SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi 26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53 Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24 Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45 Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Iğdır’da organ bağışına dikkat çekildi
26 Eylül 2025 Cuma - 18:26 Iğdır’da organ bağışına dikkat çekildi Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi Organ Bağış Birimi Koordinatörleri, organ bağışının önemine dikkat çekmek amacıyla Iğdır Millet Bahçesi önünde bilgilendirme standı kurdu. Vatandaşlarla bir araya gelen sağlık çalışanları, hem bilgilendirme yaptı hem de merak edilen soruları yanıtladı. Standın başında vatandaşlarla tek tek ilgilenen Organ Bağış Birimi Koordinatörleri, bağış sürecine dair yanlış bilinen noktaları da açıkladı. Yapılan bilgilendirmede organ bağışının sadece bir imza olmadığını, aynı zamanda birçok insana yeniden yaşama şansı verdiğini vurguladı. Organ bağışıyla bir kişiye değil, bazen birkaç kişiye birden hayat verildiğini belirten doktor Kayra Kaplan, "Aslında çok önemli bir görev için buradayız. Organ bağışı, bir cana can olmak için buradayız. Canlarımız toprak olmasın, başka bir hayata can versin diye buradayız. Aslında çok bilginin olmadığı bir bölüm organ bağışı. Biz bunları halkımıza anlatmak için buradayız ve kayıt toplamak için buradayız. İnsanlar hangi organlarını bağışlayabilir, hangi durumlarda bağışlayabilir ve neler yapılması gerekiyor diye. Burada formlarımız var, kartlarımız var. Sizlere bunu iyice anlattıktan sonra formumuzu alıp kartınızı verin. Böylelikle hangi organlara, hangi dokuları bağışlayabileceğinize siz karar veriyorsunuz. Herhangi bir zorlama kesinlikle yok. Beyin ölümü gerçekleşmiş hastalar. Bu önemli bir nokta çünkü beyin ölümü gerçekleşmesi koma ve bitkisel hayattan farklı bir durum" dedi. "Beyin ve beyin sapınımı yani solunum gibi hayati fonksiyonların geri dönüşsüz bir şekilde kaybolmasından doğan beyin ölümü yani gerçek ölümden bahsediyoruz" diyen Kaplan, "Böyle bir durum yaşandığında ve Organlarınız, organlarınız hala canlı olduğu durumda organ bağışını yapabiliyoruz. Organlarımız bizimle beraber toprağa gideceğini yüzlerce, binlerce hatta insanlar listede bekliyor. Çaresiz ve umut dolu bir şekilde. Dolayısıyla bu canlarımızı geri dönüşümsüz bir şekilde toprağa vermektense dinen de caiz olan ve bu organlar hayati bir öneme sahip olduğu için sizin canınızı farklı bir cana Hayat katmak için aslında çok önemli bir konu diyebilirim. İnsanlar listelerde çok uzun listelerde beklemek zorunda kalıyor. Dolayısıyla bu canlara bu listeye olabildiğince hayat katabilmek için biraz da empati duygumuzu kullanarak hani ya o listede ben olsaydım gibi düşünerek insanlar bunun önemini çok daha net bir şekilde anlıyor" ifadelerini kullandı.
Muş’ta "12. Uluslararası Onkoloji Günleri" başladı
26 Eylül 2025 Cuma - 18:04 Muş’ta "12. Uluslararası Onkoloji Günleri" başladı Muş’ta düzenlenen "12. Uluslararası Onkoloji Günleri" başladı. 1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezi’nde Genç Birikim Derneği tarafından "Birlikte İyiyiz" temasıyla gerçekleştirilen etkinliğe, 18 farklı ülkeden akademisyenlerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 400 katılımcı yer aldı. Program kapsamında "Onkoloji Hasta Yönetiminde Hemşirelik ve Destek Bakım" ile "Ürolojik Kanserler" başlıklı paneller düzenlendi. Etkinlikte konuşan Muş Valisi Avni Çakır, hayatın en zor dönemlerinde insana güç veren en önemli şeyin yalnız olmadığını bilmek olduğunu vurgulayarak, "Umudu yeşerten, kalpleri onaran, yaraları saran şey, gönül bağı, dayanışma ve kardeşliktir. İşte bugün burada, tam da bunun en güzel örneklerinden birine, gönüllere dokunan bir çalışmaya tanıklık ediyoruz. 2005 yılından bu yana amansız hastalıklarla mücadele eden kardeşlerimizin yanında dimdik duran, onların hem dert ortağı hem de en büyük destekçisi olan Genç Birikim Derneği, bugün 12. Onkoloji Günleri’ni bizlerle buluşturuyor. Bu dernek, yalnızca bir kurum değil, umutların yeşerdiği, moralin ve motivasyonun güç bulduğu bir gönül hareketidir. Muş, kadim tarihiyle, kültürel zenginlikleriyle ve değerli insanlarıyla her zaman birlik ve beraberliğin şehridir. İlimiz her alanda olduğu gibi sağlık alanında da ciddi gelişmeler kaydediyor. Özellikle son yıllarda hem il merkezimizde hem de ilçelerimizde gerçekleştirilen önemli sağlık yatırımları ve iyileştirmeler sayesinde sağlık hizmetlerimiz en üst seviyeye getirmeye çalışıyoruz. Şehrimizin her noktasına sağlık imkanlarını uzmanlaşmış hekimlerimizle vatandaşlarımız ile buluşması için büyük emek sarf ediyoruz" dedi. Vali Çakır, İl Sağlık Müdürlüğü ve gönüllü kuruluşların sağlık alanında vatandaşların ayağına kadar giderek bilgilendirmeler yaptığını ifade etti. Çakır, ayrıca yurtiçi ve yurtdışından bilim insanlarının davet edilmesiyle Muş’un sadece doğal güzellikleri ile değil, aynı zamanda bilimsel buluşmaların merkezi haline geldiğini söyleyerek, "Bugün gelinen noktada, Genç Birikim Derneği’nin yalnızca sağlık alanında değil, gençlik çalışmalarıyla da ülkemize önemli katkılar sunduğunu görmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Her yıl en az 100 gencimizin uluslararası deneyim kazanmasına vesile olunması, üstelik bu gençlerin önemli bir kısmını Muşlu gençlerin oluşturması, bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır. Burada özellikle ifade etmek isterim ki, dernek başkanımız Salih Yüce’nin kanseri yenerek bu yola ışık tutması, kendi mücadelesini başkalarının umuduna dönüştürmesi ve başka hayatları kurtarmak adına böyle bir gayretin öncüsü olması takdire şayandır. İnanıyorum ki Genç Birikim Derneği, bundan sonra da gönüllere dokunmaya, umutları yeşertmeye, hayatlara dokunmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı. Genç Birikim Derneği Başkanı Salih Yüce ise kendi yaşam öyküsünden örnekler vererek, geçmişte kansere karşı verdiği uzun ve zorlu mücadele sürecini paylaştı. Yüce, yıllar önce teşhis konulduğunda Türkiye’de onkoloji alanının henüz bugünkü kadar gelişmiş olmadığını ve bugün gelinen noktada ise tıp alanındaki ilerlemeler sayesinde Türkiye’nin onkoloji konusunda sayılı ülkeler arasında yer aldığını vurgulayarak, "1999 yılında yumuşak doku kanser tanısı konuldu. Tanı aldığım yıllara gelecek olursak aslında onkoloji bu kadar gelişmemişti. Ülkemizde de bu kadar gelişmemiş. Ve sadece Türkiye’de 25 onkoloğ olduğu yıllarda tedavi görmeye başladım. Gençtim, henüz 20 yaşındaydım. Hayata ve ileriye dönüp yapmak istediğim birçok iş vardı. Daha da önemlisi bir çocuğum vardı. 1 yaşın altındaydı o zaman. Ben kendimle hastalıkla mücadele ederken ölüme kadar her şeyi düşünüyordum ama çocuğuma kim bakacak diye bununla baş edemiyordum. Yaklaşık 3 yıl kemoterapi ve radyoterapi gördüm. Bugün geldiğimiz noktada gerçekten tıp onkoloji alanı o kadar gelişti ki artık ülkemiz sayılı ülkeler arasında yer alıyor. Bilim insanlarımıza ne kadar teşekkür edersek az kalır bu konuda" şeklinde konuştu. 2010 yılından bu yana Onkoloji Günleri’ne iştirak ettiğini belirten Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, tıp fakültelerinde öğrencilere teorik olarak aktardıkları halk sağlığı konularını Muş’ta sahada görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Onkoloji günlerinin ikincisinden beri katılıyorum. İlk buraya 2010 yılında geldim. Biz tıp fakültelerinde halk sağlığı derslerinde öğrencilerimize halk sağlığı derslerinde anlattıklarımızı gelip burada gözümle şahit olmak beni çok mutlu ediyor. Sonuçta biz sağlığı tanımlarken sadece hastalık yahut da sakatlığın olma değil. Bedenen, ruhen ve sosyal yönden iyilik hali diye tanımlarız. O yüzden de sağlığın en önemli yönlerinden biri de sosyal iyilik halidir. Yani böylece de insanların sağlık ve iyilik hali için farkındalıkları için Muş’ta çok önemli adımlar atılıyor" dedi. Etkinlik, "Erken Tanı ve Genetik Taramalar" ile "Gençlerde Kanserin Artış Nedenleri" başlıklı panellerle sürdü. Muş Valiliği tarafından hazırlanan "4 Mevsim Muş" tanıtım filmi ise salonda bulunan katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi. Etkinliğe, Muş Jandarma Komutanı Albay Özgür Özer, Muş Emniyet Müdürü Melih Kuzudişli, Muş Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, vali yardımcıları, 18 ülkeden ve birçok ilden akademisyenler, gönüllüler, hastalığı yenenler ve davetliler katıldı.
Ergenlik döneminde güvenli iletişim için 6 ipucu
26 Eylül 2025 Cuma - 15:13 Ergenlik döneminde güvenli iletişim için 6 ipucu Ergenlik dönemi, ebeveynler ve çocuklar arasındaki iletişim bağını en çok zorlayan süreçlerin başında geliyor. Bu hassas dönemde güvene dayalı bir ilişki kurmanın mümkün olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Ecran Alim Albayrak, ailelere tutarlılıktan özel alana saygıya uzanan 6 adımlık bir yol haritası sundu. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Gelişim Merkezi Aile ve Çocuk Hizmetleri’nde görev yapan Uzman Klinik Psikolog Ecran Alim Albayrak, ergenlikte güvenin sözlerle değil, tutarlı davranışlarla kurulabileceğini vurgulayarak ebeveynlere 6 temel faktörle yol gösterdi. "Eleştirmeden, sözlerini kesmeden dinlemek, anlaşıldıklarını hissetmelerini sağlar" Güvenin, ebeveyn-çocuk ilişkisinin temel taşı olduğunu vurgulayan Albayrak, "Ergenlik döneminde çocuklar kendilerini ifade etme ihtiyacı duyar. Onları eleştirmeden, sözlerini kesmeden dinlemek, anlaşıldıklarını hissetmelerini sağlar. Bu yaklaşım, ebeveyn-çocuk arasındaki güveni güçlendirir ve iletişimi daha sağlıklı hale getirir" dedi. "Çocuğun her zaman doğruyu yapması beklenmemelidir" Ebeveynlerin söyledikleriyle yaptıkları arasında uyum olması gerektiğine dikkati çeken Ecran Alim Albayrak, sözlerine şöyle devam etti: "Verilen sözlerin tutulması, konulan kuralların kararlı şekilde sürdürülmesi çocukta güven duygusunu pekiştirir. Küçük tutarsızlıklar bile zamanla ebeveyn-çocuk ilişkisine zarar verebilir. Ergen bireyin kendi özel alanına duyulan saygı, onun aile içinde birey olarak kabul edildiğini hissettirir. Bu saygı hem özgüvenin gelişmesine katkı sunar hem de ebeveyn-çocuk arasındaki güveni daha sağlam temellere oturtur. Çocuğun her zaman doğruyu yapması beklenmemelidir. Küçük riskler almasına fırsat tanımak, yaptığı hatalardan ders çıkarmasına ve kendi sorumluluğunu öğrenmesine imkan verir. Bu süreçte ebeveynin desteğini hissetmek, güven bağını daha da kuvvetlendirir" "Ergen bireyler, söylediklerinden çok ebeveynlerinin davranışlarını örnek alır" Albayrak, ergenlik döneminde duyguların da yoğun yaşandığının altını çizerek, "Çocuğun duygularını küçümsemeden, eleştirmeden kabul etmek ve empati göstermek, onun ebeveynine güvenini artırır. Böylelikle çocuk, kendini ifade ederken yargılanma kaygısı yaşamaz. Çocuğun ebeveyninden öğrenmesini istediği davranışların en güçlü yolu, onları davranışla göstermektir. Ebeveynin sergilediği tutum ve alışkanlıklar, sözlerden daha etkili olur. Ergen bireyler, söylediklerinden çok ebeveynlerinin davranışlarını örnek alır" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Şengönül: "Kene vakalarında yüzde 90 başarı sağlandı"
26 Eylül 2025 Cuma - 14:36 Prof. Dr. Şengönül: "Kene vakalarında yüzde 90 başarı sağlandı" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) vakalarında yüzde 90 başarı sağlandığını açıkladı. Şengönül, sağlık personelinin bu alanda uzmanlaştığını ve Türkiye’de benzeri olmayan bir tedavi başarısına ulaşıldığını söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, düzenlediği basın toplantısında üniversitenin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Üniversiteye bağlı bir otelde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Prof. Dr. Şengönül, özellikle bahar ve yaz aylarında kırsalda görülen ve ölümlere neden olan KKKA vakalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Rektör Şengönül, kampüs içerisinde ve yıl boyunca kene ile mücadele kapsamında ilaçlama çalışmaları yürütüldüğünü belirtti. "Bu vakaların 37’si çocuk" Hasta sayısı ve ölüm oranları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Şengönül, tedavide yüzde 90 oranında bir başarı olduğunu ifade ederek, "KKKA şüphesiyle bu sene 204 hasta hastanemize başvurmuş durumdadır. Bu sayının 110 tanesinde yapılan testleri pozitif çıkmıştır. Bunlardan 10 kişi vefat etti. Bu da genelde son anda gelenler ya da keneyi kendisinin çıkarması sonucu ölenlerdir. Burada yüzde 90 oranında bir başarı var. 110 kişiden 100 kişinin hayatını kurtarmışız. Eskiden yüzde 90’ı ölümle sonuçlanıyordu. Türkiye’de bu başarı oranı hiçbir yerde yoktur. Bu konuda sağlık perseonelimiz ve hekimlerimiz uzmanlaştı. Bu vakaların 37’si de çocuktur" dedi. "Aşı çalışması var" Aşı çalışmaları hakkında bilgi veren SCÜ Tıp Fakültesi Başhekimi Ömer Tamer Doğan ise, çalışmaların önümüzdeki yıl hız kazanacağını söyleyerek, "Bu konuda İsveç kökenli bir aşı çalışması var. Buna üniversitemiz de katkıda bulunuyor. Şu anda FAZ-1 sonlandı, Faz-2’ye geçiş yapıldı. FAZ-2’nin bir kısmı da önümüzdeki yıl için Türkiye’de bizim üniversitemize alınacak. FAZ-3’te de zaten aşı piyasaya çıkmış olacak. Önümüzdeki yıl için biraz daha hız kazanmış durumdadır. Bir süre sonra devreye girecek" şeklinde konuştu.
Sakarya Üniversitesi ve Özel Adatıp Hastanesi’nden sağlık turizmine katkı: ASEP Ödülleri sahiplerini buldu
26 Eylül 2025 Cuma - 14:32 Sakarya Üniversitesi ve Özel Adatıp Hastanesi’nden sağlık turizmine katkı: ASEP Ödülleri sahiplerini buldu Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi öncülüğünde ve Sakarya Teknokent desteği ile hayata geçirilen ASEP-Adatıp Sağlık Elçileri Projesi, yabancı uyruklu öğrencilerin sağlık turizmi alanında bilgi edinmelerini ve deneyim kazanmalarını amaçlıyor. Projenin ödül töreni, Sakarya Üniversitesi kampüsünde geniş katılımla gerçekleştirildi. Törene Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, SAÜ Mütevelli Heyeti Üyesi İşadamı Levent Tunç, İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sima Nart, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dilek Aygin, Özel Adatıp Hastanesi Yönetim Kurulu Üyesi Burak Özbay, Genel Müdür Bahadır Gündüz, Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Yakup Köseoğlu, TÖMER Öğr. Gör. Ömer Göktaş, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. İşletme Fakültesi, Adatıp Hastanesi ve Teknokent iş birliği ile yürütülen proje çerçevesinde öğrenciler, kendi ülkelerinin sağlık sistemlerini analiz ederek Türkiye ile iş birliği potansiyellerini ele aldı. Akademisyenler ve sektör temsilcilerinin incelemeleri sonucunda ortaya çıkan raporlar, Türkiye’nin sağlık turizmi stratejisine katkı sağlayacak değerli bir bilgi havuzu oluşturdu. Yoğun bir çalışma sürecinin ardından dereceye giren öğrenciler, ödüllerini Sakarya Üniversitesi kampüsünde düzenlenen törende aldı. Ayrıca finale kalan tüm katılımcılara sertifikaları takdim edildi. Törende konuşan Sakarya Valisi Rahmi Doğan, projenin Sakarya ve Türkiye açısından önemine vurgu yaptı. Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al ise, "ASEP, öğrencilerimizin vizyonunu genişletirken aynı zamanda Türkiye’nin sağlık turizmindeki potansiyelini dünyaya tanıtıyor. Gençlerimizin katkılarıyla bu alanda güçlü köprüler kurulacağına inanıyoruz" diye konuştu. İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sima NART konuşmasında, "Öğrencilerimizin fikirleri ve hazırladıkları raporlar, sağlık turizmine dair yeni bakış açıları sunuyor. ASEP, hem akademik bir deneyim hem de uluslararası iş birliği için önemli bir fırsat oluşturuyor" ifadelerine yer verdi. Özel Adatıp Hastanesi Yönetim Kurulu Üyesi Burak Özbay projeyi uzun vadeli bir vizyon olarak değerlendirdi. Özbay, "ASEP ile yetişen sağlık elçileri, kendi ülkelerinde Türkiye’nin sağlık hizmetlerinin temsilcileri olacak. Bu çalışma yalnızca bir öğrenci projesi değil; sağlık turizmine dair kalıcı bir vizyonun başlangıcıdır. Adatıp olarak biz, eğitimi ve uluslararası iş birliğini geleceğe yapılmış en değerli yatırım olarak görüyoruz. ASEP de bu anlayışın somut bir yansımasıdır" şeklinde konuştu. ASEP - Adatıp Sağlık Elçileri Projesi, Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi’nin akademik gücü, Teknopark’ın desteği ve Adatıp Hastanesi’nin sağlık turizmindeki deneyimini bir araya getirerek gençlerin fikirleriyle uluslararası köprüler kurulmasına katkı sunuyor. Proje, Türkiye’nin sağlık turizmi vizyonunu desteklerken, Sakarya’yı da bu alanda önemli bir merkez haline getirmeyi amaçlıyor.
Van’da 100’den fazla hastaya izsiz cerrahi uygulandı
26 Eylül 2025 Cuma - 13:13 Van’da 100’den fazla hastaya izsiz cerrahi uygulandı Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde, bir yıl içinde izsiz cerrahi (vNOTES) yöntemiyle ameliyat edilen hasta sayısı 100’ü geçti. Hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde uygulanan yöntemle hastalar ağrısız, konforlu ve hızlı bir iyileşme süreci yaşıyor. Daha çok rahim ve yumurtalık hastalıklarının tedavisinde kullanılan vNOTES (vajinal doğal açıklık cerrahisi) yöntemi bölgede başarıyla uygulanıyor. Bu yöntem sayesinde ağrının en aza indiği, iyileşme süresinin kısaldığı ve annelerin kısa sürede taburcu edilerek günlük yaşamlarına dönebildiği ifade edildi. Kliniğe başvuran 100’ün üzerinde hastaya bugüne kadar bu yöntem başarıyla uygulandı. "Hastalar kısa sürede normal hayatına dönüyor" İHA muhabirine konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mazlum Gönül, hastanede bir yılı aşkın bir süredir izsiz cerrahi yöntemiyle ameliyatlar gerçekleştirdiklerini belirtti. Bu süre içinde de 100’den fazla hastayı bu yöntemle tedavi ettiklerini ifade eden Op. Dr. Gönül, "Bugün itibariyle 100 hastayı aşan bir serimiz oldu. İzsiz cerrahi nedir? Kadın doğumda yapılan bütün ameliyatların büyük ya da küçük fark etmeksizin karında hiç iz olmadan yapıldığı bir yöntemdir. Karında kesi yapılmadığı için hastalar ertesi gün taburcu olabiliyor, kısa sürede normal hayatına dönüyor ve çok az ağrı hissediyor. Ayrıca iz olmadığı için karın içi yapışıklıkların da azaldığını düşünüyoruz. Uzun süreli çalışmalar henüz bulunmasa da 2015 yılından beri ülkemizde yaygınlaşan bu yöntem, dünya genelindeki araştırmalarda daha az yapışıklık, daha az ağrı ve daha az komplikasyon gösteriyor" dedi. Halk arasında kapalı ameliyat olarak bilinen ‘laparoskopik’ ameliyatlarda karında 3-4 küçük delik açılırken, vNOTES yöntemle ise tamamen doğal açıklıklardan yapıldığını dile getiren Gönül, "Bu nedenle karında hiçbir iz olmuyor. Cilt ve cilt altı dokular kesilmediği için ameliyat sonrası ağrılar minimum seviyede kalıyor, yapışıklık miktarı da çok azalıyor. Bu durum, ileride başka bir karın ameliyatı gerekirse operasyonu da oldukça kolaylaştırıyor. En büyük avantajlarından biri de bu. Ayrıca hastalar ameliyattan kısa süre sonra normal yaşamlarına dönebiliyor. Kadın doğuma dair birçok ameliyat bu yöntemle yapılabiliyor. Rahim alma, tüp, yumurtalık ve dış gebelik ameliyatları bunlara örnek. Henüz tüm operasyonlarda standart bir uygulama olmasa da rutin kadın doğum pratiğinde oldukça geniş bir alanda kullanılabiliyor" diye konuştu. Bir gün önce bu yöntemle ameliyat olan Zeynep Aslan isimli hasta ise "Ben bir gün önce ameliyat oldum. Ameliyatım çok güzel geçti. Hemşireler ve doktor bey çok ilgilendiler. Kendimi evimde gibi hissettim. Şu an ağrım neredeyse hiç yok. Herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Bir ay önce bu teknikle ameliyat olduğunu ifade eden Sevim Kaplan isimli bir diğer hasta da "Ameliyatın ertesi gününde taburcu edildim. Çok şükür hiçbir sorun yaşamadım. 10-15 gün içinde rahatlıkla tüm işlerimi yapabildim. Böyle bir hocaya gerçekten ihtiyacımız vardı, inşallah devam eder" dedi.
Samsun’da okul kantin ve yemekhaneleri denetlendi
26 Eylül 2025 Cuma - 12:53 Samsun’da okul kantin ve yemekhaneleri denetlendi Samsun’da okul kantin ve yemekhanelerinde denetim gerçekleştirildi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren eğitim kurumlarındaki kantin ve yemekhanelere yönelik denetimleri sürüyor. Bu çerçevede İbrahim Tanrıverdi Sosyal Bilimler Lisesi kantin ve yemekhanesi Tarım ve Orman Müdürlüğü personelince denetlendi. Yapılan denetimlerle ilgili bilgi veren Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, "İlimizde 13 bin civarında bir toplu tüketim ve satış yeri mevcut. Toplamda da ise 15 bin gıda işletmesi mevcut. Bu gıda işletmelerinde gıda kontrolü ve denetim faaliyetleri yürütülmektedir. Amacımız burada tüketici sağlığının korunması, gıda güvenilirliğinin sağlanması. Okullarda, yemekhanelerde, kantinlerde de bu denetimlerimiz devam ediyor. Gıda Güvenliği Bilgi Sistemimizde kayıtlı şu an 451 adet eğitim kurumu yemekhanesi mevcut. Yine 455 adet de kantin kayıtlı. Biz bu yemekhane ve kantinlerde her eğitim öğretim döneminde her yarıyılda en az bir defa olmak üzere denetim gerçekleştiriyoruz. Son eğitim öğretim yılında toplamda 2 bine yakın denetim faaliyeti gerçekleştirdik. Burada amacımız yemekhanelerde çocuklarımızın güvenilir gıdaya ulaşmasını temin etmek. Bu denetim faaliyetlerimiz önümüzdeki süreçte de devam edecek" dedi. "22 numuneden 5’i olumsuz çıktı, adli ve idari işlemler başlatıldı" Bu yıl içerisinde yapılan denetimlerde alınan 22 numuneden 5’inin olumsuz çıktığını belirten Müdür Yılmaz, "Yaptığımız denetimlerde genelinde çok büyük bir olumsuzlukla karşılaşmadık. Ancak bir takım uygunsuzluklar da tespit ettik. Bu denetimler esnasında 22 tane numune aldık. Bu numunelerden 17’si olumlu çıktı, 5 tanesinin sonucu olumsuz çıktı. Bu olumsuz çıkan numuneler hakkında analiz sonuçlarına göre adli ve idari işlemler başlatıldı. Adli süreç sonrasında da yine kanun gereğince uygulanması gereken yaptırımlar uygulanmaya devam edecek. Çocuklarımızın sağlıklı ve güvenilir gıda dediğimiz gıdalarla buluşmasını temin etmek istiyoruz. Çocuklarımıza faydalı olacak bu gelişme çağlarında bu dönemlerde onlara en çok ihtiyaç duyacakları ürünlerin burada satılmasını, onlara zararlı olabilecek ürünlerin de onların gelişimine katkı sağlamayacak ürünlerin de olmasını istemiyoruz. Hijyenik şartlarda üretimin yapılmasını, çocuklarımızın hijyenik ortamlarda bu gıdayla buluşmasını ve bu gıdayı tüketmesini istiyoruz. Denetimlerimiz bu minvalde devam ediyor" diye konuştu. Denetimler kapsamında okuldaki kantin ve yemekhanelerden numuneler alınırken, buzdolabı, pişirme makineleri, yağlar, içecekler ve gıdalar da incelendi.