Son Dakika
|
Halk plajında İHA alarmı!
MSB: ''İran'dan ateşlenen füze imha edildi''
Putin’den İran’ın yeni lideri Hamaney’e tebrik
Ara tatil kalkıyor mu? Bakan Tekin iddialara açıklık getirdi
İsrail'den Beyrut'un güneyine yeni saldırı dalgası
Antalya’da düzensiz göçmen botu faciası: 14 ölü
Buldan’da 5.1’lik depremin ardından bazı işletmelerde hasar meydana geldi
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasının görülmesine başlandı
Türkiye'nin gönderdiği F-16'lar KKTC'de
Teknik Direktör Engin Fırat hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İran: "Bundan sonra 1 tondan daha hafif savaş başlığına sahip hiçbir füze fırlatılmayacak"
‘Ekrem İmamoğlu suç örgütü’ davasında ara karar
ABD Adalet Bakanlığı ve Halkbank, İran yaptırımları davasında uzlaşmaya vardı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile görüştü
Trump’tan Avustralya’ya İran Milli Kadın Futbol Takımı oyuncularına iltica hakkı vermesi çağrısı
AB başkanları bölge liderleriyle İran'ı görüştü
Azerbaycan, İran’ın Türkiye’ye yönelik füze saldırısını kınadı
SAĞLIK
Başkan Çerçioğlu: "Diş tedavisi bizden, gülümsemesi sizden"
09 Mart 2026 Pazartesi - 21:30:15
Aydın Ağız Ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni ziyaret eden Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, vatandaşların ücretsiz diş sağlığı hizmetlerine erişimi için çalışmalara devam edeceklerini vurgulayarak "Diş tedavisi bizden, gülümsemesi sizden" dedi. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından Nazilli’nin ardından merkez ilçe Efeler’e de kazandırılan Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, hizmetlerine devam ediyor. Tamamıyla ücretsiz hizmet veren poliklinik, açıldığı ilk günden bu yana vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Modern yapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman kadrosu ile kent merkezinde hizmet sunmaya başlayan polikliniği ziyaret eden Başkan Çerçioğlu, hastalarla sohbet etti, incelemelerde bulundu. Efeler ilçesinde bir polikliniğin daha hizmet vermeye başlayacağını müjdeleyen Başkan Çerçioğlu, "Nazilli’nin ardından merkez ilçemizde de ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmetlerimizi hemşehrilerimizle buluşturduk. Burada 10 ünite ile hizmete başladık, kısa süre içerisinde de yoğun ilgiyle karşılandı. Hemşehrilerimizden gelen talep üzerine ilçe merkezimizde, çarşı olarak bilinen bölgede 15 üniteli bir polikliniği daha hizmete açacağız. Gezici diş kliniği projemiz de yakın zamanda hizmet vermeye başlayacak. Şimdiden projelerimizin ve yatırımlarımızın Aydınımıza hayırlı olmasını diliyorum. Vatandaşlarımızın ücretsiz diş sağlığı hizmetlerine erişimi için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Diş tedavisi bizden, gülümsemesi sizden" ifadelerini kullandı. Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde hayata geçirilen hizmetlerden memnuniyet duyduklarını belirten vatandaşlar, Başkan Çerçioğlu’na teşekkür etti.
09 Mart 2026 Pazartesi - 16:22
Manisa Şehir Hastanesi’nde bir ilk daha
Manisa Şehir Hastanesi’nde Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Mustafa Özaslan tarafından çocuklarda fleksible bronkoskopi işlemi ilk kez uygulanarak başarıyla tamamlandı. Manisa Şehir Hastanesi’nde çocuk sağlığı alanında önemli bir uygulama daha hayata geçirildi. Çocuklarda fleksible bronkoskopi işlemi hastanede ilk kez uygulanmaya başlandı. Çocuk Göğüs Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Mehmet Mustafa Özaslan tarafından gerçekleştirilen işlem, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve kronik öksürük şikayetleri bulunan 11 yaşındaki Münire Gaffari isimli hastaya tanı amacıyla uygulandı. Başarıyla tamamlanan işlem sonrası hasta kısa süreli gözlem altında tutuldu ve bir gün yatışının ardından taburcu edildi. Fleksible bronkoskopi işleminin özellikle tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, kronik öksürük, hemoptizi (kanlı balgam) ve kontrolü zor astım öyküsü bulunan çocuklarda tanı ve tedavi sürecinde önemli bilgiler sağlayan ileri bir yöntem olduğu belirtildi. Uygulama sayesinde solunum yollarının ayrıntılı şekilde görüntülenebildiği, bu sayede altta yatan hastalığın belirlenmesine ve uygun tedavi planının oluşturulmasına önemli katkı sağlandığı ifade edildi. Manisa Şehir Hastanesi’nde uygulanmaya başlanan bu yöntemle birlikte çocuk hastaların tanı ve tedavi süreçlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesinin hedeflendiği kaydedildi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 15:15
Soğuk hava geleneğe engel olmadı
Yaşlılar ve gençler arasında bağ oluşturup Anadolu irfanını yaşatmak hedefiyle kurulan Tekneliküp Kültür ve Dayanışma Derneği’nin iftar yemeğinde 7’den 70’e bin 500 kişi aynı sofrada buluştu. Bursa’nın Orhangazi ilçesinin en büyük mahallesi olan Arapzade mahallesinde kurulan ve adını mahallenin semti olan Tekneliküp’ten alan Tekneliküp Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği geleneksel iftar yemeğini bu yılda sürdürdü. Mahalle kültürün yaşatılması hedefiyle sokakta düzenlenen iftar yemeği soğuk havaya rağmen bu yılda yoğun ilgi gördü. Bin 500 kişiyi bir araya getiren iftar sofrasında, Ramazan ayı münasebeti ile dernek merkezinde hatim eden kadınlar da 8 Mart kadınlar günü sebebi ile çiçek hediye edildi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 14:45
Saruhanlı’da yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı
Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde 14 bin 413 metrekare alanda yapılacak yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı. Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, yıllardır yürüttükleri girişimlerin sonuç verdiğini belirterek hastanenin 450 günde tamamlanacağını söyledi. Sağlık Bakanlığı tarafından Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde yapılacak olan yeni devlet hastanesinin yapım çalışmalarına başlandı. 14 bin 413 metrekare alan üzerine inşa edilecek olan hastanenin temel kazı çalışmalarının başladığı bildirildi. Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, Cengiz Topel Mahallesi’nde İlçe Jandarma Komutanlığı binasının yanındaki arsada başlayan çalışmaları yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Başkan Cıllı, burada yaptığı açıklamada yeni hastanenin ilçenin sağlık altyapısını önemli ölçüde güçlendireceğini belirterek, inşaatın 450 takvim günü içerisinde tamamlanmasının planlandığını ifade etti. Üç katlı olarak inşa edilecek olan devlet hastanesinde 2 ameliyathane, 1 doğumhane, yoğun bakım üniteleri ve 18 poliklinik bulunacağını kaydeden Cıllı, ilçenin uzun süredir yeni bir hastaneye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Mevcut hastanenin 1997 yılında Saruhanlı Kaymakamlığı, belediye ve vatandaşların katkılarıyla Hastane Yaptırma Derneği çatısı altında hizmete açıldığını hatırlatan Cıllı, artan nüfus ve fiziki şartlar nedeniyle artık ihtiyaca cevap veremediğini dile getirdi. AK Parti İlçe Başkanlığı döneminden bu yana yeni hastane konusunu yakından takip ettiklerini ifade eden Cıllı, "Nihayet yıllardır sürdürdüğümüz çabalar sonuç verdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle Saruhanlımızda yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı. Saruhanlımız için belirlediğimiz beş büyük hayalimizden biri daha gerçeğe dönüşüyor. İlçemize ve vatandaşlarımıza hayırlı uğurlu olsun." dedi. Cıllı ayrıca, hastanenin ilçeye kazandırılmasında emeği geçen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile AK Parti Manisa milletvekillerine teşekkür etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mart 2026 Cuma- 13:47
400 yataklı hastane yapımı için zemin etüt çalışmaları başladı
2
08 Mart 2026 Pazar- 17:06
Uzmanı açıkladı: "Oruç, beden ve ruhun farkına varmayı sağlar"
3
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
4
08 Mart 2026 Pazar- 14:59
Tatvan’da rahatsızlanan hasta paletli ambulansla kurtarıldı
5
08 Mart 2026 Pazar- 10:59
Çocuğunuzun kalp hastası olmasını istemiyorsanız bu 5 öneriye dikkat edin
17 Şubat 2026 Salı - 11:21
Ramazan’da bağırsak sağlığınıza dikkat edin
Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, iftarda uzun süre aç kalmanın ardından yemekleri hızlı yemenin sindirimi zorlaştırdığını belirterek, "İftara çorba ile başlamak, ardından 10-15 dakika ara verip ana yemeğe geçmek ise sağlıklı bir yöntem olacaktır" dedi. Ramazan ayı, beslenme alışkanlıklarının değiştiği ve vücudun yeni düzene uyum sağlamaya çalıştığı özel bir dönemi ifade ediyor. Öğün sayısının azalması, gün içinde su içilememesi ve beslenme düzeninin değişmesi nedeniyle birçok kişi kabızlık sorunundan yakınıyor. Özellikle sahurun atlanması, iftarda hızlı ve ağır yemek tüketimi, yeterince sebze-meyve yenmemesi bağırsak hareketlerini yavaşlatabiliyor. Kabızlık; karın şişkinliği, gaz, mide rahatsızlığı ve halsizlik gibi sorunlara yol açarak oruç sürecini normalden daha zor bir hale getirebiliyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, Ramazan’ı mümkün olduğunca rahat geçirmek için sindirim sistemini destekleyen bir beslenme düzeni oluşturmak gerektiğini söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu. Diyetisyen Özbay, önerilerini şu şekilde sıraladı: "Sahuru atlamak bağırsakları yavaşlatabilir Sahur, gün boyu enerjiyi korumanın yanı sıra bağırsakların düzenli çalışması açısından da önemli bir öğündür. Sahura kalkmamak ya da sadece çay, su içip geçiştirmek uzun süre aç kalınmasına neden olur ve sindirim sistemi daha da yavaşlar. Kabızlık yaşamamak için protein, lif ve sağlıklı yağ dengesi sağlanmalıdır. Sahurda yapılacak doğru besin tercihleri, kabızlık riskini önemli ölçüde azaltır. Lifli beslenme kabızlığa karşı en etkili destektir Kabızlıkla mücadelede en etkili yöntemlerden biri lif tüketimini artırmaktır. Lif, bağırsak hareketlerini hızlandırarak dışkının daha kolay atılmasını sağlar. Beyaz ekmek, pirinç pilavı, makarna gibi lif oranı düşük besinlerin fazla tüketilmesi kabızlığı artırabilir. Bunun yerine tam buğday ekmeği, yulaf, bulgur, kuru baklagiller ve sebze yemekleri sofralarda daha sık yer almalıdır. Ayrıca kabuklu meyveler ve salatalar da lif açısından oldukça zengindir. Bol su tüketimi ihmal edilmemeli Kabızlığın en önemli nedenlerinden biri de yetersiz sıvı tüketimidir. Lifli beslenme tek başına yeterli olmaz; lifin bağırsaklarda etkili olabilmesi için suya ihtiyaç vardır. İftar ile sahur arasında en az 8-10 bardak su içmeye özen gösterilmelidir. Su yerine sadece çay-kahve tüketmek doğru değildir çünkü bu içecekler vücuttan su atımını artırıp susuzluğu derinleştirebilir. Bu nedenle özellikle sahurdan önce mutlaka yeterli miktarda su içilmelidir. İftarda hızlı yemek kabızlığı artırabilir İftarda uzun süre aç kalmanın ardından yemekleri hızlı yemek sindirimi zorlaştırır. İftara çorba ile başlamak, ardından 10-15 dakika ara verip ana yemeğe geçmek ise sağlıklı bir yöntem olacaktır. Sofrada mutlaka sebze yemeği veya salata bulunmalı, ekmek ve pide tüketimi ise kontrollü olmalıdır. Aşırı kızartma ve hamur işi tüketimi bağırsakları daha da yavaşlatabilir. Hareket ve yürüyüş bağırsakları çalıştırır Ramazan’da kabızlık yaşamamak için sadece beslenme değil, günlük hareket de önemlidir. İftardan 1-2 saat sonra yapılacak 20-30 dakikalık hafif yürüyüş bağırsak hareketlerini artırır ve sindirimi rahatlatır. Gün boyu hareketsiz kalmak kabızlık riskini yükselteceği için mümkün olduğunca aktif olunmalıdır. Kuru kayısı ve yoğurt doğal destek sağlar Kabızlık şikayeti yaşayanlar için kuru kayısı, erik, incir gibi doğal lif kaynakları faydalı olabilir. Özellikle sahurda 2-3 adet kuru kayısı tüketmek bağırsakları destekler. Ayrıca yoğurt gibi probiyotik içeren besinler de bağırsak florasını güçlendirerek sindirimi kolaylaştırır. Gerekir ise bir doktora başvurun Kabızlık şikayeti birkaç gün içinde düzelmiyor, karın ağrısı ve şişkinlik gittikçe artıyorsa mutlaka uzman desteği alınmalıdır. Çözüm için bilinçsiz şekilde laksatif (müshil) kullanımının ise bağırsak tembelliğini artırabileceği unutulmamalıdır."
17 Şubat 2026 Salı - 11:08
Kuş besleyenlere kritik uyarı: Akciğerde geri dönüşümsüz hasar riski
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Gör. Aliye Gamze Çalış, halk arasında "kuşçu akciğeri" olarak bilinen Hipersensitivite Pnömonisi’ne ilişkin uyarılarda bulundu. Tanı konulmasına rağmen kuş beslemeye devam edilmesinin ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Çalış, "Akciğerde ilerleyici ve geri dönüşümsüz sertleşme gelişebilir, bu tablo solunum yetmezliğine kadar ilerleyebilir" dedi. Evde kuş beslemek, çatıda kuşların barınması ya da kuş pisliği temizliği sırasında ortaya çıkan partiküller, akciğer sağlığını tehdit edebiliyor. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Gör. Aliye Gamze Çalış, özellikle kuş tüyü ve dışkısına maruziyetin Hipersensitivite Pnömonisi’ne neden olabileceğini belirterek, hastalığın çoğu zaman grip ya da astımla karıştırıldığına dikkat çekti. Ev ortamındaki görünmeyen tehlike Kuşlara ait tüy, dışkı ve deri döküntülerinde bulunan antijenlerin solunum yoluyla akciğerlere ulaşmasının bağışıklık sistemini tetiklediğini ifade eden Çalış, "Kuşların tüyleri, dışkıları ya da deri döküntülerindeki antijenler inhale edildiğinde, akciğerlerimiz bunları yabancı madde olarak algılar. Bu durum bağışıklık sisteminin reaksiyon vermesine yol açar. Oluşan immünolojik yanıt sonucunda akciğer dokusunda sertleşme ortaya çıkabilir" dedi. Akut form grip gibi başlıyor Hipersensitivite Pnömonisi’nin akut ve kronik olmak üzere iki farklı klinik tabloda görülebildiğini belirten Çalış, akut formun temas sonrası saatler içinde gelişebildiğini söyledi. Çalış, "Kuşla temasınızdan yaklaşık 4-8 saat sonra grip benzeri semptomlar ortaya çıkabilir. Burun akıntısı, ateş, öksürük ve kırgınlık en sık görülen şikayetler arasında yer alır" şeklinde konuştu. Kronik form sinsi ilerliyor Uzun süreli maruziyetin daha ciddi bir tabloya yol açabileceğini vurgulayan Çalış, kronik formda belirtilerin yavaş geliştiğini ifade ederek, "Kronik formda hastalık yıllar içinde sinsi şekilde ilerler. Hastalar genellikle efor dispnesi, kuru öksürük ve gece tıkanma hissi tarif eder. Bu form daha ağır seyredebilir ve kalıcı hasar riski taşır" dedi. Birçok hasta astım zannediyor Semptomların farklı hastalıklarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Çalış, "Tahminimizden çok daha fazla hastayla karşılaşıyoruz. Hastaların önemli bir kısmı kendini astım hastası zannediyor ya da uzun süre grip tedavisi alıyor. Bu nedenle doğru anamnez hayati önem taşıyor" ifadelerini kullandı. ‘Buzlu cam’ Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Çalış, değerlendirmede kuş besleme öyküsünün belirleyici olduğunu kaydetti. Çalış, "Muayene sonrası akciğer grafisi, gerekirse yüksek çözünürlüklü tomografi (HRCT) çekiyoruz. Tomografide bizim için anahtar bulgu ‘buzlu cam’ görünümüdür. Kuş maruziyeti öyküsüyle birlikte bu bulgu tanıyı güçlü şekilde destekler" dedi. Kesin tanı için solunum fonksiyon testi ve bronkoskopi uygulandığını da sözlerine ekledi. Tedavide en kritik adım, antijenden uzaklaşmak Çalış, tedavi sürecinde en kritik adımın antijen maruziyetinin tamamen sonlandırılması olduğunu vurgulayarak, "En önemli şey antijenin uzaklaştırılmasıdır. Hayvanlarımız ve hobilerimiz elbette kıymetli ancak nefesimiz çok daha kıymetli. Bu nedenle hastalığa neden olan kuşlardan bir an önce uzaklaşmak gerekir. Kuşu başka odaya almak ya da bahçeye çıkarmak çözüm değildir. Tüy ve partiküller havada dolaşmaya devam edeceği için inhalasyon sürer ve hastalık tekrarlayabilir. Bu yüzden tamamen uzaklaşmak gerekir. Sadece bu önlem bile tedavi başarısında önemli bir katkı sağlar" dedi. Antijenin ortadan kaldırılmasının yeterli olmadığı hastalarda ilaç tedavisine başvurduklarını belirten Çalış, "Gerekli durumlarda yaklaşık 3 ay süreyle, hekim kontrolünde kortikosteroid tedavisi uyguluyoruz. Bazı hastalarda daha dirençli bir tablo görülebiliyor. Bu durumda bağışıklık sistemini daha güçlü şekilde baskılayan ilaçlar kullanmamız gerekebilir. Tedavi sürecinde hastalarımızı düzenli aralıklarla akciğer grafisi, solunum fonksiyon testi ve klinik muayenelerle takip ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Hobilerimiz kıymetli ama nefesimiz daha kıymetli" Tanı konulmasına rağmen önlem alınmamasının ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Çalış, şöyle devam etti: "Akciğerde ilerleyici ve geri dönüşümsüz sertleşme gelişebilir. Bu durum bir süre sonra solunum yetmezliğine, oksijen cihazı kullanımına, hatta yoğun bakım ihtiyacına kadar ilerleyebilir." Çalış, kuş besleyen ve nefes darlığı ile öksürük şikayetleri bulunan kişilere göğüs hastalıkları hekimine başvurma çağrısı yaptı.
17 Şubat 2026 Salı - 11:00
MEM Müdürü Selehattin Kal kan bağışı yaparak örnek oldu
Karesi ilçesinde bulunan Karesi Şehit Jandarma Teğmen Cengiz Evranos İlkokulu ve Karesi Şehit Jandarma Teğmen Cengiz Evranos Ortaokulu tarafından düzenlenen kan bağışı kampanyasına katılarak destek verdi. Milli Eğitim Müdürü Selehattin Kal’da kampanyaya kan bağışladı. Okul idaresi, öğretmenler, veliler ve gönüllü vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği bağış etkinliğinde İl Müdürü Selehattin Kal’da bizzat kan vererek kampanyaya katkı sundu. Kan bağışının hayati önemine dikkat çeken Müdür Kal, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Verilen her ünite kan, kurtarılan üç can demektir. Kan bağışı; insan hayatına dokunan en anlamlı dayanışma örneklerinden biridir. Bu toplumsal dayanışmaya katkı sunan tüm öğretmen, veli ve gönüllülerimize teşekkür ediyorum." Toplumsal sorumluluk bilincini güçlendiren kampanya, eğitim camiasının sadece akademik alanda değil, insani ve sosyal konularda da örnek bir duruş sergilediğini bir kez daha ortaya koydu. Yetkililer, kanın acil değil sürekli bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, tüm vatandaşları düzenli kan bağışçısı olmaya davet etti.
17 Şubat 2026 Salı - 10:53
Uzman Dr. Cihangiroğlu uyardı: "Kronik hastalığı bulunanlar, oruç kararını mutlaka doktorunuzla birlikte verin"
Ramazan ayına sayılı günler kala önemli açıklamalarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Cihangiroğlu, kronik hastalığı bulunan vatandaşların oruç kararını mutlaka hekim kontrolünde vermesi gerektiğine dikkat çekti.
17 Şubat 2026 Salı - 10:46
Dr. Zeytun, laparoskopik cerrahi ile ilgili bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi bünyesinde görev yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuklarda laparoskopik cerrahinin güvenli ve konforlu bir tedavi seçeneği sunduğunu belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi bünyesinde görev yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuklarda laparoskopik cerrahi ile ilgili bilgi verdi. Dr. Zeytun, "Laparoskopik cerrahi, karın bölgesine açılan küçük kesiler aracılığıyla kamera ve özel cerrahi aletler kullanılarak gerçekleştirilen kapalı ameliyat yöntemidir. Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla daha küçük kesi izleri, daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme süreci sağlaması nedeniyle özellikle çocuk hastalarda sıklıkla tercih edilmektedir" dedi. "Daha az ağrı, daha hızlı iyileşme" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuk cerrahisinde teknolojinin sunduğu imkanlarla birlikte kapalı ameliyatların yaygınlaştığını ifade ederek, "Laparoskopik yöntem sayesinde çocuklarımız ameliyat sonrası dönemi çok daha konforlu geçiriyor. Daha küçük kesilerle gerçekleştirdiğimiz operasyonlar, hem enfeksiyon riskini azaltıyor hem de hastanede kalış süresini kısaltıyor. Çocuklar günlük yaşamlarına ve okullarına daha kısa sürede dönebiliyor. Laparoskopik cerrahi, apandisit, kasık fıtığı, over kistleri, safra kesesi hastalıkları, inmemiş testis ve bazı bağırsak problemleri başta olmak üzere birçok cerrahi hastalıkta başarıyla uygulanabiliyor" dedi. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, uygun hasta seçiminin önemine dikkat çekerek her vakanın bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Apandisit, kasık fıtığı gibi ameliyatlarda tek kesi (Single Port) ile operasyonları tamamlayabildiklerini ve operasyon skarının bile fark edilmediğini belirtti. Ailelere önemli uyarılar Ailelerin çocuklarında karın ağrısı, kusma ya da kasık bölgesinde fark edilen anormal durumlarda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğini belirten Doç. Dr. Hikmet Zeytun, erken teşhisin tedavi başarısını arttırdığını söyledi. Ayrıca çocuk cerrahisinde modern cerrahi teknikleri kullanarak bölge halkına nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ettiklerini ifade etti. Laparoskopik cerrahinin sağladığı avantajlarla birlikte çocuk hastaların hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha rahat bir ameliyat süreci geçirdiği belirtti.
17 Şubat 2026 Salı - 10:43
Çöl tozu Türkiye’de: Uzmanından "Gözünüzü ovuşturmayın" uyarısı
Tozlu havalarda masum bir refleks gibi görünen göz ovuşturmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek özellikle kontakt lens kullananları uyaran Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Havada asılı kalan mikroskobik kum ve toz partikülleri göz yüzeyine yerleşebilir. Bu dönemde gözü ovuşturmak, adeta zımpara etkisi oluşturarak korneayı çizebilir. Kornea çizikleri ise yalnızca şiddetli ağrıya değil, aynı zamanda enfeksiyon gelişimine ve geçici hatta kalıcı görme sorunlarına yol açabilir" dedi. Kuzey Afrika üzerinden taşınan yoğun çöl tozları, Meteoroloji’nin uyarılarının ardından Türkiye genelinde etkisini göstermeye başladı. İlçelerde havadaki toz partikülleri park halindeki araçların üzerini kaplayarak otomobilleri adeta çamur rengine bürüdü. Uzmanlar, asıl riskin solunum yoluyla alınan ince partiküller olduğuna dikkat çekerken, göz sağlığı açısından da önemli uyarılar yapılıyor. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, tozlu havalarda basit bir refleks gibi görünen göz ovuşturmanın ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtti. Prof. Dr. Kılıç, "Havada asılı kalan mikroskobik kum ve toz partikülleri göz yüzeyine yerleşebilir. Bu dönemde gözü ovuşturmak, bu partiküllerin korneayı çizmesine neden olabilir. Kornea çizikleri hem şiddetli ağrıya hem de enfeksiyon riskine yol açabilir" dedi. "Masum bir hareket, kalıcı hasara dönüşebilir" Tozlu havalarda gözlerde yanma, batma, kızarıklık ve sulanma görülebileceğini ifade eden Prof. Dr. Kılıç, "Göze kaçan partiküller elle temas ettiğinde yüzey hasarı artar. Ayrıca ellerimizde bulunan mikroorganizmalar göz yüzeyine taşınarak enfeksiyona zemin hazırlar. Özellikle kontakt lens kullanan kişiler bu süreçte daha dikkatli olmalı" ifadelerini kullandı. Kontak lens kullananlar daha dikkatli olmalı Alerjik bünyeye sahip kişiler, kontakt lens kullananlar ve kuru göz hastalarının bu süreçte çok daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, "Bu havalarda mümkün olduğunca açık alanda uzun süre kalmayın. Dışarı çıkmak zorundaysanız mutlaka koruyucu gözlük kullanın. Gözünüzde yanma ya da yabancı cisim hissi oluştuğunda asla ovuşturmayın; bu hareket korneayı çizebilir. Bunun yerine steril serum fizyolojik ile nazikçe yıkama yapın. Görmede ani azalma, ışığa karşı hassasiyet veya geçmeyen ağrı varsa vakit kaybetmeden bir göz hekimine başvurun. Basit görünen bir ihmal, kalıcı görme sorunlarına dönüşebilir" uyarısında bulundu.
17 Şubat 2026 Salı - 10:21
Eşrefpaşa Hastanesi’nin yeni binasında sona doğru
Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin yeni ek hizmet binasında kaba inşaat tamamlandı, ince işçilik aşamasına geçildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 7 gün 24 saat sürdürülen çalışmalarla bina en kısa sürede hizmete açılacak. Mevcut yapıya köprüyle bağlanacak modern tesis, İzmir’e güçlü bir sağlık altyapısı kazandıracak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 118 yıllık gururu İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin yeni hizmet binasında kaba inşaatı tamamladı. Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından aralıksız sürdürülen çalışmalar kapsamında bodrum dâhil 7 kattan oluşan yapının kat imalatları bitirildi. 2020 İzmir depremi sonrası hasar gören C bloğun yıkılmasının ardından projelendirilen ek hizmet binası, dayanıklı ve modern yapısıyla kente uzun yıllar hizmet verecek şekilde yükseliyor. "İnşaatın zorlu etabı tamamlandı, daha hızlı ilerleyecek" İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Yapı İşleri Şube Müdürü Ece Bahar, toplam 549 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen proje kapsamında inşaatın Temmuz 2024’te başladığını ve yüzde 45 seviyesine ulaştığını belirtti. Kaba inşaatın tamamlandığını, iç mekânda ince işçilik ile mekanik ve elektrik imalatlarının sürdüğünü aktaran Bahar, dış cephede granit seramik uygulamalarına başlandığını ve mevcut bina ile yeni bina arasında yapılacak köprünün temelinin atıldığını söyledi. İnşaatın en zorlu aşamasının geride kaldığını vurgulayan Bahar, çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda ilerlediğini ve projeyi temmuz ayında tamamlayarak İzmirlilerin hizmetine sunmayı hedeflediklerini ifade etti. "İzmir’e yakışır estetik ve modern bir bina kazandırmayı hedefliyoruz" Bahar, deprem sürecinin ardından daha dayanıklı bir temel sistemi geliştirildiğini ve inşaatın bu doğrultuda sürdürüldüğünü belirtti. İzmir’e uzun yıllar hizmet edecek nitelikli bir sağlık yapısı inşa ettiklerini vurgulayan Bahar, proje tamamlandığında hem dış cephe tasarımı hem de iç mekân düzenlemeleriyle kente estetik ve modern bir hastane kazandırmayı hedeflediklerini söyledi. "Hastanemizin hizmetini üst seviyeye çıkaracak" İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, yeni ek hizmet binasında önemli ilerleme kaydedildiğini belirterek, 118 yıldır İzmir’e hizmet veren hastanenin kapasitesinin bu yatırımla önemli ölçüde artacağını söyledi. Bayram, "2020 depreminde hasar gören ve içinde yoğun bakım, acil servis ile ameliyathanelerin bulunduğu bu binayı kullanamıyorduk. Yeni yapıyla birlikte ikinci seviye acil servis, 6 ameliyathane, 1 sezaryen salonu ve 1 doğumhane kazanıyoruz. Projeyle ayrıca ikinci seviye yoğun bakım ve yenidoğan yoğun bakım ünitesi ile çamaşırhane ve yemekhane gibi destek birimleri de hizmete alınacak. Hastanemiz mevcut hizmetini genişleterek daha üst seviyede sağlık hizmeti sunacak" dedi. İnşaatın ardından en kısa sürede hizmete başlayacak Bayram, yeni binanın tamamlanmasının ardından en kısa sürede hizmete açılması için hazırlıkların sürdüğünü belirtti. Uzun süredir personel, donanım ve tıbbi ekipman ihtiyaçları üzerinde çalıştıklarını ifade eden Bayram, hastalara en iyi koşullarda hizmet sunmayı hedeflediklerini söyledi. Eşrefpaşa Hastanesi’nin özellikle sosyal güvencesi olmayan ve ihtiyaç sahibi yurttaşlara yönelik önemli bir görev üstlendiğini vurgulayan Bayram, yeni binayla birlikte mevcut yapının da yenilenerek yara bakımı ve palyatif hizmetler gibi alanlarda geliştirileceğini kaydetti.
17 Şubat 2026 Salı - 10:17
Ramazan’da doğru besin seçimi sağlık sorunlarını önlüyor
Ramazan ayında uzun süreli açlık sonrası oluşabilecek sağlık sorunlarının önüne geçmek için özellikle tansiyon, kolesterol ve sindirim sistemi rahatsızlığı bulunanların beslenme düzenine dikkat etmesi önem taşıyor. Acıbadem Kent Hastanesi Diyetisyeni Hande Selen Ok, bilimsel çalışmaların orucun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini kanıtladığını ancak bu faydanın sağlanabilmesi için iftar ve sahurda sağlıklı besinlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Oruç tutarken vücut direncinin düşmemesi için alışveriş listelerinin bilinçli hazırlanması gerekiyor. Sofralarda süt ve süt ürünleri, et grubu, tahıllar ile sebze ve meyveden oluşan dört temel besin grubunun dengeli bir şekilde yer alması tavsiye ediliyor. Özellikle sahurda yumurta, beyaz et, tereyağı ve zeytinyağı gibi sağlıklı protein ve yağ kaynaklarının tüketilmesi tokluk süresini uzatıyor. Lif açısından zengin olan tahıllar, kuru meyveler ve sebzeler ise sindirim sistemini destekliyor. İftar ve sahur olmak üzere iki ana öğünün yetersiz kaldığı durumlarda, teravih öncesi veya sonrasında ara öğünler yapılabiliyor. Tatlı seçiminde ise ağır şerbetli ve hamurlu gıdalar yerine sütlü veya meyveli hafif tatlıların tüketilmesi öneriliyor. Kronik rahatsızlığı olanlara uyarılar Yüksek tansiyon, kolesterol ve sindirim sistemi şikayeti olanların Ramazan boyunca besin tercihlerine ekstra özen göstermesi gerekiyor. Yüksek tansiyon sorunu olanların tuzlu peynir, zeytin, sucuk ve pastırma gibi gıdalardan uzak durarak muz, ıspanak, kayısı gibi potasyum içeren besinlere ve su tüketimine ağırlık vermesi tavsiye ediliyor. Yüksek kolesterolü olanların kırmızı et ve sakatat tüketimini sınırlandırması gerekirken, kabızlık şikayeti yaşayanların lifli gıdalarla birlikte kuru kayısı veya erik hoşafı tüketmesi öneriliyor. Hazımsızlık ve gaz şikayeti bulunanların ise çok sıcak veya soğuk yiyeceklerden kaçınması, yemekleri yavaş yiyerek iyi çiğnemesi sağlık sorunlarının önüne geçiyor. "Sahurda dört temel besin grubuna sadık kalınmalı" Acıbadem Kent Hastanesi Diyetisyeni Hande Selen Ok, Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek iftar ve sahur sofralarına ilişkin önerilerde bulundu. Sahur ve iftarda dengeli beslenmek amacıyla dört temel besin grubuna yer verilmesi gerektiğini belirten Ok, "Bu gruplar; et, süt, ekmek (tahıl) ve sebze-meyve grubudur. Et grubu; et, tavuk, balık, yumurta, peynir ve kuru baklagilleri kapsarken; süt grubu süt, yoğurt ve ayrandan oluşur. Ekmek grubunda ise ekmeğin yanı sıra çorba, pilav ve makarna gibi gıdalar yer almaktadır" dedi. "Protein ağırlıklı bir menü oluşturulmalı" Beslenme düzeninde tokluk süresini uzatan gıdalara önem verilmesi gerektiğini ifade eden Ok, "Protein ve kaliteli yağ içeren et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller ve kuru yemişler bu kategoriye girmektedir. Sahur öğününde de dört temel besin grubuna sadık kalınmalı, özellikle yumurta, peynir ve sebze içeren protein ağırlıklı bir menü oluşturulmalıdır" şeklinde konuştu. İftar sonrası yürüyüş ve ara öğün tavsiyesi İftar rutini ve sonrasındaki öğün düzenine değinen Diyetisyen Ok, orucun öncelikle hurma ve çorba ile açılmasını, sindirimi kolaylaştırmak adına yemeğe 10 dakika ara verilmesini önererek, "Sonrasında dört temel besin grubunu içeren zengin bir ana öğüne geçilmelidir. Yemekten yaklaşık iki saat sonra hafif bir yürüyüş yapılabilir ve bu süreç bir ara öğünle desteklenebilir. İftardan sonra, saat 21.00-22.00 civarında kuru meyve, kuru yemiş veya sütlü tatlı içeren bir ara öğün tüketilebilir. Yatmadan önce ise süt, yoğurt veya ayran tercih edilebilir" ifadelerini kullandı. "Orucun faydası için sağlıklı besinler tercih edilmeli" Ramazan ayında uzun süreli açlığa bağlı olarak yavaşlayan metabolizmanın kabızlık problemlerine yol açabileceğine işaret eden Ok, bu sorunu yaşayan bireylerin lif oranı yüksek gıdalara yönelmesi gerektiğini vurguladı. Ok, sözlerini "Bilimsel çalışmalar, orucun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini kanıtlamıştır, ancak bu faydanın sağlanabilmesi için iftar ve sahurda sağlıklı besinlerin tercih edilmesi gerekmektedir" şeklinde tamamladı.
17 Şubat 2026 Salı - 10:03
Memorial Bodrum Hastanesi SGK ile anlaştı, tam kapasite hizmete başladı
Memorial Sağlık Grubu’nun Türkiye’deki 12’nci yatırımı olan Memorial Bodrum Hastanesi, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile yaptığı anlaşmayla birlikte tam kapasite hizmete başladı. Hastane Direktörü Şerafettin Demiray, 23 Ocak itibarıyla SGK anlaşmasının yürürlüğe girdiğini açıkladı. SGK’lı hastalara hizmet başladı Basın mensuplarıyla bir araya gelen Memorial Bodrum Hastanesi Direktörü Şerafettin Demiray, SGK ile imzalanan sözleşmenin sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracağını belirterek, "Bu sözleşme, toplumun daha geniş kesimlerinin yüksek standartlı özel sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak. Artık tüm branşlarımızda SGK’lı vatandaşlarımıza kapılarımızı açtık" dedi. Onkoloji ve Nükleer Tıp yolda Hastanenin gelecek hedeflerine de değinen Demiray, Bodrum ve çevresi için önem taşıyan yeni branşların yıl sonuna doğru hizmete gireceğini bildirdi. Radyasyon Onkolojisi, Medikal Onkoloji ve Nükleer Tıp bölümlerinin açılacağını kaydeden Demiray, etik ve kaliteli sağlık hizmetini bölge geneline yaymayı hedeflediklerini ifade etti. "Otel inşaatı ile ilgimiz yok" Kamuoyunda oluşan yanlış algılara da açıklık getiren Demiray, hastanenin yanında devam eden otel inşaatının Memorial ile ilgisi olmadığını söyledi. Demiray, "Hastanemizde tüm inşaat süreçleri tamamlanmıştır. Yan taraftaki bağımsız otel inşaatı nedeniyle hastanenin bitmediği yönünde bir algı var. Ancak 7 ameliyathane, 50 poliklinik ve 148 yatak kapasitemizle tamamen aktif durumdayız" diye konuştu. 30 yataklı yoğun bakım 112 sisteminde Bölgede yoğun bakım yatak sayısının yetersizliğine dikkat çeken Demiray, hastanenin 30 yataklı yoğun bakım ünitesinin 112 Acil Servis sistemine dahil edildiğini açıkladı. Bu gelişmeyle birlikte Bodrum’un yanı sıra çevre il ve ilçelerden de hasta nakillerinin başladığı bildirildi.
17 Şubat 2026 Salı - 09:58
Memorial Bodrum Hastanesi SGK ile anlaştı, tam kapasite hizmete başladı
Memorial Sağlık Grubu’nun Türkiye’deki 12’nci yatırımı olan Memorial Bodrum Hastanesi, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile yaptığı anlaşmayla birlikte tam kapasite hizmete başladı. Hastane Direktörü Şerafettin Demiray, 23 Ocak itibarıyla SGK anlaşmasının yürürlüğe girdiğini açıkladı. SGK’lı hastalara hizmet başladı Basın mensuplarıyla bir araya gelen Memorial Bodrum Hastanesi Direktörü Şerafettin Demiray, SGK ile imzalanan sözleşmenin sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracağını belirtti. Demiray, "Bu sözleşme, toplumun daha geniş kesimlerinin yüksek standartlı özel sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak. Artık tüm branşlarımızda SGK’lı vatandaşlarımıza kapılarımızı açtık" dedi. Onkoloji ve Nükleer Tıp yolda Hastanenin gelecek hedeflerine de değinen Demiray, Bodrum ve çevresi için önem taşıyan yeni branşların yıl sonuna doğru hizmete gireceğini bildirdi. Radyasyon Onkolojisi, Medikal Onkoloji ve Nükleer Tıp bölümlerinin açılacağını kaydeden Demiray, etik ve kaliteli sağlık hizmetini bölge geneline yaymayı hedeflediklerini ifade etti. "Otel inşaatı ile ilgimiz yok" Kamuoyunda oluşan yanlış algılara da açıklık getiren Demiray, hastanenin yanında devam eden otel inşaatının Memorial ile ilgisi olmadığını söyledi. Demiray, "Hastanemizde tüm inşaat süreçleri tamamlanmıştır. Yan taraftaki bağımsız otel inşaatı nedeniyle hastanenin bitmediği yönünde bir algı var. Ancak 7 ameliyathane, 50 poliklinik ve 148 yatak kapasitemizle tamamen aktif durumdayız" diye konuştu. 30 Yataklı Yoğun Bakım 112 sisteminde Bölgede yoğun bakım yatak sayısının yetersizliğine dikkat çeken Demiray, hastanenin 30 yataklı yoğun bakım ünitesinin 112 Acil Servis sistemine dahil edildiğini açıkladı. Bu gelişmeyle birlikte Bodrum’un yanı sıra çevre il ve ilçelerden de hasta nakillerinin başladığı bildirildi.
17 Şubat 2026 Salı - 09:57
Erken teşhisle hayata tutundular
Malatya’da Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) başvuran iki kadın, meme kanserini erken evrede teşhis edilmesi sayesinde tedaviyle sağlığına kavuştu. Kadınlar, erken teşhisin önemine dikkat çekerek düzenli tarama çağrısında bulundu. Malatya’da yaşayan 60 yaşındaki Betül Işık ile 45 yaşındaki Huriye Yıldız meme kanserini erken evrede teşhis edilmesi sayesinde tedaviyle sağlığına kavuştu. Hastalık sürecini anlatan 60 yaşındaki Betül Işık, "Kanserle tanıştığımda 58 yaşındaydım. 2024 yılının Haziran ayında mamografi sonucunda bir kitle tespit edildi. Yapılan ultrason ve ileri tetkiklerin ardından evre 1 meme kanseri teşhisi konuldu. Yaklaşık üç ay süren tetkik ve değerlendirme sürecinin ardından 16 Ağustos 2024’te ameliyat oldum. Erken evrede yakalandığı için kemoterapi ve radyoterapiye gerek duyulmadı. Şu anda ilaç tedavim devam ediyor, kontrollerimi aksatmıyorum. Tarama yaptırmaktan korkmayalım. Erken teşhis hayat kurtarıyor" dedi. 45 yaşındaki Huriye Yıldız ise herhangi bir şikayeti olmamasına rağmen tarama yaptırdığını belirterek, "Kendimi sağlıklı hissediyordum, ağrım yoktu. Sağlık çalışanlarının yönlendirmesiyle mamografi çektirdim. İyi ki de gitmişim. Hastalık ilk evrede yakalandı. Tedavi sürecim devam ediyor. Bu süreç zor ama erken teşhis sayesinde umut var. Kendinizi iyi hissediyor olsanız bile mutlaka tarama yaptırın" ifadelerini kullandı KETEM Sorumlu Hemşiresi Arzu Sarıçam da kanser taramalarının önemine vurgu yaparak, "Kanserde erken teşhis hayat kurtarır. Meme, rahim ağzı ve kolon kanseri taramaları Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak yapılmaktadır. Vatandaşlarımızı KETEM’lere, sağlıklı yaşam merkezlerine ve aile hekimlerine başvurarak taramalarını düzenli yaptırmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
17 Şubat 2026 Salı - 09:53
Erken teşhisle hayata tutundular
Malatya’da Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) başvuran iki kadın, meme kanserini erken evrede teşhis edilmesi sayesinde tedaviyle sağlığına kavuştu. Kadınlar, erken teşhisin önemine dikkat çekerek düzenli tarama çağrısında bulundu. Malatya’da yaşayan 60 yaşındaki Betül Işık ile 45 yaşındaki Huriye Yıldız meme kanserini erken evrede teşhis edilmesi sayesinde tedaviyle sağlığına kavuştu. Hastalık sürecini anlatan 60 yaşındaki Betül Işık, "Kanserle tanıştığımda 58 yaşındaydım. 2024 yılının Haziran ayında mamografi sonucunda bir kitle tespit edildi. Yapılan ultrason ve ileri tetkiklerin ardından evre 1 meme kanseri teşhisi konuldu. Yaklaşık üç ay süren tetkik ve değerlendirme sürecinin ardından 16 Ağustos 2024’te ameliyat oldum. Erken evrede yakalandığı için kemoterapi ve radyoterapiye gerek duyulmadı. Şu anda ilaç tedavim devam ediyor, kontrollerimi aksatmıyorum. Tarama yaptırmaktan korkmayalım. Erken teşhis hayat kurtarıyor" dedi. 45 yaşındaki Huriye Yıldız ise herhangi bir şikayeti olmamasına rağmen tarama yaptırdığını belirterek, "Kendimi sağlıklı hissediyordum, ağrım yoktu. Sağlık çalışanlarının yönlendirmesiyle mamografi çektirdim. İyi ki de gitmişim. Hastalık ilk evrede yakalandı. Tedavi sürecim devam ediyor. Bu süreç zor ama erken teşhis sayesinde umut var. Kendinizi iyi hissediyor olsanız bile mutlaka tarama yaptırın" ifadelerini kullandı KETEM Sorumlu Hemşiresi Arzu Sarıçam da kanser taramalarının önemine vurgu yaparak, "Kanserde erken teşhis hayat kurtarır. Meme, rahim ağzı ve kolon kanseri taramaları Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz olarak yapılmaktadır. Vatandaşlarımızı KETEM’lere, sağlıklı yaşam merkezlerine ve aile hekimlerine başvurarak taramalarını düzenli yaptırmaya davet ediyoruz" diye konuştu. (HE-LO-Y)
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder