Son Dakika
|
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Galatasaray ile Fenerbahçe 406. randevuda
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Michael Eneramo hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Trump: "İran bize bir kağıt parçası verdi, bunun daha iyi olması gerekiyordu"
Netanyahu’dan Lübnan’a yönelik "güçlü saldırı" emri
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlarla kafede sohbet etti
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Maskat'ta
Rami Çocuk ve Sanat Bienali kapılarını açtı
Esad'ın istihbarat görevlisi Yousef'in 41 kişiyi infaz ettiği Tadamon, katliamın izlerini taşıyor
İranlı heyet Pakistan’dan ayrıldı
SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi"
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:02
Iğdır’da süt ve süt ürünlerine sıkı denetim
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, halkın güvenilir gıdaya ulaşması için süt ve süt ürünlerine yönelik denetimlerini artırdı. Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, süt ve süt ürünlerine yönelik denetimlerini artırarak halk sağlığını korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı talimatıyla başlatılan "Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik Resmi Kontroller" kapsamında denetimler ve numune alma işlemleri ülke genelinde eş zamanlı olarak yürütülüyor. Bu kapsamda Iğdır’da da ekipler sahadaki çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Gıda kontrol ekipleri tarafından yapılan denetimlerde; hastaneler, okul kantinleri, öğrenci yurtları, şarküteriler ve yerel marketler mercek altına alınıyor. Bu noktalardan alınan numuneler analiz için laboratuvara gönderilirken, ürünlerin muhafaza sıcaklıkları, saklama şartları ve işletmelerin hijyen standartları titizlikle inceleniyor. Yetkililer, denetimlerin düzenli olarak devam edeceğini belirterek vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasının öncelikleri olduğunu vurguladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:54
Düzce’de üreme sağlığı eğitimi verildi
DÜZCE (İHA) – Düzce’de 2026 yılı ikinci grup üreme ve cinsel sağlık modüler eğitimi gerçekleştirildi. Sağlık alanında farkındalık oluşturmak ve hizmet kalitesini artırmak amacıyla düzenlenen eğitim programı, ilgili sağlık personelinin katılımıyla tamamlandı. Sağlık ekipleri eğitim süresince katılımcılara üreme sağlığı, cinsel sağlık, koruyucu sağlık hizmetleri ve danışmanlık süreçlerine ilişkin kapsamlı bilgiler aktardı. Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimlerde, güncel yaklaşımlar ve uygulamalar detaylı şekilde ele alındı. Programın sonunda katılımcıların görüş ve değerlendirmeleri alınarak eğitim sürecine ilişkin geri bildirimler toplandı. Değerlendirme süreci, Sağlıklı Hayat Merkezi sorumlu hekimi Uzm. Dr. Sultan İlay Tunçez ile USEM eğitimcileri tarafından yürütüldü.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 09:23
Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:24
Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz"
4
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:15
Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir
5
25 Nisan 2026 Cumartesi- 08:01
Laparoskopik cerrahiyle hastalar günlük yaşama daha hızlı dönüyor
29 Eylül 2025 Pazartesi - 10:48
Acıbadem Kent Hastanesi, büyüdü ve yenilendi
Acıbadem Sağlık Grubu, 35 yıllık sağlık deneyimini İzmir’e taşıyor. 2023 yılında Acıbadem Sağlık Grubu’na katılan Kent Hastanesi’nin büyüme ve yenilenme süreci tamamlandı. Ege bölgesinin sağlıkta referans noktası olarak konumlanan Acıbadem Kent Hastanesi, 40 bin metrekareden 89 bin metrekareye çıkarılan kapalı alanı, yenilenen ileri teknolojisi, genişleyen hizmet yelpazesi ve deneyimli hekim kadrosuyla uluslararası standartlarda hizmet veriyor; İzmir ve çevresinin sağlığına değer katıyor. Acıbadem Sağlık Grubu, yurt içi ve yurt dışındaki yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. 5 ülkede; 29 hastane ve 14 tıp merkeziyle hizmet sunan Acıbadem, 14 Şubat 2023’te bünyesine kattığı İzmir Kent Hastanesi’ni büyüttü ve yeniledi. Bölge sağlığına yeni bir soluk getiren Grup, "Kent" ismini kullanmaya devam ederek hastaneyi, Acıbadem Kent Hastanesi ismiyle hizmete sundu. Mimarisinden tıbbi teknolojisine kadar pek çok noktada, uluslararası standartlarda hizmet sunacak şekilde yenilenen ve büyüyen Acıbadem Kent Hastanesi, İzmir ve çevresini Acıbadem kalitesiyle tanıştırıyor. Büyüdü ve yenilendi Daha çok hastaya hizmet verebilecek şekilde inşa edilen poliklinik binasının eklenmesiyle hastanenin kapalı alanı 40 bin metrekareden 89 bin metrekareye çıkarıldı. Bu haliyle Acıbadem Kent Hastanesi, Grubun 3. büyük hastanesi oldu. Tüm tıbbi branşlarda hizmet verecek şekilde genel amaçlı bir hastane olarak konumlanan Acıbadem Kent, 272 hasta yatağına sahip. Da Vinci’den Gamma Knife’a 3 Tesla MR’dan 3D Tomosentezli Dijital Mamografi cihazına kadar farklı tıbbi alanlarda kullanılan tanı ve tedavi cihazları yenilendi ve hekim kadrosu genişletilerek hizmet ağı güçlendirildi. Yenilenen bölümlerden biri yoğun bakım ünitesi oldu. Her biri kişiye özel, tek kişilik odalara dönüştürülen yoğun bakım ünitesi, ileri teknoloji cihazlarla donatıldı. Hem çocuk hem yetişkin hastalara hizmet verebilecek şekilde dizayn edilen Organ Nakli ve Onkoloji Merkezi, yenilikçi tanı ve tedavi olanaklarının yanı sıra deneyimli hekim kadrosuyla dikkat çekiyor. Acıbadem Kent, 24 saat hizmet veren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünün yanı sıra anne olmanın ayrıcalığını yaşatacak olanaklar da sunuyor. Modern mimarisi ile büyüyüp daha konforlu hale getirilen Acıbadem Kent Hastanesi, Acıbadem’in "Hasta güvenliği ve memnuniyeti" odaklı anlayışıyla Ege’ye sağlık alanında yeni bir değer katıyor. Organ ve doku nakilleriyle dikkat çekiyor Çocuk ve yetişkin hastaların tanı alıp tedavi görebildiği, özellikli hizmetler sunan Acıbadem Kent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nde karaciğer ve böbrek nakilleri gerçekleştiriliyor. Ayrıca yetişkin kemik iliği naklinin de yapıldığı hastanede, tüm nakillere uygun fiziki alanı, uzman kadrosu ve merkez yapılanması ile multidisipliner bir anlayışla hizmet veriliyor. Merkez, bu özellikleriyle yalnızca Ege’nin değil, Türkiye’nin ve sınır ötesinin de tercihi haline gelen hastane olarak dikkat çekiyor. Onkoloji merkezinde çocuk ve yetişkin hastalara özel tanı ve tedavi Kanser alanında tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, nükleer tıp ve tüm cerrahi branşların onkoloji cerrahisi hizmetlerini tek çatı altında toplayan Onkoloji Merkezi’nde hem çocuk hem de yetişkin hastalara tanı ve tedavi hizmeti sunuluyor. Tedavinin yanında süreçleri daha rahat geçirmelerini sağlamak için hastalara, diyetisyen ve psikolog desteği de veriliyor. Multidisipliner yaklaşımla, kişiselleştirilmiş ve yenilikçi tedavi yöntemlerinin kullanıldığı merkez, hasta odaklı yaklaşım anlayışına sahip. Çocuk hastalara 24 saat hizmet Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları birimi, 24 saat hizmet verecek şekilde yapılandırıldı. Ayrıca çocuk hastalıkları üst ihtisas alanlarında nörolojiden endokrine, cerrahiden kardiyolojiye pek çok alanda hizmetler çeşitlendirildi. Yenidoğan yoğun bakım ünitesi de bulunan hastanede, bu özel zamanlarında bebeklere gerekli tüm tıbbi imkanlar sunuluyor. 17 yatağı bulunan birimin her noktası, çocukların mutlu olacağı ve konforunun sağlanacağı şekilde dekore edildi. Hastane bahçesinde bulunan atlıkarınca ise polikliniğe gelen çocuklara bekleme sürecini keyifli hale getiriyor. Annelik yolculuğunda güven ve konfor Hastane, tüp bebek merkeziyle anne-baba olmak isteyen çiftlere umut oluyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde suyun gevşetici, rahatlatıcı ve dengeleyici özelliklerinden yararlanılmasıyla doğum sürecini konforlu hale getiren suda doğum ayrıcalığı sunuluyor. Ayrıca doğum katında, hızlıca doğum odasına dönüşen hasta odaları bulunuyor. Doğum sonrası bebek ve annenin bir arada bulunduğu ve ilk saatlerini birlikte geçirmenin keyfini yaşayabilecekleri ‘anne-bebek uyum’ odaları da mevcut. İleri teknolojiye sahip yeni doğan yoğun bakım bölümünün de bulunduğu Acıbadem Kent Hastanesi, bebek ve annenin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hizmet veriyor. 12 ameliyathanede üst düzey cerrahi yapılıyor Bölgenin ihtiyaçları düşünülerek daha önce 7 olan ameliyathane sayısı, 12 ameliyathaneye yükseltildi ve ileri tıbbi teknolojinin kullanıldığı modern bir yapıya dönüştürüldü. Bu haliyle İzmir’in en yüksek sayıda ameliyathanesi bulunan özel hastanesi oldu. Çocuk ve yetişkin olmak üzere her yaştan hastanın cerrahisinin yapılabildiği ameliyathanelerde, aynı anda çok sayıda ameliyat gerçekleştirilebiliyor. Teknoloji parkuru yenilendi Da Vinci Xi ile robotik cerrahide yeni nesil teknolojiyle yenilenen Acıbadem Kent Hastanesi, cerrahlara daha karmaşık ameliyatlarda yüksek hassasiyet sağlayarak ameliyatların başarı oranını artırıyor. Beyin cerrahisinde ameliyat sırasında sinirleri korumak amacıyla kullanılan navigasyon teknolojisi ve ışınlarla ameliyat yapmaya imkan sağlayan Gamma Knife cihazı bulunuyor. Girişimsel radyolojiden ürolojiye farklı tıbbi alanlarda, yeni nesil tanı ve tedavi cihazları kullanılıyor. Acıbadem’in sağlık sektöründeki 35 yıllık bilgi ve birikiminin her noktada yansıdığı Acıbadem Kent Hastanesi, fiziki büyüklüğü ve getirdiği yeniliklerle İzmir için bir çekim noktası oluyor.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 10:36
Sözleşmeli sağlık personeli pozisyonları için tercihler başladı
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Sağlık Bakanlığının sözleşmeli sağlık personeli pozisyonlarına yerleştirme yapmak için tercihlerin başladığını duyurdu. ÖSYM, Sağlık Bakanlığının sözleşmeli sağlık personeli pozisyonlarına yerleştirme yapmak için tercihlerin başladığını bildirdi. ÖSYM tarafından yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Sağlık Bakanlığının sözleşmeli sağlık personeli pozisyonlarına, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi ile 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 45/A maddesi kapsamında istihdam edilmek üzere ÖSYM tarafından yerleştirme yapılacaktır. Adaylar, KPSS-2025/5 Tercih Kılavuzu’na aşağıdaki bağlantıdan erişebilecektir. Adaylar tercihlerini, 29 Eylül-06 Ekim 2025 tarihleri arasında yapabilecektir. Tercih işlemleri, 29 Eylül 2025 tarihinde saat 10.00’da başlayacak ve 06 Ekim 2025 tarihinde saat 23.59’da sona erecektir. Tercih işlemleri, Ek’te yer alan KPSS-2025/5 Tercih Kılavuzu kurallarına göre ÖSYM’nin ‘https://ais.osym.gov.tr’ adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle kullanılarak bireysel olarak yapılacaktır. Adayların tercih işlemleri için Kılavuz’u dikkatle incelemeleri gerekmektedir."
29 Eylül 2025 Pazartesi - 10:31
SANKO Üniversitesi Hastanesi radyasyon onkolojisi ünitesi hasta kabulüne başladı
SANKO Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Ünitesi hasta kabulüne başladı. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Beril Balcı Topuz, "SANKO Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Ünitesi’nde, ileri teknoloji ve akademik kadrosuyla kişiye özel, güvenli ve etkili kanser tedavisi sunulmaktadır" dedi. Dr. Öğr. Üyesi Topuz, radyoterapinin (Işın tedavisi), yüksek enerjili ışınlarla kanserli hücreleri hedefleyerek yok etmeyi amaçladığını tek başına ya da cerrahi/kemoterapi ile kombine uygulandığını kaydetti. Tedavi süreci Planlama öncesi simülasyonda BT (Bilgisayarlı Tomografi) görüntüleme ile uygun pozisyon belirlenerek, gerekli durumlarda özel kalıplar kullanıldığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Topuz, "Doz ve alanlar, radyasyon onkoloğu ve medikal fizik tedavi ekibi ile titizlikle planlanır. Her tedavi planı hastaya özeldir. Seanslar genellikle hafta içi, günlük, ayaktan gerçekleştirilir. İşlem ağrısızdır ve hasta kamera sistemiyle sürekli izlenir. Radyoterapi hastadan çevreye radyasyon yaymaz ve yakın temas güvenlidir. Yan etkiler radyasyon onkoloğu başta olmak üzere multidisipliner ekip tarafından yakından izlenerek, yönetilir" ifadelerini kullandı. Teknolojiler ve teknikler Dr. Öğr. Üyesi Topuz, kullanılan teknolojiler ve teknikler ise "Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi (IMRT)/ Volümetrik Modüle Ark Terapisi (VMAT), Tümör şekline uyumlu, homojen doz dağılımı ve sağlıklı dokuların korunması. Stereotaktik Radyocerrahi (SRS)/ Stereotaktik Beden Radyoterapisi (SBRT), Beyin ve vücutta küçük odaklara milimetrik doğrulukla, az sayıda seansta yüksek doz tedavi. 4 Boyutlu Bilgisayarlı Tomografi (4D BT) ve Radyoterapi (4DRT), Solunumla hareket eden tümörlerin döngüye senkron hassas hedeflemesi. Solunum Kontrolü Eşliğinde Radyoterapi ve Gerçek Zamanlı Pozisyon Yönetimi (RPM), Derin nefes tutma ve gerçek zamanlı pozisyonlama yönetimiyle hareketli alanların yönetimi ve hassas ışınlama. Yüzey Tanıma Kılavuzluğunda Radyoterapi (SGRT), Yüzey tanıma ile temassız konumlandırma ve hareket olduğunda otomatik ışın durdurma. Adaptif RT, Tedavi sürecindeki anatomik değişikliklere göre planın dinamik güncellenmesi" ifadelerine yer verdi. Dr. Öğr. Üyesi Topuz, "SANKO Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Ünitesi teknoloji ile etik ilkeyi birleştirerek yaşam süresini uzatmayı ve yaşam kalitesini artırmayı hedefler; her hastaya kişisel, kanıta dayalı tedavi sunar" diye konuştu. Dr. Öğr. Üyesi Beril Balcı Topuz 1993 yılında İzmir’de doğan Dr. Öğr. Üyesi Topuz, 2017 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Uzmanlık eğitimini Ege Üniversitesi Tıpta Uzmanlık Programı kapsamında Radyasyon Onkolojisi alanında tamamladı. Uzmanlık eğitimi sürecinde özellikle "HPV Enfeksiyonu ve P16, P53, PD-L1 Ekspresyonunun İmmünohistokimyasal Analizi, Definitif Radyoterapi/Kemoradyoterapi Alan Skuamöz Hücreli Anal Kanserli Hastalarda Prognostik Biyobelirteçler" ve "Definitif Radyoterapi Kemoradyoterapi alan Skuamöz hücreli kanserli hastalarda uzun dönem yan etki ve yaşam kalitesi değerlendirmesi" başlıklı çalışmalarıyla dikkat çekti. 2024 yılında Gaziantep Şehir Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Bölümü’nde klinik sorumlu hekimi olarak görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Topuz hem ulusal hem uluslararası birçok bilimsel toplantıda aktif görev aldı. Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği (TROD) üyesi olan ve iyi derecede İngilizce bilen Dr. Öğr. Üyesi Topuz, mesleki gelişimini bilimsel çalışmalarla desteklemeyi sürdürmektedir.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 10:27
Elde, kolda veya ayakta görülen her ağrı fıtık habercisi değil
Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, elde, kolda veya ayakta görülen her ağrının bel veya boyun fıtığına işaret etmediğini belirterek, vatandaşların bu konuda bilinçli olması gerektiğini söyledi. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte son yıllarda el, kol veya ayakta uyuşma şikayetleri de arttı. Hal böyle olunca insanların çoğu, kendi tanılarını internetten kendi kendisine koymaya ve orada yazan tedavileri uygulamaya başladı. Ancak uzmanlar elde, kolda veya boyunda görülen her ağrının bel veya boyun fıtığına işaret etmediğini belirterek bilgi verdi. Sağlıkta doğru tanının önemine dikkat çeken Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. "Radyolojik görüntüyü kuvvet kaybıyla değerlendirmeliyiz" Prof. Dr. Şen, uyuşma çeşitlerinden bahsederek, "El ve ayakta olan uyuşma veya ağrı, her zaman boyun, bel fıtığının habercisi değil. Bunların bulgusu değil. Boyun fıtığına bağlı uyuşmalar genelde kürek kemiğinin oradan batar tarzda bir ağrı olur ve o ağrı elinize, parmağınıza kadar boylu boyunca gelir. Böyle bir ağrı varsa bu boyun fıtığına bağlı bir uyuşma olabilir. Bunda da öncelikle radyolojik görüntüde fıtığı görüp, muayenede kuvvet kaybı, his kaybı var mı ona bakmanız gerekiyor. Bel fıtığında ise kalçanın içerisinde sanki bıçak batmış gibi dayanılmaz bir ağrı ve bu ağrı topuğa kadar inen bir ağrı şeklindedir. Bunun da yine fıtık olduğunu söylememiz için radyolojik görüntüde fıtığı görmek, muayenede kuvvet kaybını belirlemek gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Belirtiler bazen karışabilir" Karpal tünel sendromu belirtilerinin fıtık belirtileriyle karıştırıldığını vurgulayan Prof. Dr. Şen, "Karpal tünel sendromu adını verdiğimiz el bileğinde sinir sıkışması olabilir ve o gece uykudan uyandırır. Araç kullanırken elini uzun süre direksiyonda tutarsanız uyuşma olabilir. Bunlar ama karpal tünel sendromuna bağlı bir uyuşmadır, fıtıkla hiçbir ilgisi yoktur. Bazen dirsek seviyesinde tuzak nöropati olur bu da dirsekten aşağı bir ağrı olur, bunun da hiçbir şekilde fıtıkla alakası yok" diye konuştu. Prof. Dr. Şen, doğru tanıyı koyup tedaviye başlamak için hastayı görmek, dinlemek ve bütüncül yaklaşmak gerektiğine de dikkat çekti.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 10:18
İspanya’dan gelen kan, anne ve bebeğini hayata bağladı
Dünyada 6 milyonda bir görülen olay gerçekleşti. İspanya’dan Türkiye’ye getirilen kan, anne ve bebeğin hayatını kurtardı.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 10:16
Kalp hastalıklarının bilinmeyen sebebi: "Gizli açlık"
Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Hakan Şahin, 29 Eylül Dünya Kalp Günü" nedeniyle kalp hastalıklarının başka bir nedeni gizli açlık hakkında bilgi verdi. Kalp hastalıkları, dünya genelinde önde gelen ölüm nedenlerinden biri olarak kabul edildiğini hatırlatan Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Hakan Şahin, "Son yıllarda yapılan araştırmalar, mikrobesin eksikliğinin kalp sağlığını olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor. Magnezyum, çinko, demir, selenyum gibi mineraller ile A, D, B, K gibi vitaminler, vücut ve kalp fonksiyonlarının düzgün çalışmasında kritik rol oynuyor. Eksiklikleri durumunda ise yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor" dedi. "Gizli açlık sağlığımızı tehdit ediyor" Gizli açlığın, yeterli kalori alınmasına rağmen vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerin yani mikrobesinlerin eksik olması durumu olduğunu kaydeden Şahin, "Bugün ABD’de nüfusun yaklaşık yüzde 30’u bu durumdan etkilenmektedir. Ülkemizde 2017 yılında yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması’nda D vitamini eksikliği yüzde 85, folik asit eksikliği yüzde 45, B12 eksikliği ise yüzde 20 oranında saptanmıştır. Bu ve diğer mikrobesinlerin eksikliği; kronik enflamasyon, oksidatif stres ve damar iç yüzeyinde bozulma gibi temel sorunlara neden olarak kalp hastalığı riskini artırmaktadır. Ayrıca bu durumun diğer bir sonucu da kanser oluşumunu kolaylaştırmasıdır" diye konuştu. "Son 50 yılda meyve sebzelerdeki besin değerleri çok azaldı" Uzm. Dr. Mustafa Hakan Şahin, yapılan araştırmalarla sebze ve besin değerlerin son 50 yılda ciddi oranda azaldığını ortaya koyduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "1970’lerde hız kazanan ve "Yeşil Tarım Devrimi" olarak isimlendirilen yeni tarım metotları, kimyasal gübreler, hibrit tohumların geliştirilmesi ve yoğun toprak işleme ile birim alandan elde edilen verim 2 kattan fazla artırıldı. Nüfus da eşzamanlı olarak yaklaşık 3 kat civarında arttı. Günümüzde tartışmalı olsa da " Yeşil Tarım Devrimi’nin yoksulluğu, açlığı azalttığı düşünülmektedir. Ancak bu durum gıdalarda besin değerinde düşüşe neden olarak başka bir soruna yol açtı. Yapılan araştırmalar, modern tarım yöntemleriyle yetiştirilen sebze ve meyvelerin besin değerlerinin son 50 yılda ciddi oranda azaldığını göstermektedir. Gıdaların içerdiği çeşitli mineral, protein, vitamin ve fitobesinler yüzde 10 ile yüzde 60 oranında azaldı. Örneğin 1960 yılındaki bir domatese göre 2000’li yıllardaki bir domates yüzde 36 daha az magnezyum içeriyor. yüzde 14 daha az C vitamini, yüzde 30 daha az B1 vitamini, yüzde 19 daha az B3 vitamini ihtiva ediyor. "Modern" domatesin önemli antioksidanlar olan flavanon, polifenol gibi fitobesinleri de daha az içerdiği biliniyor. Dünyanın en uzun soluklu tarımsal deneyi olan Broadbalk Deneyi’nde 1845 yılından 1960’lara kadar buğdayın çinko, demir, bakır, manganez, magnezyum içeriğinin büyük ölçüde sabit kaldığı görülürken, 1960 yılından sonra kademeli olarak yüzde 30 ila yüzde 20 azalma saptanmıştır." "Mikrobesin eksikliği kanserde de risk faktörü" Oksidatif stres ve serbest radikallerin kanserin başlama aşamasında önemli rol oynadığına işaret eden Uzm. Dr. Şahin, vücudun bu riskler ile savaşmasında önemli koruyucu mekanizmaları olduğunu ancak bu mekanizmaların ise mikrobesinlere ihtiyaç duyduğuna vurgu yaptı. Şahin, "Ülkemizde konvasyonel tarım 1990’lı yıllardan itibaren yaygınlaştığına göre çoğu insanın 30 yıldır eksik mikrobesin içeren gıdalar ile beslendiğini varsaymak yanlış olmaz. Kalp ve kanser hastalıklarının başlama yaşının giderek düşmesinin bir sebebi de gıdaların kimyasal kirliliği ile besleyiciliğinin azalmasıdır" dedi. "Kalp hastalıkları riskini artırıyor" Yedi veya daha fazla mikrobesin eksikliği olan kalp yetmezliği hastalarının yatış ve ölüm riskinin iki kat arttığına dikkati çeken Şahin, "Uzmanlara göre, mikrobesin eksikliği doğrudan kalp hastalıklarına neden olmasa da, risk faktörlerini artırarak dolaylı yoldan katkıda bulunur. Örneğin, magnezyum eksikliği yüksek tansiyon ve kalp ritim bozukluklarıyla ilişkilendirilmektedir. Benzer şekilde, D ve K vitamini eksikliği kalp damar hastalığına yakalanma riskini artırırken; potasyum, selenyum ve çinko gibi minerallerin yetersiz alımı da kalp yetmezliğinin kötüleşmesine zemin hazırlayabilir. Yedi veya daha fazla mikrobesin eksikliği olan kalp yetmezliği hastalarının hastaneye yatış ve ölüm riskinin neredeyse iki kat arttığı gözlemlenmiştir" ifadelerine yer verdi. Şahin, mikrobesin eksikliğinin kalp hastalıklarının önemli bir parçası olsa da önlenebilir bir risk faktörü olduğunu, çeşitli ve dengeli bir diyetin hastaneye yatışları ve yaşam kayıplarını önleyebileceğini belirtti. Uzm. Dr. Şahin, dengeli beslenme odaklı olunması, risk gruplarının izlenmesi, yaşam tarzında değişiklik ve vitamin takviyeleri için hastanın doktoruna danışmasının önemli olduğunu da sözlerine ekledi.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 09:55
İngiliz akademisyen Eskişehir’de beyin ameliyatıyla sağlığına kavuştu
Özel Ümit Batıkent Hastanesi Beyin Cerrahisi (Nöroşirürji) Uzmanı Op. Dr. Gültekin Baş, gerçekleştirdiği başarılı operasyonla İngiliz hasta Steven Footitt’yi yeniden sağlığına kavuşturdu. İstanbul’da yaşayan 66 yaşındaki Boğaziçi Mikrobiyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Footitt, iki ay önce İstanbul’da yürürken düştü. Başlangıçta durumu önemsemeyen Footitt, kısa süre sonra şiddetli baş dönmesi, baş ağrısı, hafıza kaybı ve yürüme dengesizliği yaşamaya başladı. Özellikle 31 Ağustos’ta Eskişehir’e gelişinin ardından şikâyetleri artınca ailesiyle birlikte hastaneye başvurdu. İlk muayenelerde herhangi bir bulguya rastlanmadı, ancak nöroloji uzmanı Op. Dr. Hasan Akdemir’in yönlendirmesiyle çekilen MR’da kafatasıyla beyin zarları arasında büyük bir kanama tespit edildi. Bu durumun beyin dokusuna ciddi baskı yaptığı belirlendi. Hastanın derhal ameliyata alınması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Gültekin Baş, minimal invaziv ’burr-hole’ yöntemiyle kafatasına küçük delikler açarak kanamayı tamamen boşalttı. Footitt’i yoğun bakımda yatmadı, kısa süreli gözlemin ardından servise alındı ve dördüncü günde taburcu edildi. Travmaya bağlı beyin kanaması Op. Dr. Baş, ileri yaşlarda beyin dokusunda küçülme nedeniyle küçük travmaların bile kanamaya yol açabileceğini belirterek şunları söyledi: "Hasta yaklaşık 1,5 ay önce düşmüş. Bu travma sonrası yavaş yavaş gelişen kanama, 3-4 haftalık süreçte artan şikâyetlerle ortaya çıkmış. Kan sulandırıcı ilaç kullanımı yoktu, dolayısıyla travma ana neden olarak öne çıktı." Ameliyat sonrası iyileşme sağlandı Ameliyat öncesinde ciddi dengesizlik, konuşmada yavaşlama ve kuvvetsizlik şikâyetleri bulunan Footitt’nin belirtileri operasyon sonrası tamamen düzeldi. Ancak konsantrasyon sorunlarının bir süre daha devam edebileceğini belirten Dr. Baş, "Genellikle 3-6 ay içinde bu fonksiyonlar da normale döner. Günlük hayatına eskisi gibi devam edebilecek" dedi. Yolun sonuna geldiğimi düşündüm Sağlığına kavuştuğu için büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Footitt, "Ameliyat öncesi yolun sonuna geldiğimi hissettim. Şimdi yeniden hayata döndüm. Türk doktorlarına ve tüm sağlık ekibine teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 09:49
Uzmanından uyarı: "Çocuklarımıza el hijyenini mutlaka öğretmeliyiz"
Yaşamın ilk 6 yılında çocukların birçok viral enfeksiyonla karşılaşarak bağışıklık sisteminin gelişeceğine dikkat çeken Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüdaverdi Kara "Bu viral enfeksiyonlardan korunması için çocuklarımıza el hijyenini mutlaka öğretmeliyiz" dedi. Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüdaverdi Kara, sık hastalanan çocukların bağışıklık sistemi hakkında önemli bilgiler verdi. Çocukların büyüme dönemlerinde erişkinlere göre daha sık hasta olma eğiliminde olduklarını belirten Kara, "Bunun sebebi bağışıklık sistemlerinin gelişme sürecinde olması olsa da hijyene dikkat edememe ve okul gibi kalabalık ortamlarda bulunma sonucu enfeksiyon ajanlarına daha çok maruz kalmaları da önemli sebepler arasındadır" şeklinde konuştu. Çocukluk çağında tekrarlayan enfeksiyonların son derece yaygın olduğunu vurgulayan Dr. Kara "İlk akla gelen soru ‘Çocuğumun bağışıklığı düşük mü?’ olsa da çoğu zaman bağışıklık yetersizliği anlamına gelmez. Çünkü yaşamının ilk 6 yılında çocuklar gelişiminin doğal seyrinde birçok viral enfeksiyonla karşılaşacaktır ve bu sayede bağışıklık kazanacaktır" diye konuştu. Kara, bağışıklık yetersizliğinden şüphe edilebilecek durumları da sıralayarak, "Büyüme gelişme geriliği, tekrarlayan derin yerleşimli deri enfeksiyonları, sık intravenöz antibiyotik tedavisi ihtiyacı, iki veya daha fazla ciddi enfeksiyon (menenjit, osteomiyelit, selülit, sepsis)" bilgilendirmesinde bulundu. Kara, Ailede immün yetmezlik öyküsü gibi durumlar varsa altta yatan sebeplerin araştırılması gerektiğini söyledi. "El hijyenini mutlaka öğretmeliyiz" Kara sık tekrarlayan enfeksiyonları önlemek için yapılabileceklerle ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle hijyene dikkat edilmelidir, özellikle de el hijyenine; en az 30 saniye ellerin sabunlu su ile yıkanmasını sağlamalıyız. Hastalıklar temasla bulaştığı gibi hava yoluyla da bulaşmaktadır, maske ile bu bulaştan korunabiliriz. Sigara içilen bir ev ortamında çocuklarımızın sağlıklı büyümesi pek mümkün olmayacaktır onları sigara dumanından uzak tutmalıyız. Ayrıca olmazsa olmazımız aşılamalar, aşılamalarını sağlayarak birçok hastalıktan çocukları koruyabiliriz." "Her hastalandığında antibiyotik vermeyin" Toplumda antibiyotik kullanımıyla ilgili çok yanlış bilgilerin yerleştiğinden bahseden Kara, hastalık etkenlerinin bakteriler olabileceği gibi ilk 6 yaşta sıklıkla virüsler, nadiren mantar ve parazitler olabileceğini dile getirdi. Antibiyotiklerin bakteriyel enfeksiyonlarda etkili olduğunu, her hastalıkta antibiyotik kullanmanın hastalığı tedavi etmeyeceği gibi bakteriyel dirence de sebep olacağını söyledi. Kara, Hekim uygun görmediği takdirde gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması uyarısında bulundu.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 09:40
Yastık altındaki sır: Diş perisi çocukların diş sağlığına nasıl katkı sağlıyor
Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş ve Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, dünya genelinde yaygın olan ’diş perisi’ efsanesinin ve dişlerin kaybedilmesiyle ilgili kültürel ritüellerin, çocukların ağız sağlığına dikkat etmeleri konusunda beklenmedik bir müttefik olduğunu açıkladı. Prof. Dr. Birkan Taha Özkan yaptığı açıklamada, "Diş perisi efsanesi, çocukların düşen süt dişlerini yastıklarının altına koymaları ve gece boyunca diş perisinin gelerek dişi alıp yerine küçük bir hediye bırakması esasına dayanır. Bu efsane, özellikle Batı kültürlerinde yaygın olsa da, dünyanın farklı bölgelerinde dişlerin kaybedilmesiyle ilgili benzer ritüeller bulunmaktadır. Bu ritüeller, çocuklara diş kaybının doğal ve olumlu bir süreç olduğunu öğretirken, aynı zamanda dişlerine daha iyi bakmaları için bir motivasyon kaynağı oluşturuyor" dedi. "Bilimsel kanıtlar diş perisini destekliyor mu" Özkan, diş perisiyle ilgili yapılan çalışmalar olduğuna dikkat çekerek şöyle devam etti: "Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, diş perisi efsanesinin ve diş ritüellerinin çocukların diş sağlığı bilincini artırmada önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Bilimsel bir çalışmaya göre, diş perisi ritüeline katılan çocukların, katılmayanlara göre diş fırçalama alışkanlığı ve ağız hijyeni seviyesi daha yüksek bulunmuştur. Bu çalışma, diş perisi efsanesinin çocukların davranışlarını olumlu yönde etkileyebileceğini gösteren önemli bir kanıt sunuyor. Diş perisi, çocuklara diş kaybının korkulacak bir şey olmadığını, aksine kutlanacak bir olay olduğunu gösteriyor. Bu durum, çocukların diş hekimi ziyaretlerine daha olumlu yaklaşmalarına ve diş tedavilerinden korkmamalarına yardımcı oluyor. Çocuklar, diş perisine sunacakları dişin temiz ve sağlıklı olması gerektiğini biliyorlar. Bu durum, onları dişlerini düzenli olarak fırçalamaya ve ağız hijyenlerine dikkat etmeye teşvik ediyor." "Ebeveynlere altın değerinde tavsiyeler" Özkan, ebeveynlere diş perisi efsanesini çocuklarının diş sağlığına özen göstermelerini sağlamak için nasıl kullanabilecekleri konusunda şu tavsiyelerde bulundu: "Çocuklarınızın düşen süt dişlerini yastıklarının altına koymalarına izin verin ve onlara küçük bir hediye bırakın. Bu, onların diş kaybını olumlu bir deneyim olarak görmelerini sağlayacaktır. Diş fırçalama alışkanlığını destekleyin. Çocuklarınıza diş perisinin diş fırçalama alışkanlığına dikkat ettiğini söyleyin ve onları dişlerini düzenli olarak fırçalamaya teşvik edin. Diş hekimi kontrollerini eğlenceli hale getirin. Diş hekimi ziyaretlerini oyunlarla ve hikayelerle çocuklarınız için daha keyifli hale getirin. Bu, onların diş hekimi korkusunu azaltacaktır. Ağız ve diş sağlığı eğitimine önem verin. Çocuklarınıza ağız ve diş sağlığının önemini anlatın ve onlara doğru diş fırçalama tekniklerini öğretin. Bu, onların gelecekte sağlıklı dişlere sahip olmalarını sağlayacaktır." Özkan, diş perisi efsanesinin çocukların ağız sağlığına özen göstermelerini sağlamak için bize sunulan değerli bir hediye olduğunu belirterek, "Bu fırsatı değerlendirerek, çocuklarımızın sağlıklı gülüşlere sahip olmalarına ve parlak bir gelecek inşa etmelerine katkıda bulunalım" diyerek sözlerini tamamladı.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 09:30
Dünya Kalp Günü uyarısı: Kalbinizi tehdit eden 8 düşman
İstanbul Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Karpuz, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Her yıl dünyada yaklaşık İstanbul nüfusu kadar insan kalp hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu tabloyu değiştirmek ise büyük ölçüde bizim elimizde" dedi. Kalp hastalıkları, tüm bilimsel gelişmelere rağmen hem dünyada hem de Türkiye’de en önemli ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor. Prof. Dr. Hakan Karpuz, kalp hastalıklarında en önemli yaklaşımın hastalık oluşmadan önlem almak olduğuna dikkat çekerek, ilaç ve girişimsel tedavilerde önemli ilerlemeler kaydedilse de bireysel yaşam tarzı değişikliklerinin hayati rol oynadığını vurguladı. "Tütün ve tütün ürünlerinden uzak durmak, sağlıklı kiloyu korumak, düzenli egzersiz yapmak ve uyku düzenine dikkat etmek kalbimizi korumada en etkili adımlar" ifadelerini kullandı. Kalp sağlığını tehdit eden 8 önemli risk faktörü Prof. Dr. Karpuz, kalp hastalıklarının önlenmesinde dikkat edilmesi gereken en önemli 8 risk faktörünü şöyle sıraladı: "Sigara ve tütün ürünleri: Sadece tütün ve tütün ürünlerini kullanmamak değil, kullanılan ortamlarda bulunmak dahi kalp sağlığı için ciddi tehdit oluşturuyor. Fazla kilo ve özellikle bel çevresi: Erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm’nin üzerindeki bel çevresi kalp krizi riskini artırıyor. Sağlıksız beslenme: Beslenme düzeninin kişiye uygun, sürdürülebilir ve sağlıklı olması gerekiyor. Diyetinizi yaşamınızın doğal bir parçası haline ulaştırın. Hareketsizlik: Egzersizde en önemli nokta düzenlilik. Egzersizin ne zaman ve ne kadar yapılması değil, istikrarlı şekilde yapılması kalbi koruyor. Uyku düzensizliği: 6 saatten az ya da 8 saatten fazla uyku kalp sağlığını olumsuz etkiliyor, diyabet gibi riskleri de artırıyor. Yüksek kolesterol: Özellikle LDL olarak bilinen "kötü kolesterol" düzenli takip edilmeli ve doktor kontrolünde yönetilmeli; ilaç tedavisi ise kişinin özelliklerine göre değişkenlik gösterebilir. Şeker: Salgın boyutuna ulaşan diyabet için kan şekeri düzenli ölçülmeli ve özellikle şekerli gıdalar ve hamur işlerinden uzak durulmalı. Yüksek kan basıncı: Dünyada ölümlere en çok neden olan risk faktörlerinden biri hipertansiyondur. Düzenli tansiyon takibi yapılmalı, özellikle ülkemizde büyük problem olan tuz tüketimi minimuma indirilmeli." Prof. Dr. Hakan Karpuz, sözlerini şöyle tamamlıyor: "Kalp sağlığını korumak için atacağımız her adım, yaşam kalitemizi artırdığı gibi yaşam süremizi de uzatacaktır. Unutmayalım, kalp krizlerini önlemek tedavi etmekten çok daha kolay ve değerlidir. Emin olun, siz kalbinizi korursanız, kalbiniz de sizi korur."
29 Eylül 2025 Pazartesi - 09:16
Uzmanı uyardı: Hareketsizlik ve obezite kalbi tehdit ediyor
Dünyada ve Türkiye’de ölümlerin en önemli sebepleri arasında yer alan kalp ve damar hastalıklarının büyük oranda önlenebilir olduğuna dikkat çeken uzmanlar, risk faktörlerine karşı düzenli kontrollerin önemi konusunda uyardı.
29 Eylül 2025 Pazartesi - 00:36
Sağlık Bakanlığı’na 15 bin 247 sözleşmeli personel alım ilanı Resmi Gazete’de
Sağlık Bakanlığı’na 15.247 sözleşmeli personel alımı gerçekleştirilmesi hakkında ilan Resmi Gazete’de yayımlandı. Resmi Gazete’de yayımlanan ilana göre Sağlık Bakanlığı’na Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sonucuna göre 15.247 sözleşmeli personel alımı gerçekleştirilecek. Ortaöğretim, ön lisans ve lisans düzeylerinde yapılabilecek sözleşmeli personel pozisyonlarının ve başvuru şartlarının bulunduğu KPSS-2025/5 Tercih Kılavuzu ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yayınlanacak. Adaylar tercihlerini ise 29 Eylül - 06 Ekim 2025 tarihleri arasında ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yapacak. ÖSYM’ye veya Sağlık Bakanlığı’na posta yoluyla gönderilen veya elden verilen tercih listeleri ise geçerli sayılmayacak.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder