41
Çocuklarda COVID’in yeni versiyonuna dikkat
Dr. Nazan Tekin Çakar, çocuklarda artan COVID-19 vakalarına karşı uyararak, "Nimbus varyantının gözlemlediğimiz kadarıyla semptomları daha hafif ama yayılımı önlemek için dikkatli olunmalı." diye belirtti. Özel Ümit Batıkent Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazan Tekin Çakar, son günlerde çocuklarda artan COVID-19 vakalarına karşı aileleri uyardı. Dr. Çakar, hasta kontrollerinde hem 8 aylık hem de 15 yaşındaki çocuklarda pozitif vakalar tespit ettiklerini belirterek, "Çocuklarda keskin boğaz ağrısı, vücut ağrısı, ateş ve halsizlik, ishal ve kusma gibi şikayetler ön planda. Küçük çocuklarda ise en çok ateş görülüyor" dedi. Covid’in Dünya Sağlık Örgütü tarafından da açıklanan ve artış yüzdesi gösteren varyantının "Nimbus" olarak adlandırıldığını aktaran Dr. Çakar, "Önceki agresif varyantlara göre, nimbus varyantının daha hafif seyrettiğini gözlemlediklerini ileterek, çocuk hastalarda genellikle 5 ile 7 günlük istirahat süresi yeterli oluyor" diye belirtti. Burun sürüntüsü ile tanı konuyor Tanı için hastanede hem COVID-19 hem de influenza için tek burun sürüntüsüyle bir saat içinde sonuç alınabildiğini vurgulayan Çakar, "Çocuklarda spesifik bir COVID tedavisi yok. Destek tedavileriyle süreci yönetiyoruz. Evde istirahat, bol sıvı alımı, taze meyve sebze tüketimi, D ve C vitamini takviyeleri. Belirtiler ilerlerse veya sistemik tutulum varsa, duruma göre hastane yatışı veya yoğun bakım takibi gerekebilir (Ancak Nimbus varyantında bu durumlar azaldı). İmmün sistemi baskılanmış (kemoterapi/radyoterapi gören) çocuklar ise risk grubundadır" ifadelerini kullandı. Maske ve okul uyarısı Hastalıktan korunma yolları hakkında da konuşan Dr. Nazan Tekin Çakar, şöyle konuştu: "Hastalıktan korunmak için; hasta insanlarla temastan kaçınmak, kalabalık kapalı ortamlardan (AVM gibi) uzak durmak, açık havada ve güneşli alanlarda vakit geçirmek, yeterli uyku, en az 20 saniye el yıkama, okula gitmeden ve geldikten sonra burun temizliği, ev yapımı yoğurt, tarhana çorbası gibi probiyotik ağırlıklı beslenme, paketli gıdalardan kaçınmak gibi yöntemleri sayabiliriz." "Hasta çocuklar 5-7 gün evde dinlenmeli" Hiçbir vitamin ya da gıdanın hastalıktan korumada tek başına yeterli olmayacağını belirten Çakar, güçlü bir bağışıklık sisteminin önemine dikkat çekerek; "Bağışıklık sistemini güçlendirmek için D vitamini, çinko, C vitamini ve kış aylarında balık yağı (Omega-3) destekleri önemlidir. Ancak hiçbir takviye tamamen hastalıktan koruyamaz; amaç bağışıklık sistemini güçlendirmektir." şeklinde anlattı. Hastalığın yayılmasını önlemek için; hasta çocukların okula gönderilmemesini öneren Dr. Çakar, "Hastalığın türüne göre değişmekle birlikte, genellikle 5-7 gün evde istirahat tavsiye edilir. Bu, hastalığın sınıfta yayılmasını önlemek için kritik öneme sahiptir. Eğer çocuğun okula gitmesi zorunlu ise, mutlaka maske takması ve öğretmene durumun bildirilmesi önerilir" dedi. "COVID artık bir influenza gibi" "COVID-19’un artık tıpkı influenza gibi farklı varyantlarla hayatımızda kalacağını düşünüyorum" diyen Dr. Çakar, şunları söyledi: "Covid artık influenza gibi, İnfluenza da bir dönem domuz gribi diye çok büyük yankı yapmıştı, çok da kaygı duymuştuk ama artık bir grip türü olarak hayatımızda kalacağından düşünüyorum."
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:35
Kütahya Valisi Işın’dan Şaphane’de yapımı tamamlanan hayvan barınağında inceleme
Kütahya Valisi Musa Işın, Şaphane ilçesinde yapımı tamamlanan hayvan barınağında incelemelerde bulundu. İlçe protokolü eşliğinde barınağı gezen ve yetkililerden barınağın kapasitesi, hizmet alanları ile yürütülecek faaliyetler hakkında bilgi alan Vali Musa Işın, sokak hayvanlarının korunması ve sağlıklı şartlarda barındırılması amacıyla yapılan çalışmalardan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Vali Işın, hayvan barınağının hem vatandaşların güvenliği, hem de sahipsiz hayvanların yaşam şartlarının iyileştirilmesi açısından önemli bir yatırım olduğunu belirtti.
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:13
Karasu’da hasta yakınlarına "palyatif bakım" süreci anlatıldı
Karasu Devlet Hastanesi’nde, palyatif bakım sürecindeki hastaların yakınlarına yönelik eğitim programı düzenlendi. "Palyatif Hasta Yakını Okulu" adıyla gerçekleştirilen programda, hayat boyu tedavi sürecinde olan hastaların yaşam kalitesini artırmak, hastalığa bağlı olumsuzlukları azaltmak ve taburculuk sonrası bakım sürecini kolaylaştırmak amacıyla hasta yakınları bilgilendirildi. Eğitimin açılış konuşmasını yapan Palyatif Bakım Ünitesi Sorumlu Hekimi Genel Cerrahi Uzmanı Uğur Can Dülger, ünitenin hastane için önemini, hasta kabul kriterlerini ve sunulan hizmetleri anlattı. Programda ayrıca, sorumlu hemşire, diyetisyen, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, fizyoterapist ve manevi destek uzmanından oluşan multidisipliner bir ekip tarafından hasta yakınlarına kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili sunumlar yapıldı. Evde Sağlık Hizmetleri Birimi tarafından da taburculuk sonrası süreç hakkında bilgi verildi. Hastanenin Başhekim Yardımcısı Dr. Ömer Faruk Kara ile Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Müge Yıldız’ın da katıldığı eğitim sonunda katılımcılara katılım belgesi takdim edildi.
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:07
Prof. Dr. Uğur, "Plastik yerine cam, su geçirmeyen kumaşlar yerine doğal kumaşlar tercih edilmeli"
Endokrin bozucu kimyasalların vücudun hormonal dengesini değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Kader Uğur, "Bu durum, tip 2 diyabet, obezite, kalp-damar hastalıkları ve bazı kanserlere yol açabiliyor. Plastik yerine cam, su geçirmeyen kumaşlar yerine doğal kumaşlar tercih edilmeli. Evler her gün havalandırılmalı, teflon yerine çelik tencere ve tava kullanılmalı, paketli gıdalar yerine de doğal ürünler seçilmelidir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kader Uğur, endokrin bozucu kimyasalların insan sağlığı üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Çevre kirliliği ve sanayileşmenin etkisiyle havanın, suyun ve toprağın kirlenmeye devam ettiğini aktaran İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kader Uğur, "Modern yaşamın hemen her alanında karşımıza çıkan endokrin bozucu kimyasallar vücudun hormonal dengesini değiştiriyor. Bu durum, tip 2 diyabet, obezite, kalp-damar hastalıkları ve bazı kanserlere yol açabiliyor. Günlük yaşamda kullanılan mutfak eşyalarından kişisel bakım ürünlerine, gıdalardan oyuncaklara, plastik şişelerden kıyafetlere kadar pek çok üründe bu kimyasallarla karşılaşmamız mümkün. Bunları tamamen hayatımızdan çıkarmanın zor olduğunu ancak alınacak önlemlerle risk azaltılabilir. Plastik yerine cam, su geçirmeyen kumaşlar yerine doğal kumaşlar tercih edilmeli. Evler her gün havalandırılmalı, teflon yerine çelik tencere ve tava kullanılmalı, paketli gıdalar yerine de doğal ürünler seçilmelidir. Özellikle gebe kadınlar ve çocukların yüksek risk grubundadır. Endokrin bozucu kimyasalları azaltmaya yönelik küresel farkındalık çalışmalarının artırılması gerekiyor" diye konuştu.
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:06
Yutma güçlüğü ile ortaya çıkan sessiz tehdit: Akalazya hastalığı
Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli, yemek borusunun nadir görülen hastalığı akalazyanın erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Yemek borusunun alt ucundaki kasların yeterince gevşeyememesi ve kas hareketlerinin bozulmasıyla ortaya çıkan akalazya, nadir görülse de yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Gömceli, hastalığın erken dönemde teşhis ve tedavi edilmesinin önemine dikkat çekti. "Yutma güçlüğünü hafife almayın" Prof. Dr. Gömceli, akalazyanın her yaşta görülebileceğini ancak en sık 25-60 yaş arasında ortaya çıktığını belirterek, "Bu hastalıkta yemek borusunun alt ucundaki kaslar yeterince gevşeyemez ve yemek borusunun kas hareketleri bozulur. Bu nedenle yutulan gıdalar mideye geçemez ve yemek borusunda birikir. Katı ve sıvı gıdalarda yutma güçlüğü, yiyeceklerin veya sıvıların geri gelmesi, göğüs ağrısı ya da baskı hissi, sebepsiz kilo kaybı, geceleri öksürük ve boğulma hissi ile mide ekşimesiyle karışabilecek şikayetler en sık karşılaşılan belirtiler arasındadır" dedi. Erken tanı ve tedavi yaşam kalitesini artırıyor Akalazyanın her yıl 100 bin kişiden 1 ila 3’ünde görüldüğünü kaydeden Gömceli, "Erken dönemde botoks veya balonla genişletme gibi endoskopik işlemler uygulanabilir. Bu yöntemlerle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir" ifadelerini kullandı. Cerrahi ile kalıcı çözüm Cerrahi tedavi hakkında bilgi veren Gömceli, "Heller miyotomi, yemek borusunun alt ucundaki kasların laparoskopik yani kapalı yöntemle gevşetilmesi işlemidir. Böylece yiyeceklerin mideye rahat geçmesi sağlanır. Ameliyat sırasında genellikle mide ile yemek borusu arasındaki reflü riski de ek bir işlemle azaltılır. Hastanede kalış süresi 1-2 gün olup, ilk gün sıvı diyet, ikinci günden itibaren yumuşak gıdalara geçiş yapılır. 1-2 hafta içinde ise normal gıdaya dönüş mümkündür" diye konuştu. Prof. Dr. Gömceli, yutma güçlüğü şikâyeti olanların vakit kaybetmeden gastroenteroloji uzmanına başvurması gerektiğini vurguladı.
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:05
Akdeniz mutfağı ile bilişsel gerilemeyi yavaşlatmak mümkün
Harvard ve MIT destekli araştırmalara göre Akdeniz tipi beslenme, genetik risk taşıyan bireylerde bile Alzheimer gelişimini yavaşlatıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, "Antioksidan, vitamin ve sağlıklı yağlarla beyin sağlığı korunabiliyor" diyerek Dünya Alzheimer Farkındalık Ayı kapsamında Akdeniz diyetinin beyin sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Akdeniz tipi beslenme; sebze, meyve, tam tahıl, kuruyemiş, baklagil, balık ve zeytinyağını temel almaktadır. "Diyetin içerdiği vitamin, mineral ve özellikle polifenol gibi antioksidanlar sayesinde beyinde hücre hasarına yol açan oksidatif stres baskılanıyor. Bu sayede nöronların korunmasına ve beyin fonksiyonlarının sürdürülmesine destek oluyor" diyen Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, "Polifenoller, oksidatif stres ve iltihap gibi dejeneratif süreçleri baskılayarak yalnızca Alzheimer değil, Parkinson ve diğer demans türlerine karşı da koruyucu bir rol üstleniyor" açıklaması yaptı. Alzheimer riskini azaltmada bütüncül bir model Beslenme ve Alzheimer arasındaki ilişki üzerine yapılan çalışmaların çoğu, tek tek besin bileşenlerine odaklanırken Uzm. Dyt. Deniz Pirçek asıl önemli olanın Akdeniz diyetinin bütüncül yapısı olduğuna dikkat çeti ve ekledi: "Omega-3 yağ asitleri, antioksidanlar ve polifenoller birlikte çalışarak beyin fonksiyonlarını destekliyor. İnflamasyon, oksidatif stres, damar bozuklukları ve protein birikimi gibi Alzheimer’ın altında yatan süreçleri aynı anda hedef alıyor. Tek bir takviyeye odaklanmak yerine, Akdeniz diyetini bir yaşam tarzı olarak benimsemek çok daha güçlü bir koruma sağlıyor." Zeytinyağı, ceviz ve balığın gücü "Akdeniz mutfağının üç temel unsuru beyin sağlığı için özel önem taşıyor" diyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Düzenli zeytinyağı tüketimi bilişsel gerileme riskini azaltırken, ceviz omega-3 yağ asitleri, vitaminler ve minerallerle nöronların beslenmesine katkıda bulunuyor. Balık ise yüksek kaliteli protein ve esansiyel yağ asitleri sayesinde hem kardiyovasküler hem de bilişsel sağlık için kritik rol oynuyor. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Zeytinyağı, ceviz ve balığı soframızdan eksik etmemek, beyin sağlığı için atılacak en basit ama en etkili adımlardan biridir" ifadelerini kullandı. Genetik yatkınlıkta da faydalı Alzheimer’ın en güçlü risk faktörlerinden biri olan APOE4 gen varyantına sahip kişilerde hastalık olasılığı kat kat artıyor. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, bu yüksek risk grubunda dahi Akdeniz tipi beslenmenin koruyucu etkiler sunduğunu gösteriyor. Harvard ve MIT iş birliğiyle yürütülen ve yaklaşık 30 yıl süren bir çalışmaya değinen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Alzheimer için yüksek genetik riske sahip bireylerde bile Akdeniz diyeti düzenli uygulandığında demans gelişme riski düşüyor ve bilişsel gerileme yavaşlıyor" açıklamalarında bulundu. Beslenmenin ötesinde sağlıklı bir yaşam tarzı "Akdeniz diyeti beyin sağlığında önemli bir rol oynasa da tek başına yeterli değil. Düzenli fiziksel aktivite, zihinsel egzersizler, kaliteli uyku, stres yönetimi ve sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi de beyin fonksiyonlarını koruyor" diyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Sigara ve aşırı alkolden uzak durmak, yeni şeyler öğrenmek, bulmaca çözmek veya satranç oynamak gibi zihinsel aktiviteler de en az beslenme kadar önemlidir" diye ekledi. Günlük yaşamda uygulanabilir öneriler Modern yaşamda Akdeniz tipi beslenmeyi sürdürülebilir kılmak için bazı pratik ipuçları veren Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Tabakların küçültülmesi, şekerli içecekler yerine maden suyunun tercih edilmesi, aç karnına gıda alışverişinin yapılmaması ve kaçamakların dengelenmesinin öğrenilmesi bu beslenme modelini günlük hayatın doğal bir parçası haline getirir. Önemli olan bu beslenmeyi bir diyet değil, ömür boyu sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak görmek" diyerek sözlerini tamamladı.
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:42
Bayburt’ta 178 köyde bin 853 kişiye ağız ve diş sağlığı taraması yapıldı
Mobil ağız ve diş sağlığı hizmetleri kapsamında Bayburt’ta 2025 yılı içerisinde 178 köye ulaşıldı. Köylerde yaşayan bin 853 vatandaşın ağız ve diş taramaları, mobil ağız ve diş sağlığı aracında yapıldı. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil ağız ve diş sağlığı hizmetleri çerçevesinde 178 köye mobil sağlık aracı ile gidildi. Diş hekimleri tarafından bin 853 kişiye ağız ve diş sağlığı taraması yapılarak, erken teşhis ve koruyucu sağlık hizmetlerine erişim imkânı sağlandı. Ayrıca yaklaşık 3 bin kişiye ağız ve diş sağlığının önemi hakkında eğitimler verildi, bilgilendirici broşürler dağıtıldı, diş fırçası ve macunu hediye edilerek, farkındalık oluşturuldu. Yürütülen çalışmalarla ulaşımda zorluk yaşayan vatandaşların ağız ve diş sağlığı konusunda bilinçlenmesi sağlanırken, koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefine ulaşıldı.
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:40
Sinop İl Sağlık Müdürlüğü’nden "akılcı ilaç kullanımı" uyarısı: "Herkese iyi gelen, size zarar verebilir"
Sinop İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli eczacılar, vatandaşlara ve ebeveynlere "akılcı ilaç kullanımı" konusunda kritik uyarılarda bulundu. Çocuklarda ilaç daha hassas bir süreç İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli Ecz. Hilal Bektaş, çocuklarda ilaç kullanımına dair ebeveynlere uyarılarda bulundu. Çocuklarda ilaç kullanımının yetişkinlerden çok daha dikkat gerektirdiğini söyleyen Bektaş, "Çocuklar için ilaç, yetişkin dozu küçültülerek verilmez. Her ilacın çocuklara özel dozu, kullanım şekli ve zamanı vardır. Bu nedenle doktorun önerisi dışında ilaç verilmemelidir" dedi. Antibiyotiklerin gereksiz ve yanlış kullanımının direnç gelişimine yol açabileceğini vurgulayan Bektaş, "Çocuğunuzun ateşi düştü diye tedaviyi yarıda kesmek büyük bir hatadır. İlaç mutlaka hekimin belirttiği süre boyunca kullanılmalıdır" diye konuştu. Ebeveynlere "Ölçüm için çay kaşığı değil, ilacın kendi ölçüm cihazını kullanın, ilaçları çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın" tavsiyesinde bulunan Bektaş, çocuklara ilaç içirilirken baskı yapılmaması gerektiğini de kaydetti. "Çocuklar bizim en değerli varlıklarımız. Onların sağlığı için en küçük ayrıntıyı bile göz ardı etmemeliyiz. Doğru bilgi, doğru ilaç kullanımı demektir" diyen Bektaş, aileleri doktor ve eczacı danışmanlığında hareket etmeye çağırdı. "İlacınızı yalnızca doktorunuzun reçetesiyle alın" İl Sağlık Müdürlüğü’nde görev yapan Ecz. Engin Can Arslan ise ilaçların doğru tanı, doğru ilaç, doğru doz, doğru süre ve doğru kullanım prensipleriyle alınmasının "akılcı ilaç kullanımı" olarak tanımlandığını belirterek, bu yaklaşımın hem bireysel hem de toplum sağlığı açısından hayati önem taşıdığını söyledi. Arslan, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmak, başkasının reçetesini uygulamak veya ‘iyi gelir’ düşüncesiyle bilinçsizce ilaç almak büyük risk taşır. Yanlış ilaç seçimi ya da gereksiz antibiyotik kullanımı, hastalıkların tedavisini zorlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda ciddi yan etkilere ve direnç gelişimine yol açabilir" şeklinde konuştu. Gereksiz ilaç tüketiminin sadece bireye değil, sağlık sistemine de ek yük getirdiğini belirten Arslan, "En önemlisi de gelecekte tedavisi daha zor hastalıklarla karşı karşıya kalmamıza sebep olur" ifadelerini kullandı. Vatandaşlara "İlacınızı yalnızca doktorunuzun reçetesiyle alın" çağrısında bulunan Arslan, en küçük şüphede dahi eczacıya danışılması gerektiğini hatırlattı.
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:22
Aile hekimlerine ’deri hastalıkları eğitimi’ verildi
Karabük İl Sağlık Müdürlüğü tarafından aile hekimlerinin mesleki gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen "Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar Eğitim Programı" kapsamında "Deri Hastalıkları" konulu eğitim gerçekleştirildi. Müdürlük binasındaki eğitim salonunda düzenlenen program, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara’nın açılış konuşmasıyla başladı. Kara, birinci basamak sağlık hizmetlerinde bilgi ve becerilerin güncellenmesinin önemine dikkat çekerek, "Bugün burada mesleki bilgi ve becerilerimizi güncellemek, klinik entegrasyon sürecini sahada daha etkin ve nitelikli bir şekilde uygulamak için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Güçlü birinci basamak, güçlü sağlık sisteminin temelini oluşturur" ifadelerini kullandı. Kara ayrıca, eğitimlerin yalnızca teorik bilgi güncellemesiyle sınırlı kalmayıp, sahada karşılaşılan zorlukların ortak bir dil ve standartla aşılması için de önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Eğitim programı kapsamında, her ay farklı bir başlık altında yüz yüze eğitimler düzenlenecek. Eylül ayında "Deri Hastalıkları" işlenirken, Ekim ayında "Bağışıklama", Kasım ayında ise "Kardiyovasküler Hastalıklar" konularının ele alınması planlanıyor. Eğitimlerde Karabük İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı uzman hekimler görev alırken, programa katılım şartlarını yerine getiren aile hekimlerine dijital katılım belgesi verilecek. Program, aile hekimlerinin günlük pratikte sık karşılaşılan deri hastalıklarının tanı, tedavi ve yönlendirme süreçlerine yönelik bilgi ve becerilerini artırmayı hedefliyor. Bu sayede vatandaşların birinci basamakta daha hızlı ve etkili sağlık hizmeti alması, hastanelerdeki yoğunluğun azaltılması ve hastane branş hekimleri ile aile hekimleri arasındaki klinik entegrasyonun güçlendirilmesi amaçlanıyor.
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:12
Bolayır, Alzheimer hastalığından korunmanın yollarını anlattı
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ertuğrul Bolayır, Alzheimer hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Bolayır, Alzheimer hastalığının, beynin bazı kısımlarının zamanla hasarlanması sonucu, başta hafıza olmak üzere tüm bilişsel faaliyetler, günlük işlevler ve davranışlarda bozulma ile kendini gösterdiğini söyledi. Şu anda, dünya genelinde 40 milyona yakın Alzheimer hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Bolayır Türkiye’de bu sayının 600 bin ile 1 milyon arasında olduğunun tahmin edildiğini kaydetti. Alzheimer hastalarında, başlangıç süresinde öğrenme ve bellekte bozulmalar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bolayır, "Alzheimer hastalığı öncelikle gündelik hayatı etkileyecek tarzda unutkanlıklarla başlamaktadır. Doktor ile hasta görüşmesi sonrasında yapılacak nöropskiyatrik testler hastalığın varlığı, yokluğu hangi tip demans olduğu tespit edilmekte. Alzheimer hastalığı mevcut ise yapılan testler, hastalığın hangi evrede olduğu hakkında bilgiler verir. En bilinen bunama tarama testi, Mini Mental Durum Testi’dir. Bu test ile hastaya zaman, mekân, öğrenme, sayısal işlem, öğrendiğini hatırlama, isimlendirme, cümle yazma ve görsel bellek muayenesi yapılır. Bunun dışında hastaya uygulanacak nörofizyolojik ve radyolojik incelemelerle Alzheimer hastalığı tanısı kesinleştirilir" şeklinde konuştu. Alzheimer hastalığının en önemli sebebinin yaşlanma olduğuna dikkati çeken Bolayır, Alzheimerdan korunmak için yaşam tarzının önemli olduğunu söyleyerek, "Zihinsel ve fiziksel olarak aktif kalma, düzenli egzersiz, tansiyonu ve şekeri normal düzeyde tutma, sebze ve meyve tüketimini arttırma (Akdeniz tipi diyet), kaza sonucu oluşabilecek kafa yaralanmalarına karşı korunma ile alkol ve sigarayı bırakma önerilmektedir" diye konuştu. Alzheimer hastalığının geri dönüşü olmayan bir hastalık olduğunu ve kesin tedavisinin bulunmadığını belirten Dr. Bolayır erken ve doğru tanının büyük önem taşıdığını vurguladı. Bolayır, "Hastalığa erken tanı konulması ile Alzheimer hastaları kadar hasta yakınlarının da yaşam kalitesi artmakta, hastalığa ait tedavi masrafları da azaltmaktadır. Bu nedenle hafıza bozukluğu başta olmak üzere yukarıda bahsettiğimiz belirtilere sahip olan hastaların erken aşamada bir nöroloji uzmanına başvurmalarının önemini bir kez daha vurgulamak istiyoruz" dedi.
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:06
Çocuk sahibi olmak için gitti karnından 2 kilo 700 gram kitle çıktı
Bursa’da yaşayan 24 yaşındaki Mukaddes Polat, çocuk isteğiyle muayene olduğunda karnında 2.7 kilo gramlık kitleyle karşılaşınca büyük endişe yaşadı. Ancak Polat, Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim’in gerçekleştirdiği operasyonla, kitleden kurtuldu. Bursa’da yaşayan 24 yaşındaki Mukaddes Polat isimli hasta, çocuk isteği nedeniyle doktora gitti. Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından Polat’ın rahiminde büyük bir kitle tespit edildi. Endişelenince Medicana Bursa Hastanesi Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim’e başvurdu. Doç. Dr. Akselim, yaptığı ameliyatta Polat’ın karnından 2 kilo 700 gramlık bir kitle çıkardı. Kitle karnın tamamını kaplıyordu Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim, "Hastamız 24 yaşında dış merkezde yapılan tetiklerinde karın içerisini kaplayan kitle tespit edilmesi üzerine tarafımıza başvurdu. Yaptığımız muayene ve görüntülemeler sonrasında miyom olduğunu düşündüğümüz yaklaşık 30-35 cm’lik, karnın neredeyse tamamını kaplayan lezyon için karar verip hastamızı ameliyata aldık. Rahmin üst ve arka duvarını kaplayarak, miadında bir gebelikteki rahim boyutuna kadar büyümüş bir miyom olduğunu tespit ettik. Hastanın rahmini koruyarak myomektomi ameliyatını gerçekleştirdik. Patolojik olarak incelemeye gönderdiğimizde herhangi kötü huylu bir durumla karşılaşmadık. Kitle yaklaşık 2 bin 700 kg ağırlığındaydı. Hastamız kısa sürede sağlığına kavuştu. Bu tür durumlarda erken teşhis ve zamanında müdahale çok önemlidir" dedi. Hasta Mukaddes Polat ise duygularını şöyle dile getirdi: "İlk başta çocuk düşüncesi ile doktora gittiğimde karnımda kitle teşhisinde bulunuldu. Tanıdıklarımızın önerisi üzerine Burak Bey’e geldik. Ameliyat oldum ve çok başarılı geçti. Doktorumuz sayesinde ameliyattan sonra bir hafta içinde tamamen sağlığıma kavuştum. Şu an hiçbir problemim yok, kendimi çok iyi hissediyorum."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder