Son Dakika
|
İzmir’de taksi şoförü cinayetinin iddianamesi kabul edildi
Avcılar kıyılarında tedirgin eden görüntü
Diyarbakır’da yolcu otobüsü devrildi: 1 ölü, 13 yaralı
Adalet Bakanı Gürlek: "Takipsizlik verilen tüm dosyalar incelenecek"
Bahçeli: "Okullarımızdaki saldırılar çok yönlü ele alınmalıdır''
Romanya'da enerji santralinde patlama
İzmir’de genç doktorun hayatını kaybettiği kazanın görüntüleri ortaya çıktı
İstanbul için şiddetli yağış uyarısı
Ankara’da boya fabrikasında çıkan yangında 1 işçi hayatını kaybetti
Erbaa’da öğrenci servisi ile otomobil çarpıştı: 10 öğrenci yaralandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Suriye Devlet Başkanı eş-Şara, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü
İran-ABD ateşkesi TSİ 03.00’te sona erecek
İletişim Başkanı Duran’dan Özgür Özel’e tepki
MHP Lideri Bahçeli’den Süper Lig’e yükselen Erzurumspor’a tebrik mesajı
Bakan Kurum, BM İcra Sekreteri Stiell ve İngiliz, Alman ve Japon mevkidaşları ile görüştü
Bakan Güler, NATO Genel Sekreteri Rutte ile bir araya geldi
İngiltere’de 1 0cak 2009 sonrası doğanlara ömür boyu sigara yasağı
SAĞLIK
Erzincan’da bazı branşlarda doktor eksikliği gündemde
21 Nisan 2026 Salı - 17:30:11
Erzincan ve Tunceli’den hastasını Erzincan’a getiren bazı vatandaşlar, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan doktor eksikliği nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını belirterek yetkililerden çözüm talep etti. Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yeni hizmet binasına taşınmasının ardından fiziki şartların iyileştiğini ifade eden vatandaşlar, bazı branşlarda uzman doktor bulunmaması nedeniyle farklı illere sevklerin arttığını dile getirdi. Tunceli’nin Pülümür ilçesinden Erzincan’a hastasını getiren Hüseyin Arslan, hematoloji hastası eşinin tedavisi için çevre illere gitmek zorunda kaldıklarını söyledi. Arslan, "Sadece ilaç yazdırmak için yüzlerce kilometre yol gitmek zorunda kalıyoruz. Bu durum yalnızca bizim değil, Erzincan ve Tunceli’de yaşayan birçok hastanın ortak sorunu." dedi. Bölgedeki hastaların sıklıkla Trabzon, Erzurum ve Elazığ gibi çevre illere sevk edildiğini belirten vatandaşlar, artan yol masrafları ve zaman kaybının ekonomik açıdan da yük oluşturduğunu ifade etti. Yetkililerden çözüm beklediklerini dile getiren vatandaşlar, sağlık hizmetlerine bulundukları şehirde erişebilmenin temel bir hak olduğunu vurguladı.
21 Nisan 2026 Salı - 16:55
87 yıllık hastane yapısal riskler nedeniyle 23 Nisan’da taşınıyor
Zonguldak’ta 87 yıldır hizmet veren Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi, yapısal riskler nedeniyle 23 Nisan 2026 itibarıyla Atatürk Devlet Hastanesi Site Ek Binası’na taşınıyor. Zonguldak’ta 87 yıldan bu tarafa vatandaşlara sağlık hizmeti sunan Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi 23 Nisan 2026 perşembe günü Atatürk Devlet Hastanesi Site Ek Binasına taşınacak olup, bu tarihten itibaren tüm birimleri ile yeni yerinde sağlık hizmeti verecek. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün konu ile ilgili olarak yapmış olduğu açıklamada özetle şöyle dedi: "Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanemizin ana binasında, ilave binalar, poliklinik binası ile tanı ve arşiv binalarında ciddi yapısal riskler tespit edilmişti. Bunu için Sağlık Bakanlığımız Sağlık Yapıları Yıkım Değerlendirme Komisyonu tarafından 21 Mart 2025 tarihinde yıkım kararı alınmıştı. 26 Eylül 2025 tarihinde İl Sağlık Müdürlüğümüze iletilmişti, yapılan idari ve teknik değerlendirmeler sonucunda sağlık hizmetinde aksama yaşanmaması ve vatandaşlarımızın mağduriyetini en aza indirilmesi amacıyla Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi Atatürk Devlet Hastanesi’ne bağlı site ek binaya taşınması Sayın Valimizin başkanlığında oluşturulan komisyon kararı alınmıştı. Yapılan düzenlemeler sonrası 23 Nisan 2026 Perşembe gününden itibaren Atatürk Devlet Hastanemiz Ek Binasında vatandaşlarımıza yeni yerinde sağlık hizmeti vermeye başlayacaktır."
21 Nisan 2026 Salı - 16:53
Baygın haldeki genç kızın yardımına ambulans helikopter yetişti
Samsun’da rahatsızlanan 18 yaşındaki genç kız ambulans helikopterle Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi’ne yetiştirildi. Vezirköprü ilçesi Gül Mahallesi’nde yaşayan 18 yaşındaki genç kız, baygın halde Vezirköprü’deki Aile Sağlığı Merkezi’ne kaldırıldı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından hasta, ambulans helikopterle Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edildi. Genç hasta tedavi altına alınırken, ambulans helikopter ekipleri hayat kurtarmaya devam ediyor.
21 Nisan 2026 Salı - 16:50
Baygın haldeki genç kızın yardımına ambulans helikopter yetişti
Samsun’da baygın haldeki 18 yaşındaki genç kızın yardımına Sağlık Bakanlığı’na bağlı ambulans helikopter yetişti. Hızlıca helikopterle alınan hasta, Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi’ne yetiştirildi. Vezirköprü ilçesi Gül Mahallesi’nde yaşayan 18 yaşındaki genç kız, baygın halde Vezirköprü’deki Aile Sağlığı Merkezi’ne kaldırıldı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından hasta, ambulans helikopterle Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edildi. Genç hasta tedavi altına alınırken, ambulans helikopter ekipleri hayat kurtarmaya devam ediyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Nisan 2026 Salı- 16:20
Aile hekimliğinde yönetmelik ve maaş kesintisi tepkisi
2
21 Nisan 2026 Salı- 11:32
Dünya Kalp Cerrahisinin kalbi İstanbul’da attı
3
21 Nisan 2026 Salı- 12:22
Dr. Mustafa Çiftçi: "Mevsim geçişleri çocukları daha hızlı hasta ediyor"
4
21 Nisan 2026 Salı- 13:10
Başparmağında ileri derece hareket kısıtlılığı olan çocuk, operasyonla sağlığına kavuştu
5
21 Nisan 2026 Salı- 10:00
Bayburt’ta personele yönelik düzenlenen eğitimde kalp sağlığına dikkat çekildi
05 Ekim 2025 Pazar - 15:12
Meme kanserinde erken teşhis, tedavi başarısını yüzde 90’lara çıkarıyor
Meme kanseri vakalarının genç yaş grubunda artış gösterdiğine dikkat çeken Radyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Murat Oynak, "1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında yaptığı açıklamada, erken tanı sayesinde tedavi başarı oranının yüzde 90’lara ulaşabildiğini söyledi. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak dünya genelinde ciddi bir sağlık sorunu oluşturuyor. Türkiye’de de her yıl binlerce kadın bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor. Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Murat Oynak, "1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında yaptığı açıklamada, son yıllarda özellikle genç kadınlarda meme kanseri görülme oranlarında artış olduğuna dikkat çekti. Genç yaş grubunda meme kanseri vakaları hızla artıyor 2025 yılı tahminlerine göre, meme kanseri vakalarının yüzde 16’sının 50 yaş altındaki kadınlarda teşhis edilmesi beklendiğini belirten Dr. Oynak, "Bu oran, son 20 yılda her yıl ortalama yüzde 0.7 artarken, 2000’li yılların ortalarından itibaren bu artış hızı yüzde 1.4’e çıktı. Ayrıca yeni vakaların yaklaşık yüzde 10’u, 45 yaş ve altındaki kadınlarda ortaya çıkıyor" dedi. "Erken teşhis hayat kurtarıyor" Dr. Oynak, meme kanserinin erken evrede teşhis edilmesi durumunda tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunun altını çizerek, "Erken tanı sayesinde meme kanseri tedavisinde başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkabiliyor. Bu nedenle kadınların kendi risklerini bilmeleri ve düzenli kontrolleri ihmal etmemeleri büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "Yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabilir" Meme kanserinden tamamen korunmanın mümkün olmasa da, bazı yaşam tarzı değişiklikleri ile riskin azaltılabileceğini belirten Uzm. Dr. Murat Oynak, "Sağlıklı beslenme ve ideal kilo kontrolü: Akdeniz tipi beslenme modeli öneriliyor. Düzenli egzersiz: Haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite riski %20-30 oranında azaltabilir. Alkol ve sigara kullanımı: Bu alışkanlıklar meme kanseri riskini artırır. Sınırlandırılması önerilir. Emzirme: Toplamda 12 ay ve üzeri süreyle emzirme, meme kanserine karşı koruyucudur. Genetik danışmanlık: Aile öyküsü olan bireyler BRCA1 ve BRCA2 testleri için uzmana başvurmalı. Düzenli kontroller: Ayda bir kendi kendine meme muayenesi yapılmalı. 40 yaşından sonra ise yıllık mamografi ihmal edilmemeli" şeklinde konuştu. "Görüntüleme yöntemleri erken teşhiste kilit rol oynuyor" Uzm. Dr. Oynak, meme kanserinde görüntüleme yöntemlerinin hastalığın belirti vermeden teşhis edilmesinde hayati rol oynadığını vurgulayarak, "Tarama yöntemleri sayesinde kanser çok erken aşamada saptanabiliyor. Bu da tedavi sürecinde hem başarıyı artırıyor hem de hastanın yaşam süresini ve kalitesini yükseltiyor" dedi. Görüntüleme yöntemleri Dr. Oynak, meme kanseri taramasında kullanılan başlıca yöntemleri, "Mamografi: 40 yaş üstü kadınlar için altın standart tarama yöntemidir. Erken evre kanserleri tespit ederek ölüm oranlarını yüzde 20-40 azaltır. Ultrasonografi: Genç yaşta ya da yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda mamografiye ek olarak kullanılır. MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme): Yüksek risk grubundaki kadınlar için önerilir. Daha detaylı görüntüleme sağlar. Biyopsi: Görüntüleme ile şüpheli kitle saptandığında kesin tanı için kullanılır" şeklinde sıraladı.
05 Ekim 2025 Pazar - 15:09
Eker I Run Koşusu’nun sağlık sponsoru bu yıl da Medicana oldu
Binlerce koşucuyu her yıl Bursa’da bir araya getiren Eker I Run Koşusu’nun sağlık sponsorluğunu yine Medicana Bursa Hastanesi üstlendi. Eker Meydan’da gerçekleştirilen koşunun sağlık sponsoru, bu yıl da Medicana Bursa Hastanesi oldu. Spor ve sporcunun her zaman yanında olduklarını ve olacaklarını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Doktor Özcan Akan, "Hastane olarak spor ve sporcunun yanında her zaman olmayı planlıyoruz. Bu tür organizasyonların sağlık sponsorluğunu üstlenerek destek oluyoruz. Her şeyin başı sağlıktır. Sporun sağlıklı bir toplumun gelişiminde çok destekleyici olduğunun da farkındayız. Bu sebeple bu tür organizasyonların en büyük destekçisi olmaya her zaman devam edeceğiz. Acil yardıma ambulansımız ve sağlık personelimiz tarafından gerekli desteği her zaman vermeye hazırız" dedi.
05 Ekim 2025 Pazar - 15:05
’Diş ağrısı geçti’ diye sevinmeyin, belki de geç kaldınız
Sakarya’da akademik çalışmalarıyla da tanınan Diş Hekimi Prof. Dr. Hasan Oruçoğlu, kanal tedavisine geç kalmanın dişi kaybetmeye yol açtığını ifade etti. Sakarya’da akademik çalışmalarıyla da tanınan Diş Hekimi Prof. Dr. Hasan Oruçoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada kanal tedavisinin diş sağlığı açısından ne kadar kritik olduğunu vurgulamıştı. Bu açıklama sonrası pek çok kişi uzun süredir erteledikleri şikâyetleri dile getirdi. Bazı vakalarda geç kalındığını ifade eden Prof. Dr. Hasan Oruçoğlu, "Dişin iç dokusu ölmüş, enfeksiyon çene kemiğine yayılmış, hatta bazı hastalarda yan dişlere bile zarar vermişti. Bu durumda kanal tedavisi artık yeterli olmuyor; dişi çekmek ve yerine implant uygulamak zorunlu hale geliyor" dedi. "Basit bir tedaviyle dişin ömrü yıllarca uzatılabilirdi" "Oysa erken başvurulsa, basit bir tedaviyle dişin ömrü yıllarca uzatılabilirdi" ifadelerini kullanan Oruçoğlu, "Bu tablo bir kez daha gösteriyor ki, geç kalınan her gün, sadece dişi değil sağlığınızı da riske atabilir. Kanal tedavisi, dişin içindeki enfekte olmuş veya iltihaplanan dokuların temizlenerek dişin fonksiyonel olarak ağızda kalmasını sağlayan bir işlemdir. Ancak bu işlem, sadece diş zamanında hekime gösterildiğinde başarılı olabilir. Geç kalındığında ise ne yazık ki tek çözüm: dişin çekilmesi ve implant uygulaması oluyor" diye konuştu. "Ağrının geçmesi, dişin iyileştiği anlamına gelmiyor" Kanal tedavisi ile kurtarılabilecek bir dişin, ihmal sebebiyle çekilmesinin hem hasta için maddi külfet doğurduğuna, hem de daha fazla zaman, işlem ve iyileşme süreci gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Oruçoğlu, "Diş ağrısı genellikle sinirin iltihaplanmasıyla başlar. Ancak ağrı, bir süre sonra kendiliğinden geçtiyse bu, çoğu zaman sinirin artık öldüğü ve enfeksiyonun derinlere yayıldığı anlamına gelir. Ağrının geçmesiyle birlikte hasta rahatladığını zannediyor. Oysa enfeksiyon çene kemiğine yayılıyor olabilir. Bu da hem genel sağlığı hem de komşu dişleri riske atar" şeklinde konuştu. Geç kalan hastalarda bu riskler oluşuyor Geç kalan hastalarda oluşan riskleri hatırlatan Prof. Dr. Hasan Oruçoğlu, "Kök ucunda kist/apseler oluşması çene kemiğine yayılabilir. Dişin çürükten dolayı restore edilemez hale gelmesi ile kanal tedavisi yapılamaz. Kökte veya kuron kısmında büyük madde kaybı ile diş kırılır, çekim zorunlu olur. Oysa erken teşhisle basit bir kanal tedavisi yeterli olabilirdi. Kanal tedavisi zamanında yapılırsa, hasta diş çekiminden kurtulur, doğal diş yapısı korunur, implant gibi ileri tedavilere gerek kalmaz. Tedavi süresi ve maliyeti azalır. Ön bölgede kaybedilen bir diş, estetik görünüm ve özgüven açısından büyük bir problem oluşturuyor. İmplant gibi çözümler bulunsa da hiçbir şey doğal dişin yerini tutmaz. Dişi çekmek kolay, kurtarmak emek ister. Ama inanın, en kıymetlisi kendi dişinizdir. Ne kadar ileri teknoloji olursa olsun, bir implant bile doğal dişin yerini birebir tutamaz." dedi.
05 Ekim 2025 Pazar - 15:00
Çocuğun boğazından 19 adet mıknatıs çıkartıldı
Elazığ’da 3 yaşındaki bir çocuğun yuttuğu 19 mıknatıs, Fırat Üniversitesi Hastanesinde başarılı bir operasyon ile çıkartıldı.
05 Ekim 2025 Pazar - 14:15
İdrar yolu enfeksiyonları çocukların böbrek sağlığını tehdit ediyor
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlke Beyitler, çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonlarının zamanında tedavi edilmemesi durumunda böbrek yetmezliği, hipertansiyon ve gebelik sorunları gibi ciddi sağlık problemlerine yol açabileceği uyarısında bulundu. Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonları, özellikle erken yaşlarda oldukça yaygın görülen ve zamanında tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilen önemli bir sağlık sorunu. Henüz gelişim aşamasında olan böbrekler, bu tür enfeksiyonlardan kolayca etkilenebiliyor. Bu nedenle hastalığın erken fark edilmesi ve uygun şekilde tedavi edilmesi, çocukların böbrek sağlığının korunması açısından büyük önem taşıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlke Beyitler, çocuklarda görülen idrar yolu enfeksiyonlarının zamanında tespit edilerek gerekli tedavinin yapılması gerektiğini belirtti. Muhtemel ihmallerin gelecekte böbrek yetmezliği, hipertansiyon ve gebelik problemleri gibi riskli durumlara neden olabileceği uyarısında bulunan Doç. Dr. Beyitler, bol su tüketilerek, yeterli sıklıkta ve miktarda idrar yapılarak bu durumun önüne geçilebileceğini ifade etti. İhmal, en büyük risk Çocuklarda en sık görülen enfeksiyonların başında gelen idrar yolları enfeksiyonlarının, özellikle küçük yaştaki çocuklar için risk oluşturduğunu kaydeden Doç. Dr. Beyitler, bu durumun henüz gelişmekte olan böbrekler için tehlikeli sonuçlara neden olabileceğini söyledi. Doç. Dr. Beyitler, "Tedavisi kolay olmasına rağmen çoğu kişi tarafından ihmal edilen bu rahatsızlık, çocuklarda ileride daha büyük sorunlara yer açabilir" dedi. İdrar yolu enfeksiyonlarının oluşmasına neden olan etkenlere de değinen Doç. Dr. İlke Beyitler, şöyle devam etti: "Küçük çocuklardaki tuvalet eğitimi zorlu ve uzun bir süreç. Bu süre içerisinde anne babaların ciddi bir mesai harcamaları gerekiyor. Yuva ya da anaokulu çağındaki çocuklar birçok nedenle tuvalete gitmeye çekiniyor ve idrarını tutuyor. Bu da başlı başına idrar yolu enfeksiyonlarına yol açan bir sebep. İdrarın mesanede uzun süre kalması, orada hastalık yapan bakterilerin artmasına ve böylece koruyucu hücrelerin bozularak idrar yolu enfeksiyonu oluşmasına yol açıyor. En sık görülen belirtileri ise, kabızlık, iştahsızlık, bulantı, kusma, kilo alamama şikayetleri oluyor." Enfeksiyona dair bulgulara değinen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlke Beyitler, küçük çocuklarda bu durumun "çocukların idrarını kesik kesik yapması, huzursuzluk ve ateşlenme" ile kendini gösterdiğini kaydetti. Okul çağındaki çocukların ise kendini ifade edebildiği için "sırt ya da bel ağrısı, idrar yaparken canının acıması" gibi ifadelerle bunu anlatabildiğine vurgu yaptı. Son dönemlerde sık karşılaşılan bir durum haline gelen idrar yolu enfeksiyonunun, ilk bir yaşa kadar erkek çocuklarında sık görüldüğünü anlatan Doç. Dr. Beyitler, kız çocuklarında ise bu sorunun bir yaşından sonra daha yaygın olarak ortaya çıktığını söyledi. Hijyen ve bol su tüketimi önemli Bu enfeksiyonlarla mücadelede en önemli ve faydalı direnç mekanizmasının "yeterli sıklıkta, yeterli miktarda idrar yapılması ile bol su tüketilmesi" olduğuna söyleyen Doç. Dr. Beyitler, enfeksiyonların bazı nedenlerini ise şöyle sıraladı: "Genital bölgenin çok sık olarak sabun veya şampuanlı suyla yıkanması, mesanenin yetersiz boşalması, böbrek taşı hastalığı, sünnetsiz olma ve mesane dissinerjisi gibi nedenler enfeksiyona sebep olabiliyor. Ancak genel olarak bu enfeksiyon, bağırsak bakterilerinin idrar yoluna ulaşmasıyla meydana geliyor. Kız çocuklarında yüzde 3 oranında görülen idrar yolu enfeksiyonları erkek çocuklarında yüzde 1 oranında görülüyor. Bunun nedeni, mesaneye ilerleyen bakterilerin kız çocuklarda mesaneye daha hızlı ulaşabilmesi. Gereksiz antibiyotik kullanımı, kötü hijyen gibi faktörler de genital bölgenin doğal ortamını bozuyor. Böylece çocukların idrar yolu enfeksiyonundan korunmada direnci azalıyor." Nasıl tedavi edilir? İdrar yolu enfeksiyonunun normal şartlarda 5-10 gün süre içerisinde uygun antibiyotikle tedavi edilebildiğini anlatan Doç. Dr. Beyitler, buna karşın daha ciddi enfeksiyonlarda tedavi süresinin 14 güne kadar uzayabileceğini söyledi. Enfeksiyonun şiddetine göre antibiyotiklerin damar yolu ile veya enjeksiyon yapılarak uygulanmasının da gerekebileceği bilgisini veren Doç. Dr. Beyitler, "Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu tedavisinin yanı sıra riskli hastaların belirli görüntüleme yöntemleri ile incelenmesi ve yeni enfeksiyon gelişiminin önlenmesi için oldukça önemlidir. Bu amaçla en sık kullanılan yöntem ise üriner sistem ultrasonografisidir" dedi.
05 Ekim 2025 Pazar - 13:22
Tıp öğrencileri Başkent Hastanesinde klinik eğitimi almaya başladı
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi (CIU) Tıp Fakültesi öğrencilerini klinik eğitim programı kapsamında ağırlamaya başladı. Öğrenciler eğitim yılı boyunca merkezdeki farklı bölümlerde staj yaparak teorik bilgilerini pratiğe dönüştürme ve mesleki becerilerini geliştirme fırsatı bulacak. Tanıtım toplantısında tıp mesleğinin en önemli simgelerinden biri olan beyaz önlüklerini giyen ve stetoskoplarını alan öğrenciler hem eğitimin kalitesi hem de kurumun sıcak karşılamasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Toplantıda yapılan konuşmalar genç hekim adaylarına hem moral hem de rehberlik sundu. Dönem 4 Koordinatörü Prof. Dr. İlknur Kozanoğlu; "Beyaz önlüğü giymek bir ayrıcalık olduğu kadar ciddi bir sorumluluktur. Onu taşırken her zaman bilimin ilkelerini savunmalısınız" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Hastanesi’nin modern altyapısına, gelişmiş ameliyathanelerine, yoğun bakım ünitelerine ve son teknoloji laboratuvarlarına değinen Kozanoğlu, burada geçirilen her günün öğrencilerin yalnızca bilgi ve beceri kazanmasına değil, aynı zamanda sorumluluk gerektiren rollere hazırlanmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Konuşmasını, "Bugün sizler de bu büyük ailenin bir parçası oluyor, kurumumuza adım atıyorsunuz. Emin olun, bu süreçte değişecek, gelişecek ve her adımda rehberlik göreceksiniz" sözleriyle tamamladı. Dönem 5 Başkanı Prof. Dr. Emrah Koçer genç meslektaşlarına ilham vermek için ünlü İngiliz Cerrah Sir William Osler’in sözlerini hatırlatarak şöyle devam etti: "Kitapsız çalışmak, denize hiç açılmamak; yalnızca kitap okuyup pratik yapmamak ise, denize açılmadan kıyıda kalmaktır." Bu sözlerle bilgi ve pratiğin birlikte kullanılmasının önemini vurgulayan Koçer, "Burada, bilimin ve tıp sanatının tüm yönlerini keşfetme ayrıcalığına sahip olacaksınız." Konuşmasında ayrıca Başkent Üniversitesi’nin kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal’a teşekkür ederek, akademik kadronun koşulsuz desteğine değindi Prof. Dr. Özgür Özyılkan, genç hekim adaylarını Türkiye’de ve Adana’da görmekten duyduğu mutluluğu ifade etti. Öğrencilere seslenirken, doktorluğun yalnızca bir meslek değil aynı zamanda onur ve güven kaynağı bir yaşam biçimi olduğunu vurguladı. "Doktor olmak çok önemli ve değerli bir meslektir. İnsanlara anlamlı ve önemli bir şekilde yardımcı olmak, toplumda güven ve onur kazanmak bu mesleğin en kıymetli yönlerindendir" diyen Özyılkan, öğrencilerin burada geçirecekleri zamanda çok şey öğreneceklerini belirtti. Ayrıca üniversitenin kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın Türk tıbbına yaptığı katkılardan söz ederek, onun yalnızca bir akademisyen değil, aynı zamanda Türk tıbbının öncülerinden biri olduğunu dile getirdi. Başkent Üniversitesi’nin İngiltere ve Almanya’daki ofisleriyle uluslararası bir vizyon sunduğunu hatırlatan Özyılkan, Adana Hastanesi’nin üniversitenin en büyük ve en önemli merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Başhekim Prof. Dr. Ferhat Kılınç ise, "Bizim için de ilk olan bu programın heyecanı içindeyiz. Karşılaşacağınız sorunlar mutlaka olacaktır, ancak endişelenmeyin; hastane ekibimiz her zaman yanınızda olacak. Başhekim Yardımcılarımız Dr. Hasan Yeşilağaç, Dr. Cevahir Özer ve Dr. Gürhan Poçan, Başhemşiremiz Demet Bakay ve Hastane Müdürümüz Seyit Ali Gül sizlere destek olmak için burada. Bu eğitimin yalnızca teknik bilgi aktarımıyla sınırlı olmadığını belirten Kılınç, "Amacımız, sizleri hem bilgi hem de etik donanım açısından güçlü hekimler olarak yetiştirmektir" ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı. Program süresince öğrenciler aile hekimliği, dahiliye, cerrahi, pediatri, kadın hastalıkları ve doğum gibi birçok klinik branşta rotasyon yapacak. Modern sağlık hizmetleriyle donatılmış merkezde, yalnızca klinik bilgi ve becerilerini geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda hasta güvenliği ve etik değerler çerçevesinde hekimlik mesleğini deneyimleyecekler. Bu süreç, onların yalnızca doktor değil, aynı zamanda toplumlarına güven ve umut veren bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacak. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, güçlü akademik kadrosu, modern tıbbi altyapısı ve uluslararası bağlantılarıyla öğrencilere dünya standartlarında bir eğitim sunmayı amaçlıyor.
05 Ekim 2025 Pazar - 12:59
Osmangazi’de çocuklar oyunlar oynayarak sağlıklı beslenmeyi öğreniyor
Osmangazi Belediyesi, hayata geçirdiği atölye çalışmasıyla çocuklara oyunlar oynatarak sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırıyor. Osmangazi İlçesi’ndeki çocukların sağlıklı şekilde büyümesi için çeşitli çalışmalar yapan Osmangazi Belediyesi, yeni başlattığı ‘Hayalimdeki Sağlık Kahramanı Atölyesi, ile sağlıklı ve sağlıksız yiyeceklerin ne anlam ifade ettiğini çocuklara detaylı şekilde anlatıp oyunlar oynayarak öğretiyor. Ayrıca atölye çalışmasına katılan çocuklara meyve ve sebzelerin hangi organlara daha iyi geldiği, sağlıkları için ne kadar tüketilmesi gerektiği en ince ayrıntısına kadar anlatılıyor. Osmangazi Belediyesi olarak çocukların sağlıklı beslenmesi için çalışmalar yaptıklarını ifade eden Atölye Eğitmeni ve Diyetisyen Simge Demir, ‘Hayalimdeki Sağlık Kahramanı Atölyesi’ ile çocukların sağlık profilini çizgi film karakterleriyle ve sanatla beraber bağdaştırarak meyve ve sebzelere karşı sempati kazanmalarını sağlamayı amaçlıyoruz. Çocukların sağlıklı ve sağlıksız yiyeceklerin ne anlam ifade ettiğini onlara anlatarak gösterip öğretiyoruz. Sanat ve sağlığın bir arada olduğu bir atölye çalışması yaptık. Atölye çalışması 3 hafta sürecek ilk haftası devam ediyor. İkinci ve üçüncü haftalarda meyve sebzelerin hangi organlara daha iyi geldiğini, sağlıkları için ne kadar tüketmesi gerektiğini çocuklara anlatacağız. Çocuklar etkinliğin ilk haftasında kahramanlarını belirliyorlar sonrasında bu kahramanların sağlık özellikleri belirliyorlar, sevdikleri yiyecek, sebze ve meyveleri paylaşıyorlar. Onlara süper güçler atfediyorlar. Bu kahramanlarla özdeşleştiklerinde kahramanlar 3 hafta boyunca çocukların yol arkadaşı oluyor. Bu yol arkadaşlarıyla beraber sağlıklı besinleri beraber öğrendikleri çeşitli oyunlar oynayacaklar. Sanatsal resim etkinlikleriyle beraber atölyelerimizi tamamlamış olacağız" dedi. Hayalimdeki Sağlık Kahramanı Atölye çalışmasına katılan çocuklar böyle faydalı ve eğlenceli atölye çalışması düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.
05 Ekim 2025 Pazar - 12:13
Radyofrekans zayıflatıyor
Diyetisyen Deniz Türkaslan, radyofrekansın; zayıflama, ağrıların azaltılması, kan dolaşımının iyileştirilmesinde olumlu sonuçlar verdiğini söyleyerek, danışanlara daha kaliteli bir hayat sunduğunu söyledi. Radyofrekans ile vücuttaki ağrıların azaltılması, kan dolaşımının iyileştirilmesi ve uyku problemlerinin giderilmesi gibi olumlu sonuçlar alındığını söyleyen Diyetisyen Deniz Türkaslan, "FMS cihazımızı özellikle zayıflama ve ağırlık kontrolü üzerine kullanıyoruz. İnsan vücuduna radyofrekans veriyoruz. Bunun yanı sıra titreşim gücünden yararlanıyoruz. Bunları yaparken de yanı sıra sırt bölümünde masaj aparatı ile vücudumuzu dinlendiriyoruz. Bu cihazımız; vücuda gerekli kanıtlanmış radyo frekansı vererek gerek zayıflama, gerek ağrıların azaltılması, kan dolaşımının iyileştirilmesi ve uykunun düzenlenmesi gibi olumlu sonuçlar almamıza yarıyor" şeklinde konuştu. "Nöral terapi uyguladığımız cihazda birçok fayda aldığımız programlar mevcut" Nöral terapi ile vücudun kendini iyileştirme sürecini sinir sistemi üzerinden düzenlemeye yönelik bir tedavi yöntemi kullanıyor. Sinir tedavisi uygulayan cihaz vücuttaki gereksiz hücre dışı sıvıları, varis problemlerini azaltıp daha dinç ve kaliteli bir yaşam öne sürüyor. FMS cihazıyla birçok probleme olumlu sonuç alınabildiğini belirten Diyetisyen Deniz Türkaslan, "Cihazımızda kullandığımız bir diğer program ise, ödem atmak üzerine olmakta olup vücudun rahatlamasını sağlıyor, gereksiz hücre dışı sıvılardan kurtuluyoruz, vücudu rahatlatıyoruz. Masaj etkisi alarak, vücudun dinlenmesini ve daha dinç uyanmayı sağlıyoruz. Nöral terapi uyguladığımız cihazda birçok fayda aldığımız programlar mevcut. Bunlardan en çok kullandığımız varis problemleri, dolaşım problemleri, sinir sistemi üzerinden yaptığımız uygulama ve buna bağlı problemler, bel ve boyun fıtığı ağrılarını azaltmak için kullanıyoruz. Daha dinç bir yaşam, daha kaliteli bir hayat sürmeyi planlıyoruz" ifadelerini kullandı.
05 Ekim 2025 Pazar - 10:36
Bilecik heyeti tamamlayıcı Tıp Kongresi’nde
Bilecik İl Sağlık Müdürü ve hastane başhekimleri, İstanbul’da düzenlenen önemli sağlık kongresine katılarak bütüncül tıp vizyonunu değerlendirdi. İstanbul’da gerçekleştirilen 3. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kongresi, "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli" ile Sağlıklı Türkiye Yüzyılında Bütüncül Tıp Vizyonu’nu masaya yatırdı. Kongreye Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı ile Bilecik’teki hastanelerin başhekimleri katılım sağladı. Etkinlikte, modern tıp uygulamaları ile geleneksel tıp yöntemlerinin entegrasyonu ve sağlık hizmetlerinde bütüncül yaklaşımların önemi üzerinde duruldu. Sağlık profesyonelleri, yeni sağlık modellerinin geliştirilmesi ve Türkiye’de bütüncül sağlık anlayışının yaygınlaştırılması için fikir alışverişinde bulundu. Dr. Ferhat Damkacı, kongrede yaptığı açıklamada, "Yeni bir vizyonla yeni bir dönem başlatıyoruz. Bütüncül tıp, hem bireylerin hem de toplumun sağlığını korumada büyük rol oynayacaktır" dedi.
05 Ekim 2025 Pazar - 09:41
Erzurum’da sağlıklı yaşam mesajı
Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü geniş katılımlı bir yürüyüşle Dünya Yürüyüş Günü’nde fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenmeye dikkat çekti. Sağlık İl Müdürü Dr. Gürsel Bedir "Sağlıklı bir yaşam için fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme büyük bir öneme sahiptir. Bugün hepimiz sağlığa bir adım atalım ve yürüyüş yapalım" dedi. Bu arada İl Müdürlüğü yaptığı bir paylaşımda ise "Erzurum sigaraya savaş açtı. Erzurumlu hekimler hafta sonu "Tütün Bağımlılığı Tedavisi ve Eğitimi" ile tütünle mücadelesine güç kattı. Sen yeter ki sigarayı bırakma iste! Biz senin için buradayız" ifadelerini kullandı.
05 Ekim 2025 Pazar - 09:11
RSV’den aşı ile korunmak mümkün
Dr. Başak Burgazlıoğlu, "RSV, sadece çocukları değil, yaşlıları da tehdit ediyor. Aşı ile ciddi komplikasyonların önüne geçmek mümkün" diye konuştu. Sonbahar ve kış aylarında sıkça görülen solunum yolu enfeksiyonlarından biri olan RSV (Respiratuvar Sinsityal Virüs), özellikle bebekler, ileri yaş grupları ve kronik hastalığı bulunan bireyler için hayati riskler taşıyor. Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, RSV’ye karşı geliştirilen yeni nesil aşıların önemine dikkat çekerek, risk gruplarındaki bireylerin korunması gerektiğini vurguladı. "Rsv, sadece çocukların değil, yaşlıların da tehdidi" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burgazlıoğlu, RSV’nin yalnızca çocukluk çağı hastalığı gibi algılanmasının yanlış olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "RSV, her yaş grubunu etkileyebilir. Ancak en büyük risk, 65 yaş üzerindeki bireylerde, kronik kalp ve akciğer hastalıkları olanlarda ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde ortaya çıkıyor. Ayrıca, erken doğan bebeklerde ve ilk 2 yaş altındaki çocuklarda da ağır tablolara yol açabiliyor. RSV aşısı, özellikle belirli risk gruplarına öneriliyor. 65 yaş ve üzerindeki bireyler, kronik kalp veya akciğer hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler, hamile kadınlar (özellikle 32-36. gebelik haftaları arasında)." "Hamile kadınlara uygulanan RSV aşısı, doğacak bebeği ilk altı ay boyunca RSV enfeksiyonlarına karşı koruma altına alabiliyor, diyen Dr. Burgazlıoğlu, aşının sonbaharda RSV sezonu başlamadan önce, yapılmasının önemini vurguladı. Yapılan bilimsel çalışmalar, RSV aşılarının oldukça etkili olduğunu gösterdiğini belirten Dr. Burgazlıoğlu, "RSV aşıları, 65 yaş üzeri bireylerde yüzde 70’e kadar koruyuculuk sağlıyor. Bu, yoğun bakıma yatış ve zatürre gibi ciddi komplikasyonların önlenmesinde çok değerli bir katkı sunuyor. İnfluenza (grip) aşısı gibi her yıl tekrar edilmesi zorunlu olmayan RSV aşısı, tek doz ile en az bir RSV sezonu boyunca etkili koruma sağlayabiliyor. Aşı uzun vadeli koruyuculuğuna ilişkin çalışmaların sürüyor. Aşı şimdilik yılda bir kez uygulanıyor. Fakat bireylerin kendi risk profiline göre, hekime danışarak düzenli kontrol ve takip yaptırması çok önemli" dedi. Dr. Burgazlıoğlu, RSV’nin bireysel sağlık kadar toplum sağlığı açısından da tehdit oluşturduğunu vurgularken, özellikle risk gruplarının aşı konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi: "RSV enfeksiyonu hastaneye yatışı, solunum desteği ihtiyacını ve ölüm riskini artırabiliyor. Geliştirilen aşılar sayesinde artık bu riski önemli ölçüde azaltmak mümkün. Hedef gruptaki bireylerin, gecikmeden hekimlerine başvurarak aşı planlamalarını yaptırmaları büyük önem taşıyor."
05 Ekim 2025 Pazar - 08:33
Sağlıklı ve dengeli bir yaşam standı açıldı
DÜZCE (İHA) – Düzce İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri vatandaşların dengeli, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam oluşturmaları için Çilimli’de tanıtım standı açtı. Düzce’de çeşitli çalışmalar gerçekleştirerek vatandaşlara bilgilendirmelerine devam eden Düzce İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri Çilimli Toplum Sağlığı merkezinde farkındalık ve tanıtım standı açtı. Bu çerçevede şeker tüketimini sınırlandırmak, sağlıklı, dengeli ve kaliteli bir yaşamın en temel adımlarını aktaran İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tanıtım standı ile yüzlerce Çilimlili vatandaşa ulaşarak bilgilendirmelerde bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder