Son Dakika
|
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Saldırı tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılacak"
Siverek’teki saldırgan sessiz sedasız defnedildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Hiçbir güç Türkiye'ye parmak sallayamaz"
Eyüpsultan’da haraç isteyip galeri kurşunlayan 3 şüpheli tutuklandı
İtalya, İsrail ile savunma anlaşmasını askıya aldı
İsrail ordusu, Lübnan'da yaralı şahsı intihar dronu ile öldürdü
MHP lideri Bahçeli: "Ara seçim yok, seçim zamanındadır"
Elazığ’da Fiat TOFAŞ araç alev alev yandı
Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni!
Dışişleri Bakanı Fidan: "ABD ve İran ateşkes konusunda samimi"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Kahramanmaraş’ta 1 öğretmen 8 öğrenciyi öldüren saldırganla ilgili ilginç detay
Saldırganın sınıfta çekildiği görüntüler ortaya çıktı
591 hesap hakkında işlem başlatıldı
Bakan Memişoğlu: "Saldırıda yaralanan 11 kişi tedavilerinin ardından taburcu edildi"
Kahramanmaraş’taki saldırıda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerin isimleri belli oldu
Pakistan Genelkurmay Başkanı Munir, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanada Başbakanı Carney ile telefonda görüştü
SAĞLIK
Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Topaloğlu: "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 17:10:11
Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor" dedi. Bilkent Şehir Hastanesi’nde 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla düzenlenen programda, toplumda kalp ve damar hastalıklarına yönelik bilinç düzeyinin artırılması, erken teşhisin önemi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Uzman doktorlar tarafından ‘koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli’ doğrultusunda sunumların yapıldığı etkinlikte Azize Nasıroğlu Eğitim ve Konferans Salonu’nun açılışı da gerçekleştirildi. Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, Türkiye’nin sağlık alanındaki dönüşümüne dikkat çekerek, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Kalp sağlığının toplum sağlığı açısından kritik bir yer tuttuğunu belirten Topaloğlu, bu gibi çalışmalarla birlikte farkındalıkların artarak devam edeceğini söyledi. "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni" Avrupa’da kalp damar hastalıkları sebebiyle ölüm sayısının azaldığını, fakat Türkiye’de bu sayının stabil kaldığını belirten Topaloğlu, "Kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi, tıbbın en disiplinli ve belki de en özverili işleyen branşlarından bazıları. Türk Kardiyoloji Derneği ve Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği köklü saygın derneklerin başında olup, hem halk sağlığına hem de temsil ettikleri meslek gruplarına yönelik çok başarılı işlere imza atmışlardır. Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da bu sayının geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor. Biz kardiyologlar olarak kalp damar hastalıklarını önlenebilir sağlık sorunu olarak değerlendiriyoruz. Gerçekten hastanın sigara içmesine engel olabilirsiniz, tansiyonunu kontrol altına alabilirsiniz, diyabetiyle mücadele edebilirsiniz, hareketsizliğini engelleyip harekete geçirebilirsiniz. İşte bu durumda bu hastanın kalp hastalığını önleyebiliyorsunuz veya geciktirebiliyorsunuz. Bu nedenle hastalık oluşmadan mutlaka doktor olarak devreye girip, bu hastalıkları oluşmadan engellememiz gerekir" diye konuştu. "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun sağlık hizmetlerini kuvvetlendirmek için önemli çalışmalar yaptığını dile getiren Topaloğlu, "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi. Bu konuyla ilgili de obeziteyle ve sigarayla ilgili mücadeleyi ön planda tuttu. Sağlık hizmetlerini kuvvetlendirdi. Vatandaşlarımızla birebir iletişimle birlikte kronik hastalık takiplerini yaptı. Sigarayla ve tansiyonla mücadeleyi başlattı. Bunlar şu anda bu mücadelenin önemli ayağını teşkil ediyor. Sağlık Politikalar Kurulu olarak bu yıl içerisinde Sağlık Bakanlığımızla çok önemli projeler gerçekleştirdik. Bunlardan en önemlisi otomatik eksternal defibrilatörler. Otomatik eksternal defibrilatörlerin kamusal alanda yaygınlaştırılmasıyla ilgili Sağlık Bakanlığımız yönetmeliği çıkardı. Bunun lansmanını yaptık. 3 yıl içerisinde 80 bin tane otomatik eksternal defibrilatörünü vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı bölgelere yerleştireceğiz" şeklinde konuştu. Programa Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Serkan Topaloğlu’nun yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Levent Öztürk, Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Başkanı Doç. Dr. Murat Sarğın, Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan ve vatandaşlar katıldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 16:27
Uzmanı uyardı: "Büyüme geriliği hastalıkların habercisi olabilir"
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, çocuklarda sağlıklı büyümenin düzenli takip, doğru beslenme ve uyku ile mümkün olduğunu belirterek, büyüme geriliğinin hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, 15 Nisan ’Büyümenin İzlenmesi Günü’ dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Korğalı, çocukların erişkinlerden farklı olarak büyüyen ve gelişen bireyler olduğunu belirterek, büyümenin düzenli takibinin hem kolay hem de etkili bir sağlık değerlendirme yöntemi olduğunu ifade etti. Büyümenin yaşa göre farklılık gösterdiğini kaydeden Korğalı, en hızlı büyümenin anne karnında gerçekleştiğini, doğumdan sonra ise özellikle ilk bir yaşta ve ergenlik döneminde büyümenin yeniden hız kazandığını söyledi. İlk iki yaşta beslenmenin büyüme üzerindeki en önemli faktör olduğuna dikkat çeken Korğalı, "İlk 6 ay yalnızca anne sütü öneriyoruz. Sonrasında uygun tamamlayıcı gıdalarla beslenmenin sürdürülmesi sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşıyor" dedi. "Gelişim üzerinde etkisi var" Çevresel ve duygusal faktörlerin de büyümeyi etkilediğini belirten Korğalı, çocuğun sevgi dolu ve ilgili bir ortamda büyümesinin gelişim üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Genetik özelliklerin de büyüme potansiyelini şekillendirdiğini ifade etti. Uyku düzeninin büyüme açısından kritik rol oynadığını dile getiren Korğalı, büyüme hormonunun özellikle gece saatlerinde salgılandığını belirterek, çocukların düzenli ve yeterli uyuması gerektiğini söyledi. Fiziksel aktivitenin de önemine değinen Korğalı, açık havada oyun ve sporun kemik ve kas gelişimini desteklediğini ifade etti. "Ölçümlerin düzenli yapılması gerekiyor" Büyümenin düzenli izlenmesinin çocuk sağlığı hakkında önemli ipuçları verdiğini kaydeden Korğalı, boy, kilo ve baş çevresi ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini belirtti. Büyüme geriliğinin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Korğalı, "Çocuk sağlıklı görünse bile düzenli takip edilmelidir. Büyümede duraksama varsa altta yatan neden araştırılmalıdır" diye konuştu. Takip sürecinde büyüme eğrilerinin kullanıldığını ifade eden Korğalı, her çocuğun farklı persentil aralıklarında büyüyebileceğini ancak büyüme hızındaki düşüşlerin önemli bir uyarı olduğunu söyledi. "Kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor" Çocukların doğumdan itibaren belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Korğalı, ilk yıl sık aralıklarla, sonrasında ise düzenli periyotlarla kontrollerin sürdürülmesini önerdi. Ailelere çağrıda bulunan Korğalı, çocukların sağlıklı görünse dahi düzenli olarak hekim kontrolüne götürülmesi gerektiğini belirtti. Öte yandan, üniversite bünyesinde açılan Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniği’nde çocukların büyüme ve gelişim takibinin yanı sıra aşı, beslenme ve okul sağlığı konularında da danışmanlık hizmeti verildiği bildirildi.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 16:23
Uzmanı uyardı: "Büyüme geriliği hastalıkların habercisi olabilir"
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, çocuklarda sağlıklı büyümenin düzenli takip, doğru beslenme ve uyku ile mümkün olduğunu belirterek, büyüme geriliğinin hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, 15 Nisan ‘Büyümenin İzlenmesi Günü’ dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Korğalı, çocukların erişkinlerden farklı olarak büyüyen ve gelişen bireyler olduğunu belirterek, büyümenin düzenli takibinin hem kolay hem de etkili bir sağlık değerlendirme yöntemi olduğunu ifade etti. Büyümenin yaşa göre farklılık gösterdiğini kaydeden Korğalı, en hızlı büyümenin anne karnında gerçekleştiğini, doğumdan sonra ise özellikle ilk bir yaşta ve ergenlik döneminde büyümenin yeniden hız kazandığını söyledi. İlk iki yaşta beslenmenin büyüme üzerindeki en önemli faktör olduğuna dikkat çeken Korğalı, "İlk 6 ay yalnızca anne sütü öneriyoruz. Sonrasında uygun tamamlayıcı gıdalarla beslenmenin sürdürülmesi sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşıyor" dedi. "Gelişim üzerinde etkisi var" Çevresel ve duygusal faktörlerin de büyümeyi etkilediğini belirten Korğalı, çocuğun sevgi dolu ve ilgili bir ortamda büyümesinin gelişim üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Genetik özelliklerin de büyüme potansiyelini şekillendirdiğini ifade etti. Uyku düzeninin büyüme açısından kritik rol oynadığını dile getiren Korğalı, büyüme hormonunun özellikle gece saatlerinde salgılandığını belirterek, çocukların düzenli ve yeterli uyuması gerektiğini söyledi. Fiziksel aktivitenin de önemine değinen Korğalı, açık havada oyun ve sporun kemik ve kas gelişimini desteklediğini ifade etti. "Ölçümlerin düzenli yapılması gerekiyor" Büyümenin düzenli izlenmesinin çocuk sağlığı hakkında önemli ipuçları verdiğini kaydeden Korğalı, boy, kilo ve baş çevresi ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini belirtti. Büyüme geriliğinin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Korğalı, "Çocuk sağlıklı görünse bile düzenli takip edilmelidir. Büyümede duraksama varsa altta yatan neden araştırılmalıdır" diye konuştu. Takip sürecinde büyüme eğrilerinin kullanıldığını ifade eden Korğalı, her çocuğun farklı persentil aralıklarında büyüyebileceğini ancak büyüme hızındaki düşüşlerin önemli bir uyarı olduğunu söyledi. "Kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor" Çocukların doğumdan itibaren belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Korğalı, ilk yıl sık aralıklarla, sonrasında ise düzenli periyotlarla kontrollerin sürdürülmesini önerdi. Ailelere çağrıda bulunan Korğalı, çocukların sağlıklı görünse dahi düzenli olarak hekim kontrolüne götürülmesi gerektiğini belirtti. Öte yandan, üniversite bünyesinde açılan Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniği’nde çocukların büyüme ve gelişim takibinin yanı sıra aşı, beslenme ve okul sağlığı konularında da danışmanlık hizmeti verildiği bildirildi.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 16:18
Profesörlerden ameliyatlarda riski sıfırlayan ‘Akıllı Şırınga’
Yıldız Teknik Üniversitesi profesörleri, ameliyatlarda dokuların şişirilip boşaltılmasında kullanılacak akıllı şırınga ile muhtemel riskleri ortadan kaldıran buluşa imza attı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Nisan 2026 Salı- 12:31
Taşıma su çilesi son buldu
2
15 Nisan 2026 Çarşamba- 09:50
"Mevsim geçişleri depresyonu tetikleyebiliyor"
3
14 Nisan 2026 Salı- 21:52
Denizli sağlık camiası yasa boğan ölüm
4
15 Nisan 2026 Çarşamba- 09:43
10 saat süren ameliyatla bacak kemiğinden yeniden çene yapıldı
5
15 Nisan 2026 Çarşamba- 10:21
Manavgat Devlet Hastanesi, inme ile mücadelede Antalya’da birinci oldu
10 Ekim 2025 Cuma - 15:00
Siirt’te ortaokul öğrencilerine göz sağlığı taraması
Türk Kızılay ve Genç Kızılay’ın 2021 yılında başlattığı ‘Önlenebilir Körlük ile Aydınlık Bir Yaşam’ Projesi çerçeveisnde Dünya Görme Haftasında ortaokul öğrencilerine göz sağlığı taraması yapıldı. Siirt İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle Siirt’te bulunan Sancaklar Ortaokulu öğrencilerine proje kapsamında göz taraması gerçekleştirildi. Etkinlik eski AB Bakanı Egemen Bağış, Türk Kızılay Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Yener Tanık, Siirt Kızılay İl Merkez Başkanı Nihat Altunç, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Besim Hacıoğlu, uzman doktorlar, optisyenler, akademisyenler ve Genç Kızılay gönüllülerinin katılımıyla düzenlendi. Kamu kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında, 2025 yılı itibarıyla 30 bin çocuğun göz taraması tamamlandı. Proje ile erken teşhis konulan çocuklar ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilirken, sosyoekonomik durumu düşük ailelerin çocuklarına gözlük ve tıbbi cihaz destek sağlanması ve çocuklara hem sağlıkta hem de eğitimde fırsat eşitliği sunulmasının hedeflendiği bildirildi.
10 Ekim 2025 Cuma - 14:37
Düzce’de 400 yataklı hastane 360 günde inşa edilecek
Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü’nün girişimleriyle Sağlık Bakanlığı’na tahsis edilen Aziziye Mahallesi’ndeki arazide inşa edilecek 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin proje hazırlama ve inşa süreci başlıyor. Özlü, toplamda 750 yatak kapasitesine ulaşacak hastanede tüm sağlık altyapısının olacağını ve hastanenin 360 günde tamamlanacağını ifade etti. Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, AK Parti Düzce İl Yönetim Kurulu üyeleri Sinan Aydın, Yunus Emre Gülay ve ihaleyi alan firmanın sahibi Mimar Evren Başbuğ basın mensuplarıyla bir araya geldi. Basın toplantısında Aziziye Mahallesi’ndeki Atatürk Devlet Hastanesi yanında bulunan 37 dönüm arazi üzerine inşa edilmesi planlanan 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin projesinin detayları kamuoyu ile paylaşıldı. "Hastane kapasitesini bin yatağa tamamlayacağız" Yaklaşık 80 bin metrekare kapalı alana sahip olacak yeni hastane binasında Düzce’nin sağlık alanında ihtiyacı olan bütün bölümlerin olacağını ve proje uygulamalarının ardından yeni hastanenin inşaat çalışmalarına hızla başlanacağını belirten Belediye Başkanı Faruk Özlü, şunları söyledi: "Bu proje daha önce Tarım ve Orman Bakanlığı’na ait fidan bölgesinin Sağlık Bakanlığı’na tahsisi çalışmalarıyla başlayan bir iştir. Biz bu şehri planlıyoruz, bu bölgede bir sağlık kampüsü olmasını sağlamaya yönelik attığımız adımlardan birisidir. Şehrin önümüzdeki yıllarda gelişim akslarını planlıyoruz. Bizim istediğimiz Düzce’nin bir sağlık kampüsü olsun, insanlar geldikleri zaman bütün tedavilerini o kampüste olabilsinler. Bu maksatla devlet hastanesinin olduğu bölgeyi tercih ettik. Projeler tamamlandığında toplamda bin yataklı bir hastane olacak. Bu alanın kapasitesini artıracak şekilde planlanmasını istiyoruz. Biz de belediye olarak işin tamamen arkasındayız ve takipçisiyiz. Bu şehrin bir hastaneye ihtiyacı var. Sağlık Bakanı’mız bu hastanenin yerini görmek ve hastane yapılacağı sözünü vermek için Düzce’ye geldi. Ben bu vesileyle Sağlık Bakanı’mız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Onların onayı ve gayretleri ile Düzce çok güzel bir eser kazanacak." Sismik izolatörlü temel üzerine inşa edilecek Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, daha önce proje tanıtımının yapıldığı yatırımda proje hazırlama sürecinin başladığına işaret ederek, "Sağlık Bakanlığı’na tahsisinde büyük emekleri olan bakanımız ile proje hazırlanması için yer teslimini yaptık. Yer tesliminden itibaren yaklaşık bir yıl süresi var. Teknik süreçleri belediyemiz ile birlikte yürüteceğiz. Bugünden itibaren inşaat süreci başlayacak. Sağlık hizmetlerinde yapılması gereken tüm altyapıyı bu hastanede vatandaşlarımıza kazandıracağımızı söylemiştik. Bugün proje firmasıyla bir aradayız. Depreme dayanıklı sismik izolatörlü bir yapı olacak, kendisi de ayrıntıları anlatacaktır zaten. Şu an hizmet veren hastanenin ön kısmında bulunan 37 dönümlük alanda inşaat yapılacak. İki bina birbirine bağlantılı şekilde olacak" dedi. Toplantı Proje Mimarı Evren Başbuğ’un sahibi olduğu firmanın geçmişi ve proje hazırlama süreci hakkında teknik detayları aktarmasının ardından sona erdi.
10 Ekim 2025 Cuma - 14:35
Düzce’de yapılacak 400 yataklı hastanenin projesi 360 günde tamamlanacak
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün girişimleriyle Sağlık Bakanlığı’na tahsis edilen Aziziye Mahallesi’ndeki arazide inşa edilecek 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin proje hazırlama ve inşa süreci başlıyor. Özlü, toplamda 750 yatak kapasitesine ulaşacak hastanede tüm sağlık altyapısının olacağını ifade etti. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, AK Parti Düzce il yönetim kurulu üyeleri Sinan Aydın, Yunus Emre Gülay ve ihaleyi alan firmanın sahibi Mimar Evren Başbuğ Düzce basını ile bir araya geldi. Aziziye mahallesindeki Atatürk Devlet Hastanesi yanında bulunan 37 dönüm arazi üzerine inşa edilmesi planlanan 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin projesinin detayları kamuoyu ile paylaşıldı. "Hastane kapasitesini 1000 yatağa tamamlayacağız" Yaklaşık 80 bin metrekare kapalı alana sahip olacak yeni hastane binasında Düzce’nin sağlık alanında ihtiyacı olan bütün bölümlerin olacağını ve proje uygulamalarının ardından yeni hastanenin inşaat çalışmalarına hızla başlanacağını belirten Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, konuşmasında şunları söyledi: "Bu proje daha önce Tarım ve Orman Bakanlığı’na ait fidan bölgesinin Sağlık Bakanlığı’na tahsisi çalışmalarıyla başlayan bir iştir. Biz bu şehri planlıyoruz, bu bölgede bir sağlık kampüsü olmasını sağlamaya yönelik attığımız adımlardan birisidir. Şehrin önümüzdeki yıllarda gelişim akslarını planlıyoruz. Bizim istediğimiz Düzce’nin bir sağlık kampüsü olsun, insanlar geldikleri zaman bütün tedavilerini o kampüste olabilsinler. Bu maksatla devlet hastanesinin olduğu bölgeyi tercih ettik. Projeler tamamlandığında toplamda bin yataklı bir hastane olacak. Bu alanın kapasitesini artıracak şekilde planlanmasını istiyoruz. Biz de belediye olarak işin tamamen arkasındayız ve takipçisiyiz. Bu şehrin bir hastaneye ihtiyacı var. Sağlık Bakanımız bu hastanenin yerini görmek ve hastane yapılacağı sözünü vermek için Düzce’ye geldi. Ben bu vesileyle Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum. Onların onayı ve gayretleri ile Düzce çok güzel bir eser kazanacak." Sismik izolatörlü temel üzerine inşa edilecek Basın toplantısında konuşan Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz da daha önce proje tanıtımının yapıldığı yatırımda proje hazırlama sürecinin başladığına işaret ederek şu ifadeleri kullandı: "Sağlık Bakanlığı’na tahsisinde büyük emekleri olan sayın bakanımız ile proje hazırlanması için yer teslimini yaptık. Yer tesliminden itibaren yaklaşık bir yıl süresi var. Teknik süreçleri belediyemiz ile birlikte yürüteceğiz. Bugünden itibaren inşaat süreci başlayacak. Sağlık hizmetlerinde yapılması gereken tüm altyapıyı bu hastanede vatandaşlarımıza kazandıracağımızı söylemiştik. Bugün proje firması ile bir aradayız. Depreme dayanıklı sismik izolatörlü bir yapı olacak, kendisi de ayrıntıları anlatacaktır zaten. Şu an hizmet veren hastanenin ön kısmında bulunan 37 dönümlük alanda inşaat yapılacak. İki bina birbirine bağlantılı şekilde olacak." Toplantı Proje Mimarı Evren Başbuğ’un sahibi olduğu firmanın geçmişi ve proje hazırlama süreci hakkında teknik detayları aktarmasının ardından sona erdi.
10 Ekim 2025 Cuma - 14:24
Glütensiz yaşama destek için Niğmek Glütensiz Büfe açıldı
Niğde Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışının bir ürünü olan NİĞMEK Modern Ekmek Tesisi Projesi kapsamında kurulan Glütensiz Büfe, kentteki çölyak hastaları ve glütensiz beslenmeyi tercih edenler için önemli bir ihtiyacı giderecek. Niğde’nin sosyal ve ekonomik hayatına katkı sunan NİĞMEK Glütensiz Büfe’nin açılışı, düzenlenen basın açıklamasıyla duyuruldu. Basın açıklamasında konuşma yapan Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, projelerinin sağlık, istihdam ve sosyal sorumluluk olmak üzere üç temel direk üzerine kurulu olduğunu vurguladı. Çölyak hastaları ve glütensiz beslenen vatandaşların ürün bulma zorluğuna dikkat çeken Başkan Özdemir, bu ihtiyaca kayıtsız kalmadıklarını belirtti. NİĞMEK Modern Ekmek Tesisi’nde yüksek hijyen standartlarında üretilen glütensiz ürünlerin, artık bu büfe aracılığıyla doğrudan vatandaşlara ulaştırılacağını ifade etti. Ürün yelpazesi oldukça zengin olan büfede, sadece glütensiz ekmek değil simit, poğaça, tuzlu kurabiye, hamburger ve tost ekmeği, atıştırmalıklar, hatta karabuğday ve mısır ekmeği gibi pek çok farklı lezzet glütensiz olarak sunuluyor. Ayrıca, kendi mutfağında glütensiz lezzetler hazırlamak isteyenler için de bir çözüm getirildi. Büfede, glütensiz un çeşitlerinin tamamı satışa sunularak, Niğde’de glütensiz yaşam kalitesi bir adım daha yukarı taşınıyor. Niğde halkına maliyetine hizmet Açılışın duyurusunu yapmak üzere basın mensuplarıyla bir araya gelen Niğde Belediye Başkanı, büfenin hayata geçiş sürecini detaylıca anlattı. Başkan Özdemir konuşmasında; "İlimizde binin üzerinde neredeyse çölyak ailesi var. Onlar bana ilk geldiğim zaman glütensiz ekmeği Niğde’de bulamadıklarını ve dışarıdan maalesef kargoyla getirmek zorunda kaldıklarını söylemişlerdi. Biz bu işe ilk olarak Niğde Belediyesi Modern Ekmek Tesisi’nde glütensiz ekmek üretmekle başladık. Yoğun ilgi gördü" dedi. Talebin sadece ekmekle sınırlı kalmadığını belirten Başkan Emrah Özdemir, ailelerin diğer glütensiz ürünlere çok yüksek fiyatlardan ulaşabildiklerini iletmesi üzerine, belediyenin şirketi NİBTAŞ aracılığıyla bu çalışmayı başlattıklarını ifade etti. Özdemir; "Şu an otuzun üzerinde ürün var. Kendi ürettiğimiz poğaça, simit, unlu kurabiyemiz, tuzlu kurabiyemiz, susamlı çubuklarımız ve susamlı kurabiyemiz olmak üzere 7-8 çeşit üretimimiz başladı. Tabii bunların devamı gelecektir. Sadece Çölyak hastaları değil, sağlığına dikkat eden ve glütensiz ürüne ihtiyacı olan birçok hemşehrimiz de buradan faydalanacaktır. Burada Niğde Belediyesi olarak herhangi bir kâr gütmüyoruz. Bütün ürünler neredeyse maliyetine vatandaşımıza sunulacak. Başta çölyak hastalarımız olmak üzere, glütensiz ürün tüketmek zorunda kalan hemşehrilerimize en uygun fiyatlı, belki de Türkiye’de en uygununu inşallah Niğde’mizde bu glütensiz büfemizde temin etmiş olacağız" ifadelerine yer verdi.
10 Ekim 2025 Cuma - 14:21
Niğde’de Yenidoğan Canlandırma Eğitimi düzenlendi
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı koordinesinde, Yenidoğan Canlandırma (NRP) Eğitimi düzenlendi. Niğde’de görev yapan eğitimcilerinin yanı sıra Adana ve Kayseri’den gelen eğitimcilerin de katılımıyla gerçekleştirilen programda, sağlık tesislerinde görev yapan ve doğum sürecinde görev alan 50 sağlık çalışanına NRP eğitimi verildi. Doğum esnasında görev alan sağlık personelinin bilgi ve becerilerini belirli aralıklarla yenilemesi hedefi ile düzenlenen eğitimde hastane ziyaretleri ile doğumhane şartlarının yerinde görülmesi, tespit edilen sorunlara kurum özelinde çözümler üretilmesi ve çalışma şartlarının verilen eğitimle uyumlu hale getirilmesi konuları üzerinde de duruldu.
10 Ekim 2025 Cuma - 14:13
Alkol bağımlılığını yendi, şimdi diğer gençlere umut oluyor
Bolu’da yaşadığı zorluklar sonrası başladığı alkol bağımlılığından Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) desteğiyle kurtulan ve 1 yıldır temiz bir yaşam süren genç, "Ben bıraktıysam herkes bırakabilir" diyerek bağımlılara umut aşıladı. Genç yaşta ailevi sorunlar yaşayan ve en yakın arkadaşını trafik kazasında kaybeden genç, küçük yaşta alkol kullanmaya başladı. 4 yıl süren bağımlılık sürecinin ardından hayatının kontrolünü kaybeden genç, önce Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi’ne (AMATEM) başvurdu. Burada gördüğü tedavi sırasında Yeşilay’ın broşürlerini gören danışan, daha sonra Bolu YEDAM’a yöneldi. Yaklaşık 1,5 yıl süren terapi ve rehabilitasyon süreciyle bağımlılığından kurtulan genç, Bolu YEDAM’da sanat atölyelerine katıldı ve Yeşilay’ın Diyarbakır’daki rehabilitasyon merkezinde de destek aldı. "Bir yıl önce konuşamıyordum" Alkol bağımlılığından dolayı konuşamadığını ifade eden danışan, "Bir yıldır temizim. Önceden güven problemi yaşıyordum, eve gitmiyordum. AMATEM’de YEDAM’ın broşürünü gördüm, ‘Bir deneyelim’ dedim. Belki faydası olur. Bırakmak için her yolu denemeye razıydım. Arkadaşlarımla birlikte buraya geldim. Bir yıl önce konuşamıyordum, kendimi toparlayamıyordum. Hep huzursuzdum, tedirgindim. Şimdi rahatım, konuşabiliyorum, sosyalleşebiliyorum" dedi. "Ben bıraktıysam herkes bırakabilir" YEDAM’daki rehabilitasyon sürecine değinen genç, "Hiç boşluk yok. Maddeyi düşündürecek bir an bile bırakmıyorlar. Her şey planlı, saatli. Sürekli atölye ve etkinliklerle dolu bir program. Uzak dursunlar, ama en azından bir kere bile olsa gelip destek alsınlar. Burada onlara yardım edecek çok kişi var. ‘Ben bırakamam’ diye bir şey yok. Ben bıraktıysam herkes bırakabilir" diye konuştu.
10 Ekim 2025 Cuma - 12:48
Doç. Dr. Aytaç, burun estetiği hakkında bilgiler verdi
Modern burun estetiğinde yeni bir dönem başlatan Medical Point Gaziantep Hastanesi KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İsmail Aytaç, doğal görünümü ön planda tutan rinoplasti yaklaşımıyla hem estetik hem de sağlık açısından hastalarının yüzünü güldürüyor. Modern burun estetiğinde yeni bir dönem başlatan Medical Point Gaziantep Hastanesi KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İsmail Aytaç, hastalarının hem estetik beklentilerine hem de fonksiyonel ihtiyaçlarına aynı anda çözüm sunan yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Doç. Dr. Aytaç, Burun estetiğinin sadece dış görünüm değil, aynı zamanda özgüven ve yaşam kalitesiyle de doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Başarılı bir burun estetiğinin, ilk bakışta fark edilmeyen, kişinin yüzüyle bütünleşen, doğallığı bozmayan sonuçlar sunması gerektiğini ve son yıllarda "kişiye özel burun tasarımı" anlayışının öne çıktığını belirten Doç. Dr. Aytaç, "Amacımız, her hastanın yüz yapısına uygun, doğal ve fonksiyonel bir burun oluşturmak. Artık ‘estetikli gibi duran’ burunlar yerine, kişinin yüz hatlarına uyum sağlayan, nefes alma fonksiyonunu koruyan ya da iyileştiren ameliyatlar tercih ediliyor" dedi. Burun estetiği denince akla ilk gelen şeyin dış görünüm olduğunu ve bu operasyonun aynı zamanda solunum fonksiyonlarıyla da yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Doç. Dr. İsmail Aytaç, kıkırdak eğrilikleri (deviasyon), burun eti büyümeleri (konka hipertrofisi) gibi yapısal sorunların da rinoplasti ile birlikte giderilmesi gerektiğini vurguladı. Fonksiyonel rinoplastinin önemine dikkat çeken Aytaç, "Burun estetiği sadece estetik değil, aynı zamanda medikal bir müdahaledir. Hasta güzel bir buruna sahip olurken, aynı zamanda daha sağlıklı nefes almalıdır. Bu dengeyi kurmak uzmanlık ve tecrübe ister" ifadelerini kullandı. Burun estetiği yaptırmayı düşünen kişilere önerilerde bulunan Doç. Dr. Aytaç "Doğru hekim seçimi, tecrübe, doğal ve sağlıklı sonuçların anahtarıdır. Gerçekçi beklentiler, her yüz farklıdır, hedef, yüzle uyumlu ve doğal bir burun olmalıdır. İyileşme süreci, rinoplasti sonrası sonuçlar zamanla oturur, sabırlı olmak gerekir. Fonksiyonel bütünlük, nefes alma kalitesi asla ihmal edilmemelidir" şeklinde konuştu. Estetiğin, güzellikten çok insanın kendini iyi hissetmesi ve yaşam kalitesinin artması anlamına geldiğini söyleyen Medical Point Gaziantep Hastanesi KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İsmail Aytaç, "Bir burun estetiği ameliyatı, yalnızca aynadaki yansımanızı değil, hayata bakışınızı da değiştirir. Bizim amacımız doğallığını kaybetmemiş, yüzün karakterine uyum sağlayan, aynı zamanda hastanın daha sağlıklı nefes almasını sağlayan kalıcı ve tatmin edici sonuçlar elde etmektir. Çünkü estetik güzellikten çok, insanın kendini iyi hissetmesi ve yaşam kalitesinin artmasıdır" diye konuştu.
10 Ekim 2025 Cuma - 12:39
"Ruh sağlığını korumak, hayatı korumaktır"
Ruh sağlığının en az beden sağlığı kadar önemli olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "Ruhsal sorunlar utanılacak değil, paylaşılması ve destek alınması gereken durumlardır. Toplum olarak birbirimize kulak vermeli ve gerektiğinde profesyonel yardım almaktan çekinmemeliyiz" dedi. Liv Hospital Samsun Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü dolayısıyla ruh sağlığını korumanın yolları hakkında açıklamalarda bulundu. "Modern yaşam, ruh sağlığı üzerindeki baskıyı artırıyor" Uzmanlara göre, modern yaşamın getirdiği stres, kaygı, yalnızlık ve belirsizlik duyguları, ruh sağlığını doğrudan etkiliyor. Uzm. Dr. Çevik, ruh sağlığını korumanın yalnızca bireysel bir sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal bir dayanışma konusu olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Ruhsal sorunlar utanılacak değil, paylaşılması ve destek alınması gereken durumlardır. Erken dönemde fark edilip desteklenen kişiler, hem kendi yaşam kalitelerini artırır hem de çevresine daha sağlıklı katkı sunar." "Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ruhsal dengeyi destekliyor" Ruh sağlığını korumanın, bedensel sağlık kadar önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Çevik, düzenli uyku, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve sosyal ilişkilerin ruhsal denge üzerindeki olumlu etkilerine değindi. Uzm. Dr. Çevik, "Günlük yaşamın koşuşturmacasında çoğu zaman duygusal ihtiyaçlarımızı görmezden geliyoruz. Oysa ruhsal dayanıklılık, tıpkı kas gücü gibi; ilgi, bakım ve süreklilik ister. Özellikle çocuk ve gençlerin ruhsal gelişimlerinin desteklenmesi, geleceğin sağlıklı toplumlarını oluşturmak açısından büyük önem taşır" açıklamasında bulundu. "Ruhsal farkındalık, toplumsal güçtür" Dünya Ruh Sağlığı Günü dolayısıyla herkesi daha duyarlı, önyargısız ve destekleyici olmaya çağıran Uzm. Dr. Çevik, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Ruh sağlığı, yaşam kalitemizin temelidir. Her birey kendi sınırlarını, duygularını ve ihtiyaçlarını tanımalı. Yardım istemek bir zayıflık değil, iyileşme cesaretidir. Birlikte daha güçlü ve sağlıklı bir toplum inşa etmek elimizde."
10 Ekim 2025 Cuma - 12:30
Gripte hemen doktora başvurmayın
Kayseri Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Selma Erşangur, bazı hastalıklara sahip olanların ve belirli meslek gruplarının grip aşısını öncelikli olarak yaptırması gerektiğini söyleyerek, "3 günden fazla dirençli ateş varsa doktora başvurulmalıdır" dedi. Özellikle kronik hastaların, hamilelerin ve belirli işlerde çalışanların grip aşısını öncelikli olarak yaptırması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Erşangur, "Grip aşısı, 70 yıllık tecrübesi olan bir aşıdır. Ülkemizde de Eylül-Ekim aylarında sağlık ocaklarında Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli yapılan bir aşıdır. Öncelikli olarak kimlere yapılacak dersek; 6 aydan büyük 5 yaştan küçük çocukların kreş yaşı oluyor bu çocuklar. Aynı zamanda 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, KOAH, astım, bronşit, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği olan insanlara öncelik verilir. Aynı zamanda hamilelere ilk 3 ayda mutlaka yaptırılmalıdır ve sağlık personelleri, bakım merkezlerinde çalışanlar ve orada yatanlar, toplu taşıma yapan şoförler gibi işlerde olanların öncelikli olarak aşıları yaptırmaları gerekmektedir. Özellikle grip olduğumuzda hemen ateşimiz çıktığında doktora başvurulması istemiyoruz. Çünkü hastanelerde kalabalık ortamlar olduğu için başka bir nedenden hastaneye gelen insanlar birbirlerine yine üst solunum yolu ve alt solunum yolu enfeksiyonu geçirmektedir. O yüzden ateş 3 günden fazla dirençli ise çocuklarda 38’i geçiyor erişkinlerde 38 buçuğu 39’a kadar veriyorsa ve dirençli ise başvurmaları gerekiyor. Nefes darlığı, morarma, bayılma, yaşlılarda uykuya meylin artması ya da yaşlılarda çok alert durumların karşılaşması, şuur bulanıklığı, derinden ciğerden gelen öksürük, sırta vuran öksürük olduğu durumlarda başvurulmalıdır. Hemen hafif bir burun akıntısı olduğunda, kemiklerimiz ağrıdığında doktora başvurulmamalıdır" dedi. Dr. Erşangur, evlerde havayı nemli tutmak gibi yöntemlerin de tedaviyi hızlandıracağını söyleyerek, "Kendi içlerinde tedavi yöntemlerine başvurulabilir evlerde. Bunlara da kısaca temas etmek gerekirse özellikle havayı nemli tutmaları gerekiyor evlerde. Gerek cihazlarla gerek su kaynatarak. Aynı zamanda odaların, toplu yaşanan yerlerin havalandırılması gerekmektedir. Beslenmelerine çok dikkat etmeleri lazım. Özellikle C vitamini, demir, çinko bulunan yiyeceklerle beslenmeleri gerekmektedir. Çocuklar için çocukların aktivitelerini artırmaları, ekran sürelerinin kısaltılması gerekmektedir. Diğer erişkinlerin de vücut aktiviteleri artırmaları immün sistemlerine daha iyi gelecektir. Aynı zamanda dinlenme, uyku düzeninin düzenlenmesi öncelikle bunlar yapılmalıdır. Bol su içilmelidir. Soğuk havalar da su oranı içme oranı azalmaktadır, mutlaka artırmalıyız ama ateşiniz çıktı ağrı kesicilere rağmen düşmüyor, birkaç gün geçti diyelim mutlaka doktora başvurulmalıdır. Doktor önerisi olmadan kesinlikle antibiyotik kullanılmamalıdır. Çünkü kış enfeksiyonlarının çoğu viral enfeksiyonlardır ve antibiyotik değil anti virallerle iyileşirler. O yüzden doktor önerisi olmadan antibiyotik hatta gerekiyorsa çocuklara ağrı kesici bile kullanmamaları gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
10 Ekim 2025 Cuma - 12:26
Gripte hemen doktora başvurmayın
Kayseri Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Selma Erşangur; bazı hastalıklara sahip olanların ve belirli meslek gruplarının grip aşısını öncelikli olarak vurulması gerektiğini söyleyerek, "3 günden fazla dirençli ateş varsa doktora başvurulmalıdır" dedi. Özellikle kronik hastaların, hamilelerin ve belirli işlerde çalışanların grip aşısını öncelikli olarak vurulması gerektiğini söyleyen Selma Erşangur; "Grip aşısı, 70 yıllık tecrübesi olan bir aşıdır. Ülkemizde de Eylül-Ekim aylarında sağlık ocaklarında Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli yapılan bir aşıdır. Öncelikli olarak kimlere yapılacak dersek; 6 aydan büyük 5 yaştan küçük çocukların kreş yaşı oluyor bu çocuklar. Aynı zamanda 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, KOAH, astım, bronşit, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği olan insanlara öncelik verilir. Aynı zamanda hamilelere ilk 3 ayda mutlaka yaptırılmalıdır ve sağlık personelleri, bakım merkezlerinde çalışanlar ve orada yatanlar, toplu taşıma yapan şoförler gibi işlerde olanların öncelikli olarak aşıları yaptırmaları gerekmektedir. Özellikle grip olduğumuzda hemen ateşimiz çıktığında doktora başvurulması istemiyoruz. Çünkü hastanelerde kalabalık ortamlar olduğu için başka bir nedenden hastaneye gelen insanlar birbirlerine yine üst solunum yolu ve alt solunum yolu enfeksiyonu geçirmektedir. O yüzden ateş 3 günden fazla dirençli ise çocuklarda 38’i geçiyor erişkinlerde 38 buçuğu 39’a kadar veriyorsa ve dirençli ise başvurmaları gerekiyor. Nefes darlığı, morarma, bayılma, yaşlılarda uykuya meylin artması ya da yaşlılarda çok alert durumların karşılaşması, şuur bulanıklığı, derinden ciğerden gelen öksürük, sırta vuran öksürük olduğu durumlarda başvurulmalıdır. Hemen hafif bir durum akıntısı olduğunda, hemen kemiklerimiz ağrıdığında doktora başvurulmalıdır" dedi. Erşangur, evlerde havayı nemli tutmak gibi tedavi yöntemlerinin de gripte kullanılabileceğini söyleyerek; "Kendi içlerinde tedavi yöntemlerine başvurulabilir evlerde. Bunlara da kısaca temas etmek gerekirse özellikle havayı nemli tutmaları gerekiyor evlerde. Gerek cihazlarla gerek su kaynatarak. Aynı zamanda odaların, toplu yaşanan yerlerin havalandırılması gerekmektedir. Beslenmelerine çok dikkat etmeleri lazım. Özellikle C vitamini alınan demir, çinko alınan yiyeceklerle beslenmeleri gerekmektedir. Çocuklar için çocukların aktivitelerini artırmaları, ekran sürelerinin kısaltılması gerekmektedir. Diğer erişkinlerin de vücut aktiviteleri artırmaları immün sistemlerine daha iyi gelecektir. Aynı zamanda dinlenme, uyku düzeninin düzenlenmesi öncelikle bunlar yapılmalıdır. Bol su içilmelidir. Soğuk havalar da su oranı içme oranı azalmaktadır, mutlaka artırmalıyız ama ateşiniz çıktı ağrı kesicilere rağmen düşmüyor. Birkaç gün geçti diyelim. Mutlaka doktora başvurulmalıdır. Doktor önerisi olmadan kesinlikle antibiyotik kullanılmamalıdır. Çünkü kış enfeksiyonlarının çoğu viral enfeksiyonlardır ve antibiyotik değil anti virallerle iyileşirler. O yüzden doktor önerisi olmadan antibiyotik hatta gerekiyorsa çocuklara ağrı kesici bile kullanmamaları gerekmektedir" ifadelerini kullandı. (EK-TB-
10 Ekim 2025 Cuma - 11:54
Yunusemre’de 3 bin 200 kilogram ilaç toprağı zehirlemeden imha edildi
Yunusemre Belediyesi, evsel atık ilaçların toprağa ve su kaynaklarına karışmasını engellemek amacıyla ilçede kapsamlı bir çalışma başlattı. Gönüllü eczanelere yerleştirilen kutular aracılığıyla toplanan 3 bin 200 kilogram evsel atık ilaç, imha edilmek üzere yetkili firmaya teslim edildi. Yunusemre Belediyesi, ilçe genelinde atık yönetimi ve sıfır atık seferberliği kapsamında yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekledi. Manisa Eczacılar Odası ile yapılan protokolle ilçedeki gönüllü eczanelere atık ilaç toplama kutuları yerleştirildi. Yunusemre Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar doğrultusunda gönüllü eczanelere yerleştirilen kutular aracılığıyla 3 bin 200 kilogram evsel atık ilaç toplandı. Toplanan atık ilaçlar, imha edilmek üzere Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş firmaya teslim edildi. Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, çevreyi ve halk sağlığını koruma amacıyla yürütülen bu çalışmalara vatandaşların da destek vermesini isteyerek evlerinde son kullanma tarihi geçmiş veya kullanılmayan ilaçları bulunan vatandaşların bu ilaçları gönüllü eczanelerdeki atık ilaç kutularına bırakmaları çağrısında bulundu.
10 Ekim 2025 Cuma - 11:12
Aşı karşıtlığı artıyor: Uzmanlardan salgın uyarısı
Türkiye genelinde son yıllarda artan aşı karşıtlığı, toplum bağışıklığını tehdit eder boyuta ulaştı. Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Hakkı Aktaş, "Aşısız birey sayısı arttıkça salgına kadar gidebilecek ciddi sağlık sorunları için zemin oluşuyor" dedi. Son yıllarda ülke genelinde aşıya yönelik tereddüt ve reddin artması, sağlık otoritelerini endişelendiriyor. Sağlık Bakanlığı’nın 1981 yılından bu yana yürüttüğü Genişletilmiş Bağışıklama Programı sayesinde birçok bulaşıcı hastalık kontrol altına alınırken, son dönemde düşen aşılama oranları yeniden salgın riskini gündeme getirdi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı, Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Hakkı Aktaş, aşı karşıtlığının yalnızca bireysel bir tercih değil, toplumsal bir risk unsuru haline geldiğine dikkat çekti. "Toplum içerisinde aşısız birey sayısı arttıkça, salgına kadar gidebilecek ciddi sağlık sorunları için bir zemin oluşmaktadır" Aşı karşıtlığının salgına yol açabilecek ciddi sağlık sorunlarına sebep olabileceğini belirten Tunceli Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Hakkı Aktaş, "Sağlık Bakanlığı’nın 1981’den bu yana yürüttüğü genişletilmiş bağışıklama programıyla birçok hastalığın toplumda görülme sıklığını önemli ölçüde azaltmış bulunmaktadır. Bu, aşılama hızının başarısı sonucunda karşımıza çıkan çok önemli bir sağlık kazanımıdır. Ancak son zamanlarda görülen aşıya karşı tereddüt, zaman zaman ret kararları bizim aşılama hızında istediğimiz yüzde 95’lik ve yüzde 100’lük oranların daha da aşağıya düşmesine sebep olmakta. Toplum içerisinde aşısız birey sayısı arttıkça özellikle salgına kadar gidebilecek ciddi sağlık sorunları için bir zemin oluşmaktadır. Bugün aşı tereddüdü olan insanların neden tereddüt ettiklerini sahadaki arkadaşlarımız bire bir ilgilenerek takip etmektedirler. Aşı tereddüdü olan her aile için bir hekim ve bir psikologdan oluşan ekiplerimiz bire bir irtibat sağlamakta, telefonla ve yüz yüze görüşerek aşı için ikna çalışmalarını yürütmeye devam etmektedir. Ancak son yıllarda mevcut jeopolitik konumu nedeniyle ülkemiz bir geçiş güzergahındadır. Bu güzergah sebebiyle bazı bulaşıcı hastalıkların ülkemiz içerisinde dışarıdan gelen vakalarda görülme sıklığında bir artış ortaya çıkmıştır. Bu artış ayrıca aşısız bireyler için fazladan risk teşkil etmektedir. Bu aşılamayla beraber eğer biz toplumsal bağışıklama hızımızı şu anki hedeflerimizde olduğu gibi korumayı başarırsak dışarıdan gelen vakalardan kaynaklı bulaşıcı hastalıkların ve salgınların da önüne geçebileceğiz" dedi. "Doğru bilgiyi sosyal medyadan, internetten değil; direkt aile hekimlerinden edinebilirler" Uzman Dr. Aktaş, "Biz aşı ile ilgili tereddüdü olan, aşıyı reddetmeyi düşünen herkese ulaşıyoruz. Hekimimiz ve psikoloğumuz aracılığı ile onlarla görüşerek bu noktada bilgilendirerek farkındalıklarını yeniden oluşturmayı hedefliyoruz. Bizimle iletişime açık olsunlar. Sosyal medyada veya haber sitelerinde ulaştıkları kaynakların bilimsel bir dayanağı olup olmadığını muhakkak araştırsınlar. Bununla ilgili her zaman bilgi alabilmek için aile hekimliklerine ve ilgili sağlık kuruluşlarına başvurup, doğru bilgiyi sosyal medyadan, internetten değil; direkt aile hekimlerinden edinebilirler" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder