SAĞLIK
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:26 Türkiye’de tek örnekti, Muğla Büyükşehir’e devredildi Milas Güllük Mahallesinde su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi ve terfi hatlarını da içeren altyapı işletme imtiyaz sözleşmesi 2005 yılında imzalanmıştı. Türkiye’de su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilen tek mahallesi suyun tonunu 100 liranın üzerinde içmeye başlayınca vatandaşların da talebi ile şirket ile Muğla Büyükşehlir Belediyesi arasında hizmetlerin devri sözleşmesi imzalandı. 35 yıllığına özel bir şirkete devredilen bu proje, Türkiye’de su hizmetlerinin özelleştirilmesi konusunda ilk ve tek örnek olarak biliniyor. 7 kişi yaşamını yitirmişti Muğla’nın Milas ilçesi Güllük mahallesinde, Haziran 2013’te özel şirket tarafından işletilen atık su terfi istasyonunda meydana gelen faciada 7 işçi, metan gazı zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Depoya bakım için inen işçilerin yüksek miktarda metan gazına maruz kaldığı ve olayın teknik tedbirsizlikten kaynaklandığı açıklanmıştı. 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri yapıldı Yıllar içerisinde şirket tarifelerinin MUSKİ’ye kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksek olması, su kesintileri ve altyapı sorunları vatandaşların tepkisine neden oldu. Bölge halkı, artan mağduriyet nedeniyle MUSKİ ve CİMER’e yoğun şikâyetlerde bulundu. Yaşanan sorunlar üzerine Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatıyla bir devir komisyonu kuruldu. Yapılan teknik ve mali incelemeler sonucunda işletmenin değeri belirlenirken, borç ve yükümlülükler düşüldükten sonra 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri konusunda anlaşmaya varıldı. Tüm içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri MUSKİ’ye devroldu 1 Nisan 2026 itibarıyla özel şirketin imtiyaz sözleşmesi sona erdirilirken, Güllük, Kıyıkışlacık’ın bir bölümü ve Zeytinlikuyu Mahallesi’nde su ve kanalizasyon hizmetlerinde tek yetkili kurum MUSKİ oldu. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezinde Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül ve Şirket Yetkilisi İhsan Hızarcıoğlu’nun katılımıyla düzenlenen imza töreni ile Güllük’te yıllardır devam sorun çözüme kavuştu. Böylece yıllardır tartışma konusu olan yüksek su ücretleri sorunu çözüme kavuşmuş oldu. Devir töreninde konuşan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Güllük Mahallesi, Kıyıkışlacık Mahallesi’nin bir bölümü ve Zeytinkuyu Mahallesi’nde içme ve atık su hizmetleri geçmişte yapılan bir imtiyaz sözleşmesiyle 35 yıllık bir süreyle arkadaşlar özel şirketlere devredilmişti. Türkiye’de ilk tek örnektir. O dönem aslında yaygınlaştırma amacıyla başlayan bu uygulama daha sonra durdurulmuş ve başka illere ilçelere sirayet etmemiş. Buradaki hemşehrilerimiz bizim MUSKİ’nin verdiği tabii ki hizmeti hem ücret açısından hem de hizmet açısından yaklaşık arkadaşlar maliyet açısından baktığınızda 110 bine yakın abone Muğla’daki tarifelerin yaklaşık iki katı civarında bir su ve atık su bedeli ödemek zorunda kalıyorlardı. Bugün bu sözleşmeyi imzalıyoruz. Tekrar teşekkür ediyorum. Özellikle MUSKİ Genel Müdürlüğümüz ve ekibine. Karşılıklı toplantılar yapıldı, değer tespitleri yapıldı ve Danıştay’a gönderildi. Danıştay onayladıktan sonra da evet bu devir yapılabilir dedikten sonra da biz artık bugün sizlerin karşısına gururla çıkmış olduk. MUSKİ tekrar bütün Muğla’da tarifeler neyse aynı tarifeleri orada uygulayacak. Aynı zamanda yatırım eksiklikleri varsa onları da tamamlayacak. Firmamızın çalışanlarını da mağdur etmek istemiyoruz. Çünkü oradan firma çekilince onun orada hizmet veren yıllardır emekçileri var. İşte burada arkadaşlarımız var, emekçi arkadaşlarımız. Bu zor şartlarda onların da işlerini kaybetmesine bizim gönlümüz kesinlikle razı vermiyor. 50’ye yakın çalışanımız var. Tabii biz o arkadaşlarımızı da yine aynı bölgede MUSKİ’nin çatısı altında bu sefer istihdam edeceğiz ve oradaki faaliyetleri aynı şekilde o arkadaşlarımızın emeğiyle devamını sağlayacağız. Bu sözleşmenin, bu devrin Miladımıza, Muğla’mıza, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi.
Balıkesir Üniversitesi Kardiyoloji Kliniği kalp sağlığında çığır açıyor
27 Ekim 2025 Pazartesi - 16:44 Balıkesir Üniversitesi Kardiyoloji Kliniği kalp sağlığında çığır açıyor Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı, kalp sağlığı alanında dikkat çeken bir başarıya imza attı. Artık Balıkesir’de başarıyla uygulanan elektrofizyolojik çalışma ve ablasyon işlemleri, bölge halkı için büyük bir kolaylık sağlıyor. Kalp ritim bozukluğu yaşayan hastalar, tedavi için büyük şehirlere gitmek zorunda kalmadan, yerel imkanlarla tedavi olabiliyor. Balıkesir Üniversitesi, kardiyoloji alanında güçlü akademik kadrosu ve modern altyapısı ile sadece bu bölgedeki değil, çevre illerdeki hastalar için de bir referans merkezi haline geldi. Kardiyoloji Anabilim Dalı, özellikle ritim bozukluğu tedavisindeki hızlı ve başarılı uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Prof. Dr. Halil Kısacık, Prof. Dr. Eyüp Avcı, Doç. Dr. Tarık Yıldırım, Doç. Dr. Özgen Şafak ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Tolga Hekim’in yönetiminde yapılan ablasyon işlemleri, kalp hastalarının yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştiriyor. Prof. Dr. Eyüp Avcı, ritim bozukluklarının hem hayat kalitesini etkileyen hem de ciddi hayati riskler taşıyan hastalıklar olduğunu belirterek, "Ablasyon işlemiyle kalpteki hatalı ileti noktaları düzeltilerek, hastalar çoğu zaman ilaçsız bir yaşam sürebiliyor. Bu, kalp sağlığında devrim niteliğinde bir adım" dedi. Balıkesir Üniversitesi’nin Kardiyoloji Kliniği, sadece ritim bozukluğu tedavilerinde değil, tüm kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde de son yıllarda kayda değer başarılar elde etti. Bu alandaki ilerlemeler, Balıkesir’i sağlıkta bölgesel bir merkez haline getiriyor. Balıkesir Üniversitesi’nin sağlık alanındaki bu başarısı, şehrin ve bölgenin gururu olmaya devam ederken, Kardiyoloji ekibi bu süreçte kendilerine büyük destek veren Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ve Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Bahadır Çağlar’a teşekkürlerini sundu.
Öğrenciler için ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliği düzenlendi
27 Ekim 2025 Pazartesi - 15:38 Öğrenciler için ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliği düzenlendi Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nce Batıkent Ticaret Borsası İlkokulu’nda ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ isimli kapsamlı ve eğitici bir etkinlik gerçekleştirildi. Etkinlik, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından yürütülen program çerçevesinde düzenlendi. Diyetisyenler, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ve acil sağlık ekipleri öğrencilere bilgilendirmede bulundu. Sağlıklı beslenme, hijyen, temel ilk yardım, fiziksel aktivite, ağız ve diş sağlığı, aile hekimliği ve bulaşıcı hastalıklar gibi konular öğrencilere detaylıca anlatıldı. Hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim Program boyunca öğrenciler, interaktif sunumlar ve uygulamalı gösterimler aracılığıyla sağlıklı yaşam alışkanlıklarını öğrenme fırsatı buldu. Okul önünde açılan bilgilendirme stantlarında farklı konularda farkındalık çalışmaları yürütülerek, çocukların soruları yanıtlandı ve sağlık bilinci desteklendi. Öğrenciler, sağlık ekipleriyle birebir iletişim kurarak hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim yaşadı. İl Sağlık Müdürlüğü, bu tür çalışmalarını sürdürecek Etkinliğin çocukların sağlık farkındalığını artırmak, sağlıklı yaşam bilincini geliştirmek ve doğru alışkanlıkları kazandırmak amacıyla düzenlendiği belirtildi. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, geleceğin teminatı olan çocukların fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için farkındalık çalışmalarının kararlılıkla devam ettiğini açıkladı.
Kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekmek için yürüdüler
27 Ekim 2025 Pazartesi - 14:36 Kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekmek için yürüdüler Manisa’da yüzlerce vatandaş ellerinde pankart ve dövizlerle kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekti. Yürüyüşe katılan Manisa Valisi Vahdettin Özkan hükümetin sağlıkta önleyici çalışmalarının çok önemli olduğunu belirtti. Manisa’da yüzlerce vatandaş, Cumhuriyet Meydanından başlayıp 15 Temmuz Demokrasi Meydanına kadar ellerinde kanserde erken teşhise dikkat çeken döviz ve pankartlarla "Meme kanseri farkındalık yürüyüşü" gerçekleştirildi. Katılımın yoğun olduğu yürüyüşe Manisa Valisi Vahdettin Özkan da eşi Dr. Ruhan Özkan ile birlikte katılarak destek verdi. Türkiye birincisi olan ekibe teşekkür Yürüyüşün sona erdiği 15 Temmuz Demokrasi Meydanında kurulan stantta sağlık personelinden yapılan çalışmalar hakkında bilgi alan Manisa Valisi Vahdettin Özkan, "Hükümetimizin Sağlık Bakanlığımızın kurmuş olduğu güçlü sistemin en önemli bileşenlerinden birisi koruyucu sağlık hizmetleridir. Bu koruyucu sağlık hizmetleri çerçevesinde icra edilen bir faaliyetin bugün tanıtımını hep beraber bizler de bulunuyoruz. Bugün sağlık personeli ile beraber milli eğitim, kolluk birimleri, merkezi idare, belediyeler, meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları hep beraber koordineli bir şekilde iyi bir iletişimle bu koruyucu hizmetlerle ilgili her birimimize ne düşüyorsa, bunu yapıyoruz. Bunun iletişimini sağlamaya çalışıyoruz. Kanserle ilgili özellikle önsel çalışmalar, öncü çalışmalar, koruyucu çalışmalar adına ne derseniz bunların yapılmasının çok önem arz ettiğini bütün hekimlerimiz ifade etmektedir. Biz de tekraren ifade edelim. Erken teşhis gerçekten hayatı kurtarır. Kanser taramaları ile ilgili İl Sağlık Müdürlüğümüzün koordinasyonunda yapılan faaliyetleriyle takdirle izliyoruz. Türkiye’de de bu taramalarda 1. oldu. Tebrik ediyoruz arkadaşlarımızı. KETEM’de çalışan bütün hekimler ve personel başta olmak üzere İl Sağlık Müdürlüğümüzün koordinasyonunda bütün bileşenlere çok teşekkür ediyoruz." dedi. "Önemli olan riskleri azaltmak" Sağlıkta tedavi kısmının en iyi şekilde sunulduğuna dikkat çeken Vali Özkan, "Esas olan riskleri bertaraf etmek, azaltmak. Tedavi sistemiyle bildiğiniz gibi hastanelerimiz çok iyi bir fiziki altyapıyla hizmet veriyor. Tıbbi teknolojik cihazlarla en güzel bir hizmetler sunmaya çalışıyoruz. Nitelikli insan kaynaklarıyla hekimlerimiz başta olmak üzere Anadolu’nun dört bir yanında şehrimizde de hassaten bu önemli ve hayati hizmet olan sağlık kamu hizmetini icra ediyor bakanlığımız. Bir şekilde bu tedavi hizmetleri uygulanırken daha önemlisi hasta olmadan neler yapmak lazım? Önleyici tedbirler nelerdir? Bu çerçevede sistemi daha da güçlendirmemiz lazım. Bu önleyici ve koruyucu hizmetlerle ilgili her alanda iyileştirmemiz gereken alanlarla ilgili Sağlık Bakanlığımızın ve ilgili otoritelerin geliştirmiş olduğu eylem planları vardır. Bu eylem planlarını bihakkın hep beraber icra ediyoruz. Bugünkü faaliyette emeği olan İl Sağlık Müdürümüz, Halk Sağlığı Başkanlığı Birimi, KETEM birimi, diğer bütün sağlık personelinin bu çalışmalarından dolayı kendilerine de tekrar teşekkür ediyoruz. Aslında vatandaşımız da ilgi gösteriyor, vatandaşımıza da teşekkür ediyoruz. Meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, diğer kuruluşlar. Temel çağrımız bütün vatandaşlarımız, sağlık birimlerimize önleyici hizmetlerden istifade etmek üzere başvursun. Özellikle kanser taramaları ile ilgili. Herkesin katkısını, katılımını bekliyoruz. Bu sağlık merkezlerine, risk gruplarına davet ediyoruz." diye konuştu. "Bütün kadınlarımıza ulaşmaya çalışıyoruz" Kanseri yakalayabilecekleri en erken zamanda yakalamak ve tedaviye başlamak için çaba sarf ettiklerini anlatan Manisa İl Sağlık Müdürü Opr. Dr. Fatih Zeren ise, "40-70 yaş arasındaki bütün kadınlarımızı ulaşmaya çalışıyoruz. Ekim ayında onları aile hekimliklerimize, halk sağlığı merkezlerimize, sağlıklı hayat merkezlerimize bilhassa davet ediyorum. Kanseri yakalayabileceğimiz en erken zamanda yakalamak ve bununla ilgili tedaviyi başlatmak amacımız." şeklinde konuştu.
"Eklem koruyucu cerrahi ile doğal hareket korunabilir"
27 Ekim 2025 Pazartesi - 14:07 "Eklem koruyucu cerrahi ile doğal hareket korunabilir" Günümüzde gelişen biyolojik ve cerrahi yöntemler sayesinde, eklemi onarmanın ve korumanın mümkün olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Kliniği’nden Opr. Dr. Barış Özgürol, "Bu nedenle uzun süren eklem ağrısı, takılma veya hareket kısıtlılığı yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurması, hem tedavi başarısını hem de yaşam kalitesini artıran en önemli adımdır" dedi. Liv Hospital Samsun Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nden Opr. Dr. Barış Özgürol, eklem koruyucu cerrahiler hakkında bilgilendirmede bulundu. Eklemlerin vücudumuzun hareket merkezi olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nden Opr. Dr. Barış Özgürol, "Diz, kalça, omuz ve ayak bileği gibi büyük eklemler günlük yaşamda en çok yük taşıyan yapılardır. Ancak zamanla aşırı kullanım, spor yaralanmaları, yanlış egzersiz, kilo fazlalığı veya yaşa bağlı kıkırdak aşınmaları bu yapılarda hasara yol açar. Eklemlerde ağrı, takılma hissi, şişlik veya hareket kısıtlılığı başladığında, bu genellikle bir ’alarm’ işaretidir. Erken tanı konulmadığında bu sorunlar ilerleyerek kalıcı eklem dejenerasyonuna, hatta protez ameliyatı ihtiyacına kadar gidebilir" diye konuştu. "Tedavi, hasarın boyutuna göre yapılmalıdır" Uzmanların erken dönemde fark edilen eklem problemlerinde her zaman cerrahi dışı tedavilerin öncelikli olduğunu vurguladığını kaydeden Dr. Özgürol, "Bu aşamada fizik tedavi, eklem çevresi kas güçlendirme egzersizleri, PRP veya kök hücre gibi biyolojik enjeksiyonlar, ağrı azaltıcı eklem içi uygulamalar ve kilo kontrolü oldukça etkili yöntemlerdir. Bu tedaviler eklemdeki yükü azaltır, kanlanmayı artırır ve kıkırdak dokunun korunmasına yardımcı olur. Ancak hasar derinleştiğinde yalnızca bu yöntemlerle kalıcı iyileşme sağlanamayabilir. İşte bu noktada ’eklem koruyucu cerrahi’ devreye girer. Bu cerrahiler, eklemi tamamen değiştirmek yerine, mevcut dokuları onarmayı ve yük dağılımını düzeltmeyi amaçlar. Örneğin menisküs yırtıklarında tamir ameliyatı, kıkırdak hasarlarında mikro kırık veya kıkırdak nakli işlemleri, diz çevresindeki eğriliklerde düzeltici osteotomiler ya da kalça sıkışma sendromunda yapılan artroskopik girişimler eklem koruyucu cerrahilere örnektir. Bu ameliyatlar genellikle ’kapalı yöntem’ dediğimiz artroskopik tekniklerle, yani küçük kesilerden kamera eşliğinde yapılır" bilgisini paylaştı. "Erken müdahale ile tedavi başarısı artar" Erken müdahalenin öneminden bahseden Özgürol, şunları söyledi: "Modern cerrahi yaklaşımlar sayesinde hastalar hem kendi doğal eklemlerini koruyabilir hem de yıllarca protez gerektirmeden aktif yaşamlarına devam edebilir. Eklem koruyucu cerrahiler, doğru hasta seçimi ve deneyimli ortopedi cerrahlarının elinde uygulandığında oldukça başarılı sonuçlar verir. Cerrahi sonrası erken fizik tedavi ve kontrollü egzersizle, çoğu hasta birkaç hafta içinde ağrısız yürüyebilir, hatta spora dönebilir." "Herkeste protez çözüm olmayabilir" Sonuç olarak, eklem ağrısı çeken herkesin çözümünün protez olmadığının altını çizen Opr. Dr. Özgürol, "Günümüzde gelişen biyolojik ve cerrahi yöntemler sayesinde, eklemi onarmak ve korumak çoğu zaman mümkündür. Bu nedenle uzun süren eklem ağrısı, takılma veya hareket kısıtlılığı yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurması, hem tedavi başarısını hem de yaşam kalitesini artıran en önemli adımdır" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
Ruh sağlığı meme kanserinde görünmeyen güç
27 Ekim 2025 Pazartesi - 13:47 Ruh sağlığı meme kanserinde görünmeyen güç Uzman Klinik Psikolog Beldem Sekban, "Meme kanseri, yalnızca fiziksel değil; aynı zamanda duygusal ve ruhsal yönleri olan süreçtir. Tanı anıyla birlikte başlayan bu yolculuk, tedavi tamamlandıktan sonra da psikolojik etkilerini sürdürebilir" dedi. Uzman Klinik Psikolog Beldem Sekban, meme kanseri sonrası psikolojik destek süreci hakkında bilgi verdi. Tanı sürecinin yönetiminin, hastanın psikolojik durumunu doğrudan etkileyebileceğine dikkat çeken Medicana Ataköy Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Beldem Sekban, kişinin bu tanıyı psikologdan veya aile üyelerinden değil doktorundan öğrenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Kişi bunu öğrendiğinde kafasında pek çok soru işareti oluşabiliyor. O anda bu sorulara en doğru cevabı verebilecek kişi doktorudur. Ancak doktorundan bu bilgiyi alırken hastanın yanında güvendiği bir yakınının olması, duygusal yükü hafifletmeye yardımcı olabilir" açıklaması yaptı. Klinik Psk. Beldem Sekban, meme kanseri tanısı alan bireylerde ilk aşamada genellikle şok, korku, üzüntü, inkâr, çaresizlik gibi duyguların görüldüğünü; ilerleyen dönemde ise depresyon, anksiyete, öfke, beden imajında değişiklik, kadınlık algısında değişimler, dişilik özelliklerini kaybetme korkusu, cinsel yaşamın etkilenmesi, eş, aile ve çevre ile olan ilişkilerde değişimler, ölüm korkusu gibi psikolojik etkilerin ortaya çıkabildiği ifadelerini kullandı. Psikolojik destek sürecin ayrılmaz bir parçasıdır Psikolojik desteğin sadece profesyonel yardımdan ibaret olmadığını belirten Psk. Beldem Sekban; aile, arkadaş çevresi, iş ortamı ve hobi gibi sosyal desteklerin de bu sürecin ayrılmaz parçaları olduğunu ifade ederek, kişinin hayatındaki bu destek unsurlarını ‘kaynaklar’ olarak tanımladı. Kişinin kaynaklarının farkında olmasının başa çıkma becerilerini önemli ölçüde güçlendirdiğini belirterek, "Kaynaklar içsel ve dışsal olarak ikiye ayrılır. İçsel Kaynaklar: Kararlılık, yardımseverlik, kendi ayakları üzerinde durabilme becerisi, müzik yeteneği gibi kişinin yaşamın zorluklarıyla baş ederken kullandığı becerileri, özellikleri, yetenekleri, güçlü yanları. Kimi zaman kişinin kendi kendine baş edebildiğini ona hatırlatan bir beden duruşu veya hareketi bile kişiye güç verebilir. Dışsal Kaynaklar: Zorluklarla baş ederken yardım eden kişiler veya dışarıdan alınan destekler aile bireyleri, arkadaşlar, evcil hayvanlar, iş bunlara örnek verilebilir. Psikoterapiye başlama sürecinin bireyden bireye değiştiğini belirten Klinik Psk. Beldem Sekban, genellikle 6-7 ay sonra terapiye başlamanın daha uygun olabileceğini ifade etti. Çünkü bireylerin olumsuz yaşam olaylarıyla başa çıkmalarını sağlayan doğal bir psikolojik sisteme sahip olduklarını, terapiye erken başlamanın ise bu doğal baş etme sürecini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Ancak kişinin intihar riski varsa, tanı almadan önce zaten devam eden bir psikiyatrik süreci varsa ya da kişi şu an psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu belirtiyorsa, bu gibi durumlarda psikoterapiye daha erken başlanması gerektiğini vurguladı. "Terapi, sadece iyi hissettirmek için değildir" Terapinin temel amacının bireyi sadece iyi hissettirmek olmadığını belirten Klinik Psk. Beldem Sekban, "İyi hissetmek, iyileşmek anlamına gelmeyebilir. Terapide esas hedef, kişinin başa çıkma becerilerini güçlendirmek ve duygusal sürecini sağlıklı şekilde yönetmesine yardımcı olmaktır. Bu süreçte kişinin stres seviyesi, baş etme stilleri, duygularını tanıma ve ifade edebilme becerileri üzerine çalışılmaktadır. Terapi sürecine eşlik eden başka ruhsal problemler varsa, onların da ele alınmaktadır" ifadelerini kullandı. Öz duyarlılık: Bireyin kendine karşı şefkati önem taşıyor Kanser tanısı almış bir bireye destek olmak isteyen yakınlar için de önerilerde bulunan Klinik Psk. Beldem Sekban, bu süreçte kişisel yaşanmışlıkları paylaşmaktan, durumu dramatize etmekten ("Bu neden senin başına geldi?", "Bunu hak etmedin" gibi söylemler) ve aşırı pozitif söylemlerden ("Her şey iyi olacak") kaçınılması gerektiğini ifade etti. Son olarak, meme kanseri sonrası psikolojik sürecin yönetiminde bireyin kendi ihtiyaçlarına duyarlılık göstermesinin büyük önem taşıdığını belirten Klinik Psk. Beldem Sekban, "Kişi, kendi ihtiyaçlarını fark edip bu doğrultuda adım atarsa, iyileşme süreci de o ölçüde sağlıklı ilerler" dedi.
Doç. Dr. Ömer Faruk Ateş: "Tiroid nodüllerinde ameliyatsız tedavi mümkün"
27 Ekim 2025 Pazartesi - 13:02 Doç. Dr. Ömer Faruk Ateş: "Tiroid nodüllerinde ameliyatsız tedavi mümkün" Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Faruk Ateş, tiroid nodüllerinin tedavisinde kullanılan RFA/MWA yöntemleri hakkında bilgilendirmede bulundu. Ateş, "Tiroid nodülleri toplumda sık görülen bir durumdur. Her nodülün cerrahi gerektirmediğini, bazı nodüllerin farklı yöntemlerle de tedavi edilebildiğini bilmek önemlidir" dedi. RFA (Radyo Frekans Ablasyonu) ve MWA (Mikrodalga Ablasyonu) yöntemlerinin cilt üzerinden ince bir iğne yardımıyla nodül içerisine girilerek kontrollü enerji uygulanmasına dayandığını anlatan Sakarya Özel Adatıp Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Faruk Ateş, "Ablasyon, tiroid nodüllerinde ameliyata alternatif olarak kullanılan girişimsel bir yöntemdir. Cilt üzerinden ince bir iğne yardımıyla nodül içerisine girilerek kontrollü enerji verilmesi esasına dayanır. Bu sayede nodül küçültülerek hastanın şikayetlerinin azalması hedeflenir" diye konuştu. Yöntemin hangi durumlarda tercih edilebildiğini de aktaran Ateş, "Cerrahiye uygun olmayan hastalarda, kozmetik açıdan rahatsızlık veren nodüllerde, basıya bağlı yutma güçlüğü veya nefes darlığı gibi şikayetlerde, iyi huylu olduğu biyopsi ile doğrulanan nodüllerde" ifadelerini kullandı. RFA/MWA yönteminin cerrahiye alternatif olabildiğini belirten Doç. Dr. Ateş, "Her hasta için aynı yöntem uygun değildir. Tedavi seçeneği, nodülün yapısına, büyüklüğüne ve hastanın genel durumuna göre belirlenir. Bu sebeple detaylı değerlendirme büyük önem taşır. Tiroid nodüllerinde RFA/MWA yöntemi, uygun hastalarda cerrahiye gerek kalmadan etkili bir tedavi seçeneği olabilir. En önemli nokta, doğru tanı ve hekim değerlendirmesidir" şeklinde konuştu.