SAĞLIK
Çayırova Devlet Hastanesi inşaatında deprem izolatörlerinin montajına başlandı 10 Mart 2026 Salı - 10:22:19 Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde yapımı devam eden 200 yataklı devlet hastanesinin inşaatında sismik izolatörlerin montaj çalışmalarına başlandı. İlçede yapımı süren Çayırova Devlet Hastanesi şantiyesinde temel atma işlemleri, çevre istinat duvarları ve teknik binanın kaba inşaatı büyük ölçüde tamamlandı. Muhtemel afet durumlarına karşı deprem izolatörlü olarak projelendirilen hastanenin temelinde izolasyon ünitelerinin yerleştirilmesi işlemine geçildi. Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, şantiye alanını ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledi ve yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı. "Yapının temelinde 156 adet deprem izolatörü kullanılacak" Başkan Çiftçi, yaptığı açıklamada, hastanenin deprem güvenliği ön planda tutularak inşa edildiğini belirtti. İzolatörlerin imalat ve montaj aşamasında olduğunu aktaran Çiftçi, şunları kaydetti: "Çayırova Devlet Hastanemiz, talebimiz doğrultusunda deprem izolatörlü olarak yapılıyor. Bu aşamada deprem izolatörlerinin, imalatları ve montajı yapılıyor. Hastane şantiye alanımızda büyük bir imalat var. Bunlar tamamlandıktan sonra hızlı bir şekilde katlarımızın imalatına geçilecek. Teknik binamızın kaba inşaatı tamamlandı. Bir yandan sismik izolatörler inşa edilirken, diğer yandan da diğer çalışmalar devam ediyor. Hastane binamızın deprem güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak ve muhtemel bir deprem anında zeminden gelen sarsıntının yapıya minimum düzeyde iletilmesini sağlamak amacıyla, yapının temelinde 156 adet deprem izolatörü kullanılacak." 200 yatak kapasitesiyle hizmet verecek Taban alanı 8 bin 700 metrekare, toplam yapı inşaat alanı ise 45 bin 518 metrekare olarak projelendirilen hastane, tamamlandığında 200 yatak kapasitesine sahip olacak. Sağlık tesisi bünyesinde 51 yoğun bakım yatağı, 75 poliklinik, 6 ameliyathane, doğumhaneler, 26 acil müşahede yatağı ve 8 diyaliz ünitesi yer alacak.
10 Mart 2026 Salı - 10:20 Op. Dr. Karagözoğlu: "Sünnet, uzman hekimler tarafından yapılmalı" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Ürolojisi Uzmanı Op. Dr. Akın Karagözoğlu, sünnetin cerrahi bir işlem olduğunu belirterek ailelerin bu konuda dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Ürolojisi Uzmanı Op. Dr. Akın Karagözoğlu, sünnetin steril ameliyathane şartlarında ve uzman hekimler tarafından yapılmasının ihtimal riskleri önemli ölçüde azalttığını söyledi. Sünnet öncesinde mutlaka uzman hekim muayenesinin yapılması gerektiğini belirten Karagözoğlu, bazı çocuklarda doğuştan gelen anomalilerinin bulunabileceğine dikkat çekti. Op. Dr. Akın Karagözoğlu, "Bazı çocuklarda halk arasında ‘peygamber sünneti’ olarak bilinen hipospadias gibi doğumsal anomaliler görülebilmektedir. Bu gibi durumlarda sünnet derisi ileride yapılacak cerrahi müdahalede kullanılabileceği için sünnetin ertelenmesi gerekebilir. Bu nedenle sünnet öncesinde mutlaka uzman hekim değerlendirmesi yapılmalıdır" dedi. Sünnet işleminin uygun anestezi yöntemleriyle gerçekleştirilmesinin çocukların işlem sırasında ağrı ve stres yaşamamasını sağladığını belirten Karagözoğlu, hastane ortamında yapılan sünnetin enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Ailelere önemli uyarılarda bulunan Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Ürolojisi Uzmanı Op. Dr. Akın Karagözoğlu, sünnet işleminin merdiven altı uygulamalar yerine mutlaka hastane ortamında ve alanında uzman hekimler tarafından yapılması gerektiğini belirterek, çocuk sağlığının her şeyden önce geldiğini ifade etti.
10 Mart 2026 Salı - 10:09 Prof. Dr. Mehmet Karadağ: "İyi uyku tercih değil, ihtiyaçtır" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, kaliteli uykunun fiziksel ve zihinsel sağlık için hayati öneme sahip olduğunu belirterek, "İyi uyumak bir tercih değil, ertelenemez bir ihtiyaçtır" dedi. Her yıl mart ayı ekinoksundan önceki cuma günü kutlanan Dünya Uyku Günü, bu yıl 13 Mart 2026 tarihinde "İyi Uyu, Daha İyi Yaşa" temasıyla kutlanıyor. Dünya Uyku Derneği tarafından belirlenen bu temanın, uykunun yaşam kalitesi üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çektiğini ifade eden Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, kaliteli uykunun yalnızca dinlenme değil, sağlıklı bir yaşamın temel şartı olduğunu söyledi. "Kaliteli uyku enerji, üretkenlik ve duygusal dengeyi artırır" Uykunun fiziksel ve zihinsel sağlığın temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Karadağ, "Kaliteli uyku, daha yüksek enerji düzeyi, artan üretkenlik ve daha güçlü duygusal denge anlamına gelir. Uykunun süresi kadar, kesintisiz ve derin olması da büyük önem taşır. Yetişkinlerin her gece ortalama 7-9 saat kesintisiz uyuması gerekir" diye konuştu. Sağlıklı bir uykunun üç temel bileşeni olduğunu belirten Karadağ, "Bunlar süre, süreklilik ve derinliktir. Uykunun bölünmeden devam etmesi ve derin uyku evrelerinin tamamlanması, vücudun kendini yenilemesi açısından kritik rol oynar" dedi. "Uyku apnesi modern çağın gizli sağlık sorunlarından biri" Uyku bozuklukları arasında en sık karşılaşılan sorunlardan birinin uyku apnesi olduğuna dikkat çeken Karadağ, "Uyku apnesi sadece horlama değildir. Gece boyunca nefesin durması, kalp hastalıkları, diyabet ve obezite riskini artırır. Aynı zamanda gün içinde dikkat kaybına neden olarak trafik ve iş kazalarına da yol açabilir. Sağlıklı nefes alarak uyumak, yaşam kalitesinin temelidir" ifadelerini kullandı. Dünya genelinde nüfusun yaklaşık yüzde 10 ila 15’inin uyku apnesinden etkilendiğini belirten Karadağ, "Tedavi edilmeyen uyku apnesi, kandaki oksijen seviyesini düşürerek kalbin daha fazla çalışmasına neden olur. Bu durum hipertansiyon, kalp hastalıkları ve ani kalp durması riskini artırabilir" dedi. "Uyku apnesi sürücüler için yasal açıdan da önem taşıyor" Uyku apnesinin yalnızca sağlık değil, trafik güvenliği açısından da önemli bir konu olduğunu belirten Karadağ, "Karayolları Trafik Yönetmeliği kapsamında uyku apnesi olan sürücülerin tedavi olmadan araç kullanmaları mümkün değildir. Özellikle vücut kitle indeksi yüksek olan bireylerin, herhangi bir şikâyeti olmasa bile uyku testi yaptırmaları gerekebilir. Bu hem bireysel sağlık hem de toplum güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Yetersiz uyku bağışıklık sistemini zayıflatıyor" Yapılan araştırmalara göre yetişkinlerin yaklaşık yüzde 35’inin yeterli uyku alamadığını belirten Karadağ, "Uyku eksikliği, enfeksiyonlara karşı direnci azaltabilir, dikkat ve konsantrasyonu düşürebilir. Aynı zamanda iş ve trafik kazalarının önemli bir bölümünün altında yetersiz uyku yer almaktadır" dedi. Sağlıklı uyku için kritik öneriler Sağlıklı bir uyku için günlük alışkanlıkların büyük önem taşıdığını belirten Karadağ, "Her gün aynı saatte yatıp kalkmaya özen gösterin. Uyumadan en az bir saat önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımını bırakın. Akşam saatlerinde kafein tüketiminden kaçının. Yatak odasının karanlık, sessiz ve serin olmasına dikkat edin. Eğer sabahları dinlenmiş uyanmıyorsanız veya gün içinde sürekli yorgun hissediyorsanız, mutlaka bir uyku uzmanına başvurmanız gerekir" diye konuştu.
Ağrılarınızın kaynağı psikolojik olabilir
15 Şubat 2026 Pazar - 11:07 Ağrılarınızın kaynağı psikolojik olabilir Beden ve zihnin birlikte hareket etiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Başak Mutlu, bedensel olarak yaşadığımız bir hastalık psikolojimizi etkilediği gibi, ruhsal olarak yaşadığımız sorunların da bedenimiz üzerinde etkiye sahip olduğunu söyledi. Mutlu, vücuttaki ağrıların sadece fiziksel değil duygusal sebepler nedeniyle olabileceğini belirtti. Medicana Bursa Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Başak Mutlu, "Ağrılarınız var ve doktora gitmenize rağmen çözüm bulamadıysanız bu sağlık sorununun kaynağı psikolojik olabilir. Psikolojik etkenler de ağrılara sebep verebilir. Fizyolojik bir sebepten kaynaklanmadığı belirlenen uzun süreli ağrıların kökeni psikolojik olabilir. Zihin ve beden bir bütündür. Kelimelerle ifade edilmeyen iç çatışmalar bazen bedende dile gelir. Beden duygusal acıyı dışa vurur ve görünür kılar. Ağrı bazen aile ilişkilerini, toplumsal ilişkileri, iş yaşamını etkileyecek düzeyde şiddetli yaşanır ve günlük rutinleri sürdürmek zor hale gelir. Kişinin hayatı kısıtlanır, yaşam doyumu azalır. Bu durum bireylerde zaman zaman çaresizlik hisleri uyandırabilir. Fakat tedavisi mümkündür" dedi. Psikoterapi desteğinin önemine de değinen Mutlu, şunları söyledi: "Psikoterapi desteğiyle ağrıların kaynağı anlamlandırılarak çözümlenebilir. Kişi psikoterapi sürecinde, ağrısının yaşamındaki olaylarla bağlantısını kurabildiği zaman rahatlama kendiliğinden gelecektir. Antidepresan tedavisi de ağrı tedavisinde kullanılan yöntemlerden biridir. İlaç desteğine gerek olup olmadığını belirlemek ve tedaviyi düzenlemek için bir psikiyatriste başvurulabilir. İnsanlarla temas içinde olmak, duyguları ifade etmek, egzersiz yapmak, rahatlatıcı alanlar oluşturmak iyileşme sürecine yardımcı olacaktır. Psikolojik sebeplerden kaynaklanan ağrı rahatsız edicilik bakımından diğer ağrılardan farksızdır. Bu sebeple ihmal edilmeden tedavi edilmesi gerekir. Ancak unutulmamalıdır ki ağrının psikolojik sebeplerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirleyebilmek için öncelikle ağrıya sebep olabilecek tıbbi sebeplerin elenmiş olması gerekmektedir."
Dyt. Hilal Şahin Güneşsu, kış döneminde beslenmeye dikkat çekti
15 Şubat 2026 Pazar - 10:38 Dyt. Hilal Şahin Güneşsu, kış döneminde beslenmeye dikkat çekti Diyetisyen Hilal Şahin Güneşsu, kış mevsiminde yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması, sağlığın korunması yönünden oldukça önem taşıdığını belirtti. Güneşsu, günde en az 25 gram posa alınması gerektiğini, posası en fazla olan yiyecekler sırasıyla kurubaklagiller, tahıllar, taze sebzeler, taze meyveler olduğuna dikkat çekti. Kış döneminde beslenme ile ilgili açıklamalarda bulunan Diyetisyen Hilal Şahin Güneşsu, "Kış aylarında havaların soğuması ile beraber beslenme şeklinde değişiklikler olmakta, genellikle yağlı ve şekerli gıdaların tüketimi artmaktadır. Bu dönemde kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmekte, fiziksel aktivite düzeyinde azalma olmaktadır. Kış mevsiminde fiziksel aktivitenin az olması, gecelerin uzaması nedeni ile televizyon başında uzun zaman geçirilmesi ve yiyeceklerin atıştırılması gibi nedenlerden ötürü vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler olabilmektedir" dedi. Güneşsu, "Genellikle yaz aylarında dikkat edilmeye başlanan kilo kontrolüne kış aylarında yeterince dikkat edilmemektedir. Birçok insan, kalın kıyafetler içerisinde fazla kilolarını daha rahat saklayabileceklerini düşünerek, sağlıklı beslenme alışkanlıklarından vazgeçerler. Kış mevsiminde yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması sağlığımızın korunması yönünden oldukça önem taşımaktadır. Kışın bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin olan havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma gibi meyvelerin tüketimi yeterli ölçüde olmalıdır" diye konuştu. Güneşsu, "Vücut ısısını dengeleyebilmek için bol sıvı alımı gerekmektedir. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin atılmasında, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde son derece önemli role sahiptir. Bu nedenle, her gün 2-3 litre kadar su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında çeşitli bitki çaylarının kişiye uygun olanlarından da yararlanılabilir. Sağlıklı beslenmede yeterli posalı alımı da önemlidir. Günde en az 25 gram posa alınmalıdır. Posası en fazla olan yiyecekler sırasıyla kurubaklagiller, tahıllar, taze sebzeler, taze meyvelerdir. C vitamini ihtiyacının karşılanması ve sıvı alımına katkı sağlaması yönünden meyve sularının bekletilmeden taze sıkılmış olarak tüketilmesi gerekir. Meyve sularının tüketiminde önemli olan nokta, sıkıldıktan hemen sonra tüketilmesidir. Çünkü meyve suyunun bekletilmesi C vitamini kayıplarına neden olmaktadır" şeklinde konuştu.
Eskişehir’de her ay 5 ila 7 çocuğa kanser tanısı konuluyor
15 Şubat 2026 Pazar - 10:03 Eskişehir’de her ay 5 ila 7 çocuğa kanser tanısı konuluyor Eskişehir Şehir Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji alanında görevli Doç. Dr. Ersin Töret, Eskişehir’de her ay 5 ila 7 arasında çocuğun kanser tanısı aldığını belirterek, "Erken tanı yaşamda kalma şansını daha da artırmaktadır" dedi. Doç. Dr. Ersin Töret, 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü kapsamında bilgilendirmede bulundu. İstatistiklere göre her 100 hastadan birinin kanser olduğunu söyleyen Dr. Töret, bu vakalar arasında çocukluk çağı kanserinin de görüldüğünü ifade etti. Eskişehir’de her ay 5 ila 7 arasında çocuğun kanser tanısı aldığını belirten Töret; bu vakaların büyük bölümünü lösemi olarak bilinen kan kanserinin oluşturduğunu, ikinci sırada beyin tümörleri ve üçüncü sırada ise lenf bezi kanserlerinin yer aldığını dile getirdi. "Erken tanı yaşamda kalma şansını daha da artırmaktadır" Konuyla ilgili açıklamada bulunan Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Doç. Dr. Ersin Töret, "Bu kanserlerde genelde ailelerimiz açısından farkındalık oluşturmak önemli. Erken tanı hastalığın tedavi sürecinin daha kısa sürede tamamlanmasını sağlarken, yaşamda kalma şansını daha da artırmaktadır. Hastalarımızda özellikle 3 günden daha süren uzun ateş olması, kemik eklem ağrıları olması, ailenin çocuklarına banyo yaptırırken veya kıyafetlerini değiştirirken ellerine sert kitleler gelmesi dikkat edilmesi gereken belirtilerdir. Ayrıca keyifsizlikleri, oyun oynamaya karşı isteksizlikleri varsa, çocuk rutin olarak ilgilendiği uğraşlarını yapamıyorsa doktor tarafından değerlendirilmesinde fayda var" şeklinde konuştu. "Özellikle ilk 5 yaşta görülüyor" Eskişehir Şehir Hastanesi’nde hem hastalığın tanısı için gerekli tetkiklerin hem cerrahi işlemlerin yapıldığını vurgulayan Dr. Töret, "Pek çok kanseri burada hastanemiz çatısı altında tedavi edebilmekteyiz. Çocukluk çağı kanseri de buna dahil. Çocukluk çağı kanserleri genellikle biraz kötü piyango gibidir. Özellikle ilk 5 yaşta görülüyor. Kökeni erken dönem hücresel gelişime dayanan bazı lösemi türleri ilk 5 yaşta daha sık görülmektedir" ifadelerini kullandı.
Serebral palsili Eren’in ailesine umut olan ilk adımları yüzleri güldürdü
15 Şubat 2026 Pazar - 09:02 Serebral palsili Eren’in ailesine umut olan ilk adımları yüzleri güldürdü Hatay’da 2 yıl boyunca tedavi alan spastik serebral palsili 3 yaşındaki Eren Aksoy, tek başına ayağa kalkıp adımlar atarak bağımsız bir şekilde yürümeye başladı. Ailenin yüzünü güldüren adımlar, Engelsiz Yaşam Merkezi’nde görevli personelin de yüzünü güldürdü. Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB), sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda özel gereksinimli bireylerin yaşamını kolaylaştırmaya ve toplumsal hayata katılımlarını desteklemeye devam ediyor. HBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Engelsiz Yaşam Merkezi, özel gereksinimli bireylerin hayat kalitesini artırmaya yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Engelsiz Yaşam Merkezi’nde düzenli ve yoğun fizik tedavi desteği alan ve 1 yaşındayken spastik serebral palsi tanısı konulan Eren Aksoy, önemli bir gelişim gösterdi. Tedavi sürecinin başlangıcında hareket kabiliyeti oldukça sınırlı olan Eren, 2 yıllık tedavisinin ardından tek başına ayağa kalkıp adımlar atarak bağımsız bir şekilde yürümeye başladı. Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi yetkilileri, dezavantajlı bireylerin toplumsal yaşama aktif katılımını güçlendirmeye yönelik rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerinin artarak devam edeceğini ifade etti. Evladındaki gelişimleri dile getiren anne, "Deprem sonrası 1 yaşında fark ettik evladımızın rahatsızlığını ve fizik tedavi alması gerektiğini söylediler. 2 yıldır fizik tedaviye gidiyoruz. Kasım ayından itibaren de buraya başladık. Eren’de büyük bir gelişme var. Desteksiz oturma, emekleme ve hiçbir şey yoktu. Çok şükür, desteksiz birkaç adım yürüyor. Sıralamaya başladı. Oturma, emekleme birçok gelişme oldu. Buradan Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederiz" dedi.
Niğde’de ilk kez Kritik Bakım ve Mekanik Ventilasyon Kursu düzenlendi
14 Şubat 2026 Cumartesi - 17:27 Niğde’de ilk kez Kritik Bakım ve Mekanik Ventilasyon Kursu düzenlendi Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi ile Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi iş birliğinde kentte ilk kez ’Kritik Bakım ve Mekanik Ventilasyon Kursu’ gerçekleştirildi. İki gün sürecek eğitime Türkiye’nin 7 farklı ilinden yaklaşık 40 kursiyer katıldı. Acil Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Başar Candır, kursun acil tıbbın en zor alanlarından biri olan kritik hasta bakımı üzerine odaklandığını belirterek, bir sağlık sisteminin gelişmişliğinin kritik hasta bakım kalitesiyle ölçüldüğünü vurguladı. Candır; eğitim kapsamında katılımcılara solunum cihazlarının kullanımı, kalbi duran hastalarda solunum desteği sağlanması, solunum yetmezliği ve travma gibi kritik durumlarda mekanik ventilasyon uygulamaları hakkında hem teorik hem pratik bilgi verildiğini ifade etti. Niğde Acil Tıp Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Dr. Abdussamet Vural ise kursun kentte bu kapsamda düzenlenen ilk ulusal düzeyde klinik uygulama eğitimi olduğunu belirterek, organizasyonun gerçekleştirilmesine katkı sunan üniversite yönetimi, İl Sağlık Müdürlüğü ve hastane yönetimine teşekkür etti. İki gün süren kursun ilk gününde; solunum yetmezliği ve mekanik ventilasyon endikasyonları, mekanik ventilasyonun temel ilkeleri ve invaziv ventilasyon uygulamaları ele alındı. Noninvaziv mekanik ventilasyon ve weaning süreçleri, özel durumlarda ventilasyon uygulamaları ve kan gazlarının teorik değerlendirilmesi konularında sunumlar yapıldı. Günün ikinci yarısında ise katılımcılar mekanik ventilasyon başında uygulamalı eğitim aldı ve kan gazlarının pratik değerlendirilmesi gerçekleştirildi. İkinci gün programında ise yoğun bakım triyajı ve hasta bakımı, yoğun bakımda sıvı-elektrolit tedavisi ve nutrisyon, hemodinamik monitörizasyon ile sedasyon, analjezi ve deliryum yönetimi konuları işlendi. Ayrıca kritik bakımda kardiyak ultrasonografi (USG) kullanımı ile RUSH ve BLUE protokolleri hakkında teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Kritik hastalara müdahale becerisini geliştirmeye yönelik düzenlenen kurs, akılcı ilaç kullanımı eğitimi ve sertifika töreni ile sona erecek.
Emeklilerin ilaç yükü Manisa Büyükşehir ile hafifliyor
14 Şubat 2026 Cumartesi - 14:36 Emeklilerin ilaç yükü Manisa Büyükşehir ile hafifliyor Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Eczacı Odası arasında imzalanan protokolün ardından, emeklilerin ilaç katkı paylarını karşılayacak ‘Emekli İlaç Katkı Payı Destek Programı’nın başvuru şartları belli oldu. Ekonomik zorluklarla mücadele eden ihtiyaç sahibi emekli yurttaşlar için örnek bir sosyal destek projesi olarak ‘Emekli İlaç Katkı Payı Destek Programı’ Manisa Büyükşehir Belediyesi’nce hayata geçirildi. Başkan Besim Dutlulu ile Oda Başkanı Duygu Elmas Mutlu’nun protokol imzasıyla başlayan proje kapsamında Manisa Büyükşehir Belediyesi, SGK kapsamında emeklilerin reçeteli olarak temin ettikleri ilaçlar için ödedikleri katkı paylarını karşılayacak. Sosyal destekten yararlanmak isteyen ihtiyaç sahibi vatandaşlar; başvurularını Manisa Büyükşehir Belediyesi resmi internet sitesindeki ’Başvurular’ bölümünden, https://seninicin.manisa.bel.tr adresindeki ’Destek Al’ kısmından veya ’Üzüm’ mobil uygulaması üzerinden gerçekleştirebilirler. Başvurular, sosyal inceleme ve uygunluk değerlendirmesi sonucunda sonuçlandırılacak. Destek programıyla, özellikle sabit gelirli emeklilerin sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve ekonomik yüklerinin azaltılması amaçlanıyor. Destek programında başvurular, beyan edilen bilgilerin doğruluğu esas alınarak değerlendirilecek. Yanıltıcı veya eksik bilgi verilmesi halinde başvuru geçersiz sayılacak. Ayrıca uygun görülen başvurular için Büyükşehir Belediyesi’nce gerekli görüldüğü durumlarda yerinde inceleme yapılabilecek.
Medicana Çeşme Tıp Merkezi’nde Sevgililer Günü’ne özel anlamlı buluşma
14 Şubat 2026 Cumartesi - 14:18 Medicana Çeşme Tıp Merkezi’nde Sevgililer Günü’ne özel anlamlı buluşma Medicana Çeşme Tıp Merkezi, 14 Şubat Sevgililer Günü kapsamında anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Pelin Pınar’ın muayenesinde milli sporcu Çağla Kubat ve profesyonel sporcu Jimmy Diaz ağırlandı. Sporcu çift, kalp sağlığı, yaşam disiplini ve sevginin hayattaki yeri üzerine samimi bir röportaj gerçekleştirdi. Sporcu kimliklerinin ötesinde yaşam alışkanlıklarını ve sağlıklı yaşam yaklaşımlarını paylaşan çift, sevgi ve sağlığın ortak merkezinin "kalp" olduğuna dikkat çekti. Uzun yıllardır hem hayatı hem sporu birlikte paylaşan Kubat ve Diaz, kalp sağlığının yalnızca ileri yaşlarda değil; çocukluk döneminden itibaren kazanılması gereken bir yaşam alışkanlığı olduğunu vurguladı. "Sevgi hayatın her gününde var" Çağla Kubat, 14 Şubat’a büyük anlamlar yüklemediklerini ancak birlikte kurdukları hayatı ve ortak tutkularını hatırlatan özel bir gün olduğunu belirtti. Sporun yalnızca yarış kazanmak değil, gençlere ilham veren bir yaşam biçimi olduğunu ifade eden Kubat; düzenli antrenman, dengeli beslenme, yeterli dinlenme ve stres yönetiminin kalp sağlığının temel taşları olduğunu söyledi. "Mutluluk, kalbinize iyi baktığınızın göstergesidir" Jimmy Diaz ise yaşamda pişmanlık duymamak için her deneyime yüzde yüz verilmesi gerektiğini belirterek, kalbin sesini dinlemenin önemine dikkat çekti. Sağlıklı bir kalp için hareket, doğru beslenme, kaliteli dinlenme ve güçlü sosyal bağların önemini vurgulayan Diaz, mutluluğun kalp sağlığının en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Kalp sağlığı için temel mesaj Etkinlikte düzenli egzersiz, dengeli beslenme, yeterli uyku ve stres yönetiminin sürdürülebilir yaşam kalitesinin temel unsurları olduğu vurgulandı. Sporcu çift, sevgiyle kurulan bir hayatın bilinçli alışkanlıklarla desteklenen sağlıklı bir kalple bütünleştiğini ifade ederek genç sporculara da ilham vermeye devam ettiklerini belirtti. Medicana Çeşme Tıp Merkezi Uzm. Dr. Pelin Pınar ise kardiyolojik kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattı, "Sevdiklerin ve kendin için kalbine iyi bak. Çünkü her şey kalpten" dedi.
Chicago’da ev bakarken, kendini Şırnak’ta buldu
14 Şubat 2026 Cumartesi - 14:04 Chicago’da ev bakarken, kendini Şırnak’ta buldu Amerika’nın USEM sınavını başarı ile geçen, sonrasında denklik sertifikası alan Pratisyen Dr. Seher Sena Elagöz, Chicago’dan bir hastaneden aldığı asistanlık teklifi vize engeline takılınca Şırnak’ın Uludere ilçesinde doktorluk yapmaya başladı. 2022 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dr. Seher Sena Elagöz, fakültenin 4’üncü yılında meme kanseri üzerine yaptığı çalışmayla Harvard Üniversitesi’nde sunum yapma hakkı kazandı. Bir hafta boyunca Amerika’da doktorları ve bilim insanlarını izleme fırsatı bulan Elagöz, bu süre zarfında ABD’ye gitme kararı aldı. Mezuniyet sonrası dünyanın en zor sınavları arasında gösterilen ABD tıp denklik sınavlarını bir yıl gibi kısa sürede başarıyla tamamlayan Dr. Elagöz, 1 yıl kadar da oradaki kliniklerde gönüllü olarak gözlemcilik yaptı. Sonrasında ise orada asistanlığa başvuran Elagöz, Chicago’da bir hastaneden asistanlık teklifi aldı. Amerika’ya gitme hayali olan Dr. Elagöz, vize ile alakalı problemler yaşayınca Şırnak’ın Uludere ilçesindeki Ortabağ Aile Sağlık Merkezi’nde hasta bakmaya başladı. Dr. Elagöz, İHA muhabirine, dört çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olduğunu, 4 kardeşin 3’ünün doktor 1’inin mühendis olduğunu söyledi. Ablasının rol modeli olduğunu belirten Elagöz, doktor olmaya onu izleyerek, ona hayran olarak karar verdiğini ifade etti. Dr. Elagöz, sonrasında fakülteye girdiğini, fakülteye girince doğru bir karar verdiğini söyleyerek, "Annem, babam ikisi de fizikçiler. Babam fizik profesörü. Onların evinde, onlarla beraber büyüdüğüm zaman küçüklüğümden beri aslında büyüdüğüm ortamda bir akademiye, bir eğitime tabi tutuldum. Bununla beraber kendimi geliştirmiş oldum. 2022 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Mezun olduktan sonra Amerika’ya gitmeye karar verdim. Fakültenin 4’üncü yılında Harvard’da bir sunum yaptım. Meme kanseri ile alakalı bir araştırma yapmıştım okul ve Güler Hocam ile birlikte. O da dereceye girmişti ve biz Harvard’da sunum hakkı kazanmıştık. Bir hafta boyunca Amerika’da doktorları ve bilim insanlarını izleme fırsatı bulmuştum. Ve Amerika’ya gitmeye karar verdim" dedi. Mezun olduktan sonra bunun için çalışmalara başladığını aktaran Dr. Elagöz, konuşmasına şöyle devam etti: "1 yıl gibi kısa bir süre içerisinde Amerika’nın USEM sınavını başarı ile geçtim ve sonrasında denklik sertifikamı aldım. 1 yıl kadar da oradaki kliniklerde gönüllü olarak gözlemcilik yaptım. Sonrasında ise orada asistanlığa başvurdum. Chicago’dan da bir hastaneden asistanlık teklifi aldım. Aslında asistanlık için Amerika’ya gidecektim. Amerika’dan bir eğitim teklifi almıştım. Ama sonrasında vize ile alakalı problemler yaşadım. Amerika hayalim biraz sekteye uğrayınca ben de tekrar atamaya girip doktorluğuma devam etmek istedim. Çünkü benim için asıl amaç, nerede olduğum değil, doktorluk yapmak istediğimdi. Bu yüzden de atamaya girdim. Ben atamaya girdiğimde de genel kuradan Şırnak çıktı. Aslında Chicago’da ev bakarken bir baktım ki kendimi Şırnak’ta buldum." Şırnak’a geldiği için değil, Chicago’ya gidemediğim için ağladığını kaydeden Dr. Elagöz, "Ama buraya geldikten sonra her şey değişti. Buraya gelirken bir video çekmiştim. Biraz böyle hafif ağladığım bir videoydu. İnsanları bilmeden yanlışlıkla gücendirmişim galiba. Şırnak’a geliyorum diye ağladığımı düşündüler ama aslında Chicago’ya gidemediğim için ağlıyordum. Uludere ilçesinin Ortabağ köyüne görevlendirildim. Burada şunu fark ettim ki, onların sıcaklığı, her gün benim için çok basit bir bilgiyi söylediğimde bile, basit bir bilgi derken şöyle söyleyeyim, benim için tıp fakültesinde gündelik hayatta öğrendiğim bir bilgiyi söylerken buradaki insanlar için onun çok büyük bir hizmet, çok büyük bir nimet ve bunu gözlerindeki karşılığı, dualarındaki karşılığı benim için gerçekten paha biçilemez. Benim için en önemlisi buydu. Burada bulduğum sıcaklık aslında bana her şeyin bir sebebi olduğunu da hatırlattı. Buradaki inziva, buradaki sakinlik ile huzurlu hissediyorum" diye konuştu. Bölge halkının doktorlara duyduğu saygıyı başka hiçbir yerde görmediğini belirten Dr. Elagöz, "Burada bir güven var, burada bir mutluluk var, huzur var bunu hissettiriyorlar bana. İlk gelirken bu bilinmezliğin verdiği ister istemez bir korku vardı. Eminim ki, sadece doktor olarak ben değil, gelen tüm memurlarda oluyordur. Buralı olmayıp burayı bilmeyen insanlar, geldikleri zaman bu korkuyu emin ki yaşıyorlardır. Ama en rahat görebilecekleri örneklerden biri benim. Ben Sivas’ta doğdum ve Sivas’ın doğusuna daha önce hiç geçmedim. Daha önce hiçbir köyde yaşamamıştım. İlk defa bunları yaşıyorum. Ama buradaki yaşadığım her gün hem bana bir şey öğretiyor, hem de gerçekten de dualarla beraber maneviyatın ve huzurumu yükseltiyor. Bu, bana çok iyi geliyor" şeklinde konuştu. "Amerika’da uzmana ulaşmak çok çok zor. Türkiye’de uzmana ulaşmak gerçekten çok kolay" Sağlık açısından Chicago ile Ortabağ arasında benzer sorunların olduğunu mukayese eden Dr. Elagöz, "Chicago çok büyük bir şehir, Ortabağ bir köy. Ama sağlık olarak karşılaştırırsak şu şekilde söylerim. Karşılaştığımız problemler aslında ortak. Bir doktorun karşılaşabileceği problemler, en büyüğü dil. Amerika’dayken ne kadar İngilizceyi iyi konuşsam da ana dilim değil. Biliyorsunuz çok uluslu ülke Amerika. İspanyolca konuşan oluyor, İngilizce bilmeyen oluyor. Orada arada çevirici bir sistemden yardım alıyordum. Burada da hastalar Kürtçe konuşuyorlar ve ben de Kürtçe bilmiyorum. Arada da çeviri yapmak için bizim burada ki arkadaşlarımız yardımcı oluyorlar. Ortak problemler dil problemi, birincisi bunların. Bir diğeri Amerika’da uzmana ulaşmak çok çok zor. Türkiye’de uzmana ulaşmak gerçekten çok kolay hastalarımız için. Amerika’da bu çok zor. Uzmana ulaşmak için bir sürü prosedürden geçmeniz gerekiyor. Bizim de köyümüzde uzmana ulaşmamız zor. Çünkü köyümüzde uzmanımız yok. O yüzden benzer problemler var aslında. Chicago büyük bir şehir. Ama biraz yalnız hissettiren bir şehir. Burada yolda yürürken, selam vermeden geçtiğim bir insan olmuyor. O yüzden burada kurduğumuz bağların derinliği gerçekten farklı bir seviyede. Chicago’da bunu bulamazdım. Önümüzde ki hafta Ramazan ayı başlıyor ve ben burada eminim çok güzel iftar sofraları olacak. Babama geçen gün telefonla konuşurken söyledim. Eski Ramazanları arıyorsan mutlaka seni Uludere’ye bekliyorum. Çünkü, çevreniz küçük ama çok sağlam ve çok derin bir çevre. Birbirinizden başka kimse yok ve onu hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. Ortabağ köyünde yaşayan 74 yaşındaki Sıddık Uslu, "Hocamız başımızın tacıdır. Hoş geldi, sefalar getirdi. Allah, bize gönderdi. Benim 4 tane kızım var. Bu birinci kızımdır. Çok çok teşekkürler ediyorum" dedi. Köy Muhtarı Suvar Kara da, uzun süredir sağlık personeli eksikliği yaşandığını belirterek, "Birkaç senedir Sağlık Ocağı var. Doktorumuz, hemşiremiz olmadığı için ciddi sıkıntılar yaşanıyordu. Allah, devletimizden razı olsun, köyümüze hem doktor, hem hemşire, hem ebe ataması yapmıştır. Devletimiz bu yönden çok güzel bir adım attı. Yeni atanan doktorumuz Seher hanım, bütün hastalarımızla birebir ilgileniyor. Doktorumuzdan son derece memnunuz. Köyümüze de yeni doktorumuz hayırlı uğurlu olsun" şeklinde konuştu.