Son Dakika
|
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Galatasaray ile Fenerbahçe 406. randevuda
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Michael Eneramo hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Bayraktar: "Medeniyet mücadelemizi sanatın aydınlığıyla yeni bir menzile ulaştırıyoruz"
İstanbul Havalimanı’nda İran uçuşları yeniden başladı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Pakistan Başbakanı Şerif ile görüştü
İran’dan sert uyarı: "Abluka ve haydutluğa devam ederse sert karşılık veririz"
Ankara’da feci kaza: Kamyonun ezdiği 4 yaşındaki çocuk kurtarılamadı
Galatasaray’da derbide hedef galibiyet
Fenerbahçe’de tek hedef; derbi galibiyetiyle yarışa tutunmak
SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi"
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:02
Iğdır’da süt ve süt ürünlerine sıkı denetim
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, halkın güvenilir gıdaya ulaşması için süt ve süt ürünlerine yönelik denetimlerini artırdı. Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, süt ve süt ürünlerine yönelik denetimlerini artırarak halk sağlığını korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı talimatıyla başlatılan "Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik Resmi Kontroller" kapsamında denetimler ve numune alma işlemleri ülke genelinde eş zamanlı olarak yürütülüyor. Bu kapsamda Iğdır’da da ekipler sahadaki çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Gıda kontrol ekipleri tarafından yapılan denetimlerde; hastaneler, okul kantinleri, öğrenci yurtları, şarküteriler ve yerel marketler mercek altına alınıyor. Bu noktalardan alınan numuneler analiz için laboratuvara gönderilirken, ürünlerin muhafaza sıcaklıkları, saklama şartları ve işletmelerin hijyen standartları titizlikle inceleniyor. Yetkililer, denetimlerin düzenli olarak devam edeceğini belirterek vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasının öncelikleri olduğunu vurguladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:54
Düzce’de üreme sağlığı eğitimi verildi
DÜZCE (İHA) – Düzce’de 2026 yılı ikinci grup üreme ve cinsel sağlık modüler eğitimi gerçekleştirildi. Sağlık alanında farkındalık oluşturmak ve hizmet kalitesini artırmak amacıyla düzenlenen eğitim programı, ilgili sağlık personelinin katılımıyla tamamlandı. Sağlık ekipleri eğitim süresince katılımcılara üreme sağlığı, cinsel sağlık, koruyucu sağlık hizmetleri ve danışmanlık süreçlerine ilişkin kapsamlı bilgiler aktardı. Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimlerde, güncel yaklaşımlar ve uygulamalar detaylı şekilde ele alındı. Programın sonunda katılımcıların görüş ve değerlendirmeleri alınarak eğitim sürecine ilişkin geri bildirimler toplandı. Değerlendirme süreci, Sağlıklı Hayat Merkezi sorumlu hekimi Uzm. Dr. Sultan İlay Tunçez ile USEM eğitimcileri tarafından yürütüldü.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 09:23
Diş ağrısı şikayetiyle gitti 25 dişinden oldu
2
24 Nisan 2026 Cuma- 11:16
Samsun’un kalbi yerli teknolojiyle koruma altında: 3 noktada hizmete girdi
3
23 Nisan 2026 Perşembe- 09:01
Van’da ‘Her Gebeye Bir Ebe’ dönemi: 6 bin anne adayına ulaşıldı
4
24 Nisan 2026 Cuma- 10:34
Sosyal medyadaki "paket egzersizlerin" faturası ağır olabilir
5
22 Nisan 2026 Çarşamba- 10:19
’Romatolojik hastalıklar, kas ve eklemlerde kalıcı hasar bırakabilir’
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:08
Kış aylarının ‘doğal ısı kaynağı’ besinler
Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, kış aylarında pekmezin yanı sıra kuru bakla ve kuruyemişin de tokluk hissi ve enerji sağlayarak vücut ısısını koruyabileceğini söyledi. Kış aylarında ısınmak için akla ilk gelen besinin pekmez olduğunu söyleyen Betül Merd, "Soğuk havalar kapımızı çaldığında, hem bağışıklığımızı güçlendirmek hem de vücudumuzu sıcak tutmak için beslenmemize biraz daha dikkat etmemiz gerekir. İşte bu noktada akla ilk gelen geleneksel lezzetlerimizden biri; pekmez. Pekmez, içerdiği doğal şekerler sayesinde hızlı enerji sağlar, kan dolaşımını destekler ve özellikle üşüme şikâyeti olan kişiler için kış aylarında adeta doğal bir ısı kaynağıdır. Bunun yanında demir, kalsiyum ve potasyum açısından da zengindir. Özellikle sabahları bir tatlı kaşığı pekmez tüketmek, hem gün boyu enerji verir hem de vücut direncini artırır" dedi. Merd, sadece pekmez değil; kuruyemiş ve kuru baklanın da kışın enerji vererek vücut ısısını koruyabileceğini söyleyerek, "Tabii ki sadece pekmez değil, kış aylarında bizi içten ısıtacak başka besinler de var. Zencefil ve tarçın gibi baharatlar, metabolizmayı hızlandırır, kan dolaşımını artırarak vücudu ısıtır. Kuru baklagiller, içerdiği kompleks karbonhidratlar sayesinde uzun süreli tokluk sağlarken aynı zamanda vücuda enerji verir. Kuruyemişler ise sağlıklı yağ asitleri ile hem bağışıklığı destekler hem de sıcaklık hissini artırır. Çorba ve sıcak bitki çayları da hem sıvı ihtiyacımızı karşılar hem de soğuk günlerde içimizi ısıtır. Kısacası, kış beslenmesinde doğanın bize sunduğu bu şifa kaynaklarını sofralarımızda bulundurmak çok önemli. Pekmez gibi geleneksel ürünlerimizi modern beslenme alışkanlıklarımızla birleştirerek, hem sağlıklı kalabilir hem de soğuk günlerde enerjimizi yüksek tutabiliriz" ifadelerini kullandı.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:07
Uzmanı açıkladı: "Ağır okul çantaları çocuklarda skolyoz riskini artırıyor"
Çocukların ağır çanta taşımasının skolyoza yol açabileceğini söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar, çantaların boy ve kilo uyumuna dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Okul çağındaki çocukların omurga sağlığı, kullandıkları çantaların ağırlığı ve ergonomisiyle doğrudan ilişkili oluyor. Günlük olarak ders kitapları, defterler ve beslenme çantalarıyla taşınan yükler, çocuğun kilosuna oranla fazla olduğunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Çanta seçiminde boy ve kilo uyumuna dikkat edilmemesi, omuz askılarının dar ve sert olması ya da tek omuzda taşınması omurga üzerinde baskı oluşturuyor. Bu baskının ise uzun vadede duruş bozukluklarına, kas, iskelet sistemi rahatsızlıklarına ve omurga eğriliği yani skolyoz hastalığına sebep olabiliyor. Özellikle küçük yaşlarda gelişim sürecinde olan çocuklarda ağır çanta kullanımı, ilerleyen yıllarda geri dönüşü zor sağlık problemlerini beraberinde getirebiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar, çocukların boyuna ve kilosuna uygun çantalar tercih edilmesi gerektiğini belirterek, omurga sağlığının korunmasına vurgu yaptı. "Çocuklara uygun çantalar tercih edilmeli" Çocukların çantasında gereksiz ağırlık yapabilecek oyuncak gibi eşyaların olmamasına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Tuğçe Uçar, "Çocuğun boyuna uygun çok büyük olmayan çanta tercih edilmeli. Omuz askılarının geniş ve yumuşak olması, çantanın mutlaka iki omuzdan takılması gerekiyor. Bel kemeri veya göğüs kayışı olan çantalar ağırlığı daha dengeli dağıtıyor. Çanta çocuğun kilosunun yüzde 10’unu geçmemeli. Yani 20 kilogram olan bir çocuğun okul çantasının ağırlığı 2 kilogramı geçmemeli. Çantanın hafif ama dayanıklı malzemeden yapılmış olmasına, içerisinde gereksiz ağırlık yapabilecek oyuncak gibi eşyaların olmamasına dikkat etmeliyiz. Ayrıca içine acil durum kartı da eklemek faydalı olacaktır. Çocuğun adı, veli telefon numarası ve alerjilerde yazılıp çantanın içerisine konulabilir. BPA içermeyen plastik, paslanmaz çelik ya da cam mataralar güvenli seçeneklerdir. Dayanaklılık açısından paslanmaz çelik mataralar daha uygundur. Kolay temizlenen ve geniş ağızlı modeller tercih edilmelidir. Kolaylıkla açılıp kapanan, damlatmayan kapaklı ya da pipetli mataralar çocuklar için iyi bir pratik olur. Çocuğun sevdiği renk veya desenlerde seçildiğinde su içme alışkanlığı da artıyor. Tabi diğer önemli nokta suyun her gün taze olması ve mataraların düzenli olarak temizlenmesidir. Beslenme çantalarının iç yüzeyi silinebilir ve temizliği kolay olan çantalar tercih edilmelidir. Termal özelliği olursa yiyeceklerin tazeliği de korunur" dedi. "Omurga sağlığı için önemli" Uçar, plastik içerikli materyallere dikkat edilmesi gerektiğini ifade ederek, "Çocukların beslenme çantalarına hazır gıdalar konulmamalıdır. Tam tahıllı yapılmış ekmekli sandviçler, peynir, yoğurt ya da ayran mevsim meyve ve sebzeleri ile kuruyemiş gibi sağlıklı alternatifler koymak en doğrusudur. Atıştırmalık ya da ara öğün içerisinde ev yapımı küçük bir kek dilimi ya da kuru meyve tercih edilebilir. Çok fazla ‘skolyoz’ dediğimiz omurga eğriliği sıklığında artış görüyoruz. Bu çocukların uygun olmayan şekillerde çantalarla yük taşıması sonrasında meydana geliyor. Bu yüzden çocuğun boyuna ve kilosuna uygun çanta seçimi omurga sağlığını korumak açısından çok önemli. Sağlıklı olarak pazarlanan plastik suluklar bile kendi içine mikroplastik ya da kimyasal salınım yapabiliyor. Sıcakta ve uygun saklama şartları sağlanmayınca artabiliyor. O yüzden matara seçiminde tercihimiz cam ya da paslanmaz çelik olmasıdır" diye konuştu.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 11:56
Soğuklarla birlikte grip dalgası erken geldi: Uzmanlardan ’bağışıklık’ uyarısı
Sonbaharın başlamasıyla grip ve solunum yolu enfeksiyonlarında artış görüldü. Hastanelerde özellikle çocuk, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan hastalarda yoğunluk yaşanırken uzmanlar, "Bu yıl mevsimsel enfeksiyonlar erken başladı, önlemleri ihmal etmeyin" uyarısı yaptı. Samsun Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, grip hakkında yaptığı açıklamada, "Gribi sadece ateş ve öksürükten ibaret sanıyoruz. Oysa bağışıklık zayıfsa zatürreye, kalp hastalıklarının tetiklenmesine, hatta hastaneye yatışlara kadar ilerleyebiliyor. Bu nedenle herkesin kişisel korunma tedbirlerini ciddiyetle uygulaması gerekiyor" dedi. 5 altın kural Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, enfeksiyonlardan korunmada 5 altın kuralı şöyle sıraladı: "Ellerin en az 20 saniye sabunla yıkanması. Kapalı alanların düzenli havalandırılması. Mevsim sebze-meyveleri, düzenli uyku ve yeterli su tüketimiyle bağışıklığın güçlendirilmesi. Kalabalık ortamlarda maske ve mesafe kurallarına dikkat edilmesi. Ateş ve öksürük birkaç günden uzun sürerse doktora başvurulması." Grip aşısı hatırlatması Prof. Dr. Geyik, grip aşısının özellikle risk grubundakiler için hayati önem taşıdığını belirterek, "65 yaş üstü bireyler, kronik hastalar, hamileler ve sağlık çalışanları mutlaka aşılanmalı. Aşı erkenden yapılmalı, çünkü bağışıklık sisteminin hazırlanması zaman alıyor. Grip aşısıyla beraber, güçlü bağışıklık, hijyen ve basit önlemlerle hem kendinizi hem sevdiklerinizi koruyabilirsiniz" ifadelerini kullandı.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 11:37
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde gebe okulu hizmete açıldı
Fırat Üniversitesi Hastanesi, anne adaylarının gebelik sürecini daha sağlıklı ve bilinçli geçirmelerine katkı sağlamak amacıyla GebeOkulu’nu hizmete açtı. Sağlık Bakanlığı, 14 Aralık 2024 tarihli yönetmelik ile üniversite hastanelerine de dâhil olmak üzere kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığı dalında faaliyet gösteren tüm hastanelerde gebe okulu açma zorunluluğu getirdi. Bu kapsamda Fırat Üniversitesi Hastanesi, anne adaylarının gebelik sürecini daha sağlıklı ve bilinçli geçirmelerine katkı sağlamak amacıyla Gebe Okulu’nu hizmete açtı. Gebe Okulu’nda anne adaylarına; gebelik süreci, doğuma hazırlık, doğum yöntemleri, anne sütü ve emzirme, lohusalık dönemi, bebek bakımı ve beslenmesi gibi konularda eğitimler veriliyor. Eğitimler, alanında uzman doktorlar, ebeler, diyetisyenler, fizyoterapistler ve psikologlar tarafından yürütülüyor. Anne adaylarının kaygılarını azaltmak, doğum öncesi ve sonrası bilinç kazandırmak, bebek bakımında doğru uygulamaları öğretmek, aileleri sürece aktif olarak dâhil etmek amaçlanıyor. Fırat Üniversitesi Hastanesi gebe okulu sorumlu hemşiresi Sevda Erdim Çelik, okulun amacının anne adaylarını gebelik süreci, doğum ve doğum sonrası dönem hakkında bilinçlendirmek olduğunu ifade etti.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:59
Van Büyükşehir Belediyesinin personellerine ’İş Güvenliği’ eğitimi
Van Büyükşehir Belediyesi, hizmet içi eğitim programları kapsamında, personelinin daha sağlıklı ve bilinçli bir şekilde çalışmalarını desteklemek amacıyla ’İş Sağlığı ve Güvenliği’ eğitimi düzenledi. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından organize edilen eğitim, iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin katılımıyla Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığının konferans salonunda gerçekleştirildi. Eğitimde; iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuatlar, yönetmelikler, işyeri uygulamaları, ilkyardım bilgileri ve acil durum yönetimi gibi önemli konulara yer verildi. Eğitimde, işveren ve işçinin sorumlulukları detaylı bir şekilde anlatıldı. Uzmanlar, katılımcılara iş kazaları, meslek hastalıkları ve çalışanların yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgi verirken, hastalıklardan korunma yolları ve güvenli çalışma ortamları hakkında da bilgilendirmeler yaptı. İki gün süren eğitime; İş Güvenliği Uzmanı Osman Fidan, İş Güvenliği Uzmanı Yusuf Demir ve İşyeri Hekimi Dr. Parisa Hadi Chelan katıldı.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:42
Ayrılma kaygısı çocukları zorluyor
Ayrılma kaygısı, çocukların sevdikleri kişilerden (özellikle anne-baba) uzakta kalma düşüncesiyle yaşadıkları doğal bir duygusal tepki. Çam Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Ve Ergen Psikiyatrisi Dr. Öğr. Üyesi Yasin Çalışkan okula yeni başlayan 3-6 yaş arası çocuklarda oldukça yaygın görüldüğünü ve gelişimsel olarak beklenen bir süreç olduğunu belirterek, "Bu kaygı genellikle ağlama, ayrılmakta zorlanma, fiziksel şikâyetler (karın ağrısı, baş ağrısı) ve okula gitmeyi reddetme şeklinde kendini gösterir" dedi. Çalışkan, çocuklarda bu kaygıyı azaltmak için şu tavsiyelerde bulundu: "Okul hakkında pozitif konuşmalar yapın, okulun eğlenceli bir yer olduğunu vurgulayın Okul binasını dışarıdan gösterin, mümkünse bahçesinde oynayın Okul saatlerine uygun uyku ve beslenme rutini oluşturmaya başlayın Ayrılık durumlarını kademeli olarak artırın (kısa süreli akraba ziyaretleri gibi) Veda ritüeli oluşturun: Kısa, tutarlı ve net bir ayrılma rutini belirleyin Uzun vedalar yapmaktan kaçının; bu kaygıyı artırabilir "Öğle yemeğinden sonra geliyorum" gibi somut zaman ifadeleri kullanın Çocuğunuzla geleceği planları yapın: "Okuldan çıkınca parkta oynarız" Çocuğunuzun duygularını anlayışla karşılayın: "Beni özleyeceğin için üzgün olduğunu anlıyorum" Kaygılarını küçümsemeyin veya "büyük çocuklar ağlamaz" gibi ifadeler kullanmayın Evden bazı nesneleri (oyuncak, fotoğraf) götürmesine izin verin Başarılarını kutlayın: "Bugün çok cesur davrandın!" Çocuğunuzun özelliklerini, sevdiği aktiviteleri öğretmenle paylaşın İlk haftalarda daha erken alım yapabilirsiniz Öğretmenden günlük kısa bilgiler isteyin". Çalışkan, ayrılma kaygısının 4-6 hafta sürmesi halinde, çocuğun günlük işlevlerini ciddi şekilde etkilediğinde veya fiziksel belirtiler (sürekli karın ağrısı, iştahsızlık) görüldüğünde çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alınmasını tavsiye etti. Çalışkan, "Her çocuk farklı bir tempo ile uyum sağlar. Sabırlı, tutarlı ve sevgi dolu yaklaşımınız, çocuğunuzun okul hayatına sağlıklı bir başlangıç yapmasında en önemli faktördür. Bu süreç çocuğunuzun bağımsızlık kazanmasına ve sosyal becerilerinin gelişmesine önemli katkılar sağlayacaktır" dedi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:13
Bayburt’ta muhtarlara ruh sağlığı ve SAHA eğitimi verildi
Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından muhtarlara ‘Ruh Sağlığı Hastalıklarında Damgalamayla Mücadele’ ve ‘Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) Elçileri’ konularında eğitim verildi. Eğitim, İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki sosyal çalışmacı, psikolog ve hekimler eşliğinde gerçekleştirildi. Program boyunca muhtarlara, ruh sağlığı hastalıklarına yönelik önyargıları yıkma ve damgalamayla mücadele etme yolları detaylı bir şekilde anlatıldı. Ayrıca muhtarların köylerinde sağlık elçisi olarak aktif rol almasını sağlayacak SAHA Elçileri eğitimleri verildi. Programın sonunda, köylerinde sağlıklı yaşam bilincini yayacak ve vatandaşlara rehberlik edecek muhtarlara SAHA Elçileri sertifikaları takdim edildi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:04
60 yaşındaki kadın 3D yazıcıyla üretilen kalça proteziyle sağlığına kavuştu
Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde 60 yaşındaki bir kadın hastaya, 3D yazıcı teknolojisiyle kişiye özel üretilen kalça protezi başarıyla yerleştirildi. Türkiye’de sayılı merkezde uygulanabilen operasyon, bölgede ikinci kez gerçekleştirildi. Zonguldak’ın Karadeniz Çaycuma ilçesinde yaşayan 60 yaşındaki Elmas Kara, doğuştan kalça çıkığı nedeniyle yıllardır süren ağrılarla mücadele etti. Daha önce üç kez farklı şehirlerde ameliyat olan Kara, istediği sonuca ulaşamayınca yatağa mahkûm hale geldi. Yedi buçuk santim kısalık ve özel terlikle yürümek zorunda kalan son 5 aydır da hiç yürüyemez hale geldi. Karadeniz Ereğli Özel Anadolu Hastanesi’nde planlaması yapılan ve gerçekleştirilen 3D yazıcı destekli kişiye özel protez ameliyatıyla yeniden sağlığına kavuştu. Hastanenin Başhekimi ve Ortopedi-Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Volkan Tutuş, kişiye özel üretilmiş protezin bu ameliyatta kullanıldığını ifade ederek "Hastamız 60 yaşında. Hiç yürüyemiyordu. Özellikle Kurban Bayramından beri yatağa mahkûm bir hastaydı. Çünkü daha önceden her iki kalçasından da çeşitli ameliyatlar geçirmiş, kalça protezlerinde problemler yaşamış ve ona bağlı da kalça kemiğinde bazı erimeler gelişmiş, kemik boşluklar gelişmiş. Standart protezlerin yerleştirileceği bir kemik alan kalmadığı için bu teknolojiyi kullanmayı uygun gördüm. Şimdi bu yaptığımız ameliyatın ismi Custom Made Kalça Revizyon Protezi(kişiye özel üretilmiş protez). Hastanın 1 mm ince kesitli tomografisini çektirdikten sonra bilgisayarda tasarımı yapılıyor ve sonrasında 3D yazıcıdan örnek model üretiliyor. Örnek model incelenip deneme sonrası uygun görülen parçanın Titantumdan üretimi yapılıyor. Bunu teknolojik olarak her yerde kullanabiliyorlar" dedi. Söz konusu protezlerin çene ve kafa kemiklerinde de kullanıldığını belirten Tutuş, "Çene kemiklerinde, kafa kemiklerinde kemiklerin eksik olduğu her yerde bu teknoloji kullanılabiliyor. Kişiye özel titanyum içerikli protez üretilebiliyor. Ben de bunu kalça yuvasında kullandım. Yaklaşık 4 saatlik bir ameliyatla başarıyla implant ettik. Sonraki süreçte hastamızı takip ediyoruz. Hastamız şu anda gayet iyi. Biraz ağrılar var tabii ki büyük bir cerrahi olduğu için. Ama hastayı hemen oturtabileceğiz. Oturamıyordu. Hemen oturabilecek. Yaklaşık 6-8 haftada buranın biraz implantla kemiğin kaynaması sonrası hastaya yük verdirmeye başlayacağız. Ama şu an hasta rahat rahat oturabiliyor. Özellikle ortopedik cerrahilerde implantlar çok önemli, kişiye uyumlu implantlar çok önemli. Hepsi hemen hemen boy boy standart standart oluyor ekseriyâ onları kullanıyoruz, rutin değişim ameliyatlarında revizyon ameliyatlarında. Ama hani bu tarz özel kemik yokluğu olan kişilerde 3 boyutlu yazıcıdan çıkarılarak üretilen implantlar hastalara umut vaat ediyor" şeklinde konuştu. Ameliyat olan 60 yaşındaki Elmas Kara ise yıllardır süren ağrıların ardından sağlığına kavuştuğunu ifade ederek, "Doğuştan kalça çıkımı vardı. Başka bir hastalığım yok. Hiçbir hastalığım yok. 50 yaşından sonra başladı aslında rahatsızlıklarım biraz. 4 tane çocuğum var. Ağrılar başlayınca birkaç kişiden duyduğum ameliyata başvurdum işte. Volkan hocamızı da tanıyordum da buraya geldiğini bilmiyordum. Üç defa Karabük’te ameliyat geçirdim. İstediğim sonuca hiç ulaşamadım. Devamlı ağrı oluyordu. Bana dediler orada üç ay arayın ameliyat olacaksın. Ama bir sene, bir buçuk sene geçti. Ben yedi buçuk santim terlikle gezdim. Onu yaptı, bacak bozulma yaptı dengesizlikten. İkinci oldum, yine bozuldum. Kemik kırılmış içinde parçalanmış. Hocam daha görmüştür. Parçalanmış kemik. Kemik tutmadı yani. Hep ağrı ağrı krem, hap. Yutmadığım hap kalmadı. Ama şu an çok iyiyim. Çok mutluyum şu an. Söyleyecek hiçbir şeyim yok. Volkan Hocam sayesinde inşallah yaşım 60 ama sağlığımı kavuşacağım. Yedi tane torunum var. Sevinçten ağlamak istiyorum. Uzun zamandır böyle rahat oturamıyordum" şeklinde duygularını paylaştı. Başarılı operasyonun ardından hastanın tedavi sürecinin devam ettiği bildirildi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 09:52
Kanserin sessiz ilerleyişini taramalarla durdurun
Meme Kanseri Farkındalık Ayında erken tanının hayati rolüne dikkat çeken Denizli Özel Egekent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Tekin, "Kanserin sessiz ilerleyişini taramalarla durdurmak mümkün. Bu ay, kadınların sağlığını korumak adına atılacak adımların dönüm noktası olabilir" dedi. Denizli Özel Egekent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Tekin, Meme Kanseri Farkındalık Ayında erken teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi. Ekim ayının dünya genelinde Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak kutlandığını ve bu dönemde erken tanının öneminin bir kez daha masaya yatırıldığını belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Tekin, "Her yıl milyonlarca kadını etkileyen meme kanseri, erken evrede tespit edildiğinde tedavi başarı oranını yüzde 90’ın üzerine çıkarıyor. Düzenli mamografi taramaları ve kendi kendine muayene gibi basit yöntemlerle hastalığın erken teşhisinin mümkün olabiliyor. Erken tanı, meme kanserinde hayatta kalma şansını dramatik bir şekilde artırır" diyerek, kadınların farkındalık etkinliklerine katılımını teşvik etti. Farkındalık ayında yapılan ücretsiz tarama kampanyalarının önemine dikkat çeken Op. Dr. Mustafa Tekin, "Erken tanının faydaları, istatistiklerle de destekleniyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, meme kanseri vakalarının yüzde 40’ı erken evrede yakalandığında tam iyileşme sağlanabiliyor. Ancak geç teşhislerde tedavi süreci zorlaşıyor ve metastaz riski artıyor. Kadınlar 40 yaşından itibaren yıllık mamografi yaptırmalı. Bu kanserin sessiz ilerleyişini durdurmanın en etkili yolu. Meme kanseriyle mücadelede erken tanı, bireysel ve toplumsal bir sorumluluk haline geliyor. Farkındalık ayı etkinlikleri, seminerler ve sosyal medya kampanyalarıyla bu mesajı yaymayı amaçlıyor. Erken tanı sayesinde birçok hayat kurtulabilir, lütfen ihmal etmeyin. Bu ay, kadınların sağlığını korumak adına atılacak adımların dönüm noktası olabilir" ifadeleriyle herkesi düzenli kontroller için harekete geçmeye çağırdı.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 09:50
Karaciğer metastazını yenerek hayata döndü
Beş yıl önce ileri evre kalın bağırsak kanseri teşhisi konan ve karaciğerinin her iki tarafında çok sayıda metastaz bulunan Huriye Kuyucu, İzmir Medical Point Hastanesinde gerçekleştirilen iki aşamalı özel cerrahi sayesinde yeniden hayata tutundu. Huriye Kuyucu, "Ben yeniden nefes aldım, hayata tekrar sarıldım" dedi. İzmir Medical Point Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Can Karaca ve ekibi, ileri evre kalın bağırsak kanseri tanısı alan ve aynı zamanda karaciğerinin her iki tarafında çok sayıda metastaz bulunan Huriye Kuyucu’ya uyguladıkları özel cerrahi yöntemle önemli bir başarıya imza attı. Zorlu tedavi sürecinin ardından Huriye Kuyucu, bugün tedavisinin beşinci yılını tamamen hastalıksız bir şekilde geride bıraktı. "Halsizlik ve terleme şikayetiyle başladı" Sadece halsizlik ve terleme şikayetiyle başlayan süreç, kısa sürede tüm aile için büyük bir sınava dönüştü. Huriye Kuyucu o günleri şöyle anlattı: "Hayatımızın en sıradan gününde kontrolden çıkıp kızımla yemeğe gitmeyi planlıyorduk. Ama sonuçlar her şeyi değiştirdi. Dünyam başıma yıkıldı. Yine de hiç vazgeçmedim. Yüzde 1 şansım bile olsa değerlendirmek istedim. Ameliyat sonrası adeta yeniden doğdum. Bugün çocuklarımın büyüdüğünü görmek benim için en büyük mutluluk." İlk uygulamalardan biri Doç. Dr. Can Karaca, uygulanan yöntemin tıp dünyasında önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Bu yöntem, dünyada 2012’den itibaren uygulanmaya başlandı. İki aşamalı cerrahiyle, önce karaciğerin sağlıklı lobunu büyütüyor, ardından tümörlü kısmı çıkarıyoruz. Huriye Hanım’ın ameliyatı, Türkiye’deki ilk uygulamalardan biriydi. Bugün beşinci yılında hayatına hastalıksız olarak devam ediyor olması, yöntemin ne kadar etkili olduğunu gösteriyor." Dr. Karaca, bu tür ameliyatların yalnızca donanımlı merkezlerde ve deneyimli ekiplerle başarıyla yapılabileceğini vurgulayarak, "Bu yöntem geçmişte tedavi edilemez olduğu düşünülen karaciğerinin her iki tarafında metastaz bulunan hastalar için yeni bir umut sunuyor. Ancak unutulmamalı ki, bu sadece cerrahın değil; cerrahi ekibin, onkologların, yoğun bakımın, hemşirelerin yani tüm bir hastanenin ortak başarısıdır. Hastanın güveni de tedavinin en önemli parçasıdır" dedi. "Hayata yeniden sarıldım" Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Huriye Kuyucu, "Korkmasınlar, güvendikleri doktorlarına teslim olsunlar. Ben yeniden nefes aldım, hayata tekrar sarıldım" sözleriyle benzer süreç yaşayan hastalara umut oldu.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 09:43
Yazın yıpranan cildi sonbaharda yeniden canlandıracak öneriler
Yazın güneş ve çevresel etkenlerle yıpranan cildin, sonbaharda doğru uygulamalarla kendi kolajenini üreterek doğal şekilde yenilenebileceğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Gül Şekerlisoy, "Bu dönemde uygulanacak doğru tedaviler, cildin kendi kolajenini sentezlemesini uyararak doğal bir yenilenme sağlar" dedi. Yaz mevsimi boyunca güneş ışınları, deniz, rüzgar ve sıcaklık değişimleri cildi yoruyor. Yıpranan cildin sonbaharda tekrar canlandırmanın yolu doğru tedavi uygulamalarından geçiyor. Sonbaharın, cildin kaybettiklerini geri kazanması ve kışa daha güçlü hazırlanması için en uygun dönem olduğunu belirten Liv Hospital Samsun Dermatoloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, "Bu dönemde uygulanacak doğru tedaviler, cildin kendi kolajenini sentezlemesini uyararak doğal bir yenilenme sağlar" diye konuştu. "Cildi yenileyen modern uygulamalar" Uzm. Dr. Tatar, cildin doğal kolajen üretimini artıran modern ve bilimsel olarak kanıtlanmış uygulamaları şöyle sıraladı: "Altın iğne (Morpheus): Mikro iğneler ve radyofrekans enerjisiyle cildin alt tabakalarında kontrollü uyarım yaparak kolajen ve elastin üretimini artırır. İnce çizgiler azalır, gözenekler sıkılaşır ve yaz sonrası oluşan matlık giderilir. BBL (BroadBand Light): Güneş lekeleri, kızarıklık ve ince damar görünümüne karşı güçlü bir ışık uygulamasıdır. Cildin tonunu eşitler, parlaklık ve pürüzsüzlük sağlar, foto yaşlanmaya karşı koruma sağlar. Mezoterapi ve vitamin kokteylleri: Hyalüronik asit, vitamin, mineral ve aminoasitler cildin alt tabakasına verilir. Cilde canlılık kazandırır, susuzluğu giderir ve sağlıklı bir ışıltı sağlar. Kalsiyum aşıları: Cildin derin tabakasında kolajen üretimini tetikleyerek dolgunluk ve toparlanma sağlar. Biyo-stimülan dolgular (PLLA, PLC): Polilaktik asit ve polikaprolakton gibi biyouyumlu materyaller cildin kendi kolajenini sentezlemesine yardımcı olur. Sonuçlar doğal, uzun süreli ve giderek artan bir yenilenme sağlar." "Sonbahar, cildin yeniden doğuş mevsimi" Uzm. Dr. Tatar, "Sonbahar, yazın bıraktığı izleri silmek ve kışın kurutucu etkisine hazırlık yapmak için en doğru mevsimdir. Kliniğimizdeki modern cihazlar ve bilimsel temelli uygulamalarla cilde sağlık, parlaklık ve canlılık kazandırıyoruz. Amaç, doğallığı koruyarak kolajen üretimini artırmaktır" ifadelerini kullandı.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 09:39
Uzmanı uyardı: "Soğuk algınlığı ya da virüs için doğrudan ilaç yok bağışıklığı güçlü tutalım"
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Kemal Olgun, son günlerde artan soğuk algınlığı şikayetleriyle ilgili, "Virüs ya da soğuk algınlığı için doğrudan bir ilaç yok. Bu nedenle bağışıklık çok önemli. Sağlıklı beslenme, vitamin ve mineral desteğiyle vücudu güçlü tutmalıyız" dedi. Özem Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Olgun, son günlerde sıcaklık farkından dolayı vatandaşların yatağa düştüğünü ifade etti. Özellikle Adana’da hava sıcaklıklarının 60 derecelerden 30 derecelere kadar gerilediğine dikkat çeken Dr. Olgun, vücudun bu değişime uyum sağlamak için doğal bir direnç geliştirdiğini kaydetti. Olgun, "Vücudumuz yeni iklime uyum sağlarken hormonal dengelerimizi kullanıyor. Kortizon hormonu, tiroid hormonları devreye giriyor. Bu süreçte demir, magnezyum ve çinko gibi minerallere ihtiyaç duyuyoruz" diye konuştu. "Ateş 39-40’a çıkarsa sorun var demektir" Nezle ile gribi birbirinden ayırmak gerektiğini vurgulayan Olgun, "Şu anda soğuk algınlığından kastımız nezledir. Nezle, vücudun yeni iklime adaptasyonu demektir. Grip ise virüs kaynaklı bir hastalıktır. Eğer ateş 39-40 dereceye çıkıyorsa sorun var demektir" diye konuştu. "Bağışıklık sistemi çok önemli" Bağışıklık sisteminin önemine vurgu yapan Olgun, "Virüs ya da soğuk algınlığı için doğrudan bir ilaç yok. Bu nedenle bağışıklık çok önemli. Sağlıklı beslenme, vitamin ve mineral desteğiyle vücudu güçlü tutmalıyız. Kan tahliliyle demir, magnezyum ve çinko seviyelerimizi kontrol ettirmekte fayda var. Bazı kişiler soğuk algınlığını hafif burun akıntısıyla atlatıyor. Bağışıklığı zayıf olanlar ise ağır geçirerek yatağa düşüyor" diyerek sözlerini tamamladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder