Son Dakika
|
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Galatasaray ile Fenerbahçe 406. randevuda
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Michael Eneramo hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Trump: "İran bize bir kağıt parçası verdi, bunun daha iyi olması gerekiyordu"
Netanyahu’dan Lübnan’a yönelik "güçlü saldırı" emri
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlarla kafede sohbet etti
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Maskat'ta
Rami Çocuk ve Sanat Bienali kapılarını açtı
Esad'ın istihbarat görevlisi Yousef'in 41 kişiyi infaz ettiği Tadamon, katliamın izlerini taşıyor
İranlı heyet Pakistan’dan ayrıldı
SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi"
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:02
Iğdır’da süt ve süt ürünlerine sıkı denetim
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, halkın güvenilir gıdaya ulaşması için süt ve süt ürünlerine yönelik denetimlerini artırdı. Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, süt ve süt ürünlerine yönelik denetimlerini artırarak halk sağlığını korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı talimatıyla başlatılan "Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik Resmi Kontroller" kapsamında denetimler ve numune alma işlemleri ülke genelinde eş zamanlı olarak yürütülüyor. Bu kapsamda Iğdır’da da ekipler sahadaki çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Gıda kontrol ekipleri tarafından yapılan denetimlerde; hastaneler, okul kantinleri, öğrenci yurtları, şarküteriler ve yerel marketler mercek altına alınıyor. Bu noktalardan alınan numuneler analiz için laboratuvara gönderilirken, ürünlerin muhafaza sıcaklıkları, saklama şartları ve işletmelerin hijyen standartları titizlikle inceleniyor. Yetkililer, denetimlerin düzenli olarak devam edeceğini belirterek vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasının öncelikleri olduğunu vurguladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:54
Düzce’de üreme sağlığı eğitimi verildi
DÜZCE (İHA) – Düzce’de 2026 yılı ikinci grup üreme ve cinsel sağlık modüler eğitimi gerçekleştirildi. Sağlık alanında farkındalık oluşturmak ve hizmet kalitesini artırmak amacıyla düzenlenen eğitim programı, ilgili sağlık personelinin katılımıyla tamamlandı. Sağlık ekipleri eğitim süresince katılımcılara üreme sağlığı, cinsel sağlık, koruyucu sağlık hizmetleri ve danışmanlık süreçlerine ilişkin kapsamlı bilgiler aktardı. Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimlerde, güncel yaklaşımlar ve uygulamalar detaylı şekilde ele alındı. Programın sonunda katılımcıların görüş ve değerlendirmeleri alınarak eğitim sürecine ilişkin geri bildirimler toplandı. Değerlendirme süreci, Sağlıklı Hayat Merkezi sorumlu hekimi Uzm. Dr. Sultan İlay Tunçez ile USEM eğitimcileri tarafından yürütüldü.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 09:23
Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu
2
24 Nisan 2026 Cuma- 11:16
Samsun’un kalbi yerli teknolojiyle koruma altında: 3 noktada hizmete girdi
3
23 Nisan 2026 Perşembe- 09:01
Van’da ‘Her Gebeye Bir Ebe’ dönemi: 6 bin anne adayına ulaşıldı
4
24 Nisan 2026 Cuma- 10:34
Sosyal medyadaki "paket egzersizlerin" faturası ağır olabilir
5
22 Nisan 2026 Çarşamba- 10:19
’Romatolojik hastalıklar, kas ve eklemlerde kalıcı hasar bırakabilir’
01 Ekim 2025 Çarşamba - 09:27
"Meme kanseri 20-40 yaştaki kadınlarda da görülebilir"
Meme kanserinin dünyada kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Selin Kapan, "Dünyadaki her 8 kadından biri yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşımaktadır. Meme kanseri genellikle 40 yaşından sonra görülse de 20-40 yaş arasında da rastlanabilmektedir. Meme kanseri erken evrede yakalandığında tedavi edilebilir bir hastalıktır" dedi. Topkapı’da hizmete başlayan İstinye Üniversitesi Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Selin Kapan, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen ve ölüme en çok neden olan kanser türü olduğunu belirterek, erken tanının hem yaşam süresini uzattığını hem de tedavi başarısını artırdığını söyledi. Prof. Dr. Kapan, kadınların düzenli tarama programlarını ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı. "Kadınlarda en sık görülen kanser türü" Meme kanserinin dünyada kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kapan, "Dünya üzerindeki her 8 kadından biri, yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşımaktadır. Meme kanseri genellikle 40 yaşından sonra görülse de 20-40 yaş arasında da rastlanabilmektedir" şeklinde konuştu. Türkiye’deki verilere de değinen Prof. Dr. Kapan, "Ülkemizde kadınlarda en sık görülen ve en sık ölüme neden olan kanser meme kanseridir. Türkiye’de görülme sıklığı 100 binde 50’nin üzerindedir. 2018 yılında 22 bin 500 yeni tanı konulduğu hesaplanmıştır. İstatistiklere göre, 2040 yılında bu sayının 32 bin 371’e çıkacağı tahmin edilmektedir" diye konuştu. "Türkiye’de her yıl 4 bin kadın meme kanserinden hayatını kaybediyor" Meme kanserinin ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Kapan, "Ülkemizde her yıl yaklaşık 4 bin kadın meme kanseri metastazları nedeniyle kaybedilmektedir. Meme kanseri esas olarak memede değil, geç tanı alan vakalarda uzak organlara yaptığı metastazlar nedeniyle ölüme yol açmaktadır. Bu ölümlerin önüne geçebilmenin tek yolu ise erken tanıdır" ifadelerini kullandı. "Yüzde 85’i ailesinde meme kanseri olmayan kadınlarda görülüyor" Meme kanserinde risk faktörlerini değerlendiren Prof. Dr. Kapan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kadın olmak başlı başına bir risk faktörüdür. Kadınlarda erkeklere göre 100 kat daha fazla meme kanseri görülmektedir. Yaş ilerledikçe risk artar. Ailede birinci derece akrabalarda (anne, kız kardeş, kız çocuk) meme kanseri öyküsü bulunması da riski iki kat artırır. Ancak meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 85’i ailesinde meme kanseri olmayan kadınlarda görülmektedir. Bu da hastalığın yalnızca genetik nedenlere bağlı olmadığını, yaşam sürecinde ortaya çıkan mutasyonlarla geliştiğini göstermektedir." Genetik faktörlerin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Kapan, "BRCA1 ve BRCA2 mutasyonları meme kanseri açısından en bilinen risk faktörlerindendir. Tanının 40 yaşından önce konulması, birden fazla birinci derece akrabada meme kanseri olması, erkeklerde meme kanseri öyküsü veya meme kanseriyle birlikte yumurtalık kanseri öyküsü kalıtsal meme kanserini düşündürmelidir" dedi. "Yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltıyor" Meme kanserinde önlenebilir faktörlerin önemini anlatan Prof. Dr. Kapan, "Uzun süre östrojen hormonuna maruz kalmak da önemli bir risk faktörüdür. Erken yaşta regl başlaması, geç menopoz, hiç gebelik yaşamamış olmak, obezite ve menopozda aşırı hormon ilacı kullanımı riskin artmasına yol açar. Özellikle menopoz sonrası göbek çevresinde yağ dokusunun artması, yağ hücrelerinde östrojene dönüşüm nedeniyle riski yükseltmektedir. Obezite yalnızca yüksek tansiyon, şeker ve kalp hastalıklarına değil, meme kanserine de zemin hazırlamaktadır" dedi. "Şekersiz beslenme büyük önem taşıyor" Beslenmenin kanserin önlenmesinde kritik rol oynadığını dile getiren Prof. Dr. Kapan, "Şekerli yiyeceklerden uzak durmak, Akdeniz usulü az yağlı ve şekersiz beslenmek, düzenli uyku, stresin azaltılması ve sigaradan uzak durmak hem genel sağlık için hem de meme kanseri riskini azaltmak için büyük önem taşır" açıklamasında bulundu. "Erken tanıda kendi kendine muayene kritik" Prof. Dr. Selin Kapan, meme kanserinde tarama yöntemlerinin hayati olduğunu vurgulayarak, şu bilgileri paylaştı: "Kadınların 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapması gerekir. Menopoz öncesi dönemde tercihen regl bitiminden 3-4 gün sonra, menopoz dönemindekilerde ise ayda bir belirlenen bir günde muayene yapılmalıdır. Meme dokusu ve koltuk altı, parmak uçlarıyla küçük adımlar halinde kontrol edilmelidir. Sert, düzensiz sınırlı, parmakların arasında kaymayan ve ağrısız kitle hissedildiğinde vakit kaybetmeden bir genel cerrahi uzmanına başvurulmalıdır." 40 yaşından itibaren düzenli mamografi çekilmesinin erken tanı için hayati olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kapan, "Bu tarama programlarına uyan kadınlarda meme kanserine bağlı ölümlerin yüzde 30 oranında azaldığı bildirilmektedir" dedi. "Meme kanseri tedavi edilebilir bir hastalıktır" Erken teşhisin tedavi başarısındaki etkisine değinen Prof. Dr. Kapan, "Meme kanseri erken evrede yakalandığında tedavi edilebilir bir hastalıktır. Hastalığın evresi, uygulanacak tedavi yöntemlerini belirler. Erken evrede memenin korunması mümkünken, ileri evrede metastaz nedeniyle tedavi süreci daha zor ve uzun olabilmektedir. Amacımız hastayı kanserli dokudan kurtarmak, nüks gelişmeden uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamaktır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 09:13
ADÜ’de Yeni Nesil Anjiyografi Cihazı hizmete girdi
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent’in öncülüğü, Rektör Danışmanı ve ADÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mücahit Avcil’in koordinasyonunda Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’na yeni nesil Anjiyografi Cihazı kazandırıldı. Hasta güvenliği ve hekim verimliliğini artıran yenilikçi özellikleriyle öne çıkan bu sistem, kardiyoloji alanında Ege Bölgesine önemli katkılar sağlayacak. Yeni cihazın hizmete alınması dolayısıyla düzenlenen açılış törenine; Rektör Prof. Dr. Bülent Kent, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cengiz Özarslan, Genel Sekreter V. Prof. Dr. Bertan Akyol, Rektör Danışmanı ve ADÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mücahit Avcil, Tıp Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Yasemin Özkan, Dekan Yardımcıları, Başhekim Yardımcıları, Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ceyhun Ceyhan ile öğretim üyeleri ve idari personel katıldı. Başhekim Prof. Dr. Mücahit Avcil, cihazın teknik özelliklerine ilişkin yaptığı açıklamada, "Yeni nesil anjiyografi cihazı; ultra düşük radyasyon dozu, yüksek görüntü kalitesi ve 3 boyutlu planlama desteğiyle hasta güvenliğini en üst düzeye çıkarıyor ve hekimlerimizin iş süreçlerini kolaylaştırıyor. Geniş görüş alanına sahip dedektör teknolojisi, entegre dokunmatik ekran ve gelişmiş iş akışı çözümleriyle hasta bakımını daha verimli, güvenli ve kişisel hale getiriyor. Ayrıca cihazın en önemli özelliği, Türkiye’de ilk kez kullanılan geniş görüş alanına sahip dedektör teknolojisini bünyesinde barındırmasıdır. Böyle bir yeniliği hastanemize kazandırmanın gururunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Yeni sistem; branşlara özel donanım yapısıyla kardiyak çalışmalarda daha yüksek kaliteli görüntü elde edilmesini sağlarken, ultra düşük radyasyon dozu ile hem hastalar hem de sağlık çalışanları için daha güvenli bir ortam oluşturuyor. Rektör Prof. Dr. Bülent Kent, yaptığı değerlendirmede Araştırma Üniversitesi vizyonu doğrultusunda Üniversite Hastanesi’nin yalnızca cihaz teknolojisiyle değil, güçlü altyapısıyla da öne çıktığını vurgulayarak, "Çift Anjiyo Ünitesi, 55 yataklı servis, 10 yataklı Koroner Yoğun Bakım ve çift düzlemli Anjiyografi Ünitesi ile bölgemizin en büyük Kardiyoloji Ünitesine sahibiz. Burada standart kalp krizi anjiyolarının yanı sıra TAVI, ablasyon tedavileri ve kalp pili uygulamaları gibi ileri düzey işlemler başarıyla gerçekleştirilmektedir. Yeni sistem sayesinde işlemler daha etkin yürütülmekte ve hastalar için beklemeler en aza indirilmektedir" dedi. Yeni nesil anjiyografi cihazının hizmete girmesiyle birlikte Üniversitemiz Hastanesi, kardiyoloji alanında bölgeye en ileri teknolojiyle sağlık hizmeti sunmaya devam edecek.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 09:04
Atatürk Devlet Hastanesi’ne 15 yeni hekim
Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’ne 15 pratisyen hekim ataması yapıldı. Hastane Acil serviste mesaiye başlayan 124 .dönem devlet hizmeti yükümlülüğü kurası kapsamında göreve başlayan 15 hekim için oryantasyon eğitimi verildi. Atatürk Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada, "Hastane yöneticilerimizin katılımıyla, aramıza yeni katılan ve aynı zamanda da meslek hayatlarına da yeni başlayan hekimlerimize yönelik, kısa sürede kurumumuza uyum sağlamaları amacıyla Oryantasyon/Çalışan uyum eğitimleri verildi. Bu eğitimin amacı hastanemizde göreve başladıkları andan itibaren adaptasyonlarını hızlandırmak, hastanemizle ilgili bilgileri en güvenilir ve sağlıklı bir şekilde ulaşmalarını sağlamaktır. Ekibimizin bir parçası olarak, kaliteli hizmet sunmakta her zaman uyumlu, verimli, görevlerine sadık birer hekim olarak her birine meslek hayatlarında başarılar diliyoruz" denildi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 09:03
Vali Aydoğdu, hastanede tedavi gören üniversite öğrencisini yalnız bırakmadı
Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde apandisit teşhisi konulan ve tedavi altına alınan EBYÜ öğrencisi Furkan Naci Oğuz’u ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesini kazanarak Erzincan’a gelen üniversite öğrencisi Furkan Naci Oğuz’un aniden rahatsızlanması sonucu Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde apandisit teşhisi koyulan ve tedavi altına alınan öğrenci teyzesinin valiliğimiz sosyal medya hesabına özel mesaj atarak "Yeğenim Erzincan’da üniversite kazandı. Şu an hastanede. Yeğenimi ameliyata alacaklarmış. Ailesi uzakta. Bize yardımcı olabilir misiniz lütfen? Tanıdık kimsemiz yok orada. Ailesinin gelmesi 6-7 saati bulur. Birileri yanında olabilir mi?" talebini iletmesi üzerine Vali Hamza Aydoğdu, beraberindeki birim amirleriyle birlikte üniversite öğrencisi Furkan Naci Oğuz’u tedavi gördüğü Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ziyaret etti. Furkan Naci Oğuz’un sağlık durumu hakkında Hastane Başhekimi Ufuk Kuyrukluyıldız ve doktorundan bilgi alan Vali Hamza Aydoğdu, Furkan Naci Oğuz’la da bir süre sohbet ederek geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Daha sonra öğrencinin annesiyle de telefon üzerinden görüntülü olarak konuşan Vali Aydoğdu, öğrencinin annesi Aysun Oğuz’a "Çocuğunuz bizlere emanet, kesinlikle yalnız değil, bizler yanındayız. Geçmiş olsun." dedi. Daha sonra hastanede tedavi gören diğer hastaları da ziyaret ederek acil şifalar dileyen Vali Aydoğdu, hastaların sağlıklarına kavuşması için fedakârca görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek görevlerinde başarılar diledi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 08:48
77 yıldır tüm Türkiye’ye şifa dağıtıyor
İzmir’de 1947 yılında hizmete açılan ve 77 yıldan beri başta İzmir ve Ege Bölgesi olmak üzere Türkiye’de milyonlarca çocuğa şifa dağıtan Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bugün de Türkiye’nin en köklü ve en donanımlı çocuk sağlığı merkezlerinden biri olarak hizmet vermeye devam ediyor. Özellikle Ege Bölgesi ve İzmir olmak üzere ülkenin pek çok yerinden günlük ortalama 2 bin 500 bebek ve çocuğa poliklinik hizmeti veren hastane, 320 yatak kapasitesi ile yataklı tedavi imkanı da sağlıyor. Ayrıca İzmir’in Karabağlar ilçesinde bulunan semt polikliniği ile de İzmir’in farklı köşelerine hizmet ulaştırılıyor. Hastane ve hizmetlerle ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Başhekim Doç. Dr. Dilek Orbatu, hastanenin misyonunu şu sözlerle özetledi: "Hastanemiz, yalnızca İzmir’in değil Türkiye’nin çocuk sağlığında öncü kurumlarından biridir. Çocuklarımız bizim geleceğimizdir, her biri bizim için bir emanet. Bu anlayışla hizmet veriyor, tıbbın ve bilimin en güncel imkânlarını çocuklarımız için seferber ediyoruz." Yenilenen servisler ve açılan yeni klinikler Son bir yılda hastanenin pek çok kliniği yenilenirken, yeni servislerin de çocukların hizmetine açıldığını ifade eden Başhekim Orbatu, "Bunlardan en dikkat çekeni ise ’adölesan kliniği’ oldu. Özellikle 10-18 yaş aralığındaki ergen çocukların sağlık ihtiyaçlarına göre yapılandırılan bu klinik; büyüme-gelişme, beslenme sorunları, yeme bozuklukları, madde bağımlılığı riski, psikososyal uyum ve kronik hastalık yönetimi gibi konularda multidisipliner bir yaklaşımla hizmet veriyoruz. Adölesan kliniğimiz, ergen sağlığına özel yaklaşım sunan sayılı merkezlerden biri olma yolunda. Ergenlik, yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir geçiş dönemidir. Burada çocuklarımızın hem fiziksel hem ruhsal sağlığını takip ediyor, bireyselleştirilmiş tedavi ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz" dedi. Orbatu, bunun yanı sıra süt oyun çocuğu 2 servisinin faaliyete başladığını ve çocuk yoğun bakım, palyatif bakım, kardiyoloji, gastroenteroloji, büyük çocuk ve genel pediatri 1 servisinin modern altyapısıyla yenilendiğini vurguladı. Başhekim Orbatu, hastanenin aynı zamanda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, çocuk cerrahisi uzmanı ve pek çok çocuk yan dalda uzmanlık eğitimi verdiğini dile getirdi. Başhekim bu noktaya dikkat çekerek şunları söyledi: "Hastanemiz, sadece bugünün çocuklarına sağlık hizmeti sunmakla kalmıyor; aynı zamanda geleceğin hekimlerini yetiştirerek ülkemizin çocuk sağlığına uzun vadeli katkı sağlıyor. Bugüne kadar yüzlerce doktor bu hastanede yetişerek hem ülkemizin dört bir yanında hem de uluslararası düzeyde çocuk sağlığına hizmet etmeye başladı." Güçlü klinik altyapısı ve özellikli merkezler Hastane, çocuk hastalıkları ve cerrahisinin tüm ana ve yan dallarında hizmet veren birimleriyle kapsamlı sağlık hizmeti sunuyor. Bunun yanında, Türkiye’de sayılı merkezlerden biri olmasını sağlayan çok özel birimlere de ev sahipliği yapıyor. Çocuk Kalp Damar Cerrahisi’nden Prematüre Retinopatisi (ROP) Tanı ve Tedavi Merkezine, Pediatrik Diyabet ve Obezite Merkezi’nden Pediatrik Palyatif Bakım Merkezi’ne, Genetik Hastalıklar Tanı Merkezi’nden pediatrik anjiyografiye kadar uzanan geniş bir yelpazede özellikli sağlık hizmeti sunan hastane ayrıca ülkemizin ilk ve tek ’Uzaktan Aşı Danışmanlığı Polikliniği’ ile çocukların yaşam kalitesini artırmaya yönelik en güncel ve donanımlı yaklaşımları sunuyor.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 08:31
"Eskiye dönüş mümkün değil ama daha az kirleterek çözümün parçası olabiliriz"
Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, modern yaşamın getirdiği tehlikelere dikkat çekerek, çevre kirliliği ve endüstrileşmenin kanser başta olmak üzere birçok hastalığın artışında önemli rol oynadığını söyledi. Dinççağ, "Eskiye dönmek mümkün değil ama daha az tüketerek, daha az kirleterek bu sorunun değil çözümün bir parçası olabiliriz" dedi. "Kanser vakaları gençlerde artıyor" Kanser vakalarının özellikle genç yaş grubunda yükselişe geçtiğini ifade eden Dr. Dinççağ, "Endüstrileşen yaşam, üretimde kullanılan kimyasallar, toksik hidrokarbonlar, ağır metaller ve radyoaktif maddeler; havayı, suyu ve toprağı kirletiyor. Kirlenen çevre, gıda zinciri ve içme suyu yoluyla insan vücuduna geri dönerek hastalıkları artırıyor" diye konuştu. Hava kirliliği ve şehir yaşamının etkisi Metropollerde yoğunlaşan hava kirliliğinin akciğer ve kalp-damar hastalıklarını tetiklediğini vurgulayan Dinççağ, "Endüstrinin baca gazları, otomobil egzozları; akciğer kanseri ve kalp hastalıklarını artırarak halk sağlığını tehdit ediyor" şeklinde konuştu. Cep telefonu ve Wi-Fi uyarısı Mobil cihazların yaydığı elektromanyetik etkinin de sağlığı olumsuz etkileyebildiğini dile getiren Dinççağ, "Non-iyonizan radyasyon dediğimiz etki; baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, glioma gibi beyin tümörleri ve akustik nörinom gibi kitlelere yol açabiliyor" ifadelerini kullandı. Gürültü ve stres riski Şehir yaşamında farkına varılmayan gürültünün hipertansiyon ve kalp damar hastalıklarında önemli bir risk olduğunu söyleyen Dinççağ, "Sakin ve gürültüsüz ortamlarda hipertansiyonun daha az olduğu, kalp krizi riskinde gürültü ve stresin etkili olabileceği araştırmalarda ortaya konulmuştur" açıklamasında bulundu. Plastikler hayatın her alanında Plastik ve mikroplastiklerin günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini vurgulayan Dinççağ, "Gıda zinciri ve solunum yoluyla vücudumuza giren plastikler sağlığımız için ciddi riskler taşıyor. Hastanelerde kullanılan enjektörden, serumların plastik koruyucular içinde verilmesine kadar modern hayatın sunduğu tehlikelerden tamamen kaçınmak mümkün değil" değerlendirmesinde bulundu. "Çözümün bir parçası olmalıyız" "Doğal hayata dönmek mümkün değil" diyen Dr. Dinççağ, bireysel olarak alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: "Gece Wİ-Fİ cihazlarını kapatmak, cep telefonlarını yalnızca ihtiyaç halinde kullanmak, daha az deterjan ve plastik tüketmek, toplu taşımayı tercih ederek araç kullanımını azaltmak, tüketimi ihtiyaç halinde ve düşünerek yapmak." Dinççağ, "Çevrenin kirlenmemesi için çaba içinde olmalı, sıfır karbon hedefi için bireysel katkı sunmalıyız. Sağlığımızı korumak da geleceğimizi güvence altına almak da bizim elimizde" ifadesiyle sözlerini tamamladı.
30 Eylül 2025 Salı - 17:37
8 santimetrelik ’geyik boynuzu’ böbrek taşı kapalı yöntemle çıkarıldı
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 58 yaşındaki Ülkü Sabaner’in böbreğini tamamen dolduran 8 santimetrelik "geyik boynuzu" (staghorn) böbrek taşı, kapalı yöntemle gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla çıkarıldı. Sağ yan ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran Sabaner’in yapılan tetkiklerinde, sağ böbreğini neredeyse tamamen dolduran büyük boyutlu bir taş olduğu belirlendi. Daha önce de böbrek taşı nedeniyle tedavi gören ve çocukluk yaşlarından itibaren taş hastalığıyla mücadele ettiği öğrenilen hastaya, Üroloji Kliniği uzmanları tarafından kapalı ameliyat önerildi. Kapalı yöntemle tamamen temizlendi Operasyonu gerçekleştiren Üroloji Kliniği Uzmanı Dr. Mehmet Levent Akbulut, taşın büyüklüğüne dikkat çekerek, "Hastamızın böbreğinde yaklaşık 8 santimetre çapında büyük bir taş vardı. Tıpta bu tabloya ‘staghorn’, yani geyik boynuzu taşı diyoruz. Eğer bu taş alınmasaydı, böbrek fonksiyonunu tamamen kaybedebilirdi. Biz de perkütan nefrolitotomi adını verdiğimiz kapalı yöntemi tercih ettik. Tomografi yardımıyla planlama yaparak, böbreğe küçük bir delikten girip taşı parçalara ayırarak tamamen temizledik. Ameliyat sonrası hastamızın böbreği taşsız hale getirildi" dedi. Dr. Akbulut, söz konusu yöntemin açık ameliyata göre çok daha hızlı iyileşme süreci sağladığını ve bu tür kompleks operasyonların Malatya’da başarıyla gerçekleştirilebildiğini belirtti. "Yarım su bardağı kadar taş çıktı" Başarılı operasyon sonrası kısa sürede sağlığına kavuşan Ülkü Sabaner, "Bir akşam şiddetli sancıyla acile başvurdum. Yapılan kontrollerde büyük bir taşım olduğu ortaya çıktı. Doktorlarım kapalı yöntemle ameliyat edilebileceğini söylediler. Pazartesi günü ameliyat oldum, üç gün sonra taburcu oldum. Çıkan taş neredeyse yarım su bardağı kadardı. Açık ameliyata göre çok daha kolay bir süreçti. Bir hafta içinde normal hayatıma geri döndüm. Başta doktorum olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı Modern yöntemlerle büyük şehirlerdeki imkanlar Malatya’da Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanan modern cerrahi teknikler sayesinde, böbrek taşı tedavileri açık ameliyata gerek kalmadan gerçekleştirilebiliyor. Hastane yönetimi, ileri teknolojiye sahip cihazlar ve uzman hekim kadrosu sayesinde, hastaların benzer operasyonlar için artık büyük şehirlerdeki hastanelere gitmek zorunda kalmadığını vurguladı.
30 Eylül 2025 Salı - 16:49
Kütahya’da Sağlıklı Yaşam Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Merkezi açıldı
Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) bünyesinde kurulan Sağlıklı Yaşam Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Merkezi (SAFİR), düzenlenen törenle hizmete girdi. KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin konuşmasında, merkezin fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında önemli bir boşluğu dolduracağını belirterek, öğrencilere uygulamalı eğitim imkânı sunacağını ve bilimsel araştırmalara katkı sağlayacağını ifade etti. Tekin, merkezde çocuklardan yaşlı bireylere, sporculardan MS hastalarına kadar geniş bir yelpazede fizyoterapi hizmetleri verileceğini aktardı. Vali Musa Işın ise konuşmasında, KSBÜ’nün sağlık alanında şehre ve ülkeye büyük katkılar sunduğunu vurgulayarak, "Artık fakültelerimizde ve hastanelerimizde her türlü cerrahi müdahale yapılabilmekte, dışarıya sevk neredeyse yok denecek kadar azalmıştır. Bu ünitenin şehrimize ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyor, hizmet alacak her vatandaşımızın şifa bulmasını temenni ediyorum" dedi. Yaklaşık 250 metrekarelik alanda kurulan merkezde, modern cihazlarla donatılmış üniteler, yeni nesil egzersiz ekipmanları, denge platformları ve radyasyonsuz omurga tarama cihazı bulunuyor. Konuşmaların ardından kurdele kesilerek merkezin açılışı yapıldı. Program, protokol üyelerinin merkezdeki birimleri gezmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Açılışa Kütahya Valisi Musa Işın, il protokolü, üniversite temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.
30 Eylül 2025 Salı - 16:48
Nefes borusuna mandalina dilimi takılan öğrenciyi, öğretmenin Heimlich manevrası kurtardı
Sivas’ta okulda nefes borusuna mandalina dilimi takılan öğrenciyi, öğretmenin Heimlich manevrası kurtardı. Edinilen bilgiye göre olay, Fatih Sultan Mehmet Ortaokulu’nda meydana geldi. 5. sınıf öğrencisi Ertan Polat teneffüste yediği mandalina diliminin nefes borusuna takılmasıyla nefessiz kaldı. Durumu fark eden nöbetçi öğretmen Gülsüm Ekici, hızlıca öğrenciye müdahale ederek Heimlich manevrası yaptı. Öğrencinin nefes borusuna takılan parça manevrayla birlikte çıktı. Okulda kısa süreli panik yaşanırken, Polat’ın sağlık durumunun iyi olduğu ve derslerine devam ettiği öğrenildi. Ekici’nin bir süre önce İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ilk yardım eğitimine katıldığı öğrenildi.
30 Eylül 2025 Salı - 16:47
Kütahya’da Sağlıklı Yaşam Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Merkezi açıldı
Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) bünyesinde kurulan Sağlıklı Yaşam Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Merkezi (SAFİR), düzenlenen törenle hizmete girdi. Açılışa Kütahya Valisi Musa Işın, il protokolü, üniversite temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin konuşmasında, merkezin fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında önemli bir boşluğu dolduracağını belirterek, öğrencilere uygulamalı eğitim imkânı sunacağını ve bilimsel araştırmalara katkı sağlayacağını ifade etti. Tekin, merkezde çocuklardan yaşlı bireylere, sporculardan MS hastalarına kadar geniş bir yelpazede fizyoterapi hizmetleri verileceğini aktardı. Vali Musa Işın ise, konuşmasında, KSBÜ’nün sağlık alanında şehre ve ülkeye büyük katkılar sunduğunu vurgulayarak, "Artık fakültelerimizde ve hastanelerimizde her türlü cerrahi müdahale yapılabilmekte, dışarıya sevk neredeyse yok denecek kadar azalmıştır. Bu ünitenin şehrimize ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyor, hizmet alacak her vatandaşımızın şifa bulmasını temenni ediyorum" dedi. Yaklaşık 250 metrekarelik alanda kurulan merkezde, modern cihazlarla donatılmış üniteler, yeni nesil egzersiz ekipmanları, denge platformları ve radyasyonsuz omurga tarama cihazı bulunuyor. Konuşmaların ardından kurdele kesilerek merkezin açılışı yapıldı. Program, protokol üyelerinin merkezdeki birimleri gezmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
30 Eylül 2025 Salı - 16:37
Hayırseverin vasiyeti yerine getirildi, sağlık merkezi hizmete girdi
Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde vefat eden hayırsever Hüseyin Gümüşlü’nün vasiyetini yerine getiren evlatları, Karacaali Aile Sağlığı Merkezi’ni tamamlayarak hizmete açtı. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde yapımı tamamlanan Karacaali Aile Sağlığı Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Geçtiğimiz yıl Karacaali Mahallesi’ne aile sağlığı merkezi kazandırılması için hayırsever Hüseyin Gümüşlü ile protokol imzalanmış, ancak Gümüşlü’nün vefatı üzerine proje yarım kalmıştı. Hayırseverin oğulları Mehmet ve Nebi Gümüşlü ile torunu Hüseyin Gümüşlü, merhum babalarının vasiyetini yerine getirerek kısa sürede aile sağlığı merkezini tamamladı. Hüseyin Gümüşlü Karacaali Aile Sağlığı Merkezi adı verilen sağlık ocağının açılışına Sarıgöl Kaymakamı Halil Dalak, Sarıgöl eski Kaymakamı Ali Arıkan, Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz, Manisa İl Sağlık Müdürü Opr. Dr. Mehmet Fatih Zeren, Gümüşlü ailesi ve çok sayıda vatandaş katıldı. Hayırsever iş insanının evlatları ve torunu, babalarının vasiyetini yerine getirmenin gururunu yaşadıklarını belirterek, merkezin hizmete girmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.
30 Eylül 2025 Salı - 14:12
Klinik Psikoloğu Koçakgöl’den mevsim geçişi uyarısı
Mevsimsel geçiş dönemlerinde yaşanan ruh hali değişimlerinin günlük yaşam kalitesini düşürebildiğini belirten Medical Point Gaziantep Hastanesi Klinik Psikoloğu Selin Seda Koçakgöl, mevsimsel geçişlerin psikolojik etkilerine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Mevsimsel geçiş dönemlerinde yaşanan ruh hali değişimlerinin, bazı bireylerde daha belirgin hale gelerek günlük yaşam kalitesini düşürebildiğini belirten Medical Point Gaziantep Hastanesi Klinik Psikoloğu Selin Seda Koçakgöl uyarılarda bulundu. Havaların soğuması, günlerin kısalması, güneş ışığının azalmasıyla birlikte birçok kişinin farkında olmadan psikolojik olarak etkilenebildiğini aktaran Medical Point Gaziantep Hastanesi Klinik Psikoloğu Selin Seda Koçakgöl,"Havaların soğuması, günlerin kısalması, güneş ışığının azalmasıyla birlikte birçok kişi, farkında olmadan psikolojik olarak etkilenebiliyor. Mevsimsel geçiş dönemlerinde yaşanan bu ruh hali değişimleri, bazı bireylerde daha belirgin hale gelerek günlük yaşam kalitesini düşürebiliyor" dedi. "Sonbahar ve kış aylarında depresyon riski artabiliyor" Psikolog Koçakgöl, özellikle sonbahar ve kış aylarında ortaya çıkan mevsimsel duygudurum bozukluğuna dikkat çekerek, "Güneş ışığına daha az maruz kalmak, biyolojik saatimizi ve serotonin düzeylerimizi etkileyebilir. Bu da bireylerde enerji düşüklüğü, isteksizlik, uyku düzeninde bozulmalar ve depresif duygu durumlara yol açabilir. Bazı bireylerde bu durum ‘Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu (SAD)’ olarak tanımlanan klinik bir tabloya dönüşebilir" ifadelerini kullandı. "Her halsizlik depresyon değildir, ama dikkate alınmalı" Mevsim geçişlerinde yaşanan yorgunluk, halsizlik ve motivasyon kaybının herkes için geçerli olabileceğini vurgulayan Koçakgöl, bu belirtilerin uzun süreli ve yoğun olması durumunda bir uzmana başvurulması gerektiğini belirtti. Mevsimsel geçişlerden daha az etkilenmek için önerilerde bulunan Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, "Her ruh hali değişimi bir psikolojik rahatsızlık anlamına gelmez; ancak bireyin işlevselliğini bozacak düzeye gelmişse profesyonel destek alınmalıdır. Mümkün olduğunca gün ışığından yararlanın. Uyku düzeninize dikkat edin. Düzenli egzersiz yapın ve açık havada vakit geçirin. Sosyal ilişkileri ihmal etmeyin. Beslenme düzeninizi dengede tutun. Kendinize zaman ayırın, hobi edinin. Gerekli durumlarda psikolojik destek almaktan çekinmeyin" şeklinde konuştu. Mevsimsel geçişi sağlıklı atlatabilmek için destek almanız oldukça kıymetli olduğunu söyleyen Koçakgöl, "Unutmayın, ruh sağlığı fiziksel sağlığımız kadar önemlidir. Mevsimsel değişimlere bağlı duygusal dalgalanmalar yaşıyorsanız yalnız değilsiniz; ancak bu süreçleri daha sağlıklı atlatabilmek için destek almanız oldukça kıymetlidir" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder