Son Dakika
|
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
ASAYİŞ
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
İsrail ordusu: "Hizbullah lideri Naim Kasım'ın yeğeni Beyrut'ta öldürüldü"
İspanya, Tahran Büyükelçiliği'ni yeniden açıyor
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Merz: "İsrail'in Lübnan'da yürüttüğü savaş barış sürecini başarısızlığa uğratabilir"
İslamabad’da ABD-İran görüşmeleri öncesinde güvenlik önlemleri artırıldı
İran: "Ateşkes ihlaline karşılık verecektik, Pakistan devreye girdi"
İngiltere: "Rusya, İngiliz sularında ve çevresinde denizaltı operasyonu yürüttü"
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
SAĞLIK
Yozgat’taki hasta ambulans helikopterle sevk edildi
09 Nisan 2026 Perşembe - 17:18:10
Yozgat’ta karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle tedavisi süren hasta ambulans helikopter ile Ankara’ya sevk edildi. Yozgat Şehir Hastanesi’nde tedavi gören 15 yaşındaki S.K. isimli hasta, karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle ileri tetkik ve tedavi amacıyla Ankara Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen ambulans helikopter sayesinde hastanın nakli hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirildi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:26
Türkiye’de tek örnekti, Muğla Büyükşehir’e devredildi
Milas Güllük Mahallesinde su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi ve terfi hatlarını da içeren altyapı işletme imtiyaz sözleşmesi 2005 yılında imzalanmıştı. Türkiye’de su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilen tek mahallesi suyun tonunu 100 liranın üzerinde içmeye başlayınca vatandaşların da talebi ile şirket ile Muğla Büyükşehlir Belediyesi arasında hizmetlerin devri sözleşmesi imzalandı. 35 yıllığına özel bir şirkete devredilen bu proje, Türkiye’de su hizmetlerinin özelleştirilmesi konusunda ilk ve tek örnek olarak biliniyor. 7 kişi yaşamını yitirmişti Muğla’nın Milas ilçesi Güllük mahallesinde, Haziran 2013’te özel şirket tarafından işletilen atık su terfi istasyonunda meydana gelen faciada 7 işçi, metan gazı zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Depoya bakım için inen işçilerin yüksek miktarda metan gazına maruz kaldığı ve olayın teknik tedbirsizlikten kaynaklandığı açıklanmıştı. 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri yapıldı Yıllar içerisinde şirket tarifelerinin MUSKİ’ye kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksek olması, su kesintileri ve altyapı sorunları vatandaşların tepkisine neden oldu. Bölge halkı, artan mağduriyet nedeniyle MUSKİ ve CİMER’e yoğun şikâyetlerde bulundu. Yaşanan sorunlar üzerine Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatıyla bir devir komisyonu kuruldu. Yapılan teknik ve mali incelemeler sonucunda işletmenin değeri belirlenirken, borç ve yükümlülükler düşüldükten sonra 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri konusunda anlaşmaya varıldı. Tüm içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri MUSKİ’ye devroldu 1 Nisan 2026 itibarıyla özel şirketin imtiyaz sözleşmesi sona erdirilirken, Güllük, Kıyıkışlacık’ın bir bölümü ve Zeytinlikuyu Mahallesi’nde su ve kanalizasyon hizmetlerinde tek yetkili kurum MUSKİ oldu. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezinde Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül ve Şirket Yetkilisi İhsan Hızarcıoğlu’nun katılımıyla düzenlenen imza töreni ile Güllük’te yıllardır devam sorun çözüme kavuştu. Böylece yıllardır tartışma konusu olan yüksek su ücretleri sorunu çözüme kavuşmuş oldu. Devir töreninde konuşan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Güllük Mahallesi, Kıyıkışlacık Mahallesi’nin bir bölümü ve Zeytinkuyu Mahallesi’nde içme ve atık su hizmetleri geçmişte yapılan bir imtiyaz sözleşmesiyle 35 yıllık bir süreyle arkadaşlar özel şirketlere devredilmişti. Türkiye’de ilk tek örnektir. O dönem aslında yaygınlaştırma amacıyla başlayan bu uygulama daha sonra durdurulmuş ve başka illere ilçelere sirayet etmemiş. Buradaki hemşehrilerimiz bizim MUSKİ’nin verdiği tabii ki hizmeti hem ücret açısından hem de hizmet açısından yaklaşık arkadaşlar maliyet açısından baktığınızda 110 bine yakın abone Muğla’daki tarifelerin yaklaşık iki katı civarında bir su ve atık su bedeli ödemek zorunda kalıyorlardı. Bugün bu sözleşmeyi imzalıyoruz. Tekrar teşekkür ediyorum. Özellikle MUSKİ Genel Müdürlüğümüz ve ekibine. Karşılıklı toplantılar yapıldı, değer tespitleri yapıldı ve Danıştay’a gönderildi. Danıştay onayladıktan sonra da evet bu devir yapılabilir dedikten sonra da biz artık bugün sizlerin karşısına gururla çıkmış olduk. MUSKİ tekrar bütün Muğla’da tarifeler neyse aynı tarifeleri orada uygulayacak. Aynı zamanda yatırım eksiklikleri varsa onları da tamamlayacak. Firmamızın çalışanlarını da mağdur etmek istemiyoruz. Çünkü oradan firma çekilince onun orada hizmet veren yıllardır emekçileri var. İşte burada arkadaşlarımız var, emekçi arkadaşlarımız. Bu zor şartlarda onların da işlerini kaybetmesine bizim gönlümüz kesinlikle razı vermiyor. 50’ye yakın çalışanımız var. Tabii biz o arkadaşlarımızı da yine aynı bölgede MUSKİ’nin çatısı altında bu sefer istihdam edeceğiz ve oradaki faaliyetleri aynı şekilde o arkadaşlarımızın emeğiyle devamını sağlayacağız. Bu sözleşmenin, bu devrin Miladımıza, Muğla’mıza, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:22
Hayrabolu Devlet Hastanesine dahiliye uzmanı atandı
Hayrabolu Devlet Hastanesi Dahiliye Bölümü’ne atanan Uzm. Dr. Oğuzhan Çalışkan, görevine başladı. Hayrabolu Devlet Hastanesi’nde İç Hastalıkları (Dahiliye) Hekimi Uzm. Dr. Oğuzhan Çalışkan poliklinik hizmeti vermeye başladı. Hastane yönetimi, Dr. Çalışkan’ın deneyimli kadrosuyla birlikte hizmet kalitesinin artacağını ve vatandaşların sağlık alanındaki ihtiyaçlarının daha hızlı karşılanacağını belirtti. Göreve başlayan Dahiliye Uzmanı Dr. Çalışkan, "Hayrabolu ve çevresindeki vatandaşlarımıza en iyi şekilde hizmet sunmak için elimden geleni yapacağım" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:22
"Bağımlılıkla mücadele topyekün olmalı"
Erzurum’da "Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu" toplantısı, Vali Aydın Baruş başkanlığında, gerçekleştirildi. Toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Vali Baruş, Erzurum’da bağımlılıkla mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların olumlu sonuçlar verdiğini belirterek; "Gençlerimizi, çocuklarımızı ve tüm vatandaşlarımızı hedef alan zararlı yapılara karşı mücadelemiz kararlılıkla sürdürülüyor" dedi. Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Vali Baruş, bu süreçte kurumlar arası iş birliği ile toplumsal farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Toplantıda, İl Sağlık Müdürlüğü ve Yeşilay Erzurum Şube Başkanlığı tarafından yürütülen faaliyetlere ilişkin sunumlar gerçekleştirildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Nisan 2026 Çarşamba- 16:06
Van’da sağlıkta yeni dönem
2
09 Nisan 2026 Perşembe- 10:13
Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: "Bir kereden çok şey olur"
3
08 Nisan 2026 Çarşamba- 15:09
Yatağan’daki hastanede kesisiz cerrahi ameliyatı başarıyla uygulandı
4
08 Nisan 2026 Çarşamba- 10:29
11 yıldır hasret çeken çift, abdominal serklaj ameliyatının ardından bebeklerine kavuştu
5
08 Nisan 2026 Çarşamba- 10:48
Bebeklikte kansere yakalanan minik kahramanların umut veren zaferi
27 Ekim 2025 Pazartesi - 12:49
Erken tanı ve yeni nesil tedavilerle meme kanserine karşı umut arttı
Akdeniz Üniversitesi’nde, Dünya Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen toplantıda, erken tanının sağladığı yüksek yaşam oranı ve Avrupa Onkoloji Kongresi’nde uygulanan yeni nesil akıllı ilacın umut verici sonuçları paylaşıldı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Erken tanıyla yüzde 90’ın üzerinde hastaları hayatta tutma şansına sahibiz" derken, Prof. Dr. Mustafa Karaca ise "Yeni nesil akıllı ilaç, hem daha etkili sonuç veriyor hem de daha az yan etkiye sahip" dedi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi tarafından 1-31 Ekim Dünya Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen basın toplantısında, meme kanseriyle mücadelede erken tanının ve yeni tedavi yöntemlerinin önemine dikkat çekildi. "Meme Tanı ve Tedavi Merkezi bir ilk" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, meme kanserinin kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olduğunu belirterek, erken teşhisin hayati önemine vurgu yaptı. Özkan, "Meme kanseri dünyada kadınlar arasında en çok görülen kanser türü ve maalesef akciğer kanserinden sonra en öldürücü ikinci sırada. Erken tanıyla yüzde 90’ın üzerinde hastaları hayatta tutma şansına sahibiz" dedi. Rektör Özkan, bir buçuk yıl önce kurulan Akdeniz Üniversitesi Meme Tanı ve Tedavi Merkezi’nin kısa sürede büyük bir başarıya ulaştığını belirterek şu bilgileri paylaştı: "Bir buçuk yıl içinde 22 bin 943 hastamıza hizmet vermişiz. Bu yılın sonuna kadar 20 bine ulaşmayı hedefliyoruz. 7 bin 580 mamografi, 11 bin 664 meme ultrasonu ve 750 biyopsi gerçekleştirildi. Üniversite hastaneleri arasında bir ilk olan merkezimiz, hem konforlu tanı ortamı hem de hızlı işlem süreçleriyle fark oluşturuyor. Ayrıca vakum biyopsi yöntemini uygulayan tek üniversite hastanesiyiz. Bu, Antalya’da yalnızca bizim merkezimizde yapılabiliyor." "Meme kanserinde en önemli silahımız erken tanı" Prof. Dr. Özlenen Özkan, sözlerini şöyle tamamladı: "1999’dan bu yana meme kanseri görülme oranı yüzde 44 arttı. Akciğer kanserinden sonra en öldürücü ikinci kanser. Bu nedenle en önemli hedefimiz erken tanı. Kadınlarımızın kendilerini düzenli muayene etmeleri, yılda bir kez mamografi yaptırmaları hayati önem taşıyor. Erken tanı, hayat kurtarır." "Dünya standartlarının üzerinde hizmet veriyoruz" Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cumhur Arıcı, merkezin hizmet kapasitesinin dünya standartlarının üzerinde olduğunu belirtti. Arıcı, "Her hasta muayene için geldiği hafta içinde mutlaka muayenesini oluyor. Gerekirse biyopsi 10 gün içinde yapılıyor ve tedavi hemen başlıyor. Bu, dünya standartlarının çok üzerinde bir hız" dedi. Prof. Dr. Arıcı, multidisipliner bir ekiple yürütülen "Meme Konseyi" uygulamasına dikkat çekerek, "Her perşembe yaklaşık 20 hekimden oluşan bir ekip, hastaların tedavi süreçlerini birlikte değerlendiriyor. Bu hem güvenli hem de kaliteli bir yaklaşım. Birinci evrede tanı konan hastalarda başarı oranı yüzde 95. Artık memeyi koruyucu ameliyatlarla tedavi ediyoruz. Gerektiğinde plastik cerrahi ekibiyle birlikte rekonstrüksiyon da yapıyoruz. Resmi kurumlar arasında bu kapsamda hizmet veren tek merkeziz" ifadelerini kullandı. "Erken tanı için multidisipliner alan oluşturduk" Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekti. Çete, "Sigara, alkol, obezite, hormon tedavileri gibi faktörlerin meme kanserine yol açabildiğini anlatmak, erken tanı ve tedavi yöntemlerini bütüncül biçimde sunmak istedik. Bir buçuk yıl önce oluşturduğumuz bu merkez sayesinde tanıdan tedaviye kadar tüm süreçler aynı çatı altında yürütülüyor. Cerrahiden genetiğe kadar tüm branşları bir arada bulunduran ender merkezlerden biriyiz" dedi. Vakum biyopsi yöntemiyle konforlu tanı Akdeniz Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi İmren Düzen, "Vakum biyopsisi, kalın iğne biyopsisine göre daha etkin bir örnekleme yöntemi. Mikrokalsifikasyonları tespit etmek ve küçük lezyonları çıkarmak için kullanıyoruz. Hızlı, konforlu ve güvenli bir işlem. Üniversite hastaneleri arasında bu işlemi yapan tek merkeziz" açıklamasını yaptı. "Erken tanı sayesinde normal hayatıma döndüm" Meme kanseri tedavisi gören Figen Keleş Tokur ise yaşadığı süreci şöyle anlattı: "Farklı hastanelerde üç ay kontrol sürecim sürdü ancak biyopsi yapılamadı. Akdeniz Üniversitesi Meme Merkezi’ne geldiğim gün tüm tetkiklerim yapıldı, iki gün sonra vakum biyopsiyle tanı konuldu. Doktorların ilgisi, teknik ekip ve sürecin kısa olması beni rahatlattı. Şimdi sağlığıma kavuştum ve kısa sürede yeniden çalışmaya başlamayı umuyorum. Kadınlar yıllık kontrollerini yaptırmaktan korkmamalı; erken tanı hayat kurtarıyor." "Yeni nesil akıllı ilaç umut veriyor" Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mustafa Karaca, Avrupa Onkoloji Kongresi’nde duyurulan yeni nesil akıllı ilaç gelişmelerini şu şekilde aktardı: "Geçen hafta 35 bin onkoloji hekiminin katıldığı Avrupa Onkoloji Kongresi’nde meme kanseri alanında önemli bir gelişme açıklandı. Translumapteriksekan isimli yeni nesil akıllı ilaç, erken evre meme kanserli hastalarda klasik kemoterapiye göre yüzde 11,2 oranında daha etkili bulundu ve yüzde 18 daha az yan etki gösterdi. Düşünsenize; hem daha etkili hem de daha az yan etkiye sahip bir tedavi. Şu anda metastatik dönemde kullanıyoruz. Erken dönemde kullanıma girmedi. Ama kullanıma girmesiyle birlikte biz de Akdeniz Üniversitesi olarak bu ilacı kullanmaya başlayacağız. Zaten metastatik dönemde de klinik çalışmalarda ilk bu ilacı kullanan ünitelerden bir tanesiyiz. Bu anlamda sevindirici. Biz bu erken dönemde ilaçları ne kadar etkin bir şekilde verip, ne kadar etkin bir şekilde sonuç alırsak, cerrahideki başarı ve cerrahideki o hastaların morbitesini çok önemli derecede azaltmakta." Toplantıya Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cumhur Arıcı, Başhekim Prof. Dr. Yıldıray Çete, Radyoloji Anabilim Dalı’ndan Öğretim Görevlisi İmren Düzen, İç Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mustafa Karaca ile tedavi süreci devam eden Figen Keleş Tokur katıldı.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 12:35
Tekirdağ’da sağlık kadroları güçleniyor
Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü, son dönem atamalarla birlikte il genelinde sağlık kadrolarının önemli ölçüde güçlendiğini açıkladı. İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, "İlimizde şimdi daha güçlüyüz" ifadesine yer verilerek, son üç ayda yapılan planlamalarla birlikte Tekirdağ’ın belirgin bir hekim gücüne ulaştığı belirtildi. 124. Devlet Hizmet Yükümlülüğü kapsamında 213 hekimin atanmasının ardından, 2025 yılı 2. Dönem İlk Defa ve Yeniden Atama Kurası ile 13 uzman tabip, 8 uzman diş tabibi, 3 tabip, 1 diş tabibi ve 2 eczacının görevlendirmesinin yapıldığı bildirildi. Ayrıca eş zamanlı olarak 2025/5 KPSS kapsamında 155 sağlık personeli kadrosunun ÖSYM yerleştirmesiyle belirlendiği, bu kişilerin atanma kararlarının ardından görevlerine başlayacakları ifade edildi. Son olarak Bakanlık tarafından belirlenen 125. Devlet Hizmet Yükümlülüğü münhal kadroları doğrultusunda Tekirdağ’daki sağlık tesislerine 25 uzman ve 5 pratisyen olmak üzere toplam 30 hekim kadrosu tahsis edildi. Yeni hizmet binasında hizmete başlayan ÇOSB Kapaklı Devlet Hastanesi’ne atanacak 11 uzman hekimin bölgedeki sağlık hizmet sunumunu üst seviyeye çıkaracağı belirtildi. Açıklamada, "İlimize hayırlı olmasını diliyoruz" ifadelerine yer verildi.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 12:27
Çölyak hastalarına büyük kolaylık: Glütensiz ürün satış noktası yoğun ilgi görüyor
Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından Demokrasi Meydanı’nda hizmete açılan Çölyak Ürün Satış Noktası, vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü’nde Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar tarafından başlatılacağı duyurulan çalışma, çölyak hastaları için glütensiz ürünleri tek noktada vatandaşlara sunuyor. Sakarya Büyükşehir Belediyesi, hayatın her anında ihtiyacı olan her vatandaşın yanında olmaya devam ediyor. 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü’nde vatandaşlarla buluşan Başkan Alemdar, Çölyak hastaları için Demokrasi Meydanı’nda belediye güvencesiyle ihtiyaç duydukları ürünlerin satış noktasını kuracaklarını belirtmişti. Satış noktasında, tamamı glütensiz ve katkısız birçok ürün yer alıyor. Glüten hassasiyeti bulunan vatandaşlar için hazırlanan noktada, un, makarna, ekmek çeşitleri, kek, kurabiye, hamur mayası, atıştırmalıklar ve benzeri ürünlerin yanı sıra hurma özü, keçiboynuzu özü, hindistan cevizi özü, mısır unu, pirinç unu, kinoalı un, fındık unu, nohut unu ve badem unu gibi özel ürünler de satışa sunuluyor. Vatandaşların glütensiz ürünlere daha kolay ulaşabilmesi amacıyla hayata geçirilen satış noktası, ilk günden itibaren yoğun ilgiyle karşılandı. Ürün çeşitliliği ve erişim kolaylığı sayesinde çölyak hastaları ile glüten hassasiyeti bulunan bireylerin uğrak noktası haline gelen merkez, haftanın her günü vatandaşlara hizmet vermeye devam ediyor. Demokrasi Meydanı’nda kurulan satış noktasından düzenli olarak alışveriş yapan Aslı Arslan, "Çölyak hastasıyım. Birçok ürünün burada toplanması çok iyi oldu. Her zaman farklı marketlere gidip, ihtiyaçlarımı öyle karşılıyordum. İnternetten sipariş vermeme gerek kalmadan buradan tüm ihtiyaçlarımı alabiliyorum" dedi. Uygun fiyatlardan oldukça memnun olduğunu belirten Leyla Aran, "Sürekli ulaşılabilir bir noktada. Fiyatlarda uygun. Başkanımızdan istedik o da bizi kırmayıp böyle bir noktayı bizlere kazandırdı. Ulaşılabilirlik çağımızın en önemli mevzusu. Başkanımızın ön ayak olması bizleri çok sevindirdi" derken, uzun zamandır ürün tedarikinde sıkıntılar yaşadıklarını belirten Nurdan Atabay, "3 yıldır Çölyak hastalığı ile mücadele veriyoruz. Ürün temin etmede zorluk çekiyoruz. İnternetten alışveriş yaptığımızda kargo ücretleri oluyor. Burası açıldığından beri hızlıca ürünlere ulaşabiliyorum. Memnun kaldık. İyi ki açıldı" ifadelerine yer verdi.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 12:03
Çocukların görünmeyen savaşı: Akran zorbalığı
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, zorbalığın ergen bireylerin sosyalleştiği okul, okul çevresi ve mahallelerde gözlemlendiğini belirterek, "Zorbalık; güç dengesizliği içeren, tekrarlayan veya tekrarlama potansiyeli olan istenmeyen saldırgan davranışlardır" dedi. Zorbalık davranışını genel olarak kimlerin sergilediğini ve hangi alanlarda yapıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayçiçek Dinçer, "Zorbalık; bir kişinin bir kişiye karşı güç gösterisi yapmak için güç dengesizliğini içeren, tekrarlayan ya da tekrarlama potansiyeli olan istenmeyen saldırgan davranışlardır. Bu kişilerin daha çok okul dönemindeki çocuklar olduğunu söyleyebiliriz. Zorbalığın gerçekleştiği alanlar ise ergen bireylerin sosyalleştiği okul, okul çevresi ve mahallelerde gözlemleniyor" değerlendirmesinde bulundu. "Zorbalığın 3 tipi mevcuttur" Zorbalık tiplerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Ayçiçek Dinçer, şu bilgileri verdi: "Zorbalığın 3 tipi mevcuttur. Bizim akran zorbalığı dediğimiz kavram aslında geleneksel zorbalıktır. Bunun da 3 alt tipi vardır. Bunları Fiziksel, Sözlü ve İlişkisel-Sosyal olarak sıralayabiliriz. Fiziksel dediğimiz alt tip, bireyin karşı bireye fiziki şiddet uygulaması olarak tanımlıyoruz. Sözlü dediğimiz durum da bireyin görünümüne, becerilerine, yeteneklerine, ailesine, kültürüne karşı alay etme ve aşağılama durumu. İlişkisel-sosyal boyutu da daha çok mağdurun kendi sosyal ilişkilerini karalama, dedikodu yayma, bir gruptan dışlama, akran ilişkilerini bozmaya yönelik olan davranışlardır." "Dijital zorbalık artık çağımızın yükselen zorbalık türü" Dijital zorbalığın giderek yükseldiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, "Pandemi döneminde eve kapanma sürecinin bize getirdiği dezavantaj ise küçük yaşlardaki çocukların sıkça ekran başında vakit geçirmesi. Artık küçük yaşlardaki çocuklar bu beceriye sahip değilken dijital ortamı çok iyi kullanabilir hale geldiler. Dijital zorbalık artık çağımızın yükselen zorbalık türü diyebiliriz. İnternetin sınırsız ve kontrolsüz olması gençlere ‘sonsuzluk’ sağlıyor. Bu ortamlarda da gençler istenmeyen davranışlara devam ediyor. Bunları çevrimiçi ortamlarda mağdur hakkında dedikodu yapmak, mağdura ait olan fotoğrafları izinsiz şekilde paylaşmak ve dolaşıma sokmak şeklinde sıralayabiliriz. Diğer zorbalığa uğradığımız ortamlarda ortamlardan sıyrılabilsek de, dijital zorbalıkta size karşı uygulanan saldırı dijital ortama düştüğü anda çok büyük bir hızla yayılıyor ve orada depolanıyor" açıklamasında bulundu. "Siber zorbalık mağduriyetinde kız çocukları biraz öne çıkıyor" Zorbalıkta hangi cinsiyetin hangi tipe maruz kaldığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ayçiçek Dinçer, "Genel anlamda baktığımızda zorbalık, erkek ve kız çocukları arasında eşit derecede görülüyor. Lakin siber zorbalık mağduriyetinde kız çocukları biraz öne çıkıyor. Erkekler daha çok fiziksel ve sözlü zorbalığa maruz kalırken, kızlar daha çok iletişimsel ve sosyal zorbalığa maruz kalıyor" şeklinde konuştu. "Çocuklara baktığımız zaman geçmişlerinde ihmal ve istismar görebiliriz" Zorbalık davranışında zorba birey ve mağdur bireyin profillerine mercek tutan Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, "Mağdurların kişilik profiline baktığımız zaman, kendi dış görünüşlerinden memnun olmayan, sosyoekonomik olarak daha dezavantajlı kesimlerden gelen, sosyal akranlarıyla daha az sosyalleşen bireyler olduğunu söyleyebiliriz. Bu çocuklara baktığımız zaman geçmişlerinde ihmal ve istismar görebiliriz. İstismar ve ihmal de bu zorbalığı normalleştirmesine ve kabullenmesine neden oluyor. Zorbaların profiline bakacak olursak dışardan bakıldığında arkadaş ortamında ‘havalı ve popüler’ görülen çocuklar. Aslında baktığımızda bu kişilerin eğitim başarıları düşük, dürtü kontrolleri zayıf ve duyguları düzenleme becerileri alt seviyede. Bu alanlarda becerileri düşük olduğu için erişkinlik süreçlerinde iş ve sosyal hayatlarında da sıkıntı yaşıyorlar. Bu kişilerin ebeveynleri ise ‘duyarlı ebeveynlik ‘ dediğimiz ideal ebeveynlik davranışından daha uzak tutum sergiliyor. Tutarsız disiplin anlayışı benimsemiş olabilirler. Zorba çocukların arkadaş ilişkileri ise kendileri gibi bireylerle diyebiliriz" diye konuştu. "Zorbalığa seyirci olan çocuklar zorbanın inançlarını ve davranışlarını benimseme eğilimindeler" Zorba ve mağdur kişinin dışında iki profilin daha karşımıza çıktığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayçiçek Dinçer, şöyle devam etti: "Üçüncü profil olarak zorba-mağdur karşımıza çıkıyor. Çocuklar, bireyler tarafından zorbalığa maruz kalıp mağdur oluyorlar. Lakin bu mağdur çocuklar ellerine güç geçtiğinde zorbalık yapabiliyor. Mağdur olmak da zorbalıkla beraber gidebiliyor. Son olarak zorbalığa seyirci olanlar var. Bunlar direkt zorba ya da mağdur değil ama zorbanın kendisine de aynı baskıyı yapmasından korktuğu için seyirci kalıyorlar. Bazen ebeveynler olarak okulda ya da sokakta çocuklar arasında yaşanan olaylar için ‘aman sakın karışma’ diyoruz. Bu söylemlerimiz aslında bir hata. Çünkü zorbalığa seyirci olan çocuklar ya da gençler zorbanın inançlarını ve davranışlarını benimseme eğilimindeler." "Çocukların ve gençlerin tam potansiyeline erişmesine hatta hayatına neden olabilen engeller" Zorba kişilerin ve mağdurların psikolojik durumlarına değinen Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, şu bilgileri verdi: "Bir de psikolojik boyutları söz konusu. Mağdur çocukların iştahsızlık, karın ağrısı problemleri, baş ağrısı problemleri, okula gitmekte isteksizlik, okul başarısında düşüklük, okulu bırakma isteği, kaygı bozuklukları, intihar düşünceleri ve hatta ölümle sonuçlanan davranışları olabiliyor. Bunlar çocukların ve gençlerin tam potansiyeline erişmesine hatta hayatına neden olabilen engeller. Zorbalarda ise durum aslında çok da iyi değil. Dürtü kontrolleri ve duygu düzenleme becerisi zayıf, okul başarısı düşük, madde bağımlılığı ve suça eğilimi olabilen bireyler. Bu çocuklar aslında o kadar da ‘havalı ve popüler’ değiller." "Okul, aile ve çocuğu içine alan planlamayla gitmek lazım" Çocukların bu davranışı sergilememesi veya maruz kalmaması için alınabilecek önlemlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ayçiçek Dinçer, açıklamasını şöyle tamamladı: "Okulla işbirliği içinde olup müfredatlarda akran zorbalığı ve siber zorbalıkla ilgili eğitimler verilmeli. Aileler olarak eğer çocuğumuz zorba ise, ilk olarak zorbalığı kimseye yapamayacağını bilmesi lazım. Bu bizim katı ve keskin disiplin kuralımız. Bu disiplin, çocuğun elindeki bazı ayrıcalıklar alınarak uygulanabilir. Bu yolda şiddete şiddetle başvurmamak gerek. İkinci olarak rol model olmak gerekiyor. Çocuğunuza şiddetin ne kadar yanlış olduğunu anlatmanız ve bunları da davranışlara yansıtmanız lazım. Üçüncü olarak çocukları yararlı sportif aktivitelere yönlendirmek önemli. Buradaki amacımız empati yeteneği yüksek olan çocuklar yetiştirmek. Bizler ilk olarak çocuğumuzun sonradan öğrenebileceklerini öğretmeye çalışıyoruz. Sonradan öğrenemeyeceklerini yok sayıyoruz. Seyirci olan zorbalar için ailelerin ‘seyirci kalman hiç doğru değil’, ‘senin de başına gelebilirdi’ ya da ‘sen yalnız kalmak ister miydin’ gibi sözlerle teşvik etmesi gerekiyor. Mağdur çocukları yalnız bırakmamak gerekiyor. Şu bir gerçek ki; akademik başarısı iyi olan, sosyal ve bilişsel çevresi iyi olan, yanında arkadaş çevresi olan, arkadaşlarıyla olumlu ilişkiler kurabilen çocuklar zorbalıktan korunmuş çocuklardır. Tabi ki ebeveyn ilişkileri de önemli. Aileler çocuklarıyla iletişim halindeyse o çocuklar zorbalıktan korunuyor. O yüzden okul, aile ve çocuğu içine alan planlamayla gitmek lazım."
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:57
Veteriner hekimler Nilüfer’de buluştu
Nilüfer Belediyesi, Bursa Veteriner Hekimler Odası’nın (BVHO) düzenlediği "Türkiye’de Bilimsel Veteriner Hekimliği Eğitimi’nin 183. Yılı" söyleşisine ev sahipliği yaptı. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen programda, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Veteriner Hekimliği Tarihi ve Deontoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. R. Tamay Başağaç Gül, "Baytar Miralayı Mehmet Ali Bey ve Sivil Veteriner Hekimliği Öğretimi" başlıklı sunumunu yaptı. BVHO üyeleri ile konuya ilgi duyanların katıldığı etkinlikte, mesleğin tarihi ve kurucu isimleri ele alındı. Açılış konuşmasında BVHO Başkanı Melike Baysal, Cumhuriyet’in 102. yılında bir kadın veteriner hekim ve meslek örgütü yöneticisi olmanın kendisi için büyük bir onur ve topluma karşı bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Baysal, halk sağlığına önemli katkılar sunan ve o dönemde "Baytar" unvanını taşıyan tüm meslek büyüklerine saygı ve minnet duyduklarını ifade etti. Prof. Dr. Tamay Başağaç Gül, sunumunda Mehmet Ali Bey’i Türkiye’de veteriner hekimliğinin kuruluşu ve kurumsallaşmasında öncü bir isim olarak değerlendirdi. Mehmet Ali Bey’in çalışkanlığı, idealizmi ve mesleğe adanmışlığıyla kendisini derinden etkilediğini dile getiren Gül, onun yalnızca okulun kuruluşunda değil, aynı zamanda tarım ve hayvancılık alanındaki ilk süreli derginin yayımlanmasında ve ilk meslek derneğinin kuruluşunda da aktif rol üstlendiğini belirtti. Gül ayrıca, mesleklerinin 1937 yılına kadar gururla "Baytar" adını taşıdığını, bu kelimenin küçümsenecek hiçbir yönü olmadığını söyledi.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:24
Her 4 dakikada 1 kişi inme geçiriyor
Girişimsel Nöroloji Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer "29 Ekim Dünya İnme Günü" nedeniyle, inmeden korunma yolları hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Dünya genelinde yılda 17 milyon kişinin etkilendiği ve 6 milyon yaşam kaybına neden olan inme, Türkiye’de ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de yılda 150 bin kişi inme geçirirken; her 4 dakikada bir kişi inme ile karşılaşıyor. Beyin ve damar hastalıkları, ülkemizdeki tüm ölümlerin yüzde 6’sını oluştururken, inme ölüm nedenleri arasında üçüncü sıraya yerleşti. "Zaman beyindir": ilk 4,5 saat kritik önemde İnme tedavisinde inme belirtilerinin fark edilmesinin hayati önem taşımakta olduğunu belirten Girişimsel Nöroloji Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, "Yüzün bir tarafında asimetri, ani kol veya bacak güçsüzlüğü, konuşma güçlüğü, ani görme sorunları, denge kaybı veya ani şiddetli baş ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde hemen 112’yi aramak gerekir. İlk 4,5 saat içinde yapılan müdahaleler, sakatlık ve ölüm oranlarını önemli ölçüde azaltabilir. Bu nedenle ’zaman beyindir’ teması, inme tedavisinde en önemli ilke olarak öne çıkmaktadır. İnme tedavisi konusunda son yıllarda ülkemizde önemli adımlar atılmıştır. 2019 yılında başlatılan sertifikasyon süreciyle 57 kapsamlı inme merkezi ve 51 birincil inme merkezi oluşturulmuş; bu merkezler, nüfusun yaklaşık yüzde 85’ini kapsayarak ülke genelinde inme tedavisine erişimi kolaylaştırmıştır" dedi. İnme önlenebilir bir hastalıktır Erken tanının önemini vurgulayan Uzm. Dr. Gencer, "Sağlık Bakanlığı’nın "Türkiye Kalp ve Damar Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı çerçevesinde yürütülen çalışmalar, aile hekimlerinin de sürece dahil edilmesiyle birinci basamak sağlık hizmetlerinde erken tanı ve takibi güçlendirmeyi hedeflemektedir. Birincil ve ikincil inmeden korunmak için mutlaka yapılması gerekenler, dengeli ve sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve alkolden uzak durma, kan basıncı ve diyabet kontrolü, düzenli sağlık kontrolleri, aile hekimi takibi ve tarama programlarına katılım" şeklinde konuştu. AF inme riskini 5 kat artırıyor Gencer, "Kardiyovasküler hastalıklar arasında atrial fibrilasyon (AF) ve karotis arter darlıkları, inme riskini önemli ölçüde artıran durumlardır. Atrial fibrilasyon, kalbin düzensiz atmasına neden olan bir ritim bozukluğu olup, inme riskini yaklaşık 5 kat artırır. Kalpteki düzensiz kasılmalar nedeniyle kan pıhtıları oluşabilir ve bu pıhtılar beyne giderek felce yol açabilir. 65 yaş üstü bireylerde yüzde 8-10 oranında görülen AF, çoğu zaman belirtisiz seyredebilir veya çarpıntı, nefes darlığı ve yorgunluk gibi semptomlarla kendini gösterebilir" diye konuştu. Düzenli kontrol şart AF’nin erken tanısı için düzenli nabız kontrolü ve elektrokardiyografi (EKG) tetkikinin önerildiğini söyleyen Gencer, "Tanı konulduktan sonra, inme riskini azaltmak için kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Ayrıca ritim kontrolü sağlayan ilaçlar, elektriksel kardiyoversiyon veya kateter ablasyonu gibi girişimsel yöntemler de tedavi seçenekleri arasındadır. Karotis arter darlığı ise, boyundaki ana atardamarlarda plak birikimi sonucu daralma oluşmasıdır ve iskemik inmelerin yüzde 20-30’undan sorumludur. Risk faktörleri arasında yüksek tansiyon, diyabet, sigara, yüksek kolesterol ve ileri yaş yer alır. Karotis darlığı genellikle belirtisiz seyreder, ancak geçici iskemik atak (TIA) veya inme ile kendini gösterebilir. Erken tanı için Doppler ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Tedavide yaşam tarzı değişiklikleri, antiplatelet ilaçlar ve kolesterol düşürücü ilaçların yanı sıra, ciddi darlıklarda karotis endarterektomi (cerrahi plak temizliği) veya karotis stent yerleştirilmesi gibi girişimsel yöntemler uygulanır. Bu tedaviler, inme riskini yüzde 80’e varan oranlarda azaltabilir" ifadelerini kullandı. Unutulmaması gerektiğini ve inmenin her yaşta ve her an karşılaşabileceğini ifade eden Gencer, "İnme belirtilerini bilmek ve hızlı hareket etmek, hayat kurtarır. Siz ya da çevrenizdekilerde ani konuşma bozukluğu, yüz, kol veya bacakta güçsüzlük, görme kaybı, baş dönmesi ya da ani ve şiddetli baş ağrısı gibi belirtiler fark ederseniz, vakit kaybetmeden 112’yi arayın. Erken müdahale, sağlıklı bir geleceğin anahtarıdır" dedi.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:21
Lokman Hekim Van Hastanelerinde ‘Hasta Hakları Günü’ kutlandı
Van’ın önde gelen sağlık kuruluşlarından Lokman Hekim Van Hastanelerinde, "26 Ekim Hasta Hakları Günü" dolayısıyla etkinlik düzenlendi. Hasta odaklı sağlık hizmeti anlayışıyla faaliyetlerini sürdüren Lokman Hekim Van Hastanelerinde düzenlenen etkinlikte, Başhekim Doç. Dr. Veli Avcı ile Hasta Hakları Sorumlusu Hülya Eylem Durmaz, hastaları ziyaret etti. Ziyaretlerde Doç. Dr. Avcı, "Hasta Hakları Kanunu" kapsamında hasta haklarının güvence altına alınmasına yönelik bilgiler verirken, Hülya Eylem Durmaz ise hastalara karanfil dağıtarak günlerini kutladı. Lokman Hekim Van Hastaneleri yönetimi, Hasta Hakları Günü vesilesiyle hasta memnuniyetinin artırılması ve hakların korunmasına yönelik çalışmaların aralıksız sürdürüleceğini belirtti.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:21
Metabolik sendrom, kadınlarda jinekolojik kanser riskini artırıyor
Yapılan çalışmalar metabolik sendromu olan kadınlarda vajinal kanser riskinin neredeyse yüzde 50 arttığını ortaya koydu. Prof. Dr. Mesut Polat, metabolik sendromdan kaçınmanın önemini ve yöntemlerini aktardı. Hindistan Tıbbi Araştırma Konseyi (ICMR), Ulusal Üreme ve Çocuk Sağlığı Enstitüsü (NIRRCH), metabolik sendromun jinekolojik kanserler üzerindeki etkisini araştırdı. Yapılan araştırma ile metabolik sendromu olan kadınlarda endometriyal kanser riskinin yüzde 45, serviks kanseri riskinin yüzde 26, vulva kanseri riskinin yüzde 49 ve vajinal kanser riskinin yüzde 54 daha fazla olduğu sonucuna varıldı. Medipol Sağlık Grubu’ndan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mesut Polat, araştırmaya değinip metabolik sendroma ilişkin bilgiler verdi. Prof. Dr. Polat, "Metabolik sendrom obezite, hipertansiyon, hiperglisemi, trigliserid dediğimiz yağ oranındaki yükseklik ve iyi kolesterol olarak bilinen HDL seviyesindeki düşüklükten oluşur. Bu 5 parametrenin en az 3’ünü barındırana metabolik sendrom tanısı konulmaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de metabolik sendromun en önemli klinik bulgusu obezitedir" dedi. PKOS olanlarda görülme oranı yüzde 33 Prof. Dr. Mesut Polat, "Metabolik sendromun özellikle polikistik over sendromu (PKOS) olan hastalarda görülme sıklığı neredeyse yüzde 33. En çok o grupta meydana geliyor. Yapılan istatiksel çalışmalarda, özellikle obezite ve hipergliseminin oluşturmuş olduğu serbest östrojen seviyesinin artmasına bağlı olarak endometrium kanseri ile ilişkisi tanımlanmıştır" diye konuştu. Polat, HPV enfeksiyonunun da rahim ağzı kanseri için önemli bir risk oluşturduğunu ifade etti. Sağlıklı beslenmek riski düşürüyor Obezitenin toplumsal bir sorun olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Mesut Polat, "Obezite ile mücadele ve kilonun kontrol altına alınması, vücut kitle endeksinin normal seviyelerde tutulması, metabolik sendromla mücadelede, aynı zamanda jinekolojik kanserlerin önlenmesinde ve tedavisinde önemli bir strateji oluşturmaktadır. Dolayısıyla diyetsel olarak sağlıklı beslenmek birçok sorunu çözecek bir durum. Obezite sadece jinekolojik kanserlerde risk faktörü oluşturmuyor aynı zamanda meme kanseri açısından da bir risk faktörü. Metabolik sendromun kontrol altına alınması ve insülin direncinin düşürülmesi, mevcut kanserlerin görülme sıklığını azaltacağı gibi tedavide de başarıyı artıracaktır" dedi. "Düzenli muayene ihmal edilmemeli" Obezitenin kandaki östrojeni yükselttiğini buna bağlı olarak hormona duyarlı tümörlerde riskin arttığını söyleyen Polat, bu nedenle obezitenin meme kanseri riskine de neden olduğunu ifade etti. Düzenli muayenenin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Polat, sözlerini şöyle noktaladı: "Her kadın mutlaka beslenmesine dikkat etmeli ve düzenli jinekolojik muayenelerini yaptırmalıdır. Eğer risk faktörü yoksa yıllık muayene yapılması yeterlidir. Ailede hikaye olması, klinik olarak hastanın kanama düzensizliklerinin olması, herhangi bir şikayetin olması durumunda en kısa zamanda doktora başvurulmalı. Herhangi bir klinik bulgusu olmayan, ailede kanser hikayesi olmayan kişi yıllık kontrollere gelmelidir."
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:16
Metabolik sendrom, kadınlarda jinekolojik kanser riskini artırıyor
Yapılan çalışmalar metabolik sendromu olan kadınlarda vajinal kanser riskinin neredeyse yüzde 50 arttığını ortaya koydu. Prof. Dr. Mesut Polat, metabolik sendromdan kaçınmanın önemini ve yöntemlerini aktardı.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:12
Anadolu’dan dünyaya yayılan kekik birçok hastalığın şifası
Bütüncül Tedavilerde Mikro Besin ve Aromaterapi Destekleri Kongresi’nde konuşan Dr. Burak Aydın, "Neredeyse her ailede bir kişi kansere Doğal ürünler kansere karşı korunma mekanizmamızı güçlendirebilir. Özellikle kekiğin etken maddelerinden karvakrolün kanserle ilişkili tedavi edici özellikleri üzerine yapılan çalışmalar dikkat çekiyor" dedi.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 11:12
Mersin’de meme kanseri farkındalık etkinliğinde kadınlar yoga yaptı
Mersin Büyükşehir Belediyesi, meme kanseri farkındalığını artırmak amacıyla düzenlediği etkinlikte kadınlara erken tanı ve muayene eğitimi verirken, yoga ile sağlıklı yaşamı teşvik etti. Büyükşehir Belediyesi, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde meme kanserine dikkat çekmek için yoga etkinliği düzenlendi. Mezitli Kadın Sağlığı Danışma Merkezi ve Engelsiz Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe kadınlar yoğun ilgi gösterdi. Etkinliklerde, Engelsiz Yaşam Merkezi’nden yararlanan özel bireylerin anneleleri ilk kez yoga deneyimi edinirken, Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürü Uzman Doktor Bahar Gülcay Çat ise kadınlara meme kanserinde erken tanı ve teşhisin önemini anlattı. Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirten Çat, Mezitli Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’nde her yıl Ekim ayında farkındalık oluşturmak ve sağlıklı yaşamı teşvik etmek amacıyla etkinlik düzenlediklerini ifade etti. Çat, hareketsiz yaşamın meme kanseri başta olmak üzere tüm kanser tiplerini ve kronik hastalıkları tetiklediğini söyleyerek, "Yoga gibi egzersizlerle kişiler, ruhsal açıdan doygunluğa ulaşıp, bedensel ve ruhsal sağlıklarını pozitif yönde dönüştürebiliyor" dedi. "Erken tanı hayat kurtarıyor" Kadınlarda en sık tanı alan hastalıkların başında meme kanserinin geldiğine dikkat çeken Çat, meme kanserinin tamamen tedavi edilebilir ve erken tanı ile önlenebilir bir hastalık olduğunu hatırlattı. Çat, tarama programlarının çok genişletildiğini ve meme kanseri tedavisinde desteklerin arttığını belirterek, kadınların her yıl düzenli tarama ve kişisel muayene yapmalarının önemini vurguladı. Etkinlikte, kadınlara meme muayenesi eğitimi veren Çat, "Çok basit bir yöntemle, 2 dakikalık bir muayene yaparak kitlelerin erken teşhisi mümkün olabilir. Genetik nedenler bazı kadınlarda kanseri artırıyor. Bu nedenle, ailesinde kanser öyküsü olan kadınlar 35 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak meme muayenesi yaptırmalı; 2 senede bir olmak üzere mamografi ile meme kanseri taramasına girmelidir. Herhangi bir aile öyküsü bulunmayan kişiler ise 40 yaşından itibaren 2 yılda bir mamografi tetkiki yaptırmalıdır" diye konuştu. Meme kanserinde risk faktörlerinin özellikle araçların kullanımının yaygınlaşmasıyla ortaya çıktığını belirten Çat, hareketsiz yaşamın kanseri tetikleyen önemli bir faktör olduğunun altını çizdi. Çat, sağlıklı beslenme ve egzersiz yapmanın kanseri önlemede etkin rol oynadığını ifade ederek, "Diyetisyenlerimizin önerdiği, özellikle Akdeniz ve Ege bölgesinde yaygın olan Akdeniz tipi beslenmeyi kişilerin hayatına katmasını teşvik ediyoruz" diye konuştu. "Sigara dumanına maruz kalan kişiler de kanser tehdidi altında" Meme kanseriyle birlikte diğer kanser türlerinde de sigaranın önemli bir tetikleyici olduğunu kaydeden Çat, "Sigara, sadece içen için değil, sigara dumanına maruz kalan kişiler için de aynı etkiyi oluşturuyor ve kansere sebep olan faktörlerin başında geliyor. Alkol kullanımı ise vücuttaki kanser hücrelerinin artmasına ve kanser hastalıklarının oluşmasına neden oluyor. Bilinenin aksine genetik faktörler, bunların yanında çok daha az bir paya sahip" ifadelerine yer verdi.
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:46
Erdemli’de meme kanseri farkındalık etkinlikleri
Mersin’in Erdemli ilçesinde meme kanseri farkındalık etkinlikleri gerçekleştirildi. İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinesinde meme kanseri farkındalık ayı çerçevesinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenledi.Sağlıklı Hayat Merkezi Kanser Tarama Birimi tarafından yapılan çalışmalarda 483 kadına mamografi çekildi, 13’ü ileri tetkik için sevk edildi. Çalışma ile ilgili bilgi veren Sağlıklı Hayat Merkezi Kanser Tarama Birimi Sorumlu Hekimi Dr. Meftune Menteş, dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğunu belirterek, "Ülkemizde her 18 kadından biri meme kanserine yakalanma riski taşımaktadır.40-69 yaş arası kadınların iki yılda bir ücretsiz mamografi yaptırmaları önemlidir"dedi. Dr. Menteş, ay boyunca hastaneler, alışveriş merkezleri ve pazar yerlerinde bilgilendirme stantları kurulduğunu, ayrıca farklı kurumlarda ve halk eğitim merkezlerinde eğitimler düzenlendiğini ifade etti.Ekim ayında 483 kadına mamografi çekildiğini, 13 kadının ileri tetkik için sevk edildiğini aktaran Menteş, erken teşhisin hayat kurtardığını vurguladı. Menteş, ayrıca, vatandaşları ücretsiz kanser taramaları için aile hekimliklerine, sağlıklı hayat merkezlerine, KETEM ve toplum sağlığı merkezlerine başvurmaya davet etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder